İSLAM : 'ALLAH KATINDA TEK DİN'
"Şüphesiz, Allah katında tek din, İslâm'dır."(Âl-i İmran Sûresi, 19)
"Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki; kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır."(Âl-i İmran S., 85)
"(Resûlüm!) O, sana Kitab'ı hak ve önceki kitapları(n asıllarını) tasdik edici olarak tedricen indirmiş; daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat ve İncil'i ve Furkan'ı indirmiştir."(Âl-i İmran S., 3)
"Şüphesiz ki, bu Kur'an, en doğru yola iletir."(el-İsra, 9)
"(Resûlüm) de ki: "Ey Ehl-i Kitap(Yahudi ve Hıristiyanlar)! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz."(Âl-i İmran S., 64)
***
'İslam', "selâm" kelimesinden türemiştir. 'Selâm'; 'itaat etmek, boyun eğmek, bağlanmak, barış, esenlik ve kurtuluş' demektir. Dinî literatürdeki anlamı; Allah'a ve O'nun Resulü'ne itaat etmektir. 'Müslüman'; 'Allah'tan başka hiçbir gizli ve açık ilaha itaat etmeyen ve Hz.Muhammed(s.a.v.)'i diğer bütün peygamberler gibi Allah'ın kulu ve elçisi kabul eden bahtiyar insandır. "Heva ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (yanındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü?"(el-Câsiye, 23) buyurulmaktadır.
Gerçek "Müslüman"; heva ve heveslerinin esaretinden kurtulup Allah'a teslim olmakla, gerçek hürriyete kavuşan mutlu bir kuldur.
İslamiyet; Hz.Âdem'le başlayan ve Hz.Muhammed (s.a.v.) ile kemale ulaşan ve hükmü, kıyamete kadar devam edecek olan ve evrensel olan son ilahi dinin adıdır.
Miladi 610 yılında, Cebrail adlı vahiy meleğinin, "Yaratan Rabbinin adıyla oku!"(el-Alak, 1) diye başlayan ayetleri getirmesiyle Kur'an'ın tebliği başlamış ve İslamiyet bütün zorluklara rağmen en hızlı yayılan din olmuştur. Bu gerçek, İslam'ın, fıtrat dini olmasındandır: "Sen, yüzünü, Allah'ı birleyici olarak doğruca dine çevir. Allah'ın yaratma kanununa uygun olan dine dön ki, insanları ona göre yaratmıştır. Allah'ın yaratması değiştirilemez. İşte doğru din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler."(Rum S., 30)
"Bugün size dininizi olgunlaştırdım ve size nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı beğendim."(el-Mâide, 3)
İslamiyet'e göre; hiçbir insan, doğuştan günah yükü taşımaz:
"Her doğan(çocuk), İslâm fıtratı üzerine doğar; çocuğu anne-babası (sonradan) Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır ve mecusileştirir."[Buhari; Cenaiz, 80,93 / Müslim; Kader, 22(2658) / Muvatta; Cenaiz, 52(1, 241) / Tirmizi; Kader 5 (2139) / Ebû Davud; Sünen 18 (4714)]
Ve herkes, kendi günahından sorumludur:
"Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmez."(el-Fâtır, 18 / el-İsra,15)
Ancak, hadislerin beyanına göre; kötü bir çığır açanlar, o çığırda gidenlerin günahlarının bir mislini yüklenirler. Hayırlı bir çığır açanlar da, aynı şekilde sevap kazanır. Bunun dışında günahlar ve sevaplar ferdidir.
İslam'da, dünya ve ahiret dengesi vardır:
"Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu gözet; dünyadaki payını da unutma."(el-Kasas, 77)
"Sizin hayırlınız, dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını, terk etmeyendir, her ikisi için aynı derecede çalışandır."(Binbir Hadis, Mehmet Arif, sh.177, Hds.431, 1325)
"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış."(Muhtaru'l-Ehadis, sh.29)
İslamiyet, sadece bir inanç ve belli ibadetlerden mürekkep bir din değildir.
İslam, aynı zamanda; ailevi, sosyal, iktisadi, hukuki ve siyasi hayatı düzenleyen temel hükümleri hâvi bir hayat nizamıdır. Bu gerçeği; Kur'an ayetlerinden ve Hz.Muhammed(s.a.v.)'in "Canlı Kur'an" olan hayatından rahatlıkla anlayabiliriz.
"Sonra da seni, din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona(şeriata) uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma."(el-Câsiye,18)
"Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerdir, (zalimlerdir / fâsıklardır.)"(el-Maide, 44,45,47)
[Ayrıca bkz.:
Aile hayatı hakkında: (el-Bakara, 187, 228, 229, 231, 232, 233; el-Ahzab, 50; en-Nisa, 4, 24, 25, 35, 128, 129, 7, 11, 12, 19, 33, 127, 176; Rum S., 21; el-İsra, 23, 24.)
Sosyal(ictimai) konularda: (Âl-i İmran S.,103; el-Enfal, 46; el-Maide 2; en-Nisa 36; en-Nahl, 90, 125; el-Hucurat, 12; el-Maide, 90, 91.)
Ekonomik(iktisadi) konularda: (el-Bakara, 188, 267, 275, 278; ez-Zariyât, 19; et-Tevbe, 60; el-Haşr, 7.)
Hukuki-Siyasi konularda: (el-Maide, 33, 38, 44, 45, 47; en-Nisa, 11-13, 176; en-Nûr, 1-4; el-Câsiye, 18; el-Bakara, 178, 179, 190-193; el-İsra, 57; el-Hucurat, 15.)]
İslamiyet'te her amel-i salih, ibadet şuuruyla yapılır ve ibadetlerde "ihlas", "ihsan", "huşu" ve "takva" esastır:
"Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet(kulluk) etsinler diye yarattım."(ez-Zâriyât, 56)
"Dini, yalnız Allah'a has kılarak(ihlasla) O'na yalvarın."(el-A'raf, 29)
"Haydi; kafirlerin hoşuna gitmese de Allah'a, Allah için dindar ve ihlaslı olarak dua ediniz."(el-Mü'min, 14)
"Kim, muhsin olarak yüzünü Allah'a dönerse (Allah'a hakkıyla kulluk ederse), onun ecri Rabbi katındadır. Öyleleri için ne bir korku vardır, ne de bir üzüntü çekerler."(el-Bakara, 112)
"İhsan; Allah'a, O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir; çünkü, her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da, O, seni mutlaka görür."(Müslim; K. İmam, Hds. 8)
"Gerçekten mü'minler kurtuluşa ermişlerdir; onlar ki, namazlarında huşû(derin saygı ve ürperti) içindedirler."(el-Mü'minûn, 1,2)
"Sonuç, takva sahiplerinindir."(Tâhâ S., 132; Kasas S., 83)
"Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki, varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır. / (Resulüm) de ki: 'Size, bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın hoşnutluğu vardır.' Allah, kullarını çok iyi görür."(Âl-i İmran S. 14, 15)
"Rabbinizin bağışına ve takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun! / O takva sahipleri ki; bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da, güzel davranışta bulunanları sever. / Yine onlar(takva sahipleri) ki; bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları, Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler."(Âl-i İmran S., 133-135)
"Ey iman edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun (Allah'tan ittika edin) ve sâdıklarla beraber olun."(et-Tevbe, 119)