Tevrat ve İncil, Paraklet'i Müjdeliyor!
TEVRAT'TAN İŞARETLER
" Kendilerine kitap verdiklerimiz, O'nu, çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bilmelerine rağmen gerçeği gizlerler ." (Bakara Sûresi, 146)
***
Bu bölümde; Eski Ahit 'te -muhtemelen- Peygamberimize ( Hz.Muhammed 'e) , Peygamberimiz'in çıktığı bölgeye ve getirdiği mesaja işaret ettiği kanaatinde olduğumuz bölümleri inceleyeceğiz.
Kur'an , Yahudilerin, kelimelerin yerlerini ve anlamlarını saptırmak suretiyle dinlerinde tahrifat yaptığını söylemektedir. (en-Nisa, 46; el-Maide, 41) Bu yüzden Peygamberimizle ilgili işaretler, Yahudiler tarafından başka anlamlara çekilmek ve değiştirilmek istenmiştir. Kelimelerin anlamını çarpıtarak var olan anlamı bozan ehli kitap; böylece Peygamberimize ve İslam'a işaret eden izahların anlaşılmasını zorlaştırmışlardır.
Yahudi din adamlarının, Eski Ahit 'te, İslam ile ilgili var olan işaretleri yanlış anlamlandırmaya çalışmaları, Peygamberimiz'in döneminden beri süregelen bir olgudur. Bu bölümün başında alıntıladığımız ayette kitap verilenlerin (Yahudi ve Hıristiyanların) bir kısmının, Peygamberimiz'in Peygamberliğini anlamalarına rağmen gerçeği gizledikleri söylenmektedir. Yine Kur'an'da, Tevrat ve İncil 'in Peygamberimize işaret ettiği belirtilmektedir. Bize düşen; Tevrat'ı ve İncil'i incelememiz sonucunda var olan işaretleri bulmaya çalışmaktır. Bu bölümde, Tevrat'ın ve İncil'in en eski nüshalarının dilini bilen araştırmacıların araştırmalarını değerlendirmemiz ve kendi incelememizi eklememiz sonucunda Peygamberimize işaret ettiğini tahmin ettiğimiz Eski Ahit ve İncil açıklamalarını size sunacağız.
Bütün Peygamberler İslam'ı Anlatmıştır
Kur'an, Hz.Adem'den beri gelen bütün peygamberleri ' Müslüman ' olarak tanıtır. Müslüman kelimesi Allah'a teslim olmayı ifade eder. Ayrıca bu kelime barışta, emniyette olmayı da ifade eder. Sami dil alimlerinin vardığı kanaate göre İbranice " şalom " kelimesi, Arapça " İslam " (selam da aynı kökten gelir) kelimelerinin hepsi Samice'deki tek ve aynı kökten, yani " şlama " kelimesinden türerler ve aynı anlama sahiptirler. Türkçe'de biz ' Müslüman, İslam ' ifadelerini sadece Peygamberimize uyanlar için kullanıyoruz. Bu kelimeler Türkçe'ye anlamları daralarak girmişlerdir. Oysa bu kelimeler, Allah'ın gönderdiği bütün dinlere uyanları ifade eder. Kur'an'ın kullandığı bu kavramlara Eski Ahit'te şöyle rastlıyoruz:
"Selametle(İslam'la) gelen Peygamberin söylediği eğer çıkarsa, onun gerçekten Efendi'nin gönderdiği Peygamber olduğu anlaşılır." (Eski Ahit-Yeremya; 28/9)
Tercümede " selametle " diye çevrilen bu kelimenin, Eski Ahit'in orijinal dilinde " İslam " ile aynı anlama geldiğini gördük.
Tarihsel olarak Hz.Musa'dan sonra gelip de; 1- Allah'ın varlığını 2- Allah'tan başkasına tapmamayı 3- Bütün Peygamberlerin onaylanmasını 4- Ahiret gününe inanmayı 5- Güzel ahlâkı savunmayı; öldürmeye, çalmaya karşı durmayı ve zayıfların, yetimlerin gözetilmesini söyleyen ve bunu dünya çapında yerleştiren iki peygamberden biri Hz.İsa, diğeri Peygamberimiz Hz.Muhammed'dir. Eski Ahit'te geçen ifade, bir peygamberin söylediklerinin çıkmasının ve peygamberin İslam'la gelmesinin; o peygamberin doğruluğunu göstereceğini söylüyor. Peygamberimizin söyledikleri sonucu milyarlarca insan, Allah'ı sevmiş, Allah'ın kudretinin sonsuzluğuna inanmış; Allah'ın, Peygamberimize verdiği kitapta tüm söylenenlerin doğruluğu ise, tarihin ilerlemesi ve bilimin gelişmesiyle anlaşılmıştır. Eski Ahit'in hiçbir yerinde ise Hz. Musa 'dan sonra peygamber gelmeyeceğine dair bir açıklama yoktur. Hz. Muhammed 'in peygamberliğinin doğruluğunu Eski Ahit'e inanan bir kişi, sırf bu ifadeden bile anlayabilir. Üstelik Eski Ahit, bir Peygamberin selametle (İslam'la) gelmesini şart koşarken, İslam ismi en çok Hz. Muhammed ile bütünleşmiştir.
Muhammed İsmine İşaret
" 6 : Her şeye Egemen Efendiniz diyor ki; 'Bir kere daha, vakit azdır ve Ben göklerle yeri, denizle karayı sarsacağım.
7 : Ve bütün milletleri sarsacağım ve bütün milletlerin Himada'sı gelecek ve bu mabedi şanla, şerefle dolduracağım,' der.
8 : ' G ümüş de, altın da benimdir', diyor her şeye Egemen Efendiniz.
9 : 'Benim bu son evimin şöhreti ilkinden daha büyük olacak,' der kalabalıkların Efendisi. Ve; 'Bu yerde selam(şalom) vereceğim,' der kalabalıkların Efendisi." (Eski Ahit-Haggay; 2/ 6- 9)
Haggay 7'de orijinal metinde geçen " Himada " kelimesi, Arapça'da geçen ‘ Muhammed ' ismiyle aynı köklerden (H-M-D) gelmektedir ve genel olarak aynı anlamları taşımaktadır. Böylece Hz.Muhammed'in ismi veya isminin anlamını veren kelime, gelecekte oluşacak görkemli bir olay ile beraber anılmaktadır. Eski Ahit'ten sonra gelen ve Allah'ın varlığını milyarlara yayan Muhammed Peygamberin(s.a.v.) gelişinden daha görkemli ne olabilir?! Üstelik Haggay 9'da geçen " şalom " kelimesinin İslam ile aynı anlama geldiğini, aynı köke sahip olduklarını gördük. " Himada " kelimesinin Türkçe'ye " değerli eşyalar " anlamında çevrilmesi yüzünden Eski Ahit'i İbranicesinden takip etmeyenler bu inceliği görememektedirler.
Musa Gibi Peygamber
" 18 : Onlar için kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkartacağım. Ve sözlerimi onun ağzına koyacağım. Ve kendisine emrettiklerimin tümünü onlara bildirecek.
19 : Ve vaki olacak ki; benim ismimle söyleyeceği sözlerimi dinlemeyecek olan kişiyi Ben cezalandıracağım." (Eski Ahit - Tesniye: 18/18-19)
Tevrat'ın Tesniye bölümünde, ileride gelecek bir peygambere işaret edilmektedir. Hıristiyanlar, bu ifadenin Hz. İsa'yı işaret ettiğini söylemektedirler. Fakat birçok açıdan Hz.Musa'ya Hz.İsa'dan daha çok benzeyen Peygamberimiz'in de bu ifadeyle kastedilmiş olması mümkündür. Belki de hem Hz.İsa'ya, hem Hz.Muhammed'in ikisine birden işaret vardır. Doğrusunu Allah bilir.
Hz.İsa'nın Yahudi olması sebebiyle ayete daha uygun olduğu düşünülebilir. Fakat Yahudilerin ve Arapların ortak atadan geldiği, yani kardeş toplumlar oldukları bilimsel incelemelerin de sonucudur. Tucson Arizona Üniversitesi 'nden Michael Hammer ve İsrail Üniversitesi nden birkaç meslektaşı 1371 kişinin Y kromozomlarındaki 18 bölümü incelediler. 29 farklı topluluktan gelen bu insanlar içinde, yedi Yahudi (Avrupa); Latin, Kuzey Afrikalı, Kürt, İraklı, İranlı, Yemenli ve Etyopyalı, beş Arap; Filistinli, Lübnanlı, Suriyeli, İsrail Drüz, Suudi ve 16 Sami olmayan grup vardı. Çalışma, farklı bölgeden gelen Yahudilerin ve Arapların birbirleriyle yakın akraba olduklarını gösterdi. Bu çalışma Hz.İbrahim'in hem Yahudiler'in hem Araplar'ın ortak atası olduğuna dair inançla uyum içindeki bilimsel bir veridir.
Tevrat'ın Tesniye bölümündeki ifadeye dönersek, Hz. Muhammed'in Hz.Musa'ya, Hz.İsa'dan daha çok benzeyen birçok yönünü gösterebiliriz. Hz.Musa'nın da Peygamberimiz'in de kendi yaşamları içinde kendi toplumlarında bir hakimiyet kurdukları, bir yapı oluşturdukları bilinmektedir. Hz.İsa'nın vefatından sonra Hıristiyanlar böyle bir yapı oluşturabildiler.
Peygamberlerin ortak mesajı taşıyan insanlar olduklarını bilen bizler için, Hz.İsa ile Hz.Muhammed'den hangisinin daha çok bu ayete uyduğunu söylemek zordur. Fakat Hz.İsa'yı teslis(üçleme) inancıyla ilahlaştıran kiliselerin, Tesniye bölümündeki bu ifadenin Hz.İsa'ya Peygamberimizden çok uyduğunu söylemeleri büyük bir çelişkidir. Çünkü kiliseler Hz.İsa'yı tanrılaştırarak, tüm insanların günahları için öldüğünü söyleyerek, Hz.İsa'yı tüm diğer peygamberlerden farklı bir konuma sokarlar. Bu tavrı benimseyen bir Hıristiyanın, Hz.Musa'ya Hz.İsa'nın Hz.Muhammed'den daha çok benzediğini söylemesine imkan yoktur.
Ayrıca Tesniye 18'deki ve 19'daki bir ifadeye özellikle dikkat çekmek istiyoruz: "Bu gelecek peygamberin, Tanrı'nın ismiyle sözler söyleyeceği" vurgulanmaktadır. Peygamberimize gelen Kuran'ın en ilginç ve diğer kitaplarda görünmeyen özelliklerinden biri; her sûrenin (114 sûrenin 113'ü) Besmele ile yani "Bismillahirrahmanirrahim" (Merhametli, Şefkatli Allah'ın ismiyle) diye başlamasıdır. Peygamberimize verilen Kur'an'ın bu özelliği, gelecek peygambere Allah'ın sözlerinin verileceğini ve o peygamberin "Allah'ın ismiyle" bu sözleri söyleyeceğini belirten ifadelerle büyük bir uyum oluşturmaktadır.
Peygamberimizin Çıktığı Yere İşaret
" 1 : Ve Allah adamı Musa'nın, ölümünden önce İsrailoğulları'na okuduğu hayır dua şudur.
2 : Ve dedi: 'Efendiniz Sina'dan geldi. Ve onlara Seir'den doğdu. Paran Dağından parladı. Ve mukaddeslerin on binlercesinin içinden geldi. Onlar için sağ elinde alev alev yanan ateş vardı.'" (Eski Ahit-Tesniye: 33/ 1-2)
Vefatından önce Hz.Musa'nın duası gerçekten de ilginçtir. Bu ifadede geçen birinci yer olan Sina Dağı , Hz.Musa'nın çıktığı bölgedir. İkinci yer Seir olup, Hz.İsa'nın çıktığı bölgedir. Üçüncü yer ise Peygamberimiz Hz.Muhammed'in çıktığı bölgeyi ifade eden Paran Dağları dır.
Böylelikle Hz.Musa'nın duasında söyledikleriyle; insanların tek Allah inancına inanmasını sağlayan, insanlığın geleceğinde yaygın şekilde kabul görecek, Allah'ın gönderdiği üç din bir arada anılmaktadır. Bu ifade aynı zamanda Tevrat'ın kendisinden sonra gelen Hz.İsa'yı ve Hz.Muhammed'i onayladığının bir delilidir. Kur'an nasıl sonda diğer Peygamberleri; Hz.Musa'yı ve Hz.İsa'yı onayladıysa, Tevrat da bunu başta gerçekleştirmiştir. Tesniye 33/2'de Peygamberimiz'in onbinlerin içinde geleceğinin söylenmesi, daha yaşarken Peygamberimize onbinlerce insanın uyması bakımından, oluşmuş olan gerçeklikle tamamen uyumludur.
Kedar Halkından Olan Putları Kıracak Seçkin Kul
Eski Ahit İşaya bölümü 42'de geçen gelecek ile ilgili anlatımlar, Peygamberimizle büyük bir uyum göstermektedir. Hz.Muhammed gerçekten de hem putları yok etmesiyle (8. cümle) , hem daha sağken yeryüzüne hakim olup adaleti sağlamasıyla (3. ve 4. cümle) hem Ruh'tan (Cebrail) vahiy almasıyla (1.cümle) hem üstün ahlâkıyla (2. ve 3. cümle) hem insanlara ışık olup, körelmiş gönülleri iyileştirmesiyle (6. ve 7. cümle) hem Kur'an gibi yeni bir vahyi insanlara duyurmasıyla (10.cümle) ve hem Hz.İbrahim'in oğlu, İsmail'in oğlu Kedar 'ın soyundan olan bir toplumun üyesi olmasıyla (11. cümle) bu alıntılayacağımız Eski Ahit'ten bölümlere tam bir uygunluk göstermektedir:
" 1 : İşte kendisine destek olduğum, gönlümün kendisinden razı olduğu seçtiğim kulum. Ruhumu (Cebrail'i) onun üzerine koydum. Milletler için adaleti meydana çıkaracaktır.
2 : Bağırıp çağırmayacak. Sokakta sesini yükseltmeyecek.
3 : Ezilmiş kamışı kırmayacak ve tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.
4 : Yeryüzünde adaleti sağlayana dek cesaretini yitirmeyecek ve kıyı halkları O'nun kanunlarını bekler.
5 : G ökleri yaratıp, onları yayan, yeryüzünü ve ürününü seren, dünyadaki insanlara soluk, orada yaşayanlara ruh veren Efendiniz Allah diyor ki:
6 : Ben Efendin. Seni doğrulukla çağırdım. Elinden tutacak, seni koruyacağım, seni halka antlaşma ve uluslara ışık yapacağım.
7 : Öyle ki kör gözleri açasın, zindandaki tutsakları ve cezaevi karanlığında yaşayanları özgür kılasın.
8 : Ben Efendinim. Adım budur. Onurumu bir başkasına, övgülerimi putlara bırakmayacağım.
9 : Bakın önceden bildirdiklerim gerçekleşti. Şimdi de yenilerini bildiriyorum, bunlar ortaya çıkmadan önce size duyuruyorum.
10 : Ey denizlere açılanlar ve denizlerdeki her şey. Kıyılar ve kıyı halkları. Efendinize yeni bir ilahi söyleyin. Dünyanın dört bucağından onu ezgilerle övün.
11 : Çöl ve onun şehirleri, Kedar'ın oturduğu köyler seslerini yükseltsinler. Sela'da oturanlar terennüm etsinler, dağların doruklarından bağırsınlar." (Eski Ahit-İşaya: 42/ 1-11)
İşaya'daki bu bölümleri okuyanlar, Hz.Muhammed'le, bu anlatımların uyumunu anlayacaklardır. Bu olayların ileride olacağının söylenmesi (9. cümle) de önemlidir. Demek ki; bu müjde, Hz.Musa zamanında ve daha önce açığa çıkmamıştır. İşaya 42. bölümün devamında 17'de, putperestlerin utandırılmasından bahsedilmesi de ilginçtir.
Dikkatli bir incelemeyle Eski Ahit'te daha birçok işaretler bulunabilir. Kur'an'ın söylediklerini embriyolojiden astronomiye, jeolojiden arkeolojiye birçok bilim dalı onayladığı gibi, Eski Ahit'in bozulmamış işaretleri de desteklemektedir.
"Ey Kutsal Kitabın bağlıları! Tanık olduğunuz halde, neden Allah'ın delillerini inkâr ediyorsunuz? / Ey Kutsal Kitab'ın bağlıları! Neden gerçeği yalanla örtüyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?" (Ali İmran Sûresi, 70-71)
İNCİL'DEN İŞARETLER
" Ey Kutsal Kitab'ın bağlıları! Kitabın gizlediğiniz birçok bölümünü size açıklayan ve birçoğunu açıklamadan geçiveren elçimiz size geldi! Gerçekten size Allah'tan bir ışık ve apaçık bir kitap geldi. " (Maide Sûresi, 15)
***
Bu bölümde mevcut İncil'e dayanarak Peygamberimiz'in geleceğini müjdeleyen açıklamaları inceleyelim. Bu incelemeyi yaparken Kuran'ın, Hıristiyanların İncil'den birçok şeyi gizlediğini söyleyen ayetini unutmayın.
Hıristiyanların bir kısmının en çok korktuğu şey; üçleme inancının yıkılması, Hz.İsa'nın diğer peygamberler gibi bir peygamber olarak algılanmasıdır. Peygamberimize, İncil'in işaret ettiği kabul edilirse, Hz.İsa'yı aşırı yücelten açıklamaların yanlışlığı ortaya çıkacaktır. Bu yüzden kilisenin en çok gizlemeye çalışacağı bilgilerin başında İncil'de Peygamberimize yönelik işaretlerin varlığı gelmektedir. Kilise kendi otoritesini ve hatta varlığını korumak için İncil'de geçen ifadeleri saptırmaya çalışacaktır. Unutulmamalıdır ki Hz.İsa, Aramice konuşuyordu. En eski İncil nüshaları ise Eski Yunanca, Latincedir. Anlaşılıyor ki, tahrifatların önemli bölümü İncil'in Eski Yunanca'ya ve Latince'ye aktarılması sırasında olmuştur.
Paraklit'ten Kasıt Nedir?
"Hani Meryemoğlu İsa da; 'Ey İsrailoğulları! Ben, sizin için Allah'ın elçisiyim. Benden sonraki ismi övülen/öven (Ahmed) olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim,' demişti." (Saff Sûresi, 6)
***
Kur'an, Hz.İsa'nın, Peygamberimizi müjdelediğini söylemiştir. İncil'de doğrudan bu ifadeyi bulamayanlar, Kur'an'ın kutsal kitaba bağlananların dinlerini gizlediklerini söyleyen ayetine de dayanarak, Hıristiyanların bu ifadeleri içeren İncil ayetlerini yok ettiklerini düşünmüşlerdir. Bir kısım ayetler için bu mümkündür. Fakat araştırmalar sonucu; bir kısım ifadelerin anlamı saptırılarak yanlış yorumlandığı, Kuran'ın belirttiği bu müjdeyi, mevcut İncil'lerin aslında hâlâ içinde taşıdığı anlaşılmıştır. Kutsal kitapların incelenmesi de, böylece Kur'an'ın bir izahının daha doğruluğunu ispatlamaktadır.
Kuran, övülmüş olan veya öven anlamlarına gelen " Ahmed " kelimesiyle, Peygamberimizin müjdelendiğini belirtir. " Ahmed " kelimesi " Muhammed " kelimesiyle aynı kökten gelir. Bazıları "Ahmed" isminin Peygamberimizin özel ismi olduğunu düşünür. Bizce özel isim olarak "Ahmed" yerine, "Ahmed" kelimesinin ifade ettiği " öven, övülen " anlamlarını düşünmek daha doğrudur. Çünkü Peygamberimizin ismi Kuran'da dört yerde geçer ve hepsinde " Muhammed " olarak geçer. (Bakınız: Ali İmran Sûresi, 144; Ahzab Sûresi 40; Fetih Sûresi 29; Muhammed Sûresi, 2) Ahmed isminin özel isim olarak kullanıldığını düşünsek de hiçbir şey değişmez. Her durumda "Ahmed" kelimesi "Muhammed" isminin anlamını vermektedir ve aynı köke (H-M-D) sahiptir.
Peygamberimize işaret eden ve Peygamberimizin ismiyle aynı anlamlara gelip "Ahmed" kelimesinin karşılığı olan kelimelerle, Peygamberimiz'in Yuhanna İncilinde nasıl müjdelendiğini inceleyelim.
Hz.İsa'nın havarilerle yediği en son yemeğin sonunda, yakalanıp götürülmesinden önce, havarilerle yaptığı son görüşmeler bir tek Yuhanna İncil'inde geçmektedir. Diğer üç İncil (Matta, Markos, Luka) bu olaydan hiç söz etmez. Hz. İsa'nın vasiyeti sayılabilecek sözler ettiği bu görüşmelerin diğer üç İncil'de olmaması nasıl açıklanabilir? Acaba bu ifadeler, diğer İnciller'den sonradan çıkarıldı mı? Yuhanna İncil'inde geçen ifadeler şöyledir:
" 15 : Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi gözetirsiniz.
16 : Ben de Baba'ya yalvaracağım ve o size başka bir Paraklit gönderecektir." (İncil-Yuhanna: 14/15-16)
" 26 : Ama Baba'nın benim adımla göndereceği Paraklit, Kutsal Ruh size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak." ( İncil-Yuhanna: 14/26)
" 6 : Size söylediklerimi hatırlatır." (Yuhanna 14:26) (Hz.İsa ile Hz.Muhammed'in mesajı özde aynı gerçekleri içerir.)
Hıristiyanlar, Paraklit'ten kastın Ruhu'l-Kuds(Cebrail) olduğunu söylerler. Peki İncil'in diğer yerlerinde geçen Hz. Cebrail neden hiçbir yerde Paraklit olarak geçmemektedir de, gelecekte geleceği belirtilen şahıs söz konusu olunca Paraklit ifadesiyle Hz.Cebrail kastedilmektedir? Hz.İsa, Yuhanna 16'da gelecek Paraklit'in kendisi gibi olduğunu söylemektedir. İnsan olan Hz.Muhammed mi, yoksa Cebrail mi Hz.İsa'ya benzer ve onun gibidir? Hz.İsa'dan sonra gelip de Hz.İsa'nın Peygamberliğini savunan, Allah'ın varlığından ahiretin varlığına kadar tüm temel noktaları insanlara öğreten, kendisinin bilgisiyle değil, Allah'ın kitap olarak indirdiği vahiyle öğreten Peygamberimizden başka kim vardır?
Prof. Abdulahad Davud 'a göre ‘Paraklit' kelimesinin Hz. İsa tarafından vazedilen Arami lisanındaki "Himda" ve "Hemida" kelimelerinin Eski Yunanca'ya tercüme edilmiş şekli olması kuvvetle muhtemeldir. (Bir önceki bölümde Eski Ahit'te bu kelimeyle Peygamberimize işaret edildiğini gördük.)
Yuhanna İncil'inde geçen Paraklit'in, Kutsal Ruh (Cebrail) diye açıklanmaya çalışılmasını eleştiren Prof. Dr. Maurice Bucaille , bu anlayışı reddederek Paraklit'in(Parakletos) Hz.İsa'dan sonra gelecek, Hz.İsa gibi bir peygamber olduğunu Yunan dili etimolojisine dayanarak şöyle açıklar:
"Burada öne sürülen insanlara bildirme işi hiçbir surette Kutsal Ruh'un(Cebrail'in) işlerinden olan bir ilhamdan ibaret değildir. Aksine kendisini belirleyen Yunanca kelimedeki yayma kavramı sebebiyle, onun açıkça maddi bir niteliği vardır. Şu halde Yunanca ' Akouo ' ve ' Laleo ' fiilleri bir takım maddi işleri ifade ederler ve bu fiiller ancak işitme ve konuşma organlarına sahip bir varlıkla ilgili olabilirler. Dolayısıyla bu fiilleri Kutsal Ruh'a (Cebrail'e) uygulamak mümkün değildir. Öyleyse Yuhanna'nın Paraklit'inde, Hz.İsa gibi işitme ve konuşma melekesi olan bir insan görmek, mantığın götürdüğü bir sonuç sayılmalıdır. Yunanca metin bu melekeleri kesin olarak gerektirmektedir. Demek ki; Hz.İsa, kendisinden sonra Allah'ın yeryüzüne bir başka insan göndereceğini ve onun rolünün, bir cümleyle söylemek gerekirse Allah'ın kelamını işiten ve onun mesajını insanlara tebliğ eden bir peygamberin rolü olacağını haber vermektedir. Şimdi elimizde mevcut metinde bulunan Kutsal Ruh kelimeleri tamamen kasıtlı olarak sonradan yazılmış bir ilaveden ileri gelmektedir. İlavenin gayesi Hz. İsa'dan sonra bir peygamberin geleceğini haber veren bir parçanın ilk anlamını değiştirmektir. Çünkü buna inanmak, Hz.İsa'nın son peygamber olmasını isteyen gelişme halindeki Hıristiyan cemaatleriyle çelişki ortaya çıkarıyordu."
Prof. Abdulahad Davud , Paraklit kelimesinin anlamını etimolojik olarak şöyle anlatır:
"Paraklit kelimesi ' Periqlytos ' kelimesinin bozulmuş şeklidir. 'Periqlytos' gerek etimolojik, gerekse lugat anlamı itibariyle ' şanı yüce, övülmeye layık olan ' demektir. Bu hususla ilgili şahidim Alexandre'nin 'Dictionnaire G rec Français' isimli eseri olup kelimeyi şöyle açıklar: 'Bu birleşik isim ' peri ' ön eki ile ' övmek ' kökünden türeyen ' kleotis ' kelimesinden mürekkeptir. Bu kelime Arapça'da en meşhur, en çok öven, şanı en yüce olan ' Ahmed ' kelimesinin tam karşılığıdır. Burada halledilmesi gereken tek mesele Hz.İsa tarafından kullanılan bu ismin Arami dilindeki aslını bulmaktır."
Peygamber
" 20 : Yahya'nın tanıklığı şöyle oldu, açıkça konuştu, inkâr etmedi: 'Ben Mesih değilim,' diye açıkça konuştu.
21 : Onlar da kendisine; 'Öyleyse sen kimsin? Sen İlyas mısın?' diye sordular. O da; 'Değilim,' dedi. 'Sen O Peygamber misin?' Yahya;'Hayır,' diye cevap verdi. (İncil-Yuhanna: 1/ 20-21)
Hz.Yahya'ya 3 soru sorulmaktadır ve o, bu 3 soruya da olumsuz cevap vermektedir:
1. Sen Mesih misin?(İsa mısın?) 2. Sen İlyas mısın? 3. Sen O Peygamber misin?
Matta İncil'ine dayanıp, Yahya Peygamberin, İlyas Peygamber olacağını söyleyenler olmuştur. Buradaki ifade; "O zaman öğrenciler, İsa'nın kendilerine Vaftizci Yahya'dan söz ettiğini anladılar," şeklindedir. (İncil-Matta: 17/11-13) Oysa Yuhanna'da geçen ifadede Yahya, çok açık bir şekilde İlyas olmadığını söylüyor.
Yuhanna'da üç ayrı peygamberden bahsedilir. Bunlar 1- İsa, 2- İlyas, 3- O Peygamber'dir. Yahya Peygamberin, İsa Peygamberle aynı dönemde yaşadığı bilinmektedir. İncil'de, İsa Peygamber, İlyas'ın geldiğini ve insanların ona çok çileler çektirdiğini söyler. (İncil-Matta: 17/12)
Peki o zaman "O Peygamber" kimdir? İnsanlar Tevrat'ın (Tesniye: 18/18) ifadesinde belirtilen peygamberi beklemektedirler. Bu da göstermektedir ki, "O Peygamber" Hz.İsa'dan farklı bir şahsiyettir. Peki Tevrat-Tesniye 18/18'de belirtildiği gibi Allah'tan aldığı sözleri insanlara duyuran, Hz.İsa'nın çıktığı dönemde hâlâ gelmemiş olan ve Hz.İsa'dan farklı olan peygamber kimdir? Hz.Muhammed dışında Allah'tan aldığı peygamberlik görevini yerine getirip tarihte önemli bir yer kazanmış ve Hz.İsa'dan sonra gelmiş ikinci bir insan gösterilebilir mi?..
Yalancı Peygamber Nasıl Tanınır?
" 15 : Yalancı peygamberlerden sakının. Onlar size koyun postu içinde yaklaşırlar, ama özde yırtıcı kurtlardır.
16 : Onları yaşam ürünlerinden tanıyacaksınız. Hiç dikenlerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanır mı?
17 : Her iyi ağaç iyi ürün verir. Çürük ağaç ise kötü ürün verir.
18: İyi ağaç kötü ürün vermediği gibi, çürük ağaç da iyi ürün vermez.
19 : İyi ürün vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır.
20 : Demek ki, onları yaşam ürünlerinden tanıyacaksınız." (İncil - Matta: 7/15-20)
İncil'in hiçbir yerinde Hz.İsa'dan sonra peygamber gelmeyeceği söylenmez. Buna karşın İncil'de peygamberlik iddiasında olanları tanımada şu kriter verilir: "Verilen ürüne bak ve yalancı ile doğru söyleyeni ayırt et." Oysa Hz.İsa'dan sonra hiç peygamber gelmeyecek olsaydı; Hz.İsa; "Benden sonra Peygamber gelmeyecektir, benden sonra kim peygamberlik iddia ederse o yalancıdır," diye çok kestirme bir şekilde bu soruyu cevaplayabilirdi. Hz.İsa'nın, yalancı ve doğru peygamberi ayırt etmede tavsiye ettiği yöntem, başlı başına Hz.İsa'dan sonra peygamber geleceğine yeterli delildir.
Hz.İsa'dan sonra peygamber gelecek olması ise Hz.Muhammed'in peygamberliğine Hıristiyanlar için yeterli delil olmalıdır. Çünkü Hz.İsa'dan sonra gelip de Allah'a inanan, Allah'a güvenen, Allah'ı seven, putları terkeden toplulukların oluşması gibi harika bir ürün sadece ve sadece Peygamberimizle yollanan din(İslam) sayesinde elde edilmiştir.
Tüm bu açık gerçeklere ve Tevrat'taki, İncil'deki işaretlere rağmen, Tevrat'ın ve İncil'in onayladığını hahamlar, papazlar örtbas etmek için, saptırmak için yarışırlar. İncil'de ne adı geçen, ne kendisine işaret olan Katolik, Ortodoks mezhepleri, Roma'daki Papa ve başpiskopos beyefendilerin(!) görüşleri ne yazık ki, Hıristiyan halkın büyük bir bölümü için Tevrat ve İncil'in görüşlerinden daha önemlidir.
"Allah'ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i efendiler(rab) edindiler. Halbuki hepsi de tek Tanrı'ya kulluk etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka tanrı yoktur. O bunların ortak koştukları şeylerden yücedir." (Tevbe Sûresi, 31)
"Kutsal kitabın bağlılarıyla, zalim olanları hariç, en güzel olan bir tarzın dışında bir yöntemle mücadele etmeyin. Ve deyin ki; 'Bize indirilene de, size indirilene de inandık. Tanrı'mız ve Tanrı'nız aynıdır. Biz sadece O'na teslim olduk.'" (Ankebut Sûresi 46) (Paraklit için ayrıca bkz.:www.mucizeler.com)