Kendini Incitene de Hoşgörülüydü
Rahmeten li'l-Âlemin, Mescid-i Nebevi'den çıkarken bir Bedevi eteğini çekti ve;
- Develerimi buğdayla yükle! Çünkü sendeki mal ne senin ne de babanın malıdır! dedi.
Bu ani ve kuvvetli çekme neticesinde Allah Resulü'nün ridasının yakası, mübarek boynunu kızartmıştı. Peygamber Efendimiz, bu harekete üzülmüştü. Bedeviye;
- "Önce, beni incittiğinden dolayı özür beyan et; sonra da ben senin istediğine bakarım," buyurdular.
Bedevi, özür dilemeyi gururuna yakıştıramadı ve;
- Özür beyan etmeyeceğim, dedi ve bu sözleri birkaç defa tekrarladı.
Rahmet Peygamberi, ona ahlak ve edeb dersi vermek istiyordu; ama o hiç oralı olmuyordu. Yüce Peygamber, Bedevinin sözüne hiç ehemmiyet vermedi ve ashabından birine dönerek;
- "Bu adam için şu develerin birine arpa, diğerine hurma yükle!" diye emredip yoluna devam etti. (Ebu Davut; Edeb)
Bu, ne ulvi bir davranış örneği idi! Kendini inciten ve ısrarla kaba davranan birisinin dahi gönlünü kırmayan Allah Resulü, üstelik onun ihtiyacını fazlasıyla karşılıyordu. O, niçin böyle davranıyordu? Korktuğundan, çekindiğinden mi? Haşa, ne münasebet! O, insanların en gözü pek olanı ve kahramanıydı. Çünkü O, "Savaş Peygamberiydi" aynı zamanda. Ama O'nun gayesi, insanları cehaletin karanlığından kurtarmak, Islam'ın edep ve merhametini göstermekti. Allah Resulü'nün bu davranışı, o bedevinin gönlünde kim bilir nice kemal şimşeklerinin çakmasına vesile olmuştur! Kim bilir bu nebevi davranış; daha sonra Bedevinin daimi pişmanlığına, nefs muhasebesine ve takva zırhına bürünmesine sebep olmuştur!..