ust_banner

sol_blok

ANA SAYFA
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
MİFTAHU'L-CENNEH
(Cennetin Anahtarı)
<< Tamamını Oku >>
 
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<< Tamamını Oku >>

Apokrif Kitaplar

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz." (Âl-i İmran S., 64)

Oryantalizm amacına ulaşabildi mi?

- Üstadım, oryantalizm güttüğü amaçlara ulaşabildi mi? Beklendiği şekilde batının işine yaradı mı?

- Hem de fazlasıyla… Oryantalizmin temel amacı, doğu üzerinde egemenlik hayalleri kuran Avrupa'ya destek sağlamaktı. Oryantalizm bu görevini çok büyük bir başarıyla yerine getirdi, halen de getirmeye devam ediyor. Toplanıp süzgeçten geçirilen, inceden inceye işlenerek batılı ülkelerin siyasi, ekonomik, kültürel, profesyonel çıkarlarına, ideolojilerine yararlı hale getirilen, doğu hakkında çoğu zaman doğuluların bile bilemedikleri bilgiler, özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda batı emperyalizminin ve koloniyalizminin en önemli araçlarından biri durumuna geldi.

Müslüman toplumların özel yapısını, geçmişini, kültürünü inançlarını,örf ve adetlerini, karakterlerini, iç dünyalarını, düşünce biçimlerini, güzellik anlayışlarını, arka planda yer alan değerlerini, sosyal ve dini hayatın köklü geleneklerini tanıyıp ölçmek için göz kamaştırıcı bir bilgi endüstrisi durumuna gelen oryantalizmin genel ve toparlayıcı açıklamaları, batılıların gözünde bulunmaz kriterler olarak kabul ediliyordu.

19. yüzyıldan itibaren, doğuyu anlamanın ötesinde, bu uzmanlardan artık doğuyu da hareketin içine sokması, onları batılı değerlere yaklaştırması, doğuluları batı uygarlığına yatkın, batı çıkarlarına ve batının amaçlarına hizmet edecek hale getirmesi, doğuda batının çıkarlarına hizmet edecek yeni nesiller, yeni fikir akımları, yeni siyasi ve ideolojik hareketler, yeni zevkler ve modalar, batı ekonomik pazarına uygun yeni tüketim biçimleri meydana getirmesi, dolayısıyla oryantalistlerin doğudaki çağdaş tarihin sadece yazarı değil, yapımcısı ve vazgeçilmez figürü olması da bekleniyordu. İkinci Dünya Savaşı arifesinde Avrupa, dünya yüzeyinin %85'ini kendi sömürge alanı haline getirmişti.

Eğer oryantalizmin desteği olmasaydı buraları sömürgeleştirmek ve egemenlik altında tutmak bu kadar kolay ve mümkün olamazdı. Örneğin, Napolyon Mısır'ı yanında büyük bir oryantalistler ekibi ile işgal etmişti. 1798 yılında Mısır toprağına ayak bastığında, oryantalistlerin tavsiyelerine uyarak İslama karşı saldırgan bir tutum izlememiş, gayet yumuşak ve hoşgörülü bir tavır takınmış, ustaca taktiklerle Mısırlıların Memluklara karşı besledikleri kini körüklemeyi bilmiş ve İskenderiye halkına verdiği nutukta "Biz gerçek Müslümanlarız!" demiş, bütün çarelere başvurarak halkı İslam için savaştığına, gerçek amaçlarının İslama hizmet olduğuna inandırmaya çalışmıştı.

Avrupalı büyük devletlerin her biri, yine oryantalistlerin tavsiyelerine uygun olarak, kendi genel politikaları çerçevesinde doğudaki dini, kültürel veya etnik azınlıklardan birini seçiyor, güya onları koruduğunu, çıkarlarını temsil ettiğini iddia ederek, doğudaki etkinliğini ve müdahalelerini artırma yolları buluyordu.

Yahudiler, Ermeniler, Ortodokslar, Dürziler, Kafkasyalılar, Kürtler ve başta Hıristiyanlar olmak üzere doğudaki tüm azınlıklarla ilgili olarak çeşit çeşit projeler, planlar hazırlıyorlar, politikalar geliştiriyorlardı. Doğu toprağı üzerinde batılı yönetimlerin, orduların, bürokratların, çok uluslu şirketlerin işlerini kolaylaştırmak, onlara yararlı alanlar açabilmek için oryantalistler çok çalıştılar. Doğudaki kolonilerde, ticari kuruluşlarda, diplomatik misyonlarda, misyoner teşkilatlarında, güya bölgeye yararlı olmak için kurulduğu iddia edilen okullarda, üniversitelerde, hastanelerde, türlü eğitim ve sağlık kurum ve kuruluşlarında önemli görevler icra ettiler.

Doğuluların kendilerine özgü her şeylerini tahrip etmek, dinlerini, felsefelerini, dillerini mahvetmek, onları hiçbir şeye inanmaz hale getirip, derin bir boşluğa düşürmek, anarşi veya intihar için olgun hale getirmek amacıyla ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

Güç dengesinin Avrupa'dan daha batıya Amerika'ya doğru kaydığı günümüzde de oryantalizmin, yeni emperyalizme başarıyla uydurulduğunu, görüşlerinin esası değişmeden günün şartlarına göre yeniden düzenlenerek yeni bir anlayışa kavuşturulduğunu, doğu ile ilgili her konuda oryantalistlerin politikalara ve politikacılara, hükümetlere, iş adamlarına, çok uluslu şirketlere, akademik dünyaya, bilginlere,diplomasiye, askeriyeye velhasıl herkese rehberlik ettiklerini, yol gösterdiklerini, her olay ve senaryoda etkin roller üstlendiklerini, çoğu zaman en önemli kişiler durumuna geldiklerini görüyoruz.

- Hocam, anladığım kadarıyla, oryantalizmi tanımadan, bütün doğu ülkelerinde ve İslam aleminde olan bitenleri anlamak ve anlamlandırmak imkansız. Bu kuruluşlarda görev yapan, doğulular ve Müslümanlar yok mu? Onlar hiç etkili olamıyorlar mı?

- Oryantalist sistemin içinde, üniversitelerde, vakıflarda, araştırma kuruluşlarında, iktidar tamamı ile batılıların elindedir. Alt düzeyde görevli personel arasında çok sayıda doğulu personel de var ama; bunların doğunun makus talihini değiştirecek hiçbir etkinlikleri olmuyor.

Oryantalistler çok iyi biliyorlar ki, önemli olan insanın nereden geldiği, nereli ve hangi kökenden olduğu, ne düşündüğü değil, fakat onun ne hale getirilmesi ve ne düşündürülmesi gerektiğidir. Batı, eğitim öğretim için kendisine gelen doğulu gençleri istediği kalıba sokmakta, onlara istediği şekli vermekte ve onları kendi amaçları doğrultusunda kullanmakta büyük başarı sağladı.

Bugün hiçbir Müslüman bilim adamı, ABD ve Avrupa yayın dünyasında, üniversitelerinde, enstitülerinde gerçekleştirilen çalışmalara ilgisiz kalamaz. Doğulu öğrenciler ve profesörlerin çalışmalarının bir değer ve anlam kazanabilmesi için, gidip batılı oryantalistlerden ders görüp icazet almaları, onların kullandıkları kavramları kullanmaları, onların bakış açısını benimsemeleri, onların istediği kafa yapısına sahip olmaları, onların beğendiği şekle girmeleri gerekmektedir. Ancak bundan sonra, batılı oryantalist ağabeyleri katında oryantalizmin dogmalarını kendi mahalli çevrelerine nakleden, oryantalizmin doğudaki yerli muhbirleri olarak kişilik kazanabilir, eğitimlerini tamamladıktan sonra batı ülkelerinde kalabilme şansını bulabilirler, yazıp çizdikleri değerlendirmeye alınabilir.

- Ne kadar yazık! Toplumları milletleri onlardan neler bekliyor, onlar neler yapıyorlar!

İnsan kime güvenip, kime inanacağını şaşırıyor!

- Azizim, aslında onları suçlamakta aşırı gitmek de bence biraz haksızlık olur. Doğrusu birbirimizden pek bir farkımız yok. Bir kaos ortamında yaşıyoruz. Bu toz duman içinde, insanlar çoğu zaman kendi öz çıkarlarını tanımakta bile zorluk çekebilirler. Asırlardır aydınlarımızla, fikir adamlarımızla, politikacılarımızla hiçbir sağlam delile dayanmadan nasıl yabancı ideolojilerin, fikir akımlarının tuzaklarına düştüğümüzü, bir çözümsüz seçenekten diğerine savrulduğumuzu, bir çukurdan çıkarken diğerine düştüğümüzü hep birlikte yaşayıp görüyoruz.

Birileri üzerimize oyun üstüne oyun, tezgah üstüne tezgah, senaryo üstüne senaryo, plan üstüne plan hazırlayıp uyguluyorlar. Biz ne yapıyoruz? Kimimiz olana bitene öfkeleniyor ama yapması gerekeni yapamıyor, kimimiz şaşkın ve çaresiz işin sonunun nereye varacağını bekliyor, kimimiz çoktan saf ve kişilik değiştirmiş batılılara muhbirlik yapıp hizmet ederek menfaat devşirmenin yollarını arıyor, kimimiz kendisine ve geçmişine tamamen yabancılaşmış hatta düşman olmuş.

 
alt_banner