O'nun Hoşgörüsü Bir Mektepti
Allah Resulü'nün hoşgörüsü ibretlerle doluydu. Ve O, hoşgörüyü insanları kazanmak ve eğitmek için vazgeçilmez bir vasıta olarak yaşıyordu. Ashabına hep; "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin," (Buhari; Ilim, 11) düsturunu öğütlüyordu. Kendileri de daima bu prensip üzere hareket ediyordu:
1 Bir defasında; Mescid-i Nebevi 'de ashab-ı kiramla oturmuş sohbet ediyordu. Bedevinin biri içeri girip iki rekat namaz kılmış ve; "Allah'ım; bana ve Muhammed'e rahmet et!" diye dua etmişti. Bu duayı duyan Rahmet Peygamberi; "Pek geniş olan ilahi rahmete sınır çektin yahu!" buyurmuşlardı.
1 Aynı bedevi, biraz sonra mescidin bir köşesine abdest bozmaya(bevl etmeye) başlar. Olaya şahid olan ashabdan bazıları, adama bağırırlar ve üzerine yürürler. Rahmet Peygamberi, onlara mani olur ve; "Bırakın(işini görsün)...Sonra bevlinin üzerine bir kova su dökün; zira siz güçlük değil, kolaylık göstermek üzere gönderildiniz," buyururlar. Sonra bedeviyi yanına çağırarak ona şöyle nasihatte bulunur: "Bu mescidler ne bevil, ne de başka pislik içindir; buralar, Allah'ı anmak, namaz kılmak ve Kur'an okumak için yapılmıştır." (Buhari; Vudu', 58; Edeb, 35)
Bedevi, bütün bu hareketlerini kasten değil cehaletinden yapmıştı. Islam'ın özünü ve edebini henüz bilmiyordu. Yaptıklarını, içinden geldiği gibi yapıyor ve doğru olduğunu sanıyordu. Öyleyse ona yaptıklarının yanlışlığını ürkütmeden, soğutmadan en uygun bir yaklaşım ve tatlı bir dille anlatmak gerekiyordu. Hoşgörü ve Rahmet Peygamberi de onu yapmıştı. Çünkü Rabbi, O'na şöyle buyuruyordu:
" (Ey Muhammed!) sen hikmetle ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et ." (en-Nahl, 125)