Hangi Durumlarda Hoşgörü Olmaz?
Insan haklarının çiğnendiği, hak ve adalet sözkonusu olduğu, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne kastedildiği, Din-i Mübin-i Islam'a açıkca saldırıldığı durumlarda hoşgörüden bahsetmek; zulme ve yok oluşa davetiye çıkarmak anlamına gelir. Bir kâtile hoşgörü, evinize giren bir yılana/akrebe göz yumarak çocuklarınızı feda etmenize benzer. Halbuki yılanın/akrebin başını ezmeniz, ailenizi ve çocuklarınızı sevmenizin bir icabıdır. Bir katile acırsanız, bütün bir topluma acımamış sayılırsınız. Yani hoşgörü; mutlaka cezalandırılması gerekenleri merhamet çemberinin dışında tutar. Üstelik bazen cezalar; suçlu için ıslah edici bir fonksiyon icra ederek rahmete de vesile olabilir...
Bosna 'da üçyüz binden fazla Müslümanı katleden, binlerce Müslüman kadına tecavüz eden Sırp canisine; Filistin topraklarında Müslümanın elini kolunu taşla parçalayan, halkın tepesine bomba yağdıran zalim Yahudi ye; Çeçenistan 'ı yerlebir eden Rus ayısına(!) karşı hoşgörüden bahsedilebilir mi?..Yani savaş şartları içerisinde, adalet yerini buluncaya kadar zalimin cezalandırılması bir gerekliliktir. Çünkü adalet; "haklıya hakkını vermek, haksıza haddini bildirmektir."
Hoşgörü anlayışımız, bizi içinde bulunduğumuz haksız ortama razı olmaya ve pasif davranmaya itmemelidir. Çünkü hoşgörü; insanları ve yaşanan hayatı, hak olana yönlendirmek için ortaya konan aşk ve muhabbet yüklü bir aktivitedir. Islam'daki cihadın hedefi de, adalet ve hoşgörü ortamının tesisidir. Gerçek adalet, cihadın tatlı meyveleridir. Bir ayette; " Allah uğrunda O'na yaraşır şekilde cihad edin ," (el-Hac, 78) buyurulmaktadır. Hakkıyla yapılan cihad, zulmün ve haksızlığın ortadan kalkmasını; barış, özgürlük, sevgi ve hoşgörü ortamının doğmasını sağlar.