ust_banner

sol_blok

ANA SAYFA
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
MİFTAHU'L-CENNEH
(Cennetin Anahtarı)

 
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<<Günümüz Türkçesi>>
<< Azerbaycan Türkçesi >>

APOKRİF KİTAPLAR
<<Günümüz Türkçesi>>
 
 

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz." (Âl-i İmran S., 64)." (Âl-i İmran S., 64)

DEUTEROKANONİK
 ESKİ AHİT APOKRİFLERİ       
Wojciech Bobowius
(Ali Ufkî Bey)

 Editör :
H a k k ı B a y r a k t a r
[email protected]

Osmanlıca Aslından Transliterasyonunu yapan ve Günümüz Türkçesine Uyarlayan:
Kadir Akın
[email protected]

 

Dizgi & Redaksiyon : Kadir Akın & Hakkı Bayraktar
Kapak Kompozisyon :  H.B.

Kapak Uygulama & Mizanpaj : Ubeydullah Bayraktar

 

ISBN : 975 - 288 - 420-2

 

Baskı : 1. Basım / İstanbul, 2015

Basıldığı Yer :
Matbaacılık Ltd. Şti.  
İrtibat Tlf. :

 

Her hakkı mahfuzdur. Telif hakkı sahipleri Kadir Akın ve Hakkı Bayraktar’ın yazılı izni alınmadan kitabın Osmanlı Türkçesi Orijinal kopyası ve günümüz Türkçe metninin bir kısmı ya da tümü, -hiçbir şekilde ve hiçbir yolla- yeniden üretilemez ve dağıtılamaz.
Kaynak göstermek şartıyla, revizyonundan yüz cümleyi geçmeyen izinsiz alıntılar yapılabilir.


 YUDİT’İN KİTABI
           
Birinci Bab                  
1*Büyük Ninova adındaki şehirde saltanat süren Nabu­kadnezar’ın padişahlığının on ikinci yılında, Med vilayeti üzerine Ekbetan’da egemenlik süren Arpakşat’ın gün­le­rin­de;
2*Ekbatan’ın çevresinde eni üç arşın, uzunluğu altı arşın olan dört köşeli taşlardan bir kale yaptı. Kalenin yük­sek­liğini yetmiş arşın eni de elli arşın yaptı.
3*Kentin kapıları üstüne yükseklikleri yüz arşın olan burç­lar diktirdi.
4*Onların temelleri altmış arşın eninde yaptı.
5*Onun tüm yayalarıyla askerleri oradan çıksınlar diye yüksekliği yetmiş arşın ve eni kırk arşın olan kapılar yap­tırdı.
6*O zamanda Nabukadnezar kral Arpakşat’a karşı Ragay sınırında olan büyük ovada savaştı. 
7*Dağlarda yaşayanlar, Fırat ve Dicle ile Hidaspe’nin kolları arasında Elamitler’in kralı Aryok’un ovalarında o­lanların tümü kaçtılar.
8*Onun askerlerine Keludon oğullarının bir çok kabilesi katıldı.
9*Asur kralı Nabukadnezar da Pers ülkesinde batıya doğru Klikya, Şam, Lübnan, Lübnan’ın önünde olanlar ve tüm de­­niz kıyısında yaşayanlara gönderdi.
10*Hem Karmel’le Gilat ve üstteki Celile ile Ezdrelon’un büyük ovasının halkına.
11*Tüm Samiriyeliler ile onun vilayetinde Yordan orta­sındaki Küdüs kenti Betlon, Kalüsa, Kades ve Mısır Irma­ğının yanında olan Tahpanes, Damese, Kasemon ve Yeton köyleriyle ta Tanis’in ötesine.
12*Mısır’ın tüm halkına ta Habeşistan sınırlarına kadar adamlar gönderdi.
13*Ama o yörelerin halkı Nabukadnezar’ın sözünü kü­çüm­sedi ve o savaşa bile katılmadılar. Ondan korkmu­yor­lar ama onu diğer insanlar gibi görüyorlardı.
14*Hem onun elçilerini karşılıksız eli boş geri gönderdiler.
15*Nabukadnezar da bu ülkelere karşı çok darıldı, tahtı ve ülkesi için yemin edip tüm Kilikya, Şam ve Suriye’nin kasabalarından intikam almaya söz verdi.
16*Bütün Moab’la Ammon oğullarını ve Yahuda’yla Mı­sırlılar’ı ta iki denizin sınırlarına kadar yok etsin.
17*Ondan sonra on ikinci yılda Arpakşat üzerine kendi as­kerleriyle cenk alaylarını dizdi. Onu ve onun tüm araba­larını yaktı, tüm şehirlerini ele geçirdi.
18*Ve ta Ekbetan’a geldi. Onun kulelerini aldı ve çarşıla­rını bozup o kentin görkemini aşağıladı.
19*Hem de Ragay dağlarında Arpakşad’ı tutarak onu ok­la­dı ve o günde öldürdü.
20*Onun tüm karışık halkı cenk erlerinin büyük çoğun­luğu idi. Ninova’ya döndüklerinde orada yüz yirmi gün şö­lenler düzenleyerek zevkle eğlendi.

    İkinci Bâb
1*On sekizinci yılın, ilk ayının yirmi ikinci gününde Asur kralı Nabukadnezar’ın sarayında tüm dünyadan intikam almak için sözler yayıldı; nasıl ki Nabukadnezar söyledi idi ise.
2*Bütün kumandanlarını ve danışmanlarını çağırıp;
3*Onlara kendi niyetinin sırrını açtı ve özetle tüm dünya­nın suçlularını kendi ağzıyla tamamen yazdırdı.
4*Onlar da onun ağzından çıkan buyruğa uymayan herke­sin idam edilmesine karar verdiler.
5*Bu yüzden Asur kralı Nabukadnezar o görüşmeyi bitir­dik­ten sonra kendi başkumandanı Holofirno’ ki salta­na­tında onun ikinisi idi; çağırıp ona dedi ki:
6* En büyük kral şah ve bütün yerin sultanı bunu der ki: Önümden gittiğin gibi cesur ve yürekli adamlarla yüz yir­mi bin yaya hem atlar ve atlıların büyük çoğunluğunu on iki bine dek al.
7*Ve tüm batı vilayetleri üzerine var ki sözüme itaat etme­diler.
8*Ve haber ver ki ‘Bana toprak ve su hazırlasınlar’ çünkü ben gazabımla üzerlerine çıkarım, askerimin ayaklarıyla tüm yeryüzünü kaplarım ki onları yağmaya verdim.
9*Onların ölüleri dereleri ve suları doldursun. Taşkı? ır­mak­lar onların leşleri ile dolsun.
10*Onların tutsaklarını da bütün yerin sonlarına süreyim.
11*Benden önce çık da onların tüm sınırlarını feth et ve teslim olanları terbiye günü için bana alıkoy.
12*Ama bana karşı olanlara gözün bağışlamasın ve her gittiğin vilayeti yağmalatarak yok et.
13*Çünkü hayatım için ve memleketimin saltanatının ha­yatı için tüm bu dediğim şeyleri zorla yapacağım.
14*Ve sen efendinin sözüne bir şeyde karşı gelme; illa tüm sana emr ettiğimi yerine getir ve onları yapmakta gecikme.
15*O zaman Holoferno kralın önünden çıkıp tüm büyük­leri, kumandanları, Asur askerlerini çağırdı ve cenk için seçkin adamlar saydı. Efendisinin ona buyurduğu üzere yüzyirmi bin yaya ve on iki bin kadar okçu süvariler ha­zırladı.
16*Ve onları cenk erlerinin çokluğu tertiplendiği gibi tertipledi.
17*Ve de savaş malzemesi için, birçok develer, katırlar; askerlerin yiyeceği için sayısız koyunlar, sığırlar ve keçiler aldı.
18*Ve diğer çok sayıda mühimmat hem şahın sarayından çok altın ve gümüş götürdü.
19*Ondan sonra askeriyle sefere çıktı ki şah Nabukad­ne­zar’dan önce gidip arabalar, süvariler ve seçkin yayalarla batıya doğru olan tüm yeryüzünü kapladı.
20*Onlara karışan halk çekirgeler ve yerin kumu kadardı; çünkü sayılamayacak derecedeydi.
21*Ve Ninova’dan çıkıp üç günlük bir yol katettiler ve Bektilet ovasına geldiler.
22*Sonra Holoferno Bektilet’ten geçip üst Klikyanın sol tarafında olan dağın yanında konakladı.
23*Tüm askerlerini, yayaları, atlıları ve arabalarını alıp o­radan dağlara doğru gitti.
24*Fûdîleri, Ludîleri yıkıp Râze oğullarını ve Hullon vi­layetinin güneyinde olan çölün kar­şındaki İsmail oğul­la­rını yağmaladı.
25*Fırat’ı geçti, Mezopotamya’nın arkasından gidip Ar­bon vadisinin üzerinde olan sarp şehirleri yıkarak denize dek geldi.
26*Tüm Kilikya bölgesini aldı, karşı koyanları hep kesdi de cenûba doğru ?Arabistana karşı olan Yafâ sınirlarına dek geldi
27*Tüm Medliler’i dolaşıp onların obalarını yaktı ve sürülerini yağmaladı.
28*Sonra buğday biçme günlerinde Şam ovalarına inip tüm tarlalarını yaktı; sürülerini, mandıralarını ve kentlerini yağmaladı. Hem bütün mezralarını yıkarak tüm yiğitlerini kılıçtan geçirdi.
29*Böylece deniz halkı üzerine ki Sidon’da, Sayda’da, Sur’da, Okina’da ve Yamna’da yaşıyorlardı. Yamna ve Tyrus düştü; Azotus ve Aşkelon’da çok korktular.

     Üçüncü Bâb
1*Ve onunla barış yapmak için elçiler gönderip dediler ki:
2*İşte biz sana kendimizi gösteriyoruz. Biz büyük şâh Nabukadnezar’ın kullarıyız; bizimle istediğin gibi yap.
3*İşte çiftliklerimiz mezralarımız, sürülerimiz, mandı­ralarımız, tüm ağılllarımız ve obalarımız elindedir; nasıl is­tersen yap.
4*İşte şehirlerimiz ve orada oturanlar da hizmetinizdedir; istediğin gibi gel.
5*Böylece o adamlar Holoferno’ya, o söze göre elçiler gön­derip dileklerini sundular.
6*O da sabahleyin askerleriyle inip sarp şehirlere bekçiler koydu ve cenk için seçkin adamlar aldı.
7*Onlar da çevrede olan vilayetlilerle onu coşkun ezgiler, daireler ve danslar ile kabul ettiler.
8*Yine de o bütün sınırlarını bozdu ve ormanlarını kesti.
9*Çünkü o yerin tüm ilâhlarını ortadan kaldırmaya niyet etti ki bütün milletler yalnız Nabukadnezar’a ibadet etsin­ler ve tüm diller ona Tanrı desinler.
10*Oradan Yahuda’ nın büyük geçitine karşı olan Dotan’a yakın olan Ezdrelon karşısına geldi.
11*Geva’yla Skitopolis arasında konaklayarak askerlerin tüm ağırlığını toplamak için bütün bir ay eğlendi.

    Dördüncü Bâb
1*Bu kez Yahuda vilayetinde yaşamakta olan İsrailo­ğul­ları, Asur şahı Nabukadnezar’ın başkumandanı Holo­fir­no’­­­nun tüm milletlere yaptığı şeyleri hep duydular. Nasıl ki onların tapınaklarını soyup yok etti ise. 
2*Böylece çok korktular ve kutsal Kudüs hem onların Rab­­bi yüce Allah’ın tapınakları için çok şaştılar.
3*Çünkü esirlikten henüz dönmüşlerdi ve bütün kavim ye­niden tüm Yahuda vilayetinde toplandıydı. Kutsal aletler hem Mezbah ve Tapınak pisliklerinden arındırılmışlardı.
4*Ve Samiriyenin her tarafına, kasabalarına ve Beyt-Orun’a ve Belmen’e, Yeriho’ya, Huba’ya, Azora’ya ve Sal­­mon deresine gönderip yüce dağların tepelerini ele ge­çirdiler.
5*Bütün kasabaları kaleleriyle kuşatıp cenk malzemeleri ve azık koydular. Çünkü tarlaların biçimleri yeni olmuştu.
6*Kutsal Kudüs’teki Tapınakta baş kahin olan Yohakim, Betülya ve Dotan’a yakın ova­nın karşısındaki Ezdrelon’a karşı olan Betemestan’in halkına yazıp;
7*Emretti ki dağların başlarına ele geçirsinler. Çünkü Yahuda vilayetine oradan girilebiliyordu. Ve onları ele geçirince düşmanlara engel olmak kolaydı. Çünkü geçitler dar, en çok iki adam geçecek kadardı.
8*İsrailoğulları da baş kâhin Yohakim ve tüm kavm İs­rail’in kutsal Kudüs’te yaşayan yaşlılarının onlara em­ret­tiği gibi yaptılar.
9*Ve bütün İsrailliler yüksek sesle yüce Allah’a yal­var­dılar. Onlar hem onların kadınları, çocukları, davarları; her yabancıyla ve yanaşma ve akçe ile satin alınmış kulları ken­d? cânlarını mütevâzi? eylediler yanaşma ve parayla satın alınmış köleleri kendi canlarını alçalttılar.
10*Bellerine çullar sardılar. Her erkek, kadın, çocuk ve bü­tün kutsal Kudüs’ün halkı Tapınağın önünde hazır oldu­lar.
11*Ve başlarına kül saçarak çullarını Rabbin önünde yay­dılar.
12*Hem Mezbahı da çullarla doldurdular.
13*Hepisi birlikte İsrail Allahına ısrarla yakardılar ki on­ların oğullarını yağmaya ve kadınlarını ele vermesin. Şe­hirin mülkünü yıkıma, kutsal yerini pisliğe, ayıba ver­mesin ve bundan diğer milletler sevinmesin.
14*Yüce Allah da onların duasını kabul etti ve onların kö­tülüklerinden kurtardı.
15*Tüm Yahuda vilayetinde ve kutsal Kudüs’te olan kavm ‘Her Şeye Gücü Yeten Rabb’in kutsal yeri önünde birçok günler oruç tuttular.
16*Başkâhin Yohakim, diğer kâhinler ile gelerek Rab’bin önünde duruyor ve ona hizmet ediyorlardı. Bellerinde çullar kuşanmış iken devamlı kurbanlarını, kavmin adak ve gönüllü kurbanlarını yaklaştırıyorlardı.
17*Silindir sütunlu sunağın üzerinde kül varken, bütün güçleriyle Rabbe çağırıp yalvarıyorlardı ki tüm İsrail evini iyilikle ziyaret etsin.

    Beşinci Bâb
1*Bu kez Asur kralının baş kumandanı Holoferno’ya ha­ber gönderildi ki İsrailoğulları cenge hazır oldular, dağ­ların geçitlerini kapadılar, onların tepelerini hisarlarla çe­vir­diler ve ovalarda barikatlar kurdular.
2*Buna çok öfkelenen (Holoferno) Moab’ın tüm yöneti­cilerini, Ammon’un kumandanlarını ve deniz sahilinde ol­an paşalarını çağırıp onlara dedi ki:
3*-Ey Kenanlılar! Dağlarda yaşayan kavm. Bu ne biçim bir iştir? İçinde yaşadıkları kaç tane şehirleri var, ne kadar askerleri var? Onların gücü kuvveti nedir? Askerlerini çekmek için aralarında ne kral, ne de kumandan var. Niçin batı halkına karşı beni karşılamaya gelmemekle aralarında niyet ettiler? Bana açıklayın.
4*O zaman bütün Amonîlerin Akyor adındaki baş kuman­danı ona der ki: Şimdi ey efendim kulunun ağzından bir söz dinle ki ben sana o kavmin, bu sana yakın olan dağ­lardaki olasılıkları gerçek durum üzerine açıklayayım ve kulunun ağzından bir yalan çıkmasın. 
5*Bu kavm Kildanilerin soyu sopudur.
6*Önceden Mezopotamya’da yaşıyorlardı. Çünkü Kildani vilayetinde atalarının ilâhlarına uymak istemediler.
7*Ama atalarının ayinlerinden ayrılıp gök Tanrısına ki onu Allah bilirlerdi; ona tapıyorlardı.
8*Onun için Kildaniler’in ilâhları önünden sürüldüler, Mezopotamya vilayetine kaçtılar ve orada uzun zaman ya­şadılar.
9*Bu yüzden yüce Tanrı onlara dedi ki o yaşadıkları yer­den çıkıp Kenan vilayetine var­sınlar. Orada olduk­larında çok altın, gümüş ve bir çok koyunları oldu.
10*Oradan Mısır’a indiler; çünkü Kenan vilayetinin yüzü­nü kıtlık kaplamıştı. Orada oturdular ta dönünceye dek orada çoğaldılar. O derecede ki onların sayısı hesap­sızdı.
11*Ama Mısır’ın Firavun’u onlara karşı durdu. Mısırlılar da onları ağır işlerde zulmederek ve öfkeyle kerpiçler kestirerek eziyet edip köleleştirdiler.
12*Onlar da kendi Allahını çağırdılar ve o tüm Mısır’ı önlenemez afetlerle vurdu. Bu yüzden Mısırlılar onları kendi önlerinden sürdüler. Ve yüce Allah da önlerinde Kızıldeniz’i kuruttu.
13*Onları Sina dağına ve Kadeş-Barnea’ya götürdü de çölün halkını hep kovdu.
14*Oradan onlar Ammonîler’in ülkesinde yaşadılar ve güç­leriyle tüm Heşbonluları bozguna uğrattılar.
15*Daha sonra Yordan’a geçerek dağlık vilayetleri ele geçirdiler.
16*Kananlılar’ı, Perizileri, Yebusiler’i, Şemutîler’i ve tüm Girgaşîler’i sürerek orada uzun zaman durdular.
17*Mademki yüce Allah’nın önünde günah etmediler, iyilikte idiler; çünkü yaramazlığı sevmeyen yüce Allah on­lar ileydi.
18*Ama onlara emrettiği yoldan döndüklerinden sonra bir­çok cenkleri kaybettiler.
19*Ve gurbet günlerinde esirliğe çekildiler hem Allah’ın Tapınağı yerle bir oldu ve şehirleri alınmıştı.
20*Ama şimdi kendi Allahına geri dönüp darmadağın ol­dukları perişanlıklarından geldiler ve Kutsal Kudüs’ün mallarını alarak yine yıkıntılık dağlık yerde yaşamaya baş­ladılar.
21*Şimdi efendi sultanım; eğer bu kavimde bir hata var ise ve kendi Allahına günah ederler ise bakalım. Çünkü bu onlara yıkım sebebi olur. Çıkıp üzerlerine hücum ederiz.
22*Ama eğer bu kavimde kötülük yoksa; efendim ileri geç­sin ki onların Allah’ı onları korumasın ve onların Alla­hı onların tarafında olmasın. Biz de bütün dünyanın önün­de utanmayalım.

     Altıncı Bâb
1*Akyor bu sözleri söyledikten sonra çadırın çevresinde olanlar homurdanmaya başladı.
2*Ve Halefirno’nun büyükleri ile deniz sahilindeki Movab vilayetinin tüm halkı onu parçalamak gerek dediler.
3*Zira biz İsrailoğulları’ndan asla korkmuyoruz. Çünkü işte bir kavimdir ki güçlü bir askere karşı gücüyle iktidarı yoktur derlerdi.
4*Bu yüzden şimdi gidelim de onlar senin efendin Ha­lefirno’nun askerlerine yağma olsunlar.
5*Ve cemaatin çevresinde olanların omurdanması dindik­ten sonra Asur başkumandanı Holofirno tüm yabancılar top­luluğu önünde Akyor’a dedi ki:
6*Sen ey Akyor! Tüm gariplerin önünde Moablılar’ın ve Efraim leventlerinin yanında kimsin ki bugün yanımızda bunu söylüyorsun? Neden Kudüs’e saldırmayalım ve neden onların Allahı onlara yardım edecek dedin?
7*Nabukadnezar’dan başka ilâh kim? O kendi gücünü göndererek onları yeryüzünden dağıtır ve onların ilahı da onları kurtaramaz! Biz ki Nabukadnezar’ın kullarıyız; onları sanki bir adammış gibi yeneriz ve onlar atlarımızın gücüne dayanamazlar. Çünkü onları atların ayaklarına çiğneteceğiz.
8*Onların dağları kanlarından doyacak ve tarlaları ölüle­riyle dolacak. Ayakları karşımızda duramaz. Kesinlikle tamamen yok olalar. Tüm dünyanın sultanı şah Nabukad­nezar böyle dedi.
9*Çünkü onun söylediği sözler asla boşa çıkmayacak.
10*Ve sen ey Amon levendi Akyor ki kötülüğün gününde bu sözleri söyledin. Bu günden sonra artık yüzümü görme­yeceksin. Ta ben şu Mısırdan gelen milletten intikam alın­caya dek
11*O zaman ?askerlerimi? ve kullarımın demirleri yanla­rını delsinler de döndü?üm zaman onların ölüleleri arasın­da düşesin.
12*Benim adamlarım seni o dağıstanda bıraksınlar ve seni o yüksek kentin birine koysunlar ki onlar bozulmayıncaya dek yok olma.
13*Yüreğinde alınmayacaklarını sanma, canın sıkılmasın; ben söylüyorum ve sözlerim boşa çıkmaz.
14*O zamân Holeferno kendi çadırının etrafında olan kullarına emretti ki Ahiyor’u Betülya’ya koysunlar da onu İsrailoğulları’nın ellerine versinler.
15*Onun kulları da onu ordudan alıp, dışarıya bozkıra gö­türdüler.
16*Bozkırın ortasından geçip, dağa doğru çekilip Betülya altında olan pınarlara yanaştılar.
17*Dağın tepesinde olan vilayetliler de onları gördüğü zaman, bütün sapancılar onların çıkacak yerlerini ele geçirip taşlar atıyorlardı.
18*Ama onlar dağın eteğinden geçip Ahiyor’u bağladılar ve onu orada dağın eteğinde bırakarak kendi efendisine döndüler.
19*O zaman İsrailoğulları kendi şehirlerinden inip ona vardılar ve onu çözerek Betülya’ya götürdüler.
20*Sonra kendi şehirlerinin o zamanki subaylarını; yani Simon oymağından Mika oğlu Uziya’yı ve Goronyal oğlu Kabri’yi; hem Melkiyal oğlu Karmi’yi çağırdılar.
21*Onlar da şehirin tüm yaşlılarını çağırdılar. Böylece tüm oğlanlar ve kadınlar toplanmaya geldiler.
22*Ahiyor’u kalabalığın ortasına koydular; Uziya da ona olan durumdan soru sordu.
23*O da cevap verip Holoferno’nun görüşmelerini, sözle­rini ve Asur komutanları ile yaptığı bütün konuş­malarını; hem her ne ki Holoferno İsrail kavimi üstüne gururla söy­lediyse onlara açıkladı.
24*O zaman bütün halk kendilerini yere atarak, yüce Al­lah’a secde ettiler ve Allah’a yalvararak şöyle dediler:
25*-Ey göklerin Rabbi Allah! Onların kibirlenmelerine bak ve kavminin belalarına acı; hem bugün sana kutsal olanların yüzüne bak.
26*Ondan sonra Ahiyor’u avutarak onu çok övdüler.
27*Uziya da onu kalabalığın arasından alarak kendi evine götürdü ve yaşlılara ziyafet verdi.
28*Ve o bütün gece, kurtuluş için İsrail’in Tanrısına yakardılar.

    Yedinci Bâb
1*Ondan sonra ertesi günde Holoferno bütün askerlerine, onunla cenke gelen kavmine buyurdu ki Betülya üzerine yürüsünler ve dağ yamaçlarını aldıktan sonra İsrailoğul­larıyla savaşsınlar.
2*Böylece o gün aralarında olan her cenkçi yiğit gitti.
3*Onların askerleri yüz yetmiş bin yaya ve on iki bin atlı cenk erleriydi. Arabalardan ve aralarındaki yaya asker­lerden başka çok kalabalıktılar.
4*Derede Betülya’ya yakın pınar yanında oduyu kurdular. Eni Dotaim’den ta Azderelon’un karşısında olan Kamu­ne’den yayıldılar.
5*İsrailoğulları da onların kalabalıklarını görüp çok sıkıldılar ve herkes kendi yoldaşına dedi ki: -Şimdi bunlar tüm yeryüzünü kaplayalar ve yüksek dağlar, ne dereler ve ne tepeler onların büyük çokluğuna dayanalar.
6*Herkes kendi silahını alıp, kuleleri üzerine meşaleler yakıp o bütün gece bekleyip dururlardı.
7*Ertesi günde Holoferno tüm atlılarını dışarıya Betülya’­da olan İsrailoğulları’nın önüne çıkardı ve onların şehrinin yukarıya çıkacak yerlerini tahmin etti.
8*Ta suların pınarlarına gelip onları kontroluna aldı ve cenk erlerini beklemeğe koydu ondan sonra kendi halkına döndü.
9*O zaman İsikoğulları ve Moab halkının başları ve deniz kenarının kumandanları ona gidip dediler ki: -Ey efen­dimiz! Şimdi bir söz dinle ki askerinde bir sıkıntı ortaya çık­masın.
10*Çünkü bu İsrailoğulları’nın halkı kendi mızraklarına güvenemez. Ama bulundukları dağların yüksekliğine gü­ve­nir. Zaten onların dağlarının başlarına çıkmak kolay iş değildir.
11*Öyleyse şimdi efendi; onlarla meydan cenki şeklinde döğüşme ki senin halkından bir adam bile ölmesin.
12*Ordunda kalıp askerin adamlarını gizle ve dağın dibinden çıkan suyun pınarını çerine tuttur. Çünkü Betül­ya’nın tüm halkı suyu oradan alıyor.
13*Böyle olunca susuzluk onları öldürsün ki şehrini teslim etsinler.
14*Bu sırada biz ve adamlarımız yakın dağların başlarına çıkalım ve üzerinde beklemek için orduyu kuralım ki şehirden kimse çıkmasın. Bu şekilde onlar ve ?avratları hem oğulları susuzlukdan öleler ve onlar; kadınları hem oğulları susuzluktan ölsünler ve onlara kılıç dokunmadan evlerinin sokaklarında yok olsunlar.
15*Böylece sen onlara sana asi oldukları ve barışı dinle­medikleri için kötü cezalarını veresin.
16*Onların sözleri Holoferno’ya ve tüm kumandanlarına iyi geldi ve dedikleri gibi olması için emretti. 
17*Bu kez Amonîler’in ordusu ve beş bin Asurlu onlarla birlikte gittiler ve derede orduyu kurup İsrailoğulları’nın su pınarlarını ele geçirdiler.
21*O zaman İsrailoğulları, Rabbi yüce Allah’a yakardılar. Çünkü yürekleri kesildiydi ve tüm düşmanları onları ku­şattılar; aralarından kurtulmalarına çare yoktu.
22*Asurlular’ın tüm ordusu, yaya ve arabalar, hem atlılar onların çevresinde otuz dört gün kadar durdular.
23*Betülya halkının su küpleri azalıyor ve sarnıçları boşa­lıyordu. Bir günlük içecek suları yoktu; çünkü onlara öl­çüyle içiriyorlardı.
24*Çocukları bayılıyordu, kadınlar ve yiğitler de susuz­luktan kırılıp şehrin sokaklarında, kapıların geçitlerinde düşerlerdi ve artık içlerinde güç kalmamıştı.
25*O zaman tüm halk; yiğitler, kadınlar, çocuklar. Uziya’­nın ve şehrin başkanları yanında toplandılar.
26*Sıkı bir ağızla bağırarak yaşlıların karşısında dediler ki: -Aramızda yüce Allah karar versin. Çünkü siz bize çok kötülük yaptınız
18*Bundan başka Aisoğulları ve Amon oğulları çıkıp dağ­lar başında Dotaim’e karşı orduyu kurdular. Onlardan ba­zıları güneye ve doğuya doğru Mokmur vadisinin ya­nın­da ve Rahasi yanında olan Eğrebel’e karşı gönder­diler.
19*Asurluların kalan askeri ovada konup tüm yeryüzünü kaplamıştı.
20*Çadırları ve arabalarıyla büyük bir ordu oldular.
21*O zaman İsrailoğulları, Rabbi yüce Allah’a yakardılar. Çünkü yürekleri kesildiydi ve tüm düşmanları onları kuşattılar; aralarından kurtulmalarına çare yoktu.
22*Asurlular’ın tüm ordusu, yaya ve arabalar, hem atlılar onların çevresinde otuz dört gün kadar durdular.
23*Betülya halkının su küpleri azalıyor ve sarnıçları bo­şalıyordu. Bir günlük içecek suları yoktu; çünkü onlara öl­çüyle içiriyorlardı.
24*Çocukları bayılıyordu, kadınlar ve yiğitler de susuz­luk­tan kırılıp şehrin sokaklarında, kapıların geçitlerinde dü­şerlerdi ve artık içlerinde güç kalmamıştı.
25*O zaman tüm halk; yiğitler, kadınlar, çocuklar. Uziya’ nın ve şehrin başkanları yanında toplandılar.
26*Sıkı bir ağızla bağırarak yaşlıların karşısında dediler ki: -Aramızda yüce Allah karar versin. Çünkü siz bize çok kötülük yaptınız ki Asurlular ile barış yapmadınız.
27*Şimdi bize bir kurtuluş yok! Belki yüce Tanrı bizi onların eline bıraktı ki önlerinde susuzluktan ve savaştan kırılalım.
28*Öyleyse şimdi onları çağırın da şehri teslim edin. Ho­loferno’nun tüm halkı ve tüm askerleri çapul etsin.
29*Çünkü susuzluktan ölmektense onlara çapul olmak bi­ze daha iyidir. Eğer biz onların köleleri olursak beden­le­rimiz sağ kalır. Çocukların gözlerimiz önünde ölmesini, ka­­­dınlarımızın ve çocuklarımızın yaşamdan kesilmesini gör­meyiz.
30*Üzerlerinize yeri ve göğü tanık tutarız; hem Tanrımızı ve atalarımızın Rabbini ki bizden günahlarımız ve atala­rı­mızın günahları için öc alır. Ta ki siz onun bize bugün öy­le yapacağına neden olmayasınız.
31*Ve topluluk arasında hepisinin bir ağızdan büyük bir ağlayışı oldu; hem büyük sesle
yüce Allah Rabbe yakarıyorlardı.
32*Uziya da onlara dedi ki: -Ey kardeşler! Gönlünüzü hoş tutun; daha beş gün dayanalım ki Rabbimiz yüce Allah, bize onlarda kendi merhametini döndürsün. Çünkü O bi­zi sonsuza dek bırakmayacaktır.
33*Eğer bu beş gün geçtikten sonra bize yardım gelmezse, ben dediğiniz gibi yapacağım; diyerek oradaki topluluktan herkesi kendi evine gönderdi.
34*Onlar da burçların üstüne ve şehrin kuleleri üstüne git­tiler. Kadınlarını ve çocuklarını evlerine gönderdiler ki şehirde büyük kaygı içindeydiler.
 
    Sekizinci Bâb
1*Bu kez o günlerde Yudit bunu duydu. Bu İsrail oğlu, Saladain oğlu, Samaliyal oğlu, Nataniyal oğlu, Eliyab oğ­lu, Eliyov oğlu, Ahito oğlu, Refain oğlu, Gedeon oğlu, Ana­niya oğlu, Halkiya oğlu, Uziyal oğlu, Yusuf oğlu ve Oks oğlu Merarî’nin kızıydı.
2*Kocası kendi soyunun atalarından olan Manasse adın­daki kişiydi ki arpa biçiminin za­manında ölmüştü.
3*Çünkü tarlada demet bağlayanların yanında dururken ba­şına güneş çarptı. Bu yüzden yatağa düşüp Betülya şeh­rinde öldü.
4*Dotan ile Balomo arasında olan tarlada atalarıyla gö­müldü.
5*Yudit ise kendi evinde üç yıl dört ay dul oturdu. Evinin damı üstünde kendine bir çadır kurmuştu. Beline çul kuşa­narak sırtında dulluk giysisiyle dulluğun tüm günlerinde oruç tutuyordu. Cumartesi günlerinden önce olan günler­den, kendi özel günlerinden önce olan günlerden ve kendi özel günlerinden; hem ayın ilk günlerinden önce olan günlerden, bayramlardan ve İsrail evinin festivallerinden başka...
6*O güzel bir kadındı. Görünüşü çok güzeldi. Kocası Manasse ona altın ve gümüş; kölelerle hizmetçiler, sürüler ve içinde oturduğu evler bıraktı.
7*Hiç kimse onun için kötülük söylemezdi. Çünkü Tan­rı’dan çok korkuyordu.
8*Bu kez o halkın yöneticileri üzerine kötü söylenen söz­leri duydu. Çünkü halkın susuzluktan canı bayılıyordu.
9*Hem Uziya’nın halka söylediği sözleri de duymuştu ki; buna göre beş gün içinde şehri Asurlular’a teslim etmeye yemin etmişti.
10*Bundan ötürü tüm malını gözeten hizmetçisini gön­derdi ki Uziya’yı ve kentin yaşlılarını Kabris’i ve Karmi’yi çağırsınlar. Onlar da ona geldiler.
11*Ve o onlara dedi ki: -Ey Betülya halkının liderleri din­leyin beni! Bugün halkın önünde yaptığınız konuşma uy­gun değil. Çünkü Allah ile bizim aramızda söyleyip bu yemini ettiniz. ‘Eğer beş günün içinde Rab bizi kurtarmaya dönmezse düşmanlara şehri teslim edelim’ dediniz.
12*Şimdi siz kim oluyorsunuz ki bugün yüce Allah’ı sını­yorsunuz? Kendinizi insanlar arasında ilâh gibi görmeyin!
13*Ve şimdi; ‘Herşeye Gücü Yeten Rabbe’ ait şeyi incele­diniz; ama hiçbir şeyi anlamadınız.
14*Çünkü sizin insan yüreğinin derinliğini bilmeye ve aklının düşüncelerini kavramaya gücünüz yetmez. Öyley­se sizler ‘Herşeyi Yaratan Allah’ı anlamaya, ereğini bilme­ye ve planlarını anlamaya nasıl erişebilirsiniz?
15*Yok yok kardeşlerim; Rabbimiz yüce Allah’a öfkelen­meyin. Çünkü eğer O bu beş günde bize yardım etmezse de; “O” isterse bizi kaç günden sonra kurtarmaya, ya da bi­zi düşmanlarımız önünde yok etmeye gücü yeter.
16*Öyleyse yüce Rabbimiz Allah’ın planını boş saymaya­lım. Çünkü O insan gibi değil ki O’na karşı durulsun ve ‘Ademoğlu’ gibi değil ki O’nunla dava görülsün.
17*Bu yüzden O’nun kurtarışına hazır olup kurtuluşumuz için O’na yakarayım. O da isterse çağrımızı kabul eder. Çünkü soyumuzun içinde kimse kalmadı.
18*Bu günlerde aramızda adam, soy, baba ocağı, millet ve kent yoktur ki insan eliyle yapılmış putlara geçen zaman­larda olduğu gibi tapınsın. Bu yüzden atalarımız kılıca, çapula teslim edildiler ve büyük kırgın ile düşman­ları­mı­zın önünde düştüler.
19*Ama biz O’ndan başka Allah tanımıyoruz. Onun için umuyoruz ki bizden ve milletimizden birini bile dışlamaz.
20*Araştırın ve görün eğer bizi ele geçirselerdi artık Yahu­da’nın adı anılmaz olurdu. Öyle ki ‘Kutsal Tapınağımız’ yağ­malanır ve yüce Allah murdarlığı ağzımızdan isterdi. Şu milletler arasında ki biz onlara köle olur, gözlerimizin görmesini arzu etemdiği şeyleri; yani ülkenin tutsaklığını ve mirasımızın yıkıntısını başımıza toplardı.
21*Bizi mülk edinenler arasında gülünç ve utanç olurduk. Çünkü bizim köleliğimiz ‘kayraya dönüşmezdi’; ama yüce Rabb Allah onu utanç yapardı.
22*Öyleyse şimdi ey kardeşler; kardeşlerimize örnek ola­lım. Çünkü onların yüreği bize belirsizdir; ‘Tapınağımız, Tapınma Yerimiz ve Sunağımız’ bize bağlıdır.
23*Bundan ötürü yüce Rabbimiz Allah’a şükredelim ki bi­zi atalarımıza yaptığı gibi sınar.
24*İbrahim’e her ne verdiyse ve İshak’ı ne denli şeylerle sı­nadıysa; Yakup’a Suriye’nin ‘Mezopotamya’sında am­­ca­­sı Laban’ın koyunlarını güttüğü sırada ne kadar çok şe­yin olduğunu anımsayın.
25*Nasıl ki ‘O’ yürekleri sınayarak onları köle yaptıysa ve üstümüze öç almadıysa; belki de yüce Allah “O”na eriş­mek isteyenleri düzeltmek için dövüyor.
26*O zaman Uziya ona dedi ki: -Her ne söylediysen çok güzel akıllıca söyledin ve senin sözlerine kimse karşı ge­lemez. Çünkü senin bilgeliğin salt bu güne ait değil; belki aklını yaşamının ilk günlerinden, aynen yüreğinin yara­tı­lışının iyi olduğu gibi tüm halkımız bilmiştir.
lakin
27*Ama halk çok susuzluk çektiği için, bizi söylediğimiz gibi yapmaya ve bize bu yemini ettirmeye zorladılar ki onu bozamayız.
28*Oysa sen erdemli bir kadınsın. Bizim için dua et ki yü­ce Rab sarnıçlarımızın  dolması için bir yağmur versin. Ta ki çok güçsüz olmayalım.
29*Yudit de onlara dedi ki: -Dinleyin beni de ben birşey yapayım ve her yüzyılda milletimize anlatılsın.
30*Bu gece kapıda durun da ben hizmetçimle şehirden dı­şarıya çıkayım. Siz o günler için şehiri teslim edelim de­diniz; ama benim sebebimle yüce Rab İsraili ziyaret etsin.
31*Ama ne yapacağımı aramayın. Çünkü ben onu size iş bitinceye dek söylemem.
32*Uziya ve yöneticiler de ona: -Var sağlıcakla ki yüce ‘Rab-Allah’ önünde olsun ve düşmanlarımızdan öcünü ala­sın, dediler.
33*Ondan sonra Yudit”in çadırından dönüp herkes kendi evine gitti.
 
    Dokuzuncu Bâb
1*Yudit de yüzüstü kendini yere atarak başına kül saçtı. Ondan sonra sırtında olan çulundan soyundu.
2*Tam o sırada kutsal Kudüs’te akşam tütsüsü oluyordu. Yudit güçlü bir sesle çağırıp dedi ki:
3*-Ey! Babam Simun’un Rabb’i yüce Allah ki ona bu kişiliksiz adamlardan intikam almak için kılıç verdin. On­lar ise bir kızı onun kirlenmesi için zorladılar ve utancı için kalçasını açtılar; hem de rezilliği için kızlığını boz­dular. Çünkü sen dedin ki böyle olmaması gerekir.
4*Ve öyle şeyler yaptılar ki sen onlar için sultanlarını ölüme bıraktın da hileyle yattığı döşeklerini kanla ıslat­tı­lar.
5*Köleleri sultanlarla ve sultanları da kendi koltukları üs­tünde vurdun. Kadınlarını yağmaya, kızlarını esirliğe ve tüm çapullarını şu sevgili oğullarının arasında bölüş­tür­me­ğe verdin. Onlar da gayretinden tutuşup kendi kanının pis­liğinden tiksindiler ve seni kendi kurtuluşları için çağır­dı­lar. Ey Allah, ey Allah’ım! Bu dul kadını kabul et.
6*Çünkü ondan önce, ondan sonra ve olagelen şeyleri sen yaptın; hem olacak şeyleri de sen düşündün. Niyet ettiğin şeyler hep ortaya çıkıyor ve işte bundayız, diyorlar.
7*Çünkü tüm yolların hazır ve tüm egemen­liğin kaçınıl­maz­dır.
8*Çünkü işte Asurlular kendi askerleriyle çoğaldılar. Atlar ve atlılar ile böbürleniyorlar. Yayaların gücüyle övünü­yor­lar. Kalkan yay ve sapanlarına güveniyorlar.
9*Bilmezler ki cenkleri bozguna uğratan Rab sensin ve se­nin ismin Rab’tir. Kuvvetinle onların gücünü kır ve öf­kenle onların egemenliğini bitir.
10*Çünkü mabedini bozmaya ve sevgili adının mekan tuttuğu evi kirletmeye  hem sunağın boynuzlarını demir ile yıkmayı tartıştılar.
11*Onların kibirlenmelerine bak da öfkeni üzerlerine sal.
12*Ben dul kadının eline planladığımın gücü ver.
13*Hilekar dudaklarımın sebebinden kulu beyi ile ve beyi de kulu ile vur.
14*Çünkü senin gücün kalabalıklara ve kudretin çevik yiğitlere bağlı değildir.
15*Oysa sen alçakgönüllülerin Rabb’i, küçüklerin yama­ğı, zayıfların yardımcısı, bed­bahtların koruyucusu ve u­mut­suzların  kurtarıcısısın. Evet evet ey babamın Allah’ı!  Ey İsrail mirasının Tanrısı!
16*Göklerin ve yerin Rabbi. Suların yaratıcısı, tüm yara­tıkların kralı; benim duamı kabul et.
17*Antlaşmanın, kutsal Tapınağının ve Siyon tepesi ile oğullarının ‘Evi’ üzerine kötü emelleri olanlara benim söz­lerim hile, dert ve acı için olsun.
18*Tüm halkına, her güç ve egemene bildir ki İsrail ulu­sunun senden gayrı sâyeni yokdur
senden başka koruyucusu yoktur.

     Onuncu Bâb
1*Ondan sonra İsrailin Tanrısına yalvarmayı bıraktı. Sözlerini bitirdiğinde kendisini cansız gibi attığı yerden kalktı.
2*Ve hizmetçesini çağırıp Cumartesi günlerinde ve bay­ramlarda olduğu evine gitti.
3*Ve sırtındaki çulu çıkarıp, dulluk giysisinden soyundu.
4*Sonra yüzünü su ile yıkadı ve nefis kokulu yağ ile yağladı. Başının saçlarını düzeltti ve üzerine bir başlık ört­tü. Sonra, kocası Manessa zamanında donandığı bay­ram­lık giysilerini giydi.
5*Ayaklarına güzel papuçlar giydi; hem de bileziklerini, tokalarını, yüzüklerini ve küpeleriyle tüm süslerini takındı.
6*Onu gören her adamın gözlerini aldatmak için çok süs­lendi.
7*Ondan sonra hizmetçisine bir yayvan kap şarapla, bir kap yağ verdi ve bir torbayı da unla, kuru incirle, has ek­mekle doldurdu.
8*Ondan sonra o kapları bohçalayıp onun sırtına koydu.
9*İkisi de Betülya şehrinin kapısına doğru çıktılar. Uzi­ya’yı ve şehrin yaşlılarını; Kabri’yle Karmi’yi buldular ki o kapıya tayin edilmişlerdi.
10*Onlar da onu değişik bir yüzle ve değişik bir giysiyle gö­rüp, güzelliğine çok şaşırdılar.
11*Ve ona dediler ki: -Atalarımızın Allah’ı yüce Allah se­ni kayırsın. İsrailoğulları’nın onuru ve kutsal Kudüs’ün yükselişi için işinizi tamamlasın. Ondan sonra yüce Al­lah’a secde ettiler.
12*O da onlara dedi ki: -Emredin ki bana şehrin kapısı açılsın ve ben çıkayım da söyleştiğimiz şeyleri tamam­la­yım.
13*Onlar da askere emrettiler ki ona dediği gibi kapı a­çılsın ve böyle oldu.
14*Yudit de kendi hizmetçisiyle çıktı.
15*Şehir adamları ise ona dağdan inince ve dereyi geçin­ce­ye dek bakıp duruyorlardı. Ondan sonra artık onu gö­re­mediler.
16*Onlar ise dereden düpedüz giderlerken, Asurlular’ın ilk birlikleri ona rast gelip onu tuttular ve kimlerdensin, ne­reden gelip, nereye gidiyorsun? Diye sordular.
17*O da: -Ben İbrani soyundan bir kadınım ve onlardan ka­çıyorum; çünkü onlar yok edilmek için elinize veri­lecektir, dedi.
18*Ve ‘ekledi’: -Ben başkumandanınız olan Holofer­no’­nun önüne gidiyorum ki ona sözün doğrusunu söyleye­ye­yim.
19*Hem onun önünde bir yol göstereyim ki oradan gitme­ğe ve tüm dağları ele geçirmeğe gücü yetsin. ‘Böylece’ hiç kimse ve kendininkilerden bir diri can yok olmasın.
20*O adamlar onun sözlerini işittikten sonra yüzüne bak­tılar ve onları güzelliğiyle çok şaşırttı.
21*Ona dediler ki: -Sen canını kurtarmak için efendimizin önüne gelmeye acele ettin.
22*Öyleyse onun otağına gel de bizden bazısı ta seni elle­rine teslim edinceye dek sana yoldaş olsunlar.
23*Ve sen onun önünde iken yüreğin korkmasın; ama ne diyeceksen ona söyle de sana iyilik yapsın.
24*Ondan sonra içlerinden yüz adam seçerek onları, onun­la ve hizmetçisiyle götürdüler.
25*Ve unu Holoferno’nun otağına götürdüler. Tüm ordu­da büyük bir izdiham oldu. Çünkü onun gelişinin haberi bütün çadırlara yayılmıştı. O Holoferno’nun otağının dı­şındayken halk gelip ta ona ondan haber verinceye dek o­nun çevresinde duruyorlardı.
26*Herkes onun güzelliğine imreniyor ve onun yüzünden İsrail oğullarına şaşırıp kalıyorlardı.
27*Her birisi kendi yoldaşına diyordu ki: -Bu ne biçim bir kadın; bu ne biçim bir ulus ki içlerinden böyle kadınlar varken aşağılansın
28*Araştırın onlardan bir adamı bile salıvermek iyi de­ğildir; çünkü hayatta kalanlar tüm yeryüzünü doldura­bilirler.
29*Sonra Holoferno’nun tüm bekçileri ve hizmetçileri gelip Yudit’i otağın içine götürdüler.
30*Holoferno ise döşeğinde keyif çatıyordu. Öyle bir ci­binlik altındaydı ki gözleri kamaştıran altınla, zümrütle ve diğer değerli taşlarla dokunmuştu.
31*Onlar ona haber verdikten sonra o otağın ön odasına çıktı ve gümüş fenerler önünde yürüyordu.
32*Sonra Yudit onun ve hizmetçilerinin önüne geldiği an herkes onun yüzünün güzelliğine şaşırıp kaldı. Yudit de yere yüzüstü kapaklanarak Holoferno’ya dileği olduğunu söyledi ve onun köleleri onu kaldırdılar.

    Onbirinci Bâb
1*O zaman Holoferno ona: -Ey kadın! Canın sıkılmasın ve yüreğin korkmasın; çünkü benim irademle tüm dünyanın kralı Nabukadnezar’a hizmet etmek isteyen kimseye kö­tülük yapmadım.
2*Ve eğer senin dağlarda yaşayan milletin beni küçümse­meseydi, ben onlara mızrağımı kaldırmazdım. Ama onlar kendi kendilerine ettiler.
3*Şimdi söyle bana sen niçin onlardan kaçtın ve neye bana geldin? Çünkü sen esenlikle geldin, rahat et. Bu gece ve bun­dan sonra sağlıcakla kal.
4*Artık sana hiçkimse kötülük yapamaz. Ama herkes sana efendim Nabukadnezar’ın kullarına yapıldığı gibi iyilikle davranacaktır.
5*Yudit de ona dedi ki: -Cariyenin sözünü kabul et ve izin ver ki cariyen önünde konuşsun.
6*Hem ben bu gece efendime bir yalan söyleyemem. Eğer cariyenin sözünü tutacak olursan, yüce Allah senin işlerini rast getirsin ve efendimin hiç bir amacı boş çıkmasın
7*Çünkü herkesin kralı Nabukadnezar’ın yaşamı ve o kişinin gücünün devamı için, seni tüm canların düzenine gönderdi. Senin sebebinle yalnız ona tüm insanlar boyun eğmiyor; belki de çölün canavarları, diğer hayvanları ve gök kuşları senin gücünle onun elinin eli altında yaşa­sın­lar.
8*Biz senin bilgeliğini ve aklının yeteneğini işittik; hem tüm yeryüzünde bilindi ki tüm ülkede salt sen üstün, ilimde güçlü ve cenk işlerinde acayipsin.
9*Biz Akyor’un senin kurulunda söylediği sözleri işittik. O Betülya’dakilerin ellerinle düşüp onlara önünde söy­lediğini hep anlattı.
10*Bu sebepten ey efendim, kralım! Onun sözünden vaz geçme ve onu yüreğinde tut; çünkü  gerçektir. 
11*Araştır..! Milletimizden öç almak mümkün değil ve onlara kılıç galip gelemez. Yeter ki onlar yüce Allah’a suçlu olmuş olmasın.
12*Öyleyse şimdi efendimiz ümitsiz kalmasın ve işlerini görmeden gitmesin.
13*Artık ölüm içlerine geldi ve onları bir günah tuttu ki her ne kadar benimsenmeyecek işler yaptılarsa; o zaman onunla Allah’ın öfkesini üzerine çekerler.
14*Çünkü tahılları eksildiği ve suları azaldığı için birbir­leriyle görüştüler ki yük hayvanlarına ve tımarlı hayvan­lara el atalar. Ayrıca yüce Allah’ın onlara yemesinler diye Tevrat’ta yasakladığı her şeyi yemeye niyet ettiler.
15*Hem de tahılgillerin ilk turfandasından, şarabın ve zey­tin yağının ondalığından yemeğe niyet ettiler ki onları kutsadıktan sonra Kutsal Kudüs’te Tanrımızın önünde du­ran imamlara saklıyorlardı. O şeylere hiç bir kimse elle­riyle dokunması bile caiz değildi.
16*Kutsal Kudüs’e adamlar gönderdiler ki onların meclis­lerinin cemaatinden izin alsınlar. Çünkü orada oturanlar da böyle yaptılar.
17*Onlardan haber alıncaya kadar böyle bekleyecekler. Ama hemen o günde yok edilmeleri için sana verilecekler.
18*Bu yüzden ben cariyen bu şeyleri öğrendim ve onların yanlarından kaçtım. Yüce Allah beni seninle işler yapmaya gönderdi ki onları her yerde duyan şaşıp kala.
19*Çünkü cariyen gök Tanrısından korkar ve gece gündüz O’na ibadet eder.
20*Şimdi ey efendim! Ben senin yanında durayım; cariyen gece dereye çıksın ve orada yüce Allah’a dua etsin.
21*Böylece O, bana kötü şeyler planladıkları zamanı esinlesin. Ben de o zaman gelerek sana bildireyim. Sen de tüm askerlerinle dışarıya çıkasın ve onlardan hiç kimse sana karşı duramasın.
22*Ben seni Yahuda bölgesinin ortasından götüreceğim. Sen kutsal Kudüs’e varıncaya dek şöyle yapacağım: İçinde tahtını kurasın ve onları çobanı olmayan koyunlar gibi sü­resin.
23*Ve bir köpek bile kendi diliyle size havlamayacak.
24*Çünkü bu şeyler bana ufkuma göre esinlenerek bildi­rildi ve ben de seni onlardan haberdar etmek için gön­deril­dim.
25*Yudit’in bu konuşması Holoferno’ya ve onun tüm hiz­metçilerine iyi göründü ve onun bilgeliğine şaşırarak şöyle dediler:
26*-Dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar böyle bir kadın yoktur ki yüzünün güzelliğinde ve açıksözlülüğünde ‘olsun’.
27*Holoferno ona dedi ki: -Yüce Allah seni kavminin önü­ne göndermekle iyi yaptı. Böylece elimize güç ve efen­di­mizi aşağılayanlar üzerine yıkım gelsin.
28*Aynen görünüşte nazik ve sözde kibar olduğun gibi; aklına getirdiğini de yaparsın. Senin Tanrın bana Tanrı ol­sun. Nabukadnezar’ın sarayında oturasın ve tüm dünya­da anılasın.
 
    On ikinci Bâb
1*Ondan sonra gümüş araç gereçlerin saklandıkları odaya götürülmelerini ve ona kendi yemeklerinden, kendi şara­bın­dan içirmeleri için sofra hazırlamalarını emretti.
2*Ama Yudit: -Ben onlardan yemem; belki birşey olur da onunla günah etmiş olurum. Kesin ardımca gelen şeyler­den hizmetleneyim, dedi.
3*Holoferno da ona dedi ki: -Ya yanında olan şeyler doku­nursa; ona göre...! Diğerlerini nerde bulalım ki, sana ve­relim? Çünkü senin halkından yanımızda kimse yoktur.
4*Yudit de ona: -Canının sağlığı için ey efendim! Cariyen yanımda olan şeyleri yiyip donatmaz ki yüce Rab, değer verdiği şeyleri benim elimle yerine getirmemiş ola.
5*Ondan sonra Holoferno’nun hizmetçileri onu bir çadır içine götürdüler; orada gece yarısına kadar uyudu ve sonra gün ışırken ayağa kalktı.
6*Ve Holoferno’ya ‘haber’ gönderip dedi ki: “Şimdi efen­dim buyursun ki cariyen namaz kılmaya dışarıya bırakıl­sın.
7*Holoferno da bekçilerine ona engel olmamaları için em­retti. O da orduda üç gün durdu.
8*Ve her gece Betülya deresine çıkarıldı da orduda olan suyun pınarında yıkanıyordu.
9*Ve döndüğü zaman İsrail’in Tanrısı Rab‘be; milletinin yükselişi için, işlerinin başarısı uğruna dua ediyordu.
10*Sonra çadırına tertemiz girip, ona akşam yemeği geti­rilinceye dek orada kalırdı.
11*Bu kez dördüncü günden sonra Holoferno yalnız kendi özel hizmetçilerine bir şölen düzenledi ve gözetmenle­rinden birisini bile çağırmadı.
12*Saray kahyası olan hizmetçi Bagoa’ya dedi ki: -Git! O yanında olan İbrani kadına söyle; bize gelip bizimle gelip zevk ve sefa etsin, dedi.
13*Çünkü böyle bir kadını onunla konuşmadan salıver­mek utanç olurdu. Eğer biz onu getirmezsek o da bizi soy­tarı yerine kor.
14*Bagoa da Holoferno’nun önünden çıktı ve ona gidip dedi ki: -Bu güzel kız efendime gelmeye üşenmesin ki onun önünde o gözetilsin ve bizimle coşkuyla içki sefasına katılsın. Hem bu gün
Nabukadnezar’ın sarayında olan Asur kızlarından biri gibi ol.
15*Yudit ona şöyle yanıt verdi: -Ben kimim ki efendime karşı geleyim? O ne isterse ben onu tüm gönlümden ya­pa­rım ve bu bana ta ölünceye dek büyük sevince neden olur.
16*Böylece kalktı ve giysisiyle tüm kadınlık süslerini donandı. Hizmetçisi de gidip Bagoa’dan günlük kullanımı için aldığı şeyleri Holoferno’nun önünde yere serdi ki üs­tünde oturulup yemek yenilsin.
17*Sonra Yudit gelerek sofraya oturdu. Holoferno da ona tutuldu ve yüreği çarpmaya başladı. Onunla birlikte olmayı çok arzuladı.
18*Çünkü onu görür görmez kendi zevkine çekmeye fırsat kolluyordu.
19*Holoferno ona: -İç ve bizimle eğlen dedi.
20*Yudit de şöyle yanıtladı: -Neden içeyim efendi?! Çün­kü bugün benim yaşamım bir yüceliğe erişti ki ben doğa­lıdan beri böyle olmamıştır.
21*Hizmetçesi de ona hazırladığı şeylerden alarak yedi ve onun önünde içti.
22*Bu yüzden Holoferno çok sevinçliydi; litrelerce şarap içti. Öyle ki doğalıdan beri bir gün bile bu denli içmemişti.

    On Üçüncü Bâb
1*Bu kez akşam oluncaa Holoferno’nun hizmetçileri ace­leyle herbir yana gittiler. Bagoa da otağını dışarıda kapadı ve orada hazır olanların hepsini efendisinin önünden kov­du.
2*Herkes çok içki içtiğinden yorgun düşmüş ve yatak­la­rına gitmişti.
3*Otakta bir tek Yudit kalmıştı. Holoferno kendi döşeğine uzanmış yatıyordu. Çünkü çok sarhoş olmuştu.
4*Bu kez Yudit kendi hizmetçisine onun odanın dışında durmasını ve önceki günlerdeki gibi kendisinin çıktığı za­manı gözetmesini buyurmuş idi çünkü gideyim namazımı kılayım, dedi.
5*Bagoa’ya da bu şekilde söyledi. Bu kez hepsi onun ö­nün­den gittiler. Ne büyük, ne küçük odada kimse kalmadı.
6*O zaman Yudit Holoferno’nun döşeği yanında durup ken­di kendine şöyle söyledi: -Ey tüm kralların Rabbi yüce Allah! Kutsal Kudüs’ün yücelişi için ellerimin işine bak.
7*Çünkü mirasına yardım ve üstümüze gelen düşmanları yok etmek için, şimdi işi bitirmenin tam zamanıdır.
8*Ondan sonra Holoferno’nun baş ucunda olan döşeğin di­reğine yanaşıp kılıcı aldı. Döşeğe yakın gelip, başının saçlarını sıkıca tuttu ve dedi ki:
9*-Ya Rabbim Allah! Bu gün bana güç ver. Ondan sonra tüm gücüyle iki kez boynuna vurdu ve başını kesti. Sonra bedenini döşeğinden yuvarlayıp direkler üzerinden cibin­liği çekti.
10*Biraz sonra çıkarak Holoferno’nun başını hizmetçisine verdi; o da onu yemek torbasının içine attı.
11*Ondan sonra gelenekleri üzere, ikisi de namaz kılmaya çıktılar. Orduyu geçip o dereyi dolaştılar ve Betülya’nın da­ğına çıkıp kapılarına dayandılar.
12*Yudit uzaktan kapıların bekçilerine bağırıp dedi ki: -Açın! Şimdi kapıyı açın! Tanrımız yüce Allah da bizim­ledir. Bugün yaptığı gibi; İsrailde düşmanlarımıza karşı  sağlam ve güçlü iş bitirsin.
13*O şehirde olanlar da onun sesini duydukları gibi ça­bucak şehrin kapısına geldiler.
14*Şehrin yaşlılarını çağırdıklarında küçük-büyük herkes oraya doğru seğirtti. Çünkü onun döneceğine inanmıyor­lardı. Öylece kapıyı açıp onu içeri aldılar.
15*Aydınlık olması için ateş yakıp onun çevresinde dur­dular.
16*O da onlara gür bir sesle dedi ki: - Allaha gani gani hamd ve şükür ederim ki, İsrailden rahmetini çekmedi. Bel­ki bu gece benim elimle düşmanlarımızı kırdı.
17*Başı torbadan çıkararak onlara gösterdi ve dedi ki:
18*-İşte Asurlular’ın baş kumandanı Holoferno’nun başı ve işte içinde sızıp kaldığı cibinlik parçası. Böylece yüce Allah onu bir kadının eliyle vurdu.
19*Beni bu işte koruyan Rabb’in hayatı için; benim yüzüm Holoferno’nun kendi ölümü içinmiş! Hem benimle utanç verici kirli bir günahı yapmadı.
20*O zaman tüm halk çok şaşırıp yüce Allah’a eğilip sec­de ettiler ve temiz bir dille dediler ki:
21*Ey! Tanrımız ve yücelenesin ki bu gün kendi halkının düş­manlarını yok ettin.
22*Uziya da Yudit’e dedi ki: -Ey kız! Yüce Allah’ın katın­da yeryüzünde olan tüm kadınlardan daha çok yücelen.
23*Hem yeri göğü yaratan yüce Rab Allah yücelensin ki sana düşmanlarımızın baş kumandanının başını kırmaya yol gösterdi.
24*Çünkü senin güçlü inancın bu adamların yüreklerinden hiç çıkmayacak ve Allah’ın gücünü sonsuza dek anlata­cak­lardır.
25*Böylece yüce Allah sana bu şeyleri sonsuz yüceltsin ve seni her türlü iyilik ile ziyaret etsin. Buna karşılık, sen ki milletimizi kötülükten kurtarmak için kendi bedenini esir­gemedin. Belki de Tanrımızın önünde sadakatle yürü­ye­rek bizim derdimize çare oldun.
26*Tüm halk da amin, amin! Dedi.

     On Dördüncü Bâb
1*Yudit onlara dedi ki: -Şimdi ey kardeşlerim beni din­leyin! Bu başı alın ve onu kalenin burçlarına asın.
2*Sabah aydınlanırken, yeryüzüne güneş yükseldiği an; herkes silahlarını kuşansın ve her cesur adamınız şehirden dışarıya çıksın.
3*Ve onlara bir baş dikin! Bu şekilde ta ovaya inip Asur­lular’ın ilk karargahına doğru gidin; ama inmeyin..!
4*O zaman onlar silahlarına davranarak ordusuna gitsinler ve Asurlular’ın kumandanlarını uyandırsınlar.
5*Onlar da Holoferno’nun otağına koştuklarında; onu bul­mayıp üzerlerine korku düşecek ve önümüzden kaça­cak­lardır.
6*O zaman siz ve tüm İsrail dağıstanında olanlar; yayla­rı­nızı alıp onları yollarında vurasınız.
7*Ama siz bunu yapmadan önce bana Amon’lu Akyor’u çağırın. O bu olayı görsün, İsrailoğullarını aşağılayanı ve onu bize, sanki ölüme gönderene bilsin.
8*Böylece Akyor’u Uziya’nın evinden çağırdılar. O da ge­lip halkın kalabalığı içinde, bir adamın elinde Holo­fer­no’­nun başını görünce yüzüstü yere düştü ve nefesi kesildi.
9*Ama onu kaldırdıklarından sonra Yudit’in ayaklarına kapaklanıp, önünde serilip dedi ki: -Tüm Yahuda evlerinde ve tüm milletler arasında kutlu bir kadın olasın; ve her kim adını duyarsa şaşsın..!
10*Şimdi bana bu geçen günlerde yaptığın herşeyi anlat. O da ona kavmin arasından ayrıldığı günden, ta onlarla söyleştiği saate dek ne yaptıysa anlattı.
11*Herşeyi anlattıktan sonra halk kendi şehrinde yüksek sesle sevinçle ilahiler söylediler.  
12*Akyor da İsrail Tanrısı’nın tüm yaptığı şeyleri görüp yü­ce Allah’a güzelce iman etti ve sünnet derisini kestirdi de bu güne dek İsrail Evi’ne katıldı.
13*Sabahleyin Holoferno’nun başını kale duvarının dışına astılar. Bütün adamlar silahlanarak çıktılar ve dağların yamaçlarında yayıldılar.
14*Asurlular da onları gördükleri gibi kendi yüzbaşılarına haber vermeye gönderdiler.
15*Bunlar da  kumandanlara, binbaşılara ve tüm beylerine gittiler.
16*Ve onlar Holoferno’nun otağına geldiler, saray kahya­sına dediler ki: -Efendimizi şimdi uyandır. Çünkü o köleler bize karşı cenk etmeye cesaret ettiler; ama hepsi birden ta­mamen yok olsunlar.
17*O anda Bagoa girdi ve otağın içinde tıkırdadı. Çünkü Holoferno’yu Yudit ile yatıyor sanıyordu.
18*Ama gördü ki hiç kimse yanıt vermiyor; kapıyı açarak odaya girdi.
19*Ve Holoferno’yu döşeme üzerinde başı kesilmiş bir hal­de yatarken buldu.
20*O zaman yüksek sesle ağlayıp sızlamaya, bağırmaya ve giysilerini yırtmaya başladı.
21*Ondan sonra Yudit’in konakladığı çadırına girdi, onu bulamayınca dışarıya kalabalığa koşarak: -O köleler hain­lik yaptılar.
21*Şah Nabukadnezar’ın evini bir İbrani kadın rezil etti. Çünkü Holoferno yerde yatıyor ve başı yok!
23*Asur askerlerinin kumandanları da bu sözleri işitince çabucak giysilerini yırttılar ve yürekleri çok sıkıldı.
24*Hem ordunun içinde çok bağırarak çağrıştılar.

    Onbeşinci Bâb
1*Çadırlarda olanlar durumu işitince şaşırdılar ve üzerle­ri­ni dehşet kapladı.
2*Artık yoldaşa karşı durabilecek bir adam bile yoktu. Böy­lece bozulup bozkırın ve dağların tüm yollarından kaç­tılar.
3*Hem Betülya’nın çevresinde olan dağlar üzerinde olan­lar kaçtılar.

4*O zaman İsrailoğullarının tüm cenkçileri onların üzerine saldırdılar.
5*Uziya da Betümestam’a, Beba’ya, Koba’ya, Kolo’ya ve tüm İsrail’in yan tarafına ulaklar gönderdi ki olan şeyleri bildirsinler ve tüm düşmanları üzerine yok edilmeleri için saldırsınlar.
6*Böylece İsrailliler bu şeyleri duyup, tümü birlikte ta Ko­ba’ya dek üzerlerine yürüdüler.
7*Kutsal Kudüslüler ve tüm dağlarda olanlar yetiştiler. Çün­kü düşmanlarının ordusunda olan olaydan haber al­mış­lardı.
8*Gilatlılar ve Celileliler onları büyük bir şekilde bozarak katlettiler. Şam’ın ve onun sınırlarının ötesine dek kova­ladılar.
9*Hem Betülya halkının kalanı Asurlular’ın ordusu üzeri­ne giderek onu çapul ettiler ve birçok mallar elde ettiler. 
10*İsrailliler de katletmekten dönerek kalan şeyleri aldı­lar.
11*Dağın ve ovanın kasabaları ile şehirleri de birçok çapul malı aldılar. Çünkü kesinlikle çok idi.
12*Bundan sonra baş imam Yoakim’le kutsal Kudüs’te yaşayan İsrailoğulları’nın saygıdeğer kişileri, yüce Al­lah’ın  İsrail’e yaptığı iyiliği saptamak için Yudit’i görme­ye ve onunla dostça söyleşmeye geldiler.
13*Evine girdiğinde tümü bir ağızdan onu bereketledi ve de­diler ki:
14*-Sen kutsal Kudüs’ün yüceliği, büyük şerefi ve mille­timizin büyüğüsün. Çünkü bu denli şeyleri kendi elin­le yap­tın.
15*Sen İsrail’e büyük iyilik yaptın ve yüce Allah onlara iyi­lik armağan etti.
16*Her Şeye Gücü Yeten yüce Rabbin katında sonsuza dek kutlu bir kadın olasın. Bütün halk da amin, dedi.
17*Halk orduyu otuz gün yağmaladı.
18*Ondan sonra Yudit’e Holoferno’nun otağını ve onun tüm gümüş aletlerini, döşeklerini, leğenlerini ve tüm kap­la­rını verdiler.
19*O da o şeyleri alıp kimini kendi katırına yükletti ve kimini de arabalarına atlar koşup üzerlerine yığdı.
20*İsrailin bütün kadınları onu görmeye üşüştüler; ona iyi­lik dilediler ve  onun için bir dans düzenlediler.
21*O da ağaçların dallarından ellerine alıp kadınların elle­rine verdi.
22*Onlar da ona ve yanında olanlara zeytin ‘yaprak­la­rın­dan’ bir onur çelengi yaptılar. Tüm halkın önünde kadınlar alayını götürüyordu.
23*Tüm silahlı İsrailliler onur çelenkleriyle ve ağzında ezgilerle ardınca geliyorlardı.

     On Altıncı Bâb
1*O zaman Yudit bu ezgiyi söyledi ki, tüm İsrail içinde bir kaside olsun; ve bu kasideyi bütün halk onun ardınca söy­lü­yordu.
2*Yudit böyle söyledi: Tanrıma davullar çalmaya başla­sın. O’na ilahiler ve şükürler ezgilensin; adını anarak yü­cel­tin.
3*O öyle bir Allahtır ki cenkleri bozar. Çünkü O beni bü­yük, kalabalık bir ordunun içinde duran askerlerin ellerin­den kurtardı.
4*Kuzey dağlarından Asurlular geldiler; şu binlerce aske­riy­le geldiler ki  onların çokluğu selleri alıkoyardı ve onla­rın atlıları tepeleri kaplardı.
5*Onlar kentlerimizi yıkmak, yiğitlerimizi kılıçtan geçir­mek, süt emen bebeleri yere çarpmak, çocukları çapul et­mek ve kızlarımızı kirletmek isteğindeydiler. Ama Her Şe­ye Gücü Yeten yüce Rabb Allah, bir kadının eliyle bu işi yaptı ve onların emellerini boşa çıkardı.
6*Çünkü o, böbürlenen yiğitlerin elleriyle düşmedi. Dev­lerin oğulları onu vurmadılar; hem güçlüler onun üstüne sal­dırmadılar. Ama Merari kızı Yudît Yudit, onu kendi yü­zünün güzelliğiyle bozdu.
7*Çünkü kendi dulluk giysisinden büyük sıkıntıda olan İsraillileri kurtarmak uğruna soyundu.
8*O zaman hoş kokulu yağ ile yüzünü yağladı ve saçlarını bir başlık altına bağladı. Hem onu aldatmak için bez çemberini aldı.
9*Onun parlak sandaletleri gözünü kamaştırdı, tatlı canını esir etti ve kılıç boynunu kesti.
10*Onun cesaretinden Persliler ürktüler ve Medliler onun yürekli işinden şaştılar.
11*O zaman benim dert yoldaşlarım sevindiler, güçsüz­lerim çağrıştılar; onlar korktular ve bağırarak kaçtılar.
12*Oğlancıklar onları deldiler ve kaçkınlar gibi yarala­dı­lar. Yüce Rabbim Allah’ın alayından yok oldular.
13*Ben Rabbe yeni bir ezgi söyleyeyim: Ya Rabb! Sen ulu­sun, sevgilisin; güçte ise acayip ve yenilmezsin.
14*Tüm yaratıklar sana tapınsınlar. Çünkü söylediğin gibi oldu; sen ruhunu gönderdin ve o onları düzeltti. Senin se­sine kimse karşı koyamaz.
15*Çünkü senin önünde dağlar ve sular bile temellerinden oynadı; kayalar bal mumu gibi eridiler.
16*Ama senden korkanlara kesinlikle bağışlayansın. Çün­kü senin katında her hoş kokulu kurban az bir şeydir ve takdimeye getirilen her yağ küçük şeydir. Ama Rabb’ten korkan her şekilde ve her daim senin katında büyüktür.
17*Vay o ümmetlere ki benim milletim üzerine kalkıyor­lar! Her Şeye Gücü Yeten Yüce Allah, kıyamet gününde etlerine ateş ve kurtlar salıp öç alsın. Onlar da acılarla son­suza dek ağlasın.
18*Ondan sonra kutsal Kudüs’e girdiklerinde Rabbe secde ettiler. Çabucak halk arındıktan sonra takdimelerini, gö­nül­lü  kurbanlarını ve armağanlarını sundular.
19*Yudit de Holoferno’nun -tüm halkın ona bağışladığı- aletlerini ve döşeğinin üzerinden aldığı cibinliği Tapınağa asarak, onları yüce Rabbe bağışladı.
20*Kutsal Kudüs’teki insanlar, Tapınağın önünde üç ay kadar donanma ettiler  ve Yudit de onlar ile birlikte ora­day­dı.
21*O zamandan sonra herkes kendi evine döndü. Yudit de Betülya’ya giderek orada kendi mülkünde yaşadı ve tüm bölgede kendi asrında pek cömertti.
22*Çok kimseler onu eş olarak almak istedi; ama kocası Manessa öleliden ve kendi halkına katılalıdan beri yaşam boyu ona kimse el uzatmadı.
23*Zenginleşti ve çok şöhreti arttı. Kocasının evinde yaş­la­nıp yüz beş yıl yaşadı ve kendi hizmetçisini özgür bı­rak­tı.
24*Sonunda Betülya’da öldü ve kocası Manessa’nın me­za­rında gömüldü. İsrail evi ona yedi gün ağladı.
25*Ölmeden önce  mallarını kendisinin ve kocası Manes­sa’nın yakın akrabalarına paylaştırdı.
26*Böylece Yudit’in günlerinde ve onun ölü­münden son­ra, belli bir zaman İsrailoğulları’nı korkutacak hiç kimse yoktu.
                                                                     SÜLEYMAN’IN BİLGELİĞİ
                
    Birinci Bab:
1*Ey dünyanın egemenleri! Adaleti sevin, Rabbe özgü iyi düşünceler besleyin. O’nu yürekten içtenlikle arayın.
2*Çünkü O’nu sınamayana bulunur ve O’nu yadsımayana kendini gösterir.
3*Her kötü us ve düşünceler yüce Allah’tan ayrıdır. Onun gücü sınandığında cahilleri utandırır.
4*Kötü cana bilgelik girmez ve günahkar gibi bedeninde mekan tutmaz.
5*Çünkü terbiyenin Kutsal Ruhu; hileden sakındırır, aptal düşüncelerden uzaklaştırır ve yaramazlık gelince belli o­lur.
6*Bilgelik ruhu en yararlıdır; küfür söyleyeni dudaklarının suçundan aklamaz. Çünkü yüce Tanrı yüreklerinin tanığı, kalbinin gerçek gözcüsü hem de dilinin işiticisidir.
7*Böylece Rabbin Ruhu tüm evreni doldurur ve belirli her temelli sözü anlar.
8*Bu yüzden haksız söyleyen gizlenmez ve azarlanan yar­gıdan kurtulmaz.
9*Çünkü sapkınların tartışmaları araştırılsa; onların yara­maz­lıklarının ortaya çıkması için her söyledikleri söz ye­rine erişir.
10*Kıskanan kulak her şeyi dinler ve mırıldanışın eğlentisi gizli olamaz.
11*Öyleyse yararsız şeylerden sakın ve sataşmadan dilini tut. Çünkü gizli söz saklı kalmaz ve yalancı us ruhu öldü­rür.
12*Yaşamınızın hatalarla ölümüne çalışmayın ve elinizin işiyle kendinize ölüm getirmeyin.
13*Çünkü yüce Allah ölümün nedeni değildir ve dirilerin ölü­münden zevk almaz.
14*O her şeyi var olsun diye yaratmıştır. Dünya’nın görü­nen şeyleri sağlık içindir. Onlarda ölümcül zehir  yoktur ve yeryüzünde sefillerin mülkü de yok.
15*Çünkü adalet ölümsüzdür.
16*Ama kötüler onu dost sanarak kendi elleriyle ve sözle­riyle davet ettiler; böylece yok olup gittiler. Onunla anlaşa­rak onun ortakları olmaya layıktırlar.

 

 

   İkinci Bab
1*Onlar kendi kendilerine haksız zan kullanıp dediler ki: Yolumuz kısa ve zordur. İnsanın ölümüne çare yok ve ahi­retten dönen hiç kimse yok.
2*Çünkü boşyere doğduk ve bundan sonra yine böyle ola­cağız. Sanki hiçlikten gelmemişiz. Burnumuzun soluğu du­man gibi ve sözlerimiz yüreğimizin çırpıntısından bir kı­­vılcım gibidir.
3*Soyunduktan sonra bedenimiz kül gibi olacak ve ruhu­muz hafif yel gibi uçacak.
4*Bir zaman sonra ne adımız, ne de işlerimiz anılacak. Ya­şantımız bir gün gibi gelip geçecek ve güneş ışıkların­dan ışıklarından dağılmış ve sıcaklığından basılmış duman gibi eriyecektir.
5*Çünkü yaşantımızın zamanı geçen gölge gibidir ve ö­lüm­den kaçmak boş yeredir. Zaten mühürlüdür hem ora­dan hiç kimse geri dönmez.
6*Eh! Şimdi hazır malımızı harcayalım ve mülkümüzü genç­liğimizde kullanalım.
7*Güzel içkiler içelim, meshyağı ile yağlanalım ve gençli­ğimizin çiçeğini soldurmayalım.
8*Gonca güller gibi solmadan önce taçlanalım.
9*Şakamızdan kimse mahrum kalmasın; her yerde sevin­cin izlerini koyalım. Çünkü payımız ve kısmetimiz odur.
10*Bu yoksulu zulümle zorlayalım; dul kadına bağışlama­yalım ve yaşlıların yaşlılığına saygı göstermeyelim.
11*Hem gücümüz adaletinin yasası olsun; çünkü güçsüz olan yararsızdır, öyle bilinir.
12*Dürüste pusu kuralım; çünkü bize engeldir. İşlerimize karışır, yasalara karşı yaptığımız suçları yüzümüze vurur ve töremizin suçlarını ortaya yayar.
13*Bilgiç bile geçinir ve kendini Tanrı’nın çocuğu sanır.
14*Amacı bizi kınamak içindir.
15*Bakışı bile bize şekildir; çünkü onun dinsizliği başka­lara benzemez, yolları başkadır.
16*Bizi sahte gümüş gibi görür; güya bizi kötü şeylerden uzak tutar.  Mutlu üstat eder dostların ahiretlerini ve babası Tanrıdır diye böbürlenir ahiretlerini.
17*Bakalım onun dediği gibi gerçek midir? Hem ona ne olacağını deneyerek görelim.
18*Çünkü eğer gerçekten Allah’ın oğlu ise onu kabul etsin ve onu hasımların ellerinden kurtarsın.
19*Onu sövgüyle ezerek sınayalım ki, yüreğini bilelim ve onun sabrını deneyelim
20*Onu aşağılık bir ölüme bırakalım; ‘bakalım’ onun söy­lediğine göre olacak mı?
21*Diye düşünerek hata ettiler ve kendi kötülükleriyle körleştiler.
22*Ve Allah’ın gizli sırlarını bilmediler. Ne kutsal olanın cezasını umdular ve ne de günahsız canlara sevap ol­du­ğu­nu sandılar.
23*Çünkü yüce Allah, insanı ölümsüz olarak yarattı ve onu kendi benzerinin şekline göre yaptı.
24*Ama Şeytan’ın kıskançlığı yüzünden ölüm dünyaya gir­di.
25*Hem onun yolunu tutanlar onu duyarlar.

Üçüncü Bâb
1*Dürüstlerin canları ‘Yüce Tanrı’nın elindedir ki onlar acı çekmesin.
2*Sefihlere göre onların sonu yıkım kayası oldu.
3*Bizden ayrılışları sıkıntı sayıldı; ama onlar esenliktedir.
4*Ama eğer insanların içinde sıkıntıları olmasa da; gene de onların ümidi ölümsüzlükle doludur.
5*Ve azıcık sıkıntı çekmekle büyük lütfa erişirler. Çünkü Yüce Tanrı onları sınadı ve onları kendine layık gördü.
6*Onları altını potada ayarlar gibi ayarladı ve onları tam bir kurban gibi sınadı.
7*Bu yüzden ziyaretinin vaktinde parlasınlar ve keten çöpü arasındaki kıvılcım gibi ışık saçsınlar.
8*Halkları yargılasınlar, onlara egemen olsunlar ve yüce Rab onlara sonsuza dek saltanat etsin.
9*O’na ümit bağlayanlar gerçeği anlasınlar ve O’nun aşkı­nın hakikati olanlar yanında dursunlar. Çünkü lütfu ve ba­ğışı kendi kutsallarınadır. O’nun seçkinlerine ağırlanma var. Ama sadakatten habersiz olan hem de Rab’ten elini çe­ken
10*Kötüler; düşüncelerindeki kaçınılmaz akibeti...
11*çekerler. Çünkü erdemli bilgeliği ve evrensel ilmi hiçe sayanlar zavallılardır. Bu çeşit insan­ların ümidi de boştur. Hem onların çektiği emek boşyere ve işleri yararsızdır.
12*Kadınları cahil, çocukları yaramaz ve onların soyu da lanetlidir.
13*Onun için ne mutlu kirlenmemiş kısıra ki utanç döşeği bilmez. Canlar yoklandığında sevap bulsun.
14*Hem hadım ki başkalarıyla yaramazlık etmedi ve Rabbe karşı hiçbir kötülük düşünmedi. Çünkü ona dinin en iyi nimeti ve Rabbin mekanında uygun payı verilir.
15*Çünkü iyi emek hoş ürün getirir ve büyük olan kök devrilmez.
16*Zina edenlerin çocukları haram ürünüdürler. Öyleyse gayrı kanuni doğan çocuklar yok olsun.
17*Eğer yaşamları uzun olsa da boşyere sayarlar. Onların yaşlılığı şerefsiz ve itibarsız olur.
18*Eğer çabuk ölürlerse hiç ümitleri ve yoklanıldığı günde avuntuları olmaz.
19*Çünkü fesatçıların soyunun sonu kötüdür.

    Dördüncü Bâb
1*Erdemlilik ile çocuksuz olmak daha iyidir. Çünkü onun ününde ölümsüzlük var. Bu hem yüce Allah katında ve hem de insanlar arasında böyledir.
2*O varken onu taklit ederler ve yitirmişken onu ararlar. Ama o utançsız sevabın cenginde galip iken taç giyer ve kah­ramandır o.
3*Ama kötülerin gelişen çokluğu bir yarar sağlamaz; kö­tülüğü filizlerden derin kökler olmaz, hem sağlam ayak bas­maz.
4*Dallarının bir zaman için filizlendiğini say; ama sağlam bir dayanağı olmadıktan sonra rüzgardan sarsılırlar ve gücünden kökten yıkılırlar.
5*Dallar olgunlaşmadan önce kırılırlar ve meyveler ye­meğe yaramayıp -kemirgen olmakla- yararsız olup bir şeye yaramaz.
6*Çünkü haram birleşmeden doğan çocuklar araştırılsa hep ebeveynlerin suçlarına tanıklık ederler.
7*Ama sadakatte olan çabuk ölse de huzurda olur.
8*Çünkü saygın yaşlılık demek değildir ki; yaşların ve yılların sayısı ile sayılmış olsun.
9*Ama bilgelik insanlara kocamışlık ve onların kocamış­lığı utançsız bir yaşamdır.
10*Yüce Allah’ın beğendiği kişi O’nun kabulü oldu ve günahkârlar arasında yaşayarak ayrıldı.
11*Kötülüğün aklını çelmememesi ve hilenin canını azdır­maması için onu aldılar.
12*Çünkü kötülüğün büyüleyici tesiri iyi şeyler kuranladır ve temiz akılı kararsız şehvet bozar.
13*Ve olgunluğa ererek çok zamanı yaşamın az zamanıyla rahatlatır.
14*Canı Rabbin beğenisini kazanırsa onu kötülerin arasın­dan çabuk kaldırır.
15*Ama insanlar bu şeyleri gördüler ise de, iyice düşünüp anımsamak istemezler ki kayra O’nun kutsallarına ve saygı O’nun seçkinlerinedir.
16*Ölen iyiler diri olan kötülere galiptir ve çabuk yitirilen gençlik kötülerin uzun yaşamlarını sorgular.
17*Çünkü hükmedenin öldüğünü görüp de Rabbin onun için yaptığı planı ve onu niçin esenliğe koyduğunu iyice düşünmezler.
18*Görüyorlar ve aşağılıyorlar; ama Rab onları azarlasın.
19*Bundan sonra ‘kendilerine’ utanç olan bir bakışla dü­şecekler ve sonsuza dek ölüler arasında kınanacaklardır. Çün­­kü onlar darmadağın olup nutku tutulacak ve sürü­leceklerdir. Hem onları kökünden sarssın ve büyük bir yıkımla acılar çeksinler de anılmaları olmasın.
20*Hep korku içinde suçlarının ceza­sına katlansınlar ve onların yaramazlıkları yüzlerine karşı onları sustursun.

    Beşinci Bâb
1*O zaman iyi adam emin olarak ona kötülük eden ve emek­lerini hor gören kişilerin önünde duracak.
2*Onlar da onu görüp büyük korkudan acı çekecekler ve kurtulacağını sanmadıklarından şaşırıp kalacaklar.  
3*O zaman pişman olup, hıçkırıklarla nefes alıp ağlayarak, kendi kendilerine şöyle diyecekler: O küçümsediğimiz ve ondan iğrendiğimiz kimse bu mudur?
4*Ne dilerdik? Biz onun yaşamının bir delilik ve sonunun bir utanç olduğunu sanırdık...
5*Ne hoş! Tanrıoğlu sayılmış ve kutsallar ile pay kazan­mış.
6*Biz ise doğru yoldan saptık, dindarlığın ışığı bizi ay­dın­latmadı ve O’nun güneşi üstümüze doğmadı.
7*Ve şimdi gönül yollarından yorulduk, yolsuz çöllerde gezdik ve Rabb’in yollarını bilmedik.
8*Kibir bize ne getirdi? Mal ve boş düşünceler bize neye yaradı?
9*Tüm o şeyler gölge gibi ve hızla giden bir haberci gibi geçtiler.
10*Dalgalanan, suları geçen gemi gibidir ki geçtiği izi ve dalgaların yolu bulunmaz.
11*Ve havada uçan kuş gibi ki geçtiği yerin izi bulunmaz. Belki kanatlarını çırparak elekler ile örülmüş, zordan sü­zülen ince havayı geçtiği gibi; geçtiğinin yerinde bir iz kal­maz. 
12*Ok gibi ki hedefe atılırken yarılmış hava çabucak bir yere düşürülür; şöyle ki nereden geçtiği bilinmez. 
13*Biz de böyle doğduğumuz gibi yok olduk.
14*Ve becerinin izlerini göstermeye gücümüz yetmeyip, kötülüğümüzde tükendik.
15*Çünkü Tanrısız ümit rüzgârdan uçuşan tüyceğiz gibi, fırtınadan kopan ince köpük gibi ve rüzgârdan dağılmış duman gibidir. Ancak bir gün bir yerde konaklayan yolcu­nun anısı gibi geçer.
16*Ama dürüstler sonsuza dek diridirler, işlerinin kar­şılığı yüce Rab Allah katındadır ve yüce Rab onları kaydeder.
17*Bu yüzden Rabb’in elinden kutsal mülkü ve güzel tacı alırlar. Çünkü ‘O’ onları kendi sağ eliyle örtecek ve gücüyle koruyacaktır.
18*O kendi gayretiyle gazaplanıp yaratıkları düşmanlar­dan öc almaya silahlar.
19*Zırh yerine adalet ve miğfer yerine gerçek yargıyı gi­yer.
20*Geçirilmez kalkan yerine kutsiyet alır.
21*Kılıç yerine kendi yaramazlık gazabını ve tüm kainat O’nunla dileyeler, üzerine cenk edeler.
22*Yıldırım okları dosdoğru geçip bulutlardan; sanki çekilmiş yaydan hedefe çarparlar.
23*Dolular taş gibi öfkeyle atılsınlar. Deniz suyu onlara incinsin ve ırmaklar onları şiddetle
bassın.
24*Şiddetli rüzgâr onlara karşı olsun. Onları sert deniz yeli gibi darmadağın etsin. Yaramazlık tüm yeryüzünü yıksın ve kötülük liderlerin koltuğunu alaşağı etsin.

    Altıncı Bâb
1*Evet; ey egemenler! O’nu sadakatle duyup dinleyin ve anlayın.
2*Ey! Dünyanın sonunun beyleri öğrenin.
3*Birçok kavimlerin beyleri ve milletlerlerin çokluğuyla övünenler kulak verin.
4*Çünkü saltanat size Rab’ten ve egemenlik ‘Yüce’den ve­rilmiştir. Böylece işlerinizi araştıracak ve planlarınızın içyüzünü inceleyecektir.
5*Çünkü siz O’nun ülkesinin yöneticileri iken, adaletle davranmadınız ve şeriatı gözetmediniz. Hem Allah’ın dile­ğinin yoluna girmediniz.
6*O size büyük görkemle ansızın gelecek; çünkü yüksek derecede olanları adaletle yargılayacak.
7*Aşağıda olanlara merhametle bağışlayacak; ama zorba­lara zorla siyaset olunur.
8*Yüce Rab hiç kimseyi kayırmaz ve kimsenin büyüklü­ğüne hatır gözetmez; çünkü büyükle küçüğü yaratan O’dur ve tümünün hesabını bir görür.
9*Ama güçlü olanlara şiddetli denetim kaçınılmazdır.
10*Bakın ey egemenler! Sözlerim sizedir; bilgelik öğretip hata etmeyin.
11*Çünkü kutsal şeyleri kutsallık adına gözeten kimseler kutsansınlar ve onlara ilim öğretenler yanıtlamak için af edilsinler. 
12*Öyleyse sözlerime heveslenin ki terbiye olasınız.
13*Bilgelik şereflidir ve hiç eksilmez. Onu sevenlere kolaylıkla görünür, hem onu arayanlara bulunur.
14*Önce kendisini onlara bildirmek için onu isteyenlerin önüne gelir.
15*Sabah erkenden onu aramak için kalkan zahmet çek­mesin. Çünkü onu kapının önünde oturur bulur.
16*Çünkü onu düşünmek olgun bilgeliktir. Onun için uya­nık kalan çabuk kaygısız olur.
17*Zaten o kendine layık olanları arayıp dolaşır ve onları kendi yollarında mutlulukla kuşatır. Hem onların tüm ku­runtularına karşı gelir.
18*Ve onun kusursuz başlangıcı ilim dilemektir.
19*Bilgelik sevgiye bağlıdır ve sevgi dahi dinin gözet­mesidir; hem dinin gözetmesi de ölümsüzlüğün en sağlam temelidir.
20*Ölümsüzlük de Allah’ın adem’ini yakın eder.
21*Bu şekilde bilgelik diler kraldan.
22*Şimdi ey milletleri yönetenler! Eğer egemenlik yüzün­den veya yöneticilerden ötürü hata ederseniz, bilgelik dile­yin ki sonsuza dek egemen kalasınız.
23*Böylece ben size bilgelik nedir ve nasıl ortaya çıktı onu açıklayayım. Belki sırrını sizden saklamayayım. Belki o­nun aslını başlangıçtan arayıp, yeteneğini ortaya çıkarı­rım. Gerçeği söylemeden edemem.
24*Kıskançlıktan ötürü kurumuş bir kişiyle yürümeyim. Çünkü bu çeşit biri bilgelikten pay almaz.
25*Bilgelerin çokluğu dünyanın kurtuluşudur ve bilge kral halkın dirliğidir (direğidir).
26*Evet sözlerimden birşey öğrenin ki yararını göresiniz.

    Yedinci Bâb
1*Araştırın; ben de diğerleri gibi ölümlü, killi topraktan olan ve bir önceki kişiden doğmuş adamım.
2*On ay içinde annemin karnında et şeklini aldım. Erkeğin çiftleşme zevkiyle menisinden kana dönmüş.
3*Ondan doğduğumda hepimize bahşedilen havayı çek­tim, herkesin üzerinde aynı zorluğu çektiği yere düştüm ve hepsi gibi ağlayıp havanın soluğunu dışarıya çıkardım.
4*Kundaklarda ve büyük özenle beslendim.
5*Hiç bir kralın doğması başka türlü olmadı.
6*Ama hepsinin yaşama katılması bir ve her şeyleri eşittir.
7*Onun için ben lütf diledim de bilgelik ruhu bana geldi; ben çağırdım da bana anlayış verildi. 
8*Onu yöneticilere ve egemenlere tercih ettim ve onun yanında malı mülkü hiçe saydım.
9*Mücevherleri bile onunla kıyaslamadım çünkü onun yanında tüm dünyanın altını birazcık kum gibi ve onun yanında gümüş balçık gibidir.
10*Onu iyilikten ve güzellikten daha çok sevdim. Onu kendime ışık yerine tutmayı uygun gördüm. Çünkü ondan gelen aydınlık sönmez.
11*Bana tüm rızklar onunla ve hem sayısız mal mülk, o­nun sebebiyle geldi.
12*Ve o rızklardan sevindim. Çünkü bilgelik onların ba­şıdır ve ben bilmezdim ki onların atası odur.
13*Ben onu hilesiz öğrendim; hem kıskançsız dağıtıp o­nun zenginliğini saklamam.
14*O insana bitmez tükenmez bir hazinedir. Ona sahip o­lanlar -sonsuz Allah’ın eğitimi ile beğenisini kazanıp- ver­di­ği armağanlar için dostluk ederler.
15*Yüce Tanrı bana verip lütfetti ki yüreğime göre söyle­rim ve bana bahş edilen şeyler için iyilikler dilerim.
16*Çünkü bilgeliğe delil; hem bilim, sanat ve bece­rilerimizin tümü onun elindedir, elindeyiz. Alimlerin denetçisi odur.
17*Çünkü o bana bütün yaratıkların temel bilgisini verdi ki dünyanın yapısını ve maddelerin özelliklerini bileyim.
18*Zamanın başlangıcını, sonunu ve ikisi arasını;
19*Güneş devirlerinin değişimini, mevsimlerin değişikli­ğini;
20*Yılların dolanımını, yıldızların yerlerini, hayvanların ya­­ratılışlarını, canavarların  hiddetini, rüzgârların güçle­ri­ni, insanların  dillerini, fidanların çeşitlerini, göklerin özel­liklerini;
21*Ve ben her gizli-açık şeyi bilirim. Çünkü bana her şeyin üstadı olan bilgelik onları öğretti.
22*Çünkü kutsal, akıllı, katı, çokluk, merhametli, aydınlık, utançsız, zararsız belirti, iyiliksever sevgili, maharetli, teslim edici cömert, kibar, değişmez, güvenilir, sağlam,  ‘Her Şeye Gücü Yeten’ ve ‘Her Şeyi Bilen’ bütün akıllı, temiz, ince ruhları üfüren ruh onun içindedir.
23*Çünkü bilgelik her büyük akteviteden daha çok aktiftir; hem kendi sıfatı ile her şeyi geçip bitirir.
24*Çünkü Allah’ın gücünün soluğu ve ‘Her Şeye Kadîr Olan’ın yüceliğinden gerçek bereket odur. Onun için kirli bir şey içine düşmez.
25*Sonsuz ışığın aydınlığı ve Allah’ın gücünün lekesiz aynası, hem görüntüsü odur. 
26*O biricik ise de ‘Her Şeye Gücü’ yeterdir. Hem kendi kendine her şeyi yaratır ve yüzyıllarca kutsal canlara geçip Allah’ın dostları ve peygamberleri yapar.
27*Çünkü yüce Allah hiç bir şeyi sevmez; ama ancak o kimseyi sever ki, bilgelikle tanışsın.
28*Çünkü o güneşten güzel ve tüm yıldızların konumuna üsttür. Işık ile karş­laştırılsa birinci olur. 
29*Çünkü aydınlıktan sonra gece gelir; ama kötülük bilgeliği yenemez.

    Sekizinci Bâb
1*O bir sondan diğer bir sona güçle yetişir ve her şeyi kazançla düzenler.
2*Bunu sevdim ve gençliğimde aradım hem onu kendime nikahlamak isteyip onun güzelliğine aşık oldum.
3*Şerefini onunla aziz kılar. Allah ile dostluğu var ve her şeyin Rabbi onu sever.
4*Çünkü Tanrı bilimini o öğretir ve onun işlerini açıklığa kavuşturan odur.
5*Eğer malı-mülkü olmasa -bu yaşamda istenir- ama her şeyi yapan bilgelikten daha zen­­gin şey hangisidir?
6*Bu yüzden işleyen bilgidir. Tüm varlıklar içinde, bilgeden büyük üstad kimdir?
7*Bir kimse din yolunu tutsa, bilgeliğin emeğinden erdemli şeyler çıkarlar. Çünkü o ölçüyü, akıllılığı, adaleti ve gücü öğretir ki bu yaşamda insana onlardan daha iyi şey yoktur.
8*Eğer bir kimse çok şeyler öğrenmeyi göze alırsa; büyük şeyler ona belli olur ve geleceğini düşünür. Kelimelerin kalleşliğini ve boş sözlerin durumunu bilir. Ayetlerin mucizelerini, mevsimleri, hem zamanların sonlarını akıl eder.
9*Şimdi bunu benim için; benimle yoldaş olmak için yapmayı amaçladım. Çünkü onun bana iyiliklerde rehber, zorluklarda ve güçlüklerde ise avutucum olacağını bilirdim.
10*Onunla halk arasında sevgili bir gençsem de; yaşlılar arasında saygı bulayım.
 [11]*Yargıda usta olayım ve zalimlerin karşısında şaşkınlık yaratayım.
12*Sustuğumda sözüme hazır olsunlar, söylediğimde iyice dinlesinler ve sözlerim uzarsa ağızlarını el ile kapatsınlar.
13*Ölümsüzlüğüm onunla olsun ve benden sonra gelenlere sonsuz anılma olayım.
 (14)*Milletlere egemen olayım ve milletler bana boyun eğsinler.
15*Korkunç zalimler beni işittiği an korksunlar. İnsanlar içinde iyi ve cenkte güçlü olayım. Evime girdiğim zaman onunla huzur bulayım.
16*Çünkü onun tanışıklığında tatsızlık yok ve sohbetinde acı yoktur; ama sevinç ve esenlik var.
17*Bunu birlikte yüreğimde tutup anladım ki ölümsüzlük bilgeliğin akrabalığındadır.
18*Onun dostluğu ile mutluyum. Ellerinin emeğinde tükenmez zenginlik, dostluk ve sohbetlerinde us ile anlayış var. Onu yanıma almak için arayarak dolaşırdım.
19*Ben akıllı bir çocuktum ve bana iyi bir can nasip oldu.
20*Veya ben uyurken temiz bir bedene girdim.
21*Biliyorum ki ona sarılmaya gücüm yetmez; yeter ki onu bana yüce Allah versin ve bu ödülü kimin verdiğini bilmekliğe beceri göstersin. Böylece Rabbe varıp O’na yalvardım ve tüm yüreğimle dedim ki:

     Dokuzuncu Bâb
1*Ey! Atalarımızın Allah’ı, Rahmetlerin Rabbi. Sen her şeyi sözünle yarattın.
2*Kendi bilgeliğinle insanı yarattın ki senin yaratıklarına egemen olsun.
3*Dünyayı insaf ve adaletle yönetip onu yüreğinin dileğine göre yönetsin.
4*Bana meclislerin koltuklarında bilgelik bağışla ve beni kullarının sayısından reddetme.
5*Çünkü ben senin kulun ve cariyenin oğlu güçsüz adamım. Yaşantım kısa ve kararda hem şeriatte aklı kıt, aklı noksanım.
6*İnsanlar arasında bir kimsenin doğru biri olduğunu kabul edelim; ama senden gelen bilgeliği yoksa o bir hiçtir.
7*Sen beni halkına kral, oğullarının ve kızlarının egemeni seçtin.
8*Sen bana dedin ki: “Sana kutsal dağında bir Tapınak ve bulunduğun şehirde bir sunak yapayım ki o önceden kurduğun ‘Kutsal Çadır’ın gibi olsun.”
9*İşlerini bilen ve dünyayı yarattığın zaman hazır olan bilgelik seninledir. O sence değerli, beğenilmiş ve buyruklarına göre doğru olanı bilendir.
10*Onu kutsal göklerden ve görkemli yüceliğinin makamından gönder ki yanımda olup işlesin ve uygun olanı bildirsin.
11*Çünkü o herşeyi biliyor, anlıyor ve beni özenli bir kararla yargılayıp yaptıklarım­dan ötürü yüceliğiyle koruyor.
12*İşlerim dahi sence beğenilsin ki halkımı adaletle yönetip babamın tahtına layık olayım.
13*Çünkü insanlar arasında Allah’ın planını bilmeyi; ya da O’nun dileğini düşünmeyi kim bilebilir?
14*Çünkü ölümlü kişilerin sözleri dert ve zannettikleri gerçek değildir.
15*Hem geçici beden cana yüktür ve bu toprak mesken; çok şeyleri düşünen akıllı bir görendir.
16*Yerde olanı güçlükle anlıyoruz ve ellerimizde olan şeyleri zorla buluyoruz.  Nerde kaldı ki gökte olanların gerçekliğini bilelim?
17*Senin anlayış vermediğin ve yüce yerlerden Kutsal Ruhunu göndermediğin kişiden başka; senin düşünceni kim bilebilir?
18*Yerde olanların yolları bu şekilde doğrulmuşlar. İnsanlar dahi senin beğendiğin bilgelikle kurtulmuşlar ve şeyleri öğrenmişler…
19*de Allah’ın bilgeliğiyle kurtulmuşlar.

     Onuncu Bâb
1*Toprak; yaratılmış ilk Ademi o korumuştur. Dünyanın atası ve tek yaratılandı.  
2*Onu kendi isyanından çıkardı ve ona her şeye egemen olmaya güç verdi.
3*Ama o zalim kendi öfkesiyle ondan ayrıldı. Kendi çılgınlığıyla ki onun yüzünden kendi kardeşini öldürdü ve yok oldu.
4*Yeryüzü onun sebebiyle kanlandıktan sonra bilgelik onu elinden tutarak tekrar kurtardı ki dürüst kişi biraz ağaç ile kurtulsun.
5*Kötülüğün ayıklanması için yıkım geldiği an; o dürüst bildi ki onu Allah katında sakladı ve oğluna olan benliği üzerine güçlü tuttu.
6*Günahkârlar yok oldukları zaman o dürüst beş şehir üzerine inen ateşten kaçıyordu.
7*Onların kötülüklerine de yıkım ve tüten yer, ham yemişler getiren fidanlar hem orada inançsız canın anısı için kurulmuş tuz direği tanıklık ediyor.
8*Çünkü bilgeliği bırakanlar salt iyi şeyleri bilmemekle zarar çekmiyorlar; belki deliliklerinin anılmasını dirilere alıkoydular. Ta ki hata ettikleri şeylerden gizlenemesinler.
9*Ama bilgelik kendine hizmet edenleri zahmetlerinden kurtarmıştır.
10*O, kardeşinin öfkesinden kaçan dürüstü doğru yollara götürdü ve ona Allah’ın Krallığını gösterdi hem kutsalların yeteneğini verdi. Onu kendi sıkıntıları için zengin ve zahmetleri için bol bol verdi.
11*Kıskançlık sebebiyle zulüm çektiği zaman O, onun yanındaydı da ona mallar verildi.
12*Onu düşmanlardan korudu ve onu, ona kin besleyenlerden güvene alıp, keskin cengin ödülünü verdi. Böylece Tanrı korkusunun sonsuzluğunu bilsin.
13*Bu satılmış dürüstü bırakmadı; ama onu günahtan kurtardı hem de kuyuya indi.
14*Zindanda bile onu bırakmadı; ama sonunda ona, ülkenin yöneticileri ve ona baskı yapmış kişiler üzerine yargı yetkisini verdi. Onu ayıplayanı yalancı çıkardı; hem de ona sürekli bir onur bağışladı.
15*O kutsal halkı ve suçsuz soyu, ona kötülük yapan milletten kurtardı.
16*Rabbin kulunun canına girdi. Korkunç krala mucizevi ayetlerle karşı koydu.
17*O mukaddeslere kutsal emekleri uğruna bedel verdi. Onları acayip yoldan götürdü. Gündüzü onlara örtü ve geceleyin parlayan ışık yıldızı oldu.
18*Onları Kızıldeniz’den geçirdi, derin suların ortasından götürdü
19*Düşmanlarını batırdıktan sonra onları derinliğin dibinden dışarı çıkardı.
20*Onun için dürüstler zalimleri soyduktan sonra “Ya Rabb adın yücelensin” diye ezgiler düzdüler ve hep bir ağızdan koruyucu eline şükrettiler.
21*Çünkü bilgelik dilsizlerin ağzını açtı ve küçük çocukların dillerini bir hoş söyletti.

    Onbirinci Bâb
1*Kutsal peygamberin eliyle onların işlerini rast getirdi.
2*Issız çöllerde gezdiler ve yolsuz yollarda çadırlarını kurdular.
3*Düşmanlara karşı koydular ve hasımlarından intikam aldılar.
4*Susadıkları zaman seni çağırdılar. Onlara uçurumlarla kaplı kayalıklarda su kaynağı ve kuru bir taştan susuzluğu giderildi.
5*Çünkü o şeylerden ötürü düşmanlar, onlar ile acı çekmişlerdi.
6*Onlar kendi gereksinimlerine göre lütuf aldılar. 
7*İrinli kan ile boyanmış nehrin damarlarına karşılık, çocukları öldürme buyruğu rezillik için olmuştu.
8*Onlara hiç ummadıkları o bol suyu verdin.
9*O zamanda olan susuzluğu gösterip, düşmanlarına karşı azap edersin.
10*Çünkü korkudan yutkundukları zaman; gerçek merhamet ile terbiye edildiklerinde, öfkenin cezasını alarak acı çektiklerini bildiler.
11*Sen onları dehşete düşürerek baba gibi öğüt verdin. Onlar ise kaba bir egemen gibi hükmettiler.
12*Bu yüzden eğer yitik ve eğer hazır iseler; bu şekilde terbiye edildiler.
13*Çünkü onlar geçen şeylerin anılması için iki büklüm ağrı ve inleyiş tuttu.
14*Çünkü öbürlerin hemen o şeyler için ki onlar azap çekmişlerdi. Lütfe­dildiklerini işittiğin an Rabb’in elini hissettiler.
15*O kimse ölüme çıkarılmış ve reddolunmuşken, onu ümitsiz tutup alay ettiler. Ama o olaydan sonra onlara hayret ve şaşkınlık sebebi oldu. Çünkü onlar doğru kişilerle beraber susuzluğa dayanmadılar.
16*Bu kötülükleri, söyledikleri ve düşündükleriyle hata edip, akılsızlıkları için dilsiz yaratıklara ve bayağı hayvanlara tapındılar. Onların üzerine öç almaya çok sayıda dilsiz hayvanlar saldın.
17*Ta ki bilsinler! İnsan ne ile günah ederse, onlarla cezalandırılacak.
18*Çünkü sen; ‘Her Şeye Gücü Yeten’ ve dünyayı kavranılmaz yöntem ile yaratan Allah ki kudretin eksik değil idi. Üzerlerine çok sayıda ayılar hem yırtıcı aslanlar salamaz mıydın?
19*Ya da diğer bilinmeyen iki türlü dehşet ile yaratılmış, soluğu ateş ve rüzgârdan savrulmuş, dumanın sesini üfüren; veya gözlerinden heybetli ateşler ve kıvılcımları saçan canavarlar.
20*Yalnız onların etkisiyle onları birden yok etmeye; belki keskin bir bakış bile öldürmeye yeterdi.
21*Bu şeyler olmaksızın, yalnız bir tek solukla düşebilirlerdi. Çünkü senin adaletinden kovulmuş ve gücünün ruhundan dağıtılmıştılar. Ama sen her şeyi ölçüyle saydın ve tartıyla düzenledin.
22*Çünkü kudretinin büyüklüğü daima yanındadır. Hem senin güçlü koluna kim dayanabilir?
23*Senin yanında, yüceliğinin önünde bütün dünya terazide bir tanedir. Yani yeryüzüne inen sabah çiğinin bir damlası gibidir.
24*Sonuçta senin yüceliğinin önünde hepsine acıyorsun. Çünkü her şeye egemensin ve insanların günahlarına sanki kayıtsızmış gibi davranırsın. Ta ki tövbe edip hak yoluna döneler.
25*Çünkü tüm yaratıklarını seviyorsun ve yarattığın şeylerin birinden bile tiksinmezsin. Eğer sen bir şeyi sevmeseydin onu yaratmazdın.
26*Her şey nasıl dayanabilirdi? Eğer sen herhangi bir şeyin dilediğin gibi olmasını istemeseydin, arzulamadığın şey nasıl olabilirdi?
27*Ama sen tümünü bağışlarsın. Çünkü onlar senindir. Ey! Ruhların sevgilisi.

     On İkinci Bâb
1*Çünkü sana özgü ruhun her şeyde vardır.
2*Bu yüzden hata edenlere terbiyeyle öğüt verirsin ve nerelerde günah edip suçlu olduklarını anımsatırsın. Böylece kötülükten ayrılıp iman etsinler ya Rab!
3*Sen kutsal kentin eski halkını, büyücülerin pis işlerini ve reddedilmiş kurbanlarını sundukları için sevmedin.
4*Onlar kendi çocuklarının acımasız katilleri. Onlar insanın içini, etlerini ve ve kanlı yemeklerini, kurbanlarının içinden alıp yiyenlerdir. Hiçbir yardım istemeden boyun eğen, çaresiz canların ölümüne neden olan babalarını atalarımızın elleriyle yok etmek istedin.
5*Ta ki hepsinden daha değerli tuttuğun bu vilayet; Allah’ın kullarına layık halkını kabul etsin.
6*Lakin bunlara da insan gibi bağışladın ve askerinin öncülerine eşek arılarını saldın ki onları sarıp yok etsinler.
7*Bu yüzden değil midir ki kötüleri iyilerin eline cenke teslim etmeyesin; ya da onları yırtıcı canavarlarla veya ters bir sözün ile yok etmeye gücün yetmesin.
8*Bu yüzden onları, tövbeye fırsat vermeleri için yargıladın. Çünkü onların kötü yaratılışları, içlerinde köklenmiş kötülükleri ve hiç değişmeyecek düşünceleri sana boş yere değildir.
9*Çünkü başlangıçtan beri lanetli bir soydur. Ama sen onların günahlarına hiç bir kimsenin korkusundan aman vermedin.
10*Çünkü sana neden yaptın; diye yargına kim karşı gelebilir? Veya sana kim yarattıktan sonra yok ettiğin milletler için suçlayabilir? Ya da kötüler insanlara yardımcı olup seninle kim yargıya gidebilir?
11*Çünkü senden başka Allah yoktur ki tümünü kayırıp haksızlıkla cezalandırmadığını gösteresin.
12*Ne bir kral ve ne de bir diktatör var ki senin suç­la­dıklarını korumak için üzerine sertçe bakmaya gücü yetsin.
13*Ama sen adaletli olduğun için her şeyi adaletle kavrarsın. Cezayı hak etmeyeni, cezalandırmaya şanına uygun görmezsin.
14*Çünkü gücün adaletinin başlangıcıdır. Bu yüzden her şeyin sultanısın ve tümüne bağışlarsın.
15*Senin kamil kudretine inanılmadığı zaman gücünü gösterir ve onu bilenlerin böbürlenmesini kaldırırsın.
16*Yine de her türlü güç elindeyken insafla hükmeder ve bizi büyük bir merhametle korursun. Çünkü istediğin an güç elindedir.
17*Bu türlü işlerle halkına öğrettin ki adil adam ve insanca davranması gerektir. Günahlara tövbeye yer verdiğin için oğullarını ümitvar ettin.
18*Eğer çocuklarının düşmanlarına, ölmesi gerekenlere zaman tanıyıp ve bu kötülüklerden ayrılmalarına ilke koyup, bu denli gözetmekle terbiye ettinse;
19*Kendi oğullarına ve onların babalarına yeminlerle bir karar kılmaları içinantlaştın; ve ne kadar çok bölerek yargıladın.
20*Böylece bizi eğiterek, düşmanlarımızı sınırsızca dö­ver­sin. Yargılaman lütuf gibidir ve suçlanmışken esir­ge­mene katlanırız.
21*Bu nedenle haksızlıkla ‘deli yaşam’ sürenlere; kendi pislikleri için ceza verdin.
22*Çünkü onlar doğru yolu bulmaktan çok uzaklaşarak, kendi düşmanlarının bayağı hayvanlarını ilâhlar sanarak, deli çocuklar gibi aldandılar.
23*Bu yüzden onları akılsız çocuklar gibi yargıladın ve onları aşağıladın.
24*Ama ‘bu’ kınamanın ezikliğiyle öğüt alıp uslanmayanlar hak ettikleri Allah’ın cezasına çarptırılsınlar.
25*Çünkü onlar kaygılar çekip ilâhları sandıkları için, -incinmekten soyutlanmış olmadıktan başka- onun yerine kendi canlarını sıkıntıya sokarak, ‘bilmiyoruz’ diye yadsıdıkları gerçek Tanrı’yı tanıdılar. Bu yüzden o lanet din onlara geldi.

    On Üçüncü Bâb
1*Allah’ı bilmeyen tamamen boştur ve görünen iyiliklerden ‘Var Olan’ı bilmeye güçleri yoktur. İşlerini iyice düşünmeden işleyen ‘Allah’ı bilmezler.
2*Ateşi, esintiyi, rüzgarı; yıldızların burçlarını, göğün yıldızlarını ve güçlü suyu... Dünya’yı düzenleyen ilâhlardır sandılar.
3*Onların güzelliğinden etkilenip onları ilâhlar gibi tuttular. Onlardan ne denli üstün­dür bilsinler. Çünkü onları güzelliğiyle ‘Benzersiz Olan’ yarattı.
4*Eğer onların özel yararlarına ve güçlerine şaşıp kalmışlarsa; onlardan iyice düşünüp anlasınlar ki onları yaratan kimse ne denli daha yücedir.
5*Çünkü varlıkların büyüklüğünden ve güzelliğinden onların yaratıcısı arasındaki ilgiyi, akıllıca düşünüp bulmak olasıdır.
6*Ama bu şeylerde dahi onları yermemek gerekiyor; çünkü arayıp bulmak isterken belki hata ederler.
7*O’nun işleri arasında konuşup onların gerçekliğini bulurlar. Bu şeylerin iyi ve güzel olduklarını şüphesiz görürler.
8*Sonuçta bunlar da bağışlanmayı hak etmiyorlar.
9*Böylece o denli çok öğrendiler ki dünyayı keskin anlayış ile bildiler; ama ne yazık ki eşyanın Rabbi’ni bu yolla bilmediler.
10*O bahtsızların ümidi ölü şeylerledir ki, insan ellerinin işlerine ‘İlâhlardır’ diyorlar. Altın ile gümüşe
ve satançı işine; hem hayvanların şe­killerine, bu yararsız taşa ki eski elin işidir.
11*Ya da bir marangoz, güzel bir ağacı kesiyor. Bunun kabuğunu da ustaca keserle soyuyor ve güzel sanatıyla günlük yaşantısı için bir alet yapsa;
12*Ve ondan yemek pişirmek için işinin yongasını yakıp doysa;
13*Eğri budaklı, yabana atılan, işe yaramaz bir ağaç alıp, onu özenle oyuyor. Ustalığı ve tecrübesiyle onu insan şekline benzetse;
14*Ya da onu bayağı bir hayvanın şekline döndürüp astar boya, beyaz boya ile sıvayıp kızıl rengini verse ve içinde olan her deliğini sıvasa;
15*Sonra da ona güzel bir yer yapıp ve demirle sağlamlaştırıp onu duvara koysa;
16*Onun kendisine çaresi olmadığını biliyor; çünkü bir şekil ve yardıma muhtaçtır. Düşmesin diye koyduğu kürsüye;
17*Yine de kendi malı, eşi ve çocukları için yalvarıp;
18*Cansız ve dermansız bir şeye sağlık için, ölmesin diye yaşamının uzatılması için yalvarmaya
ve tecrübesiz şeye, bir çare aramak için yakarmaya utanmaz.
19*Bir adım bile atmaya gücü yetmeyen şeyi, kutsanmak, mal edinmek, barışıklık yapmak ve bir şey elinden gelmeyen şeye; hem kendi elleri ile danışıklık ettiği şeylere kavuşturması için nasıl minnet eder?
 
      Ondördüncü Bâb
1*Deniz yolculuğuna ve güçlü dalgalardan geçerek yolculuk yapmaya hazırlanan ve onu götürecek gemiden daha çürük ağaca çağırır.
2*Çünkü kazancın hırsı gemiyi yaptırdı ve onu becerikli bir üstad yaptı.
3*Ama ey tasarlayan Baba! Senin takdirindir bu. Çünkü denizlerde ve dalgalarda güvenilir yol verdin.
4*Bu senin her yerden kurtarmaya gücünün yettiğini gösterir. Eğer bir kimse sanatsız gezerse de;
5*Ve bilgeliğinin işlerinin boş yere olmasını istemezsin. Çünkü insanlar kendi canlarını küçük bir ağaca inandırırlar ve fırtınada yolculuk edip gemiyle kurtulurlar.
6*Önceden mağrur olan zorbalar yok oldukları zaman; dünyanın ümidi bir kimseye sığınıp, elin ile korunarak insan soyunu sürdürdü.
7*Çünkü o ağaç ki onun sebebiyle erdemli bir şey olur, kutludur.
8*Ama insan eliyle yapılmış o ağaç(Putlar) ve onu yapan haindir. ilâh  kabul edip yaptıkları şey ise  geçicidir. 
9*Çünkü bozguncu ve onun kötülüğü yüce Allah’a aynı şekildedir; nefret edilmiştir.
10*Çünkü yapılmış şey yapıcısıyla acı çeker.
11*Onun için putpererstlerin putlarına ‘lanet’ edilsin! Çünkü Allah’ın yaratıkları arasına iğrençlik ve insanların canlarını uğrağa, hem zevk peşinde koşanların ayaklarının kemendine alet oldular.
12*Çünkü putların icadı, zinanın başlangıcı ve onların getirisi yaşamın fesadıdır.
13*Çünkü başlangıçta yoktular ve sonsuza dek kalmayacaklardır.
14*İnsanların sanıları boş idi; dünyaya geldiler, bu yüzden takdir edilmiştir ki, onların gidişi de tez olacak.
15*Bir baba genç ölen oğlu için yas çekip onun şeklini yapmıştı; o zamanda o ölüye kutsallık addettiler ve kendi halkına, ayinlerle kurbanlar sunmasını emretti.
16*Ondan bir zaman sonra, o boş gelenek ve görenekler  tekrarlanarak din gibi gözetilmeye başlandı. O zalimlerin buyruklarıyla oyma putlara tapınıldı.
17*Uzakta olan insanlar da onun önünde ona sunamadıkları için o uzakta olanın yüzünü şekillendirdiler ve onurlandırılan kralın şeklini gösteren bir heykel yaptılar ki bu bağlılıkla kaybolup gitmiş olana, sanki oradaymış gibi davransınlar. 
18*O sanat üstadının övüncü, bilgisiz kişileri putperestliğe çok kandırdı.
19*Çünkü kendini krala beğendirmek için, onu kuşkusuz sanatıyla çok iyi benzetmeye çalıştı.
20*Halk da işlerinin güzelliğine aldanıp demin insana ağırladığı gibi çabucak ilâh yerine saydılar.
21*Bu ise yaşamlarına bir köstek oldu. Çünkü insanlar ya kötülüğe hizmet ederek veya ‘ortak koşulmaz adı’ taşlara ve ağaçlara koyarak bunu yaptılar.
22*Sanki Allah’ın marifetini bilmemek yetmezmiş gibi; büyük akılsızlıkla yaşayıp, bu denli büyük kötülük yaparak ‘barış’  diye ad koydular.
23*Çünkü kendi çocuklarını öldürüp kurbanlar, ya gizli ayinler, veya çeşitli delicesine eğ­lenceler tertipleyerek;
24*Yaşamın düzgün davranışlarında ve evliliklerinde saflık gözetmezler. Çünkü ya birbirlerini kıskançlıktan öldürürler veya zinayla kederlenirler.
25*Ve her şeyi farketmeksizin şeri ölüme ‘götürürler’. Eğer günah yüklü gerçek azgınlık, iyilerin sıkıntısı... 
26*Nimetleri unutmak, canların pisliği, neslin değişikliği, evlilik karışıklığı, zina ve fahişeliktir.
27*Çünkü ağza alınmayacak putlara tapın­mak; ‘sonradan sokuşturulmuş’ her türlü kötülüğün nedeni ve sonucudur.
28*Çünkü putperestler sevinçle coşarak deli-divane oluyorlar ve yalan peygamberlik ediyorlar. ‘Ayrıca’ zulümle yaşayıp çarbucak yeminlerini bozuyorlar.
29*Çünkü cansız putlara güvenerek, kötü yemin ettikleri zaman; acı çekeceklerini ummuyorlar.
30*Ama bu iki sebepten hak ettikleri cezayı çekecekler. Yani putlara bağlı kalıp yüce Allah hakkına kefil oldukları için ve kutsallığı hor görüp hileyle haksız yere yemin ettikleri için...
31*Çünkü kötülük yapanların günahlarını cezalandıran, onların gücü değil; ama onlarla yemin edenlerdir. Öyle diyorlar; kesinlikle o kimselerin adaletidir ki onlar günah ettiler.
 
     Onbeşinci Bâb
1*Sen ise yüce gönüllü, adaletli Allahımız. Cezalandırmaya geç öfkelenensin ve her şeyi bağışlaman ile düzenlersin.
2*Eğer günah edersek; yine de seniniz. Çünkü yüceliğini biliyoruz ve herkes biliyor ki seninkilerdeniz.  Günah etmeyelim!
3*Çünkü seni bilmek en büyük bir erdemdir ve senin gücünden bilgi edinmek ölümsüzlüğün aslıdır.
4*Çünkü insanın kötü sanatı bizi şaşırtmadı! Ne süslemeli resimler, ne de yararsız bir emek ve çeşitli boyamalarla lekelenmiş şekiller...
5*Ama onların görüntüsü, insanları delice şu arzuya çeker ki ölü şeklinde ruhsuz şekile yöneltir.
6*Onları yapanlar, onlara gönül bağlayanlar ve onlara tapınanlar; kötü şeyleri severler ve böyle ümitlere layıklardır.
7*Çünkü çömlekçi yumuşak toprağı emek çekerek yoğuruyor ve hizmetimize uygun kaplar haline getiriyor. Kaldı ki yine o kilden temiz işlere yarayan ve diğerleri de aykırı işlere yarayan kaplar yaptıktan sonra; çömlekçi o iki çeşitten hangisinin hangisine yaradığını biliyor.
8*Hemen o kilden büyük bir emekle boş bir put yapar. O ki önceden topraktan yaratılmış ve bu yaşam borcu ondan istendikten sonra yine o toprağa dönecek. Çünkü ondan alınmıştı.
9*Ama onun hiç umurunda bile değil ki yorulsun; ya da yaşamı kısa olsun. İlla da kuyum ol toprağa dö?e ki ondan alındı idi cular ve gümüş işleyiciler ile çekişir. Bakırcıları taklit edip yalan şeyler yaparak kendini reis olmanın verdiği böbürlenmenin övüncüne ve büyüklüğüne sahip sanır.
10*Onun yüreği kül, ümidi topraktan daha çok değersiz ve yaşamı balçıktan aşağıdır.
11*Çünkü onu yaratandan, onun içine etken canı üfleyenden ve ‘Hayat Ruhu’nu nikahlayandan habersizdir o.
12*Ama bu türlü adamlar: “Bizim yaşantımız gülünç kölelikten başka birşey değildir ve bu yaşam insan için kazançlı bir pazardır. Onun için her şeyden; kötü şeyden bile kâr etmek gerekir, diyorlar.
13*Gerçi bu gibi kişiler hepsinden daha çok biliyor ki toprak maddesinden kırılır kaplar ve heykel başları yapmakla günah ediyorlar.
14*Böylece kendi milletine zulmeden düşmanlar, delilerin canlarından daha çok adi soygunculardır.
15*Çünkü putperestlerin tüm putlarını ilâhlar yerine tuttular. Gözlerinin görmeye burunlarının soluğunu çekmeye ve kulaklarının işitmeye yararı yok! Ne de ellerinin parmaklarıyla bir şey tutmaya ve ayaklarıyla gezmeye yeteneği var.
16*Çünkü onları bir kişi yaptı ve ruhunu veresiye tutan kişi tuttu. Bundan ötürü hiç bir insanın kendine benzer ilâhı yapmaya gücü yetmez.
17*O ölümlü iken, bozguncu elleriyle cansız bir şeyi yapar. Çünkü kendi ilahlarından daha yararlıdır ki onun yaşamı var; ama onların yoktur.
18*Ondan başka insana en çok düşman olan hayvanlara tapınıyorlar. Çünkü kötüler ve diğerleriyle karşılaştırılsalar daha kötüdürler.
19*Ne hayvanlar arasında yüzleri böyle güzeldir ki onlara arzu çekelim. Ama saygıdan ve Allah’ın bereketinden yoksundurlar.

      On Altıncı Bâb
1*Onun için hak ettikleri üzere bu gibi hayvanlarla azap ve canavarların çokluğuyla acı çektiler.
2*Sen o azabın yerine halkına iyilik ettin ve onlara arzularına göre yeni lezzetli ziyafeti hazırladın; yani bıldırcını.
3*Ta ki onlar yemeği arzulayıp, şu çekindikleri iştah için reddedildiler ki onlara halkına gönderilen şeyler gösterilsin. Bunlar ise biraz zaman gereksinimlerine dayandıktan sonra yeni leziz ziyafette yemeğe nimetlendiler.
4*Çünkü zulmü kullananlara kaçınılması mümkün olmayan sıkıntının yetişmesi haktır. Yalınız bunlar, düşmanlara ne şekilde acı çekeceklerine dair idi.
5*Çünkü vahşi yaratıkların keskin kötülüğü ve onlara saldıran eğri yılanların sokuşlarından öldükleri zaman; öfkenin sonuna kadar acı çektiler.
6*Dininin buyruklarının anılması için, onların kurtuluşlarına bir iz varken durmadı; kesinlikle düzeltilmeleri için bir zamana dek usandılar.
7*Çünkü o işarete yönelen kurtuluş buldu. Bakmasının sebebiyle değil; kesinlikle ya ‘Her Şeyi Kurtaran!’ Senin sebebinle.
8*Bu yüzden düşmanlarımıza şöyle söylettik: ‘Her beladan kurtaran sensin, sen!’
9*Çekirgelerin ve sineklerin ısırışları onları öldürdü ve onların canlarına bir çare bu­lunmadı. Çünkü bu çeşit şeylerle eziyet çekmeyi hak ettiler.
10*Ama senin oğullarını bu çeşit yaratıklar, zehirli dişleri ile yenemediler; çünkü onların yardımına esirgemen yetiştiği gibi, onları iyileştirdi.
11*Çünkü bu yüzden sarsıldılar: Sözlerini söylesinler de ondan çabucak kurtulsunlar. Ama vaadlerini unuttuklarında, bağışlamanla dışarıya çıkmaya güçleri yetmesin.
12*Çünkü onları ne ot ne merhem iyileştirdi; ama senin her şeye sağlık veren sözün ya Rabb!
13*Çünkü yaşam ve ölüme hükmedersin. Sen ta mezarın kapılarına götürür ve oradan geri getirirsin.
14*Gerçi insan kendi kötülüğüyle öldürebilir; ama çıkmış ruhu geri döndürmeye ve ölmüş canı geri getirmeye gücü yok.
15*Böylece senin elinden kurtulmak yersizdir.
16*Seni bilmeye uğraşan kafirler kolunun gücüyle döğüldüler ki kurtulmasınlar.  Garip yağmurlar ve iri dolular ile kovularak ateşle yakıldılar.
17*Bak! Ne ibretlik bir öykü: Her şeyi söndüren suda, ateşin gücü ne çoktu!? Ama dürüstler için dünya bile değişir.
18*Çünkü ateş çıkıntısı yavaşlanırdı ki kafirler üzerine salınmış hayvanları yakmasın; kesinlikle Allah’ın bilgeliğiyle kovduklarını gözleriyle görsünler.
19*Ateş alevi de kendi gücünden daha çok suyun ortasında yanıyordu ki kötülükle dolu vilayetin meyvelerini yaksın.
20*Onların yerine kavmine “Meleklerin Yemeğini” yedirdin; hem ona emeksiz hazırlanmış ekmeği gökten gönderdin ki her zevke yarar ve her lezzet ile düzülmüştü.
21*Çünkü o senin kendi oğullarına olan tatlılığını gösterirdi; ve onu alanın iştahına yarayıp herkesin gönlüne göre olurdu.
22*Kar ve buz dahi ateşe dayandılar da erimediler ki; dolu arasında yanıp, yağmurlar arasında parıldayıp, düşmanların meyvelerini yaktığı bilinsin.
23*Ama „ateşte’’ bir tepki! Dürüstler beslensin diye kendi gücünü unuttu.
24*Çünkü sana; Ey! ‘Her Şeyin Yaratıcısı’na tapınan yaratıklar. Dinsizlerin eziyeti için şiddetlenirler; ama ona güvenen, iyilik yapanlara kendilerini geri çekerler.
25*Bundan ötürü o zaman tümü şekil değiştirerek, ‘Her Şeyi Besleyen’  lütfuna hizmet ettiler.
26*Ta ki ya Rabbi! Sevdiğin oğulların öğreneler. İnsanı besleyen, yerden çıkan yemişler değil; kesinlikle müminlerini gözeten senin sözündür.
27*Çünkü ‘yemişler’sıcaktan bozulmazlar; belki biraz güneşin sıcaklığıyla ısınarak erirler.
28*Evet sana şükür etmek için güneş doğmadan kalkmak gerektiğini herkes bilsin; gün doğmadan önce namaz  kılmak vaciptir.
29*Çünkü kâfir adamın ümidi kışın kırağısı gibi erir ve yararsız bir su gibi akıp gider.
 
    On Yedinci Bâb
1*Senin kararların büyük ve anlaşıl­mazdır. Bu yüzden haddini bilmez canlar  hata eder.
2*Zalimler kutsal kavme kötülük yapmak istediklerinde, karanlık onları tutsak etti, gecenin engeline takıldılar. Böylece damlarının altında kapanıp sonsuz bilgeden kaçkınlar gibi kaçdılar
kaçkınlar gibi kaçtılar.
3*Onlar kendi gizli günahlarında, pek karanlık örtü altında unutulacaklarını sandılar ve bir güzel saklandılar. Oysa onlar çok korkmuşlar ve hayallerden sıkıntı çekip darmadağın olmuşlardı.
4*Çünkü onların sığındıkları yataklar, onları korkularından gizleyemiyordu. Bilakis onlara çevrede yankılanan sesler sıkıntı veriyor, hem de yaslı görüntülerle üzgün hayaller görüyorlardı.
5*Ateşin hiç bir aydınlığı -bu denli güçlüyken-  onları aydınlatmaya gücü yetmedi ve yıldızların parlak ışıklarının o karanlık yolu aydınlatmaya iktidarı yok idi.
6*Öyle ki onları kendiliğinden kalkan ümitsiz alevler parlatıyordu. Onlar da o görünmez hayallerden şaşırıp, görünen varlıklardan daha kötü sanırlardı.
7*Bu arada sihirbazlık bilgisinin etkisi düşkün idi ve akılları üzerinde  kurulmuş boş övünmelerin ispatı gülünç oldu.
8*Çünkü o kişiler hasta insanlardan korkuları ve sancıları kovduklarını söylüyorlardı. Ama kendileri bir görünecek olan korkudan hastalandılar.
9*E?er onları korkutacak hiç bir korkunç şey korkutmaz ise de…
10*Yine de canavarların geçişinden ve yılanların ıslıklarından etkilenip ödleri koptu. O derece ki; ondan ayrılmanın mümkün olmadığı, havaya bile bakmak istemiyorlardı.
11*Çünkü kötülük korkunç bir şey ve kendi tanıklığı ile yılan gibidir. Hem kendi yüreğinde sıkışmış olan acılarını önceden alır.
12*Çünkü korku başka bir şey değil; ama kesinlikle gerçeğin sözlerinden getirilen  yardımlardan yoksun kalmaktır.
13*Ve içinde olan ümit az iken, acıları getiren bilinmez, nedenini çok sanır.
13*Evet onlar gerçekten dayanılmaz ve götürülmez cehennemin mağaralarından gelen gecede bir uykuyu uyurken;
14*Kah hayallerin garipliğinden sıkıntı çekerlerdi; kah kendi canından bıkmış olup bayılıyorlardı. Çünkü onları hiç ummadan ansızın dehşet bastı.
15*Bu şekilde her kim oraya düştüyse; demir ‘parmaklığı olmayan’ zindanda tutuklanıyordu.
16*Çünkü ister ırgat, ister çoban, isterse tarlada çalışan işçiler olsun; kim idiyse tutulup bu uzaklaştırılmaz zorunluluğu çekerlerdi.
17*Tümü karanlığın bir zinciriyle bağlıydılar.
18*İster ıslık çalan rüzgâr, ister ağaç­ların sık dalları arasında ötüşen kuşların şirin cıvıldayışı, ister hızla akan suyun çağlayışı, ister yıkılan kayaların büyük gürültüsü, ister sıçrayan hayvanların görülmemiş yürüyüşü, ister bağıran korkunç hayvanların uluması, isterse dağların çokluğun­dan yankılanan sesler; tüm bunlar onların korkusundan bayıltıyordu.
19*Çünkü tüm dünya parlak bir ışık ile aydınlanmıştı da engelsiz, kendi işleriyle meşguldüler.
20*Onları ağır bir gecede olacak olan karanlığın kâbusu basıp; onlara kendi kendilerine karanlıktan daha çok ağır geldi.

     On Sekizinci Bâb
1*Ama senin kutsallarının büyük ışığı var. Onlar seslerini işitip, şeklini görmezken;
2*Onlara böyle şeyler çektikleri için sevinç duyuyordu. Bunun için şükrediyorlardı: Acı çekmişken onlara zarar yapmıyorlardı. Ama yalvarıyorlardı ki onlara acıyarak katlansın.
3*Bu şeylerin yerine onlara alevli ateşten bir direk verdik ki, bu onlara bilinmeyen yolda kılavuz ve ‘onurlu cadde’ zararsız güneş yerine olsun.
4*Gerçi onlar ışıktan yoksun bırakıl­mayı ve karanlığa kapatılmayı hak etmişlerdi. Çünkü şu oğullarını zindanda tutsak tutarlardı. Halbuki bu onlara; bitmez-tükenmez Tevrat’ın ışığını dünyaya yaysınlar diye oldu.
5*Onlar kutsalların çocuklarını öldürmek için anlaştıktan ve bir oğul(Musa) yabana bırakılıp kurtulduktan sonra -onlara ispat olsun diye- tüm halkını alıp; hepisini bir anda büyük sularda boğdun.
6*O gece atalarımıza önceden bildirilmişti ki hangi yeminlere inandıklarını iyi bilip sevinsinler.
7*Bu şekilde halkından iyilerin kurtuluşu ve düşmanların yok oluşu onaylandı.
8*Nasıl ki düşmanları cezalandırdınsa; böylece bizi de kendine davet ettikten sonra onurlandırdın.
9*Çünkü dürüstlerin oğulları gizlice kurban ediyorlardı ve uzlaşarak bu ‘Rabbin dini’ni düzdüler. Kutsallar hemen o iyi işlerden ve tehlikelerden payını alacaklar idi ve artık atalardan kalma ‘Tanrı’ya övgü ezgilerini arıyorlardı.
*Hemen bir an içinde düşmanların içinde acı ağlayışlar ve bağırtılar duyuldu. Çocukları için türlü türlü sesler çıkarıyorlardı.
11*Çünkü köle efendisinin acılarıyla acı çekiyor ve asker de aynen kralın çektiğini çekiyordu.
12*Tümünün aynı şekilde çaresiz bir ölümle sayısız ölü kişileri oldu. Çünkü diriler ölülerini gömmeyi yetiştiremiyorlardı. Onların en iyileri bir an içinde yok olmuşlardı.
13*O kişiler sihir yüzünden hiç bir şeye inanmıyorlardı; ama yılın ilk doğanlarının ölümünden ötürü ‘İsrail’ kavminin ‘Allah’ın oğulları’ olduğunu kabul ettiler.
14*Çünkü her şey derin sessizlikte ve gece yarısında iken.
15*Her Şeye Gücü Yeten sözün; gökten, şahane tahtlardan, keskin cenkçi gibi karşılanacak o vilayetin ortasına sıçradı.
16*Senin düzmece olmayan buyruğunu, keskin kılıç getirip, düzüp; her şeyi ölüm ile doldurup göğe dokunur ve yerde gezinirdi.
17* O zaman çabucak onlara ağır düşlerin rüyaları sıkıntı verdiler ve hem de onlara umulmadık korkular geldiler.
18*Kimi oraya, kimi buraya yarı ölü yere serilip, hangi nedenden öldüklerini gösterirlerdi.
19*Çünkü onlara o sıkıntı veren düşler, bunu önceden bildirdiler. Şöyle ki bu belalara neden uğradıklarını bilmeden önce ölmesinler.
20*Bazı kez dürüstlere de ova sınavı takıldı ve çölde olan halka da kırgın oldu.  Ama o öfke o zamanda henüz bitmedi.
21*Çünkü günahsız kişi onları çabucak def etti ve kendinin kutsal silâhlarını; yani dua ve bağışlanma için buhur yakıp öfkeyi dindirdi. Bu kötülüklerin kulluk olduğunu gösterip donattı.
22*O savaşı beden gücü ve silahların gücüyle yenmedi. Kesinlikle atalara olan yemin ve antlaşmaları anımsayıp, o sıkıntı çekeni sözüyle yatıştırdı.
23*Zira artık ölüler birbirinin üstünde dağlar gibi yatarken; ortada hazır olup öfkesini yatıştırdı ve ona yolu kesti ki yaşayanlar geçmesin.
24*Çünkü tüm değerli kutsal takılar onun kaftanında ve ataların onuru şerefle dizilmiş değerli taşların nakışında idi. Hem görkemin başının sarığındaydı.
25*Bu şeylerle ‘yok edici’ def edilip korktu; çünkü öfkenin dersi yetti gitti.

      Ondokuzuncu Bâb
1*Ama ‘Tanrı’ya sığınaklar üzerinde acımasız öfke ta sona dek durdu.
2*Çünkü yüce Allah, onlara gelecek zamanda yapacaklarını önceden yaptı. Yani kavimden kimlere izin verdikten ve onları aceleyle sürdükten sonra pişman olup onları kovaladılar.
3*Çünkü şimdi yeni yas çekip ölülerinin mezarları yanında ağlarken; başka bir uçuk plan yaptılar: O kişileri yalvara-malvara serbest bıraktıktan sonra, kaçkınlar gibi kovaladılar.
4*İşte onlar hak ettikleri bu yazgıyı ileride çektiler. Ta ki bu acıyı tam tatsınlar ve önceden başlarına gelenleri unutsunlar; çünkü önceki acılar ‘bunun yanında’ eksik kalıyordu.
5*Böylece senin halkını garipliklerle dolu yoldan geçirdin ki onlar yeni bir ölüm bulsunlar.
6*Çünkü yarattığın şeyler kendinden başka, alışılmışın dışında, yeni bir şekle girdi ki senin kesin buyruğunu yerine getirip çocuklarına bir hata dokunmasın.
7*Bulut göndererek çölü gölgeledi, kuru toprak o suyun dibi iken kalktı ve düz bir yol Kızıldeniz’den; hem bir otlu ova ki kabarmış dalgalardan çıktı.
8*Tüm kavmin oradan, senin elinin altındayken, olağanüstü şeylere bakarak geçti.
9*Onlar besili atlar gibi ve kuzular gibi -ova açılmış- ya Rabbi sana! Onları kurtardığın için şükrediyorlardı.
10*Çünkü yabancı oldukları vilayette olan olayları anımsıyorlardı. Yani ırmaklar balıklar getireceğine; birçok kurbağaları dışarıya çıkardı.
11*Ondan sonra gönülleri çekip nefis yiyecekler istedikleri zaman; yeni cins kuşları gördüler.
12*Çünkü onlara gönüllerinin iyi olması için denizden bıldırcınlar çıkardı.
13*Ama günahkârlara hiç bir iz olmaksızın acılar değil; önce şiddetli gök gürlemeleriyle dolular isabet
ettirdin. Çünkü garipleri çok ezdikleri için, kötülüklerinin hak ettiği cezalarını aldılar.
14*Çünkü bazıları onlara gelen bilmedikleri adamları kabul etmediler ve bazıları onlara iyilik eden yabancıları tutsak ettiler.
15*Salt bu değil belki yüce Allah onlara, ya­bancıları ‘belalı düşmanlar’  kabul ettikleri için biraz iltifat eyledi.
16*Ama bunlar onları kabul etmiş görünürken; -ki dindaş olmuşlardı- o kimselere büyük ökeyle acı çektirdiler.
17*Böylece onlar da kör oldular. Dürüst adamın kapısında olanlar gibi. Çünkü koyu karanlıklarla kaplanmış iken, herkes kendi kapısını giderdi.
18*Çünkü unsurların arasında değişme olduydu. Nasıl ki santur makamındaki uyum, adlarını(Notala­rı) sürekli bir ses çıkartıp değiştirirse; ortaya çıkan bu  olayı iyice düşünürsek, güzel bir fırsat yakalamak olanaklıdır.
19*Çünkü yeryüzündeki hayvanlar ve suda yaşayanlar değiştiler. Yüzenler de yeryüzünde dolaşıyorlardı.
20*Ateş kendi etkisini unutup kendi gücünü suda tutuyor ve su da kendi söndürücülüğünü unutuyordu.
21*Ve bir yansıma alevler arasında dolaşıp, ölümcül hayvanların etlerini yakmadı. Şu aralarındaki ‘Saadet’  gıdasını* ki buz gibi erimesi gerekirken eritmedi.
22*Çünkü ya Rabbi! Sen her halde kendi kavmini ziyadesiyle şereflendirdin. Ona her zaman ve her yerde asla yardımını esirgemedin.

+bkz. Ali Bey 1664 el yazmasında önce ‘fâni hayvanların’ yazmış ve onu çizip düzeltmiştir.
*Almancası: “ unsterbliche Speise„ Ölümsüzlük yemeği.

 Hikmet-i Süleymanı? Kitâbı itmâm oldu bi-lütfillah az kaldı çoğu gitdi(Ali Bey orj.1664)
 (Süleyman’ın Bilgelik Kitabı Allah’ın yardımıyla bitti ve çoğu gitti azı kaldı).

KITÂB-I TOBİT
TOBİT’İN KİTABI

     Evvelki Bâb
1*Naftali oymağı’ndan Aseol soyu Gabael, Ananiyal, Adl ve Tobiyal oğlu Tobit’in serüveni.
2*Şalmaneser adındaki Asur’lu kralın egemenliğinde, Aser’in üst yanında olan Celile vilayetinin, Naftali adındaki şehrin sağında olan Tisbe kasabasında tutsaktı.
3*Ben Tobit, tüm yaşamımda din yolunda yürüdüm. Benim Asur ülkesinde olan, Ninova şehrine gelen kardeşlerime ve akrabalarıma çok sadakalar verdim.
4*Ben vatanım İsrail vilayetinde gençeçik iken; benim baba oymağım Naftali, şu Kutsal Kudüs’ün evinden ayrılmıştı. Orada tüm oymaklar kurban kesmek için İsrail’in oymak­larından seçildiler. Orada yüce Tanrı’nın tapınağı dünyanın tüm asırları için bina olunup kutsanmıştı.
5*Bu sırada döneklik eden oymaklar, ineğe ve Baal putuna kurban kesiyorlardı. Benim baba evi olan Naftali de böyle yapıyordu.
6*Yalnız ben tüm İsrail’e sonsuza dek kesin emrolunan yasa ve kurallar gereğince, sık sık Kutsal Kudüs’e bayrama gidiyor; ilk ürünlerin, hayvanların ondalığını ve ilk yünlerini götürürdüm. Onları Mezbah yanında, Harun oğullarından olan imamlara veriyordum.
7*Kutsal Kudüs’te hizmet eden Harun oğullarına tüm hayvanların ilk ondalıklarını vererek, ikinci ondalıklarını da satıyordum. Her yıl Kutsal Kudüs’e geldiğimde böyle harcıyordum.
8*Üçüncü ondalıkları ise babamın anası De­bora bana vasiyet ettiği gibi gerekli olanlara veriyordum. Çünkü babamdan öksüz kalmıştım.
9*Yiğit bir kişi olduğumda babamızın soyundan Anna’yı eş olarak aldım ve ondan Tobiya doğdu.
10*Ben Ninova’da tutsak olduğumda tüm kardeşlerim ve akrabalarım putperestlerin ekmeklerini yiyorlardı.
11*Ben ise: “Yemiyeceğim!” diyerek kendimi çok sakınıyordum.
12*Çünkü tüm yüreğimle Tanrı’yı anıyordum.
13*Yüce Allah da beni Şalmaneser’in yanında kabul edip beğendirdi ve onun kahyası oldum.
14*Ondan sonra Med vilayetine gittiğimde orada Med’in Ragi adlı şehrinde Gabriya’nın kardeşi Gabael’e on yün para emanet verdim.
15*Şalmaneser öldüğünde oğlu Sanharib onun yerine kral oldu.
16*Ve umudu karışık olduğundan artık Med ülkesine gitmedim.
17*Öyle ki Şalmaneser’in zamanında kardeşlerime çok sadakalar verdim.
18*Aç olanlara kendi ekmeğimden, çıplaklara giysilerimden veriyordum.
19*Vilayetlilerimden birisini ölmüş ve Ninova burçlarına yanına terkedilmiş gördüğüm zaman gömdürüyordum.
20*Ondan sonra kral, Yahuda vilayetinden kaçıp geldiği zaman bir kimseyi öldürdüğünde onu gizlice gömdürüyordum. Çünkü öfkesinden çoğunu öldürüyordu.
21*Kral onların cesetlerini arıyor; ama bir türlü bulamıyordu.
22*Bu yüzden gizlendim ve duyduğuma göre beni de öldürmek için arıyorlardı. Ben de korkudan kendimi bir yere attım.
23*Tüm mallarım çapul oldu; bana karım, Anna ve oğlum Tobiya’dan başka bir şey kalmadı.
24*Bu kez elli beş gün geçmeden onu kendisinin iki oğlu öldürdü ve Ararat dağlarına kaçtılar. Oğlu Sarehaddon onun yerine kral oldu.
25*Önceki kardeşim Anael oğlu Ahiyahir’i tüm babasının hesapları ve kendi gelirlerinin yönetimi üzerine atadı.
26*Ahiyahir benim için rica etti de Ninova’ya döndüm. Bu sırada Ahiyahir saki,  mühürdar, defterdar ve muhasebeci olduğundan;
27*Sarehaddon o kardeşimin oğlunu kendine vezir yaptı.
28*Ben de evime döndüğüm zaman, bana e­şim Anna ve oğlum Tobiya tekrar verildi.

    İkinci Bâb
1*Bu kez ellinci günün bayramında ki, yedi haftanın kutsal bayramıdır. Bana güzel bir yemek hazırladılar ve yemeye sofraya oturdum.
2*Yemek gözüme çok geldi ve oğluma dedim ki: Git! Eğer Allah’ı anan yoksul  bir kardeşimi görürsen getir. İşte seni bekliyorum.
3*O da bana dönüp şöyle dedi: -Ey babam! Bizlerden birini boğdular da onu sokağa bıraktılar.
4*O anda ben yemeği tatmadan dışarıya sıçradım ve o cesedi bir eve güneş batana dek götürdüm.
5*Sonra dönüp yıkandım da yemeğimi yasla yedim.
6*Amos’un peygamberliğine göre ki “Bayramınız yasa ve şölenleriniz acıya dönsün” demişti. İşte bunu anımsayarak ağladım.
7*Ondan sonra güneş batınca gidip bir çukur yaptırdım ve onu gömdürdüm.
8*Komşular benimle alay ederek şöyle dediler: Bu kişi bu iş için öldürülmekten korkmuyor mu? Biraz önce kaçak biriydi, şimdi ise suçluları gömüyor.
9*Ben o gecede, kapı önünün duvarı yanında yattım. Çünkü kirliydim ve yüzüm açık iken o duvarda serçe kuşlarının var olduğunu bilmedim.
10*Gözlerim açık olduğundan, serçe kuşları gözlerimin içini sıcak dışkılarıyla pislediler ve gözlerimde ak perdeler çıktı.
11*Doktorlara gittim ama bana bir türlü çare bulamadılar.
12*Bu sırada Ahiyar beni, ben ta Elima’ya gidene dek besliyordu.
13*Eşim Anna ise kadınların hareminde yün işi dokuyor ve onları ağalara gönderiyordu.
14*Onlar da karıma kendi ücretini veriyordu. Ama bir gün bir oğlak fazladan vermişlerdi.
15*Ve bana eve geldiği zaman oğlak melemeğe başladı.
16*Ben de: -Bu oğlak kimdendir? Sakın çalıntı olmasın! Git onu sahibine ver; çünkü çalıntı şeyi yemek iyi değildir, dedim.
17*Ama o bana: -Bu bana kazancımın dışında hediye edildi, dedi. Ben ise inanmadım: -Onu sahiplerine ver, dedim. Çünkü ondan utanç duyup kızarıyordum.
18*O da bana: -Nerde kaldı senin sadakaların ve iyiliklerin; nerdedir? İşte sende olan hep görünüyor.

     üçüncü Bâb
1*Ben de üzülerek ağladım ve bıkkınlıkla şöyle dua ettim:
2*Ya Rabbi! Sen tüm işlerinde dürüstsün, tüm yolların bağışlayıcılıkla dolu olan gerçek yollardır ve sonsuza dek gerçek adaletle yargılıyorsun.
3*Beni an ve bana bak..! Benden öç alma. Şu benim ve atalarımın ki buyruklarına asi olup önünde günah etmişlerdi.
4*Sen bizi bunun için çapula, tutsaklığa ve aralarında utanç olduğumuz bu insanların arasına eğlence yapmaya dağıttın.
5*Senin yargıların büyük ve gerçektir. Benim ve atalarımın günahlarına göre bana davran. Çünkü senin buyruklarına uymadık ve gerçekliğine göre önünde sağlam durmadık.
6*Şimdi bana nasıl görüyorsan öyle buyur. Emret ki canım benden alınsın ve beni yeniden toprağa döndürsün. Çünkü bana dirilmektense ölmek daha iyidir. Birçok yalanların yüzümüze vurulduğunu duydum ve çok kederlendim.  Buyur ki bu işkenceden kurtulup sonsuz yere gideyim. Benden yüzünü çevirme ya Rabb!
7*Hemen o gün, Raguel kızı Sara, Med ülkesinin Ekbetan adlı şehrinde babasının cariyelerinden utandırıldı.
8*Çünkü yedi kocaya verilmişti; ama o kötü Asmedov adındaki cin, onları onunla yatmadan önce öldürüyordu.
9*Onlar ona: -Kocalarını boğduğunu bilmez misin? İşte senin yedi kocan vardı; ama onlardan birisinin adıyla bile anılmadın.
10*Niçin bizi onlardan ötürü sıkıntıya sokuyorsun? Öldülerse sen de onlar ile git de senden oğul ve kız görmeyelim.
11*O da bu sözleri duyunca çok üzüldü. O denli çok üzgündü ki kendini boğmak bile istedi. Sonunda dedi ki: -Ben babamın biricik kızıyım. Böyle yaparsam ona yazık olur ve  yaşlılığında onu acıyla mezara götürmüş olurum.
12*Ondan sonra pencere kenarında dua ede­rek şöyle söyledi: -Ey Tanrım Rabb! Sen ne kutsalsın. Senin görkemli adın sonsuza dek kutsallansın, yücelensin ve işlerin seni her an bereketle ansın.
13*Şimdi ya Rabbi! Gözlerimi, yüzümü sana karşı döndürüyor ve diyorum ki beni bu yerden bırak da artık utanç duymayayım.
14*Ya Rabbi! Sen biliyorsun ki insanın her günahından temizim ve tutsak olduğum vilayette adımı, hem babanın adını rezil etmedim.
15*Ben babamın biricik kızıyım; onun bir oğlu yok ki mirasçısı olsun. Ne bir yakınım ve ne de bir kimsenin oğlu var ki ben kendimi ona eş olmak için saklayım.
16*Yedi kocam da öldü; yaşamak bana neye yarar?
17*Eğer beni öldürtmek istemezsen hiç olmazsa bana azıcık bak ve acı. Emret ki artık ayıbı duymayayım.
18*İkisinin duaları da yüce Allah’ın görkeminin önünde kabul edildi.
19*Ve Rafael ikisine de şifa vermek için gönderildi. Tobiya’nın gözlerinden ak perdeleri silmek ve o kötü Azmodius adındaki cini bağlayıp Ragoel kızı Sara’yı, Tobit oğlu Tobiya’ya eş olarak vermek için. Çünkü onunla evlenmesi miras hakkı olarak Tobiya’ya düşerdi.
20*Hemen o anda Tobit dönüp kendi evine girdi; Raguel kızı Sara da kendi odasından indi.

     Dördüncü Bâb
1*O gün Med ülkesininin Ragi adındaki şehrinde Tobit; Gabael’e emanet verilen paraları anımsadı.
2*Ve kendi kendine dedi ki: -Ben ölmek istedim! Neden oğlum Tobiya’yı çağırmayım ki ölmeden önce o paranın durumunu bildirmeyim?
3*Böylece onu çağırarak dedi ki: -Ey oğlum! Ben ölürsem, beni göm ve anneni dışlama. Tüm yaşamın boyunca onu gözet, her dilediğini yap ve onu kederlendirme.
4*Sen onun karnındayken, onun ne denli sıkıntılar çektiğini unutma.
5*O öldüğü zaman onu benim yanımda mezara göm.
6*Ey oğul! Tüm günlerde Tanrımız yüce Rabb’i an, günah etme, buyruklarını bırakma ve tüm yaşamında doğru ol; sapkınların yollarında durma. Çünkü eğer iyi işler yaparsan; iyi iş yapanlar gibi mesut olursun.
7*Malından sadakalar ver. Bunu yaparken küçümseme ve bir yoksuldan  yüzünü çevirme ki Rabb’in yüzü de senden çevrilmesin.
8*Ne denli malın çok olursa o denli sadaka ver.
9*Eğer malın az olursa aza göre sadaka vermeye çekinme.
10*Çünkü kendine zorunluluk günü için, iyi bir hazine saklamış olursun.
11*Çünkü sadaka ölümden kurtarır ve karanlığa girmeye bırakmaz.
12*Sadaka ‘Yüce Egemen’ Rabbin önünde sunulan iyi bir kurban gibidir ki onu yapanlara oluyor.
13*Ey oğul her zinadan sakın! Önce babalarının soyundan kendine eş al ve babanın soyundan olmayan yabancı kadını alma.
14*Çünkü biz peygamber oğullarıyız: Nuh, İbrahim, İshak ve Yakup eskiden beri babalarımızdır.
15*Hiç unutma ey oğul! Bunların tümü kendi akrabalarından eşler aldığından soyları kutsal kaldı ve onların nesili soyu dünyayı miras alacaklardır.
16*Evet şimdi ey oğul! Kardeşlerini sev. Onlardan eş almamak için; kardeşlerinden ve milletinin soyundan olan kızlardan birini bile yüreğinde küçümseme.
17*Çünkü kibirlenmede ölüm ve büyük yıkım var.
18*Ve gurur eksiklik ile eziklik getirir. Çünkü tepeden bakmak açlığın anasıdır.
19*Sana iş yapanın ücreti yanında gecikme­sin; illa onu o saatte ver. Eğer sen de Rabb’e hizmet edersen sana da emeğin verilsin.
20*Ey oğul! Tüm işlerinde kendini sakın ve tüm tanışıklarına edepli ol.
21*Sevmediğin kişiye etme, sarhoş oluncaya dek şarap içme ve sarhoşluk sana yoldaş olmasın.
22*Aç olana ekmeğinden, çıplak olana giysilerinden ver; ve tüm artığından sadakalar ver. Bunu yaparken gözün küçümsemesin.
23*Ekmeklerini iyilerin mezarları üstüne bırak; ama onları günahkârlara verme.
24*Her akıllı kişiden öğüt al ve yararlı öğüdü küçümseme.
25*Her zaman, yüce Rabbi kutsallıkla an. Tüm işlerinin doğruluğunu ve tasarılarının rast gitmesini dile.
26*Çünkü hiçbir insan kendi kendinden ne olacağını bilmez. İlla yüce Rabb kendisi her iyiliği yapar ve dilediğini de bildiği gibi alçaklar.
27*Şimdi ey oğlum! Vasiyetimi iyi dinle ki yüreğinden hiç çıkmasın.
28*Sana söylemek istediğim: Ben Med vilayetinde Ragi adındaki şehirde Gabriya oğlu Gabael’e on yük gümüş para emanet verdim.
29*Ey oğul! Yoksul olduğumuz için korkma. Eğer Allah’tan korkup her günahtan çekinirsen ve O’nun beğendiğini yapacak olursan; sana o kadar mal yeter.
 
     Beşinci Bâb
1*Tobiya da şöyle yanıt verdi: -Ey babam! Ne dersen yaparım.
2*Ama o gümüş parayı nasıl alacağım? Çünkü ben o adamı tanımıyorum.
3*O da ona bir senet verip dedi ki:
4*-Ben henüz sağken bir adam bul. O sana yoldaş olsun ve ben ona emeğini vereyim. Birlikte gidip o gümüş paraları alasınız.
5*O da bir adam aramaya çıktı ve Rafael’i buldu. O bir melekti. Ama o, onun bir melek olduğunu bilmedi.
6*Ona şöyle dedi : -Med vilayetinde, Ragi adındaki şehire benimle gidebilir misin ve o yerleri biliyor musun?
7*Melek de ona: -Ne olacak? Seninle gideyim. Daha önce kardeşimiz Gabael’in evinde konakladım.
8*Tobiya da ona dedi ki: -Bekle beni de babama bildireyim. O da ona: -Git; ama gecikme, dedi.
9*O da babasına gidip: -İşte benimle gelecek olan adamı buldum, dedi. Babası da: -Onu bana getir ki kimlerden olduğunu ve seninle gitmek için güvenilir biri olduğunu bileyim, dedi.
10*O da onu çağırdı ve o da gelerek birbirleriyle selamlaştılar.
11*Tobit ona: -Ey kardeş kimlerdensin ve atalarının soyu ne; bana söyleyiver, dedi. 
12*O da ona: -Sen soyumu ve baba ocağımı mı; yoksa oğlun için parayla yolculuk edecek olan adamı mı soruyorsun?
13*Tobit de ona: -Ey kardeş! Ben senin soyunu ve adını öğrenmek istiyorum, dedi.
14*O da: -Ben kardeşin büyük Ananiya’nın kuşağından olan Azarya’yım, dedi.
15*Tobit de: -Hoş geldin kardeş. Sana aslını ve soyunu sorduğum için de sakın gücenme, dedi.
16*Evet sen o cömert ve iyi soydan olan kar­deşimsin. Çünkü ben büyük Samiya’nın ço­cukları olan Ananiya ve Yonatan’ı biliyorum.
17*Biz Kutsal Kudüs’e hayvanların ilk ürünlerini ve ondalıklarını götürmeye gidiyorduk.
18*Onlar kardeşlerimizin gölgesi altında, gerçek dinlerinden sapmadılar. Sen büyük bir soydansın ey kardeş!
19*Ama sana ne ücret verilmesi gerektiğini bilmiyorum, dedi. Sana oğluma olduğu gibi günlük birer dirhem yetiyor mu? Sonunda esenlikle döndüğünüzde sizin için daha çok vereceğim, diyerek anlaştılar.
20*Sonra da Tobiya’ya dedi ki: -Yola çıkmaya hazırlan; yolunuz açık olsun.
21*Oğlu da yol için gerekli olan yolluklarını hazırladı. Babası da ona: -Bu adamla git ki göklerde olan Allah yolunuzu açsın ve Allah’ın meleği yanında olsun, dedi.
22*Böylece ikisi de gitmek için ayrıldılar; oğlanın köpeği de onlarla gitti.
23*Tobiya’nın annesi Anna ise ağladı ve Tobit’e dedi ki: -Oğlumuzu ne diye gönderiyorsun? Önümüzde bizi gözetecek, ellerimizin değneği o değil midir?
24*Keşke Allah verseydi de para parayı tutmasaydı; ama oğlumuzun yoluna süprüntü olsaydı;
25*Çünkü yüce Allah’ın verdiği yetinme gücü bize yeterli.
26*Ama Tobit ona: -Ey kızkardeşim! Üzülme. Onlar sağ ve esenlikle döneceklerdir, gözlerin onu görecektir, dedi.
27*Çünkü iyi bir melek onunla gidecek ve onun yolunu açacaktır. Böylece o esenlikle dönecek; dedikten sonra o da ağlamayı kesti.

     Altıncı Bâb
1*Onlar yola çıkıp akşam olunca Diçle nehrine geldiler ve orada konakladılar.
2*Oğlan yıkanmaya indiğinde, nehirden dışarıya bir balık çıktı ki onu yutmak istedi.
3*Ama melek ona: -Tut şu balığı! Dedi.
4*Oğlan da balığı tutarak onu karaya attı.
5*Melek ona: -Balığı yar, kalbiyle ciğerini ve ödünü alarak onları güzelce sakla, dedi.
6*Oğlan da meleğin ona dediği gibi yaptı. Ondan sonra balığı kızartarak yediler.
7*İkisi de git gide Ekbetana’ya yaklaştılar.
8*Oğlan meleğe dedi ki: -Ey Azarya kardeş! Bu balığın kalbi, ciğeri ve ödü neye yarar?
9*O da ona: -Bir cin veya kötü bir ruh bir kimseye sıkıntı verse; bu kalp ve bu ciğer o erkeğe veya kadına tütsülense, artık sıkıntı çekmez.
10*Öd ise gözlerinde perdeler olanın gözlerine sürülse o iyileşir. 
11*Ekbetan’a çok yaklaştıklarında melek ona dedi ki: -Ey kardeş bu gün akrabalarından olan Raguel’de konaklayacağız
12*Onun Sara adında bir kızı var. Ben ona, onu sana vermesi için söyleyeceğim.
13*Çünkü bu kız sana düşüyor. Böylece sen de miras hakkını nikâhlanarak almış olursun. Onun akrabalarından bir tek sen kaldın; kız da güzel ve usludur.
14*Sen şimdi ses çıkarma ki ben onun babasına söyleyeyim. Ragi’den döndüğümüzde düğününüzü yaparız.
15*Ben biliyorum ki Raguel, Musa’nın Tevrat’ına göre onu vermek isterse, senden başkasına veremez. Çünkü onun mirası başkalarından daha çok sana düşer.
16*O zaman oğlan meleğe: -Ey Azarya kardeş! Ben işittim ki bu kız yedi kocaya verildiydi. Ama hepsi gerdeğe girdiklerinde ölmüşler, dedi.
17*Ben ise babamın biricik oğulcuğuyum ve korkarım ki ben de gerdeğe girip öncekiler gibi ölmeyeyim. Çünkü onu, başkalarına zararı dokunmayan; ama ona yakın olanlara zarar veren bir cin seviyor.
18*Ama ben ölmekten, annemin, babamın benim yüzümden tüm yaşamını acıyla geçirip mezara gitmelerinden korkarım. Çünkü onların başka oğlu yok ki onları gömsün.
19*Âmmâ melek ??a dedi ki nesli?den ?avrat alasın diye babanı? sa?a verdiği öğütler hâtırında de?iller midir
19*Melek de ona: -Soyundan evlenmen için, babanın sana verdiği öğütleri unuttun mu? Dedi.
20*Şimdi ey kardeş! Beni dinle. O senin eşin olacaktır. Çünkü bu gece sana eşliğe verilecektir. Cini sorarsan, kaygılanma.
21*Gerdeğe girdiğinde buhur için kor al. Üstüne balığın kalbinden ve ciğerinden alarak tütsü yap.
22*Cin onu kokladığı gibi kaçsın ve bir daha da dönmesin.
23*Sen ona yakın olacağın yerde birlikte kalın ve esirgeyen Allah’a kurtarması için yakarın ki O da sizi kendi acımasıyla kurtarsın.
24*Korkmayın! Çünkü o sana önceden hazırlanmıştır. Sen onu kurtar, o  da seninle gelsin. Ben ümit ediyorum ki ondan çocuklarınız olacaktır.
25*Tobiya da bu şeyleri duyduktan sonra o kızı sevdi ve gönlü ona pek tutuldu.

     Yedinci Bâb
1*Ondan sonra Ekbetan’a geçtiler ve Raguel’in evine geldiklerinde Sara onlara doğru gelip selam verdi. Onlar da ona: -Selam olsun, dediler.
2*Onları eve götürdü ve Ragoel de kendi eşi Adna’ya: -Bu oğlan akrabalarımdan Tobias’a ne çok benziyor, dedi.
3*Raguel de ona şunu sordu: -Ey! Kardeşlerim nerdesiniz? Onlar da: Biz Ninova’da tutsak olan ‘Naftali Oğulları’ndanız, dediler.
4*O da onlara: -Kardeşimiz Tobit’ı biliyor musunuz? Onlar da: -Evet biliyoruz, dediler.
5*O da onlara: -İyi ve sağlıklı mıdır? Dedi. Onlar da ona: -Evet sağ ve iyidir, dediler. Tobit de: -O benim babamdır, dedi.
6*O zaman Raguel onun boynuna sarıldı, onu öptü ve ağladı.
7*Ondan sonra ona iyilik dileyerek: -Ey! Benim temiz takvalı Tobit’imin oğlu, dedi.
8*Ondan sonra Tobit’in kör olduğunu duyunca acı çekip ağladı.
9*Karısı Adna da kızı Sara’yla ağladı.
10*Ondan sonra onları tüm yürekten ağırladılar ve onlar için bir koç keserek önlerine bolca yemek koydular.
11*Tobit Rafael’e: -Ey! Azarya kardeş. Yolda ne dediysen bana söyle ki işimizi bitirelim.
12*O da Raguel’e bu öyküyü aktardı. Raguel de Tobit’e: -Ye, iç, sevin! Kızımla evlenmek sana düşüyor, dedi.
13*Lakin sana doğru söyleyeceğim. Ben onu yedi kocaya vermiştim. Ama gerdeğe girdikleri gibi o gece ölüyorlardı. 
14*Oysa sen şimdi seviçli ol, üzülme. Ama Tobit dedi ki: -Siz onu buraya getirmeden ve benimle evlendirmeden hiç bir şey yemeyeceğim.
15*Raguel de: -Şimdilik onu ‘Tevrat’ta emredildiği gibi al. Sen onun o da senin yakın akrabandır.
16*Çok esirgeyen Allah, sizin bahtınızı açsın.
17*Ondan sonra kızı Sara’yı çağırdı, o da babasına geldi.
18*Onu elinden tutarak Tobit’e eşi olması için verdi ve dedi ki: -İşte Musa’nın Tevrat’ının yasasına göre onu al ve babana götür. Sonra da onlara iyilik diledi.
19*Karısı Adna’yı çağırarak bir kitapçığa onların sözleşme kaydını yazdı, mühürledi ve ondan sonra sofraya oturdular.
20*Raguel eşi Adna’yı çağırarak ona şöyle söyledi: -Ey kızkardeşim! Başka bir oda hazırla ve kızı içine götür, dedi. 
21*O da onun dediği gibi yapıp kızı başka bir odaya götürdü. Kızıyla beraber ağlarken kı­zının gözyaşlarını gördüğünde;
22*Ona dedi ki: -Yüreklen ey kız! Yerlerin ve göklerin Rabbi sana bu usanmışlığın yerine sevinç versin; şimdi yüreklen.
 
       Sekizinci Bâb
1*Ondan sonra akşam yemeğini bitirdiler ve Tobit’i ona götürdüler.
2*O da Rafael’in söylediğini anımsadı ve buhur yakmak için kor aldı. Üstüne balığın kalbini ve ciğerini koyduktan sonra onları tütsüledi.
3*Cin o kokuyu kokladıktan sonra, Mısır’ın üst taraflarına kaçtı ve melek de onu orada bağladı.
4*İkisi de bir yerde kapalı kaldıktan sonra, Tobiya döşek üzerinden kalkıp şöyle söyledi: -Kalk ey kızkardeşim! Dua edelim ki yüce Rab bize acısın, dedi.
5*Tobiya şöyle söyledi: -Ey atalarımızın Allahı! Sen ne yücesin. Senin sonsuza dek kutsal anılan ismin de yücelensin. Gökler ve tüm yaratıkların seni söylesinler.
6*Sen atamız Adem’i yarattın. Ona yardım ve destek olması için eşi Havva anayı verdin. Tüm insanlar da onlardan türedi.
7*Sen: “Adem’in yalnız olması iyi değildir; ona benzer bir dost yaratalım” dedin.
8*Evet ya Rabbi! Şimdi ben bu kızkardeşimi alıyorum. Onu şehveti için değil; ama gerçeklik uğruna.
9*Sen emret ki ben senin lütfuna erişip bu kız ile yaşlanayım. Sara da böylece: - Amin, dedi.
10*Ondan sonra o gece birlikte yattılar.
11*Ragoel ise kalkıp gitti. Acaba bu da mı öldü? Diye bir çukur kazdı.
12*Eve dönerek karısı Edna’ya: -Cariyelerden birini gönder ki sağ mıdır? Diye baksın, dedi. Çünkü onu kimse bilmeden gömmem gerekiyor.
13*Cariye de kapıyı açarak içeriye girdi ve ikisini de uyuyor buldu.
14*Ondan sonra dışarı çıkarak Raguel’e ve Adna’ya onların sağ olduklarını bildirdi.
15*O zaman Raguel yüce Allah’a şöyle dua etti: -Ya Allah! Sen her temiz ve aziz şeyi kutsal kıl; ne yücesin. Azizlerin ve tüm yaratık­ların seni yüceltsinler. Tüm meleklerin ve seçilmişlerin de sana sonsuza dek şükretsinler.
16*Sen ne kutlusun. Çünkü beni sevindirdin ve korktuğum başıma gelmedi. Belki de bize büyük bağışlarından lütfettin.
17*Sen ne kutlusun. Çünkü iki biricik çocuğuma acıdın. Ya Rabbi! Onlara acı, yaşamlarını iyilik, güzellik ve ersirgemenle bitir.
18*Ondan sonra hizmetçilerine çukuru doldurmalarını söyledi. Tobiya ile Sara’ya on dört gün düğün yaptılar.
19*Daha sonra Raguel, Tobiya’ya: -Düğününüzün on dört günü bitmeyinceye kadar size bırakmayacağım! Diye ant içti.
20*Malımın yarısını al ve esenlikle babana git. Ben ve eşim öldüğünde, tüm kalanı sizindir.

    Dokuzuncu Bâb  
1*O zaman Tobiya Rafael’i çağırıp ona dedi ki: -Ey Azarya kardeşim! Bir hizmetçiyle iki deve al.
2*Med vilayetinde Ragi isimli şehirde Gaba­el’e git. Oradan bana o gümüş paraları al ve Gabael’i düğüne getir. Çünkü Raguel’in and içtiğine göre ben buradan ayrılamam.
3*Benim babam günlerini sayıyor. Onun için çok gecikirsem, o büyük yas çekecektir.
4*Böylece Rafael gitti ve Gabael’in evine erişip onu avuttu.
5*O da mühürlü keseleri getirerek ona verdi.
6*Ertesi gün erkenden kalkarak düğüne geldiler ve Tobiya de kendi eşine iyilik diledi.

     Onuncu Bâb  
1*Babası Tobit ise tüm günlerini sayıyordu.
2*Oğlu için belirtmiş olduğu günler geçince; onlar da gelmeyince şöyle dedi: - Acaba bir kusurları mı var?
3*Ya da Gabael mi öldü ki ona gümüş paraları verecek bir kimse kalmamış olsun?
4*Böyle çok sıkıntı çekerdi. Karısı ise ona şöyle söylüyordu: -Oğul öldü; bu yüzden gecikiyor.
5*Ve ona ağlamaya başlayıp şöyle dedi: -Oğlum! Sen gözümün ışığıydın. Gönder­di­ğime pişman oldum.
6*Tobit de ona: -Sus! Kederlenme. O sağ ve esenliktedir, dedi.
7*O da ona: -Sen sus da beni aldatma; oğlum ölmüştür, dedi.
8*Her gün kentten dışarıya gittikleri yola gidiyor, gündüz yemek yemiyor ve her gece oğlu Tobiya’ya ağlamaktan vazgeçmiyordu.
9*Onun orda kalması; Raguel’in ant içtiği düğünün on dört günü bitinceye dek idi.
10*O zaman Tobiya Raguel’e dedi ki: -Bana izin ver. Çünkü annem ve babam
beni görmeyi ummuyorlar.
11*Kaynatası da ona: -Gel yanımda kal. Ben de babana bir adam göndereyim ki ona senin haberini götürsün, dedi.
12*Ama Tobiya: -Hayır! Ama bana izin ver ki babama gideyim, dedi.
13*Böylece Raguel kalkıp ona, eşi Sara’yı; malının yarısından köleler, hayvanlar ve gümüş paralar verdi.
14*Onları bereketledikten sonra onları serbest bırakarak şöyle söyledi: -Ey oğullarım! Gök Tanrısı ben ölmeden önce yüzünüzü güldürsün.
15*Ondan sonra da kendi kızına: -Kaynatana ve kaynanana hizmette kusur etme. Artık annenle baban onlardır. Allah versin ki senin iyi haberlerini duyayım, dedi ve sonra da onları öptü.
16*Adna da Tobiya’ya: -Canım kardeşim. Göklerin Rabbi seni buraya gene getirsin ve kızım Sara’dan çocuk göstersin. Ben de Rabb’in önünde sevineyim.
17*Şimdi kızımı sana emanet  ediyorum, onu incitme.
18*Ondan sonra Tobiya gitti ve yolunu uğurlayan Allaha hamd etti.
   
 Onbirinci Bâb
1*Bu kez Raguel’e ve eşi Adna’ya: -Allah’a ısmarladık..! Dedikten sonra, ta Ninova’ya erişinceye dek kendi yolundan gitti. 
2*Rafael Tobit’e: -Ey kardeş! Babanı ne durumda bıraktığını biliyorsun;
3*Gel eşinden ileriye yürüyelim de oda hazırlayalım, dedi.
4*Balığın ödünü eline al, şimdi ileri yürüyelim ve ileri yürüdüler. Köpek de onların ardınca gidiyordu.
5*Bu kez Anna yol üzerinde oturmuş oğlu geliyor mu diye çevreyi gözlüyordu.
6*Gördü ki geliyor; babaya: -İşte oğlun! O bile giden adamla geliyor, dedi.
7*Rafael de Tobit’e: -Ben biliyorum ki babanın gözleri açılacak.
8*Şimdi sen onun gözlerine ödü sür. O yakınca gözlerini oğuştursun ve ak perdeleri düşürsün de seni görsün.
9*Edna ileriye atılarak oğlunun boynuna sarıldı: -Şükür ki seni gördüm ey oğul! Artık şimdi ölsem de gam yemem, diyerek ikisi de ağlaştılar.
10*Tobit kapıya doğru yürürken tökezledi; ama oğlu karşısına koşarak babasını tuttu.
11*O babasının gözlerine ödü sürerek: -Babam seviçli ol! Dedi.
12*Bu kez gözleri yanmaya başlayınca onları ovuşturdu ve gözlerinin kenarlarından ak perdeler koptu.
13*Ondan sonra oğlunu görünce ağlayarak boynuna sarıldı.
14* -Kutsal olasın ya Allah! Adın sonsuza dek kutsansın ve tüm meleklerin kutsal olsunlar. Çünkü beni döğdün ve yine acıdın! Şimdi oğlum Tobiya’yı görüyorum.
15*Oğlu da sevinçle babasına Med ülkesinde başından geçen harika olayı anlattı.
16*Tobit sevinçle gelinini karşılamağa çıktı ve Ninova kapısında yüce Allah’a yakardı. Onun yürüdüğünü görenler gözlerinin açıldığına şaşıp kaldılar.
17*Tobit de yüce Allah’ın ona nasıl acıdığını halka anlatmaya başladı.
18*Ondan sonra Tobit gelini Sara’ya yak­la­şa­rak ona selam verdi: -Hoş geldin kızım. Seni bize getiren ulu Allah yücelensin! Ba­ban ve annen de kutlu olsunlar.
19*Ve Ninova’da olan tüm yakınlarıyla akrabaları arasında büyük sevinç oldu.
20*Ahiyahir ve Tobit’in kardeşinin oğlu Nesba da ona gelip, Tobit’e yedi gün boyunca sevinçle düğün yaptılar.
 
     On İkinci Bâb
1*Ondan sonra Tobit oğlu Tobiya’yı çağırıp ona: -Seninle giden adama ücretini ve ondan başka bir armağan da ver, dedi.
2*Tobit de: -Ey! Babam ona getirdiğimin yarısını bile versem üzülmem, dedi.
3*Çünkü beni sana esenlikle geri getirdi, karımı kurtardı, paramı taşıdı ve seni iyileştirdi.
4*Yaşlı adamcağız da: -Bu onun alması gereken hakkıdır, dedi.
5*Böylece meleği çağırarak ona: -Tüm getirdiklerinizin yarısını al ve esenlikle git, dedi.
6*O zaman o, onları ıssız bir köşeye çekerek dedi ki: -Yüce Allah’a hamdlerle şükredip bereket dileyin ve size yaptığı tüm bu iyilikleri herkese anlatın.
7*Yüce Allah’ın kutsallığını anmak, ismini yüceltmek ve yaptıklarının kutsallığını bildirmek iyi bir şeydir. O’na hamd ve şükür etmeye ilgisiz kalmayın.
8*Gerçi kralın sırını gizlemek iyi şeydir; ama yüce Allah’ın yollarını bildirmek en büyük şeydir.
9*İyilik edin ki size kötülük dokunmasın. Dua ile oruç hem sadaka ve Allah yolunda yürü­mek iyi şeylerdir.
10*Az helâl çok haramdan iyidir.
11*Altını hazinede gizlemektense, onu sadaka olarak dağıtmak daha iyidir.
12*Çünkü sadaka ölümden kurtarır ve her günaha karşı bedeldir.
13*İyiliklerle sevap işleyenler, doyuncaya dek yaşasınlar.
14*Ama günahkârlar kendi yaşamının düşmanıdır.
15*Sizden bir şey saklayamam! Ben size dedim ki kralın sırrını gizlemek kabul edilebilir; ama yüce Allah’ın işlerini bildir­mek en büyük şeydir.
16*Sen, gelinin Sara ile dua ettiğin zaman ben duanızı Kutsal Olan’ın önünde andım.
17*Sen ölüleri gömdüğün sırada, ben senin yanındaydım. Kendi yemeğini bırakıp, bir ölüyü gömmek için gitmeye üşenmediğinde, senin bu iyi işin bana gizli değildi ve ben seninleydim.
18*Yüce Allah, beni sana ve gelinine iyilik vermek için gönderdi.
19*Ben Rafael; şu yedi Melek’ten biriyim. Onlar kutsal kişilerin dualarını yüce Allah’a iletirler ve ‘Kutsal Olan’ın yüceliklerinin ö­nüne gidip gelirler, dedi.
20*O zaman ikisi de şaşırdılar ve korkularından yüzüstü yere uzandılar.
21*O da onlara: -Korkmayın! Çünkü size selamet olsun, dedi.
22*Şimdi yüce Rabb’e yalvarın. Çünkü ben kendi isteğimle gelmedim; ama yüce Tanrı­nız’­ın dileği üzerine buraya geldim. Onun için O’ndan sonsuza dek bereket dileyin.
23*Ben sizinle olduğum sırada yemiyor, içmiyordum; ama size böyle görünüyordu. Şimdi Allah’a hamd ederek şükredin.
24*Çünkü ben, beni gönderene çıkacağım. Tüm bu olup bitenden bir kitap yazın.
25*Onlar da kalktılar, artık onu göremediler. Yüce Allah’ın büyük, acayip işlerini ve Rabb’­in meleğinin onlara göründüğünü yazdılar.

    On Üçüncü Bâb
1*Tobit de sevinçle bir dua yazdı ve şöyle söyledi:
2*-Sonsuza değin diri Allah kutsansın. O’nun krallığı da uğurlu olsun. 
3*Çünkü O döver ama acır da! O mezara götürür ve yine geri getirir. Elinden hiç kimse kurtulamaz.
4*Ey İsrailoğulları! O’na, sizi onların arası­na dağıtmış olduğu şu milletler önünde şükredip övgüyle anın.
5*Orada O’nun yüceliğini anlatın ve O’nu her canlının önünde yüceltin. çünkü Rabbimiz O dur ve yüce Allah, ta kendisi sonsuza dek bizim Babamızdır.
6*O bize yaramazlıklarımız için bela verdi. O bizi onların arasında darmadağın yapmıştır. Yine bize acısın ve bizi bu milletlerin arasından toplasın.
7*Eğer O’na tüm kalbimizden ve tüm canımızdan geri dönerseniz; önünde gerçekten durursunuz. O zaman O da size döner ve sizden yüzünü saklamaz. Sizler de size yaptıklarını görürsünüz.
8*Şimdi O’na tüm ağzınızdan hamd edip şükredin; ‘Her Şeye Gücü Yeten’ yüce Rab’ten bereket dileyin ve ‘Çağların Efendisi’ni yüceltin.
9*Ben O’na sürgün olduğum bir ülkede övgüyle şükrederim ve O’nun güçlü yüceliğini günahkâr milletine bildiririm.
10*Ey günahkârlar! Tövbe edin ve önünde doğruyu yapın. Kim bilir belki bizden hoşnut olur ve bizi acıyarak kayırır.
11*Ben yüce Allah’ımı yüceltirim; canım dahi ‘Göklerin Egemeni’ni yüceltir ve O’nun yüceliğini sevinç ışıltısıyla bildirecektir.
12*Herkes söylesin ve O’na gerçekten övgüler düzsünler.
13*Ey Yeruşalim şehri! Kutsal O...  Seni çocuklarının yaptıkları için cezalandırsın.
14*Rabb’e övgüler düzün; çünkü iyidir ve ‘Göklerin Egemeni’nden bereket dileyin ki O’nun Evi sende tekrar sevinçle yapılsın.
15*Senin sürgündeki milletini sende sevindirsin; hem sende sonsuza dek yoksulları sevsin.
16*Yüce Rabb Allah’ın adına çok milletler ıraktan gelsinler. ‘Göksel Egemen’e armağan edilecek hediyeleri ellerinde olacak.
17*Tüm çağların insanları sana hamd etsinler ve sevinçten ilahiler söylesinler.
18*O’nu sevmeyenler lanetlensin ve seni sevenler sonsuza dek  kutlansın.
19*Dürüst çocukların için sevinçle coş! Çünkü bir yere toplanıp dürüstlerin Rabbinden bereket dileyeceklerdir.
20*Ne mutlu seni sevenlere! Onlar senin selametinden sevinç duyacaklardır.
21*Ne mutlu senin dövgülerinden yas tutanlara! Çünkü tüm görkemine bakarak sevinecekler ve sonsuza dek mutlu olacaklardır.
22*Canım yüce Allah’tan, O yüce kraldan bereket dilesin.
23*Çünkü kutsal Kudüs yakutla, zümrütten ve burçları değerli taşlardan yapılacaktır.
24*Kuleleri e mazgalları saf altından olsunlar.
25*Çarşılarının kaldırımları parıldayan sarı yakutlar ve Ofir taşlarıyla döşenecektir.
26*Bütün sokaklarında halk ‘Haleluya..!’ diyerek Rabb’e hamt edecek ve bizi yükselten yüce Allah yücelensin diyecektir.

    Ondördüncü Bâb
1*Ondan sonra Tobit yüce Allah’a övgüyle şükretmeyi bitirdi.
2*Gözleri görmez olduğunda elli sekiz yaşındaydı ve sekiz yıldan sonra yine gözleri gördü.
3*Sadakalar veriyordu ve yüce Rabb Allah’tan daima korkup O’na övgüyle şükür
ediyordu.
4*Bundan sonra çok yaşlandığı günlerde oğlunu ve oğlunun altı oğlunu çağırarak ona:
5*-Ey oğul! Oğullarını al. İşte ben yaşlandım ve çok geçmeden bu dünyadan gideceğim.
6*Ey oğul! Med vilayetine git. Çünkü Yunus peygamberin Ninova için dediği tüm şeyleri kesinlikle biliyorum ve yıkılacağı da bilgim içindedir.
7*Ama Med ülkesi daha uzun yıllar esen kalacak.
8*Biliyorum ki kardeşlerimiz iyi vilayetten çıkıp, tüm dünyaya dağılacaktır. Kutsal Ku­düs yıkılmış ve içindeki Allah’ın Evi yakılmış olup bir zamana dek harabe kalacaktır.
9*Ama yüce Allah onlara yine acıyacak ve onları vilayete geri getirecek. Onlar da ‘Evi’ yapacaklar. Ama önceki gibi olamaz ve dünyanın asırları tamamlanıncaya dek duracaktır.
10*Bundan sonra sürgünden dönecekler ve ‘Kutsal Kudüs’ü güzelce onaracaklar. Rabbin Evi yeniden yapılacak ve peygamberlerin söylediği gibi o yapı dünyanın tüm çağlarında güçlü kalacaktır.
11*Tüm milletler hakikata geri dönüp, yüce Rabb Allah’tan korkacaklar. Putlarını gömecekler ve tüm milletler Rabb’ten bereket dileyecek. O’nun halkı da yüce Allah’a övgüyle şükran sunacak.
12*Yüce Rab kendi halkını yükseltecek. Hem yüce Rab Allah’ı gerçek sadakat­le sevenlerin ve kardeşlerimize acıyanların tümü mutlu olacaklardır.
13*Ey oğul! Artık Ninova’dan göç et. Çünkü eğer araştırırsan, Yunus peygamberin söyle­diği sözler gerçekleşecektir.
14*Ama sen Tevratı ve vasiyetleri gözet. Merhametli ve adaletli ol ki iyilik bulasın.
15*Beni ve benimle anneni mezara ağırla ve artık Ninova’da durma.
16*Ey oğul! Aman’ın kendisine bakan Ahiyahir’e yaptığına bak. Nasıl ki onu ışıktan karanlığa götürdü ve ona ne karşılık verdi?
17*Ahiyahir+ kurtuldu; ama öbürüne kendi cezası verildi ve karanlığa indi.
+: Manâse?!: Katolik Almanca çeviride ‘Akikar’
18*Manessa sadakacı idi de ona kurulan ölüm kemendinden kurtuldu. Aman ise kemende uğrayıp yok oldu.
19*Şimdi ey oğul gör! Sadaka ne işler ve ne çok iyi işler yapanı kurtarır.
20*Bunu deyince döşeğinde canını teslim etti. O tam yüz elli sekiz yaşındaydı. Oğlu da onu onuruna yaraşır bir şekilde gömdü.
21*Annesi Annna da öldüğü zaman, onu da babası yanında gömdü.
22*Ondan sonra Tobiya eşi ve çocuklarıyla, Ekbatan’a kaynatası Raguel’e gitti. Orada onuruyla yaşlandı.
23*Kaynatası ve kaynanası öldükten sonra onları onurlarıyla gömdü. Onların ve babası Tobit’in mallarını miras olarak aldı.
24*Kendisi yüz yirmi yedi yaşındayken Med vilayetinin şehri Ekbetan’da öldü. Ölmeden önce Ninova’ nın yıkılışını duydu ki onu Nabukadnezar ve Asurlular almıştı. Böylece ölmeden önce Ninova’ nın bu durumuna sevindi.
Kitab-ı Tobit tamam oldu
mim
(Temiz kopya 1665)

Finito 4. Nouemb: N.S.
 A.D    1664 
(Ali Bey'in orjinal notu)

                                                                                     MANESSANIN DU?ÂSI

1*Ey! Her Şeye Gücü Yeten Rabb. Atalarımız İbrahim, İshak, Yakup ve onların sadık soyunun Tanrısı.
2*Yeri göğü ve onların tüm değerlerini yaratıp güçlü sözünle denizi kapadın.
3*Onu dipsizliğe kapadın ve onu ‘sevgililerin dostu’ adınla mühürledin ki her şey ondan; senin güçlü yüzünün önünden titreyip korksunlar.
4*Çünkü yüceliğinin görünüşüne kimse dayanamaz ve günahkârlar üzerine olan öfkenin korkusunu kimse kaldıramaz.
5*Ama verdiğin sözünün acıması sonsuzdur ki erişilmez.
6*Sen ‘Yüceltilmiş Rab’ gönlün yücedir. Öfkeni yatıştıran ve acıyansın. Adem oğullarına kırıcı davrandığına pişmansın.
7*Sen ya Rab! Yüce bağışlaman ile pişmanlığı ve sana günah edenlere affı söyledin. Yüce bağışlayıcılığının enginliğinden; günahkârlara kurtuluş için tövbeyi emrettin.
8*Ey sen! Dürüstlerin Rabbi yüce Allah. Dürüstler ve sana günah etmeyen İbrahim, İshak ve Yakup için tövbeyi emretmedin. Ama ben günahkâr için emrettin.
9*Çünkü ben deniz kumlarından daha çok günahlar yaptım.
10*Ya Rab! Yaramazlıklarım çoğaldı, suçla­rım büyüdü ve kötülüklerimin çokluğundan, göğün yüksekliğine bakmaya layık değilim.
11*Demir gibi yükümün ağırlığından büsbütün büküldüm. Öyle ki başımı kaldırmaya bile nefesim yok.
12*Çünkü öfkeni kabarttım ve önünde kötülük ettim. Ben isteğini yapmadım ve dileklerini gözetmedim. Ben murdarlığı kazandım ve kötülükleri çoğalttım.
13*Ama şimdi senin bağışlamanı diliyor, yüreğimle diz çöküyorum. Günah ettim ya Rabb, günah ettim ve yaramazlıklarımı itiraf ediyorum.
14*Bu nedenle dua ve dileğim budur ki ya Rab! Beni affet, affet ve beni yaramazlıklarımla yok etme.
15*Sonsuza dek öfkeni kabartma, bana büyük belalar saklama. Beni dünyanın sefaletine salarak sıkıntı verme. Çünkü sen yüce Allah, tövbekarların Allahısın ve tüm bağışlamanı bende göstereceksin.
16*Çünkü ben hak etmesem de sen beni bü­yük bağışlaman ile kurtaracaksın. Ben de sana yaşamımın tüm günlerinde hamd edece­ğim. Zira göğün tüm güçleri sana hamd ederler. Yücelik sonsuza dek senin ve sana aittir. Amin.

Manessanı? du?âsı tamam oldu
                                                                                    Mim

(Katibin temiz kopyası 1665)
Finito 4. Nouemb: N.S. 1664 (Orj. Ali Bey)

 

KITÂB-I EKLESİYASTİKÛS
YA?NÎ
HIKMET-İ  YESÛ? BİN SARÂH
NÂ-MA?LÛM MUSANNİFI? DÎBÂCESİ

EKLESİYASTİKUS* KİTABI
 YANİ YESU BİN  SARAH’IN BILGELİĞİ
(BİLİNMEYEN YAZARIN ÖNSÖZÜ)

 *: Eklesiyastikus: Eski Grekçe „Kilisenin Kitabı“ anlamına geliyor.

1*Bu Sara oğlu Yesus; Yesus ismindeki başka bir kişinin yeğeniydi
2*İsrail kavminin esirliğinden, dönüşünden ve tüm peygamberlerden sonra olan zamanda yaşadı.
3*Onun dedesi Yesus adındaki kişi; bunun yaptığı tanıklık üzere İbraniler arasında çok emek çeken akıllı bir adamdı. 
4*Yalnız ondan önce gelen akıllı adamların bilgelik sözlerinî toplamadı; belki kendisi de bazı erdemli ve marifetli sözleri söyledi.
5*Önceki Yesus derlediği bu kapsamlı kitabın bir çoğunu ölüp miras bırakınca; ondan sonra onu bu Sara tekrar alıp kendi oğlu Yesus’a alıkoydu
6*O da onu eline alıp bir güzel ciltledi. Ona kendinin, babasının ve dedesinin adından ötürü “Yesus’un Bilgeliği” adını verdi ki bu hikmet adıyla işitene tat versin ve daha çok okumak istesin.
7*Akıllı kelimeler, işaretler gibi yüce Allah’ın onlardan hoşnut olduğu eski erdemli insanların aktardığı sözleri, bir dua ve yazarın ilahisini kaplar. Yani yüce Allah kendi kavmini hangi iyilikleri layık gördüyse ve düşmanlarını hangi belalara uğrattıysa öykülendirir.
8*Bu Yesus Süleyman’ın takipçisiydi. İlim ve bilgeliğin öğreniminde ondan eksik olmadı. Adından esimlendiği gibi ilimle dolu bir adamdı.

    Sarâh Oğlu Yesûsu? Hikmetini? Dîbâcesi
    Sara oğlu Yesus’un bilgeliğinin önsözü
                              
1*Birçok büyük şeyler bize Tevrat’ın, peygamberlerin ve onların diğer vekillerinin aracılığıyla iletilmiştir ki onlar için ilim ve adıyla övgüyü İsrail’in biliriz.
2*Böylece yalnız onları okuyanlar bilge olmazlar; belki öğrenen danışmanlar onları söyleyip başkalarına yarar sağlarlar.
3*Dedem Yesus Tevratı, peygamberleri, atalarımızdan kalan kitapları okumayı çok istemiş ve onlarda anlayışla güce erişmişti.
4*Ve o da erdemle etik konularından bir şeyler yazmak istedi.
5*Bilgelik arzulayanlar ve bu şeylerden bir şeyler kapanlar; yaşamın terbiyesiyle büyüsünler.
6*Her ne kadar bunun anlaşılmasına çok çalıştıysam da bunu tüm yürekten okumanızı öğütlerim. Eğer çeviride, bazı yerlerde ifadelerin açıklanmasında yetersiz kaldıysam; sizi saptırmaması için bu yetersizliğe boynumuzu eğeriz.
7*Çünkü o şeyler İbranice’de olduğu gibi başka bir dile çevrildiği zaman o kadar güzel olamazlar.
8*Yalnız bunlar değil Tevrat, peygamberlik ve diğer kitaplar da kendi dili ile söylendiği zaman özümsenirler.
9*Çünkü kral Euergetes’in(Ptolemo) otuzuncu yılında Mısıra geldiğim ve orada biraz söz sahibi olduğum zaman güzel bir öğreti kitabı buldum.
10*Bunun çok gerekli bir kitap olduğunu anlayarak çevirisi için biraz gayret göstereyim dedim. O günlerde kralın yakınında olan bir odada, bu bilgi için çok uykusuzluk çektim.
11*Çünkü bu kitabı bitirdikten sonra kendimi gezgin edip erdemliği öğrenmek isteyenlere ve ahlak kurallarını öğretmeye adadım. Böylece onlar da Tanrı’nın yasaları ile uygun bir yaşam sürsünler.

    Evvelki Bâb
1*Her bilgi yüce Allah’tan gelir ve sonsuza dek O’nun yanındadır.
2*Deniz kumlarını, yağmur damlalarını ve yolların günlerini kim sayabilir?
3*Göğün yüksekliğini, yerin genişliğini, dipsiz derinlikleri ve erdemliği anlayan kim
4*Her şeyden önce bilgelik yaratıldı; akıl ve anlayış başlangıçtandır.
5*Bilginin kaynağı yüce Allah’ın sözüdür ve O’nun yolları sonsuz buyruktur.
6*Bilgeliğin aslı kime bildirildi ve onun becerisini kim bilir?
7*Bilge birdir; çok yüce bir sevgilidir ki kendi kürsüsünde oturur.
8*Yani yüce Rabb, o anı yarattı ve bildi, hem hesapladı.
9*Onu, tüm kendi işleri üzerine saçtı. O’nun torbasından herkese yakındır ve onu kendini sevenlere ulaştırır.
10*Allah’tan korkmak, şerefli sevinç ve coşkulu mutluluk tacıdır.
11*Allah’tan korkmak, yüreği sevindirir. Coşku, sevinç, uzun yaşam verir.
12*Allah’tan korkanın geleceği iyi olur ve öldüğü günde kurtuluş bulur.
13*Bilgeliğin başlangıcı yüce Allah’tan korkmaktır. O bilgelik ana rahminde müminlerle yaratıldı.
14*İnsanlar arasında yuva gibi sonsuz bir temel koydu ve onların soyu yanında emanet konuldu.
15*Yüce Allah’tan korkmak tam bilgeliktir ve kendi meyveleriyle insanları mutlu eden odur.
16*Onların evlerini beğenilen şeylerle ve depolarını ürünlerle doldurur.
17*Allah’ın bu iki niteliği esenlik içindir:
18*Allah korkusu bilgelik tacıdır; esenliği ve canlılığı filizlendirir. Çünkü kendisini sevenlerin şerefini arttırır.
19*Bilgelik, bilgiyle aklın anlayışını yağmur gibi döker ve ona sahip olanların şerefini yükseltir.
20*Bilgeliğin kökü Rab’ten korkmaktır, onun dalları yaşam uzunluğudur.
21*Allah korkusu günahları kovar ve kalıcı iken günahları geri çeker.
22*Öfkelenen adam adil sayılmaz. Çünkü onun öfkelenmesi onun yıkımı olur.
23*Sabırlı kişi bir ana dek dayanır; ama sonra ona sevinç doğar.
24*Bir ana dek sözlerini gizler ve birçokların dudakları onun önlemini söyler.
25*Bilim bilgelik hazinesinde gizlidir ve kötü kişiye tiksinmek gibidir.
26*Bilgelik istiyorsan yasaları gözet de yüce Rab onu sana bağışlasın.
27*Çünkü bilgelik ile bilim, Allah’tan korkmaktır. İman hem ağırbaşlılık O’nun beğendiği şeydir.
28*Allah korkusuna inaçsız olma ve O’na iki türlü yürekle yanaşma.
29*İnsanların ağzında iki yüzlü olma ve dudaklarına güvenme.
30*Kendini yükseltme ki düşmeyesin ve canına utanç getirmeyesin.
31*Ve yüce Rab, tüm sırlarını açığa vurup, seni cemaatin arasında yıkmasın.
32*Allah korkusuna gerçekten yanaşmadığın ve yüreğin düzenbazlıkla dolduğu için.

       İkinci Bâb
1*Ey oğlum! Eğer yüce Tanrı’ya hizmet etmeye karar verdinse, canını sına­maya hazır tut.
2*Yüreğini düzelt, sabır et  ve zor anda acele etme.
3*Ona sarıl, dini reddetme. Ta ki son zamanına dek bereketlenesin.
4*Senin başına ne gelirse gelsin tüm gönlünle kabul et ve kötü gününde sabret.
5*Çünkü altın ateşle ve benimsenen insanlar kötülük fırını ile yoklanır.
6*O’na inan ki O seni kabul etsin. Yollarını doğrult ve ümidini O’na tut.
7*Siz ki Rab’den korkuyorsunuz! O’nun iyiliklerini, sonsuz sevincini, esirgemesini...
9*Siz ki Allah’tan korkuyorsunuz! O’nun merhametini bekleyin ve sapıtmayın ki düşmeyesiniz. 
10*Eski yıllara bakın ve iyice düşünün;
11*Diye inancı olandan kim utandırıldı?
12*O’nun korkusunda duranlardan kim terkedildi. Ya da O’nu kim çağırdı ki önemsenmemiş olsun?
13*Çünkü yüce Rab, çok acıyan, bağışlayan, sevecen davranan, sabreden, günahları affeden ve kötülük zamanında kurtarandır.
14*Vay! Korkak yürekliler ve elleri gevşek olanlar; iki yola giden günahkârlar.
15*Vay köstek yürekliye! Çünkü inancı yoktur. Bu yüzden korunmaktan yoksun kalır.
16*Vay size ki sabrınızı yitirdiniz...!
17*Yüce Rab yokladığı zaman ne yapacaksınız?
18*Rabb’ten korkanlar O’nun sözlerine ka­yıtsız kalmazlar. O’nu sevenler O’nun yollarını gözeteceklerdir.
19*Rab’ten korkanlar O’nun beğenisini a­rar­­­lar;
20*Ve O’nu sevenler dinden dolalar.
21*Rab’ten korkanlar yüreğini hazırlasın ve canlarını önünde alçaltsın.
22*İnsanların ellerine düşmektense Rabbin ellerine düşelim.
23*Çünkü yüceliği ne denli büyükse; esirgemesi de o denli büyüktür.
 
     Üçüncü Bâb
1*Babanın yargısını dinleyin ey oğullar! Böyle yapın ki kurtuluş bulasınız.
2*Yüce Tanrı babayı onurlandırarak onu çocuklarına baş yaptı. Böylece oğullar üzerine annenin kararını tuttu.
3*Babasını saygıyla ağırlayan günahtan bağışlanır.
4*Ve annesine saygıyla davranan hazine toplayan gibi olur.
5*Saygıyla ağırlanan baba çocuklarıyla sevinir ve duası gününde kabul edilir.
6*Babaya saygı gösterenin yaşamı uzun olsun;
7*Ve Rabbi dinleyen annesine huzur versin.
8*Allah’tan korkan Babasına saygıyla davransın ve ana-babasını saygıdeğer kişiden ayırmasın.
9*Babanı ve anneni işlerinle onurlandır ki sana insanlardan iyilik gelsin.
10*Çünkü babanın iyilik dileği, çocukların evini güçlü tutar ve annenin laneti temelleri yıkar.
11*Babanın kötü şanından ötürü gururlanma. Çünkü babanın kötü şanı sana övünç değildir.
12*İnsanın gururu babasının şanından ileri gelir ve kötü kadın oğluna utanç olur.
13*Ey oğlum! Babanı yaşlılığında gözet ve ona yaşamında acı verme.
14*Eğer bunak olursa ona bağışla; bütün gücünle onu gücendirmekten sakın.
15*Babana karşı duyduğun özveri unutulmayacak ve günahlarına karşı sana duvar olacak.
16*Kötü gününde seni ansın ve buz havanın güzelliğinde eridiği gibi günahların erisin.
17*Babayı bırakan ne büyük kâfirdir ve annesini darıltana yüce Rab lanet eder.
18*Ey oğul! İşlerini uysallıkla bitir ki uygun olan da seni sevsin.
19*Ne denli büyük olursan, o denli kendini alçalt ki Rab’ten esirgenesin.
20*Birçok insanın rütbesi büyük olur; ama alçakgönüllülere gizemler keşf olur.
21*Çünkü Rabbin gücü ne yücedir ve alçakgönüllülerden övünç alır. 
22*Sana güç gelen şeyleri usa vurmadan arama ve gücünün yetmediği şeyleri bilgisizce yapmaya çalışma.
23*Sana buyrulanları tüm yetkinliğinle düşün.
24*Çünkü sana gizli olan şeyleri gözle görmek gerekmez.
25*Sözlerinin gereksiz yere uzamasına çalışma.
26*Çünkü insanın anlayışından daha çok sana açıklanmıştır.
27*Birçoklarını boş kibirler aldattı ve kötü sanıların kuruntuları düşkünlük yaptı.
28*Gözlerin yokken ışıksız kalırsın; bilmediğin bilgiyi anlarım deme.
29*Taş yüreklinin sonu acıyla biter; tehlikeyi seven ondan yok olacak.
30*Taş yürekli güçlükle ağırlanır ve kötülük yapan günaha günah katar.
31*Kibirlinin soyunun iyi olmasına imkan yoktur. Yürüyüşleri çapraz gider. Çünkü kötülüğün fidanı onda kökler bağladı. 
32*Aklın yüreği öyküler düşündürür ve bilgenin dileği dinleyici kulağıdır.
33*Su yanan ateşi söndürür, karşılıksız bağışlama da günaha çare olur.
34*Sevabın ödülünü veren Rab geleceğini söyler; ta ki sahibi düştüğü anda destek bulsun.

      Dördüncü Bâb
1*Ey oğul! Yoksulu ‘Sosyal güvenceden’ yoksun bırakma ve yardıma muhtaç olanın gözlerinden bağışını çevirme.
2*Aç olanın canını küçümseme ve hiç kimse gereksiniminden her gün yoksun kalmasın.
3*Dargın yüreği daha çok sıkma ve yoksula vereceğini geciktirme.
4*Senden dilenen çaresizleri reddetme ve yoksuldan yüzünü çevirme.
5*Gereksinimi olandan gözünü döndürme ve hiç kimsenin sana kötü söylemesine fırsat verme.
6*Çünkü can acısıyla sana lanet ettiği an; onun duasını onu yaratan kabul eder.
7*Halka dostça davran ve yöneticiye başını eğ!
8*Kulağını yoksula tüm yüreğinle çevir ve ona akıllı bir dost gibi yanıt ver.
9*Mazlumu zalimin elinden kurtar ve yargıladığın an taş yürekli olma.
10*Öksüzlere baba yerine ve onların analarına koca yerine ol; 
11*Yüce’nin gözetiminde olursun ve seni annenin sevdiğinden daha çok sever.     
12*Bilgelik kendi çocuklarını yükseltir ve onu arayanları kucaklar.
13*Onu seven yaşamı sever ve ona tan vakti eğilenler sevinçle dolu olsunlar.
14*Ona yapışan kişi onuru mirasla alır ve her nereye girerse Rab bereket verir.
15*Ona hizmet edenler evliyaya hizmet ederler ve onu seveni Hz. Allah sever.
16*Ona boyun eğenler milletlere egemen olacaklar ve ona bağlı kalan güvenli olacak.
17*Eğer ona inanıyorsa, onun mirasçısı olur ve onun soyu mülkünde sonsuza dek kalır.
18*Çünkü onunla başlangıçta anlaşmazlık üzere yürüyecek;
19*Üzerine dehşet getirecek ve o onlara terbiyelemek için acı verecek.
20*Ta onun yüreğinden emin oluncaya ve kendi yargısıyla yargılayıncaya dek.
21*Ondan sonra ona yeniden dönsün, onu sevindirsin ki gizemini keşfetsin. 
22*Ama duyarsız kalırsa onu bırakır ve kendisinin yıkım nedeni olur.
23*Fırsatı gözet, kötülükten sakın;
24*Ve çalış ki kendi kendinden utanmayasın.
25*Bazı utanç var ki günah getirir ve bazı utanç da onurlu bereket verir.
26*Kendi canına karşılık, birinin yararına çalışma ve kendi yıkımın için ona cömert davranma.
27*Kurtuluşun için sözlerinden sakınma;
28*Ve güzel görünmek için bilgini gizleme.
29*Çünkü ilim söylemekten ve dilin terbiyesi sözlerden bilinir.
30*Asla gerçeğe karşı durma; çünkü bilgisizliğin yalanından utanırsın.
31*Günahlarını söylemeye utanma ve ırmağın akıntısını zorla alıkoyma.
32*Zevzek düşküne bağlanma ve güçlü kişinin tarafında olma. 
33*Hak için ölünceye dek savaş ki gerçek ‘Hak’ olan yüce Rab da senin için savaşsın.   
34*Dilinle atak, işlerinle engel ve tenbel olma.    
35*Evinde aslan gibi olma ve ev halkının üzerine Zebani gibi durma.
36*Almağa elini uzat; ama onu geri vermeye elin kısa olmasın.

     Beşinci Bâb
1*Malına güvenerek, yaşam boyu yeter deme.
2*Gönlünün yollarında yürümek için, canına ve gücüne güvenme.
3*İşlerim için: ‘Bana kim karışır?’ Deme! Çünkü kesinlikle yüce Rab senin zalimliğinden intikam alır.
4*Günah ettim ve başıma ne belalar geldi deme. Çünkü yüce Rab sabırdır ve seni nefreti ile terk etmez.
5*Bağışlanmandan pek emin olma ki günahlara günah katasın.
6*Onun bağışlaması boldur; ama: ‘Bütün günahlarımı bana bağışlar’ deme.
7*Çünkü öfkesi de, esirgemesi de çabuktur ve O’nun kızgınlığı kötüler üzerine konar.
8*Rabbine geri dönmek için hile kurma ve bunu günden güne bırakma.
9*Çünkü sen güvencedeyken Allah’nın öfkesi çabuk çıkar ve seni kırar. Öç zamanında yok olursun.
10*Haram mala gönül verme! Çünkü kötü günde sana bir yarar sağlamaz.
11*Her rüzgâra yol verme ve her yola girme! Çünkü iki dilli ahlaksız da böyledir.
12*Kendi vicdanın ile aynı kal ve sözün bir olsun.
13*Anlayışla dinle ve yanıtlamak için yavaş ol.
14*Eğer anladıysan dostunu yanıtla. Aksi halde elinle ağzını kapat.
15*Sözlerde onurla onursuzluk var. İnsanın dili kendinin yıkımı olur.
16*Dilinle kimseye önyargılı olma ki sana bozguncu demesinler.
17*Çünkü nasıl ki hırsızlık utanç vericiyse; böylece ikiyüzlü sertçe kınanır.
18*Ne büyük, ne de küçük beklentinde bilgisiz kalma.

    Altıncı Bâb
1*Dostken düşman olma! Çünkü bu denli çok insan kötü şöhret ile alçaklık ve utanç kazandı.
2*İki yüzlü bozguncu da böyle kötü isimle anılır.
3*Yüreğinin kuruntularıyla gururlanma ki canın boğa gibi yaralanmasın.
4*Kendi yapraklarını yer, yemişlerini kaybedersin ve kendini  kuru bir ağaç gibi bırakırsın.
5*Kötü can sahibini yok eder ve onu düşmanlarının eğlencesine layık eder.
6*Tatlı dil kendine birsürü dostlar kazanır ve iyi konuşan dil birçokların güzel sözlerini kendine katar.
7*Kendine çok dostluklar edin; ama binde biri öğütçün olsun.
8*Bir dost almak istersen onu sınayarak seç ve çabucak ona güvenme.
9*Çünkü kendi fırsatını gözeten dost var ki sıkıntı anında vefa göstermez.
10*Öyle dost da var ki düşmanlık edip çekişir ve kusurunu söyler.
11*Hem de sofradaş dost var, kötü günde seni bırakıp kaçar.
12*İktidarında senin gibi dost görünüp konuşmaların üzerine atıp tutar.
13*Ama sıkıntıda olduğun an sana karşı koyar ve senden yüzünü saklar.
14*Düşmanlarından sakın ve dostlarına güvenme.
15*Güvenilir dost güçlü bir kaledir. Böyle dostu olan gömü bulmuş gibidir.
16*Gerçek dost hiçbir şeye değişilmez ve onun erdemliği bir ölçüyle ölçülmez.
17*Güvenilir dost hayatın ilacıdır. Allah’tan korkanların böyle dostları olsun.
18*Rab için haramdan çekinen  kendi dostluğunu düzer. Çünkü o nasılsa onun arkadaşları da böyledir.
19*Ey oğul! Eğitimini gençliğinde sev ki bilgeliğin yaşlanıncaya dek kalsın.
20*Ona çiftçi ve ekinci gibi yanaş ki onun iyi yemişine katlanasın.
21*Çünkü onun bakımına çok emek vermeden, onun ürününden çabuk yeyesin.
22*‘Bunlar’ bilgisizlere çok çetin gelir. Çünkü akılsız kişi yanında durmaz.
23*Üzerine mihenk taşı gibi güçlü olur, o da zaman tanımaksızın onu bırakır.
24*Çünkü bilgelik adıyla nasılsa; aynen böyledir ve birçok kişiye açık değildir.
25*Dinle ey oğul! Sözümü kabul et ve öğüdümü reddetme.
26*Ayaklarını onun kösteğine ve boynunu onun boğmağına sok!
27*Omuzunla onu destekle ve onun bağlarından usanma.
28*Tüm canınla ona ulaş ve onun yollarını bütüm gücünle tut.
29*Onu araştır ve incele ki sence bilinsin. Ona bir kez ulaşırsan bir daha bırakma.
30*Çünkü sonunda onun huzurunu bulursun ve o senin sevincin olur.
31*O zaman onun kösteği sana güçlü barınak ve ‘boynunun’ boğmağı güzel giysi olacak.
32*Çünkü onda altın değeri var ve onun bağları sümbüllü ipliklerdir.
33*Onu onur kaftanı gibi giy de üzerine sevinç tacını koy.
34*Ey oğul! Eğer istersen okumuş olursun ve eğer ona gönlünle bağlı kalırsan kurnaz olursun.
35*Eğer dinlemeye istekliysen aklı bulursun ve eğer ona kulağını eğersen bilgelik kazanırsın.
36*Yaşlıların arasında dur. Eğer bilgeler varsa onlara sımsıkı sarıl.
37*Allah’ın her sözünü tüm gönlünden dinle ve ilim tartışması senden uzaklaşmasın.
38*Yetenekli bir kişiyi görürsen erkenden ona git ve ayağın onun kapısının eşiklerini aşındırsın.
39*Rabb’in farzlarını bir güzel düşün ve O’nun buyruklarını sürekli incele.
40*O senin yüreğine yerleşsin ve sana bilmek istediğin ilmi versin.

    Yedinci Bâb
1*Kötülük etme ki kötülük bulmayasın.
2*Yasak olan şeyden çekin ki günah senden uzaklaşsın.
3*Ey oğul! Haksızlıkla tarlanı ekme ki oradan yedi kat biçmeyesin.
4*Kraldan beylik isteme, ne de egemenden güçlü bir makam.
5*Egemen önünde bilgiçlik taslama ve kralın yanında bilgini gösterme.
6*Eğer haksızlığı kaldırmaya gücün yetmezse çok üsteleme.
7*Hiçbir zaman güçlüden korkma ve kendi gidişine yabancı olma.
8*Şehir halkının çokluğuna şaşma ve kendini kalabalığa atma.
9*Bir günaha iki düğüm bağlama. Çünkü birisinin suçundan biri olamazsın.
10*Benim bağışlarımın çoğunu yüce Allah görür ve onları armağan ettiğim zaman kabul eder deme.
11*Namazını isteksizce yapma ve sadaka vermeyi de bırakma.
12*Yüreği acılı insana gülme. Çünkü alçaltan varsa kaldıran da var.
13*Kardeşin üstüne yalan düzme, ne de onu dostun üzerinde gör.
14*Hiçbir yalanı kullanma. Çünkü onun yayılması iyi olmaz.
15*Yaşlılar sohbetinde çok konuşma ve duanda sözleri tekrarlama.
16*Ne Yüce’den yaratılmış refaha, ne de zor işten nefret etme.
17*Kötülerin kitabına yazılma; ama alçakgönüllü ol.
18*Unutma ki öfke gecikmez. Çünkü kötülerin acısı ateş ve kurttur.
19*Dostunu değerli hiç bir şeye değiştirme, ne de gerçek kardeşini Ofir altınına.
20*Akıllı ve iyi eşten ayrılma; çünkü onun güzelliği altından daha iyidir.
21*Ne kendini sana adamış ırgadı, ne de dürüstçe çalışan hizmetçiyi kötü kullanma.
22*Akıllı hizmetçiyi canın sevsin ve onu özgürlükten ayırma.
23*Davarların varsa onları gözet; eğer sana yararlı olurlarsa yanında dursunlar.
24*Çocukların varsa onları terbiye et ve daha küçükken boyun eğdir.
25*Kızların varsa onların bedenlerini ört ve onları şımartma.
26*Kızı kocaya ver de büyük iş bitirsin; ama onu akıllı adama bağışla.
27*Gönlüne göre bir eş seçtinse onu boşama ve bir sevilmeze kendini bırakma.
28*Tüm yürekten babana saygı göster ve annenin de sancılarını unutma.
29*Unutma ki onlardan doğdun ve onlardan aldığın iyiliklere karşı ne bedel verebilirsin?
30*Tüm yüreğinle Hz. Allah’tan kork ve O’nun imamlarına uy.
31*Seni yaratanı tüm gücünle sev ve O’nun elçilerini bırakma.
32*Rab’ten kork ve O’nun imamlarını onurlandır; sana buyurulduğu gibi payını ver.
33*İlk ürünleri, günah kurbanlarını, kölelerin armağanlarını, en kutsal sunuları ve kurbanlardan  -imamlara- ‘omuz budu’ paylarını ver.
34*Yoksula elini uzat ki bereketin tam olsun.
35*Tüm dirilere bağış yapmak iyidir ve ölülerden bile esirgenmeyecektir.
36*Acı çekenlere avuntun eksik olmasın ve yas çekenler ile yas çek.
37*Hastayı ziyaret etmeye üşenme. Çünkü böyle iyiliklerle benimsenirsin.
38*Her söz ve eyleminde ölüm ötesini ara ki sonsuza dek günahkâr olmayasın.

       Sekizinci Bâb
1*Güçlü adamla çekişme ki eline düş me yesin.
2*Zenginle uğraşma! Ta ki seni dengeleyip ağırlığınca seni yukarıya çekmesin.
3*Çünkü altın birçoklarını mahvetmiş ve kralların gönüllerini döndürmüş.
4*Çenesi düşük adamla çatışma ve onun ateşine odun yığma.
5*Bilgisizle oynama ki öncekilere aşağılanmasın.
6*Günahtan geri dönen adamı ayıplama; ille onu an ki, tümümüz günahkârız.
7*İnsanı yaşlılığında kınama; çünkü o yaşlananlar bizdendir.
8*En büyük düşmanının öldüğüne sevinme, onu anımsa! Bizler de öleceğiz.
9*Bilgelerin sözlerinden habersiz olma. Onların örneklerini yüksek sesle oku.
10*Çünkü onlardan terbiye ve ahlâk alır, onlarla kralların hizmetine layık olursun.
11*Yaşlıların sözlerinden sapma. Çünkü onlar da kendinden önce gelenlerden öğrendiler.
12*Onlardan bilgeliği ve doğru yerde yanıt vermeyi öğren.
13*Kötülerin kömürlerini tutuşturma ki ateşinin alevinden yanmayasın.
14*Küfürbaz adama gıbta etme! Ta ki ağzına bekçi gibi gizlenmesin.
15*Senden güçlü olana ödünç verme; eğer verdinse onu kaybetmiş say.
16*Uzaktan arta kalanına kefil olma; eğer olduysan sen ödeyecekmişin gibi kayır.
17*Yargıç ile çekişme; çünkü karar onun son hükmüdür.
18*Kabadayı adamla, yola çıkma ki sana ağır yük olmasın.
19*Çünkü o kendi bildiğini yapar, sen de onun deliliğiyle yıkılırsın.
20*Çok öfkelenenle çekişme ve onunla ıssız yerde gezme.
21*Çünkü kanı hiçe hiç sayar ve seni yardım olmayan yerde yıkar.
22*Akılsıza danışma. Çünkü düşünceni saklamayı bilmez.
23*Yabancının yanında gizli birşey yapma. Çünkü onun amacını bilmiyorsun.
24*Herkese gönlünü açma ki sana yalan yere memnunluk göstermesin.
 
    Dokuzuncu Bâb
1*Kucağında olan kadını kıskanma ve ona kendi zararına hüner öğretme.
2*Bir kadına gönlünü verme ki senin gücünün üstüne çıkmasın.
3*İnat kadının karşısına çıkma ve onun tuzağına düşme.
4*Çalgıcı kadınla konuşma ki onun sanatıyla tutulmayasın.
5*Bir kıza alıcı gözüyle bakma ki güzelliğinin çekiciliğine düşmeyesin.
6*Canını fahişelere bırakma ki mirasını yitirmeyesin.
7*Şehirin sokaklarında öteye beriye bakma ve onun ıssız yerlerinde dolaşma.
8*Gönlünü çelen kadından gözlerini çevir ve şaşılası güzelliğine vurulma.
9*Çünkü güzellik çoğunu yanlış yola sevkeder ve onun aşkı ateş gibi yakar.
10*Hiçbir şekilde ‘nikah bedeli’ verilmiş kadınla oturma ve onunla kolların üzerinde yatma.
11*Onunla içki alemleri yapma ki canın onu çekmesin ve onu sevmekle yıkıma düşmeyesin.
12*Eski dostu bırakma; çünkü yenisi onun gibi olamaz.
13*Yeni dost yeni içki gibidir; eskiyince onu zevkle içersin.
14*Kötü adamın övünmesini kıskanma; çünkü onun sonunun ne olacağını bilmezsin.
15*Kötülerin tat aldığı şeyden sen tat alma! Kesinlikle unutma ki onlar ölünceye dek iyi şey yapmayacaklardır.
16*Öldürmeye yatkın adamdan uzak dur ki her ölüm korkusunun kuşkusundan kurtulursun.
17*Eğer ona yaklaşırsan yanlış yapma ki bir anda senin yaşamını kesmesin.
18*Belki kementler arasına geçer şehirin burçlarında gezinirsin.
19*Elinden geldiği kadar dostlarını sına ve bilgelere danış.
20*Konuşman akıllı kişilerle, hem sözlerinin izleri ‘Yüce’nin yasalarında olsun.
21*Konukların dürüst kişiler olsun ve övüncün Rab’bin dininde dursun.
22*İşler becerili ellerle övüldüğü gibi, halkın yöneticisi sözlerinden bilge bilinir.
23*Güzel konuşan biri kendi şehrinde korkuludur ve sözünü ansızın değiştiren sevilmemiş olur.
 
     Onuncu Bâb
1*Bilge yönetici kendi halkını terbiye eder; akıllı adamın beğliği düzenli gider.
2*Şehirin yöneticisi nasılsa onun hizmetçileri de öyledir ve kralın etiğini tüm şehirler taklit eder.
3*Akılsız kral kendi halkını yıkar ve soylular aklı ile şehir bayındır olur.
4*Dünyanın egemenliği Rab’bin elindedir. O kendine yarayacak adamı zamanıyla kaldırır.
5*İnsanın geleceği Rab’bin elindedir ve kendi onurunu okumuş kişi üzerine koyar.
6*Komşuna her zahmet için darılma ve ona hiç bir şeyi inciterek yapma.
7*Gurur yüce Tanrı’ya ve insana düşmanlıktır; ikisine de haksızlık yapılmış olur.
8*Zulm, adaletsizlik, alavere-dalavere ile kazanılan servetler yüzünden; egemenlik bir ülkeden başka bir ülkeye geçer.
9*Toprak ve tozunu örten niçin kibirlensin? ‘En kıymetsiz şeyden’ daha değersiz şey olamaz.
10Çünkü o kendi canını satılık eder ve onun yaşam durumunu, kendi bağırsakları gösterir.
11*Eski hastalığı doktora keser ve bugün kral olan yarın ölür.
12*Çünkü insan ölmüş olsa, canavarların ve kurtların mirası olur.
13*Gururun başlangıcı insanın Rab’ten ayrılıp da onun yüreğinin kendi yaratıcısından çekindiği zamandır.
14*Çünkü günahın başlangıcı gururdur ve onun sahibi çok çirkin şeyler yapar; ama akibeti dürüle.
15*Bu yüzden yüce Rab onları, şaşkınlık veren olaylarla cezalandırır ve onların sonu yıkımdır .
16*Kibir makamlarını yüce Rab yıkar ve onların yerine alçakgönüllüleri kor.
17*Yüce Rab gururla yürüyen milletlerin gün­­­lerini döndürür ve onun yerine alçakgönüllüleri şan ile diker.
18*Yüce Rab milletlerin vilayetlerini sarsar ve onları temelden yok eder.
19*Onlardan bazılarını yıkıp onları yok etti.
20*Ve onların anılmalarını yeryüzünden sildi.
21*Gurur insanlar için ve şiddetli öfke kadınlardan doğmuşlar için yaratılmadı.
22*İyi kuşak hangisidir; insan soyunun iyi olanı kim? Yüce Allah’tan korkanlardır..!
23*Kötü soy hangisidir? İnsan soyunun kötüsü kim? Yüce Allah’ın buyruklarına karşı gelenlerdir.
24*Kardeşler arasında onların başkanı iyidir ve Allah’tan korkanlar O’nun yanında onurlandırılır.
25*Allah korkusu, egemenliği hak edenin önceliğidir; katılık ile kibir egemenliğin yitirilmesine nedendir.
26*Zenginin, güçlünün ve yoksulun övüncü Allah korkusudur.
27*Akıllı yoksulu aşağılamak yakışmaz ve günahkâr kişiyi onurlandırmak akılla bağdaşmaz.
28*Soylular, gözeticiler ve krallar güçlüdürler. Ama onlardan hiç kimse Allah’tan korkanlardan daha büyük olamaz.
29*Akıllı köleye cariyeler hizmet etsin ve bilge kişi terbiyeden  titremesin. 
30*İşini yaparken bilgelik satma ve sıkıntın anında övünme.
31*İş yaparken herşeyi bol olup da övünen kimse, ekmeğe muhtaç olandan daha iyidir.
32*Ey oğlum! Canına alçakgönüllülüğü kazan ve ona yakışan şekilde saygı göster.
33*Kendi canına günah edene kim erdemli deyebilir ve kendi yaşamına utanç getirene  kim saygı gösterir?
34*Yoksul kendi bilgisiyle şereflendirilir ve zengin kendi zenginliğiyle onurlandırılır.
35*Ve yoksul iken şereflendirilen; eğer zengin olsa! Ne denli çok onurlandırılır. Zenginken aşağılık olan ise, yoksul olsa ne denli alçak olur?!

      Onbirinci Bâb
1*Düşkünün başını bilgelik kaldırır ve onu seçkinler arasında oturtur.
2*Güzelliği için hiç kimseyi övme ve yüzü için kimseyi kınama.
3*Uçucular arasında arı küçüktür; ama onun ürünü tatlılar içinde en başta gelir.
4*Giysilerinle övünme ve şölen gününde bü­yüklenme. Çünkü Rab’bin işleri şaşkınlık yaratır ve O’nun yaptıkları insana gizlidir.
5*Birçok zalim kuru toprakta oturdu ve ummadığımız kimselere taç taşındı.
6*Birçok zorbalar kötülükle anıldı ve güçlüler diğerlerin eline teslim edildi.
7*Araştırmadan önce hiç kimseyi suçlama. Önce bil de sonra kına.
8*Dinlemeden önce yanıtlama ve kimsenin sohbeti arasında konuşma.
9*İlgisi olmayan şeyi dava etme ve suçluların davasında oturma.
10*Ey oğul! Birçok işlere karışma. Çünkü çok şeylerle karışacak olursan özgür olmazsın ve çok çalışacak olursan erişemez­sin; hem kaçarsan da kurtulamazsın.
11*İnsan var ki emek çeker, çalışır ve didinir; ama yine de yetinmez.
12*Ve insan var ki tenbeldir; yardıma muhtaç, güçsüz, yoksul ve çaresizdir. Ama Rabbin gözü ona sevecenlikle bağışlar ve onu kendi düşkünlüğünden kaldırır.
13*Onun başını sıkıntıdan kaldırır ki birçokları bunu görünce şaşar!
14*İyilik ve kötülük. Yaşam ve ölüm. Yoksulluk ve zenginlik hepsi Allah’tandır.
15*?İlm ve hikmet ve şerî?atı? fehmi Rabbdendir meveddet ve sâlih ?amelleri? tarîki ondandır
15*Bilgelik, erdemlik, kutsal yasa anlayışı Rab’tendir. Sevgiyle iyi işlerin yolu da O’ndandır.
16*Yanlışlık ve karanlık günahkârlarla yaratıl­dı ve yaramazlıklarıyla övünen yaramazlıklarıyla eskiyecektir.
17*Tanrı vergisi dürüstlerle kalır. O’nun iyiliği sonsuza dek sürer.
18*Bazısı vardır ki kendi işlerinden, cimriliğinden zengin olur ve onun payından ancak ona hisse budur.
19*Kaçan der ki: ‘Artık kurtuldum!’ Malımdan arasıra yiyeyim.
20*Ama bilmez ki ne kadar zaman döner? Ve ölüp onları başkalarına bırakıp gider.
21*Kendi sorumluluklarında devam edip ondan yararlan ve kendi işinde gücünde yaşlan.
22*Kötünün işlerine şaşırma! Rabb’e güven ve kendi işinle uğraş.
23*Çünkü yoksulu çabucak ve aniden zengin et­mek Rab’bin katında kolaydır.
24*İyi kişinin payında Allah’ın bereketi vardır ki azıcık zamanda onun bereketini filizlendirir.
25*Yetinme; bana ne yarar sağlar ve bu günden sonra bana mal ne gerek, deme
26*Hem elimdeki bana yeter, yaşamımda ba­şıma ne kötülük gelecek? Deme.
27*İyi günde kötü şeyler unutulur ve kötü zamanda iyi şeyler akla gelmez.
28*Çünkü insanı öldüğünde, işlerine göre yar­gılamak Rab’be kolaydır.
29*Bir saatlik bela zevki unutturur ve insanın geleceğini işleri belirler.
30*Ölmeden önce hiç kimseyi huzura ermiş sayma.
31*İnsan çocuklarından bilinir.
32*Herkesi kendi evine götürme. Çünkü hainin amacı çoktur.
33*Kafeste av için kullanılan keklik nasılsa; kibirle bakan adamın yüreği de böyledir ve kule bekçisi gibi yıkılmanı gözetir.
34*Çünkü iyiliği kötülüğe döndürmeyi amaçlar ve beğenilmişi kınar.
35*Küçük kıvılcımdan çok ateş sıçradığı gibi, önyargılı olan da böyledir.
36*Kötü şeylerden çok sakın. Çünkü kötülük düzer. Öyle ki sana daima kalacak leke olmasın.
37*Yabancıyı evine korsan; seni acıyla devirir ve seni kendi ekmeğinden ayırır.

     On İkinci Bâb
1*Eğer bağışta bulunmak istiyorsan; bağışını kime yapacağını bil ki bağışına şükredilsin.
2*İyilere bağışlarsan kazanırsın; ondan gelmezse evrenin Rabbi’nden gelir.
3*Daima kötülük eden ve sadaka vermeyen iyilik bulmaz.
4*İyi kişiye yardım et, kötüye etme.
5*Alçakgönüllüye ver ve kötüye verme.
6*Ekmeğini gizle ve ona verme ki onunla sana zorbalık etmesin.
7*Çünkü ona yaptığın tüm iyiliklere karşılık, sana iki kat kötülük dokunmasın.
8*Çünkü ‘Yüce Olan’ da günahkârları sev­mez ve bozguculara hak ettiği sonu verir.
9*Ama onları sonlarının büyük gününde saklar.
10*İyi adama bağışla ve kötüyü kabul etme.
11*Dostluk politikada bilinmez ve kötü günde düşman gizli olmaz.
12*İnsanın devleti varken, onun düşmanları kederlenirler ve zor anda dostu bile ayrılır.
13*Düşmanına sonsuza dek inanma.
14*Çünkü bakır nasıl pas tutarsa onun kötülüğü de böyledir.
15*Eğer alçak gönüllü olup sine sine gezerse de kendini gözet ve ondan sakın.
16*Sen ona ayna parlatıcısı gibi bak; bil ki pası daha çıkmamıştır.
17*Onu yanına sokma ki bir anda seni yıkıp yerine geçmesin.
18*Onu sağında oturtma; ta ki oturduğun yere geçmeye çalışmasın.
19*Sonradan ne dediğimi anlarsın, sözlerim canına geçer.
20*Yılan gibi sokmuş sihirbaza ve yırtıcı canavarlara yaklaşana kim acır?
21*Günahkârın yakınına ve onun günahlarına ortak olan da böyle olur.
22*Seninle gerçekten bir saat kadar durur; ama eğer korkarsan hiç vakit kaybetmez.
23*Gerçi düşman kendini dudaklarıyla tatlılık gösterir; ama yüreği ile seni çukura devirmeyi kurar.
24*Gözüyle yaşlar döker; ama fırsat bulursa kandan çekinmez.
25*Başına kötü bir iş geldiğinde, onu orada kendinden önce bulursun ve sana yardım edeceğini söyleyerek bile bile ayağına balta vurur.
26*Sonra da başını sallar ve ellerini birbi­rine çırpar; ordan-burdan söz ederek yüzünü değiştirir.

    On Üçüncü Bâb
1*Çamura yapışan onunla bulaşır ve dikbaşlıyla gezen onun gibi olur.
2*Gücünün üzerinde bir yük kaldırma; senden güçlüyle ve senden zenginle ilişki kurma.
3*Çömleğin bakır kap ile ne ilgisi var; eğer o çarpışırsa kendi kırılır.
4*Zengin baskı yaptığında tehdit ediyor; yok­sul acı çektiğinde yalvarıyor.
5*Zengine uyarsan seni kullanır ve gereksinimin olunca seni bırakır.
6*Malın olursa seninle kalkar, seninle boşaltır ve ondan zorluk çekmezsin.
7*Eğer ona gerekirsen seni ayartır, sana gülümseyerek seni ümide boğar;
8*Ve ağzını kapatıp: ‘sana ne gerekli!?’ der.
9*Seni bir iki kez verdiği yemeklerle utandırır. Ta ki seni bomboş bıraksın ve sonra da sana gülsün.
10*Sonra seni görüp bırakır ve sana başını sallar.
11*Böylece sakın aklına aldanmayasın;
12*Ve yüreğinin sevincinden yıkılmayasın.
13*Güçlü biri seni çağırırsa geriye çekil ki o seni daha çok çağırsın.
14*İleri sokulma ki hazır olduğunda geri itilmeyesin ve çok uzakta durma ki unutulmayasın.
15*Onunla birlikte konuşma ve onun boş şeylerine inanma.
16*Çünkü seni çok sözlerle sınar ve görünüşte sana gülümseyerek gizli şeylerini düşünür.
17*O acımasızca sözleri kendine saklar; sana acı vermeyinceye ve seni itibarsızlaştırmayıncaya dek bağışlamaz.
18*Kendini sakın ve kulağını iyi aç! Yoksa düşkünlükle gezersin.
19*Bunları duyup, uykunda bile uyan.
20*Tüm yaşamında yüce Allah’ı sev ve O’na kurtuluşun için yakar.
21*Her hayvan kendi türünü ve her insan da kendi yaşıtını sever.
22*Her lehim kendi çeşidiyle birleşir ve insan da kendi dostuna yanaşır.
23*Kurd kuzu ile nasıl olamazsa; böylece dürüstle kötü de birlikte olamaz.
24*Köpekle sırtlanla nasıl barışamazsa; zenginle yoksul da barışamaz.
25*Yaban eşekleri aslanlara yem oldukları gibi; yoksullar da zenginlerin merasıdır.
26*Gururlu adama alçakgönüllülük nasıl iğrenç gelirse; yoksul da aynen böyle geri çekilir.
27*Sarsılan zengini dostları destekler; düşkün yoksulu ise dostları bile iter.
28*Yıkılmış zengine herkes yardım eder. Eğer kötü söylese, yine de dinlenir.
29*Yıkılmış bir zavallıyı azarlıyorlar ve akıllıca söylese de onu dinlemiyorlar.
30*Zengin konuştukça herkes susar ve sözlerini buluta dek yükseltirler.
31*Yoksul konuşursa: ‘Sen de kim olursun?’ derler. Eğer yanlış bir şey yaparsa onu başaşağı ederler.
32*Suçsuz olana mal yarar sağlar; ama kötünün ağzında yoksul iyi bilinmez.
33*İnsanın yüreği yüzünü değiştirir; güzel olsa da olmasa da...
34*İyi olan yüreğin belirtisi güleç yüzdür ve zor düşünceler benzetmeler getirir.
 
    On Dördüncü Bâb
1*Ne mutlu o adama ki dil ile hata etmedi ve günahlardan ötürü acı çekmesin.
2*Ne mutlu ona ki ruhu onu cezalandırmaz ve yüce Rabb’i onu tutmadan düşmez.
3*Cimri adama mal layık değildir ve kıskanç kişiye para ne yarar?
4*Kendi canını esirgemeden mal biriktiren kimse başkalarına toplar ve onunla diğerleri zevk eder.
5*Kendine yararı olmayanın kime yararı olur? Çünkü kendi malından mutlu olmayacaktır.
6*Kendisine cimrilik yapandan daha kötü kim olabilir? Ve onun kötülüğünün bedeli budur.
7*Eğer kendine iyilik ederse çaresizliktendir ve sonunda kendi kötülüğünü gösterir.
8*Kıskançlığın bakışı kötülüktür; başını çevirir ve insanları aşağılar.
9*Kıskancın gözü hiçbir pay ile doymaz ve yaramazın kötülüğü kendi canını kururtur.
10*Kötü göz ekmeği kıskanır; ama kendi sofrasında muhtaçtır.
11*Ey oğul! Varına göre kendine iyilik yap ve Rabbe uygun armağanları ver.
12*Unutma ki ölüm gecikmez ve mezara gideceğin an sana gizlidir.
13*Ölümünden önce dostuna iyilik et ve malına göre bol bol dağıt.
14*Sevinçli günün eksilmesin ve iyi arzunun kısmetini geçirme.
15*Emeklerini başkalarına ve zahmetinle ka­zandığını mirasçılarına dağıtmak için toplamıyor musun?
16*Ver ve al da canını kutsal kıl.
17*Çünkü mezarda geçim derdi yoktur.
18*Her insan giysi gibi eskir. Çünkü kesinkes önceden kaza ve kader budur.
19*Sık bir ağaçtan düşen ve biten yeşil yapraklar nasılsa; bedenliler de böyledir. Kimi ölür kimi doğar.
20*Her iş çürüyerek eskir ve onun işçisi onunla yok olur.
21*Ne mutlu o kişiye ki bilgelikle iyiliği düşünür ve kendi aklıyla iyilikler söyler.
22*Her kim O’nun yollarını yürekten düşünürse; O’nun sırlarının  temeline de varır. Merakla ardınca git ve pusudaymış gibi O’nun yollarının içyüzünü araştır!
23*O’nun pencerelerinden bakan, kapılarını da dinler.
24*O’nun evine bitişik oturan; duvarlarına da çivi çakar.
25*Çadırını O’nun yanında kursun ve iyilerin konağında konuk olsun.
26*Kendi çocuklarını O’nun örtüsü altına koysun ve dallarının altında dinlensinler.
27*O’ndan sıcaklığa karşı örtülsün ve O’nun görkeminde yer alsın.

     On Beşinci Bâb
1*Allah’tan korkan böyle ederse ‘Şeriat Sahibi’ de ona sahip olur.
2*O da onu anne gibi karşılar; onu kızı, oğlu ve eşi gibi kabul eder.
3*Ona aklın ekmeğini yedirir ve ona bilgeliğin suyunu içirir.
4*Üzerinde sıkıca durur, kımıldamaz ve üzerine dayanır da utandırmaz.
5*O da onu yaşıtları üzerine yükseltir ve cemaatin içinde ağzını  açar.
6*Sevinç ve şenlik tacını kazandırır, sonsuzluk şanı ona miras olur.
7*Ama bilgisizler O’na erişemez ve suçlular O’nu asla göremez.
8*Kibirden uzak olur ve yalancılar onu anımsamazlar.
9*Kötünün ağzına övgü yakışmaz; çünkü ona Rab’ten gönderilmedi.
10*Övgü bilgiyle söylenmeli; çünkü yüce Rab geleceğini bereketlesin.
11*Benim asi olduğum Rabb’ten oldu, deme; çünkü O’nun sevmediği şeyleri yapmaman gerekir.
12*O beni yanlışa sürükledi deme; çünkü günahkâr adam O’na gerekli değil.
13*Yüce Allah, her kötü işi sevmez ve O’ndan korkanlara benimsenmez.
14*Önceden O Adem’i yarattı ve onu kendi yapacağı kararında serbest bıraktı.
15*Eğer istersen buyruğu ve imanı tut ki, O’nun beğendiği işleri yapasın.
16*Ateşi ve suyu önüne koydu; hangisine istersen elini uzat.
17*Yaşam ve ölüm insanın elindedir;
18*Ve hangisini beğenirse ona verilir.
19*Çünkü yüce Tanrı’nın bilgeliği çoktur. Görkem ve güce sahiptir; her şeyi görür.
20*O’nun gözleri kendinden korkanlara bakar ve insanların  işleri O’nca bilinir.
21*Hiç kimsenin kötü olmasını istemez ve hiç kimseye günah etmeye cevaz vermez.
 
      On Altıncı Bâb
1*Birçok yararsız çocuk isteme ve kötü çocuklara sevinme.
2*Eğer onlarda Allah korkusu yoksa; onların çokluğuna sevinme.
3*Onların yaşamlarına  dayanma ve onların çokluğuna güvenme.
4*Çünkü güvenilir biri, bin kötüden daha yararlıdır.
5*Kötü çocuğun olacağına; hiç çocuksuz olmak daha yeğdir.
6*Çünkü akıllı birinden şehir bayındır olur ve kötülerin çokluğu çabuk yıkılır.
7*Böyle birçok şeyleri gözüm görmüştür ve kulağım bundan büyük şeyleri işitmiştir.
8*Tanrı’ya ortak koşanların toplumunda ateş tutuşur ve asi millet üzerini öfke yakar.
9*Yüce Tanrı o eski devlere bağışlamadı; çünkü delice güçlerine güvenip, O’na karşı geldiler.
10*Lût’un  yanında olanlara bağışlamadı ve kibirlerinden ötürü tiksindi.
11*O yok olan millete acımadı! Çünkü suçlu oldukları günahlarla gururlanırlardı.
12*Ne de altıyüz bin yayaya ki böbürlenerek toplanmışlardı.
13*Dönüp esirgeyip, vurup iyileştirip; yüce Rabb acıyarak terbiyeyle korudu! 
14*Çünkü kavimde asi bir kişi olsa; beleş kurtulacağına şaşardım!
15*Çünkü bağışlaması ve öfkesi O’nun yanındadır; çabucak bağışlamaya ve afet dökmeye gücü yeter.
16*Bağışlaması çok olduğu gibi öfkesi de böyle çoktur. Herkesi kendi işine göre yargılar.
17*Suçlu kendi çapulu ile kurtulmaz ve ha­ramdan kaçınan insanın sabırı boşa çıkmaz.
18*Her zekât ve sadaka yer verir; çünkü herkes kendi işine göre bulur.
19*Yüce Rab, Firavun’u katı kıldı ki O’nu bilmesin. Ta ki O’nun işleri gök kubbenin altında olan yerde bilinsin.
20*O’nun acıması her yaratığadır. Kendi ışığıyla karanlığı elmas ile ayırdı.
21*Rabb’den gizli olurum ve Yüce’nin yanında beni kim anar? Deme!
22*Halkın kalabalığında ben hiç anılmam. Çünkü bu sayısız yaratıklar arasında benim canım nedir ki? Deme!
23*İşte gök ve göklerin gökü; okyanuslar ve yer! Onlarda her ne varsa ve bunları silkelerse koparlar.
24*Tüm yaratıklar; arzusuna göre yaratılan dünya’yla dağlar ve yerin temelleri. Yüce Rabb onlara baktıkça korkudan titrerler.
25*Hiç kimse bunları layıkıyla düşünemez ve O’nun yollarını kim anımsayabilir?
26*Bir dehşettir ki O’nu kimse göremez ve birçok işleri gizemdir.
27*Adaletinin işlerini kim nitelendirip dayanabilir?
28*Çünkü yargı uzaktır ve her şeyin sorgusu hüküm günü belli olur.
29*Alçakgönüllü olan bu şeyleri iyice düşünür. Ama deli kişi hata ile delice düşünür.
30*Ey oğlum! Beni dinle, beceriyi öğren ve sözüme tüm ağzınla katıl.
31*Ben terbiye ederken; tartarak söyler, o­nun ustalığını şekliyle yorumlarım.
32*Yüce Rabbin işleri, önceden kendi yargısıyla oldu ve yaratıl­dıktan sonra onları bir düzene koydu.
33*Kendi işlerini sonsuza dek bezedi ve onların oluşması asırlarca O’nun elindedir.
34*Aç kalıp yorulmadılar; ne de kendi işlerinden ilgisiz oldular.
35*Birbirlerine sıkıntı vermediler ve hiç bir zaman O’nun sözüne karşı gelmeyeceklerdir.
36*Bundan ötürü yüce Allah yeryüzüne bakıyor ve onu kendi ürünleriyle dolduruyor.
37*Onun üstünü çeşitli hayvanlarla doldurdu ve onların tümü yine toprak olacak.
   
                Onyedinci Bâb
1*Yüce Allah, Adem’i topraktan yarattı ve onu yine toprağa döndürdü.
2*Onlara belli bir zaman belirledi ve onlara yerde olan şeyler üzerine egemenlik verdi.
3*Onlara durumlarına göre güç verdi ve on­ları kendi benzeyişine göre yarattı.
4*İnsanlardan korkması hissini her yaratığın içine koydu ki yabanıl hayvanlarla kuşlara egemen olsunlar.
5*Onlara altıncı yerde aklı paylaştırıp bağışladı ve yedinci yerde sözü ki O’nun güçlü sanatına değer versinler.
6*Onlara anlamak için diller, gözler, kulaklar ve kavrayış için de yürek verdi.
7*Onlara ilimle dolu büyüklük verdi ve onlara iyiyle kötüyü gösterdi.
8*Kendi gözünü onların yüreğine dikti ki onlara kendi işlerinin büyüklüğünü göstersin.
9*Onlara kendisinin ‘şaşkınlık yapan işlerinden’ sonsuza dek övünmelerini istedi ki, O’nun işlerini akıllıca anlatsınlar.
10*Ve seçilmişler O’nun kutsal adını övsünler.
11*Onlara ilimi ve onlara ‘yaşam yasasını’ miras olarak verdi ki kendile­rinin ölümlü olduğunu unutmasınlar.
12*Onlarla sonsuzluk andı içti ve onlara kendi yasalarını bildirdi.
13*Onların gözleri büyük görkemini gördüler ve onların kulağı yüceliğinin sesini işitti.
14*Böylece onlara kötülükten sakınmalarını ve onların her birisine kendi komşusunun önünde buyruklar verdi.
15*Onların yolları her zaman O’nun önündedir, gözlerinin önünden gizli olamazlar.
16*Her insan gençken yaramazlığa yatkındır ve kendilerinin taştan katı olan yüreklerini et yüreğe döndüremezler.
17*Tüm dünyanın milletleri paylaştırıldığı an, her millet için bir kral koydu; ama İsrail yüce Rab’bin payıdır.
18*Onu kendisinin bakiresi olduğundan terbiye eder ve ona dostluk ışığını bol bol verip onu bırakmaz.
19*Onların tüm işleri O’nun önünde güneş gibidir ve O’nun gözleri sürekli onların yollarına bakar.
20*Onların kötülükleri O’na gizli değildir ve onların suçları hep Rabbin önündedir.
21*Ama Allah bol bol bağışladığından ve kendi yaratıklarını tanıdığından, onları bırakarak ayrılmaz ki onları bağışlamamış olsun.
22*İnsanın sadakası O’nun katında mühür gibidir ve onun bağışını gözbebeği gibi saklar. Oğullarını ve kızlarını tövbeye çağırır.
23*Ondan sonra kalkarak onları ödüllendirir ve herkesin suçunu kendi başından geri çevirir.
24*Ama tövbe edenlerin geri dönmesini ister ve dayanıksızları uyarır.
25*Şimdi yüce Tanrı’ya geri dön, günahlarını bırak
26*Önünde yakar ve kendini alçalt!
27*Yüce’ye ‘hakka’ döndüğünü ve yaramazlıklarından vazgeçtiğini  söyle. Çünkü O, karanlıktan emin aydınlığa kılavuzluk eder.
28*Ve tüm yasakları hiç sevme!
29*Diriler ve O’nu bildirenlerden başka; mezarda Yüce’yi kim övebilir?
30*Ölülerden övgü yitiktir; sanki hiç olmamışlar...
31*Doğru ve temiz yürekli biri Rabbi över.
32*Yüce Allah’ın esirgemesi ne denli büyüktür. O’na temiz olarak geri dönenlere ne kadar acır.
33*Her şey insanda var olamaz; çünkü insan yok olmaz değildir.
34*Güneşten daha parlak ne var? Niçin o eksilir! Ya aldanmış düşüncesi olan insan nasıl olur?
35*O yüksek göğün askerlerini seyreder. Ama insanlar toprak ve toprakla örtülüdür.

     On Sekizinci Bâb
1*’Sonsuza dek diri’ olan bütün şeyleri yaratmıştır.
2*Yüce Rab, salt O adaletlidir ve O’ndan başkası yoktur.
3*O kendi eliyle, yaşanılan dünyayı yaptı ve her şey O’nun dileğine göre boyun eğer.
4*O kendi gücüyle her şeyin egemenidir. Onlarda haramdan helâli ayırır.
5*Kendi işlerini kararlaştırmaya kime iktidar verdi? Ya O’nun büyük eylemlerinin içyüzünü kim anlayabilir?
6*Yüceliğinin gücünü kim tam söyleyebilir? Ya O’nun merhametini kim açıklayabilir?
7*Ne katmak ne eksiltmek mümkündür! Yüce Allah’ın acayipliklerinin içyüzünü anlamak mümkün değil.
8*İnsan hazırlanınca başlar ve kayıtsız kalınca şüphe eder. 
9*İnsan nedir ki; onun şeyi ne? Ya onun iyiliği ve kötülüğü ne?
10*İnsanın günlerinin sayısı en çok yüz yıldır.
11*Ama herkesin yazgısı olan ecel, birçokların hesabıyla bilinmez.
12*Denizlerden alınan bir damla su ve kumdan bir tanecik ne kadar ise; sonsuzluğun zamanına karşılık bin yıl da o kadardır.
13*Bu yüzden yüce Rabb onlara sabreder ve kendi merhametini üzerlerine saçar.
14*Geleceğin kötülüğünü hem gördü, hem bildi. Onun için onlara çok acıdı.
15*İnsanın acıması kendi yakınındakinedir; ama Rabbin esirgemesi herkesedir.
16*Korkutur, terbiye eder ve öğretir; çoban gibi kendi sürüsünü güder.
17*Terbiyeyi kabul edenlere ve O’nun hükümlerine çabuk uyanlara acıyandır.
18*Ey oğul! Bağışınla tehdit etme ve armağanına acı söz katma.
19*Çiy sıcaklığı azalttığı gibi, yumuşak söz bahşişten daha iyidir.
20*Evet! Yumuşak söz bahşişten daha iyi değil midir? İşte bu şey­lerin ikisi de insanda inceliktir.
21*Deli kabaca yüzüne vurur ve kıskanç bahşiş gözleri üzer.
22*Konuşmadan önce öğren ve hastalıktan önce ilaç al.
23*Yargılanmandan önce kendini iyice tart ki cezalandırılırken kayrılasın.
24*Hasta olmadan önce diyet yap, zayıfla ve günah zamanında tövbe et.
25*Adağını erken yapmaktan, seni bir şey engellemesin ve yetkinli­ğini ta ölümüne dek geciktirme.
26*Namaz kılmadan önce kendini hazırla ve Hz. Allah’ı sınayan adama benzeme
27*Son anda gelecek öfkeyi ve Hz. Allah’ın yüz çevirdiği an olacak olan intikam anını unutma.
28*Bolluk zamanı kıtlığı ve zengin olduğunda gereksinimi ve yok­sulları an.
29*Sabahtan akşama dek zaman değişir ve yüce Allah’ın önünde her şey hızlıdır.
30*Bilge adam her şeyde korkar ve günahların günlerinde hatadan çok sakınır. Cahil ise vakti gözetmez.
31*Her akıllı bilgeliği ve terbiyeyi bilir. Onu öğrenmese bile över.
32*Bilgeler konuşurken bile bilgelik gösterirler ve yaşam için seçkin öyküleri yağmur gibi dökerler.
33*Salt yüce Allah’a güvenmek en iyisidir. Çünkü hissiz dil ölü şeylere karışır.
34*Şehvetine uyma ve arzularından sakın.
35*Eğer gönlünün arzuladığı yemeği getirirsen, seni kıskanan düşmanlarını sevindirirsin.
36*Çok zevk ve eğlencelerden hoşlanma ve onlarda bizim dostlarımızı arama.
37*Kesende ekmek parası yokken, senetle alınan parayla şölen düzenleyerek yoksullaşma. Çünkü kendine kastedip dillere düşersin.

    Ondokuzuncu Bâb
1*İçkici sanatkâr zengin olamaz, azı beğenmeyen gide gide batar.
2*Şarap ve kadınlar aklı şaşırtırlar.
3*Ve fahişeler ile konuşan da risk alır.
4*Kurtlar ve güveler onu miras etsinler, büyük kötü bir isimle ibret için çürüyüp gitsinler.
5*Çabuk inanan yürek hafiftir ve suç işleyen kendi canına kötülük eder.
6*Kötü durumdan sevinen men edilir ve zevklere karşı direnen kendi yaşamına taç hazırlar.
7*Dilini tutan başkalarıyla dövüşmeden geçinsin ve çok sözler söylemeyi sevmeyen kötülüğü uzaklaştırsın.
8*Dedikodu etme ki sana zararı dokunmasın.
9*Başkasının yaşantısını ne dost yanında söyle ne de düşman yanında ve günahın suçu sana uğramazsa açıklama.
10*Seni işiten senden sakınsın; çünkü yerine gittiğinde sana kin tutar.
11*Bir söz duydun mu senin yanında kalsın ve yüreğin tatmin olsun; çünkü seni öldürmez.
12*Doğuracak kadın yavrulamanın sancısını çektiği gibi; utanmazın içindeki sözler de acısını çeker.
13*İnsanın butuna batmış ok nasılsa aptalın içindeki söz de böyledir.
14*Dostunu azarla; eğer söyleneni yapmamış ise veya yapmış ise ki bir daha yapmasın.
15*Yakınında olan kişiyi azarla; eğer söyleneni dediyse veya demediyse bir daha söylemesin.
16*Dostu azarla, belki iftira olur; bu yüzden  her söze inanma!
17*Söz ile hata eden adam var; ama kötü düşündü diye değil! Dil ile yanılmayan kimdir?
18*Uyarmadan önce dostu azarla.
19*Ve öfkenden vazgeçtiğinde; ‘Yüce’ nin yasasını gözet.
20*Kabullenmenin ilk adımı Allah korkusudur ve bilgelik onun  sevgisini kazanır.
21*Yüce Rabbin buyruklarını bilmek, yaşam eğitimidir. O’nu hoş­nut edecek şeyleri yapanlar, ölümsüzlük ağacını meyvesini yerler.
22*Tüm bilgelik Allah korkusundandır ve her bilgelikte ‘Tanrı Yasası’nın ve O’nun; ‘Her Şeye Gücü Yeten’ in erdemli bilgeliği var.
23*Bir hizmetçi efendisine: ‘Dilediğin gibi yapmam!’ dese ve isterse onu sonra yapsa; efendisini öfkelendirir.
24*Kötülük bilmek erdem değildir ve suçluların görüştüğü yerde akıl yoktur.
25*Kötülük var ki iğrençliktir ve bazı boşboğaz var ki bilgisi kıttır.
26*Çünkü bilgisi çok olduğundan ‘Tanrı Yasası’na karşı gelir; ama aklı kıt kişi ondan daha yeğdir.
27*Bazısı çok zekidir ki adaletsizdir. Ba­zısı da cezalandırmak için dostluğu bozar; ama gerçeklik üzerine karar veren bilgedir.
28*Bazı aldatıcılar var; matem giyer, iki büklüm gezer! Ama içyüzü hilekârdır.
29*Başını öne eğer, anlamamazlıktan gelir ve sa­ğırlık gösterir. Ama yıkılmadığı yerde, ardından seni belâya uğratır.
30*Eğer güçsüzlükten hata yapması engellenirse; fırsat bulduğunda kötülük eder.
31*İnsan yüzünden anlaşılır ve akıllı kişi, yüzünün doğruluğundan bilinir.
32*Herkesin giyim kuşamı, diş gösterip gül­mesi ve insanın yürüyüşü onun ne durumda olduğunu gösterir.

    Yi?irminci Bâb
1*Bazı uygunsuz durumlarda kınanırsın; ona sessiz kalırsan akıllı olursun.
2*Gizli bir amacının olmasından daha çok, özür dilemek iyidir ve suçunu söyleyen her zarardan korunur.
3*Hadımın kızı bozmaya gücü neyse; zorla egemen olan da böyledir.
4*Düvüldüğün zaman pişmanlık göstersen ne iyi; çünkü bu şekilde istediğin suçtan kurtulursun.
5*Bazısı var ki susmakla bilgeliği duyulur ve bazısı da çok sözleriyle sevilmemiş olur.
6*Bazı kişiler yanıtlayamadığı için susar ve bazı kimse yerini bilerek susar.
7*Akıllı kişi bir yere kadar susar; ama densiz ve serseri kişi uygun zamanı geçirir.
8*Çok söyleyenden tiksinilir ve kararı kendine çekenden nefret edilir.
9*Kötülük yapanın kötülüğü kendinedir ve bu şey sahibine zarar getirir.
10*Bazı armağanlar var ki sana yararı yoktur ve bazı armağanların bedeli iki kat olur.
11*Kibir eksiltir ve bazısı da soysuz iken baş kaldırır.
12*Bazısı var ki çok şeyi ucuz alır; ama onları yedi katıyla öder.
13*Sözünde bilge olan kendini sevgiyle kuşatır; ama akılsızların iyiliği boşunadır.
14*Eğer bir aptalın armağanını alırsan; sana yararı dokunmaz. Kıskancın da kendi gerek­sinimi için verdiği böyledir. Çünkü gözlerini bir yerine çok almaya diker.
15*Az verir ve çok üsteler ağzını tellâl gibi açar.
16*Bugün ödünç verse de yarın gene ister. Böyle adamı hem Tanrı ve hem de insanlar sevmez.
17*Budala diyor ki:‘Benim hiç dostum yok ve verdiğim bunca bahşişe karşı bir teşekkür bile yok!
18*Ekmeğimi yiyenlerin dili kötüdür’ diyor.
19*Birçokları bir çok kez onunla alay edecektir. Çünkü varlığını iyilikle almadı ve yokluğu da onunla olacaktır.
20*Dilden düşmektense evin damından düşmek daha yeğdir. Kötülerin yıkılışı da böyle ansızın gelir.
21*Kaba adam yersiz öykü gibidir ve her zaman cahillerin ağzında olur.
22*Delinin ağzından çıkan benzetmeler beğenilmez. Çünkü onu vaktince söylemez.
23*Bazısını yoksulluk yüzünden günah etmez ve rahatında iken pişmanlık çekmez.
24*Bazısı var ki ‘onurunu’ ayıbıyla yitirir ve hatır gözetmekle de kendisini yok eder.
25*Bazısı var ki ‘ayıbını’ dostuna söyler; bu yüzden onu hiç yere düşman eder.
26*İnsan için yalan, kötü ayıptır ve devamlı ahlaksızların ağzındadır.
27*Devamlı yalancılar ve sarıkla kendini koruyanlar; ikisinin de mirası ölümdür.
28*Yalancıyla konuşmak rezilliktir ve onun utancı daima onunla kalır.
29*Bilge sözleriyle kendini ilerletir ve âkil adamı şerefliler beğenir.
30*Çiftini süren kalburunu kaldırır ve büyüklere beğenilen merhametsizliğinin affını bulur.
31*Bağışlar ve armağanlar bilgelerin gözlerini kör eder ve ağzında olan gem gibi hoşnutsuzluğu engeller.
32*Gizli bilgelikten ve hazinenin gömüsünden;  bu ikisinden yarar ne?
33*Kendi akılsızlığını gizleyen adam, kendi bilgisini gizleyen adamdan daha iyidir.
34*Kendi yaşamını Rabsiz tüketen adamdan Rabbi aramak ile kullanmadan katlanmak daha iyidir.
 
    Yi?irmi Birinci Bâb
1*Ey oğul! Günah yaptınsa artık yapma ve ge­çen günahların için bağışlanmayı dile.
2*Günahından yılandan kaçar gibi kaç; eğer ona yaklaşırsan seni ısırır.
3*Onun dişleri aslan dişleridir ve insanların canlarını öldürür.
4*Her kötülük iki ağızlı kılıç gibidir ki onun yarası iyileşmez.
5*Döğüş ve çekişmeler malları dağıtır; böylece kibirlinin evi yıkılır.
6*Yoksulun ağzından çıkan dua ta Rab’bin kulağına erişir ve onun cezası ansızın gelir.
7*Azarı sevmeyen sapkının izinde durur; ama Allah’tan korkan tüm yürekten tövbe eder.
8*Çok konuşan uzaktan belli olur; ama akıllı kişi onun hataladığını bilir.
9*İyilik malıyla kendi evini yapan kişi, mezarının türbesi için taşlar devşirene benzer.
10*Kötülerin toplantısı bir öbek kendir gibidir ve ateşin alevi  onları bitirir.
11*Kötülerin yolu taşlarla döşenmiştir; ama onun sonunda Cehennem çukuru vardır.
12*Rab’bin yasalarını gözeten, onun anlamını tutar.
13*Ve bilgeliğe erişmesi büsbütün Allah korkusundandır.
14*Zeki olmayan terbiyeli olamaz;
15*Ve bazı zekilik var ki kötülükle doludur.
16*Bilgenin bilgeliği bir sel gibi çoğalır ve onun öğüdü saf yaşam kaynağıdır.
17*Aptalın içi parçalanmış kap gibidir ki verilen bilgiyi tutamaz.
18*Bilgili kişi bilgece sözleri duysa onu över ve kendisine çeker.
19*Akılsız biri onu işitse beğenmez ve ardına bırakır.
20*Akılsızın sözleri yolda ağır yük gibidir; ama akıllının dudak­larında incelik vardır.
21*Bilgenin aklı toplumda arzulanır ve herkes onun sözünü yüreğinde düşünür.
22*Akılsıza bilgelik yıkılmış ev gibidir ve bilgisizliğin erdemi anlaşılmaz sözlerdir.
23*Terbiye, akılsızların ayağına vurulan köstek ve sağ elindeki  el bilekçiği gibidir.
24*Akılsız yüksek sesle güler; ama bilge sadece gülümser.
25*Bilgeye terbiye, altın kaftan ve sağ kolundaki bilezik gibidir.
26*Akılsız kişi el kapısına çabucak varır; ama deneyimli adam ona bakmaya bile utanır.
27*Akılsız, kapıdan evin içini gözler; ama edepli olan dışarda durur.
28*Kapılara kulak verip dinlemek cahillerin işidir; ama akıllı kişinin utancı gücüne gider.
29*Gevezelerin dudakları ilgisiz şeyler söyler; ama akıllıların sözleri ölçüyle tartılır.
30*Aptalların yüreği ağızlarındadır; ama bilgelerin sözleri yüreğindedir.
31*Sapkın, şeytana lanet okuduğu zaman kendi canına da lanet eder.
32*Kötülük kuran kendi canını kirletir ve her nerede olursa sevilmez.

    Yi?irmi ikinci bâb
1*Tembel bulaşmış bir taşa benzer ve herkes onun utancına ıslık çalar.
2*Tembel dışkı tezeğine benzer ve her kim onu alırsa elini silker.
3*Terbiyesiz oğul babasına utanç verir ve bazı kız zarar için doğar.
4*Akıllı kız kocasının mirasını alır; ama utancı olan babasının yasına neden olur.
5*Utanmaz babasını ve kocasını utandırır ve ikisinden de yerilir.
6*Yersiz sohbetlerler yas zamanı sazla söz faslı gibidir ve vaktinde yargıçtan gelen ceza eğitir
7*Babasıyla iyi geçinen çocuklar, adının ‘lekelenmesini’ engeller.
8*Vurgunculukla, bilgisizlikle böbürlenen çocuklar yakın ve akrabalarının şerefini kirletir.
9*Aptala öğreten, saksı parçasını tutkallar ve uyuyanı derin uykusundan uyandırır.
10*Aptala anlatan uyuklayana anlatır ve sözü bittikten sonra nedir o? Diye sorar.
11*Ölüye ağla! Çünkü ışıktan yoksun oldu ve bilgisizlere ağıt yap! Çünkü akılsız oldu.
12*Ama ölü için az ağla; çünkü o rahattadır.
13*Ve aptalın yaşamı, ölümden de beterdir.
14*Ölülerin yası yedi gün olur; ama akılsız ve düzenbazın yas zamanı, tüm yaşam yıllarıdır.
15*Bilgisizle çok konuşma ve akılsızla gezme; çünkü  erdem sanarak senin herşeyini hor görür.
16*Sakın ondan ki başına kötü şey gelmesin ve üzerine silktiği şeylerden kirletilmeyesin.
17*Ondan çekin ki huzur bulasın ve onun deliliğinden incinmeyesin.
18*Kurşundan ağır ne var ve herşeyden ağır şeyin adı nedir? Akılsız adından başka
19*Akılsızı götürmekten; kumu, tuzu ve demir külçesini götürmek daha kolaydır.
20*Nasıl ki bir binada çatlamış çatılar çökmez ve ağaç bağları sallantıdan çözülmezlerse; böylece bir eylem üzerine sarsılmaz yürek hiçbir zaman korkuyla dolmaz.
21*Zekice akıl yürütmek için yardım isteyen yürek, sıvanmış kumlu sıva gibidir.
22*Nasıl ki yüksek yerde yapılan çatılar rüzgâra dayanmazsa; aptalın düşüncesi ile kahrolan yürek de böyle bir korkunun karşısında duramaz.
23*Gözünü dürten gözyaşını çıkarır ve gönlü dürten duyguları kabartır.
24*Kuşlara taş atan onları kovar; dostunun ayıbını yüzüne vuran da dostluğu bozar.
25*Eğer dost üzerine kılıç çektiysen umutsuz olma; çünkü haklı sayılabilir.
26*Eğer ki dostuna ağzını açtıysan korkma; çünkü sağırlığın yeri var.
27*Yalınız yermek, kibir, sırrı açığa vurmak ve ihanetle yaralamak olmasın; çünkü bu gibi şeyler yüzünden her dost kaçar.
28*Yakınında olanın bir gereksinimi varsa ona bağışla; ta ki onun kısmetiyle sevinesin.
29*Sıkıntı zamanında ona söz ver ki onun mirasından pay alasın.
30*Çünkü darlık her zaman küçümsenmez ve akılsız zengine şaşırmak gerekmez.
31*Ocağın buharı ve dumanı ateşten önce gelir; böylece sövgüler de kan dökmenin öncüsüdür.
32*Dostumu korumaktan utanmam ve onun önünden hiç kaçmam.
33*Bu yüzden başıma bir kötülük gelirse ve onu her kim işitirse ondan sakınsın.
34*Keşke biri ağzıma bekçi olsa ve dudaklarıma anlayış mührü koysa; ansızın onun yüzünden yıkılmayım ve dilim beni bitirmesin.

     Yi?irmi Üçüncü Bâb
1*Ya Rabbi! Yaşamımın kralı. Beni bunların isteğine terk etme ve beni aralarına düşürme.
2*Benim düşüncelerime güç ve yüreğime bilgelik terbiyesini veren kim?
3*Ki bilgisizliğim için bana bağışlanmasın ve onlarla yaptığım günahlarıma göz yumulmasın?
4*Ta ki hatalarım çoğalmasın ve suçlarım düşkünlük için artmasın.
5*Hasımlarım önünde düşersem, düşmanım benden sevinir. Çünkü onların ümidi senin bağışlamandan uzaktır.
6*Ya Rabbi ve yaşamımın Tanrısı! Bana kibirli bakış verme ve her zaman kullarından kötü yüreği at.
7*Boş ümitleri ve arzuları benden uzaklaştır ve sana hizmet etmek isteyeni her zaman koru.
8*Midenin isteklerinin ve şehvetin bana zorla egemen olmasına izin verme ve köleni
utanmaz cana teslim olmaya bırakma.
9*Ey oğullar! Dostça sözlerimin eğitimini dinleyin ki onu gözeten dudaklarıyla suçlanmasın.
10*Günahkar kendi akılsızlığında tutulsun. Söven ve kibirlenen onlardan ötürü sürçsün.
11*Ağzını yemine alıştırma ve ‘Kutsal Olan’ın adını sıkça ağzına alma. 
12*Çünkü nasıl sık sık denetlenen hizmetçi yara ve berelerden kurtulmazsa; sürekli Allah’ın adını ağzına alan da günahtan kurtulmaz.
13*Çok yemin eden hainlikle dolu olur ve onun evinde dayak bitmez.
14*Hata ederse yükü boynunda kalır; eğer onu hor görürse suçu katlanır.
15*Önemsemeden yemin ederse özgür olamaz; çünkü onun evi felâket dolu olur.
16*Bazı söz var ki ölümle yan yanadır! Katiyyen onlar Yakup’un mirasında bulunmaz.
17*Çünkü bu türlü günahlarla anılmayan iyilerden olmamaları gerek.
18*İnsafsızca yemini ağzına alıştırma. Çünkü günahın suçu onda vardır.
19*Atanı ve ananı an ki büyükler arasında oturasın.
20*Ta ki sen de yanlarında unutulmayasın da kendi alışkanlıklarınla çürümeyesin.
21*Doğduğunu işitmeyesin; hem doğduğun güne lanet etmeyesin.
22*Sövgülere alışan adam, yaşam boyu hiç terbiye olmaz.
23*İki türlü adam suçları çoğaltır ve üçüncüsü öfke getirir.
24*Yanan ateş gibi kızgın adam ta yatıştırılıncaya dek sevinmez.
25*Kendi bedeninde zinakâr kişi; ta ateşi yakmayıncaya dek vaz geçmez.
26*Zinakâra her yemek lezzetlidir ve ölünceye dek ondan vazgeçmez.
27*Kendi yatağından başkasının yatağına geçen adam; kendi yüreğinde: Beni kim görür? Der;
28*Karanlık beni gizler, duvarlar beni örter ve beni kimse göremez! Neden korkayım? Benim yaptıklarımı yüce Rab anmaz. 
29*İnsanların gözlerinden korkan o bilmiyor ki yüce Rab’bin gözleri güneş ışığından bin kat daha keskindir.
30*İnsanların tüm yollarını bakar ve en gizli haksızlıklarını görür.
31*Her şeyi ona yaratılmadan önce bildirdi ve bitirildiğinde tümünü gözden geçirdi.
32*Böyle adam şehirin çarşılarında cezalandırılır ve hiç ummadığı bir yerde yakalanır.
33*Kocasını bırakan ve başkasından miras alan kadına da böyle olur.
34*Çünkü önce yüce Rab‘bin yasasına uymadı, ikincisi kocasına hainlik etti, üçüncüsü ahlaksızlık yaparak zina etti ve başka erkekten çocuk doğurdu.
35*Bu topluma çıkarılsın ve onun çocuğu irdelensin.
36*Onun çocuğu kök bağlamaz ve onun dalları yemiş getirmez.
37*Kendi anısını lanet için tutar ve onun utancı yok olmaz.
38*Bu yüzden arda kalanlar duysunlar ki, Allah’tan ve günahtan sakınmaktan daha iyi ve Rab’bin buyruklarını gözetmekten daha güzel bir şey yoktur.
39*Allah’a bağlanmak, büyük onurdur ve O’ndan kabul olmak yaşam uzunluğudur.
 
    Yi?irmi Dördüncü Bâb
1*Bilgelik kendi kendini över ve kendi halkının arasında övünür.
2*Yüce Rab’bin toplumunda ağzını aç ve O’nun askerinin önünde sevinç içinde olmak isteyip...
3*Şöyle der: Ben yüce Rab’bin ağzından çıktım ve bulut gibi yeri kapladım.
4*Ben yerimi yüksek yerlerde kurdum ve benim tahtım bulutun üstündedir.
5*Gök kubbeyi yalnız ben dolaştım ve denizlerin derinliklerinde gezdim.
6*Denizin dalgalarında, tüm yeryüzünde, her millet ve ulusu mülk edindim.
7*Bunların her yerinde huzur aradım ki bir kimsenin malında yer tutayım.
8*O zaman ‘Her Şeyin Yaratıcısı’ bana buyurdu ve beni yaratan benim çadırımı kurdu.
9*Dedi ki: Yakup’ta yerin olsun ve İsrail’de miras al.
10*Çok önceden beni yarattı, sonsuza dek tükenmem. ‘Kutsal Çadır’da  O’nun önünde hizmet ettim ve bu yüzden soyunda durdum.
11*Kutsal şehirde beni dinlendirdi ve yargı kutsal Kudüs’tedir.
12*Rab’bin mirasının bölüğünde, sevgili kavimde kök bağladım.
13*Lübnan’ın erz ağacı gibi ve Hermon dağlarındaki selvi gibi yükseldim.
14*Eyn-Gedi’deki hurma ağacı gibi ve Yeriho’daki(Eriha) gül fidanı gibi yükseldim.
15*Şefela’da büyüyen güzel zeytin ağacı gibi ve sulardan yükselen çınar ağacı gibi yükseldim.
16*Tarçın ve güzel bir saz gibi koku saldım. Seçkin saf bir mür gibi etrafa yayıldım.
17*Kasnı otu, damarlı akik, kara günlük ve çadırda kendir tütsüsü gibi oldum.
18*Terebentin ağacı gibi dallarımı uzattım; kollarım övgüyle sevecendir.
19*Güzel bir asma gibi uzandım. Çiçeklerim değerli ve zengin meyveler getirir.
20*Ben iyi sevginin, günahtan sakınmanın,  erdemliğin ve ‘Kutsal Ümit’in anasıyım.
21*O sonsuz meyvelerimi çocuklarımla yüce Allah kime buyurduysa bağışlarım.
22*Yanaşın bana ey beni isteyenler! Meyvelerimden doyun.
23*Çünkü benim hatıram baldan ve mirasım petek balından tatlıdır.
24*Beni yiyenler bir daha yemek isterler ve beni içenler yine içmek isterler.
25*Beni dinleyen hiç utanmaz ve benim işlerimi gören günahkar olmaz.
26*Bu şeyleri, evrenin Rabbi’nin ‘Antlaşma Kitabı’; yani Musa’dan Yakub’un toplumuna miras için ‘teslim edilen’ namus söyler.
27*Rab ile pekiştirilmekte gevşemeyin ki sizi güçlü kılsın.
28*Ona sımsıkı sarılın ki ‘Her şeye gücü yeten Rab’  yalnız yüce Allah’tır ve ondan başka kurtarıcı yoktur.
29*Gihon ırmağı gibi herşeyi bilgelikle doldurur ve Diçle ırmağı gibi yeni yemişlerin zamanında;
30*Ki Fırat ırmağı gibi yücelikle her şeyi doldurur ve Ürdün nehri gibi hasat vaktinde.
31*Ve ‘Nil’ gibi kıtlık zamanı, ışığıyla bilgece eğitim verir.
32*Önceki O’nu tam olarak bilmedi, sonraki de O’nu anlayamaz.
33*Çünkü O’nun düşünceleri denizlerden daha çok ve O’nun görüşmeleri dipsiz derinliklerden de derin.
34*Ben bilgeliğe, ırmaktan çekilmiş çukur gibiyim.
35*Ve su yolu gibi ‘Cennet Bahçesi’ne çıktım.
36*Dedim ki: Gözde bahçemi sulayayım ve benim pekiştirilmiş harmanıma su vereyim.
37*İşte bana çukurdan ırmak oldu ve benim ırmağımdan deniz oldu.
38*Çünkü eğitimi gün ağarır gibi parlatır ve onu ta uzak yerlere dek çıkarırım.
39*Bilgeliği peygamberlik eder gibi döker, onu çağlar boyu yaşatırım.
40*Anlayın artık ben kendim için çalışmadım ama belki de onu tüm arayanlar için
 
    Yi?irmi Beşinci Bâb
1*Üç şeyle huzur bulur, Rab’bin önünde güzel görünürüm. Bu hem Rab’bin önünde ve hem de insanlar önünde;
2*Kardeşlerin antlaşması, yakınların dostluğu hem kocayla eşinin buluşması.
3*Üç çeşit insanı canım sevmez; hem onların yaşantısından güçsüzleştim:
4*Kibirli yoksulu, yalancı zengini ve zinakâr bunak kocayı.
5*Eğer gençliğinde birşey biriktirmediysen yaşlılığında ne yapacaksın?
6*Ak saçlılara bilgelik danışmak ve yaşlılarla konuşmayı bilmek ne kadar iyidir.
7*Şeyhlere bilgelik ve onurlu kişilerin öğütle düşüncelerini tutmak ne güzel yakışır.
8*Çok şeyler görmüş koca insanların tacıdır ve onların övüncü Allah korkusudur.
9*Düşündüğüm dokuz şeyi yüreğimde şanslı sayarım ki onuncuya dilimle saygı göstereyim.
10*Bir insan ki çocuklarıyla sevinir ve yaşamında düşmanının yok olduğunu görür.
11*Şanslı odur ki akıllı eşiyle yaşam bulur ve diliyle yanlışlığa düşmeyen hem kendine yaraşmayana hizmet etmeyen...
12*Şanslı odur ki akıllı oldu ve sözüne uygun kulağı buldu.
13*Bilgeliğe erişenler ne büyüktür; ama yüce Allah’tan korkan onlara üsttür.
14*Allah korkusu sırayla her şeyi yener. Onun sahibini kime benzetelim?
15*Allah korkusu O’nun sevgisinin başlangıcıdır; iman ise O’na bağlanmanın aslıdır.
16*Her derde dayanılabilir; ama can derdinden başka...
17*Her kötülüğe de; ama bir kadının kötülüğünden başka.
18*Ve her şanlı saldırının saldırışından başka...
19*Ve her düşmanca intikamın cezasından başka...
20*Yılan başından daha kötü bir şey yoktur ve düşmanın öfkesinden de daha kötü öfke yoktur.
21*Yaramaz kadınla olmaktansa; aslan ve ejderha ile olmak bana daha yeğdir.
22*Kadının kötülüğü onun görünüşünü değiştirir ve yüzünü çuval gibi karartır.
23*Kocası komşularıyla sofrada otururken; gönlü kırık sessizce  ah eder!
24*Kadının kötülüğüne karşılık her kötülük gıybettir ve kötülerin payı ona düşer.
25*Kumlu yokuş kocanın ayağına nasılsa; dilli kadın da kendi halinde olan adama böyledir.
26*Kadının güzelliği için belaya uğrama ve zevk için kadını arzulama.
27*Kocasını besleyen kadın dargın, saygısız ve çok utanç olur.
28*Kötü kadın yüreğe acı, yüze üzüntü verir ve cana bezginlik getirir.
29*Kocasının acılı anında onu avutmayan kadın; elleri gevşek ve dizleri sarsak yapar.
30*Günahın başlangıcı kadındandır; bu yüzden tümümüz ölümlüyüz.
31*Sakın suyu akıntıya verme ve kötü kadınla da yabana çıkmaya razı olma.
(32)*Eğer senin elinin altında gezmezse onu kendinden ayır ve ona boşanma kâğıdını vererek boşa.

    Yi?irmi Altıncı Bâb
1*İyi kadının kocası beğenilir ve onun günle­rinin sayısı iki kat olur.
2*Etkili kadın kocasını sevindirir ve onun yaşam yıllarını tam sevinçle geçirir.
3*Güzel kadın iyi bir kısmettir ve Allah’tan korkanlara denk gelir.
4*Öyle kadının kocası yoksul olsun, zengin olsun yüreği sevinir ve onun yüzü her zaman sevinçli olur.
5*Benim yüreğim üç şeyden korkar ve dördüncüden ürkerim.
6*Bir: Şehirlilerin şaşırtmasından, (iki)halkın üşüşmesinden ve (üç)iftiradan. Bunların tümü ölümden güçtür.
7*Ama basit bir kadından kıskanan kadın; gönül ağırlığı, bela ve dil köteğidir ki bir şeyi herkese yayar.
8*Yaramaz kadın öküzlerden silkinmiş boyunduruğa benzer. Her kimin böyle karısı varsa; tut ki bir akrebi eline almıştır.
9*Sarhoşçasına gezen kadın çok kötülüğe neden olur ve kendi utancını örtemez.
10*Aşağılık kadın, gözünü oynatmasından ve kirpiklerinden bellidir.
11*Ahlak düşkünü kızı çok iyi koru ki tek başına çıkınca kendini kullandırmasın.
12*Yılışık kuzucuğu ardından gözet ve sana yanlışlık yaparsa şaşma!
13*Nasıl ki bir susamış yolcu ağzını açıp her yakın olan sudan içerse;
14*O da böyle her kazık önünde oturur ve her okun karşısına okluğunu açar.
15*Kadının inceliği kocasına huzur verir ve onun yetisi kocasının kemiklerini semirtir.
16*Az konuşan kibar kadın Allah vergisidir ve terbiyeli canın bedeli yoktur.
17*Namuslu ve gerçekçi kadın, çok az bulunan bir lütuftur;
18*Ve hiç bir değer yoktur ki onun yumuşak canına layık olsun.
19*Ulu Allah’ın yüce yerlerinde doğan güneş nasılsa; iyi kadının güzelliği de kendi evini böyle bezer.
20*‘Kutsal minarenin’ üstünde yanan kandil nasılsa; olgun yaşta bir yüzün güzelliği de böyledir.
21*Gümüş tabanlar üzerinde konulmuş altın direkler nasılsa; ayakta duran endamla gökçek ayaklar da böyledir.
22*Ey oğul! Başının çiçeklerini koru ve gücünü yabancılara verme.
23*Tüm mezralar arasında -ürünlü mülkü aradığından sonra- asıl soyuna dayanıp kendi suçunu an!
24*Bu yüzden senden sonra yaşayan ve gerçek özgürlüğü kazanan soyun ziyadesiyle çoğalır.
25*Fahişe dişi domuza benzer; ama nikahlı kadın kendi kocasına ölüm karşısında bir kule gibidir.
26*Ahlâksız kadın kötü adama düşer; ama namuslu kız Allah’tan korkana verilir.
27*Namussuz kadın hep fahişelikten söz eder; ama namuslu kız kendi kocasına saygı gösterir.
28*Utanmaz kadın kancığa benzetilir; ama utangaç kadın Allah’tan korkar.
29*Kocasını dinleyen kadın, herkese akıllı görünür; ama dinlemeyen -kendi gururu için- herkesten kötü bilinir.
30*Temiz kadının kocası mutludur; çünkü yaşam günlerinin hesabı iki kat olur.
31*Yüksek sesle, güzel konuşan kadın; düşmanları kovmak için uygundur.
33*Benim yüreğim iki şeyden yaslı olur ve üçüncüden öfkelenir.
34*Ne zaman ki yiğit kişi yoksulluk çeker; o zaman akıllı insanlar değersiz ve aşağılık olur.
35*Ve ne zaman biri doğruluktan günaha  dönerse; yüce Tanrı da onu kılıca teslim eder.
36*Bir tüccar varlığıyla suçtan kurtulur; ama meyhaneci günahtan arınamaz.

    Yi?irmi Yedinci Bâb
1*Birçokları günah olmayan şeyler için suçlu oldu ve zengin olmak isteyen gözünü kararttı.
2*Taşların çatıları arasına kazık sokulduğu gibi; alış veriş arasına da günah sokulur.
3*Bir kimse Allah korkusuna sıkıca sarılmazsa; onun evi çabuk yıkılır.
4*Elenmiş kalburda çar çöp kaldığı gibi; insanın konuşmasında da böyle çöp kalır.
5*Fırın çömlekçinin çömleklerini dener ve insanı denemeke kendi sözleriyle olur.
6*Ağacın bakımını kendi yemişi gösterir; insanın yüreğinde olan düşüncenin sözleri de böyledir.
7*Dinlemeden önce hiç kimseyi övme; çünkü insanların sınanması odur.
8*Adaletli kişiye uyarsan ona erişirsin ve onu bir onur kaftanı gibi giyesin.
9*Kuşlar kendi cinsine yanaşır; gerçeklik de kendine uyanlara böyledir.
10*Aslan avlanırken nasıl pusu kurarsa; kötü işlerde günah da böyledir.
11*Haramdan çekinenin sözü daima bilgelikle olur; ama akılsız ay gibi değişir.
12*Akılsızlar arasına gitmek için zamanı gözet; ama bilgeler meclisine sık katıl.
13*Bilgisizlerin sözleri sıkıntıdır ve onların gülmesi günahı sürerken olur.
14*Çok yemin edenin sözleri saçları ürpertir ve böyle kişilerin kavgası kulakları kapatır.
15*Dikbaşlıların döğüşmesi kan döktürür ve onların sövmesi kulakları kapatır.
16*Sırrı açan güveni kaybettirir ve gönlünce dost bulamaz.
17*Dostu sev ve ona vefalı ol.
18*Eğer onun sırrını açarsan, artık ardınca gitme.
19*Çünkü nasıl bir adam düşmanını bozarsa; sen de dostluğunu böyle bozdun.
20*Ve elinden bir kuşu kaçırdığın gibi dostluğunu kaybettin; onu avlarsın da tutamazsın!
21*Ardınca gitme; çünkü uzaklaşmıştır ve ceylanın kementten sıvıştığı gibi kaçmıştır.
22*Çünkü bir yara sarılabilir; ama sökmenin uygun zamanı var.
23*Ama sırrı yayan, kendine olan güveni kaybetmiştir.
24*Gözünü kırpan kötülük kurar; bunu bilen ondan vazgeçsin.
25*Önünde tatlı tatlı konuşur ve senin sözlerine şaşar!
26*Ama sonra ağzını büker ve senin sözlerine bozgunculuk eker.
27*Çok şeyleri sevmem; ama yüce Rab’bin onu sevmediğinden çok değil!
28*Yukarıya taş atan kendi başına atar ve sırtından vurulanın yarası kapanmaz.
29*Çukur kazan içine düşer;
30*Ve kement atan kementle tutulur.
31*Kötülük edenin kötülüğü kendi üstüne döner ve nerden geldiğini bilmez.
32*Kibirliler utançla kızarır ve öç onlara aslan gibi pusu kurar.
33*Haramdan kaçıp düşerken sevinenler tuzağa tutulsun ve ölümlerinden önce acılarla yok olsun.
34*Kinle öfke: Onlar da kötü şeylerdir ve suçlu insan onların malı olur.

    Yi?irmi Sekizinci Bâb
1*Öç alan yüce Rab’bin öcüne uğrar ki onun suçlarını tek tek arar.
2*Komşunun sana yaptığı sıkıntıları bağışla ki sen de namaz kıldığında günahların bağışlansın.
3*İnsan insana öfke yığar; ama Rab’den iyilik diler.
4*Kendi gibi olan insanı bağışlamaz; ama kendi suçları için yakarır.
5*Ve o insan iken kin tutar; ama onun günahlarını kim bağışlar?
6*Öbür dünyayı an ve düşmanlık etmeyi bırak!
7*Yok olmayı ve ölümü an; her zaman vasiyetleri gözet!
8*Allah’ın buyruğunu an, komşuna kin tutma! Yüce Rab’bin antlaşmasını anımsa ve bilgisizlikten gelen incitmeleri önemseme.
9*Davandan vazgeç ki suçlarını azaltasın; çünkü öfkeli insan kavgayı tutuşturur.
10*Suçlu olan dostunu yaralar ve iyi geçinenler arasına kötülük sokar.
11*Ateş kendine verilen kıvılcımla tutuşur ve insanın öfkesi de kendi gücünü gösterir.
12*İnsan malına göre öfke katar ve kavganın zoruna göre artar.
13*Çabuk kavga eteşi körükler ve hızlı olan cenk ise kan döker.
14*Kıvılcıma üflersen parlar, üstüne tükürürsen söner ve ikisi de  senin ağzından çıkar.
15*Bozguncuya ve iki türlü konuşana lanet et! Çünkü birçok iyi dostlukları yıktılar.
16*Başkalarının ardınca kötü şeyler söyleyen dil, birçoklarını kızıştırıp birbirinden ayırdı ve onları bir yerden başka bir yere dağıttı.
17*Sağlam surlu kentleri bozdu ve büyüklerin ocaklarını yıktı.
18*Kötülük söyleyen dil keskin kadınları kudurttu ve onları kendi emeklerinden yoksun bıraktı.
19*Ona bağlanan hiç huzur bulmaz ve önünde sağlam durmaz.
20*Değneğin darbesi yaralar; ama dilin darbesi kökleri kırar.
21*Birçok insan keskin kılıçtan düştü; ama dil ucundan düşenden daha çok değil.
22*Ne mutlu ondan emin olana ve onun öfkesine uğramayana...
23*Onun boyunduruğunu çekmeyene ve onun bağlarıyla bağlı olmayana.
24*Çünkü onun boyunduruğu demir boyunduruğudur ve onun bağları bakır bağlardır.
25*Onun yüzünden gelen ölüm ne kötü ölümdür ve mezar ondan daha iyidir.
26*İyi insanlara zorbalık edemez ve onun alevinden yıkılmazlar.
27*Yüce Allah’ı bırakanlar ona katılsınlar ve onlarla tutuşup hiç sönmesinler.
28*Üzerlerine aslanvari saldırır ve onları yer gibi yok eder.
29*Bak! Malını dikenli avluyla çevir; ağzına kapılar ve mandallar yap.
30*Altınla gümüşünü sakla, sözünü tartarak söyle ve ağzını sıkı tut.  Sakın onlarla yanlış yaparak bir kasıtçının önünde düşmeyesin.

    Yi?irmi Dokuzuncu Bâb
1*Bağışlayan, yanındakine ödünç verir ve elini tutan buyruğu gözetir.
2*Komşuna gereksinimi olduğu zaman ödünç ver ve komşuna zamanında borcunu geri ver.
3*Sözünün eri ol ve ona gerçekçi ol ki her zaman gereksinim duyarsın.
4*Birçokları borcunu kendi malıymış gibi görür ve kendi yandaşlarına sıkıntı verir.
5*Ta alıncaya dek elini öper ve dosta gümüş parası için yalvarıp sızlar.
6*Ama ödeyeceği yerde geciktirir ve ihmalci adamın lafına vurup zamanı suçlar.
7*Eğer ödemeye gücü yeterse, güçlükle yarısını getirir ve onu bulunmuş bir şey gibi görerek över.
8*Eğer ödeyemezse onu kendi gümüş parasından yoksun bırakır ve ona nedensiz düşmanlık etmeye başlar.
9*Ona kötü sözlerle söver ve onu ağırlayacağı yerde kötüler.
10*Evet bir çoğu bir kişinin suçu için, insandan geri çekilir ve zulümden korkar.
11*Ama alçakgönüllüye dayan ve ona sadaka vermek için gecikme
12*Allah’ın buyruğu uğruna yoksula yardım et ve onu gereksiniminde boş gönderme.
13*Kardeşler ve dostlar için paranı harca ve onu yok olmaya taş altında saklama.
14*Yüce Rab’bin buyruğuna göre paranı yerleştir ki bu sana altından daha yararlı olur.
15*Kilerinde sadakayı sakla ki o seni tüm kötülüklerden korusun.
16*Güçlü siperden ve keskin mızraktan daha çok, sana düşmana karşı yardımcı olsun.
17*İyi adam dosta kefil olur; ama utancı yitiren onu bırakır.
18*Kefilin bağışını unutma; çünkü senin için canı emanet koydu.
19*Hayırlı kefaleti günahkar döndürür.
20*Bozguncu kefaletten kaçar ve nankör can kendi kurtarıcısını bırakır.
21*Kefalet birçok kişileri berbat etti ve onları denizin dalgaları gibi çalkaladı.
22*Güçlüleri evden çıkardı ve onları yaban ellerde gezdirdi.
23*Yüce Allah’ın buyruğuna düşmanlık eden günahkâr kefalete uğrasın ve ilk işlerine karışan davalara sataşsın.
24*Malına göre komşuna ver ve sakın, sen de düşkün olmayasın.
25*İnsan yaşamınım başında olan şeyler: Su, ekmek ve kendisini ör­ten giysiyle evdir.
26*Yoksulun elin evinde rahat etmesinden; kendi ağaç tomruklu evinin altında yaşaması daha iyidir.
27*Eğer az, eğer çok kendi varınla yetin ve evinin utancını işitme.
28*Evden eve gitmek, kesinlikle insanı usandırır ve yabancı olduğun yerde ağzını açmaya gücün yetmez.
29*Misafiri kabul et ve teşekkürsüz içir; sonra da acı sözlerini işit!
30*Şöyle deniyor: Gel ey garip, sofrayı kur ve neyin varsa bana yedir.
31*Sonra da deniyor ki: Çık ey garip soylu kişiye yer ver! Ev bize gerekli, kardeşimi göndermem gerek.
32*Akıllı birine bu şeyler zor gelir; ev için aşağılanman ve ödünç verenin yüzüne vurması gibi...
 

     Otuzuncu Bâb
1*Oğlunu seven ona sık sık sopa atar; ta ki yaşamının sonuna dek ondan sevinç duymuş olsun.
2*Oğlunu terbiye eden ondan sevinsin ve tanıdıklar arasında onunla övünsün.
3*Oğluna öğreten, düşmanını kıskandırır ve dostlar önünde onunla övünür.
4*Eğer babası öldüyse -hiç ölmemiş gibi ardından- ona benzeyeni kendine dost edinir.
5*Onu yaşarken gördü ve sevindi; ölüm gününde de kederlenmedi.
6*Çünkü düşmanlardan intikam almak ve dostların iyiliklerine karşılık Tanrı’ya şükretmek için insanı alıkoydu.
7*Oğlunun üstüne titreyen onun yaralarını sarar ve onun bağırsakları her ağlayış için acı duyar.
8*Kullanışsız atın ayakları yürümez ve tek başına bırakılan oğul titiz olur.
9*Oğlunla nazlan da seni korkutsun;  onunla oynaş da sana sıkıntı versin.
10*Onunla gülüşme ki sonra acı çekmeyesin ve sonunda dişleriyle ısırılmayasın.
11*Ona küçükken izin verme ve onun kabahatlerini görmemezlik etme.
12*Daha taze çocukken boynunu bük ve oğlan iken yanlarına kır ki bu sertliğini görüp sana karşı gelmesin ve canına acı getirmesin.
13*Oğlunu terbiye et ve ona katlan ki onun çirkin durumuna düşmeyesin.
14*Bedeninde hastalığı olan zenginden iyi ve karekteri hoş olan yoksul daha zengindir.
15*Sağlıkla güzel karekter, her altından ve sağlam beden bol maldan daha iyidir.
16*Beden sağlığından daha iyi mal yoktur ve sevinçli yürekten daha sevinci olmaz.
17*Acılı bir yaşamdan ve uzun hastalıktan, ölüm daha yeğdir.
18*Kapalı ağıza dökülmüş nefis şeyler; mezar üzerine konulmuş çorba yemeği gibidir.
19*Mezara döküş neye yarar? Çünkü ne yer, ne koklar! İşte yüce Allah’tan reddolunan da böyledir.
20*Gözleriyle gören ve ah! eden bir hadıma benzer ki, kızı kocar da inler.
21*Yüreğini kederlendirme ve çok düşüncelerle kendini sıkıntıya sokma.
22*İnsana sevinçli yürek bir ömürdür ve insanı çok yaşatır.
23*Kendi canını sev, yüreğini avut ve kederi kendinden ırak tut.
24*Çünkü keder çok kimseleri yok etti, öldürdü ve ondan bir yarar gelmedi.
25*Kıskançlıkla öfke yaşamı kısaltır ve çok kaygı çabuk yaşlandırır.
26*Aydınlık ve iyi yüreğin yiyeceği, yemeğini gözetir.

    Otuz Birinci  Bâb
1*Mal kazanmak için uykusız kalmak, bedene verem getirir ve onların gayreti uykuyu kaçırır.
2*Uykusuz endişeler uykuyu ister ve uyku da ağır hastalığa def eder.
3*Mal yığmakla zengin yorulur ve onun önünde mutlulukla doyar.
4*Yoksul maaş azlığıyla yorulur ve önünde daha beter muhtaç olur.
5*Altını seven dost olamaz ve bozgunculuk yapan onunla dolar.
6*Birçokları altın için yok oldu ve onların yıkılışı gözleri önündedir.
7*Ona kurban edenlere uğrak ağacıdır ve her akılsız ona tutulur.
8*Ne mutlu suçsuz ve altına bağlanmayan zengine.
9*Kimdir o ki ona bahtiyar diyelim? Çünkü kendi halkı içinde şaşılacak şeyler yaptı.
10*Kim altın ile sınanıp doğru bulundu ki ona onur getirsin?
11*Kim düşmanlık etmeye gücü varken yapmadı ve kim kötülük etmeye fırsatı varken etmedi?
12*Kazandığı malı bir kararda olsun ve onun iyiliğini toplum belirlesin.
13*Zengin sofrada oturduğun zaman, konulan yemeğe aç gözlü olma.
14*Deme ki; ne çok yemek koydular! Unutma ki kötü göz yaramaz şeydir.
15*Kötü gözden beter ne yaratıldı ki her şey için ağlar?
16*Onun her gördüğüne el uzatma ve onunla tabağa dokunma.
17*Komşunun durumunu kendinden bil ve herşeyi düşün.
18*Önüne konulan şeyleri adam gibi ye ve yutarak yeme ki sevilmez olmayasın.
19*Saygı için, ilk sen yeme ve doymaz olma ki bir kusur etmeyesin.
20*Kalabalık içinde otururken, onlardan önce elini tabağa uzatma.
21*Terbiyeli adama az şey yeter ve o kendi döşeğinde horlamaz.
22*Uykusu saygılı ve bağırsakları yumuşak olan erkenden kalkar ve aklı başındadır.
23*Perhizsiz adama sıkıntılı uykusuzluk, safra ve yürek buruntusu arkadaşlık eder.
24*Eğer sana zorla yedirmek istiyorlarsa kalk, gezin ve kus. Ondan sonra rahat et.
25*Ey oğul! Beni dinle ve küçümseme. Çünkü en sonunda dediğimi görürsün.
26*Her işinde becerikli ol ki sana hiç bir araz gelmesin.
27*Ekmeği bol yediren insana dudaklar hayır dua etsin. Çünkü onun dostluk ve cömertliğine doğru tanık olur.
28*Ekmeği titreyerek verenin üzerine şehir söylenir ve onun yararsızlığına kesinlikle tanıklık olur.
29*Şarapla yiğitlik satma! Çünkü şarap birçoklarını yıkıma uğrattı.
30*Demirin keskinliğini su verilmede fırın dener ve dikbaşlıların yüreğini de sarhoşken şarap, böyle dener. 
31*Şarap insana hayat gibidir; eğer oranıyla içilirse.
32*Şarabı eksik olanın dirliği var mı? Çünkü bu insanı sevindirmek için yapıldı.
33*Uygun ve yeterli alkollü şarap; yüreğe kıvançla coşku verir.
34*Çok alkollü şarap, kavgalar ve kötü durumlarla cana büyük sıkıntı getirir.
35*Sarhoşluk akılsızın yüreğine tökezdir; gü­­­cü eksiltir ve yaralanmaya neden olur.
36*Şarap şöleninde arkadaşını azarlama ve onu sevinçliyken kötüleme.
37*Onu kötü sözlerle iğneleme ve onu olur olmaz sözlerle incitme.

    Otuz İkinci Bâb
1*Eğer seni şölende başkan yaptılarsa böbürlenme ve aralarında onlardan biri gibi ol.
2*Önce onları kayır, ondan sonra yerine otur ve sana düşeni yaptıktan sonra rahat et.
3*Böylece onlarla sevinir, onur tacı alırsın.
4*Ey yaşlı olan sen; söyle! Çünkü söz sana düşüyor. Ama bilgelikle, erdemlikle söyle; saz ve sözü engelleme. 
5*Öyküler ya da saz faslı olduğunda söz söyleme ve yersiz suskun olma.
6*Şarap şöleninde çalgıcıların ahengi ‘zümrüt kakmalı’ altın yüzükteki ışıltılar gibidir.
7*Ve hoş kadehler yanında şarkıcıların sesi parıldayan ‘zümrüt kakmalı’ altın yüzük gibidir.
8*Ey yiğit; sen de söyle! Gerektiğinde ancak iki kez eker, sorumlu olursun.
9*Sözünü kısa tut. Az söz ile çok söyle ve suskun bilge biri gibi ol. 
10*Büyükler toplantısındayken, onlara eşit olma ve yaşlılar yanında çok gereksiz konuşma.
11*Şimşek gökgürültüsünden önce geldiği gibi; utangacın önünde güzel an olur.
12*Erken kalk, gecikenlerden olma; evine erken git ve geç kalma!
13*Orada oyna ve gönlüne ne gelirse yap! Ama günahsız ve kibirsiz yap.
14*Bununla kendi nimetlerini sana bağışlayana, ‘bereket duası’ et.
15*Allah’tan korkan O'nun öğretilerini kabul eder ve O’nu sabahleyin arayanlar, O’nun bol merhametine erer.
16*Tanrı’nın Yasasına istekli olanlar, onunla dolsunlar. Ama ikiyüzlü olan, suçlansın.
17*Allah’tan korkanlar, doğruluğu gözetsinler ve tatsızlığı çıra gibi yaksınlar.
18*Bozguncu özürden kaçar ve kendine uygun yargılar.
19*Ağırbaşlı kişi öneriyi küçümsemez; ama büyüklenen ve kibirlenen kişi hiç korkuyu bilmez!  Eğer bir şeyi kendine sormamış olsa da...  
20*Görüşmeden bir şey yapma; eğer yaparsan da pişman olma!
21*Sapa yollarda gezme ve dışarıya gitme.
22*Sana düz görünen yola inanma ve kendi çocuklarından sakın
23*Her iyi işte dürüst yürekli ol! Çünkü Allah buyruğunun gözetmesi budur.
24*Allah’a sığınan O’nun buyruklarına uyar ve O’na güvenen zarar görmez.

     Otuz Üçüncü Bâb
1*Allah’tan korkana bela rast gelmez. Bunun için denense yine onu kurtarır.
2*Bilge kişi ‘Tanrı Yasası’ndan nefret etmez; ama onu uyguluyor gö­rüntüsü veren, fırtınada olan gemiye benzer.
3*Sezgi sahibi kişi ‘Tanrı Yasası’na güvenir; Tanrı Yasası’sı da ona korunaktır.
4*Soru ne denli arı olsa, sözünü hazırla ki ona göre işi­tilesin. Eğitimi kat da yanıtla.
5*Akılsızın yüreği, arabanın tekerleği gibidir ve onun sözleri dönen dingil gibidir.
6*Alaycı dost aygıra benzer ve her binicinin altında kişner.
7*Niçin bir gün bir günden daha iyi olur? Çünkü yılın günlerinin her ışığı güneşten olur.
8*Allah’ın yetisiyle böyle düzenlendiler: Mevsimleri ve bayramları böyle paylaştırmıştır.
9*Onlardan bazısını kaldırmış, bazısını da kutsal kılmıştır. Hem de onlardan bazısını günlerin düzeni içinde koymuş.
10*Hz. Adem topraktan olduğu gibi; tüm insanlar da topraktandır.
11*Ama yüce Allah, onları kendi bilgeliğinin çokluğuyla ayırdı ve onların yollarını çeşitli yaptı.
12*Bazısını bereketledi ve yüceltti; hem de kutsayıp yanına çekti.
13*Kimini lanetledi, onları aşağılık etti ve kendi yerlerinden değiştirdi.
14*Çömlekçinin elindeki kil nasıl ki ondan her ne isterse yapar.
15*İnsan da kendi yaratıcısının elinde böyledir ki onlara kendi türüne göre karar verir.
16*İyilik kötülüğün karşıtı olduğu gibi yaşam da ölümün karşıtıdır.
17*Dürüst yaramazın karşıtıdır ve yaramaz da dürüstün.
18*Bir şekilde yüce Rab’bin tüm işlerine baksak çifttirler ve birbirlerinin zıttıdır.
19*Ben ise so?ra uyandım
19*Ben ise sonra uyandım.
20*Ben amacımı Allah’ın bereketiyle başardım. Bağ bozanların ardınca gezip salkımları devşiren gibi ve de bağ bozan gibi cenderemi doldurdum.
21*Bakın! Yalnız kendim için emek çekmedim, belki eğitimi arayanlar için de...
22*Ey ulusumun beyleri! Dinleyin beni ve siz cemaat başları; işitin beni!
23*Tüm yaşamında kendini cezalandırma: Ne eşini, ne oğlunu, ne kardeşini ve ne de dostunu...
24*Kendi malını başkalarına verme ki pişman olup, sonra onun için yalvarmayasın.
25*Mademki sağsın ve sende soluk var; hiç kimseye köle olma!
26*Çünkü sen, çocuklarının ellerine bakmaktansa; çocukların sana yalvarması daha iyidir
27*Tüm işlerinde sen baş ol ve onurunu kirletme.
28*Yaşam günlerinin sonunda, öleceğin yerde mirasını paylaştır.
29*Yem, değnek ve yük eşeğe; ekmek, terbiye ve iş köleye gerekir.
30*Köleni kullan ki rahat edesin; eğer ellerini gevşetirsen özgürlük arar.
31*Boyunduruk ve bağlar boynu büktüğü gibi; yaramaz köleye de işkenceyle siyaset gerekir.
32*Onu işe gönder ki boş durmasın; çünkü aylaklık çok kötülük öğretir.
33*Onu vazifesi olan işine gönder. Eğer söz dinlemezse, zincirini ağırlaştır!
34*Neticede hiç kimseye saldırma ve yargısız bir şey yapma.
35*Kölen varsa onu kendi canın gibi besle; çünkü onu kanınla satın aldın.
36*Eğer hizmetçilerin varsa onları kardeş gibi say; çünkü onlar da senin gibidir.
37*Eğer onu haksız yere cezalandırırsan ve o da kaçarsa; onu nasıl ararsın?

    Otuz Dördüncü Bâb
1*Akılsızın ümitleri boş bir aldatmacadır ve bilgisizlere sanki kanatlardır.
2*Düşlere bağlanan, gölgeyi tutan ve yeli kovan gibidir.
3*Düşlerin canlandırılması başka bir şeyin resmiyle olur; yüzün görüntüsünden yüzün resmi gibi.
4*Kirliden daha kirli ve yalancıdan doğru şey ne olabilir?
5*Fal, kum falı ve bu gibi şeylere dayanmak boş şeylerdir. Nasıl doğuracak bir kadın yüreğinde düşünürse; aynen böyle yürek de hayaller düşünür. 
6*Eğer o olaylar, yüce Rab’ten seni yoklamak için gönderilmediyse; onlara gönül verme!
7*Çünkü düşler birçokları aldatmıştır ki onlardan tutulmuş ümitlerden kesildiler.
8*’Tanrısal Yasa’ yalansız tamamlanır ve bilgelik dostun ağzında erdemdir.
9*Çok gezen çok bilir ve deneyimli adam kararlıkla söyler.
10*Denemeyen az bilir; ama çok ülkeler ge­zen kurnaz olur.
11*Ben yolculuğumda çok gördüm ve iyi değerlendirdiğim için daha çok anlarım.
12*Birçok kez ölüm tehlikesindeydim ve onlarla kurtuldum.
13*Yüce Allah’tan korkanların ruhu dirilir.
14*Çünkü ümitleri kendi kurtarıcısındadır.
15*Allah’tan korkan hiçbir şeyden ürkmez ve korkmaz! Çünkü O, onun ümididir.
16*Yüce Rab’ten korkan o cana me mutlu.
17*Kime bağlıdır ve onun güvencesi ne?
18*Yüce Tanrı’nın gözleri kendi sevgilileri üzerinedir. O onlara yüksek surlarla çev­ril­miş sağlam bir dayanaktır.
19*Çok sıcaktan örtü, öğle zamanı gölge, kötülükten korumak ve tehlikeye karşı kurtuluştur.
20*Yüreğini kaldırır, gözlerini parlatır; iyilik, yaşam ve bereket verir.
21*Haramdan armağan edilen kurban gülünçtür ve bozguncuların armağanı beğenilmez.
22*Yüce Rab, zalimlerin kurbanını beğenmez ve bir dizi hayvan kurban etmekle günahlara razı olmaz.
23*Yoksulların malından kurban getiren, ba­banın önünde oğlunu boğazlayan gibidir.
24*Ekmek, gereksinim duyan yoksulların dir­liğidir ve onu onlardan alan kanlıdır.
25*Dostun maaşını alan onu öldürür;
26*Ve işçinin ücretine haksızlık yapan kan döker.
27*Biri yapsa, biri bozsa! Uğraşlarından başka na yarar var?
28*Biri dua, biri lanet okusa! Yüce Rab kimin sesini haklı bulur?
29*Bir ölüye dokunan yıkansa ve yine dokunsa; ona temizliğin ne yararı var?
30*O insana da böyledir: Günah için oruç tutar ve yine gidip onları yapar. Onun duasını kim haklı bulur ve ona nefsini kır­masından ne yarar olur?
 
    Otuz Beşinci Bâb
1*‘Tanrı Yasası’nı gözeten çok kurban eder ve buyruklara bağlanan kurtuluş kurbanını eder.
2*Şükür getiren simit ununu sunar ve bağışlayan övgü kurbanı eder.
3*Yaramazlıktan vazgeçmek yüce Allah’ın kabulüdür ve kötülükten kaçınmak günaha kefarettir.
4*Yüce Allah’ın önünde boş görünme. Çünkü bu gibi şeylerin buyruk nedeniyle olması gerektir.
5*Dürüstün kurbanı yapan kişiyi semirtir ve onun hoş kokusu yüce Allah’ın önüne gelir.
6*Dürüst adamın kesilecek kurbanı beğenilir ve anı için yakılan kurban unutulmaz.
7*Yüce Allah’a gönül gözünle ver ve ellerinin ilk ürününü eksiltme.
8*Her bağışında güleryüzlü ol ve ondalığı sevinçli yürekle ver.
9*Allah’a, O sana bağışladığı gibi bağışla ve elinden geleni gönül gözünle ver.
10*Çünkü bedelini veren yüce Allah’tır ve yine sana yedi kat daha verir.
11*Noksan sunun olmasın! Çünkü onu kabul etmez ve haksız kurban verme.
12*Çünkü yüce Allah hükmeder ve O’nun katında hatır gözetmek yoktur.
13*Yoksula karşı duranı kayırmaz ve mazlumun duasını kabul eder.
14*Öksüzün ve dulun yalvarışını, önünde söyledikleri zaman küçümsemez.
15*Dulun gözyaşı yanağa inmez mi? Onun çığlığı onu çıkaran kimse üzerindir.
16*Tanrı’ya tapınan dostça kabul olunur ve onun duası bulutlara dek çıkar.
17*Alçakgönüllülerin duası bulutlara dek geçer ve ta Hz. Allah’a yanaşmayınca durmaz.
18*Doğruların hakkını alan yüce Rab, ona bakıp adaletle yargılamayıncaya dek o durmaz.
19*Yüce Rab ertelemez. Güçlü olan O, onlar hakkında gecikmez.
20*Ta acımasızların bellerini kırıncaya dek ve ülkelerden intikam alıncaya dek..!
21*Ta küfürbazların çokluğunu kaldırıncaya ve yalancılarını  par­çalayıncaya dek.
22*Ta insana kendi yaptıklarına göre ceza ve insanlara niyetlerine göre, işlerinin karşılığını verinceye dek.
23*Ta kendi halkının hakkını alıncaya ve onu kendi esirgemesinde sevindirinceye dek.
24*Afet anında merhamet ve kuraklık zamanında yağmurlu bulutlar gibi uygundur.

    Otuzaltıncı Bâb
1*Ey! Her şeyin Rab’bi Allah. Bize bak ve bizi esirge.
2*Tüm seni istemeyen ülkeleri korkut.
3*Yabancı ülkeler üzerine elini kaldır ki gücünü görsünler.
4*Nasıl sen onların önünde bizce kutsalsan; önümüzde onlara da böyle yüce ol.
5*Biz seni bildiğimiz gibi onlar da seni bilsinler. Çünkü senden başka Tanrı yoktur ya Rabbi!
6*Yeni ayetler ve çeşitli harikalarla;
7*Elini ve sağ kolunu güçlü kıl ki senin harikaların anlatılsın.
8*Kız ve öfkeni dök! 
9*Düşmanlık edeni kaldır ve düşmanı kır!
10*Zamanı geciktir ve yemini an ki harikaların anılsın.
11*Kurtulan kimseler, tutuşmuş öfkenden ortadan kalksın ve halkına kötülük edenler yok olsun.
12*Bizden başkası yoktur diyen, düşman kuman­danlarının başını ez.
13*Tüm grupları topla ve onları mülkünden önce mülk et.
14*Ya Rabbi! Senin ismin ile adlandırılan kav­mine ve ‘bakir’ diye adla­n­dırdığın İsraile acı.
15*Kutsal’ın kenti ve huzurunun yeri Yeruşalim’e acı.
16*Siyonu doldur ki verdiğin sözlerin yücelensin ve kendi halkını büyük kıl.
17*Önceden yarattığın şeylere tanık ol ve ismin için söylenen peygamberlikleri tamamla.
18*Sana katlananlara emeğini ver ve öyle yap ki peygamberlerine inanılsın.
19*Halkın için, Harun’un ettiği hayır-duasına göre kullarının duasını kabul et. Böylece tüm dünyada yaşayanlar bilsinler ki sen çağların Tanrı’sısın ya Rabbi!
20*Mide her yemeği yer; ama yemekten daha iyi yemek var.
21*Boğazın, av yemeğini tadından bildiği gibi; akıllı can da yalan sözleri böyle bilir.
22*Şefkatli yürek kaygılandırır; ama çok bilen adam ona bedel verir.
23*Kadına her isim yakışır; ama kızdan daha güzel kız var.
24*Kadının güzelliği yüzü sevindirir ve erkeğin tüm arzularına galiptir.
25*Eğer onun dilinde incelik, yumuşaklık ve dirlik varsa; onun kocasının durumu diğer adamlara benzemez.
26*Kendine uygun yardımcı ve rahatının direği için eş alan adam mülk edinmeye başlar.
27*Avlusu olmayan mal talan edilir ve eşi olmayan dolaşıp inler.
28*Çünkü kent, kent gezip tozan hırsıza kim inanır? Yuvası olmayan ve nerde akşam orda sabah, konuk olan adam da böyledir.

    Otuz Yedinci Bâb
1*Her dost diyor ki ben de onun dostuyum; ama dost var ancak adı dosttur.
3*Düşmanlığa dönen dostluk ve dost oluncaya dek süren, dert değil midir?
3*Ey kötü fikir nereden yuvarlanıp geldin ve yeri hile ile kapladın?
4*Dost var ki dostuyla iyi geçinir; ama kötü zamanda karşı olur.
5*Dost var ki midesi için dost yoluna çalışır ve düşmana karşı kalkanı kurar.
6*Yüreğinde dostunu unutma ve malından onu hatırından çıkarma.
7*Her danışman kendi işaretini över; ama adam var ki kendi çıkarı için öğüt verir.  
 (8)*Danışmandan sakın ve önce onun isteğini bil. Çünkü o kendine yarar sağlamak için öğüt veriyor.
9*Ta ki üzerine kura atmasın ve seni amacın ayırır demesin. Sonra da başına gelecek şeyleri görmek için karşına geçmesin.
10*Kimden kuşku duyarsan onunla anlaşma ve seni kıskananlardan öğüdünü sakla.
11*Ne kadınla kendi engelin konusunu danış, ne de cenkten korku dolu ol.
12*Ne tüccarla tahvil için, ne bayi ile satın almak için;
13*Ne kıskançla teşekkür için, ne acımasızla iyi huyluluk için; 
14*Ne tembelle bir iş için, ne yıllığa alınmış işçiyle tüm işler için; 
15*Ve ne de saçı ağarmış bir hizmetçiyle çok emek için... Asla bunlarla bir antlaşma yapma!
16*Her zaman haramdan çekinen adamla ol ki onun Allah buyruğunu gözettiğini bilirsin.
17*Onun yüreği senin yüreğine göre olup, düştüğün zaman üzülür.
18*Böylece yüreğinin görüşünü kavra; çünkü kendine ondan samimisini bulamazsın.
19*Çünkü bazen insanın yüreği, yüksek bekçi kulesinde oturan yedi bekçiden daha iyi haber verir.
20*Ama her şeyden önce yüce Rab’be dua et ki amacına güvenle kılavuz olsun.
21*Her işin başlangıcı bir sebebtir ve her iş için önce danışılmalı.
22*Değişen yüreğin işareti yüzündedir.
23*Dört çeşit şey ortaya çıkar: İyilik, kötülük, yaşam ve ölüm ki onların tümünde dil baş tacıdır.
24*Bazı akıllılar çok kimseleri eğitir;?ama insan var ki kendi kendine yararsızdır.
25*Bazısı da vardır ki sözde bilgiç geçinir de nefret edilir ve her terbiyeden yoksun kalır.
26*Çünkü yüce Rab’ten ona yetenek verilmedi ve her bilgelikten yoksundur.
27*Bazısı var ki kendi kendine bilgiç olur ve kendi ağzında olan er­demlik meyveleri övülür.
28*Bilge adam kendi halkını eğitir ve yüceliğinin meyveleri kalıcıdır.
29*Bilge insan bereket dolu olur ve onu gören herkes ona: ‘ne mutlusun!’ diyecektir.
30*İnsan yaşamının günlerinin bir sayısı var; ama İsrail’in günlerinin sayısı sayısızdır.
31*Bilge kendi halkının arasında büyük olur ve onun adı sonsuza dek kalır.
32*Ey oğlum! Mademki yaşıyorsun, kendi isteklerini dene ve ona her neyi zarar görürsen verme.
33*Çünkü herşey herkese yaramaz ve herkes herşeyden hoşlanmaz.
34*Her zevkten doyumsuz olma ve yemeklere aç gözlü olma.
35*Çünkü çok yemek hasta eder ve doyumsuzca yemek yemek; safra hastalığına yol açar.
36*Böyle oburluklardan birçokları ölmüştür; ama perhiz yapan yaşamına gün katar.

    Otuz Sekizinci Bâb
1*Gerekli olduğunda doktoru dinle! Çünkü yüce Allah onu yarattı.
2*Çünkü tıp, yüce Rab’tendir ve doktoru krallar bile onurlandırır.
3*Doktorun bilgisi onun başını yükseltir ve büyükler önünde şaşkınlık yaratır.
4*Yüce Allah, çareleri yerden yarattı ve akıllı kişi onlardan tiksinmez.
5*Bir ağaçtan su tatlı olmadı mı? Ta ki onun özelliğini insan bilsin.
6*O da insana bilgi vermiştir; ta ki kendi harikalarıyla sevilsin.
7*Bu şeylerle insanı iyileştirir ve onun ağrılarını kaldırır.
8*Macuncu bu şeylerden macunlar yapar ve onun işleri hiç dolanıp durmaz. Hem ondan tüm yeryüzüne devletin adı duyulur.
9*Ey oğlum! Hastalandığında bilinçsiz olma. İlla yüce Allah’a yalvar ki O da sana iyilik versin.
10*Günahtan dön ve elini doğrult; hem yüreğini her günahtan temizle.
11*Hoş kokulu buhuru ve simit ununu yakmalık anı olarak sun; ayrıca semiz kurbanı da ver. Çünkü ilk sen, onu getirmezsin.
12*Doktora yer ver. Çünkü yüce Allah onu yarattı, o senden ayrılmasın ki ona muhtaçsın.
13*Bazen onların elinden iyi sonuç çıkar.
14*Çünkü onlar da yüce Allah’a, onlara huzur ve sağlıklı bir yaşam versin diye yalvarırlar.
15*Kendi halkına kötü davranan, doktorun eline düşsün.
16*Ey oğul! Ölüye gözyaşı dök ve çok yaslı biri gibi ağıt düz.
17*Onun bedenini gerektiği gibi sar ve onun gömülmesini geciktirme.
18*Ona acıyıp ağla ve yürekten çığlık at! Ona yaraşan duruma göre yas çek.
19*Bir iki gün bunu yap ki eleştirilmeyesin, daha sonra kederinden avun.
20*Çünkü üzüntü ölüm getirir ve yüreğin kaygısı gücü kırar.
21*Kaza gelince keder de kalır; ama yoksulun dirliği cana göredir.
22*Yüreğini üzme ve ahireti anıp onu bırak.
23*Sakın unutma! Çünkü ondan dönüş yoktur. O ölüye bir yarar sağlamazsın, ancak kendine zarar edersin. 
24*Onu an ki onun yazgısı nasılsa; seninki de öyle olacak: Dün bana, bu gün sana.
25*Ölüyü iyi şeylerle an! Çünkü o rahattadır ve onun soluğu ondan çıktıktan sonra avun.
26*Bilgenin bilgeliği, boş zamanın uygun anında olur ve işleri az olan bilge olur.
27*Sabanı tutan ve öğendereyi ‘öküze batır­makla’ kibirlenen hiç bilge olur mu?
28*O öküzleri sürer ve onların emeğiyle geçinir. O hep boğaların yavrularından söz eder.
29*Böyle birinin aklı fıkri doğumları sormaktır ve o ineklerin otlaması için uykusuz kalır.
30*Marangoz ve mimar da böyledir; gecede gündüz gibi yaşam sürer.
31*Mühürcüler de böyledir; onların işi gücü çeşitli figürler yapmaktır.
32*Onların gönlü resmi kopyalamaktır ve onların uykusuzluğu işlerini bitirmek içindir.
33*Bakırcı da böyledir: Örsün yanında oturur ve eski demiri düşünür.
34*Ateşin buharı tenini kurutur ve ocağın sıcaklığı ile cenkleşir. 
35*Çekiçle örsün sesi, yeni bir melodi gibi kulaklarında öter ve gözleri kabın aynısını izler.
36*O kendi işlerini bitirmeye uğraşır ve onun uykusuzluğu -onları bitirdikten sonra- parlatmaya çalışmak içindir.
37*Çömlekçi de böyledir: Kendi işleri için ayaklarıyla çarkı döndürür durur.
38*Özenle kendi işinde çalışır ve onun tüm yaptığı sayılmıştır.
39*Elleriyle kile şekil verir ve onun sağlamlığını ayaklarıyla büker.
40*Tam sırçalamaya yatkındır ve uykusuzluğu fırını silmek içindir. 
41*Tüm bunlar kendi ellerine güvenirler ve herkes kendi bilgisiyle bilgiç olmaya çalışır.
42*Onlarsız şehir yapılmaz; ne güzel olur, ne de içinde gezilir.
43*Ama halkın arasında beğenilen şey değiller ve toplumda yüksek mevkilere çıkmazlar;
44*Yargıçlar kürsüsünde oturamazlar ve yargılamaya katılamazlar.
45*Gidişatı ve adaleti açıklayamazlar. Ara­larında yargılayan bulunmaz.
46*Onlar ancak dünyanın yapılışında bir yer tutarlar ve onların tüm arzusu sanatın emeğidir.
 
     Otuz Dokuzuncu Bâb
1*Ama yüce Allah’ın yasalarına gönül veren ve onu düşünen;
2*Tüm eski büyüklerin bilgeliğine adaydır ve peygamberliğe katılır.
3*Ünlü insanların sözlerini tutar ve çeşitli benzer şeylerle dost bulup onlarla birlik olur.
4*Örneklerin yanıtlanmamış anlamını sorar ve benzer şeylerin simgeleriyle uğraşır.
5*Büyükler içinde hizmet eder ve beylerin önünde hazır olur.
6*Yabancı yerlerde gezer. Çünkü insanlar arasında iyiyle kötüyü sınamıştır.
7*Onu yaratan Rab’bi sabahtan aramayı gözetir ve yüce Allah’ın önünde namaz kılar.
8*O’na yakarmak için ağzını açar ve kendi günahları için dua eder.
9*Eğer ‘Yüce Rab’ isterse ulu şanının ruhuyla dolar.
10*Bilgeliğin sözlerini yağmur gibi döksün ve duasında yüce Rab’be övgüler sunsun.
11*Önünde tasarılarınla, bilgeliğinle doğruyu göstersin ve kendi sırlarını derin düşünsün.
12*Kendi bilgisinin eğitimini göstersin ve yüce Rab’bin antlaşmasının yasasından övünsün.
13*Birçokları O’nun yüceliğini övsün ve O’nun anılması hiç bir zaman umutulmasın;
14*Ve hiç azalmasın. Ama O’nun şanı tüm çağlarda devamlı kalsın.
15*O’nun bilgeliğini toplum anlatsın ve O’nun övgüsünü cemaat nitelendirsin.
16*Ölürse adı binlerce kişiden daha çok ünlü olur ve yaşayıp kalırsa, kendine kazansır.
17*Daha ne söyleyeyim? Çünkü düşündüm ve dolunay gibi doluyum.
18*Ey kutsal oğullarım! Beni dinleyin. Akan sular yanında dikilmiş gül gibi filizlenin ve günlük gibi hoş kokun.
19*Ve zambak çiçekleri getirin. Güzel kokunuzu verin; hem ezgilerle övgüler söyleyin.
20*Yüce Rab’be bütün işleri için övgüler sunun. O’nun adını yüceltin.
21*Ağzınızdan çıkan ezgilerle ve telli sazlarla O’na layık olan övgüyü söyleyin.
22*Bu övgüde şunu deyin: Yüce Rab’bin tüm işleri iyi ve güzeldir.
23*Ne buyurduysa, zaman zaman olur. Niçin ve neden demek doğru değildir?!
24*Çünkü bu gibi şeyler, kendi katında belli olacaktır.
25*Onun buyruğuyla sular yığınlar gibi durdular ve ağzının bir sözüyle bir yere toplandılar.
26*Ne beğeniyorsa, kendi buyruğuyla yapar ve hiç kimse O’ndan gelen kurtuluşu engelleyemez.
27*Tüm insanların işleri O’nun önündedir ve O’nun gözlerinden gizli olamazlar.
28*Sonsuz öncelikten ta sonsuzluğa dek her şeye bakar ve O’na hiç bir şey zor gelmez.
29*Neden ve niçin demek doğru değildir. Çünkü her şey, kendi kullanımı için yaratılmıştır.
30*O’nun bereketi yeryüzünü ırmak gibi kapladı ve onu tufan gibi yatıştırdı.
31*Nasıl ki O suları tuzlalara döndürürse; ülkeler de böyle O’nun öfkesini kazanır.
32*O’nun yolları kutsallara düz; ama kötülere sapa bir uğraktır.
33*İyiler için iyilikler önceden yaratıldı ve böylece kötüler için de kötülükler.
34*İnsan yaşamının en başta gelen gereksinimleri: Su, ateş, demir, tuz, buğday unu, bal, süt, sıkılmış üzüm suyu, zeytin yağı ve giysidir.
35*Bunların tümü, doğruları iyiliğe ve kötüleri kötülüğe döndürür.
36*Bazı canlar var ki öç için yaratıldılar. Yüce Allah onların kırbaçlarını kendilerinin öfkesiyle bir karar kılar.
37*O’nun bilgeliği tamamlandığında gücünü dökerler ve kendilerini yaratanın öfkesine yatıştırırlar.
38*Ateş, dolu; kıtlık ve kırgın! Tüm bunlar öç için yaratıldı.
39*Yırtıcıların dişleri, akrepler, engerek yılanları ve intikam kılıcı kötüleri yok etmek içindir.
40*Bunlar Allah’ın buyruğundan sevinirler ve gerektiği zaman yeryüzüne gelmeğe hazırlardır. Asla buyruğa karşı zamanını değiştirmezler.
41*Bu şeyler önceden yanımda kararlaştı­rıldığından; onları düşündükden sonra kitaba yazdım.
42*Yüce Rab’bin tüm işleri iyidir ve zaman zaman her ne gerekirse yetiştirir.
43*Bundan daha kötüdür demek doğru değildir. Çünkü her şey kendi zamanına göre güzel sayılır.
44*Şimdi sizler; tüm gönlünüzden, tüm ağzınızdan ezgiler söyleyin ve Rab’bin adına hamd edip şükredin.

    Kırkıncı Bâb
1*Herkese büyük bir iş yaratıldı ve ademoğlu’na ağır boyunduruk konuldu.
2*Annesinin karnından çıktığı günden; ta her şeyin anasına döndüğü güne dek.
3*Yani; kuruntulardan ve yüreğin korkusundan başka, beklenilen ölümün günü.
4*Bu tümümüzü kapsar: Yüksek makamda oturandan ta toz toprakta aşağı ve değersiz yatana kadar.
5*Şu mor kaftanı giyenden ve tacı taşıyandan, keten bezini giyene kadar.
6*Öfke, kıskançlık, acılar, baskılar, ölüm korkusu, kin, kavga ve yatakta huzur zamanında olan düş, onun aklını değiştirirler.
7*Az veya oldukça hiç rahat etmez, sonra düşünde sanki tetiktedir.
8*Cenkten kurtulan kimse gibi yüreğinin düşünde rahatsız olur.
9*Kurtulduğunda uyanır ve korku nedeni olmayan şeyden çok şaşırır.
10*Bu gibi şeyler her insanda vardır. Eğer insanda eğer, hayvanda; ama düzenbazlarda yedi kez daha çok var.
11*Öldürmek, cinayet, kılıç, kötülük, kıtlık, yıkım ve kırbaçlar;
12*Bütün bunlar, kötüler üzerine gönderilmek için yaratıldı. Tufan da onların nedeniyle oldu.
13*Her ne ki topraktan ise toprağa döner ve sularda olanlar denize geri döner.
14*Her bağış ve kötülük yok olacak;
15*Ama iman sonsuza dek kalacak.
16*Kötülerin malı dere gibi kurusun ve nasıl yağmur yağdıkça  büyük gök gürültüsü koparsa;
17*Yüce Allah, elini açtığı zaman; kötüler de böyle sevinir ve düşmanlık edenler büsbütün eksilir.
18*Kötülerin soyu çok dal budak salmadığı gibi, kirli gönüller de çok kayalarda gibidir.
19*Suyun yanında ve ırmağın kenarında biten ot her ottan önce koparılır.
20*Karşılıksız Tanrı vergisinin bereketi çim gibidir ve sadaka sonsuza dek kalır.
21*Kendi durumunu beğenen işgüzarın yaşamı tatlıdır; ama hazine bulan ikisine de galip gelir.
22*Çocuklar yetiştirmek ve şehir yapmak ün verir; ama lekesiz  kadın, ikisinden daha çok iyidir.
23*Şarap ve müzik yüreği sevindirir; ama bilgelik sevgisi ikisinden de iyidir.
24*Nefesli ve telli çalgı hoş sesler çıkarır; ama tatlı dil, ikisinden de iyidir.
25*Güzeli gözler arzular; ama ekilmiş yeşillik ikisinden daha çok iyidir.
26*Dost ile yoldaşın  yerinde karşılaşması güzeldir; ama erkekle kadının ‘karşılaşması’ ikisinden daha çok güzeldir.
27*Kardeşler ve yardımlaşmalar kötü zamanda iyidir; ama sadaka ikisinden daha çok kurtuluş sağlar.
28*Altınla gümüş insana güven verir; ama öğüt ikisinden daha çok beğenilir.
29*Mal ve güç yüreği yüceltirler; ama Allah korkusu ikisinden daha çok iyidir.
30*Allah korkusunda noksanlık yok ve içinde yardım istemek yoktur.
31*Allah korkusu, kutlu cennet gibidir ve onun sahibini, başka saygınlıklardan daha çok saygın eder.
32*Ey oğul! Yaşamını dilencilikle geçirme; dilenmektense ölmek daha iyidir.
33*Başkasının sofrasını gözeten adamın dirliği, dirlik sayılmaz; çünkü o başkasının yemeğiyle canını kirletir.
34*Ama ilim sahibi bilge kişi ondan kaçınır.
35*Utanmazın ağzında dilencilik tatlıdır ve karnında yanar ateş gibidir.

    Kırkbirinci Bâb
1*Ey ölüm senin anılman kendi malında bol bol yaşayana ne acı!
2*Ama korkusuzca ve mutlulukla yemeğini yiyene;
3*Ey ölüm senin hükmün züğürt ve aciz adama ne hoş!
4*Her türlü dert ile kocamışa ve kuruntuları kalmamışa.
5*Ölüm hükmünden korkma geçmiştekileri ve ardından gelenleri an.
6*Çünkü her insana Allah’tan buyruk budur ve ne diye yüce yaradanın arzusundan kaçasın.
7*Bir kimse on, yüz veya bin yıl yaşasa mezarda yaşamdan şikayet yoktur. 
8*Günâhkârların oğulları çirkindir ve sapkınların komşularına dedikodu yapanlar da.  
9*Günahkarların oğullarının mirası kaybola ve her zaman onların soyu utanç kala.
10*Bozguncunun çocukları babasına söver; çünkü onun yüzünden kınanıyorlar.
11*Vay size ey kötüler! Yüce Rab’bin yasalarını bıraktınız.
12*Çünkü eğer çoğalıyorsanız yıkıma çoğalıyorsunuz; eğer doğuyorsanız nefrete doğuyorsunuz ve eğer ölüyorsanız size verilecek olan pay lanettir.
13*Topraktan olan herşey toprağa dönüyor ve kötüler de lanetten böyle yıkıma gidiyor.
14*İnsanlar kendi bedenleri için yas tutuyor; ama günahkârların kötü adı yok oluyor.
15*Ününü önemse! Çünkü bu sana, büyükçe bir gömüden daha çok kalır.
16*İyi bir yaşamın sayılı günleri var; ama iyi ad bırakan sonsuza dek kalır.
17*Yavrularım! Etik kurallarını esenlikle gözetin.
8*Gizli bilgelikte ve saklı gömüde; bu ikisinde ne yarar var?
19*Kendi akılsızlığını gizleyen, kendi bilgisini gizleyenden daha yeğdir.
20*Şimdi benim sözlerime saygı duyun.
21*Çünkü her utancı saklamak iyi değil ve sadakatla yapılan her şeyi herkes beğenmez.
22*Atanın ve ananın önünde zina etmeye utan; ve bekçi hem de güçlü önünde kalleşlik etmeye...
23*Yargıç ve bey önünde hata etmeye; hem toplumun önünde kargaşa çıkarmaya...
24*Yoldaşın ve dostun önünde haksızlık etmeye; hem yabancı olduğun yerde hırsızlık etmeye...
25*Tüm bu şeyleri yapmaya utan! Allah’ın hakkı ve antlaşması için...
26*Ve de ekmek üstüne dirseğini dayandırmaya utan!
27*Hem de alışveriş yaparken ayıplanmaya utan.
28*Sana selam verildiği anda susmaya...
29*Birisinin payını ve bahşişini almaya utan.
30*Hem nikâhlı kadına aşık olmaya...
31*Başka birisinin cariyesine gönül vermeye ve onun yatağında yatmaya utan.
32*Dostlara sövüp saymaya ve verdikten sonra yüzüne vurmaya utan.
33*Dedikodu etmeye ve sırları anlatmaya utan.
34*Böylece olağanüstü olursun ve herkesin yanında merhamet edilirsin.
 
    Kırk İkinci Bâb
1*Bu şeylerden utanma ve günah yapmak için kimsenin hatırını gözetme.
2*Yani; Tanrı Yasaları’ndan, yüce Rab’bin antlaşmasından ve doğruyu kanıtlamak için yargılamaktan...
3*Yoldaşın ve gezginlerin konuşmalarından; dostların mirasını paylaştırmaktan...
4*Kantarla kiloları ayarlamaktan; aza ve çoğa sahip olmaktan... 
5*Alışverişte dürüst olmaktan, çocukları terbiye etmekten ve yaramaz hizmetçinin yan­larını kanatmaktan...
6*Kötü huylu kadını eve kilitlemek iyidir; elleri bol gördüğü yerde her şeyi kapar.
7*Dışarıya her neyi veriyorsan, belli sayıyla tartarak ver; ve alış verişin defterini tut.
8*Çılgını terbiyelemeye utanma; hem genç­lerle çekişen yaşlıyı...
9*Böyle davranarak gerçekten uslu ve herkesin yanında seçilgen olursun.
10*Kız babasına gizli uykusuzluğu getirir ve onun uğraşı uykuyu giderir.
11*Ta ki gençliğinde, -yaşamın çiçeğini geçirmeye gittikten sonra nefretlik bir kadın olmasın.
12*Ta ki kızlığından utanmasın ve babasının evinde gebe kalmasın.
13*Ve kocadayken bir suç yapmasın ve nikahlandıktan sonra kısır olmasın.
14*Arsız kızı iyi kolla ki bir an gelir ve seni düşmanlarına karşı utandırıverir.
15*Şehirde halkın arasında kötü anılma ve seni insanlar utandırmasın.
16*Güzelliği için hiçbir insana bakma ve kadınlar arasında oturma.
17*Çünkü nasıl ki giysiden güve çıkarsa; kadının kötülüğü de kadından böyle çıkar.
18*Erkeğin kötülüğü, kadının iyiliğinden daha iyidir; ama utançlı kadın utandırır.
19*Şimdi Rab’bin işlerini söyleyeyim ve gördüğümü anlatayım:
20*Yüce Allah’ın işlerini sözleriyle bil.
21*Nasıl ki güneş parlar ve ışığını yayarsa; Rab’bin işleri de kendi yüceliğiyle doludur.
22*Yüce Allah, kendi kutsallarına; tüm şaşılası işlerinin anlatılmasını istemedi.
23*Ama onları; ‘Her şeye gücü yeten, her şeyin yüce Allah’ının görkemi, sarsılmaz olarak koydu.
24*O engin suları ve yüreği araştırır; insanların kalleşliğini anlar.
25*Çünkü yüce Allah, her bilgiyi bilir ve sonsuzluğun izine bakar.
26*Geçen ve gelecek olan şeylerden haber verir ve gizli şeylerin izini açar.
27*O’ndan gizli hiçbir düşünce olmaz ki onu duymamış olsun ve O’na hiçbir söz gizli olamaz.
28*O, sonsuz öncelikli ve hiç tükenmezdir. Büyük şeyleri kendi bilgisiyle donattı.
29*Ne artar, ne eksilir ve ne de bir kimsenin öğüdüne gereksinim duyar.
30*O’nun bütün işleri ne denli arzulanır? Eğer ki incelenip doğrulanamaz ise; meğer bir kıvılcım kadar!
31*Bu türlü şeyler diridir ve sonsuza dek kendi görevlerinde kalırlar; hem her şey O’na uyar.
32*Her şey çift, birbirinin karşıtıdır; ve hiç bir kusurlu şey yapmadı.
33*Bir şey, diğer bir şeyin iyiliğini gösterir ve yüce Allah’ın ululuğunu görmekten kim doyabilir?

    Kırk Üçüncü Bâb
1*O yüce doruk ve tertemiz gökyüzü; göğün ne sevgili bir yüzü var.
2*Gün ışığı kendini gösterdiği zaman, egemen Allah’tan haber verir. Hayret bir şey ve yüce Rab’bin işidir!
3*Çıktığı an ülkeyi kurutur ve onun sıcaklı­ğının karşısına kim durabilir?
4*Ateşte yapılan şeyleri hazırlamak için ocağa öfüren nasılsa; güneş de böyledir. Belki üç kat daha fazla, dağ gibi yakar.
5*Ateşli buharı çıkarır ve ışıklarıyla parlayıp gözleri kamaştırır.
6*Onu yaratan büyük Allah’tır ve O’nun buyruğuyla kendi yoluna acele eder.
7*Ayı da O yarattı. Zamanına göre değişik mevsimlerin oluşması ve dünyanın simgesi olsun.
8*Ay bayramlara işarettir ve bir ışıktır ki kayboluncaya dek küçülür.
9*Sonra acayip değişerek çoğalır ve onun isminden ‘Ay!’ diye adlandırılır.
10*Ve gök kubbede parlayan askeri bir alet gibidir.
11*Yıldızların cilası, gökyüzünün güzelliğidir. O parlak süs, yüce Allah’ın yüksek yerlerinde ışıldar.
12*Kutsal Olan’ın buyruğuyla kendi sıralarında dururlar ve kendi nöbetlerinde yorulmaz­lar.
13*Gök kuşağına bak ve onu yaratanı yücelt. O kendi parlaklığıyla çok güzeldir.
14*O, olağanüstü bir döngüyle göğü döndürür. Ve onu yüce Rab’bin elleri yayar.
15*O kendi buyruğuyla karı hızlandırır ve kendi kararıyla çabucak yıldırımları kızıştırır.
16*O’nun hazineleri açıldığı gibi bulutlar kuşlar gibi uçuyor.
17*O kendi büyük gücüyle bulutları pekiştirir ki taş gibi doluları yağdırmasınlar.
18*O’nun gökgürültüsü yere; doğuracak kadınlar gibi sancılar getirir ve O’nun bakışıyla dağlar kımıldar.
19*O’nun dileğiyle lodos, fırtınalı poyraz ve şiddetli rüzgâr eser.
20*O karı uçan kuşlar gibi saçar; o da bir yere toplanan çekirgeler gibi iner.
21*Onun beyazlığına göz şaşırır! Ve onun yağdığına yürek şaşakalır.
22*O kırağıyı yeryüzüne tuz gibi saçar; sanki sivriltilmiş uçlara benzer.
23*Soğuk poyraz estiği zaman, sudan buza dönüşür;
24*Ve her toplanmış suda olur. Suyu örülmüş bir zırh gibi giydirir.
25*Dağları yer, çölleri yakar ve otu ateş gibi bitirir.
26*Bunların karşısına hazır çare buluttur ve ‘sarılığa’ yetiş! Çiy sevindirir.
27*O kendi sözüyle engin suları susturur ve içinde adaları diker.
28*Denizlerde gezenler onun tehlikelerini anlatırlar. Biz bunları kulaklarımızla işitip şaşırırız.
29*Orada inanılmaz derecede acayip yaratıklar var; her türlü hayvanlar ve çeşitli ada balıkları.
30*O’nunla her şey son iyiliğine erişir ve O’nun sözüyle durur.
31*Çok söylesek de kökenine eremeyiz. Kısacası ‘Her şeyde, Her Şey’ O’dur.
32*O’na erdemlikle nasıl şükredebiliriz? Çünkü O, her yaratık üzerine büyüktür.
33*Yüce Rab, en büyüktür ve O’nun gücü şaşkınlık yaratır!
34*Elinizden geldiğince Rab’be hamdederek yüceltin; yine de her övgüden büyüktür.
35*O’nu yüceltirken, tüm gücünüzü yitirip yorulmayın. Çünkü bu şekilde bile yeterli derecede şükredemezsiniz.
36*O’nu kim gördü ki anlatabilsin? O’nu özüne göre kim yüceltebilir?
37*Bunlardan daha büyük bir sürü gizemler var. O’nun işlerinin azını görmüşüz. 
 (38)*Çünkü yüce Rab her şeyi yarattı ver bilgeliği doğrulara verdi.

    Kırk Dördüncü Bâb
1*Şimdi sevgili büyük adamları ve soyumuzun atalarını övelim.
2*Yüce Allah, sayısız  görkemli şeyler yarattı. O’nun yüceliği sonsuz önceliktendir.
3*Onlar kendi ülkelerinde egemenlik sürdüler ve güçte yenilmez adamlardı.
4*Kendi büyüklüklerine danışıyorlar ve bu  peygamberliklerle gönderilmiştiler.
5*Halka kendi danışmalarıyla; toplumun Tanrı Yasası’nı anlamalarını tasarlıyorlardı.
6*Onların konuşmalarında bilgelik sözleri vardı; müzikle ezgiler araştırıyorlardı.
7*Mutlu ve güçlü kişilerdi; kendi evlerinde esenlikle yaşıyorlardı.
8*Bütün bunlar, kendi çağlarında onurlandırıldılar ve kendi günlerinde övüldüler.
9*Onlardan bazıları ün kazandılar ki övgüleri anılsın.
10*Diğerleri hiç anılmıyor. Kayboldular! Sanki hiç olmamışlar;
11*Ve sanki hiç yaşamamışlar! Ondan sonra çocukları da böyle oldu.
12*Ama onlar iyi insanlardı ve onların yetkinlikleri hiç unutulmadı.
13*Onların kuşakları yanında iyi bir miras kalsın ve onların geleceği Allah’ın antlaşmasında olsun.
14*Onların soyu: Dedim ki; Allah’ın antlaşmasındadır ve onlardan sonra onların oğulları da...
15*Onların soyu sonsuza dek dursun ve onların ünü hiç bitmesin.
16*Gerçi onların bedenleri esenlikle gömüldü; ama onların ünü çağlar boyu yaşayacaktır.
17*Onların bilgeliğini milletler anlatıyor; ve onların övgüsünü cemaat açıklasın.
18*Onu yüce Allah beğendi ve kabul olup, bu çağlara tövbenin ibreti oldu.
19*Nuh kusursuca dürüst bulundu. Ona afet gününde sevap verildi.
20*Bu yüzden tufan olduğu zaman, yeryü­zünde kalıcı oldu.
21*Sonsuzluk antlaşması onunla kesildi ki bundan böyle artık hiç bir insan suyla yok olunmasın.
22*İbrahim birçok milletlerin atası idi; onun ünü gibi hiç kimse ünlenmedi.
23*O, yüce Allah’ın yasalarını gözetti ve onunla antlaşma yaptı.
24*Onun soyunda antlaştı ve sınamada gerçekçi bulundu.
25*Bundan ötürü yüce Tanrı ona yemin edip; ‘tüm insan soyunun onun adıyla mutlu olmasına’ söz verdi.
26*Onu yerin tozu kadar çoğaltacak ve onun soyunu yıldızlar gibi kaldıracaktır.
27*Ona denizlerden denizlere ve nehirlerden nehirlere; ta dünyanın sonuna dek mirası edineceğini söyledi.
28*Bu şeyleri İshak ile de babası İbrahim için kararlaştırdı:
29*Yani tüm insanların bereketini ve antlaşmasını ki bunları Yakup’un başına koydu.
30*Onu kendi bereketlerinde bildi ve ona miras verdi.
31*Onun payını paylaştırıp on iki bölüğe ayırdı.

    Kırk Beşinci Bâb
1*Ondan sonra dindar bir adam çıkardı. Ondan herkes dostça bahsetti.
2*Bu Allah’ın ve insanların sevgilisi Musa’dır. Onun anılması ne kutludur.
3*Onu onurda kutsallara eş tuttu ve onu düşmanlarını korkutmak için büyük yaptı.
4*Onun sözleriyle olağanüstü olayları yatıştırdı ve onu kralların önünde güçlendirdi.
5*O, onu buyruğuyla kendi halkına gönderdi ve ona onlara kendi görkemini gösterdi.
6*O, onu din ve ağırbaşlılıkla kutsadı. Onu tüm insanlar arasından seçti.
7*Ona kendi sesini dinletti ve onu duman içine soktu.
8*Onun yüzüne karşı buyrukları, yaşamın ve bilgeliğin Tevrat’ını  verdi.
9*Ta ki Yakup’a antlaşmayı ve İsrail’e ‘Tanrı Yasası’nı öğretsin.
10*Onun gibi, Levi soyundan olan aziz kardeşi Harun’u yükseltti.
11*Onunla sonsuzluk antlaşmasını yaptı ve ona ulusun halifeliğini verdi.
12*Ona uygun süslemeler verdi; ona onur giysisi kuşattı.
13*Ona tam görkemlilik giydirdi ve onu güç aletleriyle güçlendirdi.
14*Şalvar, kaftan ve ‘Haham Göğüslüğü’ ile.
15*Onu altın anımsama kuşağıyla çevreledi.
16*Ve onun çevresini bir dizi çıngıraklarla çevirdi ki gezindikçe ses versin.
17*Ve böylece Tapınakta ses işitilsin. Bu kendi halkının çocuklarına anılma için olsun.
18*Ona altından, mor, parlak kızıl kutsal önlüğü ve parlak örgülü kaftanı;
19*Gerçek bilgeliğin görünmesi için, göğüs bandının kıvrak al giysisini;
20*Kakma işlemeli, altında değerli mücevher taşlarla bezenmiş işini giydirdi.
21*Anılmaları için İsrailoğulları bölüklerinin sayısına göre kazılmış süsleme yazısıyla;
22*Ona altın tacıyla; „Kutsal nakış’’ baskısını sarık üzerine koydu.
23*Tüm bu şeyler; bol görkemlikle, olgun işlerle göze iyi gelen, ince süslemelerdi. 
24*Ama inceleyin; bundan önce hiç yoktular! Ve hiç bir yabancı onları giymedi;
25*Ancak onun oğulları ve ardılları sonsuza dek.
26*Onların ‘yakmalık kurbanları’ kesim için günde iki kez getiriliyordu.
27*Musa onu halifeliğe atadı ve onu kutsallıkla meshetti. 
28*O, ona ve onun soyuna; gök durdukça sonsuza dek antlaşma oldu.
29*Böylece yüce Allah’a ibadet etsin ve halifeliğin hizmetini görsün. O’nun adıyla kendi halkını bereketlesin.
30*Tüm canlılar arasından onu seçti ki, kurbanlarını sunsun.
31*Hoş kokulu tütsüyü anı için yaksın; ta ki onu bağışlasın.
32*Ona kendi vasiyetlerini, kararlarının kesin buyruklarını verdi.
33*Böylece Yakup’a tanıklığı öğretsin ve O’nun şeriatında İsrail’i aydınlatsın.
34*Yabancılar ona karşı geldiler ve onu çölde kıskandılar.
35*Datanlılar ve Abiramlılar ile Korah toplumu şiddetle öfkelendi.
36*Yüce Rab bunu görüp beğenmedi. Bu yüzden şiddetli öfke ve afet ile yok oldular.
37*Onlara olağanüstü harikalarla, ateş aleviyle yok etti.
38*Harun’un görkemliliği arttı ve ona miras verdi.
39*Onu bir pay için yılın ürünlerinin ilkinden verdi. Önce ona ve onun yakınlarına bol bol yemek hazırladı.
40*Zîrâ imâmlar Rabbi'l Müte?âli? kurbânlarını yerler ki onları Hârûna ve ?nu? nesline verdi
40*Çünkü imamlar yüce Rab’bin kurbanlarını yiyorlardı. ‘Tanrı’ onları Harun’a ve onun soyuna verdi.
41*Gerçi o, halkın vilayetinde miras alamazdı ve halkın içinde de bir payı yoktu! Çünkü yüce Rab onun mirasının payıdır.
42*Elazar oğlu Pinehas da görkemde üçüncüdür.
43*Bu yüzden yüce Rab’ten korkuyordu ve halkın başkaldırışına karşı koydu.
44*Kendi iyi yüreğinin sevinciyle İsrail’in Tanrısını hoşnut etti.
45*Bu yüzden onunla barış antlaşması yaptı. Onu kutsal çadıra, kutsal eşyalara, insanlara ve tüm halka imam atadı.
46*Ta ki halifelik geleneği sonsuza dek ona ve onun soyuna ait olsun.
47*Nasıl ki Yahuda bölüğünden Asaf oğlu Davut’a olan antlaşmaya göre;
48*Kralık mirası oğuldan oğula, birisine geçerse; böylece Harun’un mirası da onun so­yunda kalır.
49*Yüce Rab size yüreğinizde bilgelik versin ki halkı adaletle yönetesiniz.
50*Ta ki onların iyi işleri yok olmasın ve yüce Rab Harun’un şanını kendi kuşağı boyunca daim bıraksın

    Kırkaltıncı Bâb
1*Nun oğlu Yeşu cenkte keskin ve peygamberliklerde Musa’nın halifesidir.
2*Ününe yaraşır biçimde yüce Allah’ın seçkinlerini kurtarmakta büyük biriydi.
3*Onların üzerine kalkan, düşmanlarından öç almak ve vilayeti miras almak için
4*Ellerini kaldırıp kent üzerine kılıcını uzattığı an, ne denli sevecendi.
5*Ondan önce böyle kim karşı koyabildi? Çünkü yüce Rab’bin cenklerini bu yaptı.
6*Onun eli nedeniyle güneş geri çekilmedi mi? Şöyle ki; bir gün, iki günlük  oldu.
7*Düşmanı her taraftan bastığı an, yüce Egemen’i çağırdı.
8*Büyük Rab da onu haklı görüp, çok şiddetli dolu taşlarını yağdırdı.
9*Ülkeler üzerine saldırdı ve karşı koyanları inişte bozguna uğrattı.
10*Ta ki milletler onun silahlarını bilsinler. Çünkü onun cengi yüce Rab’bin önündeydi.
11*Çünkü o ‘Güçlü’ye boyun eğdi ve Musa’nın zamanında iyilik edendi.
12*O Yefunne oğlu Kaleb ile adamlarına karşı direndi.
13*Halkı günahtan uzaklaştırmak ve kötülerin taşkınlığını yatıştırmak için...
14*Bu ikisi, tam altı yüz bin yayadan kurtuldu. 
15*Yüce Allah’tan mirasa; süt ve bal akıtan ülkeye geçmek için...
16*Yüce Allah, Kaleb’i güç verdi ve bu ona yaşlılığına dek sürdü. 
17*Ülkenin yüksek yerlerine çıkmak için, onun soyunu miras edindi.
18*Tüm İsrail’in bunu bilmesi gerek: ‘Hz. Allah’a bağlı kalmak iyidir!
19*Ne kutlu; diğer beylerin her birisinin böyle, başka türlü anılması!
20*Çünkü tüm o kişilerin yürekleri zinaya yaklaşmadı ve yüce Tanrı’ya başkaldırmadılar.
21*Onların kemikleri kendi yerlerinde filizlensin ve onların ünü onurlu çocuklarında değişilip yenilensin.
22*Samuel yüce Allah’ın sevgilisi ve onun peygamberiydi. Ülkeyi kurup, halkının üzerine krallar atayıp meshetti.
23*Yüce Tanrı’nın yasalarına göre toplumu yargıladı ve yüce Tanrı Yakup’u yokladı.
24*Kendi gerçekliğiyle, olgun bir peygamber olarak tanındı ve  rüyada sözleriyle dürüst bilindi.
25*Düşmanları onu her yönden sıkıştırdıkları an, bir süt kuzusunu kurban edip yüce Allah’ı çağırdı.
26*Yüce Tanrı da gök gürültüsüyle kendi sesini büyük gürültüyle dinletti.
27*Sürülerin kumandanlarını ve tüm Filistinliler’in beylerini kırdı.
28*Bundan başka, yüce Allah’ın ve O’nun Mesih’inin önünde, ‘sonsuz huzurunun’  zamanından önce tanıklık edip dedi ki:
29*-Ben hiç kimseden gümüş para veya bir çarıklık almadım! Ondan hiç kimse de şikayet etmedi. 
30*Öldükten sonra da peygamberlik edip ölümünü krala bildirdi.
31*Ve ağzını açıp, kendi peygamberliğinin sesini yükseltti; halkın suçlarının bağışlanacağını önceden duyurdu.

    Kırk Yedinci Bâb
1*Bundan sonra Natan gelip Hz. Davut’un zamanında peygamber oldu.
2*Selamet kurbanının yağı özel ayrıldığı gibi; Davut da İsrailoğulları’ndan seçildi.
3*Aslanlarla, sanki çocuklarla...! Ayılarla, sanki koyunların kuzularıyla oynaşıyormuş gibi oynadı!
4*Gençliğinde devi öldürmedi mi ve halkından utancı kaldırmadı mı?
5*Sapan taşıyla elini salladı ve Golyat’ın gururunu yıktı.
6*Çünkü yüce Allah’ı çağırdı, O da onun sağ elini güçlendirdi.
7*Güçlü adamı kovmak ve kendi halkının boynuzunu yükseltmek için
8*Halk, Davut’u on bini öldürdüğü için aziz kıldı ve ona Allah’ın bereketiyle övüp, onur tacını giydirdi.
9*Çünkü her taraftan düşmanı bozdu. Düş­man Filistinliler’i yok etti ve onların boynuzlarını ta bugüne dek kırdı.
10*Yüce Kutsal’ın her şeyi için, sözünü överek şükretti.
11*O’na tüm yürekten ezgiler düzdü ve kendi yaradanını sevdi.
12*Mezbah’ın önünde ilahiciler atadı. Öyle ki güzel sesleriyle uyumlu söylesinler ve O’nu her gün ezgilerle ansınlar.
13*Bayramları bezedi ve mevsimleri tam süsledi.
14*Onlar yüce Tanrı’nın şerefli adına şükrederken ve ‘Kutsal Yer’ ta sabaha dek ilahilerle doluyken;
15*Yüce Allah onun günahını kaldırdı ve onun boynuzunu sonsuza dek yükseltti.
16*Ona antlaşma için krallık ve İsrail’de görkem tahtını verdi.
17*Ondan sonra onun bilge oğlu geldi. O, onunla uysallıkla yürüdü.
18*Süleyman selamet+ zamanında kral idi ve görkeme erişti. Yüce Allah, onu her taraftan rahat ettirdi.
19*Böylece O’nun adına bir tapınak kursun ve sonsuzluğun ‘Kutsal Mabed’ini yapsın.
20*Gençliğinde ne denli bilgelikle doldun ve ırmak gibi ünlü oldun.
21*Senin canın tüm dünyayı kapladı ve sen onu gizemli benzetmelerle doldurdun.
22*Senin ünün uzak adalara gitti ve selamın da dostça idi.
23*Ezgilerin, hadislerin, benzetmelerin ve çevirilerin için tüm ülkeler sana şaştılar.
24*Bütün yeryüzünün efendisi yüce Allah’ın adıyla ki O’na İsrail Tanrısı diye ad konuldu.
25*Sen altını kalay gibi yığdın ve gümüşü kurşun gibi topladın. 
26*Soyun kadınlarla karıştı ve bedeninle bağlandın.
27*Kendi onurunu lekeledin ve soyunu kirlettin.
28*Çocukların üzerine öfke getirmek ve eğlentilerinle kederlenmek için.
29*Ülkeyi dağıtmak ve Efrayim’e isyankar bir yer vermek için.
30*Ama yine de yüce Allah, kendi bağış­la­masını bırakacak değildi; ve onun işlerinden hiçbirisi büsbütün kaybolmayacaktır.
31*Kendi beylerinin geleceğini kesmek ve kendi sevgililerinin soyunu bitirmek istemedi.
32*Belki Yakup’tan geriye kalanlar ve Davut için onlardan bir kök vermiştir.
33*Süleyman atalarıyla huzura erdikten sonra, arkasından kendi soyunu bıraktı;
34*Bu halkın en düşkünü ve akılsızı olan Rebvam idi ki kendi tutumuyla halkı ayaklanmaya sürükledi;
35*Ve Nebat oğlu Yerobam’ı İsrail’e günah ettirdi.
36*Efrayim’e günah yolunu gösterdi, onların suçları çok arttı.
37*Böylece bölgeden kovuldular
38*Çünkü her kötülüğe istekli oldular. Ta üzerlerine öfke ve öç gelinceye dek

     Kırk Sekizinci Bâb
1*Ondan sonra İlyas peygamber geldi. O ateş gibiydi ve sözü yel mumu gibi yanardı.
2*O halkın üzerine büyük kıtlık getirdi ve onların azgınlıklarını azalttı.
3*İlahi sözle göğü engelledi ve üç kez gökten ateşi indirdi.
4*Kendi harikalarınla ne sevgili oldun ey İlyas! Ve övgülerin ile sana benzeyen kimdir?
5*Bir ölüyü kaldırdın ve yüce Rab’bin sö­züyle bir canı mezardan ayağa kaldırdın.
6*Kralları ölüme ve azizleri kendi yatağından aşağıya ittin. 
7*Sina’da Rabb’in azarlamasını ve Horeb’te öç yargısını işittin.
8*Kralları cezalandırdın ve halifelerle peygamberleri de meshettin.
9*Ateşin kasırgasında ve ateşe benzer atlardan çekilen arabalarla yukarıya kaldırıldın.
10*Yüce Rab’bin yargısının cezasını yatıştırmak için, ara sıra yavaşlatarak emniyeti sağladın.
11*Ta ki babaların yüreğini oğullara döndürmeye ve İsrailin boylarını düzeltmek için.
12*Ne mutlu seni görenlere ve senin sevginle ölüp gidenlere!
13*Gerçi biz yaşıyoruz; ama öldükten sonra bizim ünümüz olmaz.
14*Elişa bir kasırgayla kaplanmış İlyas’ın ruhundan doldurulmuştu.
15*Kendi günlerinde krallara boyun eğmedi ve hiç kimse ona sataşmadı.
16*Hiç bir şey ona galip olmadı ve öldükten sonra onun cesedi peygamberlik etti.
17*Yaşarken harika şeyler yaptı. Öldükten sonra işleri şaşkınlık yarattı.
18*Ama tüm bu türlü şeylerle, halk tövbe edip günahlarından geri dönmedi.
19*Ta ki kendi ülkelerinden sürgün edilinceye ve doğdukları yerden dağılıncaya dek.
19*Böylece  kavm, Davut ocağından olan beylerle azaldı.
21*Onlardan bazısı Allah’a hoş olan şeyler yaptılar ve bazısı da günahlarını arttırdılar.
22*Hizkiya kendi kentine hisarlar yaptı ve içine su götürdü.
23*Uçurumlarla kaplı kayayı demirle kazdı ve sular için çeşmeler yaptı.
24*Onun çağda Sanherib ortaya çıktı ve acımasız Rabşake’yi gönderdi.
25*Siyon üzerine el kaldırdı ve hem kendi ki biriyle çok böbürlendi.
26*O zaman halkın yüreği ve eli gevşedi; doğuran kadınlar gibi sancılandılar.
27*Ama bağışlayıcı olan Rab’bi çağırıp, ona ellerini kaldırdılar.
28*Kutsal olan da onları gökten onayladı ve İşaya’nın aracılığıyla kurtuldular.
29*Asurlular’ın ordusunu bozdu ve O’nun meleği onları öldürdü.
30*Çünkü Hizkiya yüce Tanrı’ya iyi gelen şeyleri yaptı ve babası Davut’un yollarını tuttu. Gerçekten o büyük hak peygamber İşaya, bunları ona kendi düşünde bildirmişti.
31*Onun zamanında güneş geri döndü ve kralın yaşamına yaşam kattı.
32*Büyük ruhuyla sonradan olacak şeyleri gördü ve Siyon’da yas çekenleri avuttu.
33*Bu sistemin sonuna dek olacakları ve gizli şeyleri daha olmadan önce bildirdi.

    Kırk Dokuzuncu Bâb
1*Yoşiya’nın duası, attar sanatıyla yapılan tütsü hamuru gibidir.
2*İçkilerimizle müziğin tatlı geldiği gibi, her ağıza bal gibi tatlı gelir.
3*Ulusu geri döndürmeğe yön verdi ve iğrenilecek kötülükleri kaldırdı.
4*Kendi yüreğini Rab’be doğrulttu ve yaramazlıkları günlerinde yetkinliği sarsılmaz kıldı.
5*Davut’tan, Hizkiya’dan ve Yoşiya’dan başka tümü baş kaldırdı.
6*Çünkü yüce Rab’bin Tevrat’ını bıraktılar ve Yahuda kralları kesilmiş oldular.
7*Onların boynuzunu başkalarına ve onurunu yabancı ülkelere verdi.
8*Kutsal Kudüs’ü; yani seçkin şehri yaktı ve o yer peygamberlik merkezi olduğu halde, onun yollarını yıktı.
9*Çünkü ona acı verdiler. Eğer ki o, ta ana rahminden peygamber olarak kutsanmış olsa da...
10*Sıkıntıların bitmesi, yıkım ve yine yağmur ile dikim için.
11*Hezekiel de yüceliğin düşünü gördü. Bu ona Kerubi’nin arabasında gösterildi.
12*Çünkü o, düşmanları yağmur sağanaklarıyla andı ve doğru yolu gözetenlere uyum sağlattı .
13*On iki peygamberin anılmaları bereket­lensin ve onların kemikleri kendi yerlerinde filizlensin.
14*Zerubabil’i nasıl yüceltelim? O sağ elde olan mühür yüzüğü gibiydi.
15*Ve Yosedak oğlu Yesu, kendi günlerinde Tapınağı tamir ettirdi. Yüce Rab’be kutsal Tapınağı, sonsuz görkemine hazırlamak için kurdu.
16*Nehemya da seçkinlerdendi ve her zaman böyle anılıyor:
17*O bize yıkılmış surları onardı; kapıları ve sürme kilitleri tekrar taktırdı ve yeniden evlerimizi yaptırdı.
18*Ama Hanok gibi hiç kimse olmadı ve o yerden göğe alındı.
19*Yusuf’a benzer kimse doğmadı. O kardeş­lerine doğruyu gösteren ve halkının dayanağı idi. Yüce Allah onun kemiklerini kayırdı.
20*Sam ve Şit insanlar arasında onurlan­dı­rıl­dı ve Adem tüm hayvanlardan daha üstün yaratıldı.

    Ellinci Bâb
1*Oniya oğlu Simon adındaki baş imam da vardı. Kendi yaşamında Tapınağı onardı ve kendi günlerinde halkın kalıcılığını sağladı.
2*Tapınak iki kat yüksek onun tarafından yapıldı ve çevresinde yüksek duvarlar vardı.
3*Onun asrında su havuzu küçük olduğundan, bakırdan bir başkası yapıldı ve onun çevresi önceki havuzun çevresi kadardı.
4*Kendi toplumu için çok gayret etti ve yıkıma karşılık şehrin çevresine surlar yaptırdı.
5*Halkıyla konuşurken, Tapınağın pardesinden çıkarken ne denli görkemliydi.
6*O bulutlar arasında sabah yıldızı gibi ve kendi günlerinde dolunay gibiydi.
7*Yüce Rab’bin Tapınağı üzerinde parlayan güneş gibi ve görkemli bulutları aydınlatan gökkuşağı gibi...
8*İlkbaharda açılan güller gibi ve su kaynaklarının yanında  zambak gibi. Sanki yaz günlerinde kendir fidanları gibi...
9*Buhurdanlıkta, ateş üstündeki günlük gibi. Her türlü mücevher taşları süslenmiş bedevi altın kabı gibi...
10*Yemiş veren güzel zeytin gibi ve bulutlara dek çıkan selvi gibiydi.
11*Övgü kaftanını aldığı ve tüm görkemli giysileri giydiği zaman;
12*Kutsal Mezbaha çıkarken, kutsallığın inceliğini onurlandırdı.
13*İmamların elinden payları aldığı ve mezbahın ocağı yanında durduğu zaman; kendi çevresindeki kardeşleri halka gibiydiler.
14*Lübnan dağındaki erz ağaçlarının filizleri gibi ve onu ‘gelinin süs ağacı’ gibi çevirdiler.
15*Tüm Harun oğulları görkemliydiler ve tüm İsrail cemaatinin önünde, yüce Allah’ın kurbanları onların ellerinde idi.
16*Ondan sonra kutsal hizmeti mezbahta tamamlamak için ve ‘Her Şeye Gücü Yeten Yüce Rab’bin kurbanlarını bezemek için;
17*Elini leğene uzatır ve üzüm suyundan döküş armağanını yerine getirirdi.
18*Bunu Mezbahın temeline, tüm yaratıkların Kralı’na hoş koku olsun diye dökerdi.
19*O zaman Harun oğulları yüksek sesle ilâhiler söyler ve işlemeli gümüşten borular çalarlardı.
20*Böylece yüce Rab’bin önünde anı için, yüksek bir ses dinletirlerdi.
21*O zaman tüm topluluk çabucak, hep birlikte yüzüstü yere düşüyordu.
22*Bunu kendilerinin Rabbi, yücelerden daha yüce ve her şeye gücü yeten, Allah’a secde etmek için yapıyorlardı.
23*Zikirciler de O’na kendi ağızlarıyla hamd edip, birçok seslerle güzel nağmeler okurlardı.
24*Ve halk, ‘Yüce Bağışlayıcı’nın önünde duayla yakarıyordu.
25*Ta yüce Rab’bin ibadeti tamamlanıncaya ve onlar da kendi hizmetlerini bitirinceye dek.
26*O zaman Simon inip, İsrailoğulları’nın tüm cemaati üzerine ellerini kaldırıyordu.
27*Ve yüce Rab’be kendi dudaklarıyla bereket okuyup, O’nun ismiyle övünürdü.
28*Ondan sonra yüce Rab’ten, bereketi almak için tekrar secde ediyordu.
29*Evet şimdi hepiniz yüce Allah’ı yüceltin. Çünkü her türlü büyük işler yapar.
30*O bize ana rahminden beri yaşam uzunluğunu verir ve bizi kendi anlayışı içinde esirger.
31*Bize sevinçli yürek veren O’dur. Şimdi ve dünya durdukça İsrail’de barış versin.
32*Ta ki esirgemesini bize göstersin ve bizi kendinin belli zamanlarında kurtarsın.
33*İki milletten canım sıkılır ve üçüncüsü millet sayılmaz.
34*Simron dağında oturanlardan, Filistin’de yaşayanlardan ve Şekem’de oturan deli kavimden.
35*Kutsal Kudüs’lü, Şirak oğlu Yesu kendi yüreğindeki bilgeliği yağmur gibi döktü ve bu kitaba bilgelikle yetinin terbiyesini yazdı.
36*Ne mutlu bu şeylere çalışana ve her kim onları aklına yerleştirirse bilge ola!
37*Çünkü eğer bunları yapacak olursa; her şeye yarar sağlar.
38*Onun uyduğu iz yüce Rab’bin ışığı olsun ve salihlere bilgelik versin.
39*Yüce Rab sonsuza dek yücelensin. Amin, amin!..

    Ellibirinci Bâb
    Sarâh oğlu Yesû?u? duâsı 
1*Ya Rabbi! Kral... Sana övgülerle teşekkür edeyim. Ey kurtarıcım Allah! Seni yücelteyim.
2*Senin adını övgülerle yücelteyim. Çünkü benim koruyucum ve destekçimsin.
3*Benim bedenimi ölümden, dil iftirasının tuzağından;
4*Hem kötüleyici dudaklardan  kurtardın ve bana düşmanlar üzerine yardımcıydın.
5*Senin lütfuna göre, beni yutmak isteyenlerin dişlerinden kurtardın.
6*Canımı arayanların elinden ve birçok sıkıntılardan da...
7*Her yerde olan ateşte boğulmaktan ki ateşin içinde yanmadım!
8*Mezar karnının dibinden, kötü dilden, yalan sözden ve kralın yanında yalancı dilin iftirasından...
9*Nerdeyse ölüyor mezarın dibine gidiyordum.
10*Beni her yönden kuşattılar ve bana yardım eden yoktu.
11*İnsandan kurtuluş beklerdim; ama kimse yoktu.
12*Ondan sonra yâ Rabbi! Senin esirgemeni ve her zaman yaptığın işlerini anımsadım.
13*Çünkü sana katlananları sen kurtarıyor ve onları düşmanların ellerinden alıyorsun.
14*Evet ben yükümü yerden kaldırdım ve ölümden kurtulmak için yalvardım.
15*Efendim, Babam olan Rabbi çağırdım. Beni kötü günlerde, kibirliler zamanında ve her türlü yardımdan uzak olan o günlerde bırakmasın.
16*Senin adına her fırsatta hamd edeyim ve sana büyük istekle şükürler edeyim. Çünkü benim du­am kabul oldu.
17*Beni ölümden çektin ve beni güç zamandan kurtardın.
18*Bu yüzden sana şükredeyim, seni öveyim ve ismini anarak yücelteyim.
19*Genç olduğumda, gezgin olmadan önce ben duamda bilgeliği istedim.
20*Tapınağın önünde bu yüzden yalvarırdım ki, onu son güne dek arayayım.
21*Benim yüreğim onunla sevindi. Şu üzümden sevindiği gibi ki çiçeklenip olgunlaşıyor.
22*Ayağım doğrulukta gezdi, gençliğimden beri onu araştırdım.
23*Yavaşça kulağımı eğdim, öğrendim ve kendime çok adam kazandım.
24*Onun içinde nimete erdim ki bana bilgelik vereni överek yücelteyim.
25*Çünkü onu yapmayı niyet ettim ve iyiliğe çaba sarfettim. Bu yüzden ben utanmam.
26*Benim canım kendi kendine çok karşı koydu ve işlerimde çok emek verdim.
27*Ellerimi yukarıya uzattım ve canımın bilgisizliği için yerindim.
28*Yüreğim ona yöneldi ve onu yanımda buldum.
29*Önceden de gönlüm onunlaydı; bu yüzden terkedilemem.
30*Bağrım kabardı ki, onu arayım. Bu yüzden güzel mülk edindim.
31*Yüce Allah bana katkı için dil verdi ve onunla O’nu överek yücelteyim.
32*Ey bilgisiz olanlar! Bana yanaşın, hem eğitim evine toplanın.
33*Niçin geç kalıyor ve tüm bu olanlar için ne demek istiyorsunuz? Çünkü canlarınız gevşektir.
34*Ben ağzımı açtım ve söyledim; parasız pulsuz bilgeliği kazanın.
35*Boynunuzu boyunduruğa sokun ki canınız terbiyeyi kabul etsin. Onu bulmak kolaydır.
36*Gözlerinizle tanık olun; az emek verdim ve kendime çok rahat buldum. 
37*Çok gümüş paranız gitse bile eğitime katılın ki onunla çok altın kazanasınız.
38*Canınız yüce Rab’bin esirgemesiyle sevinsin. O’na hamd etmeye utanmayın.
39*İyi işlerinizi erkenden yapın; O da size kendi vaktinde sevap versin.

Eklesiyâstikus tamam oldu
Mim
(1665 kâtibin temiz kopyası)

Ali Bey’in el yazısı Eeklesiyâstikus tamam oldu
                                                                  
bi-mü?âvenetullah ve bi-himmet'i-ricâl
mim
 (Allah’ın yardımıyla ve insanların himmetiyle)   Juni-Mai 11/31- 1664 (Orjinal Ali Bey’in elyazısı)

 

                        KİTÂB-I BÂRÛH

                        (Baruh’un Kitabı)

Evvelki Bâb
        
Hilkiyâ oğlu Âsâbyâ oğlu Sidkiyâ oğlu Mâ?asiyâ oğlu Neriyâ oğlu Bârûhu? Bâbilde yazdığı kitâbı? kelâmı budur
               
Alttaki resim Baruh Kitabı’nın   sonunda olan Ali Bey’in latince notlarından biridir:

Baruh Kitabı 19 Kasım 1664’te bitti.
Bu ‘Beza* ve Tremellius’ da vardır;  ama Papalık yayımlanmasına izin   vermemiştir.(Bkz. Belgeler S.1940-41)
                *Theodor Beza: 1519-1605; Latince bir İncil yorum kitabı yazan teolog (Bkz. S. 1943 Ali Bey’in mektubu).
  

                       KİTÂB-I BÂRÛH

     Evvelki Bâb                  
1*Hilkiya, Asabya, Sidkiya, Masiya ve Nereya oğlu Baruk’un Babil’de yazdığı kitabın sözleri budur: 
2*Beşinci yılda, ayın yedinci gününde, Kildaniler kutsal Kudüs’ü ele geçirerek ateşe vermişlerdi. 
3*Bu kitabın sözlerini Baruk, Yahuda kralı Yoakim oğlu Yekonya’nın ve o kitapta ne yazıldığını dinlemek için gelen başlar, beyler, şeyhler ve Babil’de Suri ırmağının yanında yaşayan, büyükten küçüğe dek tüm halkın önünde okudu.
4*Onlar ağladılar, oruç tuttular ve Rab’bin önünde dua ettiler.
5*Ondan sonra da herkesin verebileceği şekilde gümüş para topladılar.
6*Ve onları kutsal Kudüs’e imam Salomon oğlu, Hilkiya oğlu Yoakim’e ve diğer imamlarla tüm Kudüs halkına gönderdiler.
7*Rab’bin Evi olan Tapınaktan dışarıya götürülen kapları -Sivan ayının onuncu gününde- Yahuda bölgesine götürmek için almıştı. Yani o gümüş eşyaları ki onları Yahuda kralı Yoşiya oğlu Sidkiya yapmıştı. 
8*Babil kralı Nabukadnezar, Yekonya’yı beyleriyle diğer tutsakları ve başlarıyla beraber vilayet halkını, Kudüs’ten Babil’e sürgün ettikten sonra;
9*Onlara gönderip şöyle söylediler: ‘İşte biz size gümüş para yolluyoruz. Onlar ile kesilecek kurbanlar ve buhur satın alasınız; gerekeni yapasınız. Şimdi onları Tanrımız yüce Rab’bin mezbahına yaklaştırınız.’
10*Babil kralı Nabukadnezar ile oğlu Baltazar’ın yaşamı için dua edin ki onların günleri yeryüzünde, göğün günleri kadar olsun.
11*Yüce Tanrı bize güç versin ve gözlerimizi aydınlatsın ki Babil kralı Nabukadnezar’ın sayesinde ve oğlu Baltazar’ın gölgesinde canlanalım ve onlara birçok günler hizmet edip yanlarında beğenilelim.
12*Bizim için yüce Tanrımız Rab’be dua edin. Çünkü biz Tanrımız yüce Rab’be karşı suçlu olduk. Bu yüzden O’nun öfkesi ve şiddeti ta bu güne dek bizden dönmedi.
13*Bu gönderdiğimiz kitabı; Allah’ın Evi’­nde, bayram günlerinde ve törenlerde seslice okuyun.
14*Deyin ki: Doğruluk Tanrımız yüce Rabbin’dir; ama yüzkaralığı bizimdir. Yahuda insanlarına, kutsal Kudüs halkına, krallarımıza, beylerimize, imamlarımıza ve peygamberlerimize hem atalarımıza bugün olduğu gibi;
15*Ki yüce Rab’bin önünde suçluyuz ve O’na baş kaldırdık.
16*Bize açıkladığı buyruklarını tutmak için; yüce Tanrımız Rab’bin sesini dinlemedik.
17*Yüce Tanrı, atalarımızı Mısır ülkesinden çıkardıktan sonra; ta bu güne dek yüce Tanrı Rab’be karşı geldik ve O’nun sesine kulak asmamakla aymazız.
18*Bundan ötürü bize büyük sıkıntılar geldi ve o lanet oldu. Ama yüce Rab, kulu Musa’yı görevlendirdi. O zaman yüce Rab, ata­larımızı Mısır ülkesinden çıkararak süt ve bal akıtan ülkeye ulaştırdı.
19*Bize gönderilen peygamberlerin tüm sözlerini tutmak için yüce Rab’bin sesini dinle­medik
20*Ama herbirimiz kendi kötü yüreğinin düşüncesine göre yürüdü, başka ilâhlara kurban yaktık ve Tanrı’mız yüce Allah’ın beğenmediği şeyler yaptık.
 
     İkinci Bâb
1*Bu yüzden yüce Tanrımız Rab, o sözü yerine getirdi. Onu bize; İsrail’i yargılayan hakimlerimiz, krallarımız, beylerimiz ve İsrail ile Yahuda adamları üzerine söyledi.
2*Yani üzerimize büyük afetler salacaktı ki tüm göğün altında böylesi olmamıştı. Aynen Musa’nın Tevrat’ında yazılmış olduğu gibi kutsal Kudüs’te ortaya çıktı.
3*Öyle ki aramızda olan bazı kişiler, öz oğlunun ve öz kızının etini yemişti.
4*Yüce Allah onları çevremizde olan tüm ülkelere sürgün etti.
5*Alt oldular üst olmadılar; çünkü yüce Rabbimiz Allah’ın sesini dinlememekle günah ettik. 
6*Adalet, Tanrımız yüce Rabbin’dir; ama bi­ze ve atalarımıza olduğu gibi bu gün yüzkaralığıdır.
7*Bizim üzerimize gelen tüm bu kötülükler, yüce Rab’bin kararlaştırdığı gibi oldular.
8*Yine de her birimizi, kendi kötü düşüncesinden döndürmesi için, yüce Tanrımız Allah’a yalvarmadık.
9*Bu yüzden yüce Rab, o kötü şeyleri bizim başımıza getirdi. Çünkü yüce Allah, tüm işlerinde adaletle yargılar.
10*Ama biz, Rab’bin bize bildirdiği buyruklarında durmak için O’nun sesine kulak asmadık.
11*Evet, şimdi ey İsrail’in Tanrısı yüce Rab! Kendi halkını Mısır’dan güçlü elle, ayetlerin mucizeleriyle, büyük güçle ve yüksek kol ile çıkardın. Böylece kendine bugünkü adını verdin.
12*Biz günah ettik, yaramazlık yaptık ve tüm Tevrat’a karşı suçlu olduk; ey Tanrımız yüce Rab!
13*Öfken bizden dönsün; çünkü biz şu milletler arasında darmadağın olarak azaldık.
14*Ya Rabb! Duamızı, yakarışlarımızı kabul et; bizi kendi adın için kurtar ve bize tutsak edenlerin yanında iyilikle davran.
15*Ta ki senin Tanrımız yüce Rabb olduğunu; İsrail’in ve onun soyunun, senin adın ile anıldığını tüm dünya bilsin.
16*Ya Rabbi! Kutsal Evi’nden bir bak; bizi düşün, kulağını eğ ve dinle.
17*Ya Rabbi! Gözlerini aç da bak. Çünkü mezarda olan ölülerin içlerinden ruh çekilmiştir; seni yüceltmeye ve adaletini övmeye  güçleri yoktur ya Rabbi!
18*Ama o can ki büyük sıkıntılardan acı çekiyor ve o kimse ki ve güçsüz ve bitkin geziyor. Kamaşık gözlerle aç canlar seni yüceltecekler ve adaletini şükürle söyleyecektir ya Rabbi!
19*Çünkü ey Tanrımız yüce Rab! Biz atalarımızın ve krallarımızın iyi işlerine göre önünde dertli yakarmıyoruz. 
20*Nasıl ki peygamber kullarının ağzıyla konuşmuştun; aynen  öyle afetini ve öfkeni üstümüze saldın.
21*Yüce Rabb böyle diyor: Omuzunuzu eğin ve Babil kralına kölelik edin ki atalarınıza verdiğim ülkede yaşayasınız.
22*Eğer Rab’bin sözünü dinlemeseniz de Babil kralına kölelik ediniz. 
23*Ben, Yahuda şehirlerinde, kutsal Kudüs’te sevinç sesini, mutluluk anlarını, damadın nefesini ve nişanlıların sesini azaltayım ki tüm yöre yıkılıp ıssız olsun.
24*Ama biz senin sesini dinlemedik ki Babil kralına yine köle olalım. Bu yüzden peygamber kullarının ağzıyla söylediğin sözleri yerine getirdin. Böylece krallarımızın kemikleri yerlerinden taşınmış olacaktı.
25*İşte onlar gündüz sıcakta ve gece soğukta yatıyorlar. Emek çektikleri işlerle aç ve susuz, senden gönderilen kırgından öldüler.
26*‘İsrail Evi’nin ve ‘Yahuda Evi’nin kötülükleri için, senin adınla anılan evini bu gün olan duruma koydun.
27*Yine de ey Tanrımız yüce Rab! Bize tüm adaletine ve tüm büyük esirgemene göre davrandın.
28*Nasıl ki kulun Musa’nın ağzıyla -o gün ona- İsrailoğulları’nın önünde Tevrat’ını yazmayı buyurdun ve söyleyip dedin ki:
29*Eğer sesimi dinlemezseniz araştırın. Bu büyük ve kalabalık sayıdaki halk; benim onları aralarına dağıttığım milletler içinde azınlığa dönsünler.
30*Ben biliyorum ki bana bağlanmayacaklardır. Çünkü bu toplum sert enselidir. Ama sürgünlük ülkesinde yine bana dönüp pişman olduklarını söyleyeceklerdir.
31*Bileceklerdir ki onların Rabbi yüce Allah benim ve ben onlara yürekleri dinlemek için kulaklar vereceğim.
32*Bana kendi sürgünlüklerinde şükretsinler ve ismimi ansınlar. 
33*İnatçılıklarını ve yaramazlıklarını bırakıp geri dönecekler. Çünkü Rab’bin önünde günah eden atalarının yollarını anacaklar.
34*Ondan sonra ben onları; ataları İbrahim, İshak ve Yakup’a yeminle söylediğim ülkeye götüreceğim. Onun sahipleri olsunlar ve ben onları çoğaltayım da eksilmesinler.
35*Onlarla sonsuza dek bir antlaşma yapayım ki “Ben onlara Allah“, onlar da bana millet olsunlar ve artık halkım İsrail’i* verdiğim ülkeden bir daha kımıldatmayım.
*Hz. Yakup (A.S.) soyu.

    Üçüncü Bâb
1*Ey herşeye gücü yeten Rab ve İsrail’in Tanrısı! Sıkıntıda olan can ve ezilmiş ruh seni çağırıyor.
2*Dinle ya Rabbi ve bize acı! Çünkü sen esirgeyen Allah’sın; bize acı ki önünde suçluyuz.
3*Sen sonsuza dek duruyorsun; ama biz her an yok oluyoruz.
4*Ey her şeye gücü yeten İsrail’in Tanrısı! İsrailin ölülerinin dualarını duy. Önünde suç yapmış ve Tanrısı Rab’bin buyruklarına uymamış oğulların, bu kötülüklere bu yüzden uğradılar.
5*Atalarımızın yaramazlıklarını anma; ama bu zamanda elin ve ismin unutulmasın.
6*Çünkü kurtarıcımız Rab sensin; biz de sana şükredelim ya Rabbi!
7*Sen korkunu üstümüze bırakıp yüreğimize koy­dun. Adına yakarıyoruz ve sana bu sürgünlüğümüzde şükrediyoruz. Çünkü bir zamanlar önünde günah işleyen atalarımızın kötülüklerini anımsıyoruz.
8*İşte bu gün sürgündeyiz. Bizi böyle lanetli bir utanca kötü işlerimiz yüzünden dağıttın ve bizi atalarımızın günahları için yüce Tanrı’dan döndürdün.
9*Ey İsrail! Yaşam buyruklarını dinle ve tasarıları bilmek için kulaklarını aç.
10*Ey İsrail! Neden düşmanlarının ülkesindesin, neden bu yabancı vilayette yaşlandın?
11*Böylece ölüler arasında, mezarda olanlara pis sayıldın.
12*Çünkü sen bilgelik kaynağını bıraktın.
13*Çünkü eğer Rab’bin yollarında kalsaydın, sen esenlikle sonsuza dek kendi evinde olurdun.
14*Erdem nerede, güç nerede ve anlayış nerdedir? Bilmeği öğren; ta ki bu yolla uzun yaşamı, yaşamla gözlerinin ışığının ve esenliğin nerde olduğunu bilesin.
15*Onun yerini kim buldu ve onun hazinelerine kim girdi?
16*Milletlerin beyleri ve yer yüzünde yaşa­yan yabanıllara egemenler  nerede?
17*Hava kuşları ile oynayanlar ve insanın güvendiği hem kârından bıkmadığı altın gümüşü biriktirenler nerede?
18*Çünkü çok gümüş yığanlar ve onunla çok uğraşanlar; işleri hiç bitmez kimseler;
19*Kökten koparıldılar, mezara indiler ve onların yerlerine başkaları kalktılar. 
20*Gençler iken aydınlığı gördüler, yeryüzünde yaşadılar; ama bilgelik yolunu bilmediler.
21*Onun yollarını anlamadılar ve onu benimsemediler. Onların çocukları da onun yollarından uzaklaştılar.
22*Kenan ülkesinde işitilmemiş, Teman’da ve Hacer oğulları arasında  görülmemiştir.
23*Gerçi yeryüzünde Medan Teman tüccarları, düzgün konuşanlar ve diğer aklı arayanlar, aklı araştırırlar ama bilgelik yolunu bilmezler ve onun yollarını anmazlar.
24*Ey İsrail! Tanrı’nın evi ne büyüktür ve mülkünün yeri ne geniştir.
25*O büyüktür ve sonsuzdur; yücedir ve ölçülemez.
26*O, ismi büyük zorbalar ondaydılar; özellikle yüksek boylu ve silah kullanmasında ustaydılar.
27*Yüce Allah onları seçmemiş ve onlara ilmin yollarını vermemiştir. Bu yüzden yok oldular.
28*Çünkü tasarıları yoktu ve iyi danışmaları yitikti.
29*Göğe kim çıkmış, onu oradan kim almış ve bulutlardan kim indirmiştir?
30*Denizi kim aşmış da onu bulmuş ve onu saf altın yerine getirmiş?
31*Onun yolunu bilen ve onun yollarını anlayan kimse yoktur.
32*Ama ‘Her şeyi bilen Bilge’ onu bilir ve kendi aklıyla bulmuştur. O yeri sonsuza dek kalsın diye düzenledi ve onu dört ayaklı hayvanlarla doldurdu.
33*O, ışığı gönderdi ve ışık gidip onu çağırıyordu. O  da onu titreyerek dinliyordu.
34*Yıldızlar O’nun emriyle kendi yerlerinde parlayarak seviniyorlar.
35*O, onları çağırsa: ‘Sana geldim’ diyorlar ve kendi işleri için sevinçle ışık saçıyorlar.
36*Tanrımız O’dur ve O’ndan başkasına, O’nun katında hiç itibar edilmez.
37*O, her bilginin yolunu yarattı ve onu kendinin kulu Yakup’a ve kendi sevgilisi İsrail’e verdi.
38*Ondan sonra yeryüzünde göründü ve insanlar arasında konuştu.

      Dördüncü Bâb
1*Yüce Allah’ın buyruklarının ve sonsuza dek duran dinin kitabı budur. Onu tutanların tümü yaşıyor; ama onu bırakanlar ölüyor.
2*Dön ey Yakup! Onu kabul et ve aydınlığının önünde ışık saç.
3*Kendi onurunu başkalarına ve sana yarayan şeyleri yabancı millete verme.
4*Ey İsrail! Bize ne mutlu  ki yüce Allah’ın beğendiği şeylerini biliriz.
5*Ey ulusum! İsrail’i(Hz.Yakup’u) an ve gönlünü hoş tut. 
6*Siz putperestlere satıldınız. Bunun için yok olacak değilsiniz. Ama yüce Allah’ı öfkelendirdiğiniz için düşmanlarınızın ellerine verildiniz.
7*Çünkü sizi yaratanı darılttınız. Allah’a değil; ama Şeytanlara kurbanlar kestiniz.
8*Sizi doğurtan sonsuz Allah’ı unuttunuz ve sizi besleyen kutsal Kudüs’ü üzdünüz.
9*Çünkü o, Allah’tan gelen öfkeyi gördü ve dedi ki: Ey Sion komşuları dinleyin! Yüce Allah üzerime büyük bir keder verdi.
10*Çünkü oğullarımın ve kızlarımın sürgünlüğünü gördüm. Onu onlara o sonsuzluk Allah’ı verdi.
11*Ben onları sevinçle besledim de onları ağlayış ve yas ile gönderdim.
12*Dul ve herkesin bıraktığı bir yıkıntı olduğum için; benden kimse sevinmesin. Ben çocuklarımın suçlarından ötürü yoksun oldum. Çünkü yüce Allah’ın dininden saptılar.
13*Onun kanunlarını bilmediler; yüce Allah’ın buyruklarının yollarında durmadılar ve gerçeğe ulaşmak için eğitim çizgisinde durmadılar.
14*Ey! Sion’un komşuları gelin. Oğullarımın ve kızlarımın sürgünlüğünü anın. Bunu onların üzerine o sonsuzluk Allah’ı verdi.
15*Çünkü O, üzerlerine uzaktan bir milleti; utançsız ve yabancı dilli milleti getirdi.
16*Yaşlılara saygı ve çocuklara acıma göstermediler. Dulların sevgili oğullarını götürdüler ve yalnız kalanları kızlardan yoksun bıraktılar.
18*Çünkü O kimse üzerlerinize bu öfkeyi getirdi ve sizi düşmanlarınızdan kurtarmaya gücü yeter.
19*Gidin ey oğullar gidin! Ben yalnız bırakıldım, üzgün kaldım.
20*Ben esenlik giysisinden soyundum ve duamın çulunu giyindim. Ben sonsuzluk Allah’ına, tüm yaşamım günlerinde yakaracağım.
21*Ey oğullar yüreğinizi sevindirin, Allah’ı çağırın ki O, sizi sıkıntıdan ve düşmanlarınızın elinden çıkarsın.
22*Çünkü ben kurtuluşunuz için ‘Sonsuzluk Allah’ına ümit ediyorum ve size kurtarıcımız ‘Sonsuzluk Allahı’ndan, aniden gelecek esirgenme için bana ‘Kutsal’dan sevinç geldi.
23*Çünkü ben sizi yas ve ağlayışla gönderdim. Ama siz bana yüce Allah’tan sonsuza dek sevinç ve coşkuyla yeniden verileceksiniz. 
24*Nasıl ki şimdi Sion’un komşuları tutsaklığınızı gördülerse; böylece az bir zaman içinde, Tanrınız’dan gönderilen kurtuluşu da göreceklerdir. Bu size büyük onurla ve sonsuzluk Allahı’nın ışığıyla olacaktır.
25*Ey oğullarım! Sizin üzerinize Allah’tan gelen öfkeye, sabırla dayanın. Çünkü düşmanların seni izlediler; ama az zamanda  onların yok oluşunu görüp, onların boynuna sıçrayacaksınız.
26*Benim çalıklarım sarp yollarda gezdiler ve düşmanlardan çapul edilmiş sürü gibi sürüldüler.
27*Ey oğullar yüreğinizi hoş tutun ve Allah’a yalvarın. Çünkü üze­rinize bu öfkeyi getiren si­zi anacaktır. 
28*Nasıl Allah’tan sapmak için düşünceniz ol­duysa; şimdi de böyle geri dönüp, O’nu on misli çabayla arayın.
29*Çünkü üzerinize bu belaları getiren; kurtuluşunuz için, size sonsuz sevinci de verecek.
30*Ey kutsal Kudüs! Yüreğin sevinsin. Seni adınla çağıran seni avutsun.
31*Sana sıkıntı verenler ve senin düşkünlüğünden sevinenler kara talihlilerdir.
32*Oğullarının kölelik yaptıkları o şehirler kara talihlidir ve  oğullarının oraya sürüldüğü kent zavallıdır.
33*Çünkü nasıl ki düşkünlüğünden sevindiyse ve dostlarıyla coştuysa; böylece kendi yıkılışından üzülecektir.
34*Ben onun kalabalık halkıyla yaptığı do­nanımını kaldırayım ve boş kuruntularını yasa döndüreyim. 
35*Çünkü üzerlerine ‘Sonsuzluk Allahı’ndan birçok günler ateş gelsin de çok zaman şeytanların meskeni olsun.
36*Ey kutsal Kudüs! Doğuya doğru bak ve sana Allah’tan gelen  sevinci gör. 
37*İşte gurbete gönderdiğin oğulların bak nasıl geliyor! Doğudan batıya kadar; ‘Kutsal Olan’ın sözüyle, hep birlikte yüce Allah’ın yüceliğinden seviniyorlar.

    Beşinci Bâb
1*Ey kutsal Kudüs! Sıkıntı ve üzüntü giysisinden soyun ve sana yüce Allah’tan, sonsuzluk için gönderilen, onur bezemeni kuşan.
2*Yüce Allah’tan gelen, doğruluk kaftanıyla bürün ve ‘Sonsuzluk Allahı’nın onur tacını başına koy.
3*Çünkü yüce Allah parıltını, gök altında olan her millete gösterecektir.
4*Çünkü yüce Allah, sonsuza dek adını; doğruluk esenliği ve onurlu dindarlık koyacaktır.
5*Kalk ey kutsal Kudüs! Yüksek yerde dur da doğuya doğru çevrene şöyle bir bak. ‘Kutsal Olan’ın sözüyle batıdan doğuya dek toplanan oğullarını gör ki, yüce Allah onları andığından sevinirler.
6*Çünkü senden yayan çıkıp düşmanlar tarafından götürüldüler. Ama yüce Allah onları yine ‘Krallık Oğulları’ gibi, onurla geri getiriyor. 
7*Çünkü yüce Allah her ulu dağı ve sonsuz kayaları indirmek ve yeri dümdüz etmek için dereleri doldurmayı tasarladı ki Allah’ın yüceliği için İsrail’i emniyetle gezsin.
8*Belki ormanlar ve her hoş kokulu ağaç Allah’ın buyruğuyla İsrail’e gölge ettiler.
9*Çünkü İsrail'in halkı, O’nun güçlü ışı­ğın­dan sevinçlidir. O’ndan gelen esirgeme ve adalet ile götürülecektir.
 
                          Altıncı Bâb
                (Yeremya'nın Mektubu)
Babil kralı tarafından Babil’e sürüleceklerine ait Yeremya’nın mektubunun örneğidir ki yüce Allah ona, onlar için yapacağı şeyleri bildirsin.
1*Yüce Tanrı’nın önünde yaptığınız suçlar için, Babil kralı Nabukadnezar tarafından Babil’e tutsak götürüleceksiniz.
2*Babil’e gittikten sonra orada birçok yıl ve birçok zaman; ta yedi kuşağa kadar kalacaksınız. Ama ondan sonra sizi oradan esenlikle getireceğim.
3*Sizler Babil’de omuzlarda götürülen, halkı ürküten, altın, gümüş ve ağaç putları göreceksiniz.
4*Evet siz, sakın yabancılar gibi olmayasınız ve onların ürküntüsü sizi üzmesin.
5*Onların önünde ve ardında tapınan halkı gördüğünüz zaman yüreğinizde şöyle deyin: Ya Rabbi! İbadet yalnız senin için zorunludur.
6*Çünkü benim meleğim sizinledir ve canlarınızın kaydını gören odur.
7*Sanatkârların putlarının dilleri silinmiştir. Onlar yaldızla gümüşlenmiştir. Ama onlar sahtedir. Çünkü konuşamazlar.
8*Milletler putlarının başlarına, süslenmeyi seven bir kız gibi altınla çelenk düzerler.
9*Bazen zaman oluyor ki kahinleri putlarından altınlarla gümüşleri alıyorlar ve kendileri için harcıyorlar. O kahinlerden bazıları da o paraları evlerinde tuttukları fahişelere veriyorlar.
10*Gümüşten, altından ve ağaçtan putları, sanki insanmış gibi giysilerle donatırlar.
11*Ama onlar böyle göz kamaştırıcı giyinmiş olsalar bile,  kendilerini pastan ve ağaç kurtlardan kurtaramazlar.
12*Onların yüzünü kaplayan tozları ara sıra silerler.
13*Güya o putlardan biri, o yörenin başkanıymış. Elinde sultanlık asası tutuyor! Ama ona suç işleyeni bile öldürmeye gücü yok.
14*Bir başkasının da sağ elinde hançer veya balta var. Ama yine de kendilerini soygunculardan ve hırsızlardan korumaya güçleri yok. İşte bundan bellidir ki ilâhlar değillerdir.
15*Böylece onlardan korkmayın. Çünkü bir insanın kabının kırılıp yararsız olduğu gibi, onların putları da böyledir.
16*Tapınağa konulduktan sonra, onların gözleri içeriye girenlerin ayaklarından kalkan tozlarla kaplıdır.
17*Nasıl ki kralı inciten biri cezalandırılmak için kapatılırsa; böylece hırsızların onu soyamaması için ona parmaklıklar çekilir ve onların  kâhinleri tapınağı kilitleyerek sürgülerle sağlamlaştırırlar.
18*Onlara kendilerine yaktıklarından daha çok kandiller yakarlar. Ama putlardan hiçbiri bir diğerini göremez ve orada olan direklerden biri gibidirler.
19*Onların bağırsakları güvelenmiştir diyorlar. Yerdeki böcekler onları ve giysilerini yediği zaman duymazlar.
20*Yüzleri evin dumanından kapkaradır.
21*Baykuşlar, kırlangıçlar ve diğer kuşlar bedenlerine, sırtlarına uçuşup konarlar ve kediler de üzerlerine sıçrarlar.
22*Bundan bilmek gerekiyor ki ilâhlar değildirler. Böylece onlardan korkmayın.
23*Çünkü bezenmeleri için, üzerlerinde olan altın pası silinmezse parıldamazlar ve döğüldükleri zaman bile birşey duymazlar.
24*O ilâhlar ki içlerinde ruhları yoktur; belli bir değerle satın alındılar.
25*Ayakları olmadığından, utançlarını insanlara göstererek omuzlarda taşınıyorlar. Onlara tapınanlar dahi utanç içindedirler.
26*Onlardan biri yere düşse kendi kendine kalkamaz, bir kimse onu oraya dikse kendi ken­dine kımıldamaz ve eğilirse doğrulamaz. Aynen ölüler gibi el ve ayaklarını uzatırlar.
27*Onlara verilen kurbanları rahipler satıyorlar. Onları gereksizce harcarlar ve kadınları da bir bölümünü tuzlarlar. Ama yoksullara ve çaresizlere dağıtmazlar.
28*Yeni doğum yapan ve adetli kadınlar kurbanlarına dokunuyorlar. Tüm bunlardan anlayın ki ilâhlar değildirler. Onlardan korkmayın.
29*Kadınlar altın gümüş ve ağaç putlara kurbanlar sunarlar. Belki de bu yüzden onlara ilâhlar diyorlar. 
30*Rahipler giysileri yırtık, başları, sakalları tıraşlı ve başları dazlak olarak onların evlerinde oturuyorlar.
31*Bazıları ölülerin yemeğinde bağırdığı gibi; putların önünde de bağırıp çağırırlar.
32*Rahipler giysilerinin bir parçasını alıp kadınlarına ve çocuklarına giydiriyorlar.
33*Bir kimseden iyilik ve kötülük görseler karşılık veremezler. Bir kralı tahttan indirmeye veya birini  kral yapmaya güçleri yoktur. 
34*Mal ve para veremezler. Bir kimse onlara bir şey adayıp vermezse, hiç bir şey isteyemezler.
35*Bir insanı ölümden ve zayıfı güçlüden kurtaramazlar.
36*Körün görmesini sağlayamazlar ve gereksinimi olan insanı kurtaramazlar.
37*Dula yardım etmeye ve öksüze iyilik yapmaya güçleri yoktur.
38*Ağaçtan yaldızlı ve gümüşlü putlar, dağdan çıkarılan taşlara ben­zerler. Onlara tapınanlar da utansınlar!
39*Böylece onlara, boş inançla nasıl ilah diyelim!?
40*Keldaniler bile onları gülünç buluyor. Çünkü konuşamayan dilsizi  gördüklerinde Bel putuna getiriyorlar.
41*Ona, onu konuştursun diye yalvarırlar -bu olanaksız olsa bile- ve bunun böyle olduğunu bilseler de bundan vazgeçmiyorlar. Çünkü akılsızdırlar.
42*Kuşağını kuşanmış kadınlar yol kenarlarında oturup, geçenleri tütsülüyor.
43*Onlardan birisi oradan geçen bir kişiyi sevse ve onunla yatsa; diğerini ayıplar. Çünkü onun gibi sevilmedi ve uçkuru çözülmedi!
44*Çevrelerinde her ne olursa fark edilmez. Bu yüzden onlara nasıl boş inanç olabilir!?
45*Onları marangozlar, kuyumcular yapıyor. Bunun için başka şey olamazlar. Kesinlikle ustaların olmasını istedikleri şey olurlar.
46*Onları yapanların bile yaşamı uzun olmaz. Öyleyse onların yaptıkları şeyler, nasıl ilâh olabilirler?
47*Çünkü ardındakilere, yalancı ve utançlı şeyler bıraktılar.
48*Bir savaş anında veya bir afet zamanında, onların kâhinleri  -putlarıyla- kendi aralarında: ‘Nerede gizlenelim?’ diye birbirlerine danışırlar.
49*Akıl edip neden pişman olmuyorlar ki onlar ilâhlar değildir. Çünkü kendilerini cenkten ve diğer belalardan kurtarmaya güçleri yoktur. 
50*Çünkü ağaçtan yaldızlı ve gümüşlü oldukları için, zamanla sahte oldukları bilinir. Tüm milletlere ve krallara belli olsun ki ilâhlar değildir. İlla ki insan ellerinin işidir ve onlarda hiç bir Tanrısal etkinlik yoktur.
51*Böylece ilâhlar olmadığını nereden biliyoruz?
52*Hiçbir ülkeye kral atayamıyor ve insanlara yağmur yağdıramıyorlar.
53*Adalet edemiyor ve güçsüzleri bir zulümden kurtaramıyorlar. Çünkü yer ile gök arasında kargalar gibidirler.
54*Eğer o yaldızlı ve gümüşlü ağaç putlardan birinin tapınağında ateş tutuşursa, kâhinleri kaçıp saklanırlar. Onlar ise direkler gibi büsbütün yanarlar.
55*Ne krallara ve ne de düşmanlara karşı koyabiliyorlar. Şimdi onlara ‘İlâhlar’ diye boş inanç, nasıl mümkün olsun ki..?
56*O gümüş ve yaldızlı ağaç putlar, kendilerini hırsızlardan ve çapulculardan koruyamazlar.
57*Onların yiğitleri çevrelerinde olan altını, gümüşü ve kaftanı alıp onlarla giderler. Onlar ise kendi kendilerine yardım edemezler.
58*Şöyle ki o yalancı ilâhlar yerine olmaktansa, erdem gösterip bir kral, ya da bir ev sahibine kullanılacak yararlı kap kacak, veya içindeki eşyaları koruyan bir ev kapısı ve kralın sarayında bir ağaç direk olmak olmak daha yeğdir.
59*Çünkü ışık veren güneş, ay ve yıldızlar uygun şeyleri yapmaya gönderilince dinliyorlar.
60*Böylece bir şimşek göründüğü zaman her yerde görünüyor ve rüzgâr her ülkede esiyor.
61*Bulutlara Allah buyurunca, tüm dünyayı dolaşırlar ve onlara verilen emeği yerine getirirler.
62*Böylece dağları ve ormanları yakmak için yukarıdan gönderilen ateş; ona buyrulan emri yapar. 
63*Ama bu putlar ne görünümleriyle ve ne de tabiatlarıyla birşeye ortak olamazlar. Şimdi onlara ‘İlâhlardır!’ diye boş inançla katıl­mak doğru değildir.  Çünkü insanın hakkını almaya veya bir iyilik yapmaya bile güçleri yok.
64*Böylece ‘İlâhlar!’ olmadığını bilip onlardan korkmayın.
65*Çünkü egemenlere ne iyilik, ne de kötülük dileyebilirler.
66*Milletler arasında bir ayet göstermeye; güneş gibi parlak ve ay gibi ışık vermeye güçleri yoktur.
67*Yabanıl hayvanlar onlardan daha iyidir. Çünkü kendilerine yardım edebilirler.
68*Evet bu yüzden, ‘İlâhlar!’ olmadıkları apaçık bellidir. İşte bu yüzden onlardan korkmayın.
69*Çünkü hıyar tarlasındaki kör bir korkuluk nasılsa;
70*Onların ağaç, yaldızlı ve gümüş putları da böyledir. Bahçede üzerlerine her türlü kuşun konduğu bir dikenliğe benzerler; ya  da kara bir çukura bırakılan ölüye...
71*Üzerlerinde parıldayıp çürüyen, göz alıcı giysinin aklığından bilesiniz ki ilâhlar değillerdir. Sonunda onlar da yenilip bitirilecekler ve ülkeniz için bir utanç olacaktır.
72*Evet putu olmayan erdemli kişi üstündür; çünkü o, utançtan ıraktır.

Kitâb-ı Bârûh tamam oldu
Mim
(Kâtibin Temiz kopyası1665)

 

                                                                               MÂKABBÎLERİ? EVVELKİ KİTÂBI
                                                                                   (MAKABELİLER’İN İLK KİTABI)

    Evvelki Bâb
1*Mekadonya’lı Filipus’un oğlu İskender Kittim vilayetinden çıkarak; Pers ve Medliler’in kralı Daryüs’ü yendikten sonra onun yerine kendi Rum ülkesine egemen oldu.
2*O birçok savaşlar yaptı, birçok kaleler aldı ve yeryüzünde birçok kralları öldürdü.
3*Dünyanın sonlarına gitti ve birçok milletleri çapul etti. Onun asrında dünya huzur içindeydi.
4*Bu kez yüreği kabararak kibirlendi.
5*Büyük ordular toplayarak ülkelere, milletlere ve ona vergi veren krallara saltanat etti.
6*Ondan sonra çok yatağa düşüp öleceğini anladı.
7*Ve gençliğinde yetiştirilmiş en sevdiği kölelerini çağırıp, sağlığında ülkesini onlara paylaştırdı.
8*Böylece İskender ancak on iki yıla değin egemenlik sürdükten sonra öldü.
9*Onun adamları da kendi yerlerinde egemenlik sürdüler. 
10*Onun ölümünden sonra başlarına taçlar koydular. Onlardan sonra oğulları da böyle yaptı ve yeryüzünde kötülükler çoğaldı. 
11*Onlardan önce esas bozguncu biri çıktı. Yani kral Antiyoko’ nun oğlu olan asil Antiyoko ki Roma’da rehin tutuluyordu. Yunan olan bu kişi, krallığının yüz otuz yedinci yılında egemenlik sürmeye başladı.
12*O zaman İsrail’den bazı kötü kimseler çıkıp birçoklarını isyana sürüklediler, dediler ki: -Gidip çevremizdeki milletlerle antlaşalım; çünkü o zamandan beri onlardan ayrıldık ve bu yüzden bize birçok kötülükler geldi.
13*Bu sözleri dinleyenler de iyi bir şey sandılar.
14*Böylece İsrailden bazıları onaylayıp krala gittiler. O da onlara milletlerin yasalarına göre yürümelerini buyurdu.
15*Bu yüzden milletlerin yasalarına göre Kudüs’te bir eğitim okulu kurdular.
16*Sünnet derilerini koyuverip kutsal antlaşmadan ayrıldılar ve milletlerle birlikte kendilerini yozlaşmaya bıraktılar.
17*Antiyoka egemen olunca; Mısır’a ve böylelikle iki ülkeye de egemen olmak istedi.
18*Mısır’ı birçok askerler, arabalar, filler, atlılar ve büyük bir deniz donanmasıyla kuşattı.
19*Mısır kralı Batlamyos ile savaştı. Batlamyos da ondan korkarak kaçtı ve birçokları da katledildi. 
20*Mısır’daki güvenli şehirleri ele geçirdi ve Antiyoko, Mısır vilayetinden ganimetler aldı.
21*Mısır düştükten sonra yüz kırk üçüncü yılda tekrar Kudüs’e gitti.
22*Ve Kudüs’e kalabalık askerlerle geldi.
23*Gururla Tapınağa girip altın sunağı  aydınlatma şamdanını ve oraya ait tüm eşyalarla birlikte huzur ekmeği sofrasını hem dökmelik sunu leğenlerini, kâseleri, altın buhurdanlıkları, perdeyi, tacı ve Tapınak önündeki altın süslemeleri aldı.
24*Altın, gümüş tüm eşyaları aldı. Gizli ha­zi­neleri buldu ve onları alıp kendi ülkesine gitti.
25*Birçok kişileri öldürdü. Üstelik bunu çok büyüklenerek söyledi.
26*Bu yüzden İsrailde, onların her yerinde büyük yas oldu.
27*Beylerle yaşlılar acı duydular. Yiğitlerle kızlar güçsüzleştiler ve kadınların güzelliği bozuldu.
28*Her güvey bundan yakındı ve düğün oda­sın­da oturan gelin yas çekti.
29*Dünyada yaşayanlar ile sanki dünya ka­rıştı ve tüm Yakup evi utanç giysisini giydi.
30*İki yıldan sonra kral, Yahuda şehirlerine vergi memuru gönderdi ve kutsal Kudüs’e kalabalık askerlerle geldi.
31*Önce Yahudilere esenlik dileyerek onlara hileli sözler söyledi, onlar da buna inandılar.
32*Ansızın şehri basıp büyük bir darbe vurdu ve birçok İsrailli’yi öldürdü.
33*Kenti çapul etti, ateşe verdi. Onun evlerini ve surlarını her taraftan yıktı.
34*Kadınları ve çocukları tutsak alıp hayvanlara sahip oldular.  
35*Davut’un şehrini yüksek, dik bir duvarla ve dayanıklı kulelerle kale şekline soktu.
36*Sonra da oraya kötü milleti ve yaramaz adamları yerleştirerek içinde güçlendiler. 
37*Daha sonra oraya savaş silahları ve erzak depoladılar. Kutsal Kudüs’ten topladıkları soygunu orada sakladılar ve büyük bir tuzak yerine;
38*Hem Tapınağı karartmak için; İsrail’e her zaman çok kötü düşman idiler.
39*Tapınağın çevresinde günahsız kan akıtmışlar ve ‘Kutsal Yer’i kirletmişlerdi.
40*Kudüs halkı onların intikamından kaçtı ve kutsal Kudüs yabancıların yeri oldu. Vilayete yabancılar doldu ve orada doğanlar onu bıraktı.
41*Onun Tapınağı çöl gibi ıssız oldı. Bayramları yasa, cumartesileri utanca döndü ve saygınlıkları küçümsendi.
42*Onun ihaneti geçen görkemiyle bir oldu ve onun yüksekliği yasa döndü.
43*Bütün bu olanlardan başka kral Antiyoko kendi ülkesine mektuplar yazarak, tümünün bir millet olmasını ve herkesin kendi adetle­rini bırakmasını istedi.
44*Böylece tüm milletler kralın sözüne uydular.
45*İsrailden birçoğu onun putperestliğine katıldı. Putlara kurbanlar kestiler ve Cumartesileri kirlettiler.
46*Kral, -habercilerin eliyle- kutsal Kudüs’e ve Yahuda şehirlerine, ülkenin yabancı ayinlerini benimsemeleri için mektuplar gönderdi.
47*“Ki yakmalık kurbanları, kurban kesmeyi ve Tapınakta dökmelik sunuları yasaklasınlar.
48*Cumartesi ile bayramları bozsunlar.
49*Ve Tapınağı hem aziz kişileri kirletsinler.
50*Putlara mihraplar kurup tapınaklar yapsınlar; domuzu ve pis hayvanları kurban etsinler. 
51*Oğullarını sünnet etmesinler ve kendilerini dinin yasaklarından geri çeksinler. İşin özü; Tevrat’ı unutup tüm kesin buyrukları değiştirsinler.
52*Kralın buyruğuna göre yapmayan öldürülsün.’’
53*Böylece tüm ülkesine yazdı ve tüm millete müfettişler atadı.
54*Yahuda şehirlerine kurbanlar kesmelerini buyurdu.
55*Halktan birçokları onların yanına getirildiler. Yani Tevrat’ı bırakanlar, ülkede çok kötülük yaptılar.
56*Öyle ‘kötülükler’ yaptılar ki; İsrailliler onlardan kaçmak için her nerede gizli bir sığınak buldularsa oralara gittiler.
57*Yüz kırk beşinci yılda, Kislev Ayı’nın on beşinde, Tapınak üzerine ‘Yıkıcı haram şey’ dikildi.
58*Yahuda şehirlerinde her tarafta ‘put’ sunakları yaptılar. Evlerin kapılarında ve çarşılarda buhurlar yaktılar.
59*Ve buldukları Tevrat kitaplarını yırtıp ateşe attılar.
60*Bir kimsenin yanında ‘Antlaşma Kitabı’ bulunduğunda veya bir kimse: ‘Tevrat’ı kabul ediyorum’ dediğinde; kralın buyruğu gereği ölümle cezalandırılıyordu.
61*Bu yüzden her ay şehirdeki İsrail halkını çok zorluyorlardı.
62*Ayın yirmi beşinci gününde Tapınağın mezbahı üzerinde kurban kesi­yorlardı. 
63*Ve buyruk gereği çocuklarını sünnet eden kadınları öldürüyorlardı.
64*Onların küçük çocuklarını boyunlarında asıyorlar, onları sünnet edenleri ve onların evlerini çapul ediyorlardı.
65*Yine de İsrail’den birçokları güçlendi ve kendilerine pis şeylerden kesinlikle yememek için söz verdiler.
66*O yemekler ile kirlenmekten ve ‘Kutsal Antlaşma’yı bozmaktansa ölmeyi yeğleyerek öldüler. 
67*İsrail üzerine büyük öfke var idi.
 
     İkinci Bâb
1*O zamanda Modin’de yaşayan ve kutsal Kudüs’lü anılmakla ünlenen, Yoareb’li Simon oğlu, Yuhanna oğlu imam Matatya; isyan etti.
2*Bunun beş oğlu vardı: Yohanna ki ona Gadis adını takmışlardı.
3*Simon ki ona Tassi diyorlardı. 
4*Yuda ki ona Makabi diyorlardı. 
5*Elazar ki ona Avaran diyorlardı. Ve Yonatan ki ona da Apfus diyorlardı.
6*Bunlar Yahuda ve kutsal Kudüs’te olan küfürleri görüp;
7*-Hey! Bana niçin doğdum? Ben, düşmanların eline verilen kutsal şehrin yıkılışını, yabancılara verilen Tapınak ve halkımın kırılışını mı seyredeyim de orada oturayım?
8*Onun Tapınağı kötü isimli birisi gibi oldu.
9*Onun onurunun kapları sürgün edildi. Küçük çocukları sokaklarda ve yiğitleri düşman kılıçlarıyla öldürüldü.
10*Hangi millet onun ülkesini ele geçirmedi ve onun mallarına el koymadı?
11*Onun bütün onuru kaldırıldı, esir bir kadın değilken esir oldu.
12*İşte! Tapınağımız, güzelliğimiz ve onurumuz yıkıldı. Bütün bu şeyleri milletler yaptılar.
13*Artık niçin yaşayalım?
14*Matatya ile oğulları kendi giysilerini yırtarak çullar kuşandılar ve büyük yas çektiler.
15*Bu kez dinin yasakladığı şeyleri sıkıştırmak için Modin şehrine kumandanlar geldi.
16*İsrailliler’den birçokları onlara katıldı. Matatya da oğullarıyla toplandı.
17*Kraldan gönderilen ulaklar Matatya’ya şöyle dediler: -Sen ki baş ve cömertsin. Bu şehirde büyük oğulların ve kardeşlerinle güvenilensin.
18*Tüm milletler, Yahudalılar ve kutsal Ku­düs’te kalanların yaptıkları gibi; önce sen gel ki kralın buyruğuna göre davran. Böyle yaparsanız sen ve ev halkın kralın dostları olursunuz. Sen oğullarınla birlikte, altın, gümüş ve birçok armağanlarla ödüllendirilirsiniz.
19*Matatya yükses sesle şöyle yanıtladı: -Eğer kral Antiyoko’nun ülkesinde olanlar, onu dinleyerek atalarının dininden ayrıldılarsa ve onun buyruklarına uydularsa;
20*Ben, oğullarım ve kardeşlerim; atalarımızın ant içtiği şeylerde yürüyelim.
21*Allah etmesin ki biz Tevrat’ı ve kesin buyrukları bırakalım.
22*Dinimizden sağa ve sola sapmak konusunda, kralın buyruğuna uyamayız.
23*Sözlerini bitirdikten sonra bir Yahudi adam, hepsinin önünde Modin’de olan mezbah üzerinde, kralın buyruğu gereği kurban kesmeye geldi.
24*Matatya bunu görünce kendini tutamadı; büyük bir istekle ve şiddetli öfkeyle oraya yürüdü. O adamı mezbah üzerinde kesti. 
25*O yerde zorla kurban kestiren kralın hizmetçisini öldürdü ve mezbahı bozdu.
26*Dinde istekli olup, Salom oğlu Zimri’ye, Fînes’in (Pinehas) davranışı gibiydi.
27*Sonra Matatya şehirde yüksek sesle bağırarak şöyle dedi: -Her kim dinde istekli ve yasaları gözetiyorsa; arkamdan dışarı çıksın.
28*Böylece kendi oğullarıyla beraber dağlara kaçtılar ve her şeylerini şehirde bıraktılar.
29*O zaman yargıyı ve adaleti arayan birçokları çöle gittiler. 
30*Onlar çocukları, kadınları ve hayvanlarıyla beraber gittiler. Çünkü üzerlerine çok kötü bir baskı sözkonusuydu.
31*Ondan sonra Kudüs’te olan o Davut ‘un şehrine; bazı adamların kralın buyruğuna karşı çıkıp, çölün kirli yataklarına kaçtıkları haberi ulaştırıldı.
32*Birçoğu onların ardınca yürüdü; onlara yetişerek onlara karşı ordu kurdular ve Cumartesi günü karşılarına cenge dizildiler.
33*Onlara böyle dediler: -Artık yeter...! Artık dışarı çıkın ve kralın buyruğuna uyun ki sağ kalasınız.
34*Ama onlar: -Biz ne çıkıyoruz ve ne de kralın buyruğunu dinliyoruz! Böylece asla Cumartesi gününü bozmayacağız.
35*Bu kez onlar, bunlarla savaşmak için çabuk davrandılar.
36*Bunlar onlara karşılık vermeyip bir taş bile atmadılar ve kendi yerlerinden olmayıp dediler ki:
37*Tümümüz buraya kendi isteğimizle geldik. Yer ve gök tanık olsun ki bizi haksız yere öldürüyorsunuz.
38*Böylece onlar bunlara, Cumartesi günü saldırdılar. Bunlar kadınları, çocukları ve hayvanlarıyla beraber bin kişi kadar öldüler.
39*Bunu Matatya’yla dostları duyunca; on­lar için büyük yas çektiler.
40*Ve birbirlerine şunu dediler: -Eğer kardeşlerimizin yaptığı gibi hepimiz böyle davranacak olursak; dinimiz ve canımız için bu milletlerle savaşmazsak, bizi tamamen yeryüzünden sileceklerdir.
41*O gün kendi aralarında anlaşarak bir karar verdiler. Buna göre: ‘Her kim Cumartesi günü savaşmak için üzerimize yürürse; kim olursa olsun onlarla savaşmak için döğüşelim ve kardeşlerimiz gibi gizli yerlerde ölmeyelim.
42*O zaman ‘Hasidiyanlar’ adındaki dindar adamlar topluluğu -İsrail’de güçlü kimselerdi-
ve tüm gönülden Tevrat’a bağlıydılar; onlarla birleştiler.
43*Bu zulümden kaçan onların hepisi katıldılar ve onları güçlendirdiler.
44*Böylece bir ordu kurarak, günahkârları kendi öfkelerinde ve zalim kişileri kendi kötülüklerinde vurdular. Kalanlar da kurtulmak için diğer milletlere kaçtı.
45*Matatya’yla onun dostları, çevreyi dolaşıp birçok Mezbahları yıktılar.
46*Ve İsrail sınırları içinde rastladıkları sünnetsiz çocukları zorla sünnet ediyorlardı. 
47*Hem de o kibirlilere saldırdıkça başarıyorlardı.
48*Milletlerin ve kralların elinden Tevrat’ı kurtardılar. Zalimlere egemenlik vermediler. 
49*Sonra Matatya kendi ölümünün yaklaştığını görerek oğullarına şöyle öğüt verdi: Şimdi kibir, vuruş ve baş aşağı etme zamanıdır; şiddetli öfke sürüyor!..
50*Siz, ey oğullarım! Tevrat’ta yapışın ve atalarımızın antlaşması için canlarınızı verin.
51*Atalarınızın asrında yapılan şeyleri anımsayın ki büyük onur kazanıp sonsuza dek ünlü olasınız. 
52*İbrahim sınamada doğru bulunmadı mı? Bu ona dürüstlük sayılmadı mı?
53*Yusuf kendi sıkıntısı zamanında buyruğu gözetti de Mısır’a bey oldu.
54*Atamız Pinehas Tevrat’ta gayretli olduğu için, sonsuza dek halifelik sözünü aldı.
55*Yeşu Allah’ın buyruğuyla yürüdüğü için İsrail’de yargıç oldu.
56*Kaleb kendi sözünü, tanıklıklarıyla kanıtladığı için dünyanın mirasını aldı.
57*Davut kendi ağırbaşlılığı yüzünden sonsuz krallık tahtını aldı.
58*İlya(s) Tevrat’ta gayretli olduğu için göğe alındı.
59*Hananya, Azarya ve Mişael imanla alevden kurtuldular.
60*Daniyel kendi dik duruşuyla aslanların ağzından kurtuldu.
61*Bu şekilde çağlar boyu düşünün. O’na güvenenler hiç güçsüzleşmezler.
62*Günahkâr adamın buyruğundan korkmayın. Çünkü onun görkemi, dışkıya ve kurtlara döner.
63*Bugün büyük olsa da yarın yok olacak; çünkü kendi toprağına dönmesi gerek ve onun ereği kaybolacak.
64*Siz ey oğullar! Keskin olun ve Tevrat için mert olun. Çünkü onunla sevgili olursunuz.
65*İşte ben biliyorum ki kardeşiniz Simon, çağrı yapan bir adamdır. Her zaman onu dinleyin ve o size baba yerine olsun.
66*Yahuda-Makabe cesur ve gençliğinden beri şiddet sahibi bir adamdır. O size baş kumandan olsun ve kavm için cenk etsin. 
67*Sizler Tevrat’ı gözetenlerin tümünü yanınıza toplayın ve halkınızın öcünü alın.
68*Milletleri cezalandırın ve Tevrat’ın buyruklarını gözetin.
69*Ondan sonra onlara iyilik diledi ve kendi atalarına katıldı.
70*Yüz kırk altıncı yılda öldüğünde, oğulları onu kendi atalarının mezarlığında Modin’de gömdüler. Tüm İsrail onun için büyük yas çekti.

    Üçüncü Bâb
1*Bu kez oğlu Yahuda adındaki Makabe onun yerine geçti. 
2*Onun bütün kardeşleri de diğer kişilerle beraber onun yanında toplandılar. Ona yardım ederek İsrail için aşkla cenk ediyorlardı.
3*Bu kendi halkının onurunu arttırdı. Büyük bir zırh giyip cenk silahlarını kuşandı ve kendi ordusunu gözeterek cenk ediyordu.
4*Kendi işlerinde aslana; av peşinde kükreyen aslan yavrusuna benziyordu.
5*Zalimleri gerçeklik uğruna kovaladı ve kendi halkına acı çektirenleri yaktı.
6*O denli ki kötüler onun korkusundan sıkıldılar. Kötülüğe çalışanların tümü  acı çekti ve kurtuluş onun eliyle oldu. 
7*Bu şekille birçok kralları inciterek kendi işleri ile Yakup’u sevindirdi. O derece ki sonsuza dek kutsal anılacaktır.
8*Yahuda şehirlerine geçerek kötüleri kırdı ve İsrail’den öfkeyi kaldırdı.
9*Ta yerin sonlarına dek ünü yürüdü ve yok olacakları topladı.
10*Bu kez Apolonyo adındaki biri, İsrail’le cenk etmek için milletlerden ve Samiriye’den büyük asker topladı. 
11*Bunu Yahuda öğrenince ona karşı çıktı, onu bozguna uğratarak onu öldürdü. Birçokları öldü ve diğerleri de kaçtılar.
12*Yahuda onların savaş artıklarını ve Apolonyo’nun kılıcını alıp onu her zaman cenkte kullandı.
13*Süryani askerlerinin başı olan Seron; Yahuda’nın halkını, müminlerin cemaatını ve bir çok cenge yarayan adamı yanında topladığını işitti.
14*Sonra da şöyle söyledi: -Gidip kendime bir ün kazanayım. Yahuda’yla birlikte olup, kralın buyruğunu aşağılayanlarla cenk edip,  ülkede güç kazanayım.
15*Böylece onlara karşı çıkmayı kararlaştırdılar. Onunla beraber ona yardımcı olanları ve İsrailoğulları’ndan öç almak için, kâfirler güçlü askerlerle çıktılar.
16*Beyt-Horron yokuşuna yaklaşır yaklaşmaz; Yahuda, onunla beraberindeki az kişi­ler­le karşılaştı.
17*Bunlar kendilerine karşı çıkan askerleri görünce Yahuda’ya şöyle dediler: -Nasıl olur; biz az olduğumuz halde böyle büyük bir orduya karşı koyalım? Bundan başka; biz  bu­gün zaten açlıktan güçsüzüs!
18*Yahuda dedi ki:“ -Çoğun azın eline veril­mesi şüphesiz kolaydır; çok veya azla kurtarmak ‘Gök Tanrı’sının yanında aynıdır.
19*Çünkü cengin zaferi askerin çokluğuyla değil; belki göğün gücündendir. 
20*Onlar bizi, kadınlarımızı ve oğullarımızı soymak; kökümüzü kazımak için, üzerimize zorba bir kötülük kalabalığıyla geliyorlar.
21*Ama biz kendi canlarımız ve Tevrat’ımız için cenk ediyoruz.
22*Yüce Allah onları gözlerimizin önünde kırsın. Evet onlardan korkmayın!’’
23*O sözünü bitirdikten sonra, hızla üzerlerine saldırdı ve Seron kendi askerleriyle onun önünde bozuldu.
24*Onlar onu Beyt-Horron inişinde ta ovaya dek kovaladılar ve onlardan sekiz yüz kadar adam düştü. Kalanlar da Filistinliler’in vilayetine kaçtı.
25*Yahuda ve kardeşleri yüzünden olan korku çevredeki milletleri de ürküttü. 
26*Onun ünü kralın kulağına dek erişti ve tüm milletler Yahuda’nın cenklerini anlatmaya başlamıştı. 
27*Bu kez kral Antiyoko; bu sözleri duyunca çok öfkelendi. Ülkesinin tüm askerlerini toplamaya başladı ve birçok askerler geldi.
28*Hazinesini açıp, tüm askerlerine bir yıllık ücretini verdi ve onlara bir yıla kadar, gerekenleri hazırlamalarını söyledi. 
29*Hazinesinin parasının eksildiğini; geçmişten gelen Tevrat’ı kaldırmakla ikilik çıktığı ve karşılıklı ölümler olduğu için verginin azaldığını gördü.
30*Korktu; önceden cömertlikle verdiği masraf ve bahşişlerini bir veya iki kez bile yapamıyordu. Çünkü kendinden önceki krallardan daha çok cömert idi.
31*Bu yüzden yüreğine bir avuntu gelip Pers ülkesine gitmeye, vilayetlerden vergiler toplamaya ve bir çok gümüş para toplamaya karar verdi.
32*Fırat nehrinden ta Mısır’ın sınırlarına dek egemen olması için, kral soyundan Lisiya adındaki bir asil kişiyi seçti.
33*Ve kendi dönünceye dek oğlu Antiyoko’ya terbiye etsin diye emanet etti.
34*Ona askerlerle fillerin yarısını verdi. Her dilediği şeyleri; Yahuda ve kutsal Kudüs halkının özel politikasını ona devretti.
35*İsrail’in gücünü kırmak, kutsal Kudüs’ün arda kalanlarına baş eğdirmek ve o yerden anılmalarını kaldırmak için onların üzerine asker gönderdi.
36*Onların yörelerine yabancı milleti yerleştirmek ve onların topraklarını kurayla paylaştırmak arzusundaydı.
37*Kral, askerin arda kalan yarısını alıp yüz kırk yedinci yılda kendi başkenti olan Antakya’dan göçtü ve Fırat’ı nehrini geçip üst yanında olan vilayetlerde beraber yürüdü. 
38*Lisiya da kralın dostlarından Dorimene oğlu Batlamo’yu Nikanor’u ve Gorciya adındaki keskin adamları seçti.
39*Onlarla tam kırk bin yaya ve yedi bin atlı gönderdi ki kralın buyruğu üzere Yahuda vilayetine girip onu vergiye bağlasın.
40*Onlar da tüm askerleriyle beraber oraya gittiler ve orada Emmaus adındaki kasabanın yanında konakladılar. 
41*Bu kez o yerin tüccarları, onların geldiklerini işitince bir çok altın, gümüş ve hizmetçiler alarak İsrailoğulları’nın çocuklarını köle etmek için orduya geldiler. Süryani askerleriyle Filistin vilayetinin yabancı milleti de onlara katıldı.
42*Yahuda ile onun kardeşleri bu kötülüklerin çoğaldığını ve askerlerin onların sınırlarında konakladıklarını görünce; halkın büsbütün kökünün kazınması uğruna olan kralın buyruğunu bildiler.
43*Ve biribirlerine dediler ki: -Şimdi halkımızın yıkımını kaldıralım; halkımız ve Tapınağımız için cenk edelim.
44*Cemaat da cenke ve duaya; esirgenmek ve bağışlanmak istemek için toplandı.
45*Güzel Kudüs çöl gibi yıkılmıştı. Orada doğmuş olanlardan hiç kimse içeri girip çıkmıyordu. Tapınağı ayaklar ile çiğnediler ve kule de yabancı millet uluyordu. Uluslar yerleşiyor; artık Yakup’tan her türlü sevinç kaldırılmış kamış kaval ve telli saz sesi duyulmaz olmuştu.
46*Böylece toplanıp kutsal Kudüs’e karşı olan Mispa’ya geldiler. Çünkü İsrailliler’in namazgâhı Mispa’da idi. 
47*O gün oruç tuttular, çullar kuşanıp başlarına kül saçtılar ve giysilerini yırttılar.
48*Tevrat kitabını açtılar ki milletler onun sayfalarının içine put­larının yüzlerinin resmini çizmek için arıyordu.
49*Halifelik giysisini, yılın ilk ürünlerini ve ondalıkları getirdiler. Hem vakit dolduğundan söz verdikleri
şeyleri kaldırdılar.
50*Göğe doğru yüksek sesle bağırıp dediler ki: -Biz bunlara ne yapalım ve onları nereye sürelim? 
51*Çünkü Tapınağın ayaklar ile çiğnenmiş, bozulmuş ve imamların yas ile sıkıntıdadır.
52*İşte milletler bizi yok etmek için üzerimize karşı toplandılar. Onların bize karşı ne düzenlediklerini sen biliyorsun.
53*Eğer sen bize yardım etmezsen bunların önünde nasıl dayanalım?
54*Sonra da borular öttürerek yüksek sesle ‘tekbir’ getirdiler.
55*Ondan sonra Yahuda halka; komutanları, binbaşıları, yüzbaşıları ve ellibaşıları hem onbaşıları atadı.
56*Ev yapmış kimselere, evlenmemiş olanlara, bağ dikmiş kimselere ve korkaklara dedi ki: -Tevrat’a(Şeriata) göre herkes kendi evine dönsün.
57*Bu kez ordu göçüp Emmaus’un güneyinde konakladı. 
58*Yahuda şöyle dedi: -Silahlanın ve güçlü olun; bizi ve Tapınağımızı kökünden silmek için, üzerimize gelen milletlerle cenk etmeye hazırlanın.
59*Çünkü milletimizin ve kutsal yerimizin yok olmasını görmektense ölmek daha yeğdir.
60*Gökte yüce Allah’ın güzel dileğine göre olsun.

     Dördüncü Bâb
1*Gorciya bu kez beş bin yaya ve bin kadar seçkin süvariler alıp ordu gece yola koyuldu. 
2*Böylece Yahudiler’in ordusunu basacak ve onları ansızın kıracaktı. Kalede yaşayanlar ise onlara yol gösteriyordu.
3*Yahuda’yla onun koç yiğitleri bunu duydu ve şahın Emmaus’ta olan askerini vurmak için göçtüler.
4*Bu sırada askerler ordunun dışında dağınık bir durumdaydı.
5*Gorciya ise geceleyin Yahuda’nın ordusuna geldiğinde kimseyi bulamadı. Onun için onları dağlarda arayarak dolaşıyordu. Çünkü bunlar bizden kaçıyorlar diyordu.
6*Gündüz olunca Yahuda ovada üç bin adamıyla göründü. Ama kendi isteklerince ne silahları, ne de kılıçları vardı.
7*Milletlerin ordusunu gördüklerinde; zırhlı zorba adamlarla ve süvarilerle çevrildiklerini gördü. Bunlar cenk şartlarını biliyordu.
8*Yahuda kendi buyruğunda olan adamlarına şöyle seslendi: -Bunların çokluğundan korkmayın ve onların saldırışından ürkmeyin! 
9*Firavun’un Kızıldeniz’de atalarımızı as­ker­leriyle takip ederken nasıl öldüğünü unutmayın.
10*Şimdi göğün kurtarıcısını çağıralım. Keş­ke bizi esirgeyip, atalarımıza yaptığı antlaşmayı ansa ve bu gün bu orduyu önümüzde bozsa.
11*Ta ki milletler bilsinler ki; İsrail’i sürüp kurtaran O’dur.
12*Yabancılar gözlerini dikip onların üzerlerine geldiklerini gördüler.
13*Böylece ordudan dışarıya cenge çıktılar ve Yahuda ile olanlar boruları çaldılar.
14*Milletlerle çarpıştıktan sonra onları bozguna uğrattılar ve  ovaya kaçtılar.
15*Arkada kalanlar kılıçtan düştüler. Yahuda’yla onun askerleri onların ardınca Gazar’a, Edom sınırlarına; Azod ve Yamniya’ya dek yürüdüler. Düşmanlardan üç bin kadar adam düştü.
16*Ondan sonra Yahuda ve onun askerleri onlara yetişmeden döndüler ve halkına dedi ki:
17*-Çapul için uğraşmayın! Çünkü cenge dizilmişler.
18*Gorciya askerleriyle bize yakın olan dağdadır. Hemen düşmanlara karşı durun ve onlarla döğüşün. Ondan sonra çapulu güvenle alabilirsiniz.
19*Yahuda tam bunu söylerken dağdan bakan bir bölük göründü.
20*Onların kaçtıklarını görünce; Yahudiler orduyu ateşe verdiler. Çünkü dumanı görüntüsü onların ne durumda olduklarını gösteriyordu.  
21*Onlar bu şeyleri görüp çok korktular ve Yahuda’nın askerlerini ovada cenge hazır buldular.
22*Tümü diğer yörelerin sınırlarına kaçtı.
23*Yahuda da ordunun çapuluna dönüp çok altın, gümüş; parlak kırmızı ve deniz gibi birçok süslü giysilerle mallar aldılar.
24*Ondan sonra dönüp, yüce Allah’ı göğe dek yüceltip, bereket dileyerek şöyle dediler: -O’nun esirgemesi iyi ve sonsuza dek vardır.
25*O gün İsrail’e büyük kurtuluş oldu.
26*Bazı yabancılar kurtuldular ve Lisiya’ya gelerek ona olan bu durumu bildirdiler.
27*O bu durumu duyunca irkildi ve yüreği korktu. Çünkü işittiği şeyler İsrail’e olmamış, kralın ona buyurduğu şeyler ortaya çıkmamıştı.
28*Gelecek yıl onlarla cenk edip galip gelmek için; altmış bin seçkin piyade ve beş bin süvari topladı.
29*Edom’a gelerek Beyt-Sur’da ordu kurdular. Yahuda da on bin adamla onlara karşı yürüdü.
30*Onların güçlü ordusunu gördüğünde şöyle duaya başladı: -Sana ne mutlu ey İsrailin kurtarıcısı! Kulun Davut’un eliyle zorbaların saldırışını bozdun. Yabancı milletin ordusunu, Saul oğlu Yonatan’ın ve onun silahtarının eline verdin.
31*Bu orduyu da halkın İsrail’in eline ver ki askerinden ve süvarilerinden utansınlar.
32*Onlara korku ver ve onların bu kibirli gücünü azalt ki bozularak sıkıntı çeksinler.
33*Onları seni sevenlerin kılıcıyla kır da ismini bilenlerin tümü seni yücelterek şükretsinler.
34*Ondan sonra vuruştular ve Lisiya’nın askerlerinden beş bin kadar adam düştü. Yahudilerin önünde bozguna uğradılar.
35*Lisiya, onun askerlerinin kaçtığını, Yahuda’dakilerin güçlü çıktığını ve ölüm kalım için bahadırlığa hazır olduklarını görünce;  Antakya’ya gidip yabancı milleti topladı ve önceki askerlerinden daha çok alıp Yahuda vilayetine dönmeye hazırlık yaptı.
36*Yahuda ile onun kardeşleri şöyle dediler: -İşte düşmanlarımız bozuldu. Şimdi gidelim ve ‘Kutsal Yeri’  arındırarak tekrar tamir edelim.
37*Tüm orduyu toplayıp Sion dağına çıktılar.
38*Orada kutsal Tapınağın yıkılmış, mezbahının kirlenmiş, kapılarının yanmış; avlularında sanki bir ormanda veya dağdaki gibi çalılar bitmiş ve odalarının yıkılmış olduğunu gördüler.
39*Giysilerini yırtarak yasa boğuldular ve başlarına kül saçtılar.
40*Sonra da yüzükoyun yere kapaklandılar ve bu olayın anısına  borular çalarak göğe doğru çağrıştılar. 
41*O zaman Yahuda cenk erlerine buyurdu ki; o Tapınağı arındırıncaya dek kalede olanlar ile savaşsınlar. 
42*O, günahsız ve Tevrat’ın kanunlarına uymaya çabalayan imamları seçti.
43*Onlar kutsal yeri temizlediler; kirlenmiş taşları kaldırıp bir çöplüğe getirdiler. 
44*Kurbanlar mezbahı konusunda ki kirletilmişti; ne yapalım, diye aralarında konuştular?
45*Ve akıllarına onu bozmaları için iyi bir görüş geldi. Böylece onlara hiç utanç olmayacaktı! Çünkü milletler onu kirletmişlerdi; ve mezbahı bozdular.
46*Onlardan cevap alabileceğimiz bir peygamber çıkıncaya dek; onun taşlarını Tapınağın dağında uygun bir yere koydular.
47*Ondan sonra Tevrat’ın buyruğuna göre bütün taşları alıp önceki gibi yeni bir mezbah yaptılar. 
48*Hem kutsal Tapınağı ve ‘Ev’in içini yaptılar ve avluları da kutsadılar. 
49*Kutsal takımları yeniden yaptılar. Şamdanı, buhurların mihrabını ve sofrayı Tapınağın içine götürdüler.
50*Mihrap üzerinde buhur yaktılar ve şam­dan üzerinde olan kandilleri yaktılar ki Tapınağı aydınlatsın. 
51*Sofra üstüne ekmekler koydular, perdeleri çektiler ve bütün işlerini bitirdiler.
52*Yüz kırk sekizinci yılın dokuzuncu a­yında ki bu ‘Kislev Ayı’dır. Ayın yirmi beşinci gününde sabah erkenden kalkıp
53*Yeniden yaptıkları kurban mezbahının üzerine kurban sundular.
54*Çünkü tam o mevsimde ve günde; milletler onu kirletmişlerdi. Yine aynı günde ezgiler, telli sazlar, ziller ve deflerle bereketlediler.
55*Tüm halk yere düşüp secde etti. Onlara bu günleri gösterene ta göğe dek dua edip, bereket dilediler.  
56*Tam sekiz gün mezbahın kutsamasını yaptılar. Kurbanları sevinç­le yaklaştırdılar. Kurtuluş ve şükür kurbanlarını kestiler. 
57*Tapınağın önünü altın taçlarla ve pullarla donattılar. Kapıları ve odaları yenilediler. Kapı kapaklarını yaptılar.
58*Halkın içinde büyük sevinç oldu ve milletlerin sebebiyle olan utanç kaldırıldı.
59*Yahuda ile onun kardeşleri ve tüm İsrail halkı, yıllarca ‘Kislev Ayı’nın yirmi beşinci gününden sekiz güne dek; sevinç ve coşkuyla mezbah günlerinin kutsamasını bayram yaptılar.
60*O zaman Sion Dağı’nın çevresinde yüksek duvarlar ve sarp kaleler yaptırdı ki artık milletler gelip önceden olduğu gibi onu çiğnemesinler.
61*Onu beklemek için bekçiler koydular ve korunması için Beytsur’a duvarlar çektiler. Böylece Edomlular’a karşı halkın bir suru olmalıydı.

    Beşinci Bâb
1*Bu sırada çevredeki milletler mezbahın yapıldığını ve Tapınağın önceden olduğu gibi yenilendiğini işitip çok öfkelendiler. 
2*Aralarında olan Yakup’un soyunu yok et­mek için birbirleriyle görüştüler ve halktan bazılarını öldürmeye başladılar.
3*Bu kez Yahuda Edom’da; yani Akrabatene yöresinde Esav oğulları ile savaşıyordu. Çünkü İsrail’i kuşatmışlardı. Onları büyük bir vuruşla öldürdü ve onları kötüleyip çapullarını aldı.
4*Bean oğulları’nın kötülüğünü andı. Kendini halka destek gibi gösterip ona yolda hile yaptı.
5*Böylece onları kalelere kapatıp engelledi ve o vilayetin kalelerini tüm içinde olanlarla birlikte ateşe verdi.
6*Ondan sonra Ammon oğullarına gitti. Büyük bir alay ve büyük bir halk ile karşılaştılar. Onların kumandanı Timoteus’tu.
7*Onlarla çok cenk etti. Onlar onun önünde bozuldular. O da onları kırdı geçirdi.
8*Yaza’yı ve onun yanındaki kasabaları aldı. Yahuda’ya döndü.
9*Gilat’ta olan milletler sınırlarındaki İsrailliler üzerine onları kırmak için toplandılar. 
10*Ama onlar Datema kalesine sığındılar ve Yahuda ile onun kar­deşlerine mektuplar gönderip dediler ki:
11*Çevremizde olan milletler bizi kırmak için toplandılar ve bizim içine kaçtığımız kaleye gelmek üzeredirler. Timoteus da onların başkumandanıdır.
12*Şimdi gel bizi onların elinden kurtar. Çünkü bizden birçokları öldürüldü.
13*Tubim yöresinde olan kardeşlerimiz de öldürüldüler. Düşmanlar onların kadınlarını, çocuklarını tutsak edip giysilerini aldılar. Öyle ki burada bin adam kadar öldürüldü.
14*O mektuplar okunduğunda; işte bazı postacılar yırtık giysileriyle Galile’den gelip, o haberi getirdiler.
15*Ve dediler ki: -Ptolema’dan, Sur’dan, Sayda’dan ve tüm Galile bölgesinden yabancılar onları kırmak için toplandılar.
16*Yahuda ile halk bunu işittiğinde: -Onlardan baskı gören ve sıkıntıda olan kardeşimiz için ne yapalım? Diyerek danışmak için büyük bir kalabalık topladılar. 
17*Yahuda kendi kardeşi Simon’a dedi ki: -Kendine yiğitler seç ve onlara git. Galile’de olan kardeşlerini kurtar. Ben ve kardeşim Yonatan, Gilat semtine gidelim.
18*Zekeriya oğlu Yusuf’u ve Azarya adındaki halkın kumandanını, kalan askerlerle Yahuda’yı korumak için bıraktı.
19*Onlara şöyle buyurdu: -Bu halkla beraber olun ve biz dönene dek milletlerle cenge girmeyin.
20*Simon’a, Galile’ye gitmek için üç bin adam, Yahuda’ya da sekiz bin adam verildi.
21*Simon Galile’ye gitti ve milletlerle büyük bir savaş yaptı. Milletler de onun önünde bozuldular. O, onları ta Ptolema’nın kapısına dek kovaladı.
22*Milletlerden üç bin adam kadar öldü ve onların çapullarını aldı.
23*Galile ve Arbat’ta olanları; kadınları, çocukları ve tüm mallarıyla birlikte alarak, onları Yahuda vilayetine götürdü.
24*Yahuda-Makabe’yle kardeşi Yonatan; Yordan’ı geçtiler ve çölde üç günlük yol gittikten sonra Nabatalılar ile karşılaştılar.
25*Onları barışla karşıladılar ve Gilad semtindeki kardeşlerine tüm olmuş olan şeyleri anlattılar.
26*Onlardan birçoğu sarp ve büyük şehirlerde; yani Basra’da Busor’da, Alimi’de, Hasfon’da, Maked’de ve Karnayim’de kuşatıldılar.
27*Dediler ki: Gilead semtinin diğer şehirlerinden alınmış olanlar vardır. Onların düşmanları yarın kaleler üzerinde bir ordu kurmak ve onları alıp tümünü bir günde yok etmek isterler.
28*O zaman Yahuda, kendi askerleriyle çabucak çöl yolundan Busor’a doğru gidip o şehri aldı ve tüm erkekleri keskin kılıçla öldürdü. Onların çapullarını alarak kenti ateşe verdi.
29*Oradan gece göçerek kaleye doğru yollandı.
30*Sabah olduğunda gözlerini kaldırdılar: İşte çok ve sayılamayacak kadar büyük bir kalabalık; kaleyi almak için merdivenleri ve harp aletlerini kaldırarak içerdekilerle döğüşüyorlardı. 
31*Yahuda cenk başladığını gördüğünde; şehrin gürültüsü, boru sesi ve büyük bağırışlar göğe dek çıkıyordu. Ve kendi birliklerinin erlerine dedi ki:
32*-Bu gün kardeşleriniz için dövüşün.
33*Ondan sonra onların ardına üç alayla çıkarak boruları çaldılar ve duayla yakardılar.
34*Timoteus askerleriyle Makabe’nin geldi­ğini anladığında; önünden kaçtı. O, onları büyük bir vuruşla vurdu ve o gün onlardan sekiz bin adam öldürüldü.
35*Ondan sonra Mispa’ya döndü. Onu döğüşerek aldı. Onun tüm erkelerini öldürdü ve çapullarını alıp onu ateşe verdi.
36*Oradan geçip Hasfon'u, Maked’i, Bosor’u ve diğer Gilad semtinin şehirlerini aldı.
37*Bu şeylerden sonra Timoteus başka askerler topladı ve ırmağın ötesinde Rafon karşısında bir ordu kurdu.
38*Yahuda orduyu çaşıtlamak için adamlar gönderdiğinde gelen adamlar ona: -Çevremizdeki tüm milletler onların yanında toplandılar ve onlar çok kalabalıktırlar.
39*Hem onlara yardım için arap askerleri var ve ırmağın ötesinde orduyu kurdular. Karşına cenge gelmeye hazırdırlar. Yahuda da onların karşısına geçti.
40*Timoteo kendi askerlerinin kumandanlarına: -Yahuda ve onun askerleri suyun kenarına yanaştığı zaman; eğer o bizden önce geçerse, biz ona karşı dayanamayacağız. Çünkü iyice incelersek onun bizi yeneceğini anlarız, dedi.
41*Ama eğer o korkarak ırmağın karşı kıyısında ordu kurarsa; biz de gidip onu yeneriz. 
42*Bu kez Yahuda ırmağın yanına gelip, halkın vekillerini ırmağın üzerinde durdurdu ve onlara şöyle buyurdu: -Hiç kimseyi konaklamaya bırakmayın; ama tümünü cenge bırakın.
43*Ve onlardan önce kendi geçti ve tüm adamları da ardından suyu geçtiler. O kalabalığın tümü onun önünde bozguna uğradı ve silahlarını bırakıp Karnayim’de olan tapınağa kaçtılar.
44*Ama Yahuda ve askerleri şehri ele geçirdiler ve tapınağı içinde olanlarla birlikte yaktılar. Bu yüzden Karnayim yıkıldı; artık Yahuda’nın karşısında duramadılar.
45*O zaman Yahuda, Gilad semtinde olan tüm İsrailliler’i Yahuda vilayetine gelmek için -küçükten büyüğe varıncaya dek- kadınları ve çocuklarıyla orduya topladı. Büyük bir kalabalık oldu.
46*Ve yol üstünde sarp bir şehir olan Efron’a dek geldiler. Sağa sola sapmak mümkün de­ğildi; illa oradan geçmek gerekiyordu.
47*Kentliler onları dışarda tutup kapandılar ve kapıları taşlarla tıkadılar.
48*Yahuda onlara selam göndererek şöyle dedi: -Bizi bırakın! Vilayetinizden geçip ülkemize gidelim. Size hiç kimse zarar vermeyecek ve yayan geçilecek. Ama onlar açmak istemediler.
49*O zaman Yahuda, herkesin bulunduğu yerde konaklamasını askerlerine duyurdu.
50*Cenk adamları da konakladılar. Bütün gün ve bütün gece şehri döğdüler. Şehir Yahuda’nın eline verildi.
51*O da tüm erkekleri kılıçtan geçirdi ve onu kökünden yıktı. Çapulunu alıp leşler üzerinden şehri geçti. 
52*Ondan sonra büyük sahrada Beytsan’a karşı Yordan’ı geçtiler.
53*Yahuda ardındakileri toplardı ve tüm yol boyunca ta Yahuda bölgesine gidene dek halkı yüreklendirdi. 
54*Sion dağına büyük sevinç ve coşkuyla çıkarak kurbanlar sundular. Çünkü onlardan hiç kimse ölmemiş ve tümü esenlikle geri dönmüştü.
55*Yahuda ile Yonatan Gilad semtinde ve kardeşi Simon da Galile’de Ptolema’ya karşı iken;.
56*Zekeriya oğlu Yusuf ve Azarya adındaki askerler, onların yaptığı yararlıkları ve cenkleri işitip şöyle söylediler:
57*-Biz de bir nam kazanalım çevremizde olan milletlerle cenk eymeye gidelim.
58*Ve onlar da kendi askerlerine, Yamniya üzerine yürümelerini buyurdu.
59*Gorciya da kendi askerleriyle onlara karşı şehirden dışarı cenk etmeye çıktı.
60*Yusuf ve Azarya kaçarak ta Yahuda sınırlarına dek kovalan­dılar. O gün İsrail’den iki bin kadar adam öldürüldü.
61*İsrail halkında büyük kırgın oldu. Çünkü yararlılık göstermek isteyip Yahuda’yla onun kardeşlerini dinlemediler.
62*Onlar, onların işleriyle İsrail’e kurtuluş verilen o erlerin soyundan değillerdi...!
63*Ama o er Yahuda ve onun kardeşleri -tüm İsrail’in ve tüm milletlerin katında- her nerede adları duyulduysa; orada onurlandırıldılar.
64*Onların yanına toplanıp tebrik ediyorlardı.
65*Ondan sonra Yahuda ve onun kardeşleri dışarıya çıkıp güneye doğru olan bölgede Esav oğullarıyla savaştı. Hebron’u ve onun yanındaki kasabaları vurarak onun duvarlarını yıktı. Çevresindeki kaleleri yaktı. 
66*Oradan gittikten sonra yabancı Filistin halkı’nın vilayetine gitmek için Samariya’yı geçti.
67*O gün bazı imamlar bir yararlık göstermek isteyip ve danışıksız cenge çıkıp, cekte kırıldılar.
68*Yahuda, yabancı milletin vilayeti Azot’a doğru yürüdü. Onların kurban sunaklarını yaktı, ilâhlarının putlarını ateşte attı, şehirlerin çapullarını aldı ve Yahuda bölgesine döndü.

    Altıncı Bâb
1*Bu kez şah Antiyoko üst bölgelere yürürken; Pers topraklarında Elimayis adında altın ve gümüşle dolu bir şehrin olduğunu duydu. 
2*Oradaki tapınak çok zengindi. Orada altın örtüsü zırhları ve silahları vardı. Onları oraya Makedonya kralı Filipus’un oğlu İskender bırakmıştı ki o, Yunanlılar’ın kralıydı.
3*Buraya gelip şehri almaya ve soymaya çalıştı; ama başaramadı! Çünkü vilayete bu haber ulaştı da;
4*Üzerine cenge kalktılar ve o kaçıp oradan Bağdat’a dönmek için büyük sıkıntılarla gitti.
5*Bu kez Pers vilayetine bir kimse gelip, ona Yahuda bölgesine giden askerlerin bozulduğunu bildirdi. 
6*Lisiya birçok askerlerle gitmesine rağmen Yahudiler onu bozguna uğrattılar. Onlar, onların ordusundan aldıkları silahlar, askerler ve ganimetlerle güçlendiler.
7*Ve Kutsal Kudüs’teki olan mihrap üzerinde yaptığı haram şeyi bozdular. Tapınakta önceden olduğu gibi onun yüksek şehri Beytsur’u surlarla çevirdiler.
8*Bu durumu öğrenen kral bunu duyduğu gibi çok şaşırdı ve acı çekti. O denli çok ki kederinden hastalanarak yatağa düştü. Çünkü umduğu olmamıştı.
9*Orada birçok günler kaldı. Çünkü içindeki büyük keder yenilenmiş ve kendinin öleceğini bilmişti.
10*Ve tüm dostlarını çağırıp onlara şöyle dedi: -Uyku gözlerimden kaçtı ve kederimden yüreğim bayıldı.
11*Yüreğimde; ah! Ne belaya uğradım, dedim. Bak şu içinde çalkalandığım milletlere! Ben ki egemenliğimde kısmeti açık sevgili biriydim.
12*Şimdi Kudüs’e yaptığım kötülükleri anımsıyorum. Ben nasıl tüm altın ve gümüş takımları aldım. Ve nasıl Yahuda halkını nedensiz ölüme gönderdim? 
13*Evet ben bu belâlara bunun için uğradım ve şimdi büyük dert ile yabancı ülkede ölüyorum.
14*Sonra da kendi dostlarından Filipo adındaki birini çağırarak onu tüm ülkesi üzerine egemen atadı. 
15*Ona krallık tacını, kaftanını ve mühürünü verdi ki o oğlu Antiyokus’un bakıcısı olsun onu kral olması için eğitsin.
16*Ve şâh Ântiyoko orada yüz kırk dokuzuncu senede öldü
16*Kral Antiyoko yüz kırk dokuzuncu yılda orada öldü.
17*Lisiya kralın öldüğünü ve onun yerine oğlu Antiyoko’nun kral olduğunu duydu ki; onu küçükken çok bakmış ve ona Evpator adını takmıştı.
18*Bu sırada kalede olanlar İsrailliler’i Tapınağın çevresinde yakalıyorlardı. Onlara daima kötülük etmek ve böylece milletlere destek olmaya çalışıyorlardı.
19*Bu yüzden Yahuda onları kaldırmaya karar verdi ve onları kuşatmak için tüm halkı topladı.
20*Bu kez toplanıp yüz ellinci yılda ordularıyla kuşattılar ve karşılarına uygun savaş düzenekleri kurdular.
21*Ama kuşatılan yerden bazıları dışarıya çıkıp ve İsrail hainlerinden bazıları onlara katılıp, krala giderek şöyle dediler:
22*-Niçin bir karara varmıyor ve kardeşlerimizin öcünü almıyorsun? 
23*Biz babanın köleliğine, yasalarına uymak ve buyruklarını dinlemeyi kabul ettik?
24*Eğer bu halktan olanlar onun sebebiyle bizden ayrıldılarsa; onlar görüldüğünde öldürüldüler ve mallarımız çapul edildi.
25*Yalnız üzerimize ellerini kaldırmadılar; belki onların tüm kumandanlarına da...!
26*İşte bu gün onu almak için; kutsal Kudüs’teki kale üzerinde ordu kurdular. Tapınağı ve Beytsur’u güçlendirdiler.
27*Eğer sen çabucak onların ardından gelmezsen; bundan daha büyük şeyler yapmaya kesinlikle karar vermişlerdir ve sen onları asla vazgeçiremezsin.
28*Kral bu şeyleri duyunca darıldı. Tüm dostlarını, kumandanları ve süvarilerin başlarını topladı.
29*Ona diğer krallardan ve birçok denizaşırı yerlerden paralı askerler geldi.
30*O derece ki onların asker sayısı; cenge alıştırılmış otuz iki fil ile birlikte, yüz bin yaya ve yirmi bin atlı süvariydi.  
31*Edom’dan gelip Beytsur üzerine ordu kurdular. Birçok günler cenk ettiler ve yapılar yaptılar; ama yerliler dışarıya çıkıp onları ateşe verdiler ve mertçe dövüştüler.
32*O zaman Yahuda, kaleden göçüp Beyt-i Zekeriya’da şahın ordusuna karşı orduyu kurdu.
33*Kral da sabahleyin erkenden kalkıp, kendi ordusunu saldırış için hareket ettirdi Beyt-i Zekeriya’ya doğru çekildi, asker cenge hazırlandı ve boruları çaldılar. 
34*Fillere cenkte kızışmaları için; sıkılmış üzümle dut karışımı verdiler.
35*Hayvanları biliklerine göre dağıttılar. Her filin yanına başları bakır tolgalı ve kendilerinin örme zırhları olan biner adam koydular. Her hayvanı da beşyüz seçkin süvariyle desteklediler.
36*Bunlar hayvanların bulunduğu yerdeydiler. Hayvanlar her nereye gidiyorsa onlar da birlikte gidiyordu ve onlardan hiç ayrılmıyorlardı.
37*Üzerlerinde her hayvanı örten ve ağaçtan yapılmış korunak kuleleri vardı. Bunlar bazı aletlerle bağlıydılar. Fil terbiyecisi olan hint­liden başka; her filin üstünden dövüşen otuz iki savaşçı vardı.
38*Kalan süvarileri oradan buradan; askerin iki yanından dizdiler ki askeri sık tutup çeksinler.
39*Altın ve bakır kalkanlar üzerine güneş parlayınca; sanki dağlar aydınlanıyor ve yanan meşaleler gibi ışıldıyorlardı.
40*Kralın askerlerinin bir bölüğü yüksek dağlar üzerinde ve diğerleri de aşağıda hazır olarak düzenli bir şekilde yayıldı.
41*Kalabalığın coşkusu ve yürüyüşü hem silahların tokuşması duyulduğunda; hep acı veriyordu. Çünkü çok kalabalık ve atılgan askerlerdi.
42*Yahuda da kendi askerleriyle cenge yanaştı ve şahın askerinden altı yüz adam öldü.
43*Avaran dedikleri kumandan Elazar; zırhlarla örtünmüş ve diğer bütün hayvanlardan büyük olan bir fili görünce kralı üstünde sandı.
44*Bundan ötürü halkı kurtarmak ve büyük bir ün kazanmak için kendini bölüğe attı.
45*Korkusuzca askerlerin arasından üzerine yürüyüp; sağdan ve soldan öldürüyordu ki kalabalık da sağa sola açılıyordu.
46*Sonra o filin altına girdi ve onu öldürdü. Fil de onun üzerine yere düştü ve o da orada öldü.
47*Bu kez Yahudiler kralın gücünü ve askerlerin saldırışını görünce uzak durdular. 
48*Ama kralın askerleri onların üzerine kutsal Kudüs’e çıktı. Şah da Yahuda ve Sion dağının karşısına ordu kurdu.
49*Şah Beytsur’lular ile barış yapıp şehirden dışarıya çıktı. Çünkü orada ve içeride kuşatmaya dayanmak için tahılları yoktu. Çünkü  o yıl toprağı nadasa bırakmışlardı.
50*Böylece şah Beytsur’u aldı ve onu beklemek için bekçiler koydu.
51*Ondan sonra ordusuyla Tapınak karşı­sında birçok günler durdu ve hareketli savaş araçlarıyla, mancınıklar; ateş atacak aletler, hem oklar atacak sılahlar ve sapanlar kurdu.
52*İçerdekiler de onların  yapılarına karşılık yapılar yaptılar ve birçok gün dövüştüler.
53*Ama yedinci yıl olduğundan; milletlerden Yahuda da kalanlar, arda kalan birikimlerini de tüketmişler ve depolarında tahılları kalmamıştı.   
54*Tapınakta az adam kalmıştı. Çünkü açlık onlara üstün geldi ve herkes dağılarak yerli yerine gitti.
55*Bu kez Lisiya, kral Antiyoko tarafından -sağlığında oğlu Antiyoko’yu kral yapsın diye terbiye etmeye atanan- Filipo’nun;
56*Kralla giden askerlerle Pers ve Med ülkesinden döndüğünü duyduğunda; egemenlik işlerini disiplin altına almak istiyordu.
57*Bu yüzden gitmeye acele ederek krala, kumandanlara ve cenk erlerine dedi ki: -Gün be gün bitiyoruz, tahılımız azdır. Kuşattığımız yer güçlüdür ve egemenlik işlerinin sorumluluğunu taşıyoruz.
58*Şimdi bu adamlarla uzlaşalım, onlarla ve tüm milletlerle barışalım. 
59*Onlara önceden olduğu gibi kendi Tevrat’ını kullanmalarını karar verelim. Çünkü onların Tevrat’ını dağıttığımız için; bize çok öfkelenip bu şeyleri yaptılar.
60*Bu söz kral ve kumandanlarca beğenildi. O, onları barış yapmak için gönderdi. Onlar da kabul ettiler.  
61*Kral ve askerler de onlara yemin edip kaleden çıktılar.
62*Kral, Sion dağına girdiğinde orasının güçlü olduğunu görüp ettiği yemini bozdu ve her taraftan hisarı yıkmalarını buyurdu.
63*Ondan sonra doludizgin sürüp, Antakya’ya döndü. Orada şehirde egemen olan Filipo’yu buldu ve onunla cenk etti. Şehri zorla aldı.

   Yedinci Bâb
1*Yüz elli birinci yılda Selevko oğlu Demetriyo adındaki kimse; Roma’dan az bir kalabalıkla çıkıp, deniz sahilinde olan bir şehire girdi ve orada egemen oldu.
2*Atalarının başkentine girdiği gibi askerler de Antiyo’yu ve Lisiya’yı ona getirmek için tutukladılar.
3*O da bu şeyleri duyduğunda: -Bana onların yüzlerini göstermeyin, dedi.
4*Bu yüzden askerler onları öldürdüler ve Demetriyo kendi krallık tahtında oturdu.
5*Tüm kötü adamlar ve İsrail’in zalimleri ki onların imamı olmak isteyen başkanı Alkimo idi, ona geldiler.
6*Krala halkını suçlayıp dediler ki: -Yahuda’yla onun kardeşleri senin dostlarını yok ettiler ve bizi de darmadağın ettiler.
7*Şimdi bir güvenilebilir kimse gönder ki gidip onun bize ve kralın vilayetine yaptığı yıkımı görsün. Onların ve yardımcılarının hakkından gelsin.
8*Kral da Bahide’yi; yani şahın dostu, nehirin ötesini kontrol eden, ülkede büyük ve krala doğru olan
9*Kötü Alkimo ile anlaşarak onu başkan yaptı. Ona İsrailoğulları’ndan öç almasını buyurdu. 
10*Onlar da gidip büyük bir güçle Yahuda vilayetine geldiler. Yahuda’ya ve onun kardeşlerine hile yüzünden, esenlik sözleriyle haberciler gönderdiler.
11*Ama onlar hemen bu sözlere inanmadılar; çünkü onların birçok askerle geldiklerini gördüler.
12*Halkın komutanlarının bir bölüğü Alkimo ve Bahide’nin yanına onlardan uygun şeyler istemek için toplandılar 
13*İsrailoğulları’nın arasında ilk sırada olan Hasidiyanlar, onlarla barışmak istediler.
14*Çünkü Harun’un soyundan bir imam bu askerlerle geldi ve onlar bize kötülük yapmaz derlerdi.
15*O da onlara esenlikle konuşup yeminle şöyle dedi: -Biz size ve dostlarınıza bir kötülük yapmak istemiyoruz.
16*Onlar da ona inandılar. Ama o onlardan altmış kadar adam alıp hepsini bir günde öldürdü. Zebur sahibinin yazdığı sözlerine göre;
17*Yani “kutsal Kudüs’ün çevresinde kutsal kişilerin bedenlerini kesip kanlarını döktüler ve onları gömecek kimse yoktu’’ 
18*Bu kez halkın üzerine büyük korku düştü. Çünkü dediler ki onlarda ne gerçeklik, ne de bir ufuk var. Çünkü yeminle ettikleri antlaşmayı bozdular.
19*Bahides kutsal Kudüs’ten çıkıp orduyu Bezyat’ta kurdu. Ondan kaçan birçoklarını ve halktan bazılarını, yakalatarak onları öldürttükten sonra büyük bir kuyuya attı.
20*Vilayeti Alkimo’ya bırakıp, ona yardımcı olmak için askerler verdi.
21*Bahide ise şaha gitti. Bu sırada Alkimo halifelik davası güdüyordu.
22*Onların halkına sıkıntı verenler, onun yanında toplandılar; Yahuda vilayetini ele geçirdiler ve İsrail’de çok öldürdüler.
23*Yahuda Alkimo’nun ve onunla olanların İsrailoğulları’na milletlerin yaptıklarından daha çok kötülük yaptıklarını görünce;
24*Yahuda’nın çevresindeki tüm kumandanlarına çıktı ve düşman tarafına dönenlerden öcünü aldı. Bu yüzden vilayete gelmek konusunda zorunlu oldular.
25*Alkimo da Yahuda ve onunla beraber olanların güçlendiğini gördüğünde; onlara karşı koymanın zor olduğunu anladılar. Bunun üzerine şaha dönerek onlardan bu kötülükler için sızlandı. 
26*Bu yüzden şah, eyalet valisinden asillerle İsrail’e kötülük ve düşmanlık besleyen Nikanor adında kimseyi gönderdi ve ona halkın kökünü kazımasını buyurdu.
27*Nikanor da çok kalabalık askerlerle kutsal Kudüs’e gelerek Yahuda ve onun kardeşlerine hileli selâmını gönderdi ve dedi ki:
28*-Aramızda cenk olmasın. Ben size az adamla, yüzyüze görüşmek için, esenlikle geleyim. 
29*Böylece Yahuda’ya geldi ve birbirine selam verdiler. Ama düşmanlar Yahuda’yı kapmak için hazır bekliyordu.
30*Yahuda ona hileyle geldiğini anlayarak ondan korktu ve artık onun yüzüne bakmak istemedi.
31*Nikanor da danışıklık yaptığının ortaya çıktığını anlayınca Yahuda üzerine Kazar-Selâm adındaki köyün yanında cenge çıktı.
32*Nikanor’un adamlarından beşyüz kadar adam öldürüldü. Geri kalanı ise Davut şehrine kaçtılar.
33*Bu şeylerden sonra Nikanor Sion dağına çıktı. Tapınaktan da bazı imamlar ve halkın yaşlıları ona selam vermeye ve kral için getirilen kurbanları göstermeye çıktılar.
34*Ama o, onları küçümseyerek güldü ve on­ları kirletip gururla söyledi. 
35*Sonra öfkeyle yemin ederek şöyle dedi: -Eğer şimdi Yahuda’yla onun askerleri elime verilmezse; sağlıcakla döndüğüm zaman ben bu evi ateş ve aleve vereyim, diyerek büyük öfkeyle çıktı.
36*İmamlar da gidip mezbahın ile Tapınağın önünde durdular ve ağlayarak şöyle dediler:
37*-Ya Allah! Sen bu ‘Evi’ senin isminden anlamak için seçtin. Öyle ki halkına namaz ve yakarışın ‘Evi’ olsun. 
38*Bu adamdan ve onun askerlerinden öcünü al ve onları kılıçla düşür. Onların küfürlerini an, onlara duracak yer verme.
39*Bu sırada Nikanor, kutsal Kudüs'ten çıkarak Beytharon'da orduyu kurdu ve orada ona Süryani askerleri rastladı.
40*Yahuda da üç bin askerle Adasa’da ordu kurdu ve Yahuda dua edip dedi ki:
41*-Ey Allah! Asur kralının elçileri küfrettikleri zaman senin meleğin çıktı ve onlardan yüz seksen bin askeri vurdu.
42*Bu gün de önümüzde o askeri boz ki başkaları anlasın. Çünkü Tapınağımız için kötü konuştuğunu duyduk. Onu kötülüğüne göre cezalandır.
43*Ondan sonra ‘Adar’ ayının on üçüncü gününde askerler cenge giriştiler. Nikanor’un askerleri bozguna uğradılar ve kendisi ilk önce cenkte düştü.
44*Nikanor’un askerleri de onun düştüğünü görünce silahlarını bırakarak kaçtılar.
45*Yahudiler onları bir günlük yolda, Adasa’dan ta Gazra’ya varıncaya dek kovaladılar ve boruları -ki onlarla haber veriliyor- ardlarından çaldılar.
46*Yahudiler Yahuda’nın çevresinde olan tüm kalelerden dışarı çıkarak onları kırıyorlardı. Öyle ki birinden kaçarak diğerine sığınıyorlardı. Tek bir kişi kalmadan tümünü kılıçtan geçirdiler.
47*Yahudiler çapul mallarıyla birlikte Nikanor’un başını ve gururla salladığı sağ elini keserek, onu götürüp kutsal Kudüs’te astılar.
48*Halk da o günü coşkuyla, büyük bir donanım günü gibi kutladı.
49*Ve o günü; yani Adar ayının on üçüncü gününü, her yıl bayram etmeye kararlaştırdılar.
50*Onda sonra Yahuda bölgesi belli bir zaman daha huzur buldu.

      Sekizinci Bâb
1*Bu kez Yahuda, Romalılar’ın şöhretini işitti. Onlar güç sahibiydiler. Onlara sunulan şeyleri ılımlılıkla kabul ederlerdi ve onlara gelen herkesle de dostluk kurarlardı. Çünkü çok güçlüydüler.
2*Ona, onların cenklerini ve Galya’da yaptıkları yararlı işlerini anlattılar ki onları kahredip, kendilerini vergiye bağladıkları anlatıldı.
3*İspanya’da olan altın ve gümüş madenlerini elde etmek için yaptıkları şeyler; hem kendi görüşmeleri ve dayanıklıkları ile o yerlerden uzak olsalar da orasını aldılar.
4*Dünya’nın en uzak yerlerinden üzerlerine saldıran kralları yen­diler; şiddetli savaşlarla ağır yenilgiye uğrattılar ve arda kalanları her yıl ona vergi verdiler.
5*Ve nasıl Mekadonya kralları Filipo’yu ve Perse’yi yendilerse; üzerlerine gelen diğerlerini de yendiler. 
6*Ve nasıl Asya’nın büyük kralı Antiyoko üzerlerine yüz yirmi fil, süvariler, arabalar ve kalabalık askerlerle yürümüştü; onlardan bozuldular.
7*Onu canlı yakalayarak ona ve ondan sonra kral olanlara çok vergi, rehineler ve diğer söz verilmiş şeyleri vermelerini buyurdular.
8*Hindistan’ı, Medya ve Lidya vilayetlerini; onun birçok güzel yöreleriyle ondan aldılar ve şah Evmen’e verdiler.
9*Yunanlılar oraya gidip onu tümden yok etmeyi kararlaştırdılar.
10*Ama bu onlar tarafından bilindiğinden; üzerlerine bir kumandanı gönderdiler, onlarla savaştılar. O derece ki Yunanlılar’dan birçoğu öldü. Onların kadınlarını, çocuklarını tutsak aldılar ve onları çapul ettiler; hem onların ülkesini ele geçirerek kalelerini yıktılar ve onları bu güne dek köle ettiler. 
11*Onlara karşı koyan adalarla; tüm diğer ülkeleri de yıkıp yok ettiler.
12*Ama dostlarla ve onlarla barış içinde geçinmek istiyorlardı. Yakın ve uzak olan ülkeleri ele geçirdiler. Onların adını duyanların tümü onlardan korkuyordu.
13*Her kime yardım edip krallık verdilerse egemenliklerini sür­düler ve istediklerinin de görevine son veriyorlardı. Sözün özü çok güçlüydüler.
14*Gene de tüm bunlarla hiç kimse krallık ta­cını almadı ve saltanat giysisini giymedi.
15*Ama kendilerine bir ‘akil adamlar danışmanlık meclisi’ kurdular. Her gün üç yüz yirmi adam danışmanlık yapıyordu ve sürekli halkın işleri için fikir alışverişinde bulunuyorlardı ki barışçıl bir düzen olsun. 
16*Her yıl kendi egemenlikleri için bir adam seçiyorlardı; ta ki tüm vilayetleri yönetsin. Tümü o kişiye uyuyordu. Onların arasında kıskançlık ve çekememezlik yoktu. 
17*Böylece Yahuda; Hakkus oğlu Yuhanna oğlu Evpulamo’yu ve  Elezar oğlu Yason’u seçip onları Roma’ya gönderdi ki onlarla dostluk kursunlar;
18*Ve kendilerinden boyunduruğu kaldırsınlar. Çünkü Yunanlılar’ın yönetiminin İsrail’i kölelikte tutuğunu görüyorlardı.
19*Onlar çok uzak olan Roma’ya gittiler ve meclise girip böyle söylediler: 
20*-Yahuda-Makabi ile onun kardeşleri ve Yahudilerin ulusu bizi size, sizinle barış yapmak ve sizlerle iki dost olmak için gönderdi.
21*Bu sözleri onlar beğendi.
22*Meclisin bakır levhalar üzerine yazıp Kudüs’e gönderdiği mektubun kopyası budur. Ta ki orada, yanlarında bir barış antlaşması olsun:
23*“Roma mülklerine ve Yahudi milletine; karada ve denizde sonsuza dek esenlik olsun. Onlardan düşmanların kılıcı ırak olsun.
24*Eğer önce Romalılara veya onların tüm egemenliğindeki dostlarından birine bir saldırı olursa;
25*Yahuda milleti onlara, yerine göre tüm yürekten yardım etsin. 
26*Onlarla savaşanlara ne buğday, ne silah, ne para ve ne de gemiler verip yetiştirmesinler. Romalılara istedikleri gibi ve onlara yazılan buyrukları hiçbir şey almadan gözetsinler.
27*Eğer önce Yahudilere bir saldırı olursa; Romalılar onlara can ve dilden yerine göre yardım etsinler. 
28*Onlarla birlikte savaşanlara ne buğday, ne silah, ne para ve ne de gemiler versinler. Nasıl ki Romalılar beğenildiyse; bu hilesiz esasları gözetsinler.”
29*Bu şartlar üzerine Romalılar Yahudiler ile antlaşma yaptılar.
30*“Bundan sonra ona bunlar ya da onlar birşey katmak ve çıkartmak isterlerse; dilediklerine göre yapsınlar. Her katılan veya çıkartılan şey değişmesin.’’
31*Kral Dimitriyo’nun onlara yaptığı kötülükler için biz ona bu şekilde yazdık. Niçin dostlarımız ve müttefiklerimiz Yahudiler üzerine boyunduruğu ağırlaştırdın?
32*Eğer onlar bir daha senden bize şikayet ederlerse; biz onların hakkını alalım ve üzerlerine karadan veya denizden savaşalım

    Dokuzuncu Bâb
1*Bu kez Dimitriyo, Nikanor’la onun askerlerinin bozguna uğradığını işitti. YineYahuda bölgesine Bahide’yle Alkimo’yu ve onlarla birlikte askerlerinin sağ kolunu gönderdi.
2*Onlar da kendi yolunu Gilgal’a doğru yönelterek Arbela’da olan Mesalot yanında ordu kurdular hem onu aldılar ve birçok adamları öldürdüler. 
3*Yüz elli ikinci yılın önceki ayında kutsal Kudüs’e karşı orduyu kurdular. 
4*Oradan göçüp yirmi bin adam ve iki bin süvariyle Berea’ya gittiler.
5*Yahuda da üç bin seçkin adamla Elasa’da konakladı.
6*Ve askerlerin kalabalıklarını görüp, büyük bir ordu olduğu için çok korktular. Birçokları ordudan dağılarak gitti ve onlardan topu topu sekizyüz adam kaldı.
7*Yahuda da askerlerinin darmadağın gitti­ğini ve cenge sıkıntı geldiğini gördü; yüreği kesildi! Çünkü onları toplamaya zaman yoktu. Ne yapacağını şaşırdı!
8*Ve kalanlara şöyle dedi: -Kalkalım da düşmanlarımızın üzerine varalım; bakalım onları yenebilecek miyiz? Görelim!
9*Ama onlar onu bundan vazgeçirip dediler ki: -Başaramayız! En sonunda canlarımızı kurtaralım; sonra kardeşlerimizle dönüp bunlarla savaşalım. Çünkü biz azız.
10*Yahuda da dedi ki: -Allah göstermesin ki ben bunu yapıp önlerinden kaçayım. Eğer şimdi saatimiz geldiyse kardeşlerimiz için kahramanlıkla ölelim ve ünümüze bu lekeyi koymayalım.
11*O zaman askerler ordudan göçüp karşılarına cenge dizildiler. Süvariler iki bölüğe ayrıldı. Sapancılar ve okçular da askerlerin önünden gidiyordu. Tüm kahramanlar ilk sırada yer aldılar.
12*Bahide de sağ kolda idi. Alay iki taraftan toplanma boruları çaldılar.
13*Yahuda’nın askerleri de borular çaldılar ve askerlerin sesinden sanki yer titredi! Savaş sabahtan akşama dek sürdü.
14*Bu sırada Yahuda, Bahide’nin askerlerinin gücünün sağ tarafta olduğunu gördü. Bu yüzden bütün en yürekliler onun yanına yanaştılar.
15*Sağ kolu onlardan bozuldu ve onları ta Aşdod dağına dek kovaladılar.
16*Sol kolda olanlar da sağ kolun bozul­duğunu görüp, Yahuda’yı ve onun adamla­rının izini sürdüler.
17*Bu sırada cenk şiddetlendi. Bu taraftan ve o taraftan birçokları öldürüldü.
18*Yahuda da öldürüldü ve kalanı kaçtı.
19*Yonatan ve Simon kendi kardeşlerini kaldırdılar. Onu babalarının mezarlığı olan Modin’de gömdüler. 
20*Tüm İsrail ona ağladı. Büyük yas ve birçok günler ağıtlar söyleyip şöyle dediler:
21*Hey! Böyle kahraman adam ve İsrail’in sevgilisi düştü.
22*Şimdi Yahuda’nın geri kalan işlerini, cenkleri, yaptığı yarar­lıkları ve büyüklüklerinin tümü yazılmamıştır. Çünkü çokturlar. 
23*O’nun ölümünden sonra zalimler İsrail’in bütün sınır boylarında gezdiler ve bircok sıkıntı vericiler türedi.
24*O zamanda büyük bir kuraklık vardı ve bölgedekiler onların tarafına döndü.
25*Bahide o zalim adamları seçip onları o bölgenin egemenleri olarak atadı.
26*Onlar da Yahuda’nın dostlarının içyüzünü incelediler ve onları Bahide’ye getirdiler. O da onlardan öcünü alıp onlarla eğleniyordu.
27*İsrail’de büyük sıkıntı oldu! Aralarında peygamber görün­mediği günden beri böyle büyük olmamıştır.
28*Yahuda’nın tüm dostları toplanarak Yonatan’a şöyle söylediler:
29*Yahuda kardeşin öldü ve ona denk biri kalmadı ki düşmanlara, Bahide’ye ve milletimize kötülük besleyenlere karşı çıksın.
30*Şimdi biz seni seçiyoruz ki cengimizi sürmek için onun yerine bey ve kumandan olasın. 
31*Yonatan da o zaman beğliği kabul etti ve kardeşi Yahuda’nın yerine gitti. 
32*Bahide bunu öğrenince onu öldürmeye fırsat kolluyordu.
33*Yonatan, kardeşi Simon ve onunla olanların tümü bunu bilince Tekao çölüne kaçıp ‘Asfar Gölü’nün suları yanında ordu kurdular.
34*Bahide bunu duyunca cumartesi günü askerleriyle beraber  Yordan’ın ötesine geldi. 
35*Yonatan birçoğunun kumandanı olan kendi kardeşini Nabatîler’e yalvarmaya ki çok yüklü olan ağırlıklarını yanlarına emanet götürsünler.
36Ama Ambrioğulları Medba'dan çıkıp Yuhanna'yı ve tüm varını aldılar. Ve bunları sahiplenip gittiler. 
37*Bundan sonra Yonatan’a ve kardeşi Simon’a bildirdiler ki Ambri oğulları büyük bir düğün yapıp Medba’dan Kenanlı güçlü ve asil birinin kızını büyük bir gösterişle götürüyorlardı.
38*Onlar kardeşi Yuhanna’yı anımsayarak dağa çıktılar ve o dağda bir mağaraya gizlendiler.
39*Ondan sonra bir kalabalığın geldiğini gördüler: İşte büyük bir kalabalık! Güveyin takımı, arkadaşları, kardeşleri, davulları, müzik sesleri ve birçok silahlar ile karşılamaya geliyorlardı. 
40*Yonatan’ın adamları da pusudan çıkıp üzerlerine şiddetle saldırdılar. Birçoğu öldürüldü; kalanları da dağa kaçtı. Onlar da  çapullarını aldılar. 
41*Bu kez düğün yasa ve müzik sazlarının sesleri ağlayışa döndü
42*Bunlar kardeşlerinin öcünü alıp ve Yordan’ın batağına döndüler.
43*Bahide bunu duyup bir Cumartesi gününde, kalabalık askerlerle ta Yordan’ın sınırlarına dayandı.
44*O zaman Yonatan kendi milletine şöyle seslendi: -Şimdi kalkalım ve canımız için dövüşelim. Çünkü bu günkü öykü, öteki gün gibi değildir.
45*Bu cenk bizi hem önden ve arkadan sıkış­tırıyor. Yordan’ın suyu da bu taraftan ve o taraftan batak hem orman var; dönmek olanaksızdır.
46*Şimdi göğe doğru yakarın ki düşmanlarınızın elinden kurtulasınız.
47*Ondan sonra cenk başladı ve Yonatan Bahide’yi vurmak için elini kaldırdı; ama o daha atik davranarak onun ensesini aldı!
48*Yonatan’la onun askerleri Yordan nehrine atıldılar ve yüze yüze öbür kenara geçtiler. Ama onlar, onların arkasından Yordan’ı geçmediler.
49*O gün Bahide’nin askerlerinden bin adam kadar öldürüldü.
50*Ondan sonra Bahide kutsal Kudüs’e döndü ve Yahuda bölgesinde dik şehirler, Yeriho’daki kaleyi, Emmaus’u, Beyt­horon’u, Beytel’i, Temnata’yı, Faraton’u ve Tafon’u güçlü yüksek duvarlar, kapılar ve sürgüler yaptı.
51*İsrail’e düşmanlık etmek için içine bekçiler yerleştirdiler.
52*Beytsur şehrini, Gazara’yı ve Akra’yı yaptıktan sonra da içine bekçiler ile yiyecek için tahıl koydular.
53*Ve Vilayetin soylularının oğullarını  rehin aldı. Onları kutsal Kudüs kalesinde gözetim altında tuttu.
54*Yüz elli üçüncü yılın ikinci ayında; Alkimo’un buyruğu gereği Tapınağın iç avlusunun duvarını yıktılar ve sonra da kutsalların yapılarını bozup yıkmağa başladılar.
55*Ama o sırada Alkimo vuruldu ve onun işleri geçersiz kaldı. Çünkü ağzı tutulup inme inmiş ve bir söz söyleyip vasiyet bile edememişti.
56*O zamandan sonra Alkimo büyük acılarla öldü.
57*Sonunda Bahide, Alkimo’nun öldüğünü görüp şaha döndü ve Yahuda vilayeti iki yıl daha rahat etti.
58*O zaman bir sürü kötü kişiler kendi aralarında söz birliği ederek şöyle dediler: -Yonatan ve adamları imanla duruyorlar. Biz şimdi Bakkides’i getirelim ve onları bir gece içinde ele geçirsin.
59*Bu kez gidip onunla görüştüler. 
60*O da yola koyulup kalabalık askerlerle geldi. Yahuda da olan tüm müttefiklerine gizlice mektuplar gönderdi ki Yonatan’ı ve onunla beraber olanları yakalasınlar. Ama yapamadılar; çünkü onların danışıklıkları bilindi.
61*Ve vilayetin çok kötü olan adamlarından elli kişiyi tutup  öldürdüler. 
62*Yonatan da Simon’u ve onunla beraber olanları, çöldeki Beytbazi’ye sığındırdı. Onun yıkık binalarını yeniden yaptılar ve onu sağlamlaştırdılar.
63*Bunu Bahide öğrenince tüm askerlerini topladı ve Yahuda bölgesinde olanlara da bildirdi.
64*Onda sonra geldi ve Beytbazi karşısında ordu kurdu. Onunla birçok günler döğüştü ve yapılar yaptı.
65*Yonatan da kardeşi Simon’u şehirde bırakarak az bir adamla birlikte çevreye çıktı.
66*Odomera’yı, onun kardeşlerini ve Fasiron’un oğullarını çadırlarındayken öldürdü.
67*O öldürmeye ve kendi savaşçılarıyla birlikte ileri yürümeye başlayınca; Simon’la birlikte olanlar şehirden dışarı çıktılar ve  yapıları yaktılar. 
68*Bahide ile dövüşerek onu bozguna uğrattılar ve onu büyük sıkıntıya soktular.
69*Böylece onun planları ve amacı boşa çıkınca o, ona ‘vilayete git!’ deyerek kuşku çıkaran kötü adamlara çok darıldı  ve onlardan  birçoklarını öldürdü. Sonra da bölgeye dönmeye karar verdi.
70*Yonatan da bunu öğrenince ona elçiler gönderdi ki onunla barışsın ve ona tutsaklar geri versin.
71*O da kabul edip onun sözünden çıkmadı ve artık ona tüm yaşam boyu kötülükleri için uğraşmamaya yemin etti. 
72*İlk önce ona, Yahuda bölgesinden çıkardığı tutsakları geri verdi ve yine kendi bölgesine gitti. Artık ondan sonra onun sınırlarına bir daha dönmedi.
73*Böylece kılıç İsrail’den kaldırıldı. Yonatan da Mekmas’ta yaşadı. Halkına egemen oldu ve kötüleri İsrail’den kaldırdı.

    Onuncu Bâb
1*Bu kez yüz altmışıncı yılda asil Antiyoko’nun oğlu İskender çıkıp Ptolemo şehrini aldı ve orada saltanat sürdü.
2*Bunu kral Dimitriyos işitince, birçok askerler topladı ve üzerine ordu çıkardı. 
3*Sonra Yonatan’a mektupla söz ve selam gönderip onu onurlandırdı.
4*Çünkü ‘o bize karşıdır!’; İskender ile barış yapmadan önce biz onun ardına takılalım, diyordu.
5*Mümkün ki ona, kardeşlerine ve milletine yaptığımız kötülükleri anımsar diyor.
6*Ayrıca ona, asker toplamalarını ve silah gereksinimlerinin giderilmesini buyurdu. Böylece onunla cenkte birlik olsun ve ona kalede olan rehineleri geri versin.
7*Yonatan da kutsal Kudüs’e gelip o mektupları tüm halk ve tüm kale bekçileri işitirken okudu.
8*Onlar da kralın ona asker toplamaya karar verdiğini duymuşlar ve büyük korkuya kapılmışlardı.
9*Kale halkı da rehineleri Yonatan’a geri verdi. O da onları kendi dostlarına teslim etti.
10*O zaman Yonatan, kutsal Kudüs’te yerleşti. Şehri yeniden inşa etmeyi ve onarmayı tartıştı.
11*Yapıcılara, surları ve Sion dağına çepçevre dört köşe taşlardan duvarlar yapmasını buyurdu. Onlar da böyle yaptılar.
12*Bahide’nin yaptırdığı kalelerde olan yabancılar kaçtılar.
13*Herkes kendi yerini bıraktı, kendi vilayetine gitti.
14*Birlikte Tevrat’ı ve vasiyetleri bırakanlardan bazıları Beytsur’da kaldı; çünkü bu onların sığınağıydı. 
15*Kral İskender de Demetriyo’nun Yonatan’a gönderdiği vaadleri duymuştu.
16*Böyle bir adam bulabilir miyiz ki onu kendimize dost ve yoldaş edelim? Dedi. 
17*Bunun için mektuplar yazarak ona gönderdi. Bu mektupların içeriği buydu:
18*“Kral İskender kardeşimiz Yonatan’a selam ediyor.
19*Senden haber aldık ki; güçlü bir adam ve dostluğumuza yakışan birisin.
20*Şimdi seni tüm milletin baş imamı atıyoruz ve istiyoruz ki bunu kralın dostu anılasın -ona göz alıcı bir kaftanı ve altın tacı gönderdi-. Bizim yanımızda ve dostluğumuzda güvenilir ol.’’
21*Yonatan yüz altmışıncı yılın yedinci ayında kamış bayramında kutsal giysiyi giydi. Ondan sonra asker topladı ve büyük bir silah mühimmatı gördü.
22*Bunu Demetriyo işitince çok üzülerek şöyle dedi: -Ne yaptın? 
23*İskender kendi güvenliği için Yahudiler’le dostluk etmekte bizden önce davrandı.
24*Biz de onlara uyarıcı bir söz yazalım ve ilgili armağanlar bol bol verelim ki bizden yana olup, bana yardım  etsinler.
25*Böylece onlara bu şekilde mektupları gönderdi.
26*“Çünkü bizimle olan antlaşmanızı korudunuz ve dostluğumuzu sağlama aldınız. Düşmanlarımızın tarafına dönmediğinizi işittik ve sevindik.
27*Böylelikle bize gerçekçi davranmaya çalışın da; onurumuza yaptığınız şeyler için,  size bedelini bağışlayalım.
28*Sizi çok bağışlayalım ve armağanlar verelim.
29*Şimdi sizi utandırmayalım; tüm Yahudiler’in vergisini tuz ve taç bedelini ayrı tutalım. 
30*Bana gelir olan ekinin üçte birini, meyvelerle, ağaçların yarısını da size bu günden sonra bağışladım. Artık Yahuda vilayetinden ve ona katılmış olan üç beylikten: Samiriye ve Galile bölgesinden bu günden sonra vergi alınmasın.
31*Kutsal Kudüs’dahi kutsal; tüm sınırları içinde ondalıklardan ve vergilerinden emin olsun.
32*Kutsal Kudüs’teki kaleyi akladım ve baş imama verdim ki onu korumak için seçtiği adamları oraya atasın.
33*Yahuda vilayetinden ülkeme tutsak gelen Yahudileri -ki her nerede ise- bedelsiz özgür bırakıyorum. Onları köle vergilerinden bağışlayıp, hayvanlarına el atmamalarını buyuruyorum.
34*Hem tüm bayramları, cumartesileri, aybaşları ve diğer belirli günleri -bayramdan önce ve bayramdan sonra üç gün- tüm bu günler, diyorum ki ülkemde olan Yahudiler’e ayrı tutulup emin olunsun.
35*Hiç kimse onlara bir sıkıntı veya onlardan birisine bir iş için acı veremesin.
36*Ve şâhı? ?askerine Yahûdîlerden otuz bi? âdam tahrîr olalar ki onlara cümle şâhı? ?as­kerlerine olan mevâcib üzere ?ulûfe verile
36*Kralın askerlerine Yahudilerden otuz bin adam yazılsın. Onlara kralın tüm askerlerine ödenen paraya göre ulufe verilsin.
37*Kralın en büyük kalelerine onlar yerleştirilsin ve ülkenin gerekli işlerine güvenilir kişiler atansın. Nasıl kral Yahuda bölgesine buyurduysa; düzenin sağlanması kendilerinden olsun ve kendi yasalarını kullansınlar.
38*Sameriya vilayetinden Yahuda vilayetine katılan üç paşalık; Yahuda vilayetine katılsın. Birinin yönetimi altında olsunlar ve baş imamdan başka bir kralı dinlemesinler. 
39*Kutsal Kudüs’teki Tapınağa; Ptolema’yı ve onun çevresini, o Tapınağa ait giderler için bağışladım. 
40*Kralın gelirinden ve ona ait yerlerden her yıl on beş bin miskal gümüş verdim.
41*Geçen yıllarda işgüderlerin ödemediği paraların üstü  bundan sonra Tapınağın yapımında harcansın.
42*Her yıl Tapınaktan alınması gereken beş bin miskal gümüş bağışlansın. Çünkü bu hizmet edenlerin gideridir.
43*Krala ait hesaplamalarda borçlu kalan biri; kutsal Kudüs’ün Tapınağına veya onun her hangi bir yanına sığınırsa özgür bırakılsın. Ülkemdeki malları onlar için korunsun. 
44*Tapınağı onarmak için kralın gelirinden bütün giderleri karşılansın. 
45*Kutsal Kudüs ile Yahuda vilayetinde olan şehirlerin duvarlarını yapmak ve onu çepçevre sağlamlaştırmak  için; kralın maliyesinden giderleri karşılansın.”
46*Bunu Yonatan ve halk duyduğunda kulaklarına inanamadılar ve kabul etmediler. Çünkü Demetriyo’nun İsrail’e yaptığı kötülükler, baskılar ve düşmanlıkları anımsadılar
47*Ama İskender’e razı oldular. Çünkü onların barış yapmasına neden olmuştu ve her zaman onun müttefiki oldular.
48*Bu kez şah İskender birçok askerler topladı ve Demetriyo’ya karşı kondu.
49*Sonra iki kral cenge girişti. Demetriyo’nun askerleri kaçmak isteyince İskender ardına takıldı.
50*Onun askerleri galip gelmek için; gün batana dek saldırdılar ve Demetriyo o gün öldü. 
51*Ondan sonra İskender Mısır kralı Ptolema’ya elçiler gönderdi ki ona bu sözleri söylesinler: 
52*“Çünkü ülkeme döndüm, atalarımın tahtında oturdum, egemenliği aldım ve Demetriyo’yu yenerek vilayetinizi ele geçirdim. 
53*Onunla savaştım. Onunla beraber askerleri de sindirildi. Şimdi biz onun krallık tahtında oturuyuruz.
54*Dostluğumuzun devamı için; şimdi bana kızını eşim olması için ver ki sana damat olayım. Sana ve ona yaraşan armağanları vereyim.
55*Kral Ptolema da şöyle yanıtladı: -Atalarının ülkesine döndüğün ve krallık tahtında oturduğun gün kutlu olsun!
56*Şimdi yazdığın şekilde yapacağım. Bundan sonra beni karşılamak için Ptolema’ya gel ki birbirimizle görüşelim ve ben sana dediğim gibi kaynatan olayım.
57*Bu kez Ptolema, kızı Keleopatra ile Mısır’dan yüz altmış ikinci yılda çıkıp Ptolema’ya vardı. 
58*Kral İskender de onu karşılamaya geldi. O da kızı Keleopatra’yı ona eş olarak verdi. Onun düğününü büyük görkemli bir şölenle Ptolema’da yaptı. 
59*Kral İskender, Yonatan’a onu karşılamaya gelmesini yazdı. 
60*O da büyük bir onurla Ptolema’ya gidip iki kralın önüne geldi. Ona ve onların dostlarına altın, gümüş ve birçok armağanlar verdi hem onların gönlünü kazandı.
61*İsrail’in bazı kötü ve yaramaz kişileri onu kollamak için karşısına toplandılar. Ama kral onlara kulak asmadı.
62*Belki de kral, Yonatan’ın giysilerini çıkarmalarını, ona göz alıcı mor pelerini giydirmelerini buyurdu ve böyle oldu.
63*Kral onu kendi yanında oturtarak beylerine: -Bununla kent içine çıkın ve deyin ki; onu hiç kimse bir şey için çekiştirmesin ve ona hiç bir şekilde kötülük yapmasın.
64*Ona karşı konuşanlar; onun görkemini, onların bağırışını ve onun göz alıcı mor pelerinini görünce kaçtılar.
65*Kral da onu gözetti. Onu kendi baş dostları arasında saydı ve onu başkumandan yaparak egemenlikte eşit yetki verdi.
66*Ondan sonra Yonatan esenlik ve sevinçle kutsal Kudüs’e döndü.
67*Bu kez yüz altmış beşinci yılda kral De­metriyo oğlu Demetriyo Girit’ten atalarının vilayetine geldi. 
68*Bunu kral İskender duyunca büyük sıkıntı çekti ve Antakya’ya döndü.
69*Demetriyo, Kili-Suriye’nin paşası Apolonyo adlı kimseyi başkumandan atadı. O birçok askerler toplayarak Yamniya karşısına ordu kurdu ve baş imam Yonatan’a da adam gönderip dedi ki:
70*-Sen Yapayalnız karşımızda yücelik taslıyorsun. Ben senin için aşağılanarak eğlence oluyorum. Sen ne diye bu dağlarda karşımızda saltanat sürüyorsun?
71*Eğer şimdi sen kendi gücüne güveniyorsan; bize karşı ovaya in de burada savaşalım. Çünkü şehirlerin güçleri yanımızdadır. 
72*Ben kimim ve diğer bize yardım edenler kimlerdir? Sor ve öğren ki sen karşımızda ayak üstü duramazsın, diyorlar. Çünkü ataların iki kez kendi vilayetlerinden kovalandılar.
73*Şimdi sen bu denli süvarilere ve askerlere karşı; taş, çakmaktaşı ve kaçacak yeri olmayan ovada dayanamazsın.
74*Yonatan da Apolonyo’nun bu sözlerini işittiği zaman canı sıkıldı, on bin adam seçip kutsal Kudüs’ten çıktı ve ona yardımcı olmak için gelen kardeşi Simon’u karşılamaya geldi.
75*Ordusunu Yafa yanında kurdu ve içerdekiler onu şehrin dışında kapadılar. Çünkü Yafa’da Apolonyo’nun nöbetçileri vardı. Bundan ötürü onunla savaştılar. 
76*Ama yerliler korkup ona kapıları açtılar. Bu yüzden Yonatan Yafa’yı aldı. 
77*Apolonyo bunu duyduğunda üç bin süvarisi ve birçok savaşçılarından bir asker seçip(ordu toplayıp);
78*İleri gideceğim diye Azot’a ulaştı. Ondan sonra çabucak ovaya indi. Çünkü süvarileri çok olduğundan onlara güveniyordu. 
79*Yonatan da onun arkasından Azot’a dek yürüdü ve iki taraf birbiriyle cenge giriştiler. Ama Apolonyo bin kadar atlıyı arkalarında gizlemişti.
80*Yonatan şöyle dedi: -Ensemizde pusu var! Bu kez onlar onun askerlerinin çevresini kuşatıp, sabahtan akşama dek onların üzerine mızraklar attılar.
81*Ama askerler Yonatan’ın buyruğu üzere bekliyordu ve onların atları da yoruldu.
82*Ondan sonra Simon kendi adamlarını çıkarıp kendi alayına kattı. Düşmanların süvarileri yorgun olduğundan bozulup kaçtılar
83*Süvariler ovada dağılıp Azot’a kaçtılar ve onların putu olan Dagon’un tapınağına sığınmak için girdiler.
84*Ama Yonatan Azot’u ve çevresindeki şehirleri yaktı. Onların mallarını çapul etti. Dagon evini içine sığınanlar ile birlikte ateşe verdi.
85*Kılıçtan ölenler, yanarak ölenler ile birlikte sekiz bin kişi kadardı.
86*Yonatan oradan göçüp Aşkalon yanında ordu kurdu ve oranın yerli halkı onu büyük onurla ağırladı.
87*Ondan sonra Yonatan, birçok çapulla birlikte kutsal Kudüs’e geri döndü.
88*Bunu kral İskender duyunca, Yonatan’a daha çok bağışladı.
89*Ve ona kralın yakınlarına verilen geleneksel altın tokayı gönderdi ve ona Akron’un tüm çevresini mülkü olarak bağışladı.

    Onbirinci Bâb
1*Ondan sonra Mısır kralı, deniz sahilindeki kum gibi asker ve birçok donanma topladı. İskender’in ülkesini bir oyunla ele geçirip kendi ülkesine katmak istiyordu.
2*Ondan sonra Suriye’ye barış sözüyle çıktı. Şehirde olanlar ona kapılarını açıp karşılıyordu. Çünkü kral İskender onların kaynatası olduğundan onları karşılamalarını buyurmuştu.
3*Ama Ptolemeyo şehirlere girer girmez; her şehire askerlerini kendi güvenlikleri için yerleştiriyordu.
4*Azot’a yaklaştığında ona Dagon’un yanmış tapınağını, Azotu ve kasabalarını yıkılmış; yerde yatan leşlerini ve Yonatan’ın cenk edip yaktığı yanmış adamlarını gösteriyor­lardı. Çünkü onlardan yol üzerine dağlar gibi yığmışlardı.
5*Krala Yonatan’ın yaptığı şeyleri onu kö­tülemek için anlatıyorlardı. Ama kral konuşmadı.
6*Yonatan da kralı karşılamak için görkemli bir şekilde Yafa’ya geldi ve birbirleriyle selamlaştıktan sonra orada gecelediler. 
7*Ondan sonra Yonatan kralla ta Elvatro dedikleri ırmağa dek gitti ve kutsal Kudüs’e döndü. 
8*Kral Ptolemo deniz kıyısındaki şehirlere ve yalıda olan Selefke adındaki şehire dek geldi. İskender’e kötülük yapmayı tasarlıyordu.
9*Kral Demetriyo elçiler gönderip şöyle dedi: -Gel de antlaşalım. Sana İskender’de olan kızımı vereyim de babanın ülkesinde kral olasın.
10*Ona kızımı verdiğime pişman oldum. Çünkü o beni öldürmek istiyor. 
11*Ama onu ve ülkesini almak istediği için bu suçlamaları yapıyordu. 
12*Ondan sonra kızını ondan alıp Demetriyo’ya verdi ve onu İskender’den ayırdı da düşmanlıkları açıkça belli oldu.
13*Ptolemo Antakya’ya gidip başına iki sarık taktı; birini Asya ve diğerini de Mısır için sardı.
14*O zaman kral İskender, Kilikya’daydı; çünkü o vilayetin halkı isyan etmeye hazır­lanıyordu.
15*İskender bu şeyleri işince, askeriyle Ptolemo’nun karşısına çıktı. Ptolemo da askerini kaldırıp ona birçok askerlerle karşı geldi ve onu uzaklaştırdı.
16*İskender de Arabistan’a sığınmak için kaçtı ve kral Ptolemo onurlandırıldı.
17*Bu kez Zabdiyal adında bir Arap, İsken der’in başını keserek onu Ptolemo’ya gönderdi.
18*Kral Ptolemo da üç gün sonra öldü. Kalelerde olanlar yine o kalelerde olanlardan öldürüldüler.
19*Yüz altmış yedinci yılda Demetriyo kral oldu.
20*O zaman Yonatan Kudüs’te olan kaleyi almak için Yahuda vilayetinde olanları topladı ve onun karşısına birkaç yapılar yaptı.
21*Onların milletine kin tutan bazı kötü adamlar, krala gelip Yonatan’ın kaleyi kuşat­tığını anlattılar.
22*O da bunu duyunca darıldı ve o haber alır almaz Ptolemo’ya geldi. Yonatan’a kaleyi kuşatmaktan vazgeçmesi için ve onunla alelacele buluşması için karşılamaya gelmesini yazdı.
23*Bunu Yonatan duyunca kuşatmayı durdurmalarını buyurdu. O ise İsrail’in yaşlı ve imamlarını seçip kendini tehlikeye attı.
24*Altın, gümüş, güzel giysiler ve başka birçok armağanlar alıp krala; Ptolemo’ya geldi ve onun dostluğunu buldu.
25*Milletinden olan bazı kötü kişiler ondan şikayet ettiler.
26*Ama kral ona selefleri gibi davrandı ve onu tüm dostlarının önünde yükseltti.
27*Ona baş imamlığı ve önceden onun olan diğer tüm onurunu vermeyi kararlaştırarak onu kendisinin baş dost yaptı.
28*Yonatan da krala rica edip Yahuda bölgesinden, üç beylikten ve Samariya eyaletinden vergi alınmamasını istedi. Bunun için ona üç yüz gümüş para verdi.
29*Kral da razı oldu ve Yonatan’a tüm bu işler için bu şekilde bir mektup yazdı:
30*“Demetrio adındaki kral kardeşim Yonatan’a ve Yahuda halkına selam ediyor.
31*Özellikle dostumuz Lasten’e yazdığımız mektubun kopyasını size de yazdık ki göresin:
32*Kral Demetriyo baba Lasten’e selam eder. 
33*Dostlarımız! Bizimle antlaşan ve emniyeti gözeten Yahudi milletine. Onların bize olan iyi niyetine karşılık iyilik etmeyi kararlaştırdık.
34*Şimdi onlara Yahuda vilayetinin sınırlarını belirledim. Samiriye bölgesinden Yahuda bölgesine katılmış Aferema, Lidda ve Ramaten adındaki üç beyliği tüm yakınlarıyla kutsal Kudüs’te
kurban kesenlere; kral onlardan her yıl önceden aldığı toprağın ürününden ve ağaç meyvelerinden olan, kralın payının yerine onlara verdik.
35*Diğer bize ait olan şeylerin ondalıklarından, bize ait vergilerden ve bize ait tuz­lalar, taçlar (vs). diyorum ki tüm bu şeyleri kaldırıyoruz.
36*Bundan sonraki zamanlarda bu şeylerden hiç söz etmeyeceğiz.
37*Şimdi bu mektupların kopyalarını yazdı­rın ve onları Yonatan’a verin ki kutsal dağda uygun, özel bir yere konulsun.”
38*Ondan sonra kral Demetriyo gördü ki, bölge onun önünde huzur içinde ve ona hiç kimse karşı gelmiyor. Bu yüzden tüm askerlerini ve herkesi kendi yerine göndererek serbest bıraktı. Yabancı savaşçı milletlerden başka; onları ulusların adalarından kaldırdı. Bu yüzden atalarının tüm askerleri ona düşman oldular.
39*Önceden İskender’in tarafını tutan Trifon adındaki kişi tüm askerlerin Demetriyo üzerine söylendiklerini görüp; İskender’in oğlu Antiyoko adındaki çocuğu besleyen Arap İmalko’ya gitti.
40*Ona her zaman cömert davranıyordu ki onu ona versin. Ta ki babasının yerine kral olan ve orada birçok günler duran Demetriyo’nun yaptığı şeyleri ve askerin ona düşmanca davrandığını duyurdu.
41*O sırada Yonatan kral Demetriyo’ya Kudüs’ün kalesinde ve diğer  kalelerde olanları götürmeleri için adam gönderdi. Çünkü onlar İsrail ile savaşıyorlardı.
42*Kral Demetrio da onu yanıtlayarak şöyle dedi: -Sana ve milletine yalnız bunu değil; ama beğeneceğin ve gereğinden çok halkının onuruna güzel şeyler yapabileceğim.
43*Şimdi bana cenk için adamlar gönderirsen iyi edersin. Çünkü tüm askerlerim bana baş kaldırdılar.
44*Yonatan da ona güçlü üç bin askeri Antakya’ya gönder­di. Onlar krala  geldiklerinde kral da onların gelişine çok sevindi.
45*Bu kez vilayetliler kralı öldürmek için; yüzyirmi bin adam kadar şehrin göbeğinde toplandılar.
46*Kral da sarayına kaçtı ve vilayetliler şehrin tüm sokaklarını ele geçirip dövüşmeye başladılar.
47*Ama kral, Yahudileri yardıma çağırdı ve tümü onun yanına toplandılar. Ondan sonra herkes şehire dağıldı ve o gün şehirde yüz bin kadar adam öldürüldü.
48*Kenti ateşe verdiler. O gün birçok çapullar aldılar ve kralı kurtardılar.
49*O bölgenin halkı, Yahudilerin kenti is­tedik­leri gibi ele geçirdiklerini görünce yürekleri sıkıldı ve ayrılarak krala böyle yalvardılar:
50*-Bize sağ elini uzat! Yahudiler bizimle ve şehir ile dövüşmekten vazgeçsinler.
51*Ondan sonra  silâhlarını yere atarak barıştılar. Yahudiler de kralın ve onun ülkesinde olanların yanında sevildiler. Ondan sonra kutsal Kudüs’e bir sürü ganimetle döndüler.
52*Kral Demetriyo da kendi tahtında oturdu ve vilayet onun günlerinde rahat buldu.
53*Ama o gerçek tanımaz kişi, tüm söylediği şeyleri bozdu. Yonatan’dan ayrılıp ona iyiliğine göre yapmadı. Daha çok ona kötülük yaptı. 
54*Bu şeylerden sonra Trifon döndü; onunla genç çocuk Antiyoko kral olup, başına onur tacını giydi. 
55*Demetriyo’nun dağıttığı tüm askerler o­nun yanına toplanarak Demetriyo ile cenk ettiler.
56*O da bozularak kaçtı ve Trifon hayvanları alıp Antakya’yı ele geçirdi. 
57*Genç Antiyoko, Yonatan’a şöyle yazdı: -Ben sana baş imamlığı veriyorum ve seni dört beylikler üzerine atıyorum ki kralın dostlarından biri olasın.
58*Ona altın kaplarla birsürü parçalar gönderdi. Sonra ona altın kaplardan içmesini ve göz alıcı kaftanını giymesini buyurdu. O artık altın toka takıp dolaşabilirdi.
59*Kardeşi Simon’u Sur’un sınırından ta Mısır’ın sınırlarına dek paşa atadı.
60*Yonatan çıkıp nehir ötesinde ve şehirlerinde dolaştı. Tüm Suriye askerleri de ona yardım için yanında toplandılar ve Askalon’a geldi. Yöre halkı da onu onurlandırmak için karşılamaya geldi.
61*Ondan sonra oradan göçüp Gaza’ya gitti. Gaza’da olanlar şehir kapılarını kapadılar. O da onu kuşattı ve çevrede olan kasabaları yakarak yağmaladı.  
62*Bu kez Gaza’da olanlar Yonatan’a yalvardılar. O da onlara sağ elini sundu ve beylerinin oğullarını rehine alıp onları kutsal Kudüs’e gönderdi. Bölgeyi Şam’a dek gözetti. 
63*Ondan sonra Yonatan, Demetriyo’nun kumandanlarının Ga­lile’de olan Kadeş’e onu bölgeden kaldırmak için geldiklerini işitti. 
64*Onlara karşı gitti ve kardeşi Simon’u bölgede bıraktı.
65*Simon da Beytsur üzerinde ordu kurdu. Onunla birçok günler dövüştü ve onu kuşattı. 
66*Ama içerdekiler ona sağ elini sunması için yalvardılar. O da onlara sundu ve onları oradan dışarıya sürdü. Şehiri alarak içine bekçiler koydu. 
67*Yonatan ise kendi askerleriyle Genesaret’in suları yanında konakladı. Ertesi sabah oradan göçerek Asur ovasına gittiler.
68*Ve orada yabancıların askeri üstüne dağlara bir pusu gönderip ovaya karşısına geldiler.
69*Pusu da yerinden kalkıp cenge katıldı.
70*Yonatan’ın tüm askerleri kaçıyordu! Savaşçıların kumandanlarından Abşalom oğlu Matanya ve Kalzi oğlu Yahuda’dan başka hiç kimse kalmadı.
71*Bunun üzerine Yonatan giysilerini yırtıp başına toprak saçtı ve dua etti.
72*Ondan sonra düşmanlar üzerine cenge dönüp onları bozguna uğrattı ve kaçırdı.
73*Onun kaçan askerleri bunu görünce ona döndüler. Onları onunla birlikte ta Kadeş’e; onların ordusuna dek kovaladılar ve orada konakladılar.  
74*O gün yabancılardan üç bin kadar adam öldürüldü ve Yonatan kutsal Kudüs’e döndü.

    Onikinci Bâb
1*Bu kez Yonatan, zamanın çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini anladı. Adamlar seçip onları Roma’ya; onlarla olan dostluklarını yenilemek ve pekiştirmek için gönderdi.
2*Ispartalılar’a ve başka yerlere o anlamda mektuplar gönderdi.
3*Böylece onlar Roma’ya gittiler ve ‘akil adamlar meclisi’ne girip Yonatan’a şöyle dediler: -Baş imam ve Yahuda halkı onlarla olan dostluğu ve antlaşmayı -önceden olduğu üzere yenilemek için gönderdiler. 
4*Meclis üyeleri de onlara birçok bölgelerin halkı için mektuplar verdi ki onları esenlikle Yahuda vilayetine götürsünler.
5*Yonatan’ın Ispartalılar’a yazdığı mektupların kopyası budur:
6*“Baş imam Yonatan, halkın yaşlıları, imamları ve Yahudilerin kalan halkı;  Ispartalı kardeşlerine selam ederler.
7*Önceden aramızda kral olan Aryo’dan baş imam Oniya’ya mektuplar gönderildi ki siz kardeşlerimizsiniz! Böylece bunu aşağıda yazılmış olan sözler açıklıyor.’’
8*Oniya da ona gönderilen adamı iyi karşıladı ve içinde sözleşmeyle dostluk bulunan mektupları aldı. 
9*Eğer biz bu şeylere gereksinim duymasak da; bizi elimizdeki Kutsal Kitaplar avutuyor. 
10*Gene de sizinle olan dostluk ve kardeşliğimizi yenilemek için  sizden ayrılmayalım diye size göndermeyi uygun gördük. Çünkü uzun zamandan beri bize adam göndermediniz.
11*Şimdi biz daima, her zaman bayramlarda ve diğer uygun günlerde sunduğunuz kurbanlar ile namazlarda; kardeşleri anmayı uygun gördüğümüz gibi sizleri de anarız.
12*Çok onurlu olduğunuz için sevinçliyiz.
13*Ama bizi soracak olursanız çok kötülükler ve cenkler çevremizi sardı; çevremizdeki krallar bizimle çok kavgalar yaptılar.
14*Sonunda size olan cenklerde, diğer müttefik ve dostlarımız  gibi rahatsız etmek istemedik.
15*Çünkü bize yardım eden gökten yardımcımız var. Bu yüzden düşmanlarımızdan kurtulduk ve muhaliflerimiz kahroldu. 
16*Şimdi Antiyoko oğlu Numinyo’yu ve Yason oğlu Antipato’yu seçip onları Romalılar’a önceden olan dostluk ve sözleşmemizi yenilemek için gönderdik.
17*Onlara size gelip selam söylemelerini ve size kardeşliğimizin yenilenmesi için yazılan mektupları vermelerini söyledik.
18*Şimdi eğer bize bu konu için yanıt verirseniz iyi olur.’’
19*Aryo’nun Oniya’ya yazdığı mektubun kopyası budur:
20*“Ispartalılar’ın kralı baş imam Oniya’ya selam eder.
21*Kitaplarda bulundu ki Ispartalılar ve Yahudiler; İbrahim’in soyundan olup kardeşlerimizdir.
22*Bunu biz bildikten sonra, bize durumunuzu yazarsanız iyi edersiniz.
23*Biz de buna karşılık size yazıyoruz ki tüm davarlarınız ve malınız bizimdir; bizimki de sizin! Böylece size bu öykülerin bilinmesini buyurduk.”
24*Yonatan, Demetriyo’nun valilerinin -eskisinden daha çok askerlerle- onunla cenk etmek için geri döndüğünü duydu.
25*Kutsal Kudüs’ten dönerek, onları Hamat yakınlarında karşıladı ve onlara kendi vilayetine baskına izin vermedi.
26*Onların ordusuna casuslar göndererek çaşıtlattı. Onlar da dönüp ona gece baskını için buyruk vermesini istediler.
27*Güneş battıktan sonra Yonatan kendi askerlerine uyanık durmalarını ve silahlı olarak gece boyunca cenge hazır olmalarını buyurdu. Bunun için ordunun çevresine karakollar kurdurdu.
28*Düşmanlar da Yonatan ile askerlerinin cenge hazır olduklarını duyunca korktular ve kendi ordusunda ateşler yakarak gittiler.
29*Yonatan ve adamları sabaha dek hiçbir şeyden habersizdiler. Çünkü yanan ateşleri gördüler.
30*Ondan sonra Yonatan arkalarından gitti; ama onlara yetişemedi. Çünkü Elevteru ırmağını geçmişlerdi.
31*Böylece Yonatan Zabadi adındaki Araplar’a saldırarak onları öldürdü ve birçok çapullar aldı.
32*Sonra gidip krala geldi ve büsbütün vilayeti dolaştı.
33*Simon da dışarıya çıktı ve ta Askalon’a yakın kalelere dek dolaştı. Yafa’ya doğru döndü ve onu bastı.
34*Çünkü içerde olanların kaleyi Demetriyus’un adamlarına teslim etmek istediklerini duydu. Bu yüzden orasını beklemek için bekçiler koydu.
35*Onda sonra Yonatan döndü ve halkın yaşlılarını toplayıp Yahuda’da kaleler yapmak için görüştü.
36*Kutsal Kudüs’ün surlarını kaldırmak; kale ile şehrin arasında yüksek ve büyük bir duvar çekmek için -ta ki şehirden ayrı ve başka türlü olsun- içerde olanlar şehirde alışveriş yapamasın.
37*Böylece Yonatan ve yaşlılar şehiri onarmağa toplandılar. Yonatan onara onara, doğuya doğru olan ırmağın surlarına dek geldi ve Kafenata adındaki yeri yeniden yaptılar. 
38*Simon da Adida’yı alçak yerde yaptı ve onu kapılarla, sürgülerle güçlendirdi.
39*Bu kez Trifon Asya kralı olduğundan; onur tacını takmak ve kral Antiyoko üzerine el koymak istiyordu.
40*Ama Yonatan’ın buna razı olmayıp savaşacağından korktu. Bu yüzden de Yonatan’ı öldürmek için yakalamaya fırsat kolluyordu. Böylece göçüp Beytsan’a geldi.
41*Yonatan da ona karşı kırk bin seçkin cenk adamlarıyla yürüdü ve Beytsan’a geldi. 
42*Trifon,Yonatan’ın büyük bir kalabalıkla orada olduğunu görünce; ona el atmaya korktu.
43*Onu onurlandırarak kabul etti ve tüm dostlarına övdü. Ona armağanlar verdi ve kendi askerlerine; ona kendi özünü dinledikleri gibi dinlemelerini buyurdu.
44*Sonra Yonatan’a şöyle dedi: -Niçin tüm bunlarla halkı üzüyorsun? Çünkü aramızda savaş yok!
45*Şimdi bunların tümünü evine gönder ve kendine birkaç adam seç ki seninle olsunlar. Benimle Ptolema’ya gel ki ben sana onu diğer kalelerle, tüm elçilerle vereyim ve ondan sonra gideyim. Çünkü ben bunun için geldim.
46*Yonatan da ona inandı ve onun dediği gibi yaptı; savaşçıları geri gönderdi. Onlar da Yahuda bölgesine gittiler. 
47*Yanına üç bin adam seçip, iki binini Galile’ye gönderdi ve bini de onunla beraber gitti.
48*Ama Yonatan Ptolema’ya girdiği gibi yerliler kapıları kapayıp onu tuttular ve tüm içeri girenleri kılıçla öldürdüler.
49*Trifon da piyadeleri ve süvarileri Galile’de olan büyük ovaya, tüm Yonatan’ın halkını öldürmek için gönderdi.
50*Ama onlar Yonatan’ın tutulduğunu ve kendi adamlarının öldürüldüğünü öğrenince; birbirleriyle yüreklenip ve saflarını sıklaştırıp cenge hazır gittiler.
51*Onları kovalayanlar onların kendi canları uğruna savaştıklarını görerek geri döndüler ve tümü sağlıcakla Yahuda bölgesine geldi.
52*Yahudiler de Yonatan’ın ve yoldaşlarının yasını çekip çok korktular ve tüm İsrail’de büyük yas oldu.
53*Çevredeki diğer milletler de onları bitirmeye çalıştılar.
54*Çünkü başkanları yoktur; hadi gelin onlarla savaşalım ve onların adını insanlar arasından kaldıralım, diyorlardı.

 Onüçüncü Bâb
1*Bu kez Simon, Yahuda’nın vilayete gelmek ve onlara sıkıntı vermek için kalabalık askerler topladığını duydu. 
2*Halkın şaşkın ve korkmuş olduğunu gördü. Kutsal Kudüs’e gidip halkı topladı.
3*Ve onları yüreklendirerek şöyle dedi: -Ben kardeşlerimle beraber babamızın ocağı, dinimiz ve Tapınağımız için neler yaptık? Ne denli seferler ve sıkıntılar çektikse bunları sizler biliyorsunuz.
4*Bu yüzden benim tüm kardeşlerim İsrail için öldüler; ancak yalnız bir tek ben kaldım.
5*Şimdi Allah etmesin ki ben her kötü zamanda kendi canımı koruyayım. Çünkü ben de kardeşlerimden daha iyi değilim.
6*Belki milletimin, Tapınağımın, kadınlarımızın ve çocuklarımızın öcünü alacağım. Çünkü tüm milletlerin bize karşı yaptığı kötülükler yüzünden bu sıkıntılar uğruna toplandık.
7*Halkın bu sözleri duymasıyla öz güvenleri arttı.
8*Sonra bütün halk yüksek sesle şöyle dedi: Yahuda ve kardeşlerinin yerine sen bizim başkanımız ol.
9*Cengimizi sen yönelt ki biz her dediğini yapalım.
10*Böylece o tüm savaşçılarını topladı ve kutsal Kudüs’ün duva­rını tamamlamak için acele etti. Onları her taraftan sağlamlaştırıyordu.
11*Abşalom oğlu Yonatan’ı birçok askerlerle Yafa’ya gönderdi. O da içinde olanları kovup orada oturdu. 
12*O zaman Trifon kalabalık askerlerle Yahuda bölgesine girmek için Ptolema’dan göçtü. Yonatan onunla göz hapsindeydi.
13*Simon, Adida’daki ovaya karşı ordu kurdu.
14*Trifon, Simon’un kardeşinin Yonatan’ın yerine geçtiğini öğrendiğinde; onunla savaşmak için elçilerle ona şöyle haber gönderdi:
15*-Biz kardeşin Yonatan’ı, elinde olan kamu görevi yüzünden, kralın defterdarlığına olan borç gümüş paraları için alıkoyduk.
16*Şimdi bize yüz yük gümüş para ve onun iki oğlunu rehin gönder ki salıverilip bize baş kaldırmasın ve onu serbest bırakalım.
17*Ama Simon onların bunları hileyle söylediklerini anladı; yine de gümüş paraları halkın öfkesine uğrayıp, böyle dememeleri için gönderdi:
18*“Parayı ve çocuklarını göndermediği için kardeşi öldü!’’
19*Böylece oğlanları ve yüz yükü gönderdi. Ama Trifon sözünde durmayarak Yonatan’ı serbest bırakmadı.
20*Bundan sonra Trifon ülkeyi basmaya ve bozmaya geldi. Adora giden yolu dolaştı. Simon da kendi askerini her gittiği yerde karşısına çıkardı. 
21*Kalede olanlar Trifon’a kendilerini çölden karşılamaya ve tahıl göndermeleri için elçiler gönderdi.
22*Trifon da tüm süvarilerini o gece gelmek için hazırladı. Ama o gece çok kar yağdığından, kar yüzünden gelemedi ve oradan göçerek Gilat semtine dek gitti.
23*Baskama yaklaştığı gibi Yonatan’ı öldürdü ve orada gömüldü.
24*Ondan sonra Trifon dönüp kendi vilayetine gitti.
25*Simon da kardeşi Yonatan’ın kemiklerini almaya adam gönderdi ve onu atalarının kenti Modin’in gömdü.
26*Tüm İsrail onun için büyük yas çekip birçok günler ağladılar.
27*Simon da kendi babasının ve kardeşlerinin mezarları üstünde, biraz yüksekte; arkasında ve önünde cilalı taşlardan birer türbe yaptı.
28*Ve o türbeler önünde birbirine karşı yedi dikili taş koydu. Birini babası, birini anası ve dördünü de kardeşleri için.
29*Onların çevresine büyük ve eşit direkler dikti ve direkler üzerinde sonsuzluk anısı için silahlar yaptırdı ve silahların yanına gemiler kazdırdı ki tüm denizlerde gezenler görsünler.
30*Modin’de yaptırdığı ve bu güne dek duran mezarlık budur. 
31*Bu kez Trifon gençecik kral Antiyoko’yu hileyle öldürdü.
32*Onun yerine kral olup, Asya’nın onur tacını taktı ve o vilayette büyük katillik yaptı.
33*Simon ise Yahuda’nın kalelerini yaptı. Onları yüksek burçlarla, surlarla, sürgülü kapılarla çevirdi ve kalelere tahıl depoladı.
34*Ondan sonra adamlar seçip kral Demetriyo’ya vilayetin aydınlığı için haber gönderdi. Çünkü Trifon’un tüm işleri yağmalamaktı.
35*Demetriyo da ona bu yüzden -buyruk ve yanıtlarla- elçiler gönderip böyle mektuplar yazdı: 
36*“Kral Demetriyo baş imam ve şahın dostu Simon’a, Yahudilerin yaşlılarına hem halkına selam eder.
37*Gönderdiğiniz altın tacı ve kaftanı kabul ettik. Sizi büyük esenliğe koymak için; size ve yöneticilere elçilik yazısı yazmaya hazırız.
38*Sizinle antlaştığımız tüm şeyler geçerlidir. Yaptığınız kaleler de sizin olsun.
39*Bu güne dek yaptığınız yanlışlıklar ve suçlar bağışlanıyor. Taç vergisi ve kutsal Kudüs’te alınan haraç artık verilmesin.
40*Eğer aranızda birtakım kişiler; bize yazılmaya değer ise yazılsınlar. Böylece aramızda barış olsun.” 
41*Yüz yetmişinci yılda milletlerin boyunduruğu İsrail’den kaldırıldı.
42*Baş imam, baş kumandandan ve Yahuda’nın önderi olan Simon’un birinci yılında; İsrail halkını ticarette ve belgelerde yazmaya başladılar.
43*O yıllarda Simon, Gaza üzerine ordu kurdu ve onu çevreleyerek orasını kuşattı. Toprak sürmek için büyük bir yapı yaptı ve onu şehire yaklaştırdı ve onunla bir kaleyi vurup aldı.
44*O yapıda olanlar şehire sıçradılar ve şehirde büyük korku oldu.
45*Yerliler kadınları ve çocuklarıyla -yırtık giysili olarak- sur üstüne çıkıp büyük sesle bağırdılar. Simon’un onlara sağ elini vermesi için yalvardılar.
46*Dediler ki: -Bizim küstahlığımıza bakma! İllâ merhametine göre davran.
47*Simon da onlarla barıştı ve onları şiddetli bir cenk ile kırmadı. Sonunda onları şehirden dışarıya saldı, içinde putlar olan evlerini temizledi ve övgülerle hamd edip içine girdi.
48*Onların içinden her türlü pisliği attı ve oraya Tevrat’ı gözeten adamları yerleştirdi. Onu daha çok güçlendirip kendi için bir mekân yaptı.
49*Bu kez kutsal Kudüs’teki kalede olanlar; vilayete girip çıkmaya, alım satım etmeye izinleri olmadığından büyük açlık çektiler ve birçoğu da açlıktan öldü.
50*Böylece Simon’u çağırdılar ki onlara sağ elini sunsun. O da yardımcı oldu ve onları oradan dışarıya attı. Kaleyi kirlilikten temizledi.
51*Yüz yetmiş birinci yılın ikinci ayının yirmi üçüncü gününde şükrederek hurma dalları, telli sazlar, vurgulu çalgılar ve ilâhilerle içeri girdiler. Çünkü İsrail vilayetinden büyük düşmanın kökü kazınmıştı
52*O günü her yıl sevinçle kutlamak için yasa çıkardı.
53*Kaleye yakın olan Tapınağın dayanağını daha çok dikleştirdi ve orada kendi halkıyla yerleşti.
54*Ondan sonra Simon oğlu Yuhanna’nın yiğit biri olduğunu görüp; onu tüm askerlerin başı yaptılar ve Gazara’da yaşadı.

     Ondördüncü Bâb
1*Yüz yetmiş ikinci yılda kral Demetriyo askerlerini toplayıp Medyan vilayetine -kendine yardımcılar bulmak için- gitti ki Trifon ile cenk etsin.
2*Pers ve Medyan kralı olan Arsaka da Demetrios’nun kendi sınırlarına geldiğini duyunca; kendi askerlerinden birini, onu sağ yakalamaları için gönderdi. 
3*O da gidip önce Demetriyo’nun askerlerini bozdu. Onu tuttu ve  Arsaka’ya götürdü. O da onu zindana attı.
4*Yahuda eyaleti; kendi milletini iyiliğe çabalayan Simon’un tüm günlerinde huzur içindeydi. Onun yönetimi ve görkemi onlara her zaman değerliydi.
5*Bu başarılarından başka bir Liman yapmak için Yafa’yı aldı ve denizin adalarına bir giriş açtı.
6*Kendi milletine sınırlar açarak vilayeti eline geçirdi.
7*Birçok tutsaklar topladı. Gazza, Beytsur ve kalesini aldı; oradan iğrençliği kaldırdı. Ona hiç kimse karşı koyamadı. 
8*Herkes kendi yerine bakardı; yer de kemdi ürününü ve tarlanın ağaçları kendi meyvelerini verirdi.
9*Yaşlılar çarşılarda oturuyorlar ve tümü iyi sohbetler ediyordu.  Gençler onur ve cenk giysisi giyiyordu.
10*Şehirleri tahıllarla ve çeşitli savaş aletleriyle doldurdu.  O denli ki onun ünü ta yerin ucuna dek erişti.
11*Bölgeyi esenliğe çıkararak İsrail’i sevindirdi. 
12*Herkes kendi asmasının ve kendi incirinin al­tında otururdu ve onları hiç kimse korkutmuyordu. 
13*Çünkü savaşçıları vilayetten kaldırılmıştı ve o asırda krallar yenildiler. 
14*Kendi halkının yoksullarını destekledi, Tevrat’ı gözetti, her kötü ve yaramaz adamı ortadan kaldırdı.
15*Tapınağı bezedi ve kutsal kapları çoğalttı.
16*Bu kez Roma ve Isparta’da Yonatan’ın öldüğü haberi işitilince Romalılar ve Ispartalılar çok üzüldüler.
17*Ama yerine kardeşi Simon’un baş imam olduğunu, vilayeti ve içindeki şehirleri aldığı duyulunca;
18*Yahuda, Yonatan ve kardeşleriyle yaptığı dostluk antlaşmasını onunla yenilemek için ona bakır levhalarla mektuplar yazdılar.
19*Bunlar kutsal Kudüs’te halkın önünde okundular.
20*Ispartalılar’ın gönderdiği mektupların kopyası budur: “Ispartalılar şehrin idarecilerine, hakimlerine, baş imam Simon’a, kardeşlerine, yaşlılara, imamlara ve Yahudi halkının geri kalanlarına selam eder. 
21*Bizim milletimize gönderilen elçiler; bize onurunuzdan ve saygınlığınızdan haber verdiler.
Biz de onların gelişinden sevindik.
22*Onların söylediği şeyleri halkın kayıt defterine bu şekilde yazdık: “Antiyoko oğlu  Numenyo ve Yason oğlu Antipatro adındaki Yahudilerin elçileri bize aramızdaki dostluğu yenilemek için geldiler.
23*Millet de bu adamları onurla kabul etmek ve sözlerinin kopyasını nüfus kütüğüne yazmaya razı oldu. Ta ki Isparta halkına anı için olsun. Bunların kopyasını da baş imam Simon’a yazdı.’’
24*Bundan sonra Simon Numenyo’yu bin mına ağırlığında büyük bir altın kalkanla Roma’ya gönderdi ki onlarla antlaşsın.
25*Halk bu olanları duyunca şöyle söyledi: -Simon ile oğullarına nasıl iyilik yapabiliriz? Çünkü onunla kardeşleri ve atalarının ocağı bizim işlerimizi yaptılar ve İsrail’in düşmanlarıyla cenk edip onları yanlarından kovdular.
26*Simon başkanlığı bir karara bağlayıp, bunu bakır levhalara kazıttı ve onları ‘Sion Dağı’nda direkler üzerine koydular.
27*Kitabet’in kopyası böyledir: “Yüz yetmiş ikinci yılda ki baş imam Simon’un üçüncü yılıdır. Eylül ayının on sekizinci gününde, Asaramel’de; imamların, halkın, milletlerin önderlerinin ve vilayet yaşlılarının büyük cemaatinde.
28*Bize bildirildi ki, ülkemizde birçok savaşlar olalıdan beri;
29*Yoarib soyundan Matatya oğlu Simon’un kardeşleri kendilerini bağımsızlığa bıraktılar ve kendi halkının düşmanlarıyla savaştılar. Ta ki kendi halkını büyük onur sahibi etsinler.
30*Yonatan kendi halkını toplayıp onların baş imamı oldu ve kendi halkına birlik getirdi. 
31*Onların düşmanları yöreyi kayda almak ve Tapınağa el koymak için ülkeyi ele geçirmek istemişti.
32*İşte Simon  o zaman kalkıp kendi halkı için savaştı ve kendi gümüş parasını harcadı hem kendi halkının savaşçılarına silahla para verdi.
33*Yahuda şehirlerini ve Yahuda sınırında olan Beytsur’u ki önceden düşmanlarının silahları oradaydı. Onu güçlendirdi ve içine Yahudi adamlarını korumak için koydu. 
34*Deniz kıyısında olan Yafa’yı ve Azot sınırında olan Gazara’yı -ki önceden düşmanların elindeydi ve çok güçlüydü- içine Yahudileri yerleştirdi ve oraya onarım için her çeşit şey koydu.
35*Halk da Simon’un işlerini ve kendi halkına kazanmak istediği onuru görüp onu kendilerine egemen ve baş imam seçtiler. Çünkü o bu denli şeyler yapmış, halkına adalet ve gerçeği gözetmişti. Ayrıca kendi ulusunu yükseltek için çok çaba sarfetmişti.
36*Onun günlerinde her şey onun elinden çıkmış ve onların bölgesinden milletler kaldırılmıştı. Kutsal Kudüs’te ve Davut kentinde olanlar da kendilerine bir kale yaptılar. Oradan çıkıp Tapınağın çevresinde olan her şeyi bozarlardı ve temiz yerde büyük çapta kıyımlar yaptılar.
37*İçine Yahudi adamlarını yerleştirdiler. Vilayetin ve şehirlerin yardımı için onu güçlendirdi ve kutsal Kudüs’ün surlarını yükseltti.
38*Kral Demetriyo da onun baş imamlıkta durmasına karar verdi.
39*Onu kendi dostlarından biri gibi gördü ve ona büyük bir onur verdi.
40*Çünkü Yahudiler’in Romalılar’ın dostları ve müttefikleri olduğunu duymuştu. Roma­lılar Simon’un elçilerini karşılamak için görkemle gelmişlerdi.
41*Yahudiler ve imamlar Simon’un her zaman ta gerçek bir peygamber ortaya çıkıncaya dek önder ve baş imam olmasına razı oldular.  
42*Onların başkumandanı olmasını, kutsal yerleri kayıt altına alıp onlardan kendi işleri için kalalere ve vilayete asker atayacaktı.
43*Tapınağa çalışıp herkes ona uyacak. Vilayette yazılan tüm imtiyazlar onun adıyla yazılacak ve göz alıcı mor kaftanı giyecek.
44*Bu şeylerden birini kaldırmak ve onun buyruğu olmadıkça vilayette toplantılar yapmak, göz alıcı mor kaftanı giymek, ne de altın toka taşımak için; milletlerden ve imamlardan  hiç kimseye izin verilmeyecek.
45*Bu yazılanlara karşı gelen ve onlardan birisini kaldıran suçlu olurdu.
46*Bütün halk bunu onaylamağa ve Simon’un sözüne göre yapmaya razı oldu.
47*Simon da onları kabul ederek; baş imamlığın hizmetini görmek, başkomutan olmak, Yahudi milletinin ve imamların yöneticisi olmak ve tümünün baş olmaya razıydı.
48*Halk bu yazıların bakır levhalara kazınarak, Tapınağın çevresinde uygun bir yere konulmasını istedi.
49*Bu şeylerin bir kopyası da Tapınağın hücresine konulsun; ta ki Simon’un ve oğullarının olsun.
 
    Onbeşinci Bâb
1*Bu kez Demetriyo’nun oğlu Antiyoko, Yahudilerin yöneticisi imam Simon’a ve tüm millete deniz adalarından bu şekilde mektuplar gönderdi:
2*“Kral Antiyoko, milletinin yöneticisi ve baş imam Simon’a ve Yahudi halkına selam eder.
3*Çünkü bazı kötülük sahibi adamlar, atalarımızın ülkesini ele geçirdiler. Bu yüzden ülkeyi tekrar almaya niyet ettim. Ta ki onu önceden olduğu gibi yapayım. Bu yüzden yabancı milletten büyük askerler topladım ve savaş gemilerini hazırladım. 
4*Evet arzum vilayet üzerine karaya çıkmaktır ki ülkemizi mahveden ve birçok şehirlerimizi yıkanlardan öç alayım.
5*Şimdi sana eski krallarımın verdiği bağışlamayı ve diğer şeyleri onaylıyorum.
6*Bundan başka sana ülkende kendi madeni paranı ve gümüş paranı bastırmana izin veriyorum.
7*Kutsal Kudüs ve Tapınak özgür olsun. Tüm yığdığın savaş mü­him­matı, yaptığın ve elinde tuttuğun kaleler senin olsun.
8*Kralın dediği tüm borçların ve krala ait olan şeyler; bundan sonra her zaman sana bağışlandı.
9*Ülkemizi aldıktan sonra seni, milletini ve Tapınağını yüce gönülden onurlandıralım. Şöyle ki görkemli ününüz, tüm yeryüzüne yayılsın.”
10*Yüz yetmiş dördüncü yılda Antiyoko atalarının vilayetine gitti. Tüm askerler ona üşüştüler. Bu yüzden Trifo’nun yanında kalanlar azaldı.
11*Kral Antiyoko onu kovaladı. O da kaça kaça deniz kenarında olan Dora’ya geldi.
12*Çünkü başına birçok kötülüklerin geldiğini görüyordu ve askerleri de onu bırakmışlardı.
13*Antiyoko da Dora’ya karşı ordu kurdu ve yüz yirmi bin savaşçıyla sekiz bin süvarisi vardı.
14*Sonunda şehiri kuşattı ve gemiler de denizden yanaştılar. Şehiri denizden ve karadan sıkıştırarak kimseyi girmeye ve çıkmaya bırakmadı.
15*Bu sırada Numeniyo tüm yanında olanlarla birlikte Roma’dan dönerek krala ve eyaletlere bu şekilde mektuplar gönderdi:
16*“Romalılar’ın Lukius adındaki veziri kral Ptolemo’ya selam eder.
17*Dostlarımız ve müttefiklerimiz olan Yahudiler’in baş imamı Simon’dan; Yahudi milletinin dostluğunu onaylamak ve eski antlaşmalarını tazelemek için gönderilen elçiler bize gelip; 
18*Bin mina altından bir kalkan getirdiler.
19*Böylece biz krallara ve eyaletlere böyle yazmayı uygun bulduk. Onlara hiç sıkıntı çektirmesinler. Onlarla şehirleri ve vilayetleriyle cenk etmesinler. Hem onlarla cenk edenlere de yardım etmesinler.
20*Onlardan kalkanı kabul etmeyi uygun gördük.
21*Eğer onların vilayetinden bazı kötü adamlar size kaçtılarsa; onları baş imam Simon’un eline teslim edesiniz ki Tevrat’a (şeriata) göre onların hakkından gelsin.”
22*Bu şeyler kral Demetriyo’ya, Annalo’ya, Ariyarat’a ve Arisah’a yazıldı. 
23*Ve tüm eyaletlere; Samsama’ya, Ispartalılar’a, Delo’ya, Mindo’ya, Sikyon’a, Kirya’ya, Samo’ya(Sakız Adası), Panfiliya’ya, Likiya’ya, Halikarnos’a, Rodos’a, Fasilya’ya, Kos’a, Side’ye, Aradus’a, Gortene’ye, Kınıdu’ya, Kıbrıs’a ve Kirna’ye de (gönderildi.). 
24*Hem bu mektupların kopyasını baş imam Simon’a yazdılar.
25*Böylece kral Antiyoko, ikinci günde Dora üzerine ordu kurdu. Her gün yardımlaşarak yapılar yapıp ve Trifon’u öyle bir kapadı ki ne girmek ve ne de çıkmak olanaklıydı.
26*Simon da ona yardım etmek için iki bin seçkin adamlar gönderdi. hem gümüş, altın ve birçok kap
27*Ama Antiyoko bu şeyleri kabul etmedi ve önceden onunla antlaştığı şeyleri alıp antlaşmayı bozdu ve ondan ayrıldı.
28*Ona kendi dostlarından Antiyoko adında bir kimseyi gönderdi ki onunla meseleleri görüşüp desin ki: -Siz Yafa’yı, Gazara’yı ve kutsal Kudüs’te olan kaleyi ki ülkenin şehirleridir tutuyorsunuz.
29*Onların sınırlarını bozarak vilayette büyük kıyımlar yaptınız ve ülkenin birçok yerini ele geçirdiniz.
30*Şimdi aldığınız şehirleri ve Yahuda vilayeti sınırının dışında ele geçirdiğiniz yerlerin vergilerini geri verin.
31*Onlar için beşyüz akçe ve yaptığınız yıkım için de o şehirlerin vergileri için ayrıca beşyüz akçe daha verin! Aksi halde gelir sizinle cenk ederiz. 
32*Böylece kralın dostu Atenobiyo kutsal Kudüs’e gelerek Simon’un onuru olan dolabını altın ve gümüş kaplarla büyük  birikimini görüp şaşırdı! Simon’a kralın sözlerini?aktardı.
33*Simon da ona şöyle yanıt verdi: -Biz kimsenin ülkesini almadık ve dostların şeylerini tutmuyoruz. Atalarımızdan kalmış yerlerden başka ki bir zaman düşmanlarımız tarafından haksız yere tutuldu.
34*Bir olanak elimize geçince; atalarımızın malının gelirini toplarız.
35*Söylediğiniz ve istediğiniz Yafa, Gazara ki onlar bizim halkımız ve bölgemizde birçok kıyımlar yapmışlardı. Onlar için sana yüz yük gümüş para vereyim. Atenobiyo da ona bir yanıt vermedi;
36*Darılarak krala gitti. Ona bu sözleri, Simon’un görkemini ve tüm gördüklerini ak­tardı. Kral büyük bir öfkeye kapıldı.
37*Bu sırada Trifon bir gemiye binip Ortosiya’ya kaçtı.
38*Kral da Gendebava’yı deniz kaptanı atadı. Onu yaya ve atlı asker verdi.
39*Ona, Yahuda üzerine cenge gitmesini buyurdu. Ona Kidron’u yapıp kapılarla güçlendirmesini ve onlarla cenk etmesini söyledi. Kral ise Trifon’u kovaladı.
40*Gendebava da Yaminya’ya geldi. Halka kötü davranmağa, Yahuda bölgesini basmağa, tutsaklar almaya ve halkı öldürmeye başladı.
41*Kidron’u yaptı. İçine yayalardan ve atlı­lardan cenkçiler koydu ki kral buyurduğu zaman gereği dışarıya çıkıp Yahuda vilayetinin yollarında akın etsinler.

     Onaltıncı Bâb
1*Yuhannâ dahi Gazârâdan çıkıp Gendebâ?v nı? etdi?i nesneleri babası Sim?una nakl eyledi
1*Yuhanna da Gazara’dan çıkıp Gendebava’nın yaptığı şeyleri babası Simon’a anlattı.
2*Bu yüzden Simon iki büyük oğlu olan Yahuda ve Yuhanna’yı çağırıp onlara dedi ki: -Ben ve kardeşlerim ve baba ocağı gençliğimizden ta bu güne dek İsrail’in düşmanlarıyla savaştık. Biz birçok kez İsrail’i kurtar mak şerefine eriştik.
3*Şimdi ben yaşlandım. Ama siz Allah’ın yar­dımıyla ve gençliğiniz ile bu şeyleri yapabilirsiniz. Benim ve kardeşlerimin yerine gidin; çıkıp kendi milletiniz için düvüşün ki gökten gelen yardım sizinle olsun. 
4*Vilayetten yirmi bin savaşçı ve süvari seçerek Gendebava’ya karşı çıktılar ve gece Modin’de konakladılar. 
5*Ondan sonra sabah kalkıp ortalığa çıktılar. İşte onlara karşı yaya ve atlılardan kalabalık bir asker çıktı. İki ordu arasında sadece bir ırmak vardı.
6*Yuhanna da kendi askerleriyle onlara karşı ordu kurdu ve adamlarının ırmaktan geçmeye korktuklarını görünce ilk önce o geçti. Askerler de bunu görünce ardından suya atılıp karşıya hücum ettiler.
7*Ondan sonra askerleri yerleştirip atlıları yayalar arasına koydu. Bu kez düşmanların atlıları çoktu.
8*Yahudiler kutsal boruları çaldıktan sonra Gendebava ve onun askerleri bozuldu. Onlardan bir­çoğu düştü ve kalanları kaleye kaçtılar.
9*O zaman Yuhanna’nın kardeşi Yahuda yaralandı; ama Yuhanna onları ta Gendebava’nın kendi yaptığı Kidron’a dek kovaladı.
10*Onlar Azotus çöllerinde olan kalelere dek kaçtılar. Onları yaktı ve onlardan iki bin kadar adam öldürüldü. Ondan sonra Yahuda vilayetine esenlikle döndü.
11*Bu kez Abub oğlu Ptolemo Yeriho’nun (Eriha) ovasında baş kumandan atandı ve çok altınla gümüşü vardı.
12*Çünkü o baş imamın damadıydı.
13*Ve gö?lü büyüklendi de vilâyeti zabt etme?e istedi hem hîle ile Sim?unu ve ?nu? oğullarını istisâl etme?e kasdı var idi
13*O gururlanarak bölgeyi almak istedi. Bunun için de Simon ve oğullarını hileyle ortadan kaldırmak istedi.
14*Bu kez Simon bölgenin şehirlerini dolaştı ve göz kulak olup gereksinimlerini giderdi. O, oğulları Matatya ve Yahuda’yla yüz yetmiş yedinci yılın onbirinci ayında ki Şebat ayıdır Yeriho’ya indi.
15*Abub oğlu da onları kendinin yaptığı Dok adındaki küçük kalesine hileyle aldı ve büyük bir şölen tertipleyip orada adamlar sakladı.
ve Simûn
16*Simon ve onun oğulları çok içtikten sonra Ptolemo ve onun adamları kalkıp silahlarını aldılar. Şölende Simon’u bastılar. Onu, oğullarını ve yandaşlarından bazılarını öldürdüler.
17*Bu yüzden büyük hainlikle suçlandı ve iyiliğe karşı kötülük yaptı.
18*Ptolemo bu olanları krala yazdı ve ona yardım etmek için asker göndersin diye elçi gönderdi. O da onların vilayetini ve şehirle­rini ellerine teslim edecekti.
19*Diğerlerini Gazara’ya Yuhanna’yı öldürsünler diye gönderdi. Yüz başılara da ona gelmesi için mektuplar yazdı ve onlara altınla gümüş bahşişler vereceğini söyledi.
20*Diğerlerini de kutsal Kudüs ve Tapınağın dağını geçmeye gönderdi.
21*Ama bir kişi Yuhanna’nın ardına takılıp ona Gazara’da yetişti. Babasının ve kardeşlerinin öldürüldüklerini; Ptolemo’nun onu da öldürmeye adamlar gönderdiğini bildirdi. 
22*O da bunu duyunca çok şaşırdı ve onu öldürmeye gelen adamları tutup öldürdü. Çünkü onu öldürmek istediklerini biliyordu.
23*Yuhanna’nın geri kalan işleri, cenkleri, yaptığı yararlıkları ve yaptırdığı surların ya­pılarıyla onun diğer öyküleri;
24*İşte tüm bunlar: Babasının yerine baş imam olduğu zamandan sonra; baş imamlığın tarihinde yazılıdır.*

*Almancası: “all das steht in der Chronik seines Hohenpriesterrums geschrieben, von dem Tag an, da er anstelle seines Vaters Hohenpriester wurde.“ bkz. Katolik Birlik Çevirisi; I. Mak. 16/24.
Türkçesi: Onun baş imam olduğu günden beri; tüm bu şeyler ‘baş imamlığın tarihinde’ yazılıdır.
Kitabı Mukaddes Şt.’i Çevirisi: “başkâhin olarak babasının yerine geçtiği günden itibaren olaylar tarihinde yazılmış bulunmaktadır.’’
Yukardaki çeviride ‘olaylar tarihi’ demekle basit bir tarihmiş gibi gösteriliyor. Basit olaylar tarihi değil; başkâhinliğin(İmamlığın) resmî ‘başkâhinlik tarihinde kayıtlıdır’ denmeliydi. Yani aynen Kitabı Mukaddes’teki I. Tarihler, II. Tarihler kitapları gibi olan, baş imamlığın kaydettiği resmî tarih kayıtları.

 

Makabbîleri? evvelki kitâbı tamam oldu(1665)
                                                                            mim
    Bi'-lütf-i hâk ve kereme(Anno 29/19 1664)
                                                                            mim

 

                                                                              MAKÂBBÎLERİ? İKİNCİ KİTÂBI

    Evvelki Bâb
1*Kutsal Kudüs’te Yahuda vilayetinde olan Yahudi kardeşler Mısır’da olan Yahudi kardeşlerine iyilik dileyerek selam ediyorlar.
2*Yüce Tanrı size esenlik versin. Kendi gerçek kulları olan İbrahim, İshak ve Yakup ile yaptığı antlaşmayı anımsasın.
3*Size ana dilden ibadet etmeyi ve dileğinize önemsemeyi gönül versin.
4*Size kendi Tevratı ve öğütlerinde anlayışla esenlik versin.
5*Dualarınızı kabul edip size hoşgörülü olsun ve sıkıntı anında sizi bırakmasın.
6*Biz de burada sizin için dua ediyoruz. 
7*Kral Demetriyo’nun asrında, yüz altmış dokuzuncu yılda biz Yahudiler size bu büyük sıkıntılarda yazdık. Bu yıllarda Yason ve yoldaşları kutsal ülkeden ayrılalıdan beri;
8*Tapınağın kapıları yakıldığından ve günahsız kanlar döküldüğünden beri bu bize oldu. Ama yüce Allah’a yalvardık da kabul olduk; kurbanları ve Simit ununu sunduk. Sonra kandiller yaktık ve ekmek sunularını da götürdük. 
9*Evet şimdi kamış bayramının günlerini Kislev ayında kutlayın.
10*Yüz seksen sekizinci yılda kutsal Kudüs’te, Yahuda vilayetinde olanlar, oradaki akil adamlar danışma meclisiyle Yahuda mesh olunmuş imamların soyundan olan kral Ptolemo’nun veziri Arsitopolo’ya ve Yahudilere iyilikler diliyorlar. 
11*Yüce Allah’ın iyiliğiyle birçok tehlikelerden kurtulduk. O’na çok teşekkür ederiz. Bize karşı gelen krallarla cengimiz oldu.
12*Ve O, kutsal şehir üzerine cenk edenleri kovdu.
13*Ve onların hizmetçisi ki ona karşı konulmaz zannedilen askerlerle Pers vilayetine gelip Nanea imamlarının aldatıcısı Natae’nin tapınağında öldüler.
14*Çünkü Antiyoko ile onun dostları o yere, onunla evlenmek ve ‘gelin saçısı’ gümüş parasını almak için geldiler. 
15*Nane’anın kâhinleri o paraları çıkarınca; o da az sayıda adamıyla beraber tapınağın avlusuna girdi ve onlar da Antiyoko içeri girdiği gibi tapınağı kapadılar.
16*Ve tavanın gizli kapısını açıp, yıldırım gibi taşları atarak, başkanlarını ve onunla olanları öldürdükten sonra parçalayıp başlarını dışarıdakilere attılar.
17*Hamde layık yüce Allah kötüleri öldürdüğü için her şeyde yücelensin.
18*Böylece Kislev ayının yirmi beşinci gününde Tapınağı temizleyecek olduk; bu yüzden bunu size bildirmeyi uygun gördük ki siz de o günü kamış günü gibi, Nehemya Tapınağı ve Mezbahı onardığı zaman yaklaştırdığı ateşin günü gibi bayram yapasınız.
19*Çünkü atalarımızın Pers topraklarına götürüldüğü yıllarda, bazı dindar imamlar, gizlice Mezbahın ateşinden alıp kuru bir kuyunun çukurunda sakladılar. Onu oraya güvenliği için koydular; çünkü o yeri hiç kimse bilmiyordu.
20*Birçok yıllardan sonra, yüce Tanrı’nın dileğine göre, Pers kralı tarafından gönderilen Nehemya, o imamların yerine geçen kişileri ateşi saklandığı yerden getirmeye gönderdi.
21*Ama bize söyledikleri gibi ateşi bulamadılar; yalnız kaba bir su buldular.  O da onlara boşaltıp getirmelerini ve kurbanlara ait şeyler yaklaştırıldığı zaman Nehemya; imamların o sudan, odunlara ve üzerlerine konulan şeylere serpilmesini buyurdu.
22*Böyle olunca biraz zamandan sonra; önceden bulutla kaplanmış güneş parlamış ve büyük bir ateş tutuşmuştu. O derece ki herkes çok şaşırdı.
23*Kurban işi bitince imamlar dua ettiler. İmamlar ve diğerleri diyorum...! Hem Yona­tan söze başlayıp öbürleri gibi Nehemya’yı yanıtlıyorlardı.
24*Dua bu şekildeydi: “Ya Rabbi, ya Rabbi Allah! Sen her şeyin yaratıcısı Tanrımız; sağlam dost, adaletli ve merhamet edensin.
25*Yalnız kral olan, yalnız esirgeyen, yalnız iyilik eden adil; ve sonsuza dek ‘her şeye gücü yeten egemen’ sensin. Atalarımızı seçip kutsadın, İsrail’i tüm kötülüklerden korudun.
26*Tüm halkın İsrail için bu kurbanı kabul et, senin payını sakla ve onu kutsa.
27*Dağılmış halkımızı topla ve milletler içinde kölelik edenleri kurtar. Aşağılanmış olanlara ve düşkünlere bak ki, milletler senin yüce Allahımız olduğunu bilsinler.
28*Bize kötülük yapan ve kibirle sıkıntı verenlere bela ver.
29*Musa’nın dediği gibi ulusunu kendi kutsal yerinde dik.’’ 
30*Bu sırada imamlar ‘Tanrı’yı yüceltiyorlardı. 
31*Kurban yakıldıktan sonra, Nehemya kalan suyun taş dibeklere konulmasını buyurdu.
32*Bu yerine getirilince alev tutuştu! Ve mezbahtan parlayan ateşten su tükendi.
33*Bu şey açıkça olduğu gibi Pers kralına bildirildi. Sürgünde olan imamlar ateşin gizlendiği yerde su bulmuşlar ve Nehemya da onunla kurbanlara ait şeyleri temizlemişti.
34*Şah da bu şeyi koruma altına alıp oraya bir avlu yaptı ve orasını kutsal olarak tanıdı.
35*Ve şah birçok armağanlar alıp; seçkin davranışıyla esirgediklerini bağışladı.
36*O yerin adını Nehemya, Eftar koydu. Bunun çevirisi temizlik demektir ve çoğu ona Neftar derler.
 
    İkinci Bâb
1*Kitapta olduğu gibi Yeremya peygamber sürgüne gönderilenlere ateşi almalarını buyurmuş.
2*Hem o peygamber sürgüne gidenlere Tevrat’ı verip şöyle buyurdu: Rab’bin öğütlerini unutmasınlar. Altın, gümüş heykelleri ve çevresindeki süslemeleri görüp yürekleri kararmasın.
3*Onlara daha birçok şeylerle öğütler veriyordu ki Tevrat onların yüreğinden çıkmasın.
4*O kitapta peygamberin Tanrısal sözleriyle -Musa’nın susup Allah’ın mirasına kavuştuğu dağa eriştiğinde- Çadırın ve ‘Antlaşma Sandığı’nın ardınca getirilmesini buyurmuştu.
5*Yeremya gelip mağara gibi bir yer bulduğunda Çadırı, Antlaşma Sandığı’nı ve buhur sunağını içeriye götürdü. Ondan sonra da kapıyı tıkadı. 
6*Onu takip edenlerden bazısı yolu işaretlemek istedi; ama  bulamadılar.
7*Yeremya bunu öğrenince onları şöyle azarladı ve şöyle söyledi: O yer bundan sonra onlara daima bilinmeyecek; ta yüce Allah kendi halkını toplayınca ve onlardan razı oluncaya dek.
8*O zaman yüce Rab bu şeyleri gösterecek: Rab’bin görkemi ve bulutu görünecek. Nasıl ki Musa’ya görünmüştü ve Süleyman o yerin onuru için, kutsansın diye yalvarmıştı.
9*Bize açıklandığı üzere bilgelik sahibi Süleyman, Tapınağın bereketlenmesi ve kutsanması için kurbanlar armağan etti.
10*Nasıl Musa yalvardığında gökten ateş inerek kurbana ait şeyleri yaktıysa; Süleyman da böyle yalvardı ve inen ateş kurbanları yaktı.
11*Musa dedi ki: -‘Günah kurbanı yenilmediği için yandı!’ 
12*Süleyman da böylece sekiz günü bayram yaptı.
13*Tüm bu şeyler aynen olduğu gibi kitaplarda ve Nehamya’nın eserlerinde aktarılır. O, nasıl ki bir kitaplık yapıp kralların ve peygamberlerin kitaplarını; Davut ‘un yazılmış şeylerini ve  kralların armağan olan mektuplarını toplamıştı;
14*Yahuda da bunun gibi -yaptığımız cenkten sonra- olan öyküleri toplamıştır, onlar yanımızdadır. 
16*Eğer onlardan size gerekliyse; adamlar gönderin ki onları size götürsünler.
17*Çünkü şimdi size yazdık ki, bu arınmayı bayram yapacağız. Eğer siz de bu günleri bayram yaparsanız iyi ederseniz.
17*Kendi halkını kurtaran yüce Allah; tümüne mirasını, mülkünü, halifeliğini ve kutsanmışlığını geri versin.
18*Çünkü Allah’dan umarız ki, nasıl Tevrat’ta söylemişse; çok geçmeden bize merhamet etsin ve bizi gök altında olan yerden kutsal yere toplasın.
19*O bizi büyük belalardan kurtardı ve yeri temizledi.
20*Böylece Yahuda-Makabe ile kardeşlerinin maceralarının, büyük Tapınağın temizliğinin, mezbahın bereketlenmesinin;
21*Ve asil Antiyoko ile oğlu Avpator üzerine olan savaşların;
22*Onurla davranan, Yahuda halkı için yararlıklar gösteren o kişilere gökten gelen bu belirtilerin kalitesi o derece ki; eğer az olsalar da tüm vilayeti dolaşıp ‘düşmanları’ kovaladılar.
23*Tüm dünyada ünü duyulan Tapınağı onardılar, şehiri özgür kıldılar; hem iptal edilmeye yüz tutmuş ‘Tanrısal Yasa’larını yüce Rab’bin esirgemesi ve kayrasıyla yeniden yaşattılar.
24*Kireneli Yason tarafından beş kitapta açıklanan bu şeyleri biz bir ciltte toplamaya çalışalım, diyorum.
25*Çünkü konuların çokluğu ve bu maceraların öykülerini bildirmek isteyenlere, me­tinlerin çokluğundan olan zorluğu iyice düşünüp;
26*Onu okumak isteyenlerin hoşnutluğu, danışmanların aklında tutmalarına kolaylık ve tüm bilgisine başvuranların yararı için çabaladık.
27*Biz bu uğraşı üzerimize aldık. Bu şeyleri özetlemek kolay olmadı; ama güzel bir iş ve uykusuzlukla oldu.
28*Nasıl ki şölen gereksinimini görene ve herkesin yararını arayana kolay gelmezse; birçoklarının şükretmesi için bu uğraşı can ve dilden çekeriz.
29*Ciltçiye her şeyin dikkatli anlatımını hazırladık ve kısa bir özetini yapmaya özen gösterdik.
30*Çünkü nasıl ki yeni bir ev için tüm binanın planı mimara düşer; onu sıvamak, renklerle boyamak ve üzerini süslemek için uygun şeyleri aramak gerekliyse; biz de böyle uygun görürüz.
31*Yani öykünün yazarına düşer ki konunun temeline girsin, kelimelerle anlatsın ve parçaları dikkatlice araştırsın.
32*Ama öykünün özünü çıkarana uygun görünmesi gerekiyor ki sözün sadeliğine çalışsın ve tarihlerin
dikkatine yaraşır şeylerden sakınsın.
33*Şimdi gerekli sözün başlangıcı için öyküye buradan başlayalım. Çünkü öykünün önsözünü uzatıp öyküyü kısaltmak akılsızlık olurdu.

    Üçüncü Bâb
1*Kutsal şehir her tehlikeden uzak imar edilmişken; baş imam Oniya’nın günahtan sakınması ve kötülüğe karşı olması yüzünden Tevrat gerektiği şekilde gözetiliyordu.
2*Krallar bile bu yere saygı gösterip gönderdikleri parlak armağanlarla Tapınağı övdüler.
3*Asya kralı Selevko da kurbanların kutsal hizmetleri için gerekli olan tüm giderleri kendi gelirlerinden gideriyordu.
4*Ama Tapınak üzerine vekil atanan Bünyamin oymağından Simon adındaki kişi şehirin korunması için baş kahinle çekişti.
5*Ve Oniya’yı alt edemeyince Tiraso oğlu Apolonyo’ya geldi ki o zamanda Kili-Suriye ve Fanikiye’nin kumandanıydı.
6*Ve ona şöyle bildirdi: Kudüs’teki Tapınağın hazinesi sayılamayacak kadar çok mallarla doludur. O derece ki dinarların sayısı hesaplanamıyordu. O şeyler kurbanlara ait değildi. Bu yüzden kralın eline geçmesi gerekiyordu.
7*Apolonyus da kral ile görüşmeye geldi ve ona bildirilen dinarlar konusunu açıkladı. Bu yüzden kral, Heliyedor adındaki baş hazinecisine onu söylenilen dinarları getirsin diye buyruk ile gönderdi.
8*Heliyedor Kili-Suriye ve Fenikiye şehirlerini dolaşmak bahanesiyle yola çıktı. Ama asıl işi, şahın niyetini yerine getirmekti.
9*Kudüs’e vardığında şehirin baş imamı onu dostça kabul edince buyruk   gereğini ve kendisinin oraya niçin geldiğinin nedenini bildirdi. Ona bu şeyler doğru mudur? diye de sordu.
10*Ama baş imam ona, hazinenin dul kadınlar ile yetimlerin emaneti olduğunu söyledi.
11*O paralardan bazısı Tobiya oğlu Herkano adında erdemli bir adama aitti ve konu zalim Simon’un iftira ettiği gibi değildi. Tüm gümüş paralar ancak dört yüz yük gümüş ve iki yüz yük altın idi.
12*O yerin kutsallığına, tüm işleriyle saygın Tapınağın dokunul­mazlığına ve bozulmaz halkına karşı emanet koyanlara kötülük yapılamazdı.
13*Yine de Heliyedora’nın yanında olan buyruk gereği; kral için çok gerekli olan o gümüş paraların, kralın hazinesine götürülmesi gerektiğini belirtiyordu.
14*Bir gün belirleyip, o parayı hesaplamak ve almak için Tapınağa girdiğinde; tüm şehirde büyük bir şaşkınlık oldu.
15*İmamlar, imamlık giysileriyle mezbah önünde secde edip göğe doğru bakarak emanet için ‘Kusal Yasa’ koyana yakarıyorlardı ki o gümüş parayı emanete koyanları korusun.
16*Baş kahinin yüzünü gören herkesin yüreği yaralanıyordu. Çünkü onun yüzünün ve renginin değişikliği yüreğinde çektiği sıkıntıyı gösteriyordu. 
17*Çünkü o dehşet acısıyla yıkılmıştı. Onun durumunu görenler yüreğindeki acıyı anlıyordu.
18*Bazıları topluca yalvarmak için, dalga dalga evlerden sıçrıyordu. Çünkü kutsal yer artık vurgunculukla düşecekti.
19*Göğüsleri altına çullar kuşanmış kadınlar yolları dolduruyor­du. Örtünmüş kızların bazısı kapılara doğru koşuyor, bazısı taş duvarlar üzerinde ve bazısı da pencerelerden bakıyordu.
20*Tümü göğe doğru ellerini uzatarak çağrışıyorlardı.
21*Halkın büyük çoğunluğunun karmakarışık ‘secdeye’ kapanması ve baş imamın büyük sıkıntıyla çaresizce durduğunu görmek acınacak bir durumdu.
22*Böylece bunlar her şeye gücü yeten yüce Rabbi çağırıyorlardı ki tüm güvençle emanet edilen her şey için emanet edenleri korusun.
23*Heliyedor ise buyrulan o buyruğu yerine getirmeye çalışıyordu.
24*Ama artık çavuşlarla Tapınağa yakın yerde hazır iken; ruhların ve tüm güçlerin egemeni, büyük bir şey gösterdi. O derece ki orada toplanmayı göz önüne alanlar, Allah’ın bu gücünden şaşarak hayret ve korkuya düştüler.
25*Çünkü onlara güzel kilimle bezenmiş bir at göründü. Üstünde süvari gibi olan biri çok görkemliydi. İşte o at Heliyedoro’nun üzerine saldırarak onu ön tırnaklarıyla vurdu ve üzerinde olan kişinin sırtında ise; sanki altın gibi bir zırhı vardı.
26*Bundan başka iki güçlü kuvvetli genç, güzel giysilere bürünmüş olarak onun önünde göründüler.
Bu iki genç ona her iki taraftan güçlü bir şekilde vurup ona çok dayak atıyordu.
27*Heliyedor da yere düştü ve onu büyük bir karanlık kapladı. Onu aldılar ve bir sedyeye koydular. Biraz önce o büyük bir öfkeyle, tüm çavuşlarıyla bu ‘Ev’e girmişti. Ama hiçbir silah onu kurtaramadı!  Götürüldü ve Al­lah’ın gücünü apaçık gördü.
28*Hem onu dersen: Allah’ın gücüyle dilsiz, her ümitten ve kurtuluştan ümitsiz yatıyordu.
29*Ama diğerleri, kendi yerine büyük yücelik veren yüce Rabbi kutsuyorlardı; ki demin büyük korku ve acıyla olan Tapınağı sevinç ve coşkuyla doldurmuştu. Çünkü ‘her şeye gücü yeten’ yüce Rab kendini gösterdi.
30*Bu kez Heliyedor’un dostlarından bazısı çabucak Oniya’ya yalvardılar ki Yüce’yi çağırsın da can çekişip yatana yaşam bağışlasın.
31*Bunun üzerine baş imam: ‘Yahudiler’in Heliyedor’a bir şey yaptıklarını’ kral düşünmesin diye, gidip onun kurtulması için bir kurban sundu.
32*Baş imam günah fidyesi için kurban sunduğu an, o iki yiğit genç yine o giysilerle giyinmiş olarak Heliyedor’a göründüler ve ayak üstü durup ona dediler ki:
33*“Baş imam Oniya’ya çok teşekkür et! Çünkü yüce Rab sana onun sebebiyle yaşam bağışladı.
34*Sen gökten dövüldün’’ ve yüce Allah’ın büyük gücünü bildirip bu şeyleri dedikten sonra görünmez oldular.
35*Heliyedor da yüce Rab’be kurban sundu ve ona yaşamını koruduğu için; Oniya’ya çok dikkatle bakıp selamladıktan sonra askeriyle birlikte krala döndü.
36*Gözleriyle gördüğü büyük Allah’ın işle­rinin tümüne; herkesin tanıklık etti.
37*Bu kez kral yine kutsal Kudüs’e gönderilmeye uygun kim var? Diye Heliyedor’a sorarak dedi ki:
38*-Eğer senin bir düşmanın veya işlerine kasıtlı kimsen varsa oraya onu gönder. Eğer kurtulursa; sana iyice kırbaçlanmış gelsin. Çünkü araştır bak! O yerde Allah’ın gücü var.
39*Çünkü gökte yeri olan kimse; o yerin gözeticisidir. Kötülük etmeye gelenleri döver ve yok eder!
40*Evet Heliyedor’un durumu ve hazinenin korunması böyle oldu.

    Dördüncü Bâb
1*Ama Oniya için kötülükler söyleyen Simon; gümüş paraların ve vatanın ispiyoncusuydu. Heliyedor’u öne sürmüştü. Çünkü o kötülük sebebiydi.
2*O şehire iyilik edene, kendi halkının koruyucusuna ve Tevrat’ın gayretçisine; ‘işlere kötü niyetli!’ demeye cesaret etti.
3*Böylece düşmanlık bu derece artınca; Simon’un bazı dostlarından katillikler olurdu.
4*Oniya bu çekişmelerin güçlüğünü ve Simon’un kötülüğünü arttıran, Kili-Suriye ile Fenikiye başkumandanı Apolonyo’nun kötülüklerini görünce;
5*Kendi halkından şikayet için değil; ama kesinlikle halkın yararını  gözetmek için krala gitti.
6*Çünkü eğer kral önlem almazsa; olaylar yatıştırılamaz ve Simon’un akılsızlığı sürerdi.
7*Bu kez Selevko öldü ve Antiyoko adındaki yönetici kral olduğu zaman; Oniya’nın kar­deşi Yason el altından baş imamlığa göz koydu.
8*Krala iyi görünmek için üçyüz altmış yük gümüş ve diğer gelirlerden seksen yük vermeye karar verdi.
9*Bunlardan başka ona diğer yüz elli yük daha vermeğe söz verdi. Ama eğer ona kendisi için bir okul, gençleri eğitecek bir yer kurmayı  ve kutsal Kudüslüler’i Antakya’lı olarak yazmayı kabul ederse.
10*Böylece kral onu onayladı. O da egemenliği eline geçirince, kendi soydaşlarını Yunan ayinlerine döndürdü.
11*Romaya dostluk için elçi olarak giden Epolamo’nun babası Yuhanna’nın girişimiyle kral tarafından düzenlenen ve Yahudiler lehine olan yasaları geçersiz kılıp yeni zorbalık yasaları koydu.
12*Çünkü kendi isteğiyle beden eğitimi için bir okul yaptı. Kale altında çırçıplak talim ettiriyor ve en iyi yiğitleri evinde eğitip şapka altına alıyordu.
13*Bu yüzden putperestlik başını almış gidiyor ve yabancıların töreleri çoğalıyordu. Tüm bunlar baş imam olmayan zalim Yason’un büyük iğrençliğinin bir sonucuydu.
14*O derece ki artık imamlar mezbahın kutsal hizmetlerini isteklice yapmıyorlar; belki Tapınağı küçümseyip ve kurbanları öteleyip meydanlarda ‘disk atışına’ çağrıldıktan sonra gösterilen sapkın seyirlerin ortakları olmaya acele ediyorlardı.
15*Kendi halkının namusunu hiçe sayıp, Yunanca olan ünleri daha çok tutuyorlardı.
16*Bu yüzden büyük belaya uğradılar. Onların adetlerini taklit ettikleri ve her şeyde onlara benzemeye çalıştıkları kimseler; onların düşmanları ve büyük acılarıydı.
17*Çünkü Allah’ın ‘Kutsal Yasası’na karşılık ahlaksızca yürümek  az şey değildir. Ama tüm bunların ne denli kötü olduğunu gelecek zaman gösterecektir. 
18*Bu sırada Sur’da her beşinci yılda yapılan donanma oyunları sırasında, kralın önünde;
19*Ahlaksız Yason, kutsal Kudüs’ten Antakyalı adıyla seyirciler gönderdi. Bunlar Herküles’in kurbanı için üçyüz dirhem gümüş götürüyorlardı. Ama onları götürenler paranın, o boğazlamalarda kullanılmamasını yalvardılar.
20*Bu yüzden o, onları çektirmelerin mühimmatına harcadı.
21*Bu kez Menesto’nun oğlu Apolonyo, kral Filometor’un hazırladığı beyler toplantısı için Mısır’a gönderilmişken; Antiyoku bunun ondan ayrıldığını duyduğunda; onun karşısında güvenli olmayı gözetti ve Yafa’ya geldi. Oradan kutsal Kudüs’e gitti.
22*Orada Yason’dan ve şehir halkından görkemli bir şekilde karşılandı. Meşaleler ve alkışlarla şehire getirildi. Oradan Fenike’ye döndü ve böylece üç yıl orada durdu.
23*Üç yıl geçtikten sonra Yason, adı geçen Simon’un Menelao adındaki kardeşini, krala gümüş para götürsün ve ona gerekli şeyleri anlatsın diye gönderdi.
24*O ise kral yanında beğenilmek için egemenliğine övgüler yağdırdı ve Yason’un verdiğinden daha çok üç yüz yük gümüş ödeyip, baş imamlığı kendi üzerine geçirtti.
25*Kralın buyruğunu alıp geldiğinde; kendisi baş imamlığın gereklerini yerine getirmedi. Aksine kötü bir zalim yürek ve yırtıcı canavarların saldırışı vardı.
26*Bu yüzden kardeşini hileyle görevinden uzaklaştıran Yason, kendi de başka bir kimsenin hilesiyle tuzağa düşüp kovuldu ve Amoniler’in ülkesine sığındı.
27*Menelao o beyliği aldı; ama söz verdiği gümüş paradan hiç yararlanmadı. Her ne kadar kale komutanı olan Sostirato onu istemiş olsa da.
28*Çünkü haraçları toplamak boynunun borcuydu, bu yüzden her ikisi de kral tarafından çağırıldı.
29*Menelaos baş imamlıkta kardeşi Lisimakus’u makam sahibi etti. Sostirato ise Kıbrıslıların paşası Kiratet’i kendi yerine atadı.
30*Bu olaylar böyle gelişirken Tarsiyler ve Maluvitler krallın eşi Antiyoki’ye verildikleri için zorbalık ettiler.
31*Bu yüzden kral aceleyle o şeyleri yatıştırmaya gitti ve onlardan olan Androniko’yu kendine vezir atadı.
32*O zaman Menelao “elime iyi bir fırsat geçti„ diye Tapınak kaplarından bazı altın kapları çaldı ve birazını Androniko’ya bağışladı. Diğerlerini de Sur’un çevresindeki şehirlerde sattı.
33*Bunu Oniya tam olarak öğrenince onu azarladı ve Antakya’ya yakın olan Define adındaki yere doğru gitti.
34*Bu yüzden Menelao Androniko’yu bir yana çekerek ona Oniya’yı öldürmesi için yal­vardı. O da Oniya’ya giderek ona hileyle yemin edip bırakacağını söyleyerek davet etti. Sağ elini verip onunla dostça göründü, onu sığındığı yerden çıkardı ve her tarafı kapayarak onu öldürdü. Hiç adaleti düşünmedi.
35*Bu yüzden yalnız Yahudiler değil, birçok milletler de darıldılar. O adamı haksız yere öldürdüğü için çok incindiler.
36*Kral Kilikya’dan döndüğü zaman, kentte olan Yahudiler ve Yunanlılar bu zulmün düşmanlığı karşısında ondan yardım dilediler ve Oniya’yı nedensiz yere öldürdüğü için ona şikayet ettiler.
37*Bu yüzden Antiyoko, merhumun nefsini koruduğu ve çok ağırbaşlı biri olduğu için yüreği sızladı. Ona acıyıp göz yaşını döktü.
38*Öfkesinden Androniko’un göz alıcı kaftanını çekip yırttı. Onu tüm şehirin çevresinde gezdirip, Oniya’yı acımasızca öldürttüğü yerde cezasını verip öldürttü. Çünkü bu ölümü yüce Rab’ten hak etmişti.
39*Bu kez Lisimako, Menelao’ nun işbirliğiyle şehirde çok kanunsuzluklar, hırsızlıklar yapmış ve adı çıkmışken; Lisimako’ya karşı büyük bir kalabalık toplandı. Çünkü birçok altın kaplar dışarıya götürülmüştü.
40*Kalabalıklar büyük bir öfkeyle kalkışınca Lisimako üç bin adamı silahlandırıp zulümle zorbalığa başladı. Yaşlı ve bunak Huran adındaki kişi başkan idi.
41*Ama halk, Lisimako’nun zorbalığını görünce bazısı taş, bazısı odun yarmalarını ve bazısı da önünde yatan iri toprak parçalarını kavrayıp Lisimako’nun adamları üzerine atıyordu.
42*Onlardan birçoğunu yaraladılar, çoğunu da yere serdiler ve tümünü kaçırdılar. Ardından o sadık hizmetçiyi hazineye yakın  yerde öldürdüler.
43*Tüm bu olaylar ve Menelao için toplantı yapıldı.
44*Kral Sur’a geldiği zaman; onun önünde yaşlıların danışmanlığından gönderilen üç adam, ondan şikayet etti.
45*Ama Menelao tutuklanacağı yerde, Dorimino oğlu Ptolemo’ya  kralı uzlaştırması için çok gümüş para teklif etti.
46*Bu yüzden kral Ptolemo’yu ıssız bir kemer altına serinlemek için çekti ve onu vazgeçirdi.
47*Ve o, kötülük kaynağı Menelao’ya suçunu bağışladı. O yerleşikleri; eğer Tatarlar yanında tanık olarak gösterilselerdi suçsuzlar gibi özgür olurlardı, öldürdü!
48*Böylece şehir, halk ve  kutsal kaplar için dava edenler; çabucak haksız sonuca katlandılar.
49*O yüzden Surlu’lar bile zulmün düşmanlığından etkilenip onların gömülmesi için gerekli şeyleri görkemle kayırdılar.
50*Menelao ise zorbaların büyük hırsları için; kendi halkının büyük kincisi olup ve kö­tü­lükte büyüyüp beylikte kaldı.

 

   Beşinci Bâb
1*O sırada Antiyoko, ikinci Mısır seferine hazırlandı.
2*Tüm şehirde, kırk gün boyunca altın giysiler giymiş süvariler, mızraklar ve kılıçlarla silahlanmış bölükler; havada yürüyor görünüyorlardı.
3*Atlılar ve bölüklerin dizilişleri; uğraşlar ve çifte koşular. Kalkanların kımıldayışı, büyük mızraklar ve küçük mızrakların atılışları; altın bezemelerin parıltıları; her türlü silâhlar.
4*Bu yüzden, bu işaretlerin iyiye yönelik olası için hep hayır-dua ediyorlardı.
5*Ama Antiyoko bu dünyadan göçüp öldü! diye yalan haber yayılınca; Yason tam bin adam toplayıp çabucak şehri almaya geldi.
6*Sonra hisarlar üzerinde olanları püskürterek şehri ele geçirdi. Menelao kaleye kaçtı. Yason kendi şehirlilerini kimseye aman vermeden katlediyordu. Ama o, akraba üzerinde olan zaferin büyük bir kara talihlilik olduğunu düşünmüyordu.
7*O kendi şehirlilerinden değil; ama düşmanlardan kurtuluş bula­cağını sanıyordu. Yönetime hakim olamadı, belki amacının sonu için utançla kaçtı ve yine Amoniler’in topraklarına gitti.
8*Ama sonunun iyi olmayacağını Araplar’ın kralı yanında anladı. Şehirden kaçarken herkesten dışlanmış, Tevrat’tan dönen gibi nefretlik, vatanın ve kendi şehirlerinin celladı gibi aşağılık olup Mısır’a sürüldü.
9*Nasıl ki o birçoklarını kendi vatanından göndermişti. Kendisi de böylece sürülüp yok oldu. Çünkü Lakedemonlular’a gitti. Akrabalıktan ötürü onların kendisini koruyacağını sanıyordu. 
10*Birçoklarını gömmeyip bırakan o kişiye hiç kimse ağlamadı ve hiç bir zaman gömülmeyip atalarının mezarlığından yoksun kaldı.
11*Tüm bu şeyler krala bildirilince ortaya çıkan durum için Yahuda bölgesi başkaldırır diye düşündü. Dargın bir yürekle Mısır’a gitti ve şehiri savaşla aldı.
12*Askerlerine kimseye aman vermemelerini; karşı gelenleri parçalamalarını ve evlere çıkanları tepelemelerini buyurdu.
13*Bu yüzden gençleri, yaşlıları, erkekleri, kadınları, kızları ve çocukları öldürüp bebekleri katlettiler.
14*O denli çok ki tam üç gün içinde seksen bin adam yok edildi ve kırk bin tutsak alındı. Satılanlar öldürülmüşlerden daha az değildiler.
15*Antiyoko bunlarla yetinmeyip tüm yer­yüzünün en kutsal Tapınağına girmeye özendi. Tevrat’ın ve vatanın haini olan Menelao da kılavuzuydu. 
16*Zulüm eli ile kutsal kapları alıp ve mekanın onurlu saygınlığının yükselişi için, devlet hazinesinde olan şeyleri zalim elleri ile karıştırdı.
17*Bu yüzden Antiyoko yüreğinde kibirlendirdi. Ama yüce Allah’ın bir an için öfkelendiğini ve şehirde yaşayanların günahları uğruna o yerin aşağılandığını düşünmedi!
18*Eğer kral Selevko’dan hazineyi yüıklemeye gönderilen Heliyodor gibi çok günahlara bulaşmış olmasaydılar; bu da geldiği zaman çabucak dövülüp kendi öz güveninden dönmüş olurdu.
19*Ama yüce Rab milleti yer için değil; yeri millet için seçti!
20*Bu yüzden halkın başına gelen belalardan nasibini alan yer; sonra iyiliklerden de nasibini aldı ve ‘Her Şeye Gücü Yeten’in öfkesinden terkedilen yeniden büyük Allah’ın cömertliğiyle her türlü onurla ayağa kalktı. 
21*Böylece Antiyoko Tapınak’tan bin sekiz yüz yük gümüş para götürüp hızla Antakya’ya geri döndü. Kendi kibiri ve yüreğinin böbürlenmesiyle karada gemilerle ve denizde ayaklarıyla sefer edeceğini sanıyordu.
22*Halka baskı yapmak için paşalar atadı. Yani kutsal Kudüs’te İfriciye halkından Filipo’yu ki; etik olarak onu atayandan daha sertti.
23*Gerizin’de Androniko’yu ve bunlardan başka Menelao’yu ki Aniriler’den daha kötü kendi şehirlilerine baskı yapıyordu. Kendi şehirlileri Yahudiler’e düşman idiler.
24*Zalimlerin başı Apolonyo’yu yirmi iki bin adam, askerle gönderdi. Buyruğuna göre tüm yetişkinleri öldürecek, kadınları ve gençleri de satacaktı.
25*O, kutsal Kudüs’e gelip barışsever göründü ve kutsal Cumartesi gününe dek hiç ses çıkarmadı. O gün yortu yapan Yahudileri basmak için emrindeki askerlerlere silahlanmalarını buyurdu.
26*Ve tüm görmek için çıkanları öldürdü. Ondan sonra şehir içine silahlılar ile yürüyüp birçok adamı öldürdü.
27*Ama Yahuda adındaki Makabi, diğer dokuz yoldaşıyla dağlara çekildi. O rezilliklere ortak olmamak için, hayvan gibi otlar yeyip yaşıyorlardı.

     Altıncı Bâb
1*Bir zaman sonra kral, güçlü bir Atinalı’yı Yahudilerin yüce Allah’ın yasalarına göre yürümemeleri ve zorla atalarının Tevratından vazgeçirilmeleri için gönderdi.
2*Kutsal Kudüs’te olan Tapınağı kirletecek ve ona Jupiter Olimpos’un tapınağı diyecektir. Gerizin’de olan o yerde oturan yabancılar da Jupiter Olimpos’un tapınağı olarak kabul edecektir.
3*Böylece bu kötülüklerin sokulması; halka çok zor ve ağır geliyordu.
4*Çünkü putperestler tapınağı şehvetle yenen yemekler ve içkiyle doldurdular. Fahişelerle eğlenip, Kutsal Ev’in çevresinde kadınlarla zina ederek, Tapınağa uygunsuz şeyler götürdüler.
5*Mezbah bile haram ve Tevrat’tan yasaklanmış şeylerle dolu idi.
6*Cumartesi gününü tutmak, atalarının bayramlarını gözetmek ve mutlak; ‘Yahudiyim!’ demek yürek istiyordu.
7*Her ay kralın doğum gününü kutlamak acı bir zorunluluktu ve bayram bahanesiyle sarmaşık götürüp ‘Bahu’ya donatım yapmaya çaresizdiler.
8*Ve Ptolemo kandırılıp yakın olan Yunanlılar’ın şehirlerine buyruk çıkartıldı ki, bu geleneği Yahudilere karşı kullanıp, onlara o bayramı kutlatsınlar ve onlara o kurbanlardan yedirsinler.
9*Yunan ayinlerine katılmak istemeyenlere ölüm emri çıkarıldı. Bu yüzden zulümle gelecek bela; gözgöre göre belliydi!
10*Çocuklarını sünnet etmiş iki kadını getirdiler ve çocukları onların göğüslerine astılar. Sonra da herkes görsün diye bütün şehrin içinde onları gezdirdiler ve şehrin yüksek surlarından aşağıya attılar.
11*Bazı Yahudiler Cumartesi günü ibadet etmek için gizlice mağaralarda toplanıyorlardı. Filipo bunu duyunca tümünü ateşte yaktılar.  Çünkü haram ayın gününe saygı gösterildiğinden; onlara yardım etmek, kendi inançlarında yoktu.
12*Pes bu kitâbı okuyanı? hepisine yalvardım ki bu musîbetler iç?n ürkmeyeler belki zann eylesinler ki bu ?azâblar helâk iç?n de?il illâ tâ?ifemizi? ıslâhı iç?n gönderilmişdir
12*Ben bu kitabı okuyan herkese yalvardım, bu kötülükler için korkmasınlar ve bu azap­ların onların sonu demek olduğunu düşünmesinler. Ama bunlar milletimizin düzelmesi için gelmiştir.
13*Çünkü bu büyük bir iyiliğin işaretidir. Kötülük yapanları uzun zaman bırakmaz; ama çabucak onların sonu gelir.
14*Yüce Rab bizi diğer milletlere yaptığı gibi yargılamaz ve Öfkesinde acele etmez. Ta onlara günahları tepeye dek yığıldığı zaman sona dek sabreder ve bu yüzden bizim günahlarımızın çokluğundan öcünü almaz.
15*Bu yüzden O bizden kendi merhametini hiç ayırmaz. Belki kendi milletini felaketlerle terbiye eder;
16*Tüm bu şeyleri bizden unutmamanız için söylüyorum.
17*Şimdi özetle öykünün söyleşisine dönelim:
18*Baş yazıcılardan Elazar adındaki yaşlı ve yüzünün görünüşü güzel olan adamın ağzını bıçakla zorla açıp domuz eti yedirdiler.
19*Ama o haramla yaşamaktansa; onurla ölmeyi seçip, kendi isteğiyle işkenceye katlan­dı.
20*Ve dışarı tükürüp yanaştı! Nasıl yaşam sevgisi uğruna tatmanın haram olduğu şeyleri yemeğe yanaşmamak için red edip direnilirse. 
21*O zalimlar ise bu yasak kurbanları yedirmek için seçilmişlerdi. Bunlardan biri Elazar’ın eski tanıdıklarından biri olduğundan, onu ıssız bir köşeye çekip ona dostuymuş gibi gözüktü ve şöyle öğütledi: Ona helal olan etlerden getirecek, o da kralın buyurduğu kurban etinden yiyormuş gibi onları yiyecek ve böylece ölümden kurtulacaktı.
22*Bu mertliği onunla olan eski dostluğu için kabul etmesini ‘istedi’.
23*Ama o bir namuslu kişiydi. Kendi büyüklüğü, çağının getirdiği erdemlilik ve yaşlılığının ününe yaraşır davranması için; küçüklükten beri gelen saygınlığına bağdaşması gerekirdi.  Bununla beraber yüce Allah’tan olmuş ve kurulmuş kutsal Tevrat’a uygun karar verip, gecikmeksizin onu hemen öldürmelerini söyledi.
24*“Çünkü bu çağa gelmiş olan bana öyle görünmek yakışmaz. Birçok genç, doksan yaşında olan Elazar, başka milletlerin ayinine döndü sanmasın. 
25*Onlar da benden ve benim öyle görünmemden -belki bir dakikalık yaşam için- kararmasınlar. O derece ki ben bu yaşlılığımda pis bir utanç kazanmayım.
26*Belki şimdi ben insanın azabından kurtulabilirim; ama ‘Her Şeye Gücü Yeten’ in elinden ölü de, diri de kurtulamam.
27*Onun için şimdi bu yaşamdan mertçe vazgeçip, yaşıma yaraşır şekilde kendimi göstereyim.
28*Bu uğurda gençlere ibret tablosu olmuş olurum. Sevgili kutsal kitabımız için hiç çekinmeden, yiğitçe ölüme göz yumsunlar” dedi ve bu şeyleri söyledikten sonra işkence yerine geldi.
29*Onu işkenceye götürenlerin gösterdiklerı iyi görünüşü söylediği sözler için bir anda kötülüğe döndü. Çünkü bunu delilik sanıyorlardı.
30*Sonunda darbelerden ölecek derecede inleyerek dedi ki: -Kutsal bilgiyle dolu olan yüce Allah biliyor ki benim ölümümden kurtulmak elimdeyken, bedenim darbelerden dayanılmaz acılar çekiyor. Ama gerçek canımı kazanmak uğruna, O’ndan korktuğum için bu şeylere sevinçle katlanıyorum.
31*İşte bu kişi öyle bir ölümle öldü! Kendi canını yiğitliğin bir simgesi ve gücünü de örneği için bıraktı. Bunu salt gençler için değil; ama tüm halkına gösterdi.

    Yedinci Bâb
1*Sonra yedi kardeşi ve annesi de tutuklandı. Kral kırbaçlar ve hayvan sinirleriyle onları dövdü ve haram domuz etlerinden yedirmeye zorluyordu.
2*Ama onlardan birisi önce söyleyip böyle dedi: -Sen neyi kanıtlamak ve bizden ne öğrenmek istiyorsun? Çünkü atalarımızın Tevratına aykırı birşey yapmaktansa ölmeye hazırız.
3*Bunun üzerine kral çok öfkelendi, bakır tavaları ve tencereleri tez kızdırmalarını emretti.
4*Ve bunlar kızdırıldıktan sonra kral, onlardan önce konuşanın dilini annesinin ve diğer kardeşlerinin gözü önünde kesilmesini, derisinin yüzülmesini ve uzuvlarının parçalanmasını buyurdu.
5*Tamamen yaralandıktan sonra, o son nefesini verirken kral, onu da ateşe götürüp kavurmalarını buyurdu! Tavadan dayanılmaz bir buhar çıkınca onlar; anneleriyle birbirlerini kahramanca yüreklendirip şöyle dediler:
6*-Gerçekten Musa halkın önünde tanıklık etsin diye bu mezmuru açıklamış ve “O kendi kullarından razı olur!’’ demişti. Aynen öyle yüce Allah da bizi görüyor ve gerçekten bizden razı oluyor.
7*Böylece önceki bu çeşit bir ölümle öldükten sonra ikinciyi de sorguya çektiler. Başından saçlarıyla derisini kopardılar ve ona bedeninin bütün uzuvları parçalanmadan yer misin!’ diye sorarlardı.
8*Ama o ana diliyle yanıtlayap yok dedi ve sonunda bir önceki gibi işkence çekti.
9*Can çekişirken şöyle diyordu: -Ey kötü! Gerçi sen bizden bu kötü yaşamı alıyor­sun. Ama evrenin kralı; onun için ölen bizleri sonsuz yaşama kaldıracaktır.
10*Bundan sonra üçüncü kişiyle de aynen eğlendiler. İstedikleri dili çabucak sundu ve ellerini korkusuzca uzatıp özgüvenle dedi  ki:
11*-Bunları göklerin yaratıcısından aldım ve onları Tevrat için değersiz gördüm. Ama  onları yine alacağımı ümit ediyorum.
12*Bunu duyan kral ve çevresindekiler o yiğidin öz güvenine şaşırıp kaldılar. Çünkü o işkenceleri bir hiç saymıştı!
13*O da böyle ölüp dördüncüye de işkence ve siyaset ettiler.
14*O ölürken şöyle dedi: -İnsandan ummaktansa, Allah’tan umalım. Yani O’ndan dirilmeyi ummak daha iyidir. Ama sana yaşama dirilmek yoktur.
15*Ondan sonra beşinciyi de çıkarıp işkence ettiler. O da krala bakıp dedi ki: 
16*-İnsanlar arasında egemen olsan bile, sen de ölümlüsün. Dilediğini yapıyorsun. Ama sen, halkımızı yüce Tanrı’nın bırakmış olduğunu hiç düşünme.
17*O’nun işlerini görmeye hazırlan; bak nasıl O sana ve soyuna  siyaset edecektir!
18*Bundan sonra altıncıyı getirdiler. O da öleceği sırada şöyle dedi: -Sevmekte aldanmayın! Çünkü biz bu şeyleri kendimiz için çekiyoruz. Yüce Tanrımıza günah ettik ve bu yüzden bize bu şaşılası şeyler oluyor.
19*Ama sen sakın bunun karşılıksız kalacağını düşünme. Çünkü Allah’la cenk etmeye giriştin!
20*Ana ise diğerlerinden farklıydı, hayretle iyi anılmaya değerdi. Çünkü kendi yedi oğlunun bir gün içinde öldüğünü görürken, yüce Allah’a olan ümitleri için yiğitlikle dayandı. 
21*Bilgelikle dolarak, kendi ana diliyle onları yüreklendiriyordu. Kendinin kadınca düşüncesini erkek yüreğiyle uyandırarak onlara şöyle diyordu:
22*-Nasıl benim tenimde oluştunuz bilmem!? Size ruh ve yaşam veren ben değilim; hem her birinizin önceki yapısını ben düzmedim.
23*Bu yüzden o evrenin yaratıcısı insanın aslını kurdu ve her şeyin nedeni oldu. Sizi kayırarak tekrar ruhu ve yaşamı verecektir. Çünkü siz O‘nun dini için kendinizi hiçe sayıyorsunuz.
24*Bu kez Antiyoko kendisini küçümsediklerini sandı ve kendinin yerileceğinden şüpheleniyordu. En küçüğü daha yaşarken, yalnızca sözlerle öğüt vermiyor; ama yeminle ona kendi dininden ayrıldığı an onu mallara boğacağını ve onu kendine dost yaparak onu kendi işlerinde yardım edeceğini söylüyordu. 
25*Ama oğlan bir türlü dinlemeyince; kral anasını çağırıp, çocuğun kurtulması için ona öğütçü olmasını istedi.
26*Ona çok sözlerle öğüt verdikten sonra, o da oğlunu razı etmeye yöneldi.
27*Ama ona eğilip, o kötü zalimin gözünü boyadı ve ana diliyle şöyle dedi:
28*-Ey oğlum! Bana acı. Seni karnımda dokuz ay taşıdım, seni üç yıl emzirdim, seni bu yaşa dek besledim ve seni beslerken emek çektim. Sana yalvarırım ey oğlum! Göğe, yere ve içinde olan şeylere bakarak bilesin ki yüce Allah, bu şeyleri önceden yokken var etti. İnsan soyu da bu şekilde olmuştur.
29*Sakın bu cellattan korkma! Kendini kardeşlerine layık göster, ölümü kabullen. Ta ki bağışlama zamanı seni tekrar kardeşlerinle birlikte alayım.
30*O böyle söylerken oğlu: -Daha ne bekliyorsunuz? Ben kralın buyruğunu dinlemem. İlla Musa’nın atalarımıza verdiği Tevrat’ı dinlerim, dedi.
31*Ama sen İbraniler üzerine her kötülüğün kaynağı oldun. Yüce Allah’ın ellerinden kurtulamazsın. 
32*Çünkü biz kendi günahlarımız için bu belayı çekiyoruz.
33*Ama diri Allah bizi biraz zamana dek terbiye edecektir ve düzelmemiz için sinirlendiği gibi yine kendi kulları ile hoş görecektir.
34*Ama sen ey büyük zulümkar! Tüm insanlardan daha çok günahkar! Sevmeye bağırıp, bilinmeyen ümitlere dayanıp; göklerin yaratıcısı Allah’ın kulları üzerine ellerini kaldırıp böbürlenme.
35*Çünkü sen her şeyi gören ve her şeye gücü yeten Allah’ın cezasından kurtulamazsın.
36*Benim kardeşlerim biraz acı çekerek, yüce Allah’ın antlaşma­sında ki sonsuz yaşamın antlaşmasıdır! Öldüler. Ama sen, Allah’ın yargısıyla kendi böbürlenmen için, hak ettiğin azabı çekeceksin.
37*Ben de kardeşlerim gibi, atalarımızın Tevrat’ı uğruna, hem bedenimi, hem yaşamımı teslim edip yüce Allah’ı çağırıyorum ki en yakında milletimize çok bağışlayacak. Ama sen, siyasetlerin ve baskıların sonunda bir tek Allah’ın ‘O’ olduğunu bileceksin.
38*’Her Şeye Gücü Yeten’in öfkesi, tüm halkımız üzerine haklı olarak saçılmıştır; bende ve kardeşlerimde dursun.
39*O zaman kralın öfkesini tutuşturdu. O aldatış onun gücüne gitti ve buna diğerlerinden daha çok kötülük yaptı.
40*Böylece bu da yüce Rab’be tamamen güvenerek temiz bir ölümle öldü.
41*En sonunda -oğullarından sonra- ana da öldü.
42*Şimdi putların kurbanları ve bu kötü siyasetler hakkında, bu kadar söylediğimiz yeter.

    Sekizinci Bâb 
1*Yahuda-Makabe ve onunla olanlar, gizlice kalelere girip kendi hısım ve akrabalarını yardıma çağırıyorlardı. Yahudilikte olanları beraberine aldı ve altı bin kişi kadar adam topladı.
2*Her yönden baskı gören halkı için yüce Allah’a yalvardılar ki onları gözetsin ve zalimlerin kirlettiği Tapınağa acısın.
3*Yerle bir olmaya yakın bozulmuş şehire acısın ve ondan yardım dileyen kanı kabul etsin.
4*Günahsız çocukların suçsuz yere öldürüldüklerini ve kendi adına söyledikleri küfürlerini anımsayıp kötüler üzerine kinini göstersin.
5*Makabe’nin kendi askerleri olmuş ve yüce Allah’ın öfkesi esirgemeye dönmüştü. Putperestler ona karşı koyamadılar.
6*O ansızın gelip kentleri ve kaleleri yakıyordu. Gözüne kestirdiği birçok yerleri çabucak ele geçiriyor ve düşmanların birçoğunu  kaçırarak bozguna uğratıyordu.
7*Bu baskınları daha çok geceleyin yapardı. O derece ki yararlılığının haberi her yerde yayılıyordu.
8*Bu adamın gide gide ilerlediğini ve kendi güçleriyle güçleriyle çoğaldığını gören Filipo, Kili-Suriye ve Fenike halkının kralı ve komutanı olan Ptolemo’ya yardım etmesi için yazdı.
9*O da kralın baş dostlarından olan Patrok­lo’nun oğlu Nikanor’u çabucak seçip onu Yahudiler’in soy ve sopunun kökünü kazımak için her milletten toplanan yirmi bin adam ile birlikte, yanına usta savaşçı Gorciya’yı verdi.
10*Nikanor da şahın Romalılar’a ödemesi gereken iki bin yük gümüş para vergisini; Yahudi tutsaklarından tamamlamak için sayıp ayırdı.
11*Bezirgânları çabucak deniz kenarındaki şehirlere gönderip Yahudi tutsakları satın almaya çağırdı ve onlara bir yük için doksan adamı vermeye söz verdi.
12*Bu kez Yahuda, Nikanor’un gelişinden haber alıp, askerin geldiğinden bile olanları haberdar edince;
13*Korkaklar ve yüce Tanrı’nın adaletine inanmayanlar kaçarak ayrıldılar.
14*Diğerleri de tüm malını sattılar ve zalim Nikanor gelmeden önce satılanları kurtar­ması için yüce Tanrı’ya yalvardılar.
15*Eğer bunu onlar için yapmasa bile; hiç olmazsa atalarına verdiği antlaşma için ve o yüce cömert isimden anıldıkları için yapsın.
16*Ama Makabe altı bin kadar olan adamlarını toplayıp onları yüreklendirdi ki düşmanlarından şaşmasınlar ve üzerlerine  haksız yere gelen putperestlerin büyük kalabalığından korkmasınlar. İlla yiğitçe dövüşerek -kendi kutsal yerine- adaletsizce yaptıkları zulmü göz önünde tutsunlar.
17*Ve yalnız bırakılmış şehirin sıkıntısını, atalardan kurulmuş huzur ve yasaların bozulduğunu da… 
18*Çünkü onlar kendi silahlarıyla güçlerine güveniyorlar; ama biz ‘Her Şeye Gücü Yeten Allah’a ki üstümüze gelenleri, belki bütün dünyayı bir göz kırpması anında yakmağa gücü yeter.
19*Sonra onlara atalarından kalan bir kurtuluş öyküsünü anlattı. Buna göre Sanharip’in kumandasındaki yüz seksen beş bin adam yok edilmişti.
20*Nitekim Babil’de Galatyalılar üstüne cenk ettiklerinde tüm Yahudiler sekiz bin kişiden daha kalabalık değillerdi. Dört bin Makedonyalı ile savaşa geldiler ve Makedonyalılar şaşırmıştı! Ama o sekiz bin kişiye gökten yardım gelerek yüz yirmi bini öldürdüler ve büyük bir yarar buldular.
21*Onları böyle sözlerle yüreklendirerek Tevrat ve vatan için ölmeye hazırlandıktan sonra askeri dört bölük yaptı. 
22*Dört kardeşlerini Simon’u, Yusuf’u, Yonatan’ı ve Elazar’ı o bölüklerin başına getirip, her birinin eli altına bin beş yüz adam verdi.
23*Ondan sonra Kutsal Kitap’tan okuyarak onlara ‘Allah-Yardımı’ diye isim verdi ve ilk bölüğün başında durarak Nikanor’la karşılaştı.
24*Her şeye gücü yeten Tanrı onlardan yana olmuş, düşmanlardan dokuz binden daha çok öldürmüşlerdi. Nikanor’un askerlerinin birçoğu yaraladılar ve uzuvlarını sakatladılar.
25*Onları satın almaya gelenlerin paralarını aldılar ve ardından bir hayli yer yürüdükten sonra, zamanları az olduğu için döndüler.
26*Çünkü o gün Cumartesi gününün arifesi olduğundan; onları çok kovalamadılar.
27*Sonra silahları toplayarak, düşmanlardan yağmaları çıkarıp Cumartesi gününü tutmaya gayret gösterdiler ve yüce Rab’in üzerlerine damlayan rahmetinin ilkini o güne sakladığı için bereket dilediler. 
28*Cumartesi gününden sonra güçsüzlere, dullara ve öksüzlere çapuldan paylar verdiler. Kalanını da gençlerle kendi aralarında paylaştırdılar.
29*Tüm bunları tamamladıktan sonra birlikte dua edip bağışlayıcı Rab’be yalvardılar ki,
kendi kullarından sonsuza dek razı olsun.
30*Ondan sonra Timeto ve Bahide’nin halkı üzerine tüm güçleriyle saldırarak onlardan yirmi binden daha çok öldürdüler. Yüksek kaleleri ele geçirdiler. Birbirleriyle, güçsüzler, öksüzler, dullar ve yaşlılar arasında çok sayıda çapulu birlikte paylaştılar.
31*Düşmanların silahlarını toplayarak onları uygun yerlerde güzel bir şekilde sakladılar ve kalan silahları kutsal Kudüs’e götürdüler.
32*Timoteo’nun maiyetinden, Yahudilere çok kötülük yapan Filarho adındaki bir adamı öldürdüler.
33*Vatanlarında zafer kutlamalarını yaparken, kutsal kapıları yakan o Kalistan’ı ateşe attılar ve yaktılar. O küçücük bir eve kaç­mıştı. Böylece kötülüklerinin hak ettiği cezasını aldı.
34*O kötülük kaynağı Nikanor da, Yahudileri satın almak için, bin köle tüccarı götürmüştü.
35*Rab’bin yardımıyla, o küçük gördükleri kişilerden yenilgiye uğramışlar, övgü giysilerini atmışlardı. Askerlerinin tamamen bozulmasıyla bir uğursuz ve kaçkın gibi yapayalnız Akdenize kaçtı ve Antakya’ya geldi.
36*Kudüslüler’in ticareti için Romalılar’a ödenmesi gereken vergiyi yenilemeyi boynuna borç bilen kimse; her yerde Yahudilerin koruyucusunun yüce Allah olduğunu yayıyordu. Onlar bu yüzden tükenmiyorlardı! Çünkü onun kurduğu dinine bağlıydılar.

    Dokuzuncu Bâb
1*O yıllarda Antiyoko Pers ülkesinden utaçla dönmüştü.
2*Çünkü o Persepolis’e gelmiş, tapınakları soymayı ve şehiri zorla ele geçirmeyi isteyince; halk silahlanarak ayaklanmıştı. Onu ve onun gibilerini kaçırdılar. Antiyoko kaçtıktan sonra rezil olarak geri döndü.
3*Ekbetan’dayken ona Nikanor’un ve Timote’nin başına gelenler anlatıldı.
4*Bu kez çok öfkelendi ve onu kovalayanların acısını Yahudiler üzerine atmayı karar verdi. Bu yüzden arabacıya yolu çabucak bitirmek için hiç durmadan hızla sürmesini buyurdu. Çünkü gururla kutsal Kudüs’e girmeye ve orasını Yahudilere mezarlığa döndüreceğini söylüyordu.
5*Ama İsrail’in ‘Her şey üzerine gücü yeten Allah’ı onu iyileşmez ve görünmez bir yara ile vurdu. O bu sözleri söyledikten sonra, onu iyileşmez iç ağrıları ve bağırsaklarının dayanılmaz sancıları tuttu.
6*O bunları kesinlikle hak etmişti. Çünkü o birçok değişik işkencelerle başkalarının bağrını yakmıştı.
7*Yine de kibirinden vazgeçmiyordu. Aksine daha çok öfkeyle doldu ve Yahudilere ateş püskürüp yolu tez bitirmelerini buyurdu. Olacağı bu ya! Araba hızla ilerlerken düştü ve bu kötü düşüşten bedeninin tüm parçaları hurda yığınına döndü. 
8*Bu yüzden o kişi, bundan önce insanın ak­lına gelmeyen bir kibirle; sanki denizin dalgalarına egemen olmaya ve dağların yüceliklerini terazi ile tutmaya karar vermişti. Ama yere yığılmışken onu bir sedye üstünde götürdüler. Böylece Allah, öfkesini üzerinde gösterdi.
9*Öyle acayipti ki zalimin gövdesinden kurtlar kaynıyor, ağrılar ve sancılar içinde kendi diriyken etleri lime lime yere düşüyordu! İrininin kötü kokusu tüm askerlerine ağır geliyordu.
10*Durum böyleyken; biraz önce göğün yıldızlarına dokunacağını sanan bu kişiyi, dayanılmaz kokusu yüzünden hiç kimse götüremiyordu.
11*Akıntıları içinde, kendi büyük kibirinden vazgeçmeye ve Allah’ın kamçısından aklı başına gelmeye başlamıştı. Çünkü her an ağrıları artıyordu.
12*Kendisi de kokusuna dayanamayıp bu sözleri söyledi: -Allah’a boyun eğmek ve ölümlü insan iken, Allah’a eş koşmamak uygundur.
13*Ve o kötü kişi artık ona acımayacak olan Rabbe  yalvarıp böyle diyordu:
14*O kutsal şehiri yerle beraber ayırıp, mezarlığa döndürmek için aceleyle gidiyordu; onu özgür edecek oldu.
15*Ve oradaki tüm Yahudileri ki, onları mezara bile koymayı kendine yediremiyordu; kesinlikle çocuklarıyla beraber kuşlara parçalatmaya ve yırtıcı canavarlara atmaya karar vermiş ve Atinalı’lar ile eşit tutmak istemişti.
16*Önceden soyduğu kutsal Tapınağı güzel armağanlarla bezeyip kutsal kaplarını kat kat fazlasıyla geri vermeyi ve kurbanlara ait masrafları gelirinden üstlenmeyi kabul etti.
17*Ve de Yahudi olmaya ve her toplum arasına gidip Allah’ın gücünü söyleyecekti.
18*Ama ağrıları hiç dinmedi. Allah’ın doğru yargısı kendi üzerine gelmişti. Ve kendisinden umutsuz olup, Yahudilere aşağıda yazılan mektubu bir dilekçe şeklinde bu tarzda yazdı:
19*“İyi şehirliler olan Yahudilere, Antiyoko adındaki kral ve kumandan çok selam edip, beden sağlığı ve kutluluk diler.
20*Eğer siz ve çocuklarınız iyi olup, durumunu dileğinize göreyse; yüce Allah’a çok teşekkür ediyorum. Ümidim gökte olup bana gösterdiğiniz cömertlik ve iyi niyetinizi güzellikle anımsıyorum.
21*Pers ülkesinden dönerken ağır bir hastalığa yakalandım ve diğerlerin güvenliği için bu hastalığımın gözetilmesini arzuladım.
22*Bunun için kendimden bıkamam; belki bu hastalıktan kutulmak için büyük ümidim vardır.
23*Nihayet babamın da bu yüksek vilayetlerden kendi askerlerini geçirdiği zaman; kendinin yerine birini atadığı aklıma geldi.
24*Ona birşey olduğu ya da kötü bir haber getirildiğinde vilayetliler kararın kime verildiğini bilerek sıkılmasınlar.
25*Bundan başka iyice düşünsünler ki sınırlarımıza ve ülkemize yakın sultanlar fırsat gözetip olup biteni biliyorlar. Oğlum Antiyoko’yu kral olarak tayin ettim. Onu bana yüksek vilayetlerde birçok kez sefer yapmak gerektiğinde; sizden birçok kişilere emanet bıraktım ve ona altta bulunan şeyleri yazdım.
26*Şimdi sizi uyararak yalvarıyorum ki; halkınıza özel olarak yaptığım bağışları anımsayıp, herkes bana ve oğluma karşı iyi niyet gözetsin.
27*Çünkü araştırıp gördüm ki o, benim niyetime bağlı kalıp, sizinle cömertçe geçinecektir.
28*Böylece o küfür konuşan katil; bu tür ağır acılar çektikten sonra -başkalarına yaptığı gibi- bu yabancı ülkenin dağlarında kötü bir ölümle öldü.
29*Filipo adında yetiştirilmiş biri onun casedini götürdü. Ama Antiyoko’nun oğlundan korktuğu için Mısır’a, Ptolemoyo Filometor’a gitti.

    Onuncu Bâb
1*Makabe ise halkıyla beraber, Rab’bin gözetimiyle Tapınağı ve şehiri yeniden aldı.
2*Yabancıların çarşı çevresinde kurduğu sunakları ve puthaneleri yıktı.
3*Ondan sonra Tapınağı temizleyerek başka bir mezbah yaptılar ve taşlar çakıp ateş aldılar. Onunla yeniden iki yıldan sonra kurbanlar sundular, buhurladılar, kandiller yaktılar ve ekmek sunularını koydular.
4*Bu şeyleri yaptıktan sonra yere yüzükoyun yatarak Rab’be yalvardılar ki artık bunun gibi belalara uğramasınlar. Ama günah ettikleri zaman O’ndan yavaşça terbiye olsunlar. Küfürbazların ve barbar milletlerin ellerine verilmesinler.
5*O Tapınağı yabancıların kirlettiği günde; yani Kislev ayının yirmi beşinci gününde Tapınağı arındırdılar.
6*Kamış bayramının gereklerine göre sekiz gün kutlayarak bayram yaptılar. Bundan önceki kamış bayramında dağlarda ve mağaralarda hayvanlar gibi durduklarını anımsadılar. 
7*Bu yüzden ellerinde koçanlar, güzel dallar ve hurmaları götürüp; onlara kendi yerlerini temizlemeye olanak vereni, şükrederek anıyorlardı.
8*Tüm Yahudi milletine o günleri her yıl bayram yapmak için genel buyruk çıkartıldı.
9*Evet şerif ismiyle ün yapan Antiyoko’nun ölümü böyle oldu.
10*Şimdi o bozguncunun oğlu olan Antiyoko Evpator’un asrında olan şeyleri öykülendi­rip, yapılan savaşların kötü sonuçlarını özetleyelim.
11*O ülkeye egemen olur olmaz, Kili-Suriye ve Fenikiye’nin başkumandanı Lisiya adındaki kişiyi devlet yönetimine atadı.
12*Çünkü Makron dedikleri Ptolemo, Yahudilere olan bu kötülükler için adalet etmeye karar vermişken; onların işlerini esenlikle yürütmeye çaba gösteriyordu.
13*Bu yüzden dostlarından Evpator’u kullandı. Ona Filimator’dan korumak için verilen Kıbrıs’ı bırakıp asil Antiyoko’ya sığındığı ve o sevgili ilgili kişiyi ki, onu eli altında tutmadığı için, ona ikide birde hain diyorlardı. Buna uzun zaman dayanamadı ve kendini zehirleyerek öldü.
14*Bu kez o yerin başkumandanı olan Gorciya adındaki biri; yabancı askerlere para verdi ve her gün Yahudilere karşı cenk gereksinimini görüyordu.
15*Edomiler de böylece kendilerine uygun kaleleri ele geçirdikten sonra Yahudilere ulaşıyorlardı ve Kutsal Kudüs’ten sürgün olanları kabul edip cenk gereksinimlerini karşılamaya çalışıyorlardı.
16*Ama Makabe, halkla birlikte yüce Tanrı’ya yalvardı ki onlardan yana olsun ve birçok askerlerle Edomlu’ların kaleleri üzerne yürüdü.
17*Onları yiğitçe basarak o yerleri aldılar ve mazgallar üzerinde olanları püskürtüp karşılaştıklarını öldürdüler. Katlettikleri yirmi binden az değildi.
18*Dokuz bin kişi; iki dik ve içinde kuşatma için tüm gerekli şeyleri olan kulelere sığınmıştı.
19*Makabe Simon’u, Yusuf’u ve Zahhi’yi hem kendi halkından olan birçok kişileri onların kuşatmasına koyup; kendisi çok stratejik yerlere gitti.
20*Ama Simon’un adamlarından bazısı açgözlülükten o kulelerde olan bazılarından gümüş para alıp onları savaş dışı bıraktılar ve yetmiş bin dirhem alıp bazılarını kaçırdılar.
21*Bu durum Makabe’ye bildirildikten sonra halkın ileri gelenlerini topladı ve onlara; kardeşlerini parayla satıp, düşmanlarını onlara karşı cenk etmeye kaçırdıkları için şikayet etti.
22*Bu yüzden de o hainleri öldürttü ve az sonra o iki kuleyi ele geçirdi.
23*Eli silahlı olana her şey rast gidiyordu. O iki kalede yirmi binden daha çok öldürüldü.
24*Bu kez önceden Yahudiler tarafından yenilen Timoteo; her çeşit yabancı yiğitlerden askerler topladı ve birçok süvarilerle Yahuda bölgesini savaş aletleriyle işgal etmeye geliyordu.
25*Ama Timoteo yaklaşırken, Makabe de kendi adamlarıyla yüce Allah’a yakarmaya başladı.
aya?ında hurur edip ??a yalvardılar ki onlara gafûr olup onları? kitâbı beyân etdi?i gibi düşmanlarına düşman ve adüvvlerine adüvv ola
26*Başlarına toprak saçıp, bellerine çullar kuşanıp mezbahın ayakları önüne kendilerini atarak yalvardılar ki onları bağışlayıp onların kitabında yazdığı gibi düşmanlarına düşman ve hasımlarına hasım olsun.
27*Duayı bitirdikten sonra silahlanarak şehirden dışarıya kalabalık çıktılar ve düşmanlara yaklaştıklarında durdular.
28*Güneş yükseldikten sonra bunlar; tüm güçleriyle Rab’be sığınıp, kolay bir yengi için kefil tutarak; onlar ise kendi savaşçı yüreklerine dayanarak vuruştular.
29*Cenk kızıştıkça düşmanlara gökten göz alıcı giysilerle giyinmiş ve altın eyerli atlara binmiş beş adam gördüler.
30*Bunlardan ikisi Yahudilerin başında durup, Makabe’yi ortalarına aldılar ve onu kendi silahlarıyla örterek yaralanmaktan koruyorlardı. Ama düşmanlar üzerine oklar ve yıldırımlar atıyorlardı. O derece ki büyük bir acıyla kaplanıp ölüyorlardı.
31*Yirmi bin; ve beşyüz yaya, hem altı yüz atlı öldürüldü.
32*Timoteo ise Gazara adındaki kaleye kaçtı. Kiryad’lı kişi orada kumandandı.
33*Ama Makabe kendi adamlarıyla o korunaklı yeri yirmi dört gün zekice kuşattı.
34*İçinde olanlar da yerin dik oluşuna güvenerek ve ölçüsüzce çok küfrederek, aşırı sözler söylerlerdi.
35*Böylece yirmi beşinci gün ağardığı zaman, Makabe o yiğitlerin sövgülerinden yüreği yanmışken, surlara mertçe yürüyerek, öfkeyle her önüne geleni kırıp geçirdiler.
36*Kimi de arkaya dolaşarak içeri sıçradı ve kuleleri ateşe verdiler. Bu yüzden o küfürbaz­ları dipdiri yaktılar. 
37*Bazıları kapıları kırarak dışardaki askerleri içeriye aldılar ve kenti ele geçirdiler. Bir çukura gizlenmiş olan Timeteo? ile kardeşi Kiryai’yi ve Apollofan’ı öldürdüler. 
38*Bunu yaptıktan sonra Rab bu büyük şeyleri İsrail’e yaptığı ve onlara zafer verdiği için şükrettiler.

    Onbirinci Bâb
1*Kralın bakıcısı ve yakını olan Lisiya’ya ki, halkın bilgesiydi. Bir müddet sonra olan durumlara üzüldü.
2*Seksen bin kadar yaya ile tüm atlıları toplayarak, şehiri Yunanlılar’ın yerleşim alanına döndürmek niyetiyle Yahudiler üzerine geldi.
3*Diğer milletlerin puthanelerinde olduğu gibi Tapınağı gümüş para toplanan bir yere ve döndürmek ve baş imamlığı her yıl parayla satmak istiyordu.
4*Tanrı’nın gücünü hiçe sayıyor; ama kendi yayalarının onbinlercesi, atlıların binlercesi ve seksen fille büyülenmiş olup; 
5*Yahuda vilayetine girdi. Kutsal Kudüs’ten beş millik uzak olan Beytsur adındaki sarp bir kaleye geldi ve onu zorlamaya başladı.
6*Makabe de onun adamlarının kendi kalelerini kuşattığını öğrenince; halkla beraber ağlayıp inleyerek yüce Allah’a İsrail’in kurtuluşu için iyi meleğini göndermesini yalvardı. 
7*Önce Makabe silahını alıp diğerlerini yüreklendirdi ki kardeşlerine yardım etmek için birlikte tehlikeye girsinler.
8*Büylece tümü düşmanlara saldırmak için yiğitçe dışarıya çıktılar. Kutsal Kudüs’e yaklaştıkları zaman onlara bir atlı gönderdi ki ak giysiyle giyinmiş, altın bir silahı çekerek önlerinden gidiyordu!
9*O zaman tümü bir ağızdan merhametli Allah’a dua ettiler. Yürekleri güçlendi ki yalnız adamları değil; belki en kötü hayvanları ve demir duvarları delmeye hazırdılar.
10*Bir süvari birliğiyle yola koyuldular. Artık onlarla dövüşecek gökten bir yardımcıları vardı. Çünkü yüce Rab onlara acımıştı.
11*Ondan sonra aslanlar gibi düşmanlara saldırıp on bir bin yaya ve bin altıyüz atlıyı yıktılar.
12*Kalanların tümünü kaçırdılar. Onlardan birçoğu yaralı olup çırılçıplak kaçtılar. Lisiya da kendisi utançla kaçarak kurtuldu.
13*Aklı başına gelip uğradığı zararı tahmin ettiğinde: -Şu İbranîler’in her şeye gücü yeten Allah’ı onların yardımcısıdır ve yenilmezdir, dedi.
14*Onlara adam gönderip her uygun antlaşmayı razı olmalarını, kralı bile onlarla dost olmayı teklif etmelerini söyledi.
15*Makabe de kamu yararı için Lisiya’nın her istediği şeye razı oldu. Çünkü Yahudiler konusunda Makabe, Lisiya’ya her ne yazmışsa kral imzaladı.
16*Lisiya, Yahudilere bu şekilde mektup yazmıştı:
17*“Lisiya, Yahudi halkına selam ediyor. Sizden gönderilen Yuhanna ve Abşalom size aşağıda yazılan yanıtı vereceklerdir. Bana bir dilekçeyle açıklanmış konular için sevindiler.
18*Şimdi ben krala her gerekli özeti bildir­dim. O da mümkün olanları onayladı.
19*Bundan böyle eğer siz işlerimize iyi niyet gözetirseniz; ben de bundan sonra diğer iyiliklere sebep olmaya çalışacağım.
20*Onlara ve müjdecilerime bildirdim ki; sizinle işlerim konusunda görüşsünler, hoşçakalın.” 
21*Yüz kırk sekizinci yılda ‘Diyoskorinti’ ayının yirmi dördüncü gününde;
22*Kralın mektubu böyleydi: “Kral Antiyoko kardeş Lisiya’ya selam eder.
23*Babamız ilâhlara gittikten sonra dileğim buydu: Ülkemizde olanlar kendi işlerini görmek için zorluk çekmesinler.
24*Duyduğumuza göre Yahudiler, babamın değişikliğine Yunan dinini katmayı kabul etmediler. İlla kendi ayinlerini gözetip kendi dinlerini sürdürmeyi yalvardılar.
25*Bunun için isteğim budur: Bu millete iyilikle davranılmasına karar verdik. Tapınakları onlara geri verilsin ve eski yıllarda olan ayinlerini yapsınlar.
26*Şimdi onlara göndermeyi iyi ediyorsun, tokalaşın ki niyetimizi bilip gönüllerini hoş tutsunlar ve coşkuyla kendi  işleriyle uğraşsınlar.” 
27*Halka ise kralın mektubu böyleydi: “Kral Antiyoko, Yahudilerin meclisine ve diğer Yahudilere selam eder.
28*Eğer iyi ve hoş iseniz dileğimiz budur; biz de iyi ve hoşuz.
29*Menelao bize bildirdi ki evlerinize dönmek ve kendi halinizdeolmak istiyor muşsunuz?
30*Biz de gitmek isteyenlere ta Ksanitiko ayının otuzuncu gününe dek zaman tanıyıp izin veriyoruz.
31*Ayrıca Yahudilerin önceden olduğu gibi kendi yemeklerini yemelerini ve dinlerini yerine getirmelerini kabul ediyoruz. Bundan sonra onlardan birisi yaptığı
bir şey için incitilmesin.
32*Ben Menelao’yu size olan iyi niyetimizi ispatlasın diye gönderiyorum. Hoşçakalın!
33*Yüz kırk sekizinci yılda ‘Ksanitiko’ ayının onbeşinci gününde;
34*Romalılar da onlara bu şekilde mektup gönderdiler:
35*“Romalılar’ın elçileri Quintus-Memmiyo ile Tito-Manliyo  Yahudilerin ulusuna selam.
36*Kralın akrabası Lisiya’nın size uygun gördüğü şeyleri biz de uygun görüyoruz.
37*Sonunda kral, özetle karar verdiği şeyler için, çabucak bir adam göndersin ki onlara göz kulak olasınız! Ta ki biz işlerinize uygun olarak bildiriyoruz. Çünkü biz Antakya’ya gideceğiz.
38*Bu yüzden acele olarak birini gönderin ki biz de bu konu için ne düşündüğünüzü bilelim. Hoşça kalın.
39*Yüz sekizinci yılda, ‘Ksanitiko’  ayının onbeşinci gününde.
 
     On ikinci Bâb
1*Şimdi bu sözler verildikten sonra Lisiya krala gitti. Yahudiler de kurtuluşlarını gözettiler.
2*Ama o yerlerde olan kumandanlar; yani Timoto, Ceenni oğlu Apolonyo, Hiyeronimo ve Demefon ile bundan başka Kıbrıs paşası Nikanor, onları hiç rahat bırakmazdı.
3*Ve Yafalılar da bunlar kadar kötülük yaptılar. Yani bazı Yahudileri davet ettiler ki onların hazırladığı kayıklara kadınları ve çocuklarıyla binsinler. Çünkü kalplerinde kötülük yoktu ve şehirin kamu kurallarına uyuyorlardı.
4*Bunlar da iyilikle geçinmek isteyip kaygılanmadan kabul ettiler. Ama denizin engininde iken onlardan iki yüz kişiyi denize attılar.
5*Yahuda tüm bu kötülükleri duyunca yiğitlerine haber verdi.
6*Ve adil egemen Allah’a yöneldikten sonra kardeşlerini öldürenlerin
üzerine gelerek gece limanlarını ateşe verdi ve kayıklarını yakıp oraya kaçmış olanları öldürdü.
7*Ama şehir kapalı olduğundan, tekrar gelmek ve Yafalılar’ın tüm şehirini imha etmek niyetiyle döndü.
8*Bu kez Yamniyalılar’ın da Yahudilere benzer şeyler yapmak istediklerini duydu.
9*O, Yamniyalılar üzerine gece gelerek limanlarını ve gemilerini yaktı. O derece ki alevin aydınlığı oradan iki yüz kırk mil uzakta olan kutsal Kudüs’ten göründü.
10*Oradan dokuz mil kadar yol alıp Timoto üzerine giderken; beş bin kadar yaya ve beş yüz atlı Araplar onun üzerine saldırdı.
11*Cenk karışırken, Allah’ın yardımıyla Yahuda’nın adamları yakına geldiler ve ümidi kırılan Araplar yenilerek Yahuda’ya onlarla barışıp koyunları ve diğer şeyleri kayırmaya söz vermesini yalvardılar.
12*Yahuda bunların ileride kendilerine yarayacaklarını düşünerek onlarla barış yap­mayı uygun gördü. Onlar da aman dileyip antlaştılar ve evlerine gittiler. 
13*Ondan sonra dik köprülerle sağlamlaştırılmış, surlarla çevrilmiş ve içinde her çeşit insan bulunan, Kaspin adındaki diğer bir şehiri bastı.
14*Ama içerdekiler surların dikliğine ve depolarında olan tahıllarına güvenip; biraz da işi gevşek tutup Yahuda ile adamlarına sövüyorlar hem de küfrederek ağza alınmayacak sözler söylerlerdi.
15*Ama Yahuda ve adamları o Yuşa zamanında koç başları ve mancınıkları olmadan Yeriho’yu(Eriha) yıkan ‘Evrenin Rab’bini çağırıp, şiddetle surların üzerine çıktılar. 
16*Ve Allah’ın iyiliği ile şehiri ele geçirdikten sonra, belirlenemeyecek kadar insan öldürüldü. O derece ki; oraya yakın olan iki mil enli göl dökülen kandan dolu görünüyordu.
17*Oradan göçüp yedi yüz elli mil gittikten sonra Harekaye-Tobian dedikleri
Yahudilere göçtüler.
18*Oralarda Timoteo’yu tutamadılar. Çünkü bir iş başaramadan gitti ve bir yerde büyük muhafızlarını yerleştirdi.
19*Ama Makabe’nin askeri kumandanlarından Dosito ve Sosipatro kendi bölüklerini çekip, kalede alıkonulan on bir adamdan daha çok öldürdüler.
20*Makabe de kendi askerlerini bölük bölük ayırdı ve o bölükler üzerinde olan Dosito’ya ve Sosipatro’ya buyruk verip Timoteo üzerine yürüdü. Yüz yirmi bin yayası ve iki bin beşyüz atlısı vardı.
21*Ama Timoteo Makabe’nin geleceğini duyup kadınları ve çocuklarıyla beraber tüm ağırlıklarını Karniyon adında bir yere gönderdi. Çünkü o kaleyi kuşatmak; çevredeki yerin darlığı ve dikliği nedeniyle yanaşmak çok güçtü. 
22*Yahuda’nın ilk bölüğü görünür görünmez; düşmanlar arasında bir panik başladı. Şöyle ki ‘Her Şeyi Bilen’in belirtisinden korkup kimi oraya, kimi buraya çekilip kaçkınlık ver­diler ve kendi şişlerinin uçlarına saplandılar.
23*Yahuda kahramanca ardlarını alıp o kötülük yapanları kılıçlara yem ediyordu. Onlardan otuz bin kadar öldürdü.
24*Timoteo’nun kendisi Dosito’nun ve Sosipatro’nun eline düştü ve onlara kendisini diri bırakmaları için alçakça yalvardı. Çünkü onların birçok anaları, babaları ve kardeşleri ellerindeydiler. Eğer ölseydi onlar bir hiç sayılacaktı.
25*Bu yüzden onları sağlıcakla geri verme sözünü gözetmek için,  büyük yeminlerle güvence sözü verdikten sonra onu kendi kardeşlerinin kurtuluşu için serbest bıraktılar.
26*Ondan sonra Makabe, Karniyon’a ve Etergatiyon’a doğru gidip yirmi beş bin adam öldürdü.
27*Onların bozgunluğundan sonra Efron adındaki sarp bir şehir üstüne askerlerle yürüdü. Orada çeşitli kavimler yaşıyor, surlar üzerinde kahraman yiğitler durup iyi döğüşüyorlardı. Orada birçok aletlerle mızraklar vardı.
28*Ama onlar; kendi gücüyle düşmanların gücünü kıran  O kudret sahibini çağırdılar ve şehiri zorla aldılar. İçindeki yirmi beş bin kişi öldürüldü.
29*Oradan göçüp kutsal Kudüs’ten altıyüz mil ırak olan uzaklıkta İskitopolis’in üzerine vardılar.
30*Ama oradaki Yahudiler, İskitopoliler’in kendilerine iyi niyetli olduklarını ve kötü zamanlarda iyi davrandıklarını tanık oldular.
31*Yahuda da adamlarıyla onlara teşekkür edip, onlara öğüt verdikten sonra -aynı sevecenliği gelecek zamanda da kendi milletine göstermelerini isteyip- haftalar bayramı yakın olduğundan kutsal Kudüs’e gittiler.
32*Ellinci gün bayramı dedikleri bayramdan sonra; Edom başkumandanı Gorciya üzerine yürüdüler.
33*Üç bin yaya ve dört yüz atlıyla dışarıya çıktılar.
34*Ondan sonra onunla cenge giriştiklerinde; Yahudilerden birazı kırıldı.
35*Bakifod’un bölüğünden Dositevo adındaki atlı bir savaşçı Gorciyas’yı yakaladı ve onu üst giysilerinden tutarak zorla çekti. O haini öldürmeden tutsak almak istedi. Trakyalı bir atlı onun üstüne saldırıp omuzunu kesti ve Gorciya Maresa’ya kaçtı.
36*Hesder’in adamları da durmadan döğüşüyordu. Yahuda yorulduğunda; yüce Allah’ı, onun için savaşmasını ve onların kumandanı olmasını yalvararak çağırdı.
37*O zaman kendisi o yörenin diliyle naralar ve tekbirler atmaya başladıktan sonra ansızın Gorciya’nın askerine saldırıp onu  püskürttü.
38*Ondan sonra Yahuda askerlerini toplayarak Odullam adlı şehire geldi. Orayı yedinci günde arındırdıktan sonra, gelenekleri üzeri Cumartesi gününe uydular. 
39*Ertesi iş günü Yahuda’nın adamları ölülerin cesetlerini almaya ve onları yakınları ile atalarının mezarlığına koymaya gittiler.
40*Ölülerin herbirisinin giysisi altında Yamniya’daki putlara ait Yahudilerin dinince yasak olan şeyler buldular ve bu kişilerin bu yüzden öldüklerini düşündüler.
41*Böylece tümü gizli şeyleri apaçık gösteren, doğru yargıç Rab’bin işlerine şaştılar!
42*Ve herkes bu günahın tamamen silinmesi için yalvardı. Kahraman Yahuda ise halka, kendilerini günahtan sakındırması için öğüt veriyordu. Çünkü o ölenlerin suçları yüzünden başlarına gelenleri, kendi gözleriyle gördüler.
43*Her adamdan iki bin dirhem gümüş para toplandı. Bu bağışı kutsal Kudüs’e ‘günah kefareti’  için gönderdi. Herkes bağışta bulunup iyilik etmişti. Çünkü kıyameti düşünüyordu.
44*Eğer ölülere can verileceğine ümidi olmasaydı; ölüler için dua etmek boş ve anlamsız olurdu.
45*Hem bundan başka; günahtan sakınanlar için ayrılmış büyük mükafat olduğunu düşünüyordu.
46*O dürüst ve haramdan çekinen biriydi. Bu yüzden ölüler için kefaret etti ki günahtan be­ri olsunlar.

     Onüçüncü Bâb
1*Ondan sonra yüz kırk dokuzuncu yılda Yahuda, Antiyoko Evpator’un birçok askerlerle Yahuda vilayeti üzerine yürüdüğünü haber aldı.
2*Kralın çocuk terbiyecisi ve bakanı olan Lisiya da beraberdi. Yüz on bin yaya, beş bin üç yüz atlı Yunan askeri, yirmi iki fil ve üçyüz iki tekerlekleri kılıçlı arabaları vardı.
3*Menelao da onlara katıldı ve birsürü dalkavukluklarla Antiyoko’ya vatanın kurtuluşu için değil; illa egemen olmak için öğüt veriyordu.
4*Ama tüm egemenliklerin Allah’ı, o kötünün üzerine Antiyoko’nun yüreğini kaldırdı. Lisi­ya onu kollar görünürken; tüm kötülüklerin nedeninin o olduğunu  ve Berea'ya götürülüp orada, o yerin geleneğine göre öldürülmesini buyurdu.
5*O yerde elli arşın yüksek bir kule vardı ve içi külle doluydu. Orada yuvarlak bir mancınık vardı ki insan onunla dönüp büsbütün küle batıyordu.
6*Oraya kanunsuzluk yapanlarla suçluları veya diğer büyük günah yapan kişilerin tü­münü ölsün diye atıyorlardı.
7*O zalim Menelao da bu tür bir ölümle öldü ve toprağa gömülmek nasip olmadı.
8*O bunu hak etmişti! Çünkü ateşi ve külü temiz olan kutsal mezbaha karşı suçlu olduğu için; ölümü de külde oldu.
9*Ama kral kendi düşünceleriyle yavuzlanıp, Yahudilere babasının çağında olan şeylerden daha çok kötülük yapmaya geliyordu.
10*Yahuda bunu haber aldığında halka, Rabbi gece gündüz çağırmalarını buyurdu.
11*Diğer zamanda yaptığı gibi şimdi de dininden, vatanından hem kutsal Tapınak’tan yoksun kalacak kişiler için yardım etsin ve biraz soluklanmış halkı yine sövgücü millete boyun eğdirmesin.
12*Böylece tümü birden çok esirgeyen Rab’be ağlayıp ve oruç tutup üç gün upuzun yerde yatarak yalvardıktan sonra; Yahuda onları uyarıp yanına gelmelerini buyurdu.
13*Kendisi de yaşlılarla ayrı çekilip dışarıya çıkmak; kralın askerleri Yahuda vilayetine girmeden ve şehiri ele geçirmeden Allah’ın yardımıyla cenge girişmek için görüşme yaptı.
14*Ve kılavuzluğu evrenin Rab’bine bırakıp kendi halkını din, Tapınak, şehir, vatan ve kamu işleri oluncaya dek kahramanca dövüşmek için yüreklendirdikten sonra, Modin yakınlarında orduyu kurdu.
15*Kendininkileri ‘Zafer Allah`tandır’ diye simgelendirdikten sonra, kendi askerinden seçme yiğitlerle kralın konakladığı yerin güneyinde- gece orduyu bastı ve dört bin kadar adamla baş filin üzerinde olanları öldürdü.
16*Sonunda onlara büyük korku ve acı verip işleri rast gittikten sonra geri döndüler.
17*Bu şeyler gün ağarmaya başladığı zaman oldu. Çünkü Rab’bin koruması Yahuda’ya belli olmuştu.
18*Bu kez kral Yahudiler’in cesaretini gördükten sonra; becerisi ile yerleri almaya çalıştı.
19*Beytsur’a yanaştı. Orada Yahudilerin güçlü sığınakları vardı. Ama geri püskür­tü­lünce zarar görüp güçsüz kaldı.
20*Yahuda ise içerdekilere daima gerekli olan şeyleri gönderiyordu.
21*Bu kez Yahudiler’in askerinden olan Rodoko adındaki biri düşmanlara sırlarını söyledi. Bu yüzden araştırılıp tutuklandı ve zindana atıldı.
22*Ondan sonra kral ikinci kez Beytsur’lular ile antlaşmaya geldi. Onlarla anlaştıktan sonra gidip Yahuda’nın adamlarıyla dövüştü ve yenildi.
23*Antakya’da halkın güvenliği için alıkonulmuş Filipo’nun olduğunu duyunca şaşırdı ve Yahudilere yalvarıp onlarla her uygun şartlar üzerine yemin etti. Ondan sonra onlarla barışıp kurbanlar kesti. Tapınağa ve mekana armağanlar verdi.
24*Makabe ile kucaklaşıp onu Ptolemai’den ta Ceranni eyaletine dek başkumandan atadı.
25*Sonra da Ptolemai’ye geldi ve vilayetliler o askerlerden memnun değillerdi. Bu yüzden onların zoruna gitti ve antlaşma kararlarını bozmak istediler.
26*Ama Lisiya kürsüye oturup elinden geldiğince özür diledi ve kendi ataklığıyla halkı yumuşatarak yatıştırdı. Ondan sonra kral Antakya’ya döndü. Böylece kralın seferi ve dönüşü bu şekilde oldu.

     On Dördüncü Bâb
1*Üç yıldan sonra Yahuda şöyle haber almıştı: Selevko’nun oğlu Demetriyo gelip gelip Tripolis limanından büyük bir askeri donanmayla vilayete girdi.
2*Antiyoko’yu ve çocuk bakıcısı Lisiya’yı öldürdükten sonra vilayeti aldı. 
3*O zaman Alkimo adındaki biri ki, önceden baş imamdı- ama putperestlerle karışıp görüştükten sonra kendi isteğiyle kirlenmişti. Artık kendisine ne bir kurtuluş, ne de kutsal mezbaha yanaşmak vardı.
4*Yüz elli birinci yılda kral Demetriyo gelip ona altın bir taç ve hurma dalıyla; bundan baş­ka Tapınağın Tevrat’ında emanet edilen dallarından armağan etti ve o gün hiç ses çıkarmadı. 
5*Ondan sonra kendi deliliğine uygun bir fırsat buldu. Demetriyo’nun toplantısına davet edildiğinde ona Yahudiler’in durumunun ne olduğunu ve ne niyette oldukları sorulduğunda şöyle yanıtladı: 
6*Yahudiler arasında Asidiler denilen ve onların başı Yahuda-Makabi olan biri, cenk edip azarak-= ülkeyi kendi huzurunda bırakmıyorlar.
7*Bu yüzden ben de atalarımdan kalan baş imamlıktan kovulmakla işte buraya geldim.
8*Çünkü önce kralın hizmetine iyi niyetim var, ikincisi vatan­daşlarım için çalışıyorum. Çünkü onların cesareti için milletimiz büyük belalar çekiyor.
9*Şimdi sen ey kral! Bu durumdan birer birer haberdar olduktan sonra; tümüne yaptığın iyilik ve cömertliğin ile bölgemizde büyük sıkıntıda olan milletimizin gereksinimlerini gör.
10*Yahuda sağ olduğu müddetçe hiçbir zaman huzur içinde olmayacak.
11*Bu şeyleri dedikten sonra kralın diğer dostları -Yahuda’nın tutumuna karşı kinleri olduğu halde- aniden daha çok Demetriyo’yu kızıştırdılar.
12*Bu yüzden vali olan Nikanor’u çağırıp onu Yahuda bölgesinin vilayetinin başkumandanı olarak atadı.
13*Ona Yahuda’yı öldürmeleri için mektuplar verdi. Böylece onun toplumunu dağıtacaklar ve Alkimo’yu Tapınağın baş imamı yapacaklardı. 
14*O zaman ‘Yahuda Bölgesi’nden Yahuda  için kaçmış putperestler bölük bölük Nikanor’a katıldılar. Çünkü onlar Yahudilerin başına gelebilecek bela ve kazalardan, kendilerine bir şans geleceğini sanıyorlardı.
15*Bu kez Yahudiler, Nikanor’la putperestlerin üzerlerine silahlarla geleceğini duyunca kendi üzerlerine toprak saçıp halkını sonsuza dek seçmiş olana yalvardılar ki her zaman beliren ayetleriyle, kendi payının koruyucusu olsun. 
16*Ondan sonra başkumandanın emriyle askerler oradan çabucak göçüp Desav hisarına yakın olan düşmanlarla çarpıştılar.
17*Nikanor’la cenk eden Yahuda’nın kardeşi Simon idi ki bu sırada düşmanları ansızın gö­rünce şaşırdı.
18*Ama Nikanor, Yahuda’nın çok yararlığı ve vatan için yaptığı cenk­lerde gücünü işitip onunla vuruşmaya korktu.
19*Bu yüzden Posdoniyo’yu, Teodoto’yu ve Matiya’yı barış yapması için ileriye gönderdi. 
20*Bu konuda çok tartıştıktan sonra, baş olan kişi halkı bilgilendirip tümünü aynı kararda gördükten sonra antlaştılar.
21*Ve kendi aralarında bir gün seçtiler ki ikisi yalnız o günde buluşacaklardı. Taraflardan birer iskemleler götürülüp o iskemleler orada kuruldu. 
22*Yahuda da silahlı adamlar hazırlayıp uygun yerlere dizdi ki düşmanlar ansızın bir hainlik yapmasınlar. Ondan sonra söz verdikleri konuşmayı yaptılar.
23*Nikanor da kutsal Kudüs’te olduğu için hiç bir saldırıda bu­lunmadı ve toplanan tüm askeri bölüklerini serbest bıraktı.
24*Yahuda’yı ise daima yanında tutuyordu. Çünkü yüreği o kişiye kaymıştı. 
25*Onlara evlensin ve çocukları olsun diye öğüt veriyordu. O da evlenip huzurla geçi­nirdi. Yani böylesine iyi davranışları vardı.
26*Ama Alkimo onların birbirlerine olan sevgisini görüp, yaptıkları antlaşmayla kararları bilip, Demetriyo’ya gitti ve ona dedi ki: -Kralın hizmetine Nikanor’­un kini var. Çünkü ülkenin haini Yahuda’yı kendine halife seçti.
27*O zaman kral o kötülük kaynağı adamın iftiralarından alev­lenerek öfkeyle kalktı ve Nikanor’a o antlaşmayla güvencelerden memnun olmadığını yazdı. Ona çok acele Makabe’yi bağlayarak Antakya’ya göndermesini istedi.
28*Bu haber Nikanor’a ulaştığı an çok şaşırdı. Antlaşmış olduğu şeyleri kaldırmak ona güç geliyordu. Çünkü o kişinin hiçbir şekilde suçu yoktu. 
29*Sonunda krala karşı gelinemediği için fırsat kollayıp, bu işi kurnazca bitirmek istedi.
30*Ama Makabe, Nikanor’un kendisiyle sertçe geçindiğini görüp; alışılagelen dostluğunu vahşice gösterdiğini ve bu sertliğin iyi bir yürekten çıkmadığını düşündü. Kendi kalabalık adamlarını toplayıp Nikanor’dan gizlendi.
31*Öbürü(Nikanor) de; o adamdan(Makabe’den) ‘ötürü’ mertçe davranıp, o en büyük ve en kutsal  Tapınağa,  imamların geleneksel kurbanları sunacağı zaman geldi ki o adam onun eline teslim edilsin.
32*Ama onlar ‘onun aradığı adam nerededir? bilinmez!’ diye çok yeminler edince; o(Nikanor) da Tapınağa doğru sağ elini kaldırıp böyle yemin etti:
33*-Eğer bana Yahuda’yı bağlı vermezseniz; Allah’ın Tapınağını yerle bir ederim! Ve mezbahı bozarak buraya, Baküs’e büyük bir tapınak yaparım.
34*Bunları söyledikten sonra gitti. O zaman imamlar ellerini göğe doğru uzatıp, milletin daima koruyucusu olanı çağırıp böyle dediler:
35*-Ey her şeyin Rab’bi! Senin hiç bir şeye gereksinimin yoksa da; yine de evinin Tapınağının aramızda olmasını istedin.
36*Şimdi her kutsiyetle kutsal Rab. Bu yeniden arındırılmış Evi daima kirlilikten temiz koru.
37*Bu sırada Kudüs’ün yaşlılarından olan, Raziya adındaki kentin sevilen ve iyi anılan kişisi ki Yahudilere iyilikler yaptığı için onların babası sayılıyordu; Nikanor’a gittiler.
38*Geçmiş yıllarda Yahudi dinini katışıksız gözetmesine sebep olan Yahudilik için kendi canını aşkla ortaya koymuştu.
39*Ve Nikanor Yahudiler’e olan kötü yüreğini açıkça göstermek için; beşyüz askerden daha çoğunu onu yakalamaları için gönderdi.
40*Çünkü eğer onu tutarlarsa Yahudilere büyük zarar vereceğini sanıyordu.
41*Bu sırada bölükler kuleye girmeye çalışıp, avlunun kapısını zorladılar ve kapının yakılması için ateş getirilmesini istediler. O(Razi) da her yerden kendisinin sıkıştırıldığını anlayınca kılıçla kendini deldi.
42*Kötülere boyun eğmekten ve ününe yakış­mayan zorlamaları çekmektense mertçe ölmeyi kendine uygun gördü.
43*Ama acele ettiğinden kendisini tam yaralayamadı! Askerler de kapıya üşüşünce yiğitçe surlara yürüdü. Ve kendini bölüklere mertçe aşağıya attı. 
44*O bölükler çabucak geri çekilip, ona yol vererek alanın ortasına geldi.
45*Henüz daha soluk alırken ve yüreğinde ateş tutuşmuşken ayağa kalktı. Çok kötü yaralanmışken, kanı oluk oluk akıyordu. Ama o bölükler arasından yürüyüp geçti.
46*O yığıntı bir taş üzerinde durup, tüm kanı akmış iken kendi bağırsaklarını dışarı çıkardı. Onları iki eliyle tutup bölükler üzerine attı. Ondan sonra hayatın ve ruhların Rab’bini çağırıp O’na bu şeylerin bedelini vermek için yalvardıktan sonra bu şekilde öldü.

    Onbeşinci Bâb
1*Bu kez Nikanor, Yahuda ve adamlarının Samariye bölgesi çevresinde olduğunu işitip onlara kendilerini güvende saydıkları ‘Rahat Günü’nde saldırmayı uygun gördü.
2*Ona zorunlu olarak uyan Yahudiler ise bunu duyduklarında, böyle kötü ve şiddetli bir yıkım yapmamasını; ama Kudüs’te ‘Her Şeyi Bilen’in tüm diğer günlerinden önceki gününe saygı gösterilmesini ‘istediler.’
3*O çok kötülük yapan adam şöyle sordu: -Gökte bir Rab var mıdır ki Cumartesi gününü tutmayı buyurmuş olsun?
4*Onlar da şöyle yanıtladılar: -Evet! Diri ‘göklerin Rab’bi vardır ve o yedinci günü tutmamızı buyurdu, dediler.
5*O da: -Ben de yerde bir Rab’im! Silaha sarılmayı ve kralın buyruğunu yerine getirmeyi  buyururum, dedi. Ama kendi kötü kararını başaramadı.
6*Böylece Nikanor gururla ve boş övgülerle şişirilmiş olup; Yahuda’dan ve onun halkından ‘alacağı çapul ile’  bir zafer takı kurmayı kararlaştırdı.
7*Ama Makabe’nin kendisine Rab’ten yardım gelmesi için; her zaman ve her türlü ümidi vardı.
8*Ve kendi halkını yüreklendiriyordu ki putperestlerin gelişinden şaşırmasınlar. İlla gökten gelen yardımları anım­sayıp şimdi de ‘Her Şeye Gücü Yeten’in onlara vereceği zafere katlansınlar.
9*Onları Tevrat ve peygamberlik kitabıyla avuttu. Önceden yendikleri cenkleri anım­satıp, onları daha çok yüreklendirdi.
10*Onları yüreklendirip öğüt vererek; putpe­restliğin barış sözleşmesini ve yeminini bozduklarını söylüyordu.
11*Ve onlardan herbirisini kalkan ve mızrak silahlarıyla değil; ama iyi kelimeler ve günahtan sakınmakla silahlandırıyordu. Bundan başka onlara gerçekleşecek bir düş ve rüya anlatarak tümünü sevince boğdu.
12*Bu rüya Oniyas içindi. Baş imam, doğru adam; görünüşü harika, yumuşak huylu, sözleri kibar, çocuksu hali olmayan ve tüm bilgelikte çalışkan biriydi. Bu ona görünmüş ve elleri uzatmış tüm Yahudi toplulukları için dua ediyordu.
13*Ondan sonra ona ulu, yaşlı ve saygın bir adam göründü ki çevresinde acayip bir yüce görüntüsü vardı.
14*Oniya onu göstererek şöyle dedi: -Bu kardeşlerimizin sevgilisidir. Halkımız ve ‘Kutsal Şehir’ için çok dua ediyor. Allah’ın peygamberi Yeremya odur.
15*Ve Yeremya sağ elini Yahuda’ya altın bir kılıç vermesi için uzatarak şöyle dedi: 
16*-Allah’ın bağışından bu kutsal kılıcı al ki onunla düşmanları kırasın.
17*Bu kez Yahuda’nın bu daima iyi, gücü hırslandırmaya yönelik ve yiğitlere yürek vermeye güçlü olan sözlerinden öğüt alıp, bunu söylediler: Orduyu kurmayacaklar. Ama mertçe saldırıp, kahramanca iş görüp cenge girecekler. Çünkü şehir ve kutsal yerler ile Tapınak kuşatma altındaydı.
18*Çünkü kadınların, çocukların, kardeşlerin ve öksüzlerin sıkın­tısı onlara göre az bir şeydi; ama en büyük baş korku Kutsal Tapınak içindi.
19*Kentte kalanların da büyük bir kaygısı vardı ve meydanda olacak cengin düşüncesi onlara acı veriyordu.
20*Artık tümü sonucu bekliyorken; düşmanlar cenge gelmeye hazır, askerlerini dizmiş, filleri uygun yerlere yerleştirmiş ve süvarileri de iki kanada ayırmışlardı.
21*Makabe, biribirleriyle büyük topluluğun hazır olduğunu, silahların başka türlü ulaştırıldığını ve fillerin yavuzluğunu iyice düşündükten sonra göğe ellerini uzatıp ayetler gösteren Rab’bi çağırdı. Çünkü o zaferin silahla elde edilemeyeceğini; ama yüce Rab’bin onu kendi isteği doğrultusunda uy­gun olanlara bağışladığını biliyordu.
22*Ve O’nu çağırarak böyle diyordu: -Sen ya Rabbi! Yahuda kralı Hizkiya’nın zamanında bir meleğini gönderdin. Sanherib’in askerlerinden yüz seksen beş bin adam öldürdü.
23*Şimdi ey göklerin Rabbi! Önümüze iyi bir melek gönder ki düşmanlara korku ve dehşet salsın.
24*Senin kutsal kavmin üzerine sövgüyle gelenler, pazunun bü­yüklüğüyle şaşsınlar. Bu şey­leri dedikten sonra duayı bitirdi.
25*Nikanor da kendi askerleriyle borular ve zafer naraları atarak yaklaşıyordu.
26*Ama Yahuda’nın adamları, duayla yakararak düşmanlarla savaşa girdi.
27*Elleriyle dövüşerek ve yürekleriyle Rab’­be yalvararak otuz beş bin kadar yıktılar. Böy­lece Allah’ın belirtisinden çok sevindiler.
28*Savaş bittikten sonra sevinçle dönerlerken Nikanor’u  buldular. O her çeşit silahla, silâhlanmış olarak yerde ölü yatıyordu.
29*O anda büyük bir çağırış ve kaynaşma olup kendi anadilleriyle Rab’be hamd ederek gidiyorlardı. 
30*Kendi milletinin canıyla bedeninin her şeyi ile koruyucusu olan Yahuda ki, gençliğinden beri kendi milletine sevgiyle bakıyordu Nikanor’un başıyla omuzunu ve elini kesmelerini ve kutsal Kudüs’e götürmelerini istedi.
31*Kendi de oraya ulaştığı zaman halkını, halkını ve imamları çağırdı. Mezbah önünde durup kulede olanları getirdi.
32*Onlara o kötü Nikanor’un başını ve kü­fürbazın elini gösterdi ki; onu böbürlenerek ‘Her Şeye Gücü Yeten ’in kutsal Evi üzerine elini uzatmıştı.
33*O zalimin dilini kesti! Onun parça parça kuşlara veril­mesini;  deliliğinin cezalarının da Tapınağa karşı  asılmalarını buyurdu.
34*Herkes göğe doğru bakarak, sevgili Rab’­be hamdlerle şükredip kendi yerini kirli­likten arındıran yücelensin, diyorlardı.
35*Herkese Rab’bin kurtarışı için apaçık bir nişan olsun diye kalenin dışında Nikanor’un başını astılar.
36*Ve hepisi birlikte karar verip; ‘o güne uyulmadan geçirmek’  uygun değildir, diye yasa koydular.
37*Böylece Süryanice’de Adar dedikleri on ikinci ayın on üçüncü gününde; Mordehay gü­nünden bir gün önce bayram yaptılar.
38*İşte Nikanor’un sonu böyle oldu. Kısa bir zamandan beri şehir Yahudilerin yönetiminde olduğundan; ben de burada öykümü bitiriyorum. 
39*İnceleyin! Amacım olayları iyi ve uygun bir şekilde yazmaktı. Ama bazı eksik ve kusurlar yaptımsa; elimden bu kadar geldiği için özür dilerim.
40*Çünkü nasıl ki içkiyi başka ve suyu başka içmek bir tat vermiyorsa; ama suyla karışık şarabı içmek zevk ve lezzet verirse, böyle usulca anlatılan söz­leri okuyanların ‘yüreğine’ sevinç verir.

mu?âmeleullah

Makabbîni? kitâb-i sânîsi  tamam oldu
mim
 
                                (Le 3. Livre d`Esdras S.342)

EZRA’NIN KUŞKULU ÖNCEKİ KİTABI Kİ, ONA ÜÇÜNCÜ EZRA DA DERLER.
                Osm. + Murîbâ (Arap.): şüphe, kuşku                                           
 
  Evvelki Bâb
1*Bu kez Yoşiya Yüce Rab’be kutsal Kudüs’te bayram yaptı. O bayram kurbanını önceki ayın on dördüncü gününde yaptı.
2*Rab’bin Tapınağı’na, beirtilmiş hizmetleri üzere, uzun giysili imamlar koydu.
3*İsrail’in kutsal hizmetçileri olan Levililer’e şöyle dedi: -Rab için kutsanın! Çünkü Davut oğlu kral Süleyman’ın yaptırdığı Rab’bin Tabutu konulmuştu.
4*Onlara dedi ki: -Siz artık onu sırtınızda götürmeyin! Kesinlikle Rab’biniz yüce Allah’a tapının, onun halkı İsrail’e hizmet edin, atalarınız ve ulusunuz için hazırlanın.
5*İsrail kralı Davut’un buyruğu üzere, oğlu Süleyman’ın yazdığı yazıya göre, siz Levililer’in atalarının nöbetleri üzere, kardeşleriniz İsrailoğulları’nın önünde Tapınakta durun.
6*Tertip üzere Fısıh kurbanlarını kesin ve kurbanları kardeşlerinize hazırlayın ki, Rab’bin Musa’ya verdiği buyruğa göre yapmış olasınız.
7*Ondan sonra Yoşiya orada bulunan halka otuz bin oğlak, kuzular ve üç bin öküz bağışladı.
8*Bu şeyler halka, sunucu imamlara ve Levililer’e söylendiği gibi kral tarafından verildi. Tapınağın velileri Helkiya, Zekeriya ve sunucu imamlara bayram için iki bin altıyüz koyunla üçyüz öküz bağışlandı.
9*Serhezaran, Yekonya, Semaya ve kardeşi Nataniyel, Sabiya, Ohiyal, Yodam da Levililer’e bayram için beş bin koyun ve yediyüz öküz bağışladılar.
10*Bunu yaptıktan sonra imamlarla Levililer; halkın önünde saygıyla, oymaklarına ve atalarının nöbetlerine göre hazır olup, hamursuz ekmekleri vardı.
11*Ki onları yüce Rab’be, Musa’nın kitabında yazıldığı üzere sunsunlar ve sabah böyle oldu.
12*Ondan sonra Fısıh kurbanını ateşte gereği gibi kızarttılarve kurbanların etlerini kazanlarda ve tencerelerde pişirdiler.
13*Ondan sonra tüm halkı götürdüler. Kendileri ve kardeşleri Harun oğulları olan imamlar için hazırladılar.
14*Çünkü imamlar iç yağlarını akşama dek sundular. Levililer ise kendilerine ve kardeşlerine; Harun oğulları için hazırladılar.
15*Kutsal ezgiciler: Asaf oğulları; Davut’un Asaf’a, Zekeriya’ya ve kral tarafından orada olan Edino’ya buyurduğu gibi kendi nöbetlerini tutuyorlardı.
16*Kapıcılar da tüm kapılarda duruyordu; hiç kimsenin kendisine ait hizmetini terketmesi doğru değildi. Çünkü kardeşleri olan Levililer onların gereksinimini karşılıyordu.
17*O gün Rab’be yapılması gerekli olan kurbanların herşeyi tamamlandı. Fısıh kurbanını yapmak;
18*Ve Rab’bin Mezbahında kurbanlar sunmak için; nasıl ki kral Yeşu buyurduysa.
19*Bu şekilde o zamanda olan İsrailli’ler Fısıh bayramını ve Hamursuz ekmeklerinin bayramını yedi gün boyunca kutladılar.
20*İsrail’de Samuel peygamber zamanından beri böyle bir Fısıh bayramı olmamıştı.
21*Yoşiya’nın, imamların, Levililer’in, Yahudilerin ve kutsal Kudüs’te yaşayan tüm İsrailli’lerin kutladığı Fısıh bayramını İsrail krallarından hiç kimse yapmamıştır.
23*Yoşiya’nın işlerinden Tanrısı yüce Rab razı oldu. Çünkü tüm yürekten günahtan sakındılar.
24*Onun asrında olmuş olan bu şeyler, eski zamanlarda yazılmışlardır. Yani bazı kişiler işleriyle, birçok millet ve ülkeyi Rab’be günah etmekte geride bırakmıştı. Rab’bin İsrail üzerine söylediği şeyler de yerini buldu.
25*Yoşiya’nın tüm yaptığı şeylerden sonra, Mısır kralı Firavun Fırat suyu üzerinde olan Kargamış’a cenge çıktığı zaman Yoşiya’yı karşısında buldu.
26*Ama Mısır kralı da ona şöyle haber gönderdi: -Ey Yahuda kralı! Seninle benim aramda ne var? dedi.
27*Ben yüce Rab tarafından senin üzerine gönderilmedim. Çünkü cengim Fırat nehri üzerinedir. Şimdi yüce Rab benimledir ve Rab benim işim için acil bir iş görüyor! Vazgeç benden, yüce Tanrı ile cenk etme!
28*Ama Yeşu kendi arabasını ondan döndürmedi; aksine Rab’bin ağzından çıkan Ye­remya peygamberin sözlerine bakmayıp, onunla cenk etmeye çalıştı.
29*Megiddo ovasında ona karşı cengi dizdi ve ilk karşılaşmada Yoşiya’nın üzerine askerler geldiler.
30*Kral kendi adamlarına: -Beni cenkten çıkarın; çünkü çok kötü yaralandım, dedi. Adamları da onu çabucak cenkten çıkardılar.
31*Ondan sonra o ikinci arabasına bindi ve kutsal Kudüs’e götürülmüşken öldü de atalarının mezarlığına gömüldü.
32*Tüm Yahuda bölgesinde Yoşiya için yas çekildi. Yeremya peygamber de Yoşiya için ağıtlar düzdü ve yas tutan ezgicileri kadınlar ile bile bugüne dek ezgiler düzdüler. İsrail ulusuna daima böyle yapması buyuruldu.
33*Şimdi bu şeyler -Yoşiya’nın tüm işleriyle birer birer- Yahuda krallarının krallık biyografisinde yazılıdır. Onun değeri, hem Rab’bin Tevrat’ında büyüklüğü, ondan önce olan ve şimdi anlattığım şeyleri, İsrail ile Yahuda krallarının kitaplarında yazılıdır.
34*O zaman halk babası Yoşiya’nın yerine Yoşiya oğlu Yerohaz’ı yerine geçirdiler. O yirmi üç yaşındaydı.
35*Yahuda da ve kutsal Kudüs’te üç ay krallık yaptı. Ondan sonra Mısır kralı onun makamına son verdi ki kutsal Kudüs’te krallık yapmasın.
36*O halkın üzerine yüz yük gümüş ve bir yük altın para cezası bıraktı.
37*Mısır kralı, Yahuda’ya ve kutsal Kudüs’e için onun kardeşi Yehoyakim’i kral atadı.
38*Yehoyakim’i ve önde gelenleri kendine boyun eğdirdi ve kardeşi Zara’yı alıp Mısır’a götürdü.
39*Yehoyakim, Yahuda ve kutsal Kudüs’te egemenlik sürmeye başladığı zaman yirmi beş yaşındaydı ve yüce Allah’a yaraşmayan işler yaptı.
40*Bundan ötürü Babil kralı Nabukadnezar onun üzerine geldi ve onu bir bakır zincirle bağlayıp Babil’e götürdü.
41*Nabukadnezar Rab’bin kutsal kaplarından bazısını alıp onları Babil’e götürdü ve Babil’de kendi puthanesinde bıraktı.
42*Böylece onun işleri, rezillikleri ve kirliliği dersen; tüm bu şeyler krallık tarihlerinde yazılıdır.
43*Onun yerine oğlu Yehokim(Yehoyakin) saltanat sürdü ve kral olarak atandığında on sekiz yaşındaydı.
44*Ve üç ay on gün kutsal Kudüs’te saltanat sürdü ve Rab’be yaramaz işler yaptı. 
45*Bir yıldan sonra Nabukadnezar onu Rab’bin kutsal kapları ile Babil’e götürmeye gönderdi. 
46*Ve yirmi bir yaşındaki Sidkiya’yı Yahuda ve kutsal Kudüs üzerine kral atadı.
47*O, on bir yıl egemen oldu, yüce Rab’be yakışıksız işler yaptı ve yüce Allah’ın ağzından gelen, Yeremya peygamber’in sözlerine saygılı olmadı.
48*Nabukadnezar ona Rab’bin adıyla yemin etmesini isteyince; yalan yemin etti ve asi oldu. Bu yeminle ve yüreğini yükseltip İsrail Tanrısı yüce Rab’bin Tevratına (Şeriatına) karşı düşman oldu.
49*Halkın ve imamların başları çok kötülük yaparak azdılar. Tüm milletlerden ve eskilerden daha çok kötülük yaptılar ve Rab’bin kutsal Kudüs’te kutsanmış olan Tapınağını kirlettiler.
50*Atalarının Tanrısı da yeniden onları davet etmeye kendi peygamberini gönderdi gönderdi. Çünkü onları ve kendi Evi’ni sakınıyordu.
51*Ama onlar peygamberlerini alaya alıyorlar ve yüce Rab söyledikçe onlarla eğleniyorlardı.
52*Öyle ki; kendi halkının kirlenmişliği yüzünden çok öfkelendi ve Kildanî krallarına üzerlerine saldırmalarını buyurdu.
53*Onlar da onların yiğitlerini kutsal Tapınağın çevresinde kılıçla öldürdüler. Arala­rında ne oğl­ana, ne kıza, ne kocaya ve ne de çocuklara bağışladılar.
54*Ama tümünü; Rab’bin büyük küçük tüm kutsal kaplarını ve Rab’bin Tabutu’nun (Antlaşma Sandığı’nın) araçlarıyla onların ellerine verdi. Onlar da kralın hazinelerini toplayıp Babil’e götürdüler.
55*Rab’bin Evi’ni yaktılar, kutsal Kudüs’ün surlarını bozdular ve kulelerini ateşe verdiler. 
56*İçinde övgü nedeni olan her şeyi yıkıp yaktıktan sonra kılıç artıklarını da Babil’e sürdüler.
57*Persler egemen iken Babil kralının ve onun oğullarının köleleri olmuştular. Ta ki Yeremya peygamber’in ağzıyla söylenmiş olan Rab’bin sözü tamamlansın. 
58*Yer kendi ‘dinlenmesi’ni yapıncaya dek ve tüm yıkıntı zamanından ‘rahat’ oluncaya dek tam yetmiş yıl* oldu.

    İkinci Bâb
1*Pers kralı Kureş’in egemenliğinin ilk yılında, Yeremya’nın ağzıyla söylenmiş olan Rab’bin sözünün yerine gelmesi için yüce Rab;
2*Pers kralı Kureş’in ruhunu uyandırdı ve ona bütün ülkesinde mektuplarla tellal çağırtarak dedi ki:
3*“Pers kralı Kureş şöyle diyor! İsrail’in Rab’bi yüce kral Allah, beni tüm yeryüzüne egemen kıldı.
4*Ve bana, Yahuda vilayetinde olan kutsal Kudüs’te bir ev yapmamı buyurdu.
5*Eğer şimdi aranızda O’nun halkından bir kimse varsa Rabbi yüce Allah onunla olsun ve kutsal Kudüs’e dönüp İsrail Rabbi’nin evini yapsınlar. Kutsal Kudüs’te oturan Rab O’dur.
6*Şimdi; orada, burada dağılmış oldukları yerlerde yaşayan tüm Yahudilere. 
7*Onlara altından, gümüşten ve diğer armağanlardan -atlardan, sığırlardan; herkesin niyetine göre kutsal Kudüs’te olan Rab’bin Tapınağına getirmek için- adaklarına göre yardım etsinler.
8*O zaman Yahuda ile Bünyamin obasından, ata ocaklarının halkı; imamlar, Levililer -ve yüce Rab’bin her kime ki ruhu uyandırdıysa- kalkıp kutsal Ku­düs’teki Allah’ın Evi’ni yapsınlar.
9*Çevrede olanlar da onlara her şeyden; gümüşten, altından, atlardan, sığırlardan ve her gönlü olanın birçok adaklarından başka yardım etsinler.
10*Ve Şah Kureş, Rab’bin o kutsal kaplarını dışarıya çıkardı ki onları Nabukadnezar kutsal Kudüs’ten naklederek kendi puthanesine koymuştu.  
11*Ve Pers kralı Kureş onları çıkarıp kendi hazine başkanı Mitridato’ya verdi.
12*O da onları Yahuda vilayetinin paşası Şeşbasar’a verdi. 
13*Onların sayısı: Bin altın tas, bin gümüş tas. Kurbanlar için yirmi dokuz gümüş leğen, otuz altın kâse ve iki bin dört yüz on gümüş kâselerle, bin diğer kaplar.
14*Getirilen tüm bu altın ve gümüş kapların sayısı beş bin dörtyüz altmış dokuzdu.
15*Bunları Şeşbasar ve Babil sürgünlüğünden gelenler ile kutsal  Kudüs’e götürdü.
16*Ama Pers şahı Arteserses’in zamanında Belem, Metridat, Tabel, Rehum, Beeltem ve yazıcı Şemsail ile Sameriye de ve diğer yerlerde yaşayan tüm benzerleri; şah Arteserses’e, kutsal Kudüs ve Yahuda halkı için aşağıda yazılmış mektubu verdiler:
17*“Efendimiz şah Arteserses’e; kulların Rehum, defterdar ve yazıcı Şemsail‘le onların danışmasında olanlar, Kili-Suriye ve Finike hakimleri.
18*Efendimiz kral bilsin; sizden bize dönmüş Yahudiler o asi ve düzensizlik çıkaran kutsal Kudüs’e geldiler. Onun çarşılarını yapıyor­lar, surlarını onarıyorlar ve Tapınağı tekrar inşa ediyorlar.
19*Artık bu şehir yeniden yapıldıktan ve surları bitirildikten sonra; vergi vermeyecekler ve belki de krallara bile baş kaldıracaklardır.
20*Çünkü tapınağın yapısı ilerliyor. Bu şeyleri görmemezlik yapmayalım!
21*Kesinlikle efendimiz krala bildiriyoruz. Eğer uygun görürse atalarının kitaplarında aransın. 
22*Bu şeyler konusunda yazılmış olan kayıt­ları bilsin ki o şehir asiydi. Krallara ve şehirlere acı veriyordu.
23*Yahudiler başkaldırıcıdırlar. Başlangıçtan beri cenk fitneleri edip şehirleri kuşatı­yorlardı. Bu yüzden bu şehir yıkıldı.
24*Ey efendimiz kral! Şimdi sana bildiriyoruz ki eğer bu şehir yeniden yapılırsa ve surları önceki gibi olursa; artık sana Kili-Suriye ve Fenike’ye geçit kalmaz.”
25*O zaman kral, Rehum adındaki defterdara; Baletmae ve  Şemsail adındaki yazıcıya hem diğer benzerlerine ki Samariye,  Suriye ve Fenikiye’de idiler. Yanıt olarak bu şekilde yazdı:
26*“Gönderdiğiniz mektubu okudum, sonra da araştırılsın diye diye buyruk çıkarttım. Buna göre bu kent eski yıllardan beri krallara karşı geliyor.
27*İçindeki halk baş kaldırıcı ve bozgunculuk çıkaran idi. Kutsal Kudüs’te öyle zalim ve zorba krallar vardı ki; Kili-Suriye ve Fenikiye’nin kralları olup vergisini alıyorlardı.
28*Şimdi buyruğuma göre o adamlara şehirin yapımı engellensin ki artık bir şey yapamasınlar.
29*Hem krala acı verecek kötülük ileri gitmesin.”
30*O zaman Rehum, yazıcı Şemsail ve onların diğer benzerleri  Şah Artahşasta'nın mektubunu okuduktan sonra çabucak atlar ve kalabalıklarla kutsal Kudüs’e gittiler.

31*Hemen yapıcılara engel olmaya başladılar. Şöyle ki; kutsal Kudüs’ün Tapınağının yapılması Pers şahı Dara’nın ikinci yılına dek kaldı.

    Üçüncü Bâb
1*Bu kez Dara egemenlik sürerken; tüm milletine, tüm ev halkına, tüm Med ile Pers büyüklerine, tüm paşalara, kumandanlara ve Hindistan’dan ta Habeş’e dek yüz yirmi yedi eyaletin yöneticilerine şölen düzenledi.
2*Onlar yiyip içtikten ve tok olarak gittikten sonra şah Dara kendi odasına gitti, uyudu ve ondan sonra uyandı.
3*O zaman kralı koruyan üç iç odalık muhafızı birbirine dediler ki:
4*-Hadi herbirimiz birer söz söyleyelim. Hangimiz daha iyi söylerse görelim ve kimin sözü diğerinden daha iyi olursa şah Dara ona büyük bağışlar yapıp ustalık onuru verilsin.
5*Yani mor pelerini geysin, altın ‘kadehten’ içsin, altın döşekte uyusun, altın eyerli atların arabasına binsin, tülbent sarığı geysin ve boynunda altın zincir asılsın.
6*Bilgeliği için Dara’nın yanında ikinci yerde otursun ve Dara’nın dostu denilsin. 
7*O zaman herkes kendi sözünü yazdı mühürledi. Ondan sonra onları şah Dara’nın yastığı altına koyup dediler ki:
8*“Şah uyandığı zaman yazılar ona bildirilsin. İçimizden kimin sözü şaha ve Pers ülkesinin büyüklerine daha bilge görünürse; yazısına göre ona ustalık onuru verilsin.’’
9*Bunlardan biri: “Şarap herşeyden güçlüdür!” yazdı.
10*Diğeri: “Kral güçlüdür!”
11*Üçüncüsü de:“Kadınlar hepsinden daha güçlüdür. Ama ‘Gerçek’ hepsine galiptir!” 
12*Bu kez kral uyandıktan sonra, onlar yazılarını alıp ona verdiler. O da onları okudu.
13*O saatte tüm Pers ve Med ülkelerinin büyüklerini, paşalarını, kumandanlarını ve bilirkişileriyle yargıçlarını çağırmaya  gönderdi.
14*Ve danışmaya oturup önlerinde bu yazılar okundu.
15*Ondan sonra kral dedi ki: -Oğlanları çağırın ki sözlerini açıklasınlar. Onlar çağrılıp geldiler.
16*Kral da onlara yazdıklarını açıklamalarını buyurdu.
17*O zaman birincisi, şarabın gücünden söz ederek şöyle söyledi: -Ey efendiler! Şarap diğer şeylerden ne denli daha güçlüdür ki onu içen tüm insanları aldatır.
18*Aklınca krallara, öksüzlere, kullara, öz­gürlere, yoksullara ve zenginlere aynıdır.
19*Her düşünceyi sevince ve coşkuya döndürür. O derece ki hiç bir borç ve keder gözünde yoktur.
20*Her canı cömert yapar. O derece ki sarhoş ne kralı, ne paşayı anar. Ağzından gümüş para yüklerle söylenir
21*Hem içtikten sonra ne dostları, ne kardeşlerini anar ve birazdan yalın kılıç olurlar. 
22*İçkinin etkisi geçtikten sonra ne yaptıklarını bilmiyorlar.
23*Ey efendiler! Şarap bu işleri yaparsa her şeyden güçlü değil midir? Bunu dedi ve sustu.

    Dördüncü Bâb
1*O zaman kralın gücünü söyleyen ikincisi söze başlayıp dedi ki:
2*-Ey efendiler! İnsan herşeyden daha güçlü değil midir ki yere denize ve içinde olanlara hep egemendir.  
3*Özellikle kral tümünün hükümdarı ve başbuğudur. Onlara ne buyurursa yaparlar.
4*Onlara: “Cenk edin!” derse; cenk ederler. Onları düşmanlar, dağlar, kaleler ve surlar üzerine gönderirse giderler.
5*Ölürler ve öldürürler; ama kralın sözünden çıkmazlar. Galip gelirlerse tüm yağmadıklarını krala getirirler.
6*Örneğin cenk ve kavgayla ilgisi olmayanlar, çift sürenler de ekip biçimi yaptıktan sonra ürününü krala götürürler ve birbirlerine krala vergi vermeyi önerirler. O ise bir insandır.
7*Eğer öldürün dese öldürürler ve eğer durun derse dururlar.
8*Eğer vurun derlerse vururlar, yıkın derlerse yıkarlar ve yapın derlerse yaparlar. 
9*Eğer kesin derse keserler, eğer dikin derse dikerler.
10*Tüm halkı ve askerleri yalnız bir adamın sözünü dinlerler. Bundan başka o sofraya oturur yer, içer ve uyur. 
11*Onlar ise çevresinde bekleyip dururlar. Kimse kendi işine gidemez ve dinlememezlik edemez.
12*Ey efendiler! Böyle itaat olunan bir kral; nasıl hepsinden güçlü olmasın? Ondan sonra sustu.
13*O zaman üçüncüsü; yani kadınlar ve gerçeklik için söyleyen Zerubabil söze başladı:
14*-Ey efendiler! Kral ulu değil mi, insanlar çok değil mi ve şarap güçlü değil mi?
15*Ya bunları zorlayan kadınlar değil midir? Kralları, kara ve denizleri idaresine alan insanları hep kadınlar doğurdular? 
16*Onlar onlardan doğmuşlar ve şarabın olduğu o bağları diken insanları da onlar yetiştirmişler.
17*Onlar erkeklerle giysiler yaparlar ve erkeklere kadınsız olmak boş yeredir.
18*Altın, gümüş ve değerli şeyleri yığsalar bile; güzel ve kibar bir kadını daha çok sevmezler mi? 
19*O tüm bu değerli şeyleri bırakıp ona göz dikerek, şaşkınlıkla aşık olmazlar mı? Herkes ona altından ve gümüşten ve diğer değerli şe­lerdem daha çok arzu ederler.
20*Erkek kendine bakan annesini ve dostunu bırakarak karısına yapışır
21*Kadın ile zevklenip ne annesini, ne babasını ve ne de vatanını anar.
22*Bundan bilmek gerek. Siz kadına, kadın da size tutkundur. Büyük çaba ve zorluk çeken sizler değil misiniz? Sonra her şeyi getirip kadınlarınıza verirsiniz.
23*Er kişi kılıcını alıp kesmeye, hırsızlığa hem denizlerde ve ırmaklarda gezmeye çıkar.
24*Aslanı güder, gecede gezer ve uğurlayıp, yağmalayıp soyduktan sonra tümünü sevgilisine getirir. 
25*Erkek karısını annesinden ve babasından daha çok sever.
26*Birçokları kadınlar yüzünden deli divane ve onlara köle olur.
27*Birçokları kadınlar uğruna günaha düşüp yok olup gittiler.
28*Şimdi bana inanmıyor musunuz? Kral kendi gücüyle güçlü değil mi? Tüm ülkedekiler ona dokunmaya bile korkmuyorlar mı?
29*Hayret! yine de onu gördüm ki; Bartako’nun Apama adlı kızı, kralın içki hizmetçisi olup sağında oturuyordu.
30*Başından onun tacını kaldırarak kendi başına koyuyordu ve krala elinin sol ayasıyle şamar atıp şakalaşıyordu.
31*O da bu sırada ağzı açık ona ilgi gösteriyordu. O gülse kendi de gülüyor, o küsse barışıncaya dek ona yaltaklanıyordu.
32*Ey efendiler! Bu denli şeyler yapan kadınlar neden güçlü olmasınlar? 
33*O zaman kral ve büyükler, birbirlerine baktılar.
34*Ondan sonra böyle söyledi: -Ey efendiler! Kadınlar güçlü değil midir? Yer büyüktür, gök yüksektir ve güneş de kendi yolunda çeviktir! Çünkü o göğü bir günde çepçevre dolaşır ve gide gide tekrar kendi yerine döner.
35*Bu şeyleri yapan büyük değil midir? Ama ‘Hakikat’ her şeyden büyük ve en güçlüdür. 
36*Tüm yeryüzü ‘Hakikate’ karar kılar ve gök de iyiliğini söyler. Önünde her şey kımıldayıp titriyor ve O’nda haksız bir şey yoktur.
37*Şarapta haksızlık var, kralda haksızlık var, kadınlarda haksızlık var. Adem oğullarının soyu hep haksızdır; tüm işleri de haksızdır. Onlarda hak yoktur ve kendi haksızlığında yok olup giderler.
38*Ama Hak sonsuza dek kalıcı ve güçlüdür hem sonsuzlar boyunca kraldır.
39*O’nun katında hatır gözetmek ve insan kayırmak yoktur.  Ama kesinlikle adalet eder! Ve her zulümden, her kötülükten kendini izole eder. Hepsi O’nun işlerini korur.
40*O’nun yargısında asla haksızlık yoktur. Tüm çağların mülkünün gücü, egemenliği ve yüceliğidir ‘O’...‘Hakikat Allah’ı yücelensin.
41*Bunu söyledikten sonra tüm halk bağırarak; “Hakk” büyük ve her şeyin en yücesidir! dediler.
42*Ondan sonra kral ona: -Yazılmış şeylerden başka dile benden ne dilersin ki sana vereyim. Çünkü sen herkesten daha çok bilge çıktın. Sen yanımda otur ve dostum olarak anıl.
43*O da krala dedi ki: -Kral olduğun günde verdiğin sözünü an.
44*Yani kutsal Kudüs’ü tekrar yapayım ve kutsal Kudüs’ten alınan  tüm oraya gönderme?e adadı idi
kapları geri göndereyim, dedin ki onları Kureş, Babil’i yıkmağa ant içip ayırmış ve onları oraya göndermeye söz vermişti.
45*Bu tapınağı yeniden yapmaya söz vermiştin ki; onu Yahuda vilayetini Kildaniler yıktığı zaman Edomlu’lar yakmıştı.
46*Şimdi ey efendim kral! Yakarışım budur; senin büyüklüğünden dileğim budur. Lütfet ‘Göklerin Kralı’na, ağzınla söylediğini yap.
47*O zaman şah Dara kalkıp onu öptü. Onun için tüm defterdarlara, öğretmenlere, kumandanlara ve paşalara mektuplar verip; ona tüm kutsal Kudüs’ü yeniden yapmaya gidenlerle yoldaşlık yapmalarını buyurdu.
48*Kili-Suriye, Finike ve Lübnan’ın yöneticilerine mektuplar verdi ki Lübnan’dan sedir ağaçlarını kutsal Kudüs’e götürsünler ve onlardan  şehiri yaptırsınlar.
49*Kendi ülkesinden Yahuda vilayetine dönen tüm Yahudilere özgür olmaları için yazısını böyle bitirdi: ‘Hiçbir ağa, paşa veya atanmış memurun kapılarına gitmesinler.
50*Kesinlikle tüm kontrol altındaki vilayetlerde vergi vermesinler ki Edomlular, Yahudilerin aldıkları kasabalara göçsünler.
51*Tapınağın binası için yılda yirmi yük gümüş para verilsin.
52*Bundan başka yılda on yük mezbah üzerinde yakılacak kurbanları gün be gün yetiştirmek için, buyruk gereği on yedi  sunmakla yükümlüdürler.
53*Kenti yapmak için Babil’den göçenlerin tümü serbest kalsınlar.  Onlar, çocukları ve tüm oraya giden imamlar;
54*Vergi konusunda ve şu kutsal giysinin konusunda yazdı ki onlarla Rab’be hizmet etsinler.
55*Ve yazısına şunu da ekledi: Ev(Tapınak) tamamlanıncaya ve kutsal Kudüs tekrar yapılıncaya dek Levililer’e gerekli olanlar verilsin.
56*Hem de şehir bekçilerine bahşişler ve görevler verilmesini yazdı.
57*Ayrıca Kureş’in başka yere koyduğu ‘kutsal’ kapları Babil’den geri gönderdi. Kureş’in yapılmasını buyurduğu tüm şeyleri yerine getirmelerini ve onları kutsal Kudüs’e göndermelerini buyurdu.
58*O zaman o genç çıktı,  kutsal Kudüs’e doğru yönelip göğe doğru yüzünü kaldırdı ve ‘Göklerin Kralı’na bereket duası edip  dedi ki:
59*-Yardım senden, erdem senden ve şeref senindir. Ben de kulunum.
60*Sen ne yücesin ki bana bilgelik verdin. Ey atalarımızın Allah’ı! Ben sana övgü ve şük­ran sunayım.
61*Ondan sonra mektuplarını alıp çıktı, Babil’e geldi ve tüm bu şeyleri kardeşlerine müj­deledi.
62*Onlar da ‘atalarının Tanrısı’na onları gönülden özgür kıldığı için şükrettiler.
63*Ta ki dönüp kutsal Kudüs’ü ve kendi ismiyle anılan Tapınağı’nı yapsınlar. Ondan sonra müzik eşliğinde, sevinçle yedi gün bayram yaptılar.

    Beşinci Bâb
1*Bundan sonra obalarına göre baba ocaklarından başkanlar seçildiler ki kadınları, oğulları, kızları, köleleri ve cariyeleri ve davarlarıyla göçsünler.
2*Dara onlar ile bin sıpa gönderdi ki onları esenlikle, müzik sazları eşliğinde davullar ve kavallar ile kutsal Kudüs’e götürsünler.
3*Dara onları ihtişamla gönderdiği için tüm kardeşleri şenlik yapıyordu.
4*Dönen adamların adları gruplarına ve baba ocaklarının bölüklerine göre bunlardır:
5*İmamlardan Harun oğlu Pinehas oğullarından Saraya oğlu Yehosadak oğlu Yeşu. Yahuda oymağından Pares soyundan Davut Evi’nden olan Salatiyel’in oğlu Zerubabil’in oğlu Yoakim. 
6*Krallığın ikinci yılında, önceki ay olan Nisan ayında Pers kralı Dara’nın önünde o akıllıca sözleri söyleyen Zerubabil bu idi.
7*Yahudalılar bunlardır ki onları Babil kralı Nabukadnezar Babil’e götürüp götürüldükleri sürgünden geri döndüler.
8*Herkes Kutsal Kudüs’e ve diğer Yahuda vilayetindeki kendi şehirlerine  döndü. Başları Zarubabil, Yeşu, Nehemya, Zekeriya, Resaya, Anineya, Mordehay, Balesar, Asfaras, Reeleya, Reum ve Baana ile geldiler.
9*Ve bölüklerine  göre olanların başlarıyla sa­yısı budur: Faros oğullarından iki bin yüz yetmiş iki, Safat oğullarından dört yüz yetmiş iki.
10*Araş takipçilerinden yediyüz elli altı.
11*Faat-Moab’ın takipçileri; Yeşu ve Yovab’ın takipçilerinden iki bin sekizyüz on iki. 
12*Elam takipçilerinden bin iki yüz elli dört, Zatoy takipçilerinden dokuzyüz kırk beş, Korba takipçilerinden yediyüz beş, Bani takipçilerinden altıyüz kırk sekiz.
13*Bibay takipçilerinden altı yüz yirmi beş, Sadaş takipçilerinden üç bin iki yüz yirmi iki.
14*Adonikam takipçilerinden altı yüz altmış yedi, Bagoy  takipçilerinden iki bin altmış altı, Adin takipçilerinden dört yüz elli dört.
15*Hizkiya’dan Atarezin takipçilerinden doksan iki, Keyla ve Aztan’ın  takipçilerinden altmış yedi, Azoram  takipçilerinden dörtyüz otuz iki.
16*Ananya takipçilerinden yüz bir, Basa’dan inmiş Arom takipçilerinden üç yüz yirmi üç, Arisforovot’un takipçilerinden yüz iki.
17*Meterin takipçilerinden üç bin beş, Beytlehemliler’den yüz yirmi üç.
18*Netufayiler’den elli beş, Anatokiler’den yüz yirmi sekiz, Şems-Evi’nden kırk iki.
19*Kiryatarimliler’den yirmi beş, Kefira ve Berotlular’dan yediyüz kırk üç, Perayiler’den yediyüz.
20*Kadiya ve Amidiler’den beşyüz yirmi iki, Keryama ve Gabiler’den altı yüz yir­mi bir
21*Mekaloniler’den yüz yirmi iki, Beytelliler’den elli iki.
22*Kalamola ve Oniler’den yedi yüz yirmi beş, Yeriholular’dan üçyüz kırkbeş.
23*Sainalılar’dan üç bin üç yüz otuz.
24*İmamlardan Senasib oğulları’ndan Yeşu oğlu Bedaya’nın takipçilerinden   dokuz yüz yetmiş iki kişi. Amer oğulları’ndan bin elli iki kişi.
25*Pasor takipçilerinden bin kırk yedi, Kirmeti takipçilerinden bin on yedi.
26*Levililer’den Yesu, Kadmiyal, Bano ve Suya takipçilerinden yetmiş dört, ezgiciler’den Asaf  takipçilerinden yüz kırk dört
27*Kapıcılardan Salom, Ater, Talmon, Akub ve Hatu; Sami takipçilerinden  tümü yüz otuz dokuz. 
28*Tapınağın hizmetçilerinden Asav, Asufa, Tabavot, Keros, Suya, Falev, Labana, Agana, Akup, Uta, Ketab, Agap, Sibe, Anan, Karva ve Keddür takipçilerinden;
29*Raya, Daysan, Neroda, Kaseba, Gazma, Aziya, Fenase, Asara, Basta, Asana, Menaim, Nasifum, Akub, Ahifa, Asur, Ferahim ve Baralot.
30*Mehida, Kuta, Kare, Barkos, Aserar, Tumat, Nafit ve Atifa.
31*Süleyman’ın hizmetçilerinin takipçilerinden Azeferet, Ferula, Yeliya, Lozon, İsdael ve Safeliya.
32*Hagiya, Faharet, Zabiya, Sarotiya, Masiya, Gar, Adda, Suba, Afera, Barodis, Sabat ve Allom takipçilerinden;
33*Tapınak hizmetçileriyle Süleyman’ın hizmetçilerinin takipçileri olmak üzere üçyüz yetmiş iki kişiydi.
34*Telmela’dan ve Telarsa’dan dönenler bunlardır. Onların başları Haratalar ve Âlar’dır.
35*İsrail’den olduğuna dair babaların ocakları ve soylarını kanıtlayamayanlar:
36*Tobiya oğlu Delayan’ın takipçileri ve Nekoda’nın takipçilerinin  sayısı altı yüz elli iki. İmamlık görevlerini yapan imamlardan ki onların kayıtı bulunamadı. Ubdiya ve Akkos. Barzelay kızlarından Ugiya ile evlenen ve bu yüzden onun adıyla anılan Addo’nun takipçileri
37*Onların soyu defterde arandı ve bulunamadığından imamlıktan atıldılar.
38*Nehemya ve Atariya onlara dediler ki: Kutsal şeylere katılmasınlar. Ta Urim ve Tummim’in hakkını öğretecek imam ortaya çıkıncaya dek
39*Evet İsrailden on iki yaşından büyük olanlardan; köleler ve hizmetçilerden başka tümü kırk iki bin üçyüz altmış kişiydi.
40*Onların köle ve hizmetçileri yedi bin üçyüz kırk yedi kişiydi. İlahiciler ve ezgiciler  iki yüz kırk beş.
41*Develer dört yüz otuz beş, atlar yedi yüz otuz altı, katırlar iki yüz kırk beş, eşekler beş bin beşyüz yirmi beş. 
42*Aralarında baba ocaklarından olan başkanlar, kutsal Kudüs’teki Allah’ın Tapınağına ulaştıkları gibi; ‘Evi’ kendi yerinde kurmaya;
43*Ve kutsal yapı hazinesine bin mina altın, beş bin mina gümüş ve yüz imamlık giysisi vermeyi adadılar.
44*Böylece imamlar, Levililer ve halktan olanlar kutsal Kudüs’te ve vilayette; kutsal ilahiciler, kapıcılar ve tüm İsrail kendi köylerinde yaşadılar.
45*Bu kez yedinci günde, İsrailoğulları’ndan herkes kendi evindeyken birlikte  gün doğusundaki kapının meydanında toplandılar.
46*O sırada Yahosadak oğlu Yeşu ve imam kardeşleri ile Salatiyal oğlu Zerubabil’in kardeşleri  kalkıp İsrail Allahı’nın mezbahını hazırladılar. 
47*Ki üzerinde Allah adamı Musa’nın kitabında belirttiği gibi kurbanlar sunalar.
48*Eğer vilayet halkı onlara karşı toplanmış olsa bile; mezbahı kendi yerinde kurdular. Gerçi onlara düşmanca ve vilayet halkı onlardan güçlü olsa da yüce Rab’be kurbanlarını zamanında sunup sabah-akşam kurban keserlerdi.
49*Tevrat’ta buyrulduğu gibi; kamış bayramını ve her günün kurbanlarını gerektiği gibi yaptılar. 
50*Ondan sonra sürekli kurbanlarını, Cu­martesileri ‘Ay Takvimi’nin ilk günlerini, hem tüm kutsal bayramlarını sundular.
51*Yüce Tanrı’ya adak adayanların tümü -eğer Tapınak daha yapılmamış olsa da- yedinci ayın ‘Ay Takvimi’nin ilk gününden, yüce Tanrı’ya kurbanlar sunmaya başladılar.
52*Doğramacılara, marangozlara sevinçle gümüş para verip yeyip içirdiler. 
53*Pers kralı Kureş’in emrine göre Saydalılar ile Surlular’a arabalar verdiler ki; yar­dımlaşma ile Lübnan’dan ta Yafa limanına dek erz ağaçlarını getirsinler.
54*Ondan sonra ikinci yılda Selatiyal oğlu Zerubabil, Yehosadok oğlu Yeşu ve Levililer’le tutsaklıktan kutsal Kudüs’e gelenlerin tümü; kutsal Kudüs’teki Allah’ın Tapınağına ikinci ayda geldiler.
55*Onlar Yahuda bölgesinden Kudüs’e geldikten sonra ikinci yılın ikinci ayıbın ‘Ay Takvimi’nin ilk gününde Allah’ın Evi’ni yapmaya başladılar.
56*Rab’bin yapıları üzerine yirmi yaşından büyük olan Levilileri atadılar.
57*Yeşu’yla onun oğlu ve kardeşleri... Kardeşi Kadmiyal ile Madiyabu’nun oğulları... Elyadan oğlu Yoda’nın oğulları’yla kendi oğulları ve kardeşleri hazırdılar.
58*Tüm Levililer, Allah’ın Evi’nin işlerinde kullanılan yapıcılar üzerinde kararlılıkla duruyorlardı.
59*Bu şekilde yapıcılar Rab’bin Tapınağını yaptılar. Uzun giysilerle giyinmiş imamlar, müzik sazları ve borular...  Asaf oğulları Levililer de deflerle hazırlanmışken;
60*İsrail kıralı Davut’un buyurduğu gibi yüce Rab’be övgüyle hamd ediyorlardı.
61*Yüce Rab’be şükretmek için yüksek sesle hoş ilahiler söyleyip diyorlardı ki: O’nun iyiliği ve İsrail’e olan büyük dostluğu devirler boyu sürer.
62*Tüm halk tekbir çekip yüksek sesle Rab’be övgüler sundu. Böylece Rab’bin Evi tekrar yapılmış oldu. 
63*Bu kez imamlardan, Levililer’den ve baba ocaklarının  başlarından bazısı; yani önceki ‘Evi’ gören yaşlılar... 
64*Binanın yapısını -ağlayış ve büyük çağırış ile- görmeye geldiler. O sırada diğerleri de borular ve çalgılarla büyük eğlence yapıyorlardı.
65*O derece ki halkın ağlayışından boruları işitemezlerdi. Topluluk boruları öyle çalıyordu ki sesi uzaktan duyuluyordu.
66*Yahuda ve Bünyamin oymaklarının düşmanları da onları işitip; o boru?ların sesinin ne demek olduğunu anlamak için gelmişlerdi.
67*Ve onlar, sürgünlerin İsrail Tanrısı Rab’be Tapınak yaptıklarını duyduklarında;
68*Zerubabil ve Yehoşa’ya ile baba ocaklarının başlarına sokulup onlara: ‘Gelin sizinle yapalım’ dediler.
69*Çünkü: -Biz sizin gibiyiz; Tanrınıza sadıkız ve bizi bu yere göçüren Asur kralı Esbasar’ın zamanında ona kurbanlar sunduk.
70*Ama Zerubabil, Yehoşa ve İsrail’in baba ocak­larının başları onlara dediler ki: -Rab Tanrımızın ‘Evi’ni yapmak size düşmez!
71*Çünkü İsrail’in Tanrısı Rab’be yaraşan bir şekilde bina etmek yalnız bize düşer. Nasıl ki Pers kralı Kureş bildirdiyse.
72*Ama yöre halkı Yahuda yöresinde olanlar üzerine gelip onları kuşatarak yapıyı yapmasını engellediler.
73*Tüm halk gizli muhalif olup kral Kureş’in tüm yıllarında  yapının tamamlanmasına engel oldular. Yani Dara’nın egemenliğinin iki yılına dek yapıyı yasakladılar.

   Altıncı Bâb
1*Bu kez Dara’nın egemenliğinin ikinci yılında, Hagay ve Addo oğlu Zekeriya adındaki peygamberler, Yahudilere; yani Yahuda vilayetinde ve kutsal Kudüs’te olanlara gönderilmiş olup, onlara İsrailin Tanrısı Rab’bin ismi ile tebliğ ediyorlardı. 
2*O zaman Selatiyel oğlu Zerubabil ve Yehosadak oğlu Yehuşa, Rab’bin kutsal Kudüs’te olan ‘Evi’ni yeniden yapmaya başladılar ve Rab’bin peygamberleri onlarla birlikte iken onlara yardım ediyorlardı.
3*O zamanda Suriye ve Fenikiye yöneticisi Süsenne ile Satrabuzan ve onun iş arkadaş­ları onlara gelip dediler ki:
4*-Siz bu şeyi kimin emriyle yapıyorsunuz? Bu damı ve diğer tüm şeyleri tamamlamaya çalışırsınız. Bu şeyleri yapan yapıcılar kimlerdir?
5*Ama Yahudilerin yaşlılarının Rab’den iyiliği vardı ki, o sürgünlükten dönenlere yüzünü çevirdi.
6*Dara tüm bu şeylerden haberdar olmayınca yapıyı engellemediler.
7*Onun yazdığı ve Dara’ya gönderdiği mektubun kopyası budur: “Suriye ile Fenikiye’nin yöneticileri Süsenne hem Suriye ve Fenikiye’nin hakimi Satrabozan ve onların iş arkadaşları şah Dara’ya selam.
8*Efendimiz kral bilsin ki, Yahuda bölgesine geldiğimiz ve kutsal Kudüs’e girdiğimizde; sürgünden dönen ve kutsal Kudüs’te olan Yahudiler’in yaşlıları, parlatılmış çok değerli taşlardan Rab’be büyük ve yeni bir ‘Ev’ yapıyorlar. Artık direkleri ve duvarları da dayattılar.
9*O yapılar büyük bir özenle yapılıp; ellerinde şanla ve hızla ilerliyor. 
10*O zaman o yaşlılara sorup dedik ki: Bu Ev’i kimin emriyle yapıyorsunuz ve bu diğer yapıları bina ediyorsunuz?
11*Bakın onlardan aldığımız habere göre sana bildiriyoruz ve iş üzerinde olanları ya­zıyoruz. Ayrıca başkanlarının adlarını onlardan yazılı istedik.”
12*Onlar da bize şöyle yanıtladılar: “Biz yeri, göğü yaratan Rab’bin kullarıyız. Bu şehir birçok yıllardan önce büyük ve güçlü bir kral tarafından yapılıp bitirilmişti.
13*Ama atalarımız İsrail’in göksel Tanrısı Rab’be suçlu olduk ve O’nu öfkelendirdiğimizden beri ‘O’ onları Babil ve Kildani kralı Nabukadnezar’ın ellerine verdi.
14*Bu Evi yıktılar ve ateşe verdiler. Halkını da Babil’e sürgün ettiler.
15*Ama Babil eyaletinin kralı Kureş’in ege­menliğinin önceki yılında kral Kureş bu ‘Ev’ yeniden yapılsın diye yazdı.
16*Ve Babil’de olan puthaneden bu kutsal altın ve gümüş kapları çıkardı ki onları Nabukadnezar kutsal Kudüs’teki ‘Ev’den çıkarıp kendi puthanesinde tutmuştu. Zerubabil ile yönetici Şaşbasar’ın eline verildiler. 
17*Buyruk gereği o kaplar götürülüp Kudüs’te olan Tapınağa konulacak ve Rab’bin ‘Ev’i tekrar yapılacaktı. 
18*O zaman Şaşbasar buraya gelip kutsal Kudüs’te olan Allah’ın Evi’nin temellerini attı. O zamandan beri de bu Ev yapılıyor ve daha bitmemiştir.
19*Şimdi kral izin verirse Kureş’in krallık biyografisinde aransın.
20*Eğer bulunursa kutsal Kudüs’te olan Allah’ın Evi’nin yapısı kral Kureş’in izniyle başlanmış olsun ve efendimiz kral da buna razı mıdır?
21*O zaman şah Dara Babil’­deki saklı krallık biyografilerinden araştırılmasını buyurdu ve Med vilayetinde olan başkent Ekbetan’da bir yer bulundu ki, orada bu şeyler kaydedilmişlerdi:
22*“Kral Kureş’in önceki yılında kral Kureş emretti ki kutsal Kudüs’te olan olan Allah’ın Evi yapılsın ta ki orada hiç sönmeyen ateş yakılsın.
23*Yüksekliği altmış arşın, enliliği de altmış arşın olsun. Parlatılmış taşlardan üç tabaka halinde, yörenin genç ağaçlarından bir çardakla kaplanmış olsun ve harcı ise kral Kureş’in sarayından verilsin.
24*Allah’ın Evi’nin kutsal altın ve gümüş kapları ki onları  Nabukadnezar kutsal Kudüs’te olan Ev’den çıkarıp Babil’e götürmüştü. O kutsal Kudüs’te olan ‘Ev’e tekrar götürülsün ve önceden korunduğu yere konulsun. 
25*Hem Suriye’yle Fenikiye yöneticisi Süsenne, Satrabozan ve iş arkadaşları; Suriye ve Fenikiye üzerinde egemen olanlara buyruk vererek o yerden çekilmelerini istedi ki, Rab’bin kulu ve Yahuda’nın yöneticisi Zerubabil’i ve Yahudilerin yaşlılarını o Allah’ın Evi’ni kendi yerinde yapmaya bıraksınlar.
26*Şimdi ben de buyurdum ki; tamamen yapılsın ve tutsaklıktan dönen Yahudilere her şekilde Allah’ın Evi yapılıncaye dek yardım edilsin.
27*Bu adamlara yönetici Zerubabil’in ellerine Rab’be kurban olacak boğalar koçlar ve kuzular için Kili-Suriye ve Fenikiye vergilerinden gözardı edilmeyip vergi verilmesini söyledi.
28*Her yıl kutsal Kudüs’teki imamların günlük kullanımı için olan buğday, tuz, şarap ve zeytinyağı kesintisiz verilsin.
29*Ta ki kral için ve oğulları için yüce Allah’a kurbanlar sunulup onların yaşamı için dua etsinler.
30*Bundan başka buyruluyor ki eğer bir kimse önceden söylenmiş ve yazılmış şeylere karşı bir kusur edecek olursa; kendi evinden bir direk alınıp üzerine asılsın ve malına kral için el konulsun.
31*Bunun için o yerde adı anılan yüce Rab-Allah’ın Evi’ne zarar vermeye el uzatmak isteyen, her kralı ve her milleti yok etsin. 
32*Ben şah Dara; buyurdum ki tüm bu şeylere her türlü destek verilsin.

    Yedinci Bâb
1*O zaman Kili-Suriye ve Fenikiye yöneticisi Süsenne, Satrabozan ve onların iş arka­daş­ları şah Dara’nın buyruk yöneticileriydiler.
2*Kutsal yapıya her türlü destek verdiler. Yaşlılarla kutsal yapıların velileri birlikte çalışıyorlardı.
3*Kutsal yapılar büyüyor, Hagay ve Zekeriya peygamberler de tebliğ ediyordu. 
4*Onları İsrail Tanrısı Rab’bin emriyle; Pers şahı Kureş’in, Dara’nın ve Artahşaş’ın isteğiyle bitirdiler. 
5*Böylece ‘Kutsal Ev’ Pers şahı Dara’nın altıncı yılında Adar ayının yirmi üçüncü gü­nünde tamamlandı.
6*İsrailoğulları, imamlar, Levililer ve diğer sürgünde olan ve onlara katılan kimseler Musa’nın Kitabı’nda yazıldığı gibi yaptılar.
7*Rab’bin Tapınağı’nın bereketlenmesi için yüz boğa, iki yüz koç, dört yüz kuzu ve tüm İsrail’in günahları için oymak başlarının sayısına göre on iki teke kurban ettiler.
8*İmamlarla Levililer kendi bölüklerine göre, uzun giysiler giyinmiş olarak hazır duruyorlar. İsrail Tanrısı Rab’bin işleri için Musa’nın Kitabı’nda yazılmış olan ayine göre yapıyorlardı. Kapıcılar da her kapıda duruyordu. 
9*İsrailoğulları sürgünde olanlar ile; imamlar ve Levililer arındıktan sonra önceki ayın on dördüncü gününde Fısh(Hamursuz) bayramını yaptılar.
10*Sürgünde olanların ise tümünü arındıramamışlardı. Ama tüm Levililer arındırılmıştı. 
11*Sürgünde olanlar imamlar ve kardeş­leriyle kendileri için Fısıh bayramı kurbanlarını kestiler.
12*Bu şekilde İsrailoğulları ki, sürgünde olanlardan idiler- yani vilayet halkının haramlarından ayrılan, Rab’bi arayanların tümü;
13*Fısıh kurbanını yediler ve ‘Hamursuz Bayramı’nı yedi gün tuttular ve Rabb’in önünde sevindiler.
14*Asur kralları onlara -İsrail Tanrısı Rab’­bin yapılarında güç vermek için- koruma önlemlerini aldı.

   Sekizinci Bâb
1*Bu kez bunlardan sonra Pers kralı Artahşaşta’nın egemenliğinde baş imam Harun’un oğlu Elazar oğlu Pinehas, Abisu oğlu Bükka oğlu Samiya oğlu, Meremot oğlu, Asarya oğlu, Amarya oğlu, Ahitop oğlu, Sadok oğlu, Salum oğlu, Melkiya oğlu, Azerya oğlu ve Saraya oğlu Ezra geldi.
2*Bu Ezra yazıcı ve Musa’nın, İsrail Tanrısı’ndan inen Tevrat’ında  bilge iken Babil’den döndü.
3*Şah ona her isteğinde yanında götürmesine cömert davrandı.
4*İsrailoğulları’ndan, imamlardan, Levililer’den, kutsal ilahicilerden, kapıcılardan ve onunla birlikte
Tapınağın hizmetinde olanlar kutsal Kudüs’e döndüler.
5*Ahaşveroş’un krallığının yedinci yılında, beşinci ayda ve ‘Ay Takvimi’ne göre önceki ayın ilk günlerinde Babil’den çıktılar.
6*Yani beşinci ayın, ‘Ay Takvimi’nin ilk günlerinde yüce Rab onların yoluna kolaylaştırıp kutsal Kudüs’e ulaştılar.
7*Çünkü Ezra birçok ilimler öğrenmişti ki Rab’bin Tevrat’ından ve O’nun buyruklarından hiç bir şey bırakmasın. Tüm İsrail’e her kesin yasayı öğretsin.
8*Böylece kral Ahaşveroş’un yazılı buyruğu, Rab’bin Tevratı’nda bilge imam olan Ezra’ya verildi ki onun kopyası budur:
9*“Şah Ahaşveroş; Rab’bin Tevratı’nda bilge imam Ezra’ya selam.
10*Çünkü yüce gönüllülükle karar verdim ve buyurdum ki ülkemde olan Yahudi milleti; imamlardan, Levililer’den isteyenler ve razı olanlar seninle kutsal Kudüs’e gidebilir.
11*Şimdi göçmeye istekli olanlar seninle gitsinler; nasıl ki bana ve yedi sevgili vezirlerime beğenildiyse.
12*Yahuda bölgesinde ve kutsal Kudüs’te Rab’bin Tevrat’ı gereğince ne yapılır diye baksınlar.
13*Benim ve dostlarımın adaklarını, armağanlarını kutsal Kudüs’e İsrail Tanrısına götürsünler.
14*Kudüs’te Rab’be ait olan ve Babil’de bulunan tüm altın, gümüş; kutsal Kudüs’te olan Tanrısı Rab’bin Tapınağı için, halktan alınan bağışlarla.
15*O altın ve gümüş; boğalar, koçlar, kuzular ve bunlara ait diğer şeyleri satın almak için toplanılsın.
16*Böylece onların yüce Tanrı’sının, kutsal Kudüs’te olan mezbahında Rab’bin kurbanlarını sunsunlar.
17*Sen ve kardeşlerin altından ve gümüşten her ne yapmak isterse­niz Tanrı’nın isteğine uygun olarak yapınız.
18*Sana kutsal Kudüs’te olan Tanrı’nın Tapınağında kullanmak için verilmiş olan Rab’bin kaplarını, kutsal Kudüs’te olan Tanrı’nın  önüne koy.
19*Diğer eşyalar ve Tanrı’nın Tapınağı’nın kul­lanımı için sana ne yapmak gerekirse, bedeli kralın hazinesinden verilsin.
20*Ve ben kral Ahaşveroş! Suriye ve Fenikiye hazine müdürlerine buyurdum ki yüce Allah’ın Tevratı’nda bilge imam Ezra ne isterse ona çabucak verilsin.
21*Ta yüz kantar gümüşe dek ve de yüz müd buğday ve yüz fiçı şarap ile diğer birçok şeyler.
22*Her şey Allah’ın Tevrat’ına göre ve yüce Allah’a tüm bağlılıkla  yapılsın ki kralın ve oğullarının ülkesi üzerine öfke olmasın.
23*Bundan başka size buyruluyor ki; İmamlardan, Levililerden, kutsal ilahicilerden, ya Tapınağın hizmetçilerinden veya bu Tapınak  ile bir ilgisi olanlardan bir kimseye vergi yüklenmesin.
24*Ve onlara hiç kimse birşey teklif edemesin.
25*Sen de ey Ezra! Allah’ın bilgeliğine göre yargıçlarla bakıcılar ata ki ki bütün Suriye Fenikiye de adalet gözetip Tanrı’nın Tevratı’nda bilgili olsunlar ve bilgisizleri öğret.
26*Allah’ın ve kralın yasalarına karşı koyanların tümüne hak ettiğini ver. Ya öldür, ya engelle, ya para cezası ver veya sürgün et! ”
27*O zaman yazıcı Ezra dedi ki: -Atalarımın Rab’bi; bir tek Allah yücelensin! Bu şeyleri kutsal Kudüs’te olan ‘Evi’ne bakmak için kralın yüreğine koydu.
28*O beni kralın, vezirlerin, dostların ve tüm büyüklerin önünde onurlandırdı.
29*Şimdi ben Ezra, Tanrım yüce Rab’bin yardımıyla yüreklenip; İsrail adamlarını benimle dönsünler diye topladım.
30*Baba ocaklarınca, gruplarına göre baş olanlar bunlardır ki benimle Ahaşveroş’un krallığında Babil’den geldiler.
31*Pinhas Oğulları’ndan Gersom, Atamar Oğulları’ndan Gamael, Davut Oğulları’ndan Seheniya oğlu Hetto.
32*Farüs Oğulları’ndan Zekeriya ve onunla beraber yüz elli adam.
33*Faat Oğulları’ndan Zekeriya oğlu Elyenay, ve onunla iki yüz adam.
34*Zatua Oğulları’ndan Yezizal oğlu Sehe­niya ve onunla üçyüz adam.
35*Adin Oğulları’ndan Yonatan oğlu Obad ve onunla iki yüz elli adam.
36*Elam Oğulları’ndan Govtüliya oğlu Yasaya ve onunla yetmiş adam.
37*Safatiya Oğulları’ndan Mikael oğlu Zedaya ve onunla yetmiş adam,
38*Yovab Oğulları’ndan Yeziyal oğlu Obadya ve onunla ikiyüz on iki adam.
39*Banida Oğulları’ndan Yosafiya oğlu Selomit ve onunla yüz altmış adam.
40*Babi Oğulları’ndan Bebay oğlu Zekeriya ve onunla yirmi sekiz adam.
41*Azgad Oğulları’ndan Akatan oğlu Yohanan ve onunla yüz on adam.
42*Adonikam’ın oğulları’ndan en sonrakiler ki onların adları da bunlardır: Elifalat, Yayel,
Semaya ve onun ile altmış adam. Bagoy oğulları’ndan İstakuri oğlu ve onunla yetmiş adam. 
43*Ben onları Tera dedikleri ırmağın yanında topladım ve orada üç gün mola verdik. Ben o toplumu yoklama yapıp;
44*İmamlardan ve Levililerden hiç kimseyi bulmadım.
45*Bu yüzden Elezar’ı gönderdim; hemen Maasman, Eyvatan, Samayan, Yodib, Natan, El-Natan, Zekeriya ve Mesullem adındaki faziletli ve akıllı adamları geldiler.
46*Onlara Kasifiya denilen yerde halkın başı ve öğütçüsü Dadda’ya gitmelerini söyledim.
47*Onlara, Dadday’a ve kardeşlerine -o Kasifiye dedikleri yerde olanlara- Rab’bimizin Evi’nde imam olacak kişileri göndermelerini söyledim.
48*Onlar da bize Rabbimiz’in elinin gücüyle, akıllı adamları getirdiler. Mali Oğulları’ndan İsrail oğlu, Levi oğlu, Asebya oğllları ve kardeşleriyle on sekiz kişiydiler.
49*Kanunaya Oğulları’ndan Asebiya ile onun kardeşi Osaya oğulları ile beraber on sekiz kişiydiler.
50*Davut’un atadığı Tapınak hizmetçileri: Levililer’in işi üzerine gözetmenler ile Tapınak hizmetçileri yüz yirmi ki, tümünün adları deftere yazılmıştı.
51*Ben orada Tanrımız Rab’bin önünde halka bir oruç ilan ettirdim ki bizim oğullarımız ve bizimle olan hayvanlarımız için iyi yolculuklar dilesinler.
52*Düşmanlarımıza karşı bizi korumak için; kraldan yaya ve atlı askerler istemeye utandım.
53*Çünkü krala; Rab’bimizin gücü O’nu her yönden arayanlarla beraberdir demiştik.
54*Bu yüzden Rab’bimize bu konu için yine yalvardık. ‘O’ da bize çok bağışladı. 
55*O zaman oymak başlarından ve imamlardan on iki adamı; yani Serebiya’yı, Hazabiya’yı ve onlarla kardeşlerinden on adamı seçtim.
56*Onlara altın ve gümüş ve Rab’bimizin ‘Evi’nin kutsal kaplarını verdim. Onları kral; vezirleri ve büyükleriyle tüm İsrail’e bağışlamışlardı.
57*Onlara dedim; ellerine altı yüz elli kantar gümüş ve kutsal kaplardan yüz kantar. Ayrıca yüz kantar altın ve yirmi altın kap ile saf bakırdan altın gibi ışıldayan on iki kabı verdim.
58*Ve onlara dedim ki siz de bu kaplarda Rab’be kutsalsınız ve  altın, gümüş de atalarımızın yüce Rab’bine adaktır.
59*Ta onları kutsal Kudüs’te Tanrı’mızın ‘Evi’nin odalarına koymak için; baş imamların, Levililerin ve İsrail’in baba ocaklarının başlarının ellerine teslim edinceye dek habersiz olmayıp bekleyin.
60*O altınla gümüş kapları alan imamlar ve Levililer de kutsal Kudüs’teyken Rab’bin Tapınağının içine götürdüler.
61*Tera ırmağından göçtük ve Rab’bimizin elinin gücü bizimleydi. İlk ayın on ikinci gününde kutsal Kudüs’e ulaştık. Yüce Rab bizi yolculuğumuzun başından beri her kötülükten kurtardı ve bu şekilde kutsal Kudüs’e ulaştık.   
62*Orada üç gün geçirdikten sonra dördüncüde bize verilen altınla gümüş getirildi ki Rab’bimizin ‘Evi’ne konulsun. Uriya oğlu imam Marimot ve onunla Pinhas oğlu Elazar; Levililer’den Yesu oğlu Yosabat ile Bannu oğlu Noediya da beraber iken sayılarak ve tartılarak verildi.
63*Aynı saatte bütün o şeylerin ağırlığı yazıldı.
64*Sürgünden dönenler İsrail Tanrısı Rab’be kurbanlar sundular. Yani tüm İsrail için on iki boğa, doksan altı koç;
65*Yetmiş iki kuzu ve günah bağışlanması için on iki teke de Rab’be kurban içindi.
66*Kralın buyruklarını kralın defterdarı, Kili-Suriye’ye ve Fenikiye yöneticilerine bildirdiler. Onlar da halka ve Allah’ın Tapınağına saygı gösterdiler.
67*Tüm bu işler bittikten sonra başkanlar bana yanaşıp dediler ki:
68*İsrail halkının başları, imamları, Levilileri, yörenin putperest yabancı halklarından Kenanlılar’ın, Hititliler’in, Ferizziler’in, Yebusiler’in, Movablılar’ın, Kıptiler’in ve Edomlular’ın iğrençliklerinden kendilerini ayırmadılar.
69*Çünkü onlar ve onların oğulları o milletlerin kızlarıyla evlendiler. Böylece kutsal soy bölgenin yabancı halklarıyla karıştı. Başkanlar ve birçok büyükler; işin başından beri bu kötülüğe göz yumarak ortak oldular.
70*O zaman ben bu şeyleri duyduktan sonra giysilerim ile kutsal cübbemi yırttım ve başımdan saçları
ve başımdan saçlarımı; sakalımdan kılları yolarak kederli ve bıkkın oturdum.
71*O zaman İsrail Tanrısı Rab’bin sözüyle dolu olanlar, ben o kötülükler için yas çekerken bana geldiler. Ama ben böylece ta akşam kurbanına dek üzgün oturdum.
72*Ondan sonra orucumdan kalkıp giysimle kutsal cübbem yırtık iken diz çöktüm ve ellerimin yumuk avucunu Rab’be doğru açıp şöyle söyledim: 
73*-Ya Rabbi! Ben önünde utangaç ve kusurluyum. 
74*Çünkü suçlarımız çoğaldı, boyumuzu aştılar ve kusurlarımız göğe dek yükseldi.
75*Atalarımız zamanından ta bu güne dek büyük suçlar işledik.
76*Bizimle atalarımızın günahları için; kardeşlerimiz, krallarımız ve imamlarımız kılıçla öldürüldü. Dünyanın krallarına verildik, yağmalandık ve ta bu güne dek  utançlı bir tutsaklıkla sürgün edildik.
77*Şimdi ya Rabbi! Senden bize olan merhamet ne denli büyüktür ki; bize ‘Kutsal Konut’unun yerinde köklü bir vaat bıraktın.
78*Bize Tanrımız Rab’bin ‘Evi’nde bir ışık oldun ve bizi tutsaklık zamanında gözettin.
79*Tutsakken yüce Tanrımız bizi terk etmedi. Ama Pers kralları yanında bize gereksinimizi versinler diye iyilik ettin.
80*Rabbimizin Tapınağını gözetip yıkık Sion’u tamir edelim diye; bize Yahuda vilayetinde ve kutsal Kudüs’te bir yer verdin.
81*Şimdi ya Rabbi! Çünkü bu şeylerde suçluyuz; ne diyelim? Çünkü buyruklarına karşı geldik. Onları peygamberlerinle verip dedin ki:
82*Onu miras almak için içine gireceğiniz o vilayet öyle bir yerdir ki; o bölgenin putperestlerinin iğrençliğiyle kirlenmiştir. Onlar onu kendi kirlilikleriyle doldurdular.
83*Şimdi onların kızlarını oğullarınızla evlendirmeyin ve kızlarınızı da onların oğullarına vermeyin.
84*Onlarla hiç bir zaman antlaşmayın. Ta ki güçlenip yörenin iyi ürününden yiyesiniz ve onu çocuklarınıza sonsuza dek alıkoyasınız.
85*Şimdi bize olan şeyler; kendi kötü işlerimiz ve büyük günahlarımız için oldular.
86*Sonunda ya Rabbi! Sen günahlarımızı üzerimizden kaldırdın ve bize böyle bir kök verdin. Ama biz senin Tevrat’ına karşı gelip yörenin putperestlerinin yasaklarıyla karıştık.
87*Sen bize daha kızgın değil miydin ki bizi yok edeydin. Şöyle ki ne adımız, ne aslımız ve ne de soyumuz kalırdı. 
88*Ey İsrail Tanrısı yüce Rab! Sen doğrusun ki bize ta bugüne dekbir kök bıraktın. 
89*İşte şimdi suçlarımızla karşındayız; eğer onlarla önünde duramayacak durumda olsak da.
90*Ezra bu duayı ve kabullenmeyi yaparken ağlayıp Tapınağın önünde yere serilmişken, kutsal Kudüs’ten büyük bir halk; erkekler kadınlar, çocuklar ve kızlarla yanına toplandılar. Çünkü halkın arasında büyük bir ağlayış vardı.
91*O zaman İsrailoğulları’ndan Yeyal oğlu Yekonya haykırıp dedi ki: -Ey Ezra! biz yüce Rab’be karşı suçluyuz. Çünkü bölgenin putperestlerinin yabancı kadınlarıyla evlendik.
92*Ama şimdi tüm İsrail sıkıntı çekiyor. Şimdi aramızda ant olsun ki yabancı kadınları çocuklarıyla beraber dışarı kovalım. 
93*Eğer sen, tüm Rab’bin Tevrat’ına boyun eğenlerle uygun görürsen; kalk ve bu işi yap.
94*Çünkü bu iş sana düşüyor ve biz seninle olup sana yardım ederiz.
95*O zaman Ezra kalkıp tüm halkların, imamların, Levililerin ve tüm İsrail’in başlarına yemin etti ki böyle yapsınlar. Onlar da böyle yemin ettiler.

    Dokuzuncu Bâb
1*Ondan sonra Ezra Tapınağın avlusundan kalkarak Elyasib oğlu Yohanna’nın odasına gitti.
2*Orada olup halkın büyük yaramazlıkları için yas çekip ekmek yemedi ve su içmedi.
3*Ondan sonra tüm Yahuda vilayetinde ve kutsal Kudüs’te tutsaklıktan dönenlerin toplanması için çağrı yapıldı.
4*Disiplin ellerinde olan yaşlıların buyruğu üzerine; iki veya üç gün içinde gelmeyenlerin hayvanları Tapınağa verilecek, kendileri de o sürgünden dönenlerden atılacak.
5*Böylece Yahuda ve Bünyamin oymağından olanların tümü üç gün içinde -dokuzuncu ayın yirminci gününde- kutsal Kudüs’te toplandılar.
6*Ve tüm topluluk o sırada yağan sağanaktan titreyerek, Tapınağın meydanında oturdular.
7*Ezra da kalkıp onlara şöyle dedi: -Siz İsrail’in günahlarını çoğaltmak için yabancı kadınlarla evlenerek çirkin davrandınız.
8*Ama şimdi itiraf edin ve atalarımızın Tanrısı Rab’bi yüceltin. 
9*O’nun isteğine uyarak vilayetin putperestlerinden ve yabancı kadınlarından ayrılın.
10*Bunun üzerine topluluk, yüksek sesle şöyle bağırdı: “Ne olur? Dediğin gibi yapalım.’
11*Ama toplumumuz büyük, mevsim de yağmurludur Burada açık yerde duramayız. Bu bir iki günlük iş değildir. Çünkü bizden birçokları bu konuda suçludur.
12*Ama toplumun başları ve yabancı kadın­ları olan tüm halkımız hazırlansın. İmamlarla ileri gelenlere zaman tanınsın ve ayrılmasınlar. Böyle yaparak Rab’bin öfkesi kaldırılsın.
13*Azael oğlu Yonatan’la Takoy oğlu Yaaziya bu konu için müjdeci oldular. Meşullam ve Şabatay adındaki Levililer de yardımcı oldular. Sürgünden dönenler de bu şeylere göre davrandılar.
14*İmam Ezra da baba ocaklarından bazı adamları -kendi isimleriyle bu işi araştırmak için- onuncu ayın ‘Ay Takvimi’nin ilk günlerinde başlasınlar diye seçti.
15*Yabancı kadın alan kişilerin sayımı önceki ayın ‘Ay Takvimi’nin ilk günlerinde bitti.
16*İmamlardan yabancı kadınları almış bulunanlar bunlardır:
17*Yesu Oğulları’ndan Yehosadak oğlu ve kardeşlerinden Masiya, Elihazer, Yorib ve Yoaday.
18*Bunlar eşlerini boşamaya başladılar. Günahlarının bağışlan­ması ve temizlikleri için birer koyun kurban ettiler.
19*Ammon Oğulları’ndan Tananni, Zabiya, Â?ne, Samaya, Hiye­riyâl ve Azarya.
20*Pasur Oğulları’ndan Eliona, Masiya, İsmayil, Nataniel, Ahidal ve Elaza.
21*Levililer’den Yosabad, Simmi, Kolaki ona Kalita da diyorlar; Patiya, Yubuda, Buda ve Yona.
22*Kutsal ilahicilerden Eliyasib ve Bakur.
23*Kapıcılardan Sallum ve Tulibana.
24*İsrailliler’den Paros oğulları’ndan Ramiya, Addiya, Malkiya, Maelo, Elazar, Asebya ve Benanya.
25*Elam Oğulları’ndan Matanya, Zekeriya, Yeyal, Yerimot ve Eliya.
26*Zatun oğullar’ndan Eliyada, Eliyeseb, Atonya, Yarimot, Zabat ve Sarday.
27*Bebay Oğulları’ndan Yohanan, Ananya, Yosabad ve Amat.
28*Bani Oğulları’ndan Olam Mallok, Yadaya, Yason, Yasael ve Yeremot.
29*Addin Oğulları’ndan Natu, Musiya, Lakun, Banaya, Mataniya, Bezalel, Belnu ve Manesse.
30*Anna Oğulları’ndan Eliyona, Asaa, Melkiya, Samaya ve Kosam oğlu Simon.
31*Asam Oğulları’ndan Eltano, Matama, Matatya, Benaya, Elifalat, Manesse ve Semmi.
32*Manni Oğulları’ndan Ban, Yeremya, Movaddi, Aviram, Umaer, İyel, Banaya, Bediya, Yuma, Marmot, Eliyasib, Matuya, Matanay, Eliyasib, Ban Eliyal Semmi, Selemiya, Natanya ve Osura Oğulları’ndan Sesi, Esdal, Azael, Samar, Zebi, Yusuf.
33*Nebo Oğulları’ndan Matatiya, Zabad, İdo, Yoel, Benaya.
34*Tüm bunlar yabancı kadınlarla evlenmişlerdi. Onları çocukları ile boşadılar.
35*Böylece imamlar, Levililer, İsrailli’ler; kutsal Kudüs’te ve vilayette yaşadılar. Yedinci ayın ‘Ay Takvimi’nin ilk günlerinde, İsrailoğulları kendi evlerindeyken;
36*Tüm halk birlikte sözleşerek, Tapınk ka­pısının doğusunda olan meydanda oturdular.
37*Ve bilge imam Ezra’ya; İsrail Tanrısı Rab’bin, Musa’ya verdiği Tevrat’ı getirmesini söylediler.
38*İmam Ezra erkeklerden ve kadınlardan olan tüm kalabalığa ve Tevratı dinlemek için toplanan bütün imamlara, yedinci ayın; ‘Ay Takvimi’ne göre ilk gününde Tevratı getirdi.
39*Onu Tapınağın kapısının meydanında sabahtan öğleye dek erkekler ve kadınlar önünde okudu. Tüm topluluk da Tevrat’ı dinliyordu. 
40*Ondan sonra Tevrat’ta bilge olan Ezra; kurulmuş ağaç minberde ayağa kalktı.
41*Yanıbaşında, sağ tarafta Matatiya, Sema, Ananiya, Uriya, Ezekiya, Balasam. Solunda ise Pedaya, Misael, Malkiya, Artasuf ve Nabatiya durup;
42*Ezra derim; tüm toplumun önünde Tevrat kitabını aldı. Çünkü tümüne bağışlamak için baş köşeye oturmuştu.
43*Ve Tevrat’ı yorumlarken herkes ayak üstü duruyordu. Ondan sonra Ezra yüce Rab’be ve ‘Her Şeye Gücü Yeten Evrenin Rabbi’ne bereket diledi.
44*Tüm cemaat de çabucak yanıtlayıp amin! Dedi. 
45*Yesu, Bani, Serebya, Yamin, Akub, Sebatay, Hodaya, Madaya, Kalita, Azarya, Yozâbâd Hanân ve
Yozabad, Hanam ve Filaya adındaki Levililer ellerini yukarıya kaldırıp yere düştüler ve Rab’be secde ettiler.
46*Cemeate Rab’bin Tevrat’ını okutup, oku­na­nanın anlamını da açıklıyorlardı.
47*Bu kez Attarsata imam ve bilge olan Ezra’ya; hepsinden daha çok cemeate öğreten Levililere -Herkes Tevrat’ı dinleyip ağlarken- dedi ki:
48*Bu gün yüce Rab’be kutsal gündür. Şimdi gidin besleyici yemekler yeyin, tatlı şerbetler için ve yoksullara da armağanlar gönderin.
49*Çünkü bu gün yüce Rab’be kutsal bir gündür; üzülmeyin. Çünkü yüce Rab Allah, size üstünlük verip şereflendirecektir.
50*Levililer de halka bu gün Rab’be kutsaldır, kaygı çekmeyin! Derlerdi.
51*O zaman herkes yemeğe, içmeğe ve sevinmeye başladı. Yoksullara armağanlar vererek büyük bayram yaptılar.
52*Çünkü tümü onun onlara öğrettiği sözlerden dolu idiler ve onları dinlemek için toplanmışlardı.

 

?Azdrânı? evvelki kitâbı ki ??a Azdrâyı sâlis derler tamam oldu
  mim
- Le 4. Livres d`Esdras. S. 376 -

MURÎBÂ`TDAN* ?AZDRÂNI? İKINCİ KİTÂBI Kİ ??A ?AZDRÂYI RÂBİ? DERLER
KUŞKULU İKINCİ KİTABI Kİ ONA DÖRDÜNCÜ EZRA DERLER
*Murîbâ: Arapça ‘kuşkulu’.
 
  Evvelki Bâb
1*Levi oymağından Harun, Elazar, Pinhas, Abisu, Borit, Uziya, Arna, Marmot, Aziyal, Amariya, Heli, Finadas, Ahiya, Ahitub, Sadok, Sadaniya, Helkiya, Azariya ve Saraya oğlu Ezra peygamberin ikinci kitabıdır.
2*Bu Ezra Pers şahı Ahaşveroş’un egemenliği zamanında Med vilayetinde tutsaktı.
3*Ve Rab’bin sözü bana gelip dedi ki:
4*-Git halkıma günahlarını ve onların oğullarına bana yaptıkları yaramazlıklarını bildir ki onları oğullarının oğullarına söylesinler.
5*Çünkü babalarının günahları onlarda çoğaldı. Çünkü beni unutup yabancı ilâhlara kurbanlar sundular.
6*Ben onları Mısır’dan, o sürgünlük evinden çıkarmadım mı? Ama onlar beni öfkelendirip öğütlerimi küçümsediler.
7*Şimdi sen başının saçlarını silk de üzerlerine her türlü belaları bırak. Çünkü Tevrat’ıma kulak asmadılar ve ıslah olmaz bir millettir.
8*Onlara bu kadar çok bağışlar yapan ben; nasıl böyle kimselere dayanayım?
9*Onlar uğruna birçok kralları baş aşağı ettim. Firavunu, onun kölelerini ve askerlerini vurdum.
10*Önlerinde putperestleri bozdum. İki vilayetin; yani Sur ve Sayda’nın halkını doğuda dağıttım ve tüm düşmanlarını yok ettim.
11*Şimdi sen onlara doğru de ki Yüce Rab bu şeyleri söylüyor:
12*“Ben size denizi geçirdim ve sizi düz yollardan götürdüm. Size başkan olarak Musa’yı ve halifelik için Harun’u verdim.
13*Sizi ateş direğiyle aydınlattım ve aranızda  büyük harikalar yaptım; ama siz beni unuttunuz’’ diyor yüce Rab.
14*Her şeye gücü yeten yüce Rab, böyle diyor: “Bıldırcınlar size bir delil içindi. Size kendi güvenliğiniz için orduyla askerler verdim. Ama siz orada yakındınız. 
15*Benim adımla düşmanlarınızın bozgunu­nu kutlamadınız. İlle bu saate dek her zaman yakındınız.
16*Siz çölde aç kaldığınızda beni çağırmadınız mı? Nerde kaldı size yaptığım bu kadar çok bağışlar?
17*Bizi bu çöle öldürmeye niçin götürdün? Bu çölde ölmektense Mısır’da kölelik etmek bize daha iyi olurdu, demediniz mi?
18*İnleyişinize acıdım da size bu ‘Kudret Helvası’nı(Man) yemek için verdim.
19*‘Meleklerin Ekmeğini’ yediniz. Susadığınız zaman ben kayayı yarmadım mı? Oradan bol sular aktı ve sıcaklıktan sizi ağaçların yapraklarıyla örttüm.
20*Size verimli yörelere ulaştırdım. Önünüzden Kenan’ı, Perizziler’i ve Filistinliler’i kovdum. Daha size ne yapayım?’’ der yüce Rab.
21*Her şeye gücü yeten Rab bunu der ki: “Sizler acı suların yanındayken susadığınızda adıma sövdünüz.
22*Ben bu sövgüleriniz için ateş gönderme­dim. Ama sular içine bir ağaç bırakıp kaynağını tatlı ettim.
23*Ey Yakup! Sana ne yapayım? Ey Yahuda söz tutmadın! Bundan böyle ben diğer milletlere gideyim ve adımı onlara vereyim ki Tevrat’ımı gözetsinler.
24*Çünkü siz beni bıraktınız, ben de sizi bırakacağım. Benden merhamet beklediğiniz an size merhamet etmeyeceğim.
25*Beni çağırdığınızda sizi dinlemeyeceğim. Çünkü ellerinizi kana bulaştırdınız ve ayaklarınız adam öldürmeye çeviktir.
26*Gerçekten siz beni bırakmadınız. Ama kendi kendinizi bıraktınız, der yüce Rab!
27*Her şeye gücü yeten yüce Rab diyor ki: -Baba oğullarına, ana kızlarına ve çocuk bakıcısı beslemelerine yalvardığı gibi size yalvarmadım mı?
28*Ki bana millet olasınız, ben de size Tanrı olayım; ve bana çocuklar olasınız ben de size ‘Baba’ olayım.
29*Ben sizi tavuk kendi civcivlerini kanatları altına topladığı gibi toplamadım mı? Şimdi size ne yapayım? Sizi önümden süreyim.
30*Siz bana bir kurban getirdiğiniz zaman sizden yüzümü çevirevireyim. Çünkü bayram günlerinizi, ‘Ay Takvimi’nin ilk günlerini ve sünnetlerinizi reddettim.
31*Ben size peygamber kullarımı gönderdim, siz onları tutup öldürdünüz ve bedenlerine kıydınız. Ama ben onların kanının hakkını arayacağım, diyor yüce Rab.
32*Her şeye gücü yeten Rab böyle diyor: -Eviniz yok olsun. Sizi rüzgâr çör çöpü savurduğu gibi savurayım. Oğullarınız çocuksuz olsun. Çünkü buyruğumu hor gördünüz ve bana yakışmayan şeyler yaptınız.
33*Evlerinizi gelecek millete vereyim ki beni işitmeden iman getirsinler ve ‘Ben’ onlara ayet göstermedimse de buyurduğum şeyleri yapsınlar.
34*Onlar peygamberleri görmediyse de kendi yaramazlıklarından iğrensinler.
35*Gelecek olan o millete gösterdiğim merhamete tanığım. Onların oğulları beni fiziki  görmeyip illa ruh ile dediğim şeylere inanıp sevinçle coşarlar.
36*Ve şimdi ey kardeş! Bak ne büyük onur; gör de bak! Ne büyük bir millet, doğudan geliyor.
37*Ben onlara başkanlar olmak için İbrahim’i, İshak’ı, Yakup’u ve Osiyâyı ve ?Amosu ve Mikâyı ve
Osiya’yı, Amos’u, Mika’yı, Yoel’i, Abdiya’yı, Yunus’u, Nahum’u, Habakkuk ’u, Sefenya’yı, Haggay’ı, Zekeriya’yı ve Malakiya’yı ki, onun bir adı da Allah’ın Meleğidir, verdim.
 
    İkinci Bâb
1*Yüce Rab böyle diyor: “Ben bu milleti kulluktan attım. Onlara peygamberlerimin ağzından buyruklarımı verdim. Ama onları dinlemek istemediler; illa öğütlerimi geçersiz kıldılar.’’ 
2*Onları doğuran ana onlara diyor ki: Gidin oğullar, gidin! Çünkü ben dul kalıp terk edildim.
3*Ben sizi sevinçle besledim, sizi yasla yitiriyorum. Çünkü yüce Rabbi’niz Allah’a suçlusunuz ve O’na  yakışmayanı yaptınız.
4*Şimdi ben ne yapayım? Ben dul kalıp terk edilmişim. Gidin oğullar Rab’den merhamet dileyin.
5*Ey baba! Ben seni şu oğullarının anası üzerine tanık tutuyorum ki, antlaşmamı gözetmediler.
6*Ki onları ayıplayasın, onların anasını yağmalatasın ve artık onlardan sana bir soy kalmasın.
7*Onların adları putperestler arasında da­ğılsın, yeryüzünde yok olsunlar. Çünkü yeminimi aşağıladılar.
8*Vay sana ey Asur! Neden yanında günahkârları saklıyorsun? Ey kötü millet! Sodom ve Gomorro’ya yaptığımı ansana.
9*Ki onun yeri zift kesiklerinde ve kül tepelerinde yatıyor. Beni dinlemeyenleri de bu duruma sokacağım, diye ‘Her şeye gücü yeten Rab, diyor.
10*Yüce Rab, Ezra’ya bunu da der: Milletime haber ver; kutsal Kudüs’ün ülkesini İsrail’e verecektim onlara vereyim.
11*Onların onurunu yanıma alayım ve İsrail“e hazırladığım sonsuzluk evlerini onlara vereyim.
12* ‘Yaşam Ağacı’ onlara hoş kokulu yağ olsun; ne emek versinler, ne de yorulsunlar.
13*Gidin ki alasınız, yalvarın ki günler geciksin. Ayrılmış krallık size hazırlanmıştır. Uyanık olun!
14*Yeri ve göğü tanıklığa çağır. Çünkü ben kötülüğü yendim ve iyiliği yarattım! Ben diriyim diyor yüce Rab.
15*Ey ana oğullarını kucakla; onları dişi güvercin gibi sevinçle besle ve ayaklarını güçlendir. Çünkü seni ben seçtim, diyor yüce Rab.
16*Ölüleri kendi yerlerinden dirilteyim, onları mezarlarından çıkarayım; çünkü ben İsrailde adımı bildim.
17*Ey oğulların anası; korkma! Çünkü ‘Ben’ seni seçtim, diyor yüce Rab.
18*Ben sana yardım için kullarım İşaya’yı ve Yeremya’yı göndereyim ki seni onların öğütleriyle kutsadım. Çeşitli meyvelerle dolu on iki ağaç hazırladım.
19*Hem bir o kadar çeşmeler ki oradan süt ve bal akar! Yedi büyük güller ve zambaklarla bezenmiş dağları ki onlarda oğullarını mutlu edeyim.
20*Dola acı, yoksulun hakkını al, fakire ver ve yetime yardım et ve çıplağı geydir.
21*Zayıf ile düşkünü kayır, topalı eğlence yapma. Çolağa yardım et ve köre kılavuz ol ki ona ışığımı gösteresin.
22*Surların arasında yaşlıyı ve genci sakla.
23*Ölüleri bulduğun yerde göm ve o yeri işaretle. Ben de sana kıyamette baş köşkü vereyim.
24*Ey milletim! Huzur ile rahat et. Çünkü senin rahatın gelecektir.
25*Ey iyi çocuk bakıcısı! Oğullarını besle, ayaklarını güçlendir.
26*Sana verdiğim kullardan hiç kimse eksilmesin. Çünkü ben onu senin elinden isteyeceğim.
27*Yorulma! Çünkü sıkıntı ve darlık günü geldiği zaman başkaları ağlayıp üzülsünler. Ama sen sevin ve sevinçten coş.
28*Putperestler seni kıskanıyorlar; ama sana birşey yapamıyorlar, diye yüce Rab söylüyor.
29*Ellerim sana perde olsunlar ki oğulların acı çekmesin.
30*Oğulların ile sevin ey ana! Çünkü seni ben kurtaracağım, diyor yüce Rab.
31*Uyuyan oğulların senin aklında olsun. Çünkü ben onları yerin ta dibinden çıkaracak ve onlara acıyacağım. Esirgeyen ‘Ben’im diyor yüce Rab.
32*Ben gelip sana acıyacağım güne dek oğullarını kucakla. Çünkü pınarlarım taşar ve lütfum hiç eksilmez.
33*Ben Ezra, Horep dağında tutsak İsrailliler’e gitmem için Rab’ten buyruk aldım. Ama onlara geldiğim zaman beni istemediler ve Rab’bin buyruğunu reddettiler. 
34*Bundan ötürü size diyorum: -Ey anlayan ve dinleyen ülkeler! Çobanınıza katlanın. O size sonsuz huzuru verecektir. Çünkü o son zamanda gelecek olan kimse yakındır.
35*Krallığın ödülünü almaya hazır olun. Çünkü ‘Sonsuzluk Işığı’ sizi sonsuza dek aydınlatacaktır.
36*Bu dünyanın gölgesinden kaçın, onuru­nuzun mutluluğunu alın. Ben size kurtuluşum için apaçık tanıklık yapıyorum.
37*Size ısmarlanan armağanı alın da sevinin ve sizi ‘Göklerin Krallığı’na davet edene şükredin.
38*Kalkın durun da Rab’bin şölenine nişanlı olanların sayısını görün.
39*Onlar bu dünyanın gölgesinden ayrılıp Rab’ten parlak ‘Cennet giysilerini’ aldılar.
40*Ey Sion! Hesabını al da senin ak giyenlerini topla. Onlar Rab’bin Tevrat’ına tam uydular.
41*İstediğin oğullarının sayısı tamam oldu. Rab’bin büyük gücüne yalvar ki önceden davet edilmiş milletin kutsansın.
42*Ben Ezra, Sion dağında büyük bir kalabalık gördüm ki onu saymaya gücüm yetmedi. Tümü ezgilerle Rab’be hamd ediyorlardı.
43*Aralarında bir genç vardı ki selvi boylu ve hepisinden uzundu. ‘O, onların her birisinin başlarına taçlar koyarken, daha çok yükseliyordu. Ben ise seraptan şaşakaldım!
44*O zaman bir meleğe sorup dedim ki: -Bunlar kimdir sultanım?
45*O da bana şöyle yanıt verdi: -Bunlar ölümlü giysilerinden soyunup ölümsüzlük giysilerini giydiler. Rab’bin adını açıkça söylediler de şimdi taçlanıyorlar ve hurma dallarını alıyorlar.
46*Ben de meleğe sordum: -Onların başlarına taç ve ellerine hurma dallarını veren genç kimdir? O da beni şöyle yanıtladı: -O, Tanrı’nın oğludur ki O’nu dünyada açıkça söylediler. Ben de Rab’bin adı için yiğitçe çekişenleri övmeye başladım.
47*O zaman melek bana: -Git Rabbi ne şekil ve ne denli apaçık gör­düğünü halkıma bildir, dedi.

    Üçüncü Bâb
1*Ben kentin yıkılışından sonra otuzuncu yılda Babil’deydim. Döşeğimde yatarken kalbim sıkıştı ve yüreğim düşünceliydi
2*Çünkü Sion’un yıkılışını ve Babil’den olanların toplumunu gördüm.
3*Ruhum çok kederlendi. Şaşkın sözlerle ‘Yüce’ye söylemeye başlayıp dedim ki:
4*-Ya Rab yüce Allah! Sen önceden salt içinde hazırladığın sözünle yerin temellerini ve içinde olan halkı hazırladın.
5*Ellerinin işi olan Adem’e cansız beden verdin ve içine yaşam ruhunu üfledin de önünde canlı oldu.
6*Sonra onu daha o yeryüzüne atılmadan önce, sağ elinle yaptığın Cennet içine götürdün.
7*Ona yollarını sevmesini buyurdun. Ama o, ona karşı geldi! Bu yüzden ona ve tüm soyuna ölümü gönderdin. Sonra milletler, uluslar ve soylar sayısızca doğdular. 
8*Her millet kendi bildiğine göre yürüyordu. Önünde yaramaz şeyler yaptılar ve buyruklarını küçümsediler.
9*Bundan sonra sen bu yüzden işleriyle yaşa­yanlar üzerine tufanı zamanında getirdin ve onları yok ettin.
10*Adem’e ölüm geldiği gibi onların her birisine tufandan ölüm geldi.
11*Ama birini esirgedin; Nuh’u! Onu kendi ailesiyle ki tüm doğrular ondan çıktılar.
12*Yeryüzünde yaşayanlar çoğalmaya ve birçok çocuklarla milletler hem halklar oluştuğu zaman; yine öncekilerden daha çok kötülük yapmaya başladılar.
13*Onlar önünde günah ederken sen kendine içlerinden bir adamı seçtin ki onun adı İbrahim’di.
14*Onu sevdin ve işini bir tek ona bildirdin.
15*Onunla sonsuzluk antlaşması yaptın ve “soyunu sonsuza dek bırakmayacağım” dedin.
16*Ona İshak’ı, İshak’a Yakup’u ve Esav’ı verdin. Yakup’u kendine seçip Esav’ı ise reddettin! Yakup da çok çoğaldı.
17*Sen onun soyunu Mısır’dan çıkardıktan sonra Sina Dağı’na götürdün.
18*Göğü indirip yeri sarstın, dünyayı silkeleyip denizleri titrettin ve dünyaya sıkıntı verdin.
19*Senin görkemin dört kapıdan; ateşten, zelzeleden, rüzgârdan ve doludan geçti ki Yakup soyuna Tevrat’ı ve İsrail’in soyunu gözetecek buyruklarını veresin.
20*Ama onlarda olan kötü yüreği kaldırmadın ki Tevrat’ın onlarda ürün getirsin.
21*Çünkü ilk Adem kendi benliğinde kötülüğü taşıyıp buyruğa karşı geldi ve yenik düştü. Böylece onun soyundan gelenler de böyle oldu.
22*Kutsal Yasa’dan ötürü yaramazlık, bozgunculuğun kökünde bağlı kalıp; iyilik gitti, kötülük kaldı.
23*Böylece uzun zaman geçti ve yıllar birbirini kovaladı. Ta sen kendine Davut adında bir kul seçene dek. Ona, senin adına bir şehir yapmayı ve içinde tütsü ile kurbanlar sunmayı buyurdun. 
24*Bu şeyler yıllar yılı oldu. Ondan sonra şehirde yaşayanlar bir suç işlediler. Adem gibi ve onun soyunun yaptığı gibi, her şeyi yaptılar. Çünkü onların da yürekleri kötüydü.
25*Bunun için sen şehrini düşmanlarının eline verdin.
26*Babil halkı sanki onlardan daha mı iyidir ki, bu yüzden Sion’da egemenlik sürsünler?
27*Ben buraya bu otuzuncu yılda geldiğimde -birçok kötülükleri gördükten sonra- canım tüm bu asilikleri görünce yüreğim bayıldı. 
28*Çünkü onlar günaha devam ederken, sen onlara nasıl katlanabilirsin? Kötülük edenleri nasıl bağışlayabilirsin? Neden halkını yok edip düşmanlarını korursun ki bunu bana hiç bildirmedin?
29*Nasıl böyle birşey olabilir? Bir türlü ak­lım almıyor! Babil Sion’dan iyi midir, İsrail halkından başka bir halk seni bilir mi?
30*Veya hangi milletler senin tanıklığına Yakup gibi inandılar? Ama yine de onların ödülü ortaya dökülmedi ve onların emeği bir ürün getirmedi!
31*Buyruk bilmeyen birçok milletleri gezdiğimde onların çoğalmakta olduklarını gördüm.
32*Bu yüzden bizim kötülüklerimizi ve dünya milletlerinin kötülüklerini ölç ve tart ki senin adın başka yerde bulunmaz; ama kesinkes İsrail de.
33*Ya ne zaman oldu ki yerde yaşayanlar önünde suç yapmamış olsunlar? Veya hangi millet buyruklarını böyle gözetmiştir?
34*Araştır! Bunları adlı adınca bulursun ki buyruklarını gözettiler; diğer milletler ise gözetmediler.

    Dördüncü Bâb
1*O zaman adı Uriyal olan, gönderilmiş melek beni şöyle yanıtladı:
2*-Canın bu dünyada bayıldı ki sen ‘Yüce’­nin yollarını anladım diyorsun.
3*Ben de: -Evet efendim, dedim. Ve o bana yanıt verip dedi ki: -Ben sana üç şey göstermeye ve üç benzetme sormaya geldim.
4*Eğer sen onlardan birini bana açıklayabilirsen; ben de sana görmek istediğin yolu göstereyim ve kötü yüreğin neden geldiğini bildireyim.
5*O zaman ben de: -Sor efendim! dedim. O da bana dedi ki: - Hadi bana ateşi tart, rüzgârı ölç ve geçmiş günü geri getir.
6*Ben de yanıtlayıp: -Kadından doğan insanların soyunda kim var ki istediğin bu şeyleri yapabilsin? Dedim.
7*O da bana dedi ki: -Eğer ben sana sorup deseydim ki denizin içinde kaç mekân, ya derinliğin başında kaç damar, ya göğün kaç çeşmeleri var; veya  Cennet’in sınırları hangileridir?
8*Belki bana dedin ki; ben dipsiz derinliklere ve Cehennem’e inmedim ve hiç  göğe de çıkmadım.
9*Ama şimdi ben sana başka bir şey sormadım. Nasıl ki ateşe, rüzgâra ve geçirdiğin günlere kayıtsız kalmadıysan; onlar için de bir yanıt veremezsin! 
10*Hem de: -Sen kendinin ve seninle biten şeylerini bilmeye gücün yetmez, diye de yanıt verdi. 
11*Öyleyse senin bedenin ‘Yüce’yi nasıl kavrayabilir ve bütün dünya kötülükle doluyken salt benim bildiğim kötülüğü nasıl anlayabilir?
12*Ben de ona dedim ki: -Öyleyse; bize ölmektense ölmemek, canlı olup da yaramazlıkta dirilmek, sabredip ‘neden ve niçin’i bilmemek daha iyi idi.
13*O da bana yanıt verip dedi ki: -Bir kez bozkırlara bir ormana gittim.
14*Ağaçlar kendi aralarında konuşup dediler ki: Gelin gidelim, denizlerle cenk edelim de bize yer versinler ve kendimize başka ormanlar yapalım.
15*Deniz dalgaları da birbirleriyle konuşup şöyle dediler: Gelin gidelim de bozkırların ormanlarıyla cenk edelim ve orada kendimize başka yer hazırlayalım.
16*Ama ormanın düşüncesi geçersiz oldu. Çünkü ateş gelip onu yaktı.
17*Denizlerin dalgalarının düşüncesi de yanlış oldu. Çünkü kum kalkıp ona engel oldu.
18*Bu durumda sen yargıç olsaydın; önce hangisini zan altından kurtarır ve hangisini cezalandırırdın?
19*Ben de şöyle yanıtladım: İncelendiğinde ikisinin de düşüncesinin yanlış olduğu görülüyor. Çünkü ormanlara toprak ve denizlere de kendi dalgaları için yer verilmiştir, dedim.
20*O da bana yanıt verip dedi ki: -İyi karar verdin; ya kendini niçin böyle  yargılamadın? 
21*Nasıl ki yer ormanlar için ve denizler de kendi dalgaları için belirlenmişse; böylece dünyevilerin yalnız dünya üstündeki şeylerive semâ?vîler semâ?nı? yüksekli?inde olan şeyleri a?lamağa kâdirlerdir
ve göktekilerin de göğün yüksekliğinde olan şeyleri anlamaya gücü yeter.
22*Ondan sonra ben yanıtlayıp dedim ki: -Bana iyilik et efendim ki, bana anlamak için akıl verilsin.
23*Çünkü yüce şeyleri sormak istememiştim. Ama aramızda her gün geçen şeyler yüzünden, İsrail milletler arasında utanç içindedir ve sevdiğin halk yaramaz milletlerin ege­menliği altına verildi. Hem atalarımızın Tevratı niçin kayboldu? Yazılı kesin buyruklar da hiçbir yerde bulunmuyor?
24*Neden bu dünyadan çekirgeler gibi göçüyoruz ve yaşantımız korkuyla doludur? Halbuki biz esirgenmeye layık olmuştuk.
25*Ama bizde ‘anılan adın’ ne olacak? İşte bu şeyleri sordum.
26*O da bana cevap verip dedi ki: Ne denli çok şey soruyorsan o denli şaşkınlıkla dolar­sın! Çünkü dünya çok çabuk geçiyor.
27*Ve gelecek zamanda doğrulara söz verilen şeyleri getirmeye eğilimi yoktur. Çünkü bu dünya yaramazlık ve çaresizlik ile doludur.
28*Son olarak bana sorduğun şeyler için sana anlatacağım. Kötülük ekilmiştir; ama onun hasatı daha gelmedi.
29*Böylece eğer ekilmiş şey çıkmazsa ve çekişmeler kendi ekildiği yerden gitmezse; onun ekildiği yerde hayır bitmez.
30*Çünkü Adem’in yüreğine yaramaz tohumun filizi ta başlangıçtan bırakıldı ve ne denli çok kötülük bitirdi! Hem hasat gelinceye dek daha ne kadar bitmesi gerekiyor?
31*Kötü tohumun filizi ne denli yaramaz yemiş bitirdi; bunu bir düşün!? 
32*Sayısızca başaklar biçildiği zaman ne denli büyük harman edeceklerdir. 
33*O zaman ben yanıtlayıp dedim ki: -Bu şeyler ne zaman ve nasıl olacak? Bizim yaşlarımız neden az ve derlidir? 
34*O da beni şöyle yanıtladı: -Çabucak yüce Rab’be üst olmaya davranma. Çünkü O’na üst olmaya boş yere çalışıyorsun. Zira sen çok haddini aşıyorsun!  
35*Doğru canlar kendi ölçülerine göre bu şeyleri sorup demediler mi ki nasıl biz ümitvar olalım ve emeğimizin hasadının ürünü ne zaman olur.
36*Ve Yermiyal adındaki meleklerin başkanı buna şöyle yanıt verdi: -Aranızdaki soyun sayısı bittiği zaman.
37*Çünkü ‘O’ devirleri teraziyle tarttı ve zamanları ölçüyle ölçtü. Onları hesapla saydı ve söylenilen ölçü tamamlanmayınca, hiç bir şeyi kımıldatmayıp kaldırmaz.
38*O zaman ben yanıtlayıp dedim ki: -Ey efendi sultanım! Biz de tümümüz  kötülükle doluyuz.
39*Belki doğruların hasadı bizim için ve yeryüzünde yaşayanların günahları için tamamlanmamıştır.
40*O da bana dedi ki: -Git! Bir gebe kadına sor bakalım; kendisinin dokuz ayı tamamlandıktan sonra, onun ana rahmi kendinde çocuğunu tutabilir mi?
41*Ben de: -Tutamaz efendim, dedim. O da bana dedi  ki: -Canların ölçüsü ölümde ana rahmi gibidir.
42*Nasıl ki doğuran bir kadın doğurmanın zorunluluğundan kurtulmak isterse; öyle de o yerler kendilerinde olan emanetleri geri vermeyi isterler.
43*Sana görmek istediğin başlangıçtan gösterilsin.
44*Ben de yanıtlayarak dedim ki: -Eğer yanında esirgendimse ve anlayışım varsa bana göster: Gelecek şeyler geçmiştekilerden daha çok mudur? Yoksa geçen şeyler geleceklerden mi daha çok?
45*Ben geçmiş şeyi biliyorum; ama ‘ne’ olacağını bilemem.
46*O da bana dedi ki: -Sağda dur da ben sana bu soruyu bir örnekle açıklayayım.
47*O zaman ben durdum ve gördüm ki önümden yanan bir fırın geçti.
48*Alev geçtikten sonra baktığımda işte duman kaldı.
49*Ondan sonra yanımdan suyla dolu bir bulut geçti ve yağmur sağanak gibi dökülüyordu. Yağmurun şiddeti geçtikten sonra, ondan geriye küçük damlalar  kaldı.
50*Ve o bana dedi ki: -Kendince bir düşün! Nasıl yağmur damlalardan, ateş de dumandan daha büyükse; böylece geçenler de   büyüktür. Şimdi geriye damlalar ve duman kaldı.
51*O zaman ben dua edip dedim ki: -Benim o zamana dek yaşayacağımı sanıyor musun ve o gün ne olacak?
52*O da bana şöyle yanıt verdi: -Ben sana sorduğun şeylerden bir şey söyleyebilirim; ama ben senin yaşamının ne olacağı için bir şey söylemeye gönderilmedim ve bu konuda da bir şey bilmem.

    Beşinci Bâb
1*Eğer şimdi işaretleri sorarsan; öyle günler gelecektir ki yeryüzü insanlarla dolacak ve ‘Hak yol’ gizlenecektir. Hem ülke imandan kısır olacaktır.
2*Şimdi gördüğünden daha çok ve hiç işitmediğin zulüm çoğalacaktır.
*Öyle zamanlar olacaktır ki şimdi egemenlik sürdüğünü gördüğün vilayeti bir an içinde
yıkılmış göreceksin.
4*Eğer şimdi yüce Allah sana yaşam verirse; üçünsü “Sur”dan sonra güneşin ansızın gecede ve ayın günde üç kere parladığını göreceksin.
5*Ağaçtan kan damlayacak; taş da kendi sesini versin ve halk acı çeksin. 
6*Yeryüzünde yaşayanlardan ummadığımız kişiler egemen olacaklar ve kuşlar eriyecekler.
7*Lut Gölü de balıkları dışarıya bırakacak. Gece öyle bir ses olacak ki onu çok az kişi bilecek; ama sesi herkes duyacaktır. 
8*Yeryüzü birçok yerde dümdüz, alt üst olacak. Ateş sık sık atılsın da yabanıl hayvanlar kaçışsınlar ve adetli kadınlar acayip şeyler doğursunlar.
9*Tatlı sularda tuzlu sular bulunacak, tüm dostlar birbirleriyle savaşacak, o zaman akıl dahi gizlenecek, anlayış ayrılıp kendi ölçüsünde saklanacak.
10*Ve birçoklarından aranacak; ama bulunmayacak! Hem zulümle aşırılık yeryüzünde çoğalacaktır.
11*Bir kent yakın bir kente şöyle soracak: ‘Hak ve adalet eden kişi ortanda geçmedi mi?’ O da: -Yok! diyecek. 
12*O zaman olacak ki, insanlar umacaklar; ama erişemeyecekler! Emek verecekler; ama ereğine ulaşamayacaklar.
13*Bu işaretleri sana söylemeye bana izin vardır. Ama eğer sen, şimdi yaptığın gibi yalvarıp ağlarsan ve yedi gün oruç tutarsan bir kez daha bundan büyük şeyler duyacaksın.
14*O zaman uyandım, bedenim çok ürperdi ve canım o derece sıkıldı ki bayıldı.
15*Ama benimle konuşan melek beni tutarak güçlendirdi ve beni ayağa kaldırdı.
16*İkinci gece olduğunda halkımın Şealtiel adındaki beyi bana gelerek: -Neredeydin, yüzün niçin yaslıdır?
17*İsrail’in kendi tutsaklığından, vilayetinde sana devredildiğini bilmiyor musun?
18*Şimdi kalk ve ekmek ye de çoban kendi sürüsünü yırtıcı kurtların eline bıraktığı gibi bizi bırakma.
19*Ben de ona dedim ki: -Benden uzaklaş ve bana yanaşma! O da dediğimi işittiği gibi benden ayrıldı.
20*Ben yedi gün oruç tuttum ve melek Uriyal’ın bana buyurduğu gibi bangır bangır ağladım.
21*Yedi gün geçtikten sonra, yüreğimin düşünceleri beni yine kederlendirdi.
22*Ondan sonra yine canım yerine ve aklım başıma geldi. Sonra tekrar ‘Yüce’nin önünde söylemeye başladım.
23*Ve dedim ki: -Ey yüce Rab-Allah! Yeryüzünün tüm ormanlarının ve ağaçlarının arasından yalnızca asmayı seçtin.
24*Dünyanın tüm yerlerinden yalnızca bir çukuru seçtin. Tüm dünyanın çiçeklerinden zambağı seçtin. Denizlerin tüm engin sularından yalnız bir ırmağı doldurdun ve tüm yapılan şehirlerinden yalnızca Sion’u kutsadın.
25*Tüm yaratılmış kuşlar içinden yalnızca güvercini andın. Tüm yaratılan hayvanlar içinden kendine bir koyunu aldın.
26*Tüm çoğalan milletlerden bir halkı ayır­dın ve tümüne yabancı ‘Kutsal Yasa’nı bu beğendiğini halkına verdin.
27*Ve şimdi ya Rabbi! Niçin bu biri çoklara verdin ve öbür köklerden daha çok kökler niçin dedin? Hem senin biriciğini çoklar arasına niçin dağıttın?
28*Senin sözlerine karşı koyanlar ve antlaşmalarına inanmayanlar onu çiğnediler.
29*Çünkü halkından nefret ettin; senin ellerinden terbiye olmalıydılar. 
30*Bu şeyleri der demez, geçen gece gelen melek bana gönderildi.
31*Ve bana dedi ki: -Beni dinle de sana öğ­reteyim, beni işit ki sana daha çok şeyler açıklayayım.
32*Ben de söyle efendim dedim. O da bana dedi ki: -Sen İsrail için aklını yitiriyorsun! Sen onu ‘Yaradan’dan daha mı çok seversin? 
33*Ben de ona: -Hayır efendim! dedim. Ama sonuçta, kederimden böyle söyledim.
34*Çünkü ben ‘Yüce’nin yollarını öğrenmek ve yargısının bir kısmını bilmek isterken, anladım ki bana her saat acı veriyorlar.
35*O da bana: -Bilemezsin! dedi. Ben de: -Niçin efendim? dedim. Neden doğdum ve ana rahmi bana neden mezar olmadı ki; Yakup’un kederini ve İsrail soyunun sıkıntısını görmemiş olsaydım?
36*O da bana dedi ki: -Henüz olmamış olan şeyleri say, bana  dağılmış damlacıkları topla ve bana kurumuş çiçekleri yeşil et.
37*Bana kapalı inleri aç ve kapanmış rüzgârları dışarı çıkar! Bana sesinin şeklini göster ki o zaman ben de sana görmek istediğin kaygıların nedenini göstereyim.
38*Ben de Ona dedim ki: -Efendi sultanım! Bu şeyleri kim bilebilir? Eğer bilen birisi varsa onun insanlar arasında yeri de yok!
39*Ama ben akılsızım! Senin bana sorduğun şeyleri nasıl söyleyebilirim?
40*O da bana dedi ki: -Nasıl söylediğin bu şeylerden birini yapamazsan; böylece yargımı ve son zamanda halkıma bildirdiğim dostluğumu bulamazsın.
41*Ben de dedim ki: -Ama; işte efendim! Sen son zamanda olacaklara yakınsın. Bizden önce olanlar veya bizden sonra olacaklar ne olacaklar?
42*O da bana dedi ki: -Ben yargımı bir daireye benzetiyorum. Nasıl ki ardında gecikmesi yoksa; böylece önünde de hızı yoktur!
43*Ben de şöyle yanıtladım: -Senin önceden olanları, şimdi olanları ve olacak olanları yapmaya gücün yetmiyor muydu ki, bir an önce yargını gösteresin?
44*O da bana dedi ki: -Yaratık ‘Yaradan’ın önüne geçemez ve   dünya yaratılacakları birden götüremez.
45*Ve ben dedim: -Kuluna dediğin gibi; sen­den yaratılan tüm yaratıklara yaşam verdin. Yine de dünya yaratıkları taşıdı. Böyle de hazır olanları birden götürebilirdi.
46*O da bana dedi ki: -Ananın rahmine sor ve ona de ki: Mademki doğurabiliyorsun; neden vakit vakit doğuruyorsun? Gel ondan dile ki sana onunu birden versin.
47*Ben de ona yapamaz; ama zamanında doğurmak gerekiyor, dedim.
48*O da bana dedi ki: -Ben de yeryüzünde ekilmişlere ‘Toprak Ana’yı verdim ki belli an ve zamanlarda doğsunlar.
49*Nasıl bir çocuk erginlerin işlerini doğuramazsa; ben de bunun gibi yarattığım dünyayı düzdüm.
50*Ondan sonra ben şöyle sordum: -Bana önünde konuşmak için yol açtın. Annemiz ki bana gençtir demiştin; artık gittikçe yaşlanıyor.
51*O da beni şöyle yanıtladı: -Doğurana sor da o seni yanıtlasın.
52*Ona de ki: -Senin doğurdukların neden senden önce olanlara benziyorlar? Ama boyları küçücüktür.
53*O da seni şöyle yanıtlayacaktır: -Bazıları tam gençlikte doğdular ve bazıları da yaşlılık zamanında ana rahmi zayıfken doğdular.
54*Sen de iyice düşün ki siz de sizden önce olanlardan küçük boylusunuz.
55*Sizden sonra olacaklar sizden küçük boylu olurlar. Şu yaratıklar gibi ki yaşlanıyorlar ve gençliğinin gücünü geçirmişlerdir.
56*Ben de ona dedim ki: -Ey beyim! Eğer ya­nında hoşnut olduysam; yaratıklarını kiminle ziyaret edeceğini kuluna söyle.

    Altıncı Bâb
1*O da bana dedi ki: -Yerin başlangıcından, dünyanın sınırları kurulmazdan, büyük rüzgârlar esmezden;
2*Gök gürültüleri gürlemezden, şimşeklerin yıldırımları parlamazdan, cennetin temelleri pekiştirilmezden;
3*Nazik çiçekler görünmezden, hareket eden güçler sağlam olmazdan, meleklerin sayısız ordusu toplanmazdan;
4*Ve havanın yücelikleri yükseltilmeden, göklerin ölçülerine ad konulmazdan, Sion’da fırınlar yakılmazdan önce;
5*Şimdiki yıllar belirtilmezden ve şimdi günah edenlerin düşünceleri benden ayrılmazdan hem iman hazinesine düzenler yazılmazdan önce;
6*Ben aklıma bu şeyleri getirdim. Salt ‘Ben’den yapıldılar, bir başka kimseden yapılmadılar! Onların sonu da benim için olsun, başka kimse için olmasın.
7*Ben de şöyle yanıtladım: -Zamanın bitmesi ne vakit olacak? Öncekinin sonu ve sonrakinin başı ne zaman olur?
8*O da bana dedi ki: -İbrahim’den, İshak’a dek Yakup ve Esav bundan sonra doğmuşken; Yakup’un eli önce Esav’ın ökçesini tutuyordu.
9*Çünkü Esav bu dünyanın sonu, Yakup ise gelecek dünyanın başlangıcıdır.
10*İnsanın eli kolun ve topuğun ortasındadır. Ey Azra; artık sorma.
11*Ben de şöyle yanıtladım: -Ey efendi beyim! Eğer yanında hoşnut olduysam, kuluna cömert ol ve şu işaretlerin sonunu da göster.
12*O da bana şöyle yanıt verdi: -Ayağa kalk ve gür bir ses dinle.
13*Sen bir deprem gibi duyacaksın; ama yine de durduğun yer kımıldamayacaktır.
14*Bu yüzden o söylediği zaman korkma. Çünkü bu sözler son zaman için olsun ve yerin temeli anlasın.
15*Çünkü o bu şeyler söylenince titrer ve kımıldar. Çünkü sonunda her şeyin değişeceğini biliyor.
16*Ben de bu sözleri işitir işitmez hemen ayağa kalktım ve dinledim: İşte söyleyen bir ses ki onun sesi çok suların sesi gibiydi.
17*Ve şöyle diyordu: -İşte günler geliyor ki ben yaklaştığım zaman yerde yaşayanları ziyaret edeyim.
18*Ben, kendi zulümleriyle başkalarına kötülük edenleri soruşturduğum zaman ve Sion’un aşağılanması tamamlandıktan sonra;
19*Geçmeye başlayan bu dünya gene bana nişanlandığı an, ben de bu işaretleri yapacağım.
20*Göğün önünde kitaplar açılsın ki onları herkes görsün.
21*Bir yıllık bebekler kendi sesiyle söyleyecek. Hamile kadınlar daha zamanı dolmadan üç, dört aylıkken çocuk doğuracaklar ve bunlar yaşayarak canlanacaklar.
22*O zaman ansızın, ekilmiş alanlar ekilmemiş görünecekler ve dolu ambarlar bir içinde boş bulunacaklar.
23*‘Sur’ çalınsın ve herkes onu işittiği gibi şaşırsın!
24*Ve zaman gelecek ki dostlar kendi dostlarına düşmanlara davranır gibi davranacaklar. Dünya bu şeyler için korkacak ve pınarların damarları duracak; üç saate dek akmayacak.
25*Ama her kim bu önce söylediğim şeylerden kurtulursa, kurtuluş bulacak. Kurtuluşumu ve dünyanın sonunu görecek.
26*Belki o devşirilmiş insanlar da ki, doğalıdan beri ölümü tatmadılar. O kurtuluşu görecekler ve dünyada yaşayanların yüreği değişip başka akılda olacak.
27*Çünkü şer yok olacak ve hile söndürülecektir.
28*Ama iman çiçeklenecek ve kötülük alt edilecektir. Adalet de bunca zaman meyvesiz olduktan sonra ortaya çıkacaktır. 
29*Bu kez o bana söylerken; işte ben önünde durduğum kimseye yavaş yavaş bakardım.
30*O bana bu şeyleri dedi: -Ben sana gelecek gecenin zamanını göstermeye geldim.
31*Eğer sen yine dua edip yedi gün oruç tutarsan; ben sana bir kez bundan daha büyük şeyler bildireceğim ki ben işittiğim günde olmuş olacaklardır.
32*Çünkü senin ‘uzun sözlerin’ yüce’Rab’bin katında onaylandı. O güçlü Allah, senin ‘dik duruşunu’ gördü ve gençliğinden beri koruduğun namusuna baktı.
33*Bu yüzden beni gönderdi ki sana bu türlü şeyleri söyleleyim. Sana; Tanrı’ya güven ve korkma diyorum.
34*Geçen zamanlar ile boş şeyleri düşü­ne­yim deme ki; deyip de son zamanlardan habersiz olmayasın.
35*Bundan sonra bana söylenen üç haftaları tamamlamak için yedi gün oruç tuttum ve yine ağladım.
36*Sekizinci gece yüreğim yine sıkıldı ve yüce Rab’bin önünde söylemeğe başladım.
37*Çünkü ruhum çok alevleniyor ve canım sıkılıyordu.
38*Ve ben dedim ki: -Ya Rabbi! Yaradılışın başlangıcında ilk günde söyleyip dedin ki: ‘Yer ve gök olsun!’ ve senin sözünle iş bitti.
39*O zaman ruh işliyordu. Karanlık bile çevreye usulca dağıldı ve  henüz daha insanın sesi senden oluşmamıştı.
40*Ondan sonra hazinelerinden aydınlık ışık çıkmasını ve işlerinin onunla görünmesini buyurdun.
41*İkinci günde yeryüzünün havasını yarattın. Ona suların arasından ayrılıp bölümesini; yani bir bölüğünün yukarıda  ve bir bölüğünün de aşağıda kalmasını, isteedin.
42*Üçüncü günde sulara dünyanın yedinci bölüğünde toplanmalarını buyurdun ve diğer altı bölükleri de kurutup korudun ki onlardan şu yerler olsun: Onlar Allah’tan ekilmiş olup kulların nimetlensinler.
43*Çünkü sözün ağzından çıktığı gibi iş bitirdi.
44*Çok çeşitli meyveler, çeşit çeşit tatlar ve renkleri solmaz çiçeklerle nefis kokular çıktı. Tüm bu şeyler üçüncü günde yaratıldılar. 
45*Dördüncü günde senin buyruğunla güneşin parlaklığı ve onun  aydınlığıyla yıldızların düzeni oldu.
46*Onların yoktan yaratılmasını ve Adem’e hizmet etmesini buyurdun.
47*Ondan sonra beşinci günde, suların toplandığı yerde, yerin yedinci bölüğüne hayvanları; yani kuşlar ile balıkları çıkarsın, dedin ve böyle oldu.
48*Dilsiz ve cansız su yüce Allah’ın işaretiyle buyurduğu yaratıkları çıkardı. Bu nedenle milletler şaşkınlık veren işlerini anlatsınlar.
49*O zaman iki hayvan çıkardın. Onlardan birinin adını Behamot ve öbürünün adını Levyatan koydun. 
50*Onları birbirinden ayırdın. Çünkü yerin yedinci bölüğüne, suların toplandığı yere sığmıyorlardı.
51*Üçüncü günde kuruyan o bölüklerden birini Behamot’a verdin ki orada bin dağ olduğu yerde yaşasın.
52*Hazırladığın yedinci su bölüğünü de Levyetan’a verdin ki iste­diğin zaman istediğin kimseleri yutsun.
53*Altıncı günde yere çeşitli böcekleri, dört ayaklıları ve yabanıl hayvanları çıkarmasını buyurdun. 
54*Ondan sonra Adem’i yarattın. Onu tüm yaratıklarının üzerine egemen kıldın. Tüm insanlar ve senin seçkin milletin de ondan geldik.
55*Ya Rabbi! Ben bütün bu şeyleri önünde söyledim. Çünkü dünyayı bizim için yarattın.
56*Diyorsun ki: Adem’den gelen milletler hiç ile hiçtir ve tükürüğe benzerler! Hem onların mallarını kovadan düşen damlalara benzettin.
57*Yine de ya Rabbi! İşte bu hiç ile hiç sayılan milletler, bize boyun eğdirmeye ve bizi bitirmeye başladılar.
58*Biz senin halkın ki onlara ‘ilk çocuğumdur, biriciğimdir!’ Dedin ve onlara kıskanç­sın! ‘Neden’ onların ellerine verildik?
59*Çünkü dünya bizim için yaratılmıştır. Niçin dünya ile mirasımızı mülk edinmeyiz? Bu şeyler nereye dek sürecek?
 
    Yedinci Bâb
1*Ben bu sözleri bitirdikten sonra, geçen gecelerde gönderilen melek bana gönderildi.
2*Ve bana dedi ki: -Kalk ey Ezra!  Sana bu sözleri söylemeye geldim, dinle! 
3*Ben de ey ‘ilâhım, söyle! dedim. O da bana dedi ki: -Denizler derin ve büyük olsunlar diye geniş yerde yapıldı.
4*Varsayalım ki onun girişi dar bir yerde olsun. Yani ırmaklara benzesin.
5*Denizi keşfetmek ve ona egemen olmak için; kim önce körfezi geçmeden bir şekilde engine çıkabilir? 
6*Örneğin içi her çeşit mal mülkle dolu, bozkırda yapılmış bir şehir olsa;
7*Ve onun girişi dar bir uçurum kenarında olsa... Şöyle; sağında ateş ve solunda  derin su olsa...
8*İkisinin arasında; yani ateş ile suyun arasında yalnızca bir insanın ayağının tabanının sığacağı kadar bir yol olmuş olsa... 
9*O şehir bir adama mülk için verilse; önüne konulan tehlikeyi aşmadan önce o kenti nasıl mülk alabilir?
10*Ben de öyledir efendim, dedim. O da bana şöyle dedi: -İsrail’in payı da böyledir, dedi.
11*Çünkü ben dünyayı onlar için yarattım. Adem, benim kesin buyruklarıma karşı geldiği zaman; onlara olması gereken şeye karar verildi.
12*Dünyanın kapıları: Dar, sıkıntılı, acılı, kısır, aşağılanmış ve tehlikelerle dolu büyük baskılarla kuşanmış oldular.
13*Ama daha büyük dünyanın kapıları öyle geniş ve güvenlidir ki ölümsüzlük ürününü getirirler.
14*Böylece eğer yaşayanlar bu dar ve boş şeylerden girmezlerse; onlar için korunan iyi şeyleri alamazlar.
15*Öyleyse şimdi niçin acı çekiyorsun? Çünkü geçicisin ve niçin çabalıyorsun? Çünkü ölümlüsün.
16*Sen geleceğini niçin yüreğine koymadın da illa hazır olanı yüreğine koydun?
17*Ben de onu şöyle yanıtladım: -Ey efendi sultanım! Sen Tevrat’ında bu şeyleri doğruların miras alacağını ve kötülerin yok olacağını buyurdun.
18*Doğrular zor şeylerle bol şeyleri ümit edecekler. Çünkü kötülük yapanlar zorluk çekseler de huzur bulmayacaklar.
19*O da bana dedi ki: -Allah’tan üstün yargıç ve yüce Rab’den üstün bilge yoktur.
20*Çünkü yüce Allah’ın sunduğu ‘Kutsal Yasa’yı hor gördükleri için çoğu bu yaşamda yok olurlar.
21*Çünkü yüce Allah, dünyaya gelenlere, cezalandırılmamaları ve geldikleri zaman dirilmek için ne yapıp, neyi gözeteceklerini buyurdu.
22*Ama onlar dinlemediler ve O’na karşı sapıp kendilerine boş düşünceler düzdüler. 
23*Suç işleyiciler, hileciler olup gururlarından yüce Rab’be dediler ki ‘yoktur!’ ve O’nun yollarını kabul etmediler.
24*O’nun dinini küçümsediler, antlaşmalarını tanımadılar.  O’nun vaadlerine inançları yoktu ve  O’nun işlerini de tutmadılar.
25*Bu yüzden ey Ezra! boş şeyler boşlar için, dolu şeyler de dolu olanlar içindir.
26*İşte zaman gelecek ki sana önceden söylediğim işaretler ortaya çıkacak ve ‘Gelin’ görünecek; hem toprak içinde gözlerden gizli olan şeyler apaçık görülecek. 
27*Her kim biraz önce o dediğim belalardan kurtulursa, benim harikalarımı görecek.
28*Çünkü oğlum İsa, ona bağlı olanlarla ortaya çıkacak ve dörtyüz yıla dek kalanlar sevinecek.
29*Bu yıllardan sonra oğlum Mesih, tüm nefes alan insanlarla birlikte ölecek.
30*Eski sıkıntılardaki gibi, yedi güne dek önceki sessizliğe dönülecek; şöyle ki hiç kimse kalmayacak.
31*Ama o yedi gün geçtikten sonra da uyuyan dünya uyanacak ve kötü olan şey ölecek.
32*O zaman yer kendi içinde uyuyanları ve toprak o sessizlikte yaşayanları yine geri verecek ve mezarlar da kendilerine emanet konulan canları reddedecek. 
33*Yüce Rab da takdir tahtının üzerinde görünecek; belalar geçecek ve sabır tükenecek.
34*Yalnızca adalet kalacak, doğruluk ayakta duracak ve iman bir olacak.  
35*Yapılan işlerin mükâfatı sonra gösterilecek, adalet uyanık olacak ve  artık kötülük bulaşmayacak.
36*O zaman ben dedim ki: İbrahim Sodomlular için Musa çölde günah eden atalarımız için;
37*Ve ondan sonra Akan ve Samuel zamanında olanlar İsrail için;
38*Davut kırgın için, Süleyman ise Tapınağa gelecekler için;
39*İlyas yağmuru alanlar ve bir ölünün dirilmesi için;
40*Hizkiya Sanharib zamanında halk için ve birçok kişiler birçok kişiler için dua ettiler.
41*Eğer kötülük büyüdü, zulüm çoğaldıysa ve doğrular kötü­ler için dua ettilerse; neden şimdi bu şeyler olmasın?
42*O da bana şöyle yanıtladı: -Şimdiki dünya son değildir, içinde sıkça yücelik var. Bu yüzden onlar güçsüzler için dua ettiler.
43*‘Din Günü’ ise bu zamanın sonu ve gelecek ‘ölümsüzlük’ zamanının başlangıcı olacaktır. Onda kötülük kalmayacak.
44*Aşırılık dinecek, dine inançsızlık son bulacak; ama adalet büyüyecek ve doğruluk güneş gibi doğacak.
45*O zaman yok olanı kurtarmayı ve galibi yok etmeyi ‘kimse’ başaramaz. 
46*Ben de ona yanıt verip şöyle dedim: -İlk ve son dediğim budur! Eğer Adem’e yer verilmeseydi veya onu verdikten sonra onu günahtan beri tutsaydın daha iyi değil miydi?
47*Çünkü insanın kederle dirilmesi veya öldükten sonra azaba katlanması neye yarar?
48*Ey Adem! Ne yaptın? Suçlu olan yalnız sana bela gelmedi. Kesinlikle senden gelen bize de geldi.
49*Bize ölümsüzlük sözü verilmesi neye yarar? Çünkü ölümcül işler yaptık!
50*Sonsuzluk ümidi öncelikle verildi. Ama biz kötüyken gereksiz olduk.
51*Bize şifa ile iman mekânları kuruldu. Çünkü biz yaramazlık yaptık. 
52*Sabır ile dirilenleri korumak için, yüce Rab’nin görkemi alı­konuldu. Çünkü biz çok kötü yollara saptık.
53*Cennet gösterildi ki onun yemişi bozulmaz ve sonsuzdur. İçinde şifa ve emniyet var. Ama biz girmeyiz; ille de beğenilmeyen yerlerde oluruz
54*Ölçüsüz davranmayanların yüzü yıldızlardan daha çok parlasın. Çünkü yüzlerimiz geceden daha çok karanlıktır.
55*Biz diriyken, yaramazlık ettiğimiz zaman; ölümden sonra dert çekmeye başlayacağımızı hiç düşünmedik.
56*O da beni yanıtlayıp dedi ki: -Bu kavga sözleridir. Yerde doğan insan çekişecektir. Eğer yenilirse dediğin olsun; ama yenerse benim dediğim olsun. 
57*Çünkü bu yaşam şu yaşamdır ki Musa hayattayken, bu konuda halkına: ‘Kendine yaşamı seç ki yaşayasın!’ demişti
58*Ama onlar ona ve ondan sonra gelen peygamberlere ve bana da inanmadılar. Çünkü onlara söyledim.
59*Bu gaflet onları yok edecek; ama kendilerine kurtuluş verilenlere sevinç olacak.
60*Ben de şöyle yanıtladım: -Ey Efendi! Ben biliyorum ki yüce Rab’be ‘merhametli’ diyorlar. Çünkü ‘O’ dünyaya gelmeyenlere şevkatli ve O’nun dinine dönenlere merhametlidir.
61*Çünkü ‘O’ gazaba kolay gelmez ve suçlulara kendi yaratık­larına sabrettiği gibi sab­re­der.
62*Ve cömerttir! Çünkü gereksinimlerimize göre bağışlar.
63* Merhametlidir! Çünkü ‘O’ yaşayanlara, daha göçmemiş olanlara ve sonra gelecek olanlara
çok esirger.
64*Eğer merhametlerini çoğaltmamış olsaydı dünya ve üzerinde yaşayanlar dayanamazlardı.
65*Hem de bağışlar. Çünkü eğer yaramazlık edenleri yaramazlıklarından yanıltmak için kendi gönlünden bağışlamasaydı; insanın on bin bölüğünden bir bölüğü bile yaşama eremezdi.
66*O ‘Hakimdir!’ Eğer kendi sözüyle şifa bulanlara bağışla­masaydı ve bir çok isyanları yok etmeseydi;
67*Belki sayısızca insan topluluklarından az kimse kalırdı.

    Sekizinci Bâb
1*O da bana şöyle yanıt verdi: -Yüce Rab, bu dünyayı birçok kimseler için; ama gelecek dünyayı az kimseler için yarattı.
2*Ben sana bir örnek vereyim ey Ezra! Eğer yere yalvarsaydın şöyle derdi: Sana topraktan yapılan çok çömlek; ama altın tozundan yapılan az altın vereyim. Bu dünyanın hali de böyledir.
3*Çok kimseler yaratıldı; ama az kimseler kurtulacak.
4*Ben de şöyle yanıt verdim: -Ey canım! Çünkü durum böyledir. Akılı yut ve anlayışı akıl et.
5*Çünkü sen dinlemek için gelmiştin ve pey­gamberlik etmek istiyordun. Ama sana yaşaman için çok zaman tanınmadı.
6*-Ya Rabbi! Dualarımızı sana armağan ediyoruz. Eğer sen kuluna izin, yüreğimize tohum vermez ve aklımızı iyi yapmazsan ki, ondan ürün çıksın, insan yerini tutan her kötü kişi neden dirilsin?
7*Çünkü kendi söylediğin gibi yalnız sen varsın ve biz ellerinin bir işiyiz. Biz senin ellerinin işiyiz.
8*Beden ana rahminde düzüldüğü zaman sen ona organlar verirsin. Senin yaratığın ateş ve suda gibi saklıdır. Hem senin işin ana rahminde yaratılmış yaratığı dokuz ay taşıyor.
9*Korunan ve saklanan şey ikisi de korunur. Ana rahmi de saklandıktan sonra, yine zaman zaman içinden biteni verir.
10*Çünkü sen buyurdun ki kendi organla­rından; yani memelerden memelerin meyvesine süt götürülsün. Ta ki o düzülmüş şey bir zamana dek beslensin. Ondan sonra onu kendi esirgemene bırakasın.
11*Onu kendi adaletinle terbiyeleyip, dininde eğittikten ve yüceliğinle düzelttikten sonra; 
12*Tüm yaratıkların gibi öldürür ve işin gibi diriltirsin.
13*Şimdi sen bu denli güçlükle yapılmış kişiyi bozuyorsun. Oysa yapılmış şey korunsun diye buyurmak daha kolay olurdu.
14*Şimdi ya Rabbi! Daha söyleyeyim. Tüm insanlar için sen ne yapacağını çok iyi biliyorsun.
15*Ama senin halkına, ona acıyorum ve senin mirasın ki ona ıstırap duyuyorum. İsrail için üzülüyor ve Yakup’un işlerinden ötürü yas çekiyorum.
16*Ben sana kendim ve onlar için dua etmeye başlayayım. Çünkü biz ki yerde yaşıyoruz, suçlarımızı biliyoruz.
17*Hem gelecek yargıcın çabuk geleceğini duydum.
18*Bu yüzden sesimi dinle ve sözümü anla da senin önünde söyleyeyim.
19*Ezra’nın yukarı alınmadan önce sözünün başlangıcı:
20*Ben dedim ki: -Ey sonsuza dek duran yüce Rab! Senin gözlerin yüce yerler ve hava üzerine kaldırılır. Tahtın kestirilemez ve yüceliğin erişilmezdir ki çevrende meleklerin ordusu titreyerek durur.
21*Onların bekçiliği rüzgâr ve ateş ile dönüyor. Sözün gerçek ve kelâmın sonsuzdur. Buyruğun güçlü ve tasarıların görkemlidir.
22*Bakışın engin suları kurutur, öfken dağları eritir ve doğruluğun tanıklık eder.
23*Kulunun duasını kabul et ve yaratıklarının yakarışına kulağını eğ!
24*Mademki yaşıyorum söylerim ve aklım oluncaya dek konuşurum.
25*Milletinin suçlarına bakma; ama sana gerçekten tapınanlara bak!
26*Halkının, putperestlerin yaramaz adetlerine uyup yaptıklarını önemseme ama senin tanıklıklarını acılarla koruyanları önemse.
27*Önünde inançsız yaşayanları düşünme; ama dileğine göre senden korkmayı öğrenmişleri an.
 (28*)Yabanıl hayvanların ahlakında olanları yok etmek isteme. Ama dinini onurla öğretenlere bak.
29[28]*Hayvanlardan daha kötü olanlara öfkelenme! Ama daime adaletine ve kudretine inanmış olanları sev.
30[29]*Çünkü biz babalarımızdan sonra böyle sıkıntılarla çaresizis. Ama sana, biz günahkârlar nedeniyle ‘Merhametli’ deniliyor.
31[30 ]*Çünkü eğer iyi işlerimiz olmasa bile, bize acımak istediğinde; sana ‘esirgeyimizsin’ diyoruz.
 [31]*Doğrular ki onların çok birçok iyi işleri var. Kendi işleri için kazançlarını alsınlar.
32*İnsan nedir ki ona öfkelenesin; ya da geçici soy nedir ki onunla bu denli güçlü uğraşasın?!
33*Çünkü gerçekten -doğmuş olan insanlardan- hiç kimse yoktur ki günah etmemiş olsun ve senin adına doğru söyleyen hiç kimse yoktur ki ben hata etmedim desin.
34*Ama ya Rabbi! İyi işleriyle ürün getir­meyenlere acıdığın zaman; senin adaletin ve bağışlaman bununla ünlenir. 
35*O da bana yanıt verip dedi ki: -Bazı şeyleri iyi söyledin ve nasıl dediysen öyle olsun.
36*Çünkü ölümden, beladan ve yok edilmeden önce suçlu olanların işlerinin hesabını istemem.
36*Ama doğruların işlerinden sevineyim; dolaşmayı, kurtarmayı ve mükâfatın namzedini anayım.
 [37]*Böyle; nasıl dediysem öy­ledir.
38*Çünkü nasıl ki çiftçi birçok tohum tanelerini yere eker ve birçok fidanlar dikerse -ama tüm fidanlar kendi mevsimine dek dayanmazlar ve tüm dikilenler kök bağlamazlar- böylece dünyaya ekilenlerin hepsi kurtulmazlar.
39*Ben de şöyle yanıtladım: -Eğer gözünde lütuf bulduysam bırak konuşayım.
40*Nasıl ki çiftçinin tohumları doğmadan kaybolur, zamanında yağmur almaz veya çok yağmurdan bozulursa;
41*Böylece ellerinle yoktan yaratılan ve sana benzedikleri için ‘benzerin’ diye adlandırılan insan kaybolur. Halbuki?her şeyi onun için yaratmıştın. Çünkü onu çiftçinin tohumu ile bir tuttun. 
 [42]*Bize öfkelenme! Ama halkına bağışla ve mirasına merhamet et. Çünkü sen yaratıklarına çok acıyansın. 
 [43]*O da bana yanıt verip dedi ki: -Hazır şeyler hazırlar için ve gelecek şeyler gelecekler içindir.
44*Çünkü sen benim yaratıklarımı, ‘Ben’den daha çok sevmekten uzaksın. Şimdi ben sana ve ona sıkça yaklaşayım; ama kötülere hiç yaklaşmam.
 [45]*Ama bununla da yüce Rab’bin önünde çok şaşkınlık yarattın ve gereği gibi alçak­gönüllü oldun.
 [46]*Kendini doğrular arasında çok sevgili tutmaya layık görmedin.
 [47]*Son zamanda dünyada ya­şayanlara birçok dertler ve belalar gelecektir. Çünkü büyük gururla olacaklardır.
 [48]*Ama sen kendin için akıllı ol ve kendi yaşıtlarının onuruyla yürü.
 [49]*Çünkü size cennet açılmış, hayat ağacı dikilmiş, ahiret hazırlanmış, bolluk içindeki şehir yapılmış; huzurlu, beğenilen çok güzel ve kusursuz bilgeliktir.
 [50]*Kötülüğün kökü kapanmış ki size uğramıyor. Hastalıkla güve sizden gizlenmiş ve ‘en adi terkedilme yeri’ne kaçmıştır.
 [51]*Tüm acılar bitmiş, sonunda ölümsüzlük hazinesi görünmüştür.
 [52]*Ama artık bana yok olanlar için soru sorma.
 [53]*Çünkü onlar özgürlükleriyle yüce Rab’bi küçümsediler, diniyle alay ettiler ve O’nun yollarını bıraktılar.
 [54]*Bundan başka O’nun erdemli adamlarını çiğnediler.
 [55]*Ve yüreklerinde dediler ki: ‘Allah yoktur!’ Öleceklerini bile bile böyle söylediler.
 [56]*Aynen nasıl ki anılan şeyler size olacaklarsa; böylece onlara da hazırlanmış susuzluk ve azap var! Çünkü yüce Allah’ın isteği insanın yok edilmesi değildi.
57*Onlar yaratık iken kendi yaratıcılarının adını kirlettiler ve onlara yaşamı hazırlayana şükretmediler.
 [58]*Öyleyse artık ‘yargım’ yaklaşıyor.
 [59]*Ben tüm bunları göstermedim; ama yalnız sana ve senin yaşıtlarından birazına gösterdim.
 [60]*Ben de yanıt verip dedim ki: -Evet ya Rabbi! Sen bana son zamanda olacak birçok işaretleri gösterdin. Ama ne zaman olurlar göstermedin?

     Dokuzuncu Bâb
1*O da bana şöyle yanıt verdi: -Zamanı anlayabildiğin kadar kendisinde ölç ve adı anılan işaretlerin bir kısmının geçtiğini gördüğün zaman;
2*Duyacaksın ki o zaman; yüce Rab’bin kendisinin yaptığı dünyayı ziyaret etmeye başladığı bir zamandır.
3*Ne zaman dünyada çok depremler ve insanların kargaşalıklarını gördüğünde;
4*O zaman anlayacaksın ki yüce Rab, bu şeyleri özellikle ta başlangıçtan senden önceki günlerden söylemiştir.
5*Çünkü nasıl ki dünyada olan her şeyin başı ve sonu varsa ve son görünüyorsa;
6*Böylece yüce Rab’bin zamanlarının işaretleri, güçlü eylemleriyle ilk görüntüleri ve eylemlerle işaretlerinin görünen sonu vardır.
7*Kendi işleri ve inancıyla her kim sakınıp kurtuluş bulursa;
8*Adı geçen sıkıntılardan kurtulsun. Benim yerimde ve sınırla­rımda kurtuluş görsün. Çünkü ben kendimi ta önceden kutsadım.
9*O zaman benim yollarımı kötü kullananlar dertle dolsunlar ve onları küçümseyerek bırakanlar azaba katlansınlar.
10*Çünkü onlar yaşarken nimetlerimi alıp beni bilmediler.
11*Bunlar ellerindeyken dinimden bıktılar; hem onlara tövbeye açık yer varken umursamadılar ve onu küçümsediler.
12*Ama onu ölümden sonra acı içinde duyacaklar.
13*Sen artık dikkat et! Kötülüklerin nasıl acı çekeceklerini sorma. Ama doğrular o kişilerdir ki dünya onların ve onlar içindir. Ne zaman ve nasıl kurtulacağını düşün.
14*Ben de yanıt verip dedim ki: -Artık söyledim, şimdi de söylüyor ve bundan sonra da söyleyeceğim budur: Yok olanlar kurtulanlardan o denli çoktur ki dalga dalgadan büyüktür.
15*O da beni şöyle yanıtladı: -Tarla ne şe­kilse tohumlar da o şekildir çiçekler ne çeşit ise renkler de o çeşittir.
16*Usta nasılsa işçiler de öyledir, çiftçi nasılsa tarladaki işçiler de öyledir. Çünkü evrenin zamanı “O” idi.
17*Ve eğer ben şimdi olanlara yaşamaları için dünyayı hazırladığım zaman; yapılmadan önce bana karşı kimse birşey söylememiştir.
18*Çünkü ta o zamandan beri, şimdiki gibi herkes bu hazır dünyada hiç tükenmez ürünlerle ve anlaşılmaz tabiatın tertibi altında yaratılmış olurdu. 
19*Ama onların etiği bozuldu. Ben de dünyaya baktım ve gördüm ki yetişen kaygılar için sıkıntılar var.
20*Bunu görüp ona çok bağışladım. Kendime salkımdan bir tane ve büyük bir milletin arasından bir fidan seçtim.
21*Şimdi boşuna doğmuş çoğunluk yok olsun ve benim tanem hem büyük emekle beslediğim fidanım korunsun.
22*Şimdi yedi günü de oruçsuz geçirirsen; çiçeklerle dolu bir yere git. Orda ev yapılmamış olsun. Ama o yerin çiçeklerinden ye. Et yeme, şarap içme; ancak çiçekleri ye!
23*Ve durmadan yüce Rab’be yalvar. Ben de geleyim, seninle  söyleşeyim.
24*Böylece ben, onun bana dediği gibi Ardat dedikleri yere vardım ve çiçekler arasında oturdum.
25*Ve yerin sebzelerinden yiyerek doydum.
26*Yedi gün sonra ben çayır üstünde yatıyorken yine eskisi gibi yüreğim sıkılmaya başladı.
27*Ağzımı açarak yüce Rab’bin önünde söylemeye başladım ve şöyle dedim:
28*-Ya Rabbi! Bize görünmek istediğinde, atalarımız Mısır’dan çıktıkları zaman onlara dolaşılmaz, çorak çölde göründün. 
29*Ve dedin ki:-Ey İsrail! Beni dinle ve sen ey Yakup’un soyu, sözümü susup dinle!
30*Çünkü işte ben dinimi sizde ekerim ki aranızda ürün getirsin de onunla sonsuza dek mutlu olasınız.
31*Ama atalarımız dini kabul edip gözet­me­diler ve buyruklarını korumadılar. Lakin dinin ürünü kaybolmadı. Çünkü senindi.
32*Onu kabul edenler ise yok oldular. Çünkü ekilmişi korumadılar.
33*Şimdi işte kural bu: Yer bir tohumu, deniz bir gemiyi, bir kap yiyeceği veya içeceği kabul ettiği zaman, eğer içine tohum ekilmiş şey bozulursa, ya da içine bir şey konulmuş nesne parçalanırsa;
34*Ekilmiş veya kabul olunmuş şey de yok olur. Şöyle ki kabul olunan şey artık elimizde değil. Ama bize böyle olmadı.
35*Gerçi biz dini kabul ettik ve yok olduk. Çünkü suçlu olduk ve onu kabul eden yüreğimiz de yok oldu. Ama din yok olmadı ve kesinlikle kendi potansiyelinde kaldı.
36*Bu kez ben kendi yüreğimde böyle söylerken, gözlerimle baktığım an sağ yanımda bir kadın gördüm.
37*Bu kadın yas çekiyor ve yüksek sesle ağlıyordu. Canı çok acı çekiyor, giysileri yırtık ve başında kül vardı.
38*Ben de kendi düşüncelerimi bırakarak ona döndüm ve ona: -Niçin ağlıyorsun, canın niçin acı çekiyor? Dedim. 
39*O da bana dedi ki:-Efendi! Bırak beni de kendime ağlayayım ve daha çok acı çekeyim. Çünkü çok canım acıyor ve çok dertliyim.
40*Ben de ona: -Başına ne bela geldiyse söyle, dedim.
41*O da bana dedi ki: -Ben cariyen; kısır bir kızdım ve otuz yıldır evliydim ama doğurmamıştım.
42*Otuz yılda gece gündüz; her saat ve her gün yüce Rab’be yalvardım.
43*Otuz yıldan sonra olacağı varmış ki yüce Allah ben cariyeni cariyeni kabul etti, benim derdime baktı ve belalarımıza gözünü çevirdi. Bana bir oğul verdi. Ben, kocam tüm hemşehrilerim çok sevindik ve ‘Her şeye gücü yeten yüce Allah’a çok şükrettik.
44*Onu büyük emeklerle yetiştirdim.
45*O büyüyüp ergen yaşa gelince ona düğün yaptım.

    Onuncu Bâb
1*Ama oğlum gerdeğe girdiği gibi düştü ve öldü!
2*O zaman hepimiz mumları söndürdük ve tüm şehirlilerim bana baş sağlığı dilemeğe geldiler. Ben de ta öbür günün akşamına dek hiç konuşmadım.
3*Herkes bana baş sağlığı diledikten sonra rahatlandım ve gece kalkıp kaçarak, gördüğün gibi bu yere geldim.
4*Artık şimdi şehire dönmemeye karar verdim. İlla burada yemeksiz içmeksiz kalayım, hiç durmayıp yas çekeyim ve burada ölünceye dek oruç tutayım.
5*Böylece söylediğim sözlerimi bırakıp, ona kızgınlıkla yanıt verdim ve dedim ki:
6*Ey tüm kadınlardan daha çok deli kadın! Bizim yasımızı ve bize olan bu şeyleri görmüyor musun?
7*Ki anamız Sion, her türlü acıyla üzgün, büyük kötülüklerle belalara uğramış ve yas içindedir.
8*Şimdi biz yas çekip üzgün ve bitkiniz. Ama sen bir oğul için kaygı mı çekiyorsun?
9*Gel yere sor da sana desin ki: ‘Üzerimde bu denli çok doğanların düşüşüne yas çekmem gerekiyor.’
10*Çünkü önceden herkes ondan doğmuş, diğerleri de sonra gelmiştir. İşte tümümüz yok olmaya gidiyoruz ve onların birçoğu da yok oldu.
11*Şimdi hanginizin daha çok yas çekmesi gerekiyor; ki böyle büyük bir çoğunluğu yitiren onun mu?
Yoksa sen mi ki bir tek şeye acıyorsun?
12*Ama bana dersen ki: ‘Benim ağlayışım, yerin ağlayışına benzemez. Çünkü ben rahmimin meyvesini yitirdim, onu güçlükle taşıdım ve sancıyla doğurdum.’
13*Ama dünyanın kuralına göre getirir ve varolan birçok halk daima, olduğu gibi O’na geri döner. 
14*Ben de sana diyorum ki, nasıl sen onu güçlükle doğurdunsa; böylece yer onu önceden yetiştiren insana kendi ürününü verir.
15*Şimdi yüreğindeki acıyı gizle ve sana olmuş olan şeylere iyice katlan.
16*Çünkü eğer yüce Allah’tan takdir edilmiş şeyleri adil bilirsen; O’nun tasarısını zamanında duyarsın ve bu yüzden övülmüş olursun.
17*Şimdi şehire var, kocana git!  
18*Ama o bana: -Gitmem ve şehire girmem! Ama burda ölürüm, dedi.
19*Ben de ona yine: -Yineleme! Ama sana iyi öğüt verene boyun eğ; dedim.
20*Çünkü kaç kez Sion’un başına gelmiştir? Kutsal Kudüs’ün acılarıyla avun.
21*İşte görüyorsun ki Tapınağımız yıkılmış, mezbahımız döküntü olmuş ve kutsal mekânımız bozulmuştur.
22*Müzik enstrümanlarımız çalmıyor, ezgilerimiz dindi, sevinçli günler geçti, şamdanımızın ışığı söndü ve cengimizin Tabutu (Ahit Sandığı) çalındı, hem kutsal şeylerimiz kirletildi.
23*Bizde anılan isim çabucak rezil oldu, oğullarımız utançlı oldular, imamlarımız yakıldılar, Levililerimiz sürgün edildi, kızlarımızın ırzına geçildi, kadınlarımız zorla alkonuldu, iyilerimiz yağmalandı, çocuklarımız kaybedildiler, gençlerimizi köle oldular ve yiğitlerimiz güçsüz kaldılar.
24*Ve hepsinden daha kötüsü, o Sion ki -önceden ‘nikâh bedeliyle alınmıştı- mührü bozulmuş ve onurunu yitirmiş oldu. Çünkü o da bize düşmanlık edenlerin ellerine verildi.
25*Şimdi sen büyük kederi bırak ve birsürü acılarını kendinden at ki, yine ‘Her şeye gücü yeten Allah’ seni bağışlasın ve yüce Rab sana öfkesinden rahat ve huzur versin.
26*Ben böyle söylerken, onun yüzüyle görüntüsü ansızın aydınlık ve suratı parlak oldu. O derecede ki ben ondan çok korktum!
27*Acaba bu nedir diye kendi kendime düşünürken? İşte o yüksek ve çok güçlü olan sesiyle bağırdı. O derece ki kadının ağzının sesinden yer titredi.
28*Ben baktığımda artık kadın ortalıkta görünmedi. Ama ortaya bir şehir çıktı. Onun yeri ve ne şekilde olduğu temellerindeen belli oluyordu.
29*Ben korkumdan çabucak çağırıp dedim ki:
30*Hani o bana gelen melek Uriyal ki beni bu durumdaki şaşkınlığıma getirdi; giysilerim beni yok etmeye ve duam da utanca döndü.
31*Ben bunu söylerken o da bana geldi ve benim ölü gibi yattığımı gördü. Aklım başımda yoktu! O zaman sağ eliyle tutup bana güç verdi ve beni ayağa kaldırdı. Bana: -Git! Aklın ve yüreğin hasta. Neden üzüldün ve niçin şaşkınsın? dedi.
32*Ben de dedim ki: -Çünkü beni bıraktın. Ben de dediğin gibi yapıp bozkırlara çıktım ve şimdi öyle şeyler gördüm ki, söylemeye gücüm yok.
33*O da bana: -Mert gibi dur da sana öğreteyim, dedi.
34*Ben de: -Efendim! Bana söyle ve beni bırakma ki sessiz olmayım, dedim.
35*Çünkü önceden bilmediğim şeyleri gördüm ve şimdi de bilmediklerimi işiteyim.
36*Yoksa aklım mı aldanıyor ve canım düş mü görüyor? Şimdi lütfedip kuluna açıkla. Bu rüyanın anlamı nedir?
37*O da bana yanıt verip dedi ki: - Şaşırma! Beni dinle de sana öğreteyim ve sana o korktuğun şeyler hakkında söyleyeyim. Çünkü yüce Rab sana çok gizemler gösterdi.
38*O senin ‘doğru yolunu’ gördü. Sen kendi halkın için dinlenmeksizin kaygı ve Sion için yas çekiyorsun.
39*Şimdi demin sana görünen bu düşün anlamı budur:
40*O yas çeken kadın ki ona baş sağlığı dilemeye başlamıştın.
41*Şimdi artık kadın şeklini göremiyorsun. Ama sana yapılmış bir şehir göründü.
42*Onun sana kendi oğlu için söylediğinin anlamı da budur:
43*Gördüğün kadın Sion’dur ki, şimdi onu bir şehir gibi yapılmış görüyorsun.
44*Onun sana ‘Otuz yıldır kısır idim’ dediğinin anlamı da budur: Artık otuz yıl geçti ve içinde bir kurban sunulmadı.
45*Ama otuz yıldan sonra Süleyman bir şehir yaparak içinde kurbanlar sunmuştu. Bu kısır’ın bir oğul doğurması demektir.
46*‘Onu emekle besledim’ dediği de budur: Bunlar kutsal Kudüs’te yaşayanlardır.
47*Onun sana: ‘Oğlu gerdeğe girerken öldü ve ona bir şey oldu!’ dediği şeyler; kutsal Kudüs’e olan yıkımıdır.
48*Şimdi sen onun yüzünü gördün ve oğluna yas çektiğinden, onu avutmaya başladın. Böylece o olmuş olan şeylerin izahı için, bu şeyler sana keşf olunmalıydılar.
49*Şimdi yüce Rab görüyor ki sen gerçekten üzgünsün ve tüm yüreğinle ona acıyorsun; sana kendi yüceliğinin aydınlığını ve görkeminin parıltısını gösterdi.
50*Çünkü bu nedenle sana, o ıssız yerde bulunmanı söyledim.
51*Çünkü yüce Rab’bin sana bu şeyleri göstereceğini biliyordum.
52*Bu yüzden sana, binanın temeli olmayan bozkıra gelmeni söyledim.
53*Çünkü yüce Rab’bin şehrinin gösterileceği yerde; insan binasının işini dayandırmak olanaksızdı.
54*Ama sen korkma! Yüreğin gevşemesin. İlla gözlerin görebildiğince binanın büyüklüğüne ve parlaklığına bak.
55*Ondan sonra kulakların duyabildiği kadar duysun.
56*Çünkü birçoklarından daha çok mutlusun ve yüce Rab’ten bir şekilde çağrıldın ki az kişiler çağrıldılar.
57*Yarın gece de burada kal da Yüce Rab sana sonun rüyalarını göstersin. Yüce Rab onları son zamanda yeryüzünde yaşayacaklara yapacaktır.
 
    Onbirinci Bâb
1*Ben de onun bana dediği gibi, o gece ve öbür gece de orada uyudum ve düşümde gördüm ki: İşte rüyadan kartal çıkıyor on iki yelek kanatlı ve üç başlı.
2*Baktığım anda yeryüzüne tüm kanatlarını yayıyordu ve göğün tüm rüzgârları bile toplanıp onun üzerine esiyordu.
3*Ve gördüm ki onun yeleklerinden başka yelekler ona karşı çıkıyor; ufak ve küçücük tüyceğizlere dönüyordu.
4*Ama başları dinleniyordu. Ortadaki baş diğer başlardan daha büyüktü. Sonunda o da öbürleriyle rahatta oluyordu.
5*Ondan sonra baktım ki kartal kendi yelekleriyle uçtu; yeryüzüne ve yerde yaşayanlar üzerine saltanat sürdü.
6*Ona baktığımda, gök altında olan her şeyi onun ele geçirdiğini gördüm.  Ona hiç kimse ve yeryüzünde olan yaratıklardan birçoğu karşı gelemedi.
7*Ondan sonra baktım, kartal kendi pençeleri üzerine kalktı ve kendi yeleklerine söyleyip dedi ki:
8*-Tümünüz birlikte beklemeyin. Her biriniz kendi yerinde uyusun da nöbetleşe bekleyin.
9*Başlar ise sonra için beklesinler.
10*Böylece ben de baktım ve gördüm ki ses başlardan çıkmıyordu. Kesinlikle gövdesinin ortasından çıkıyordu.
11*Ondan sonra ben onun ters yeleklerini saydım ve işte sekiz tane idiler.
12*Sonra baktığımda işte sağ tarafından bir yelek kalktı ve tüm yeryüzüne egemen oldu.
13*O egemen olurken onun sonu geldi ve artık yeri görünmedi. Ondan sonra bir başkası egemen oldu ve uzun süre dayandı.
14*O da egemen olurken, onun sonu geldi ve önceki gibi görünmez oldu.
15*Ve işte ona bir ses gönderildi ve dedi ki: -Sen bu kadar zaman dünyaya egemen oldun; dinle!
16*Sen bir daha görünmeden önce sana bu şeylerden haber verdim.
17*Senden sonra senin durduğun zaman kadar hiç kimse duramayacak; yarısını bile duramayacak.
18*Ondan sonra üçüncüsü kalktı, öncekiler gibi saltanat sürdü ve o da görünmez oldu.
19*Ve öbürlerin de her birisine böyle oldu. Yani saltanat sürmek ve görünmez olmak.
20*Bir kez daha baktığımda; işte sonra gelen yelekler de egemen olmak için yanından kalktılar.
21*Onlardan bazıları egemenlik sürdüler; ama çabucak görünmez olmuşlardı. Ve de onlardan bazıları kalkıyorlardı; ama egemen olamıyorlardı.
22*Bu şeylerden sonra baktığımda; işte ne on iki yelekler, ne iki tüyceğizler artık göründüler.
23*Kartalın gövdesinde dinlenen iki baştan ve altı tane tüyceğizden başka birşey kalmadı.
24*Ondan sonra baktım da işte altı tüyceğizden ikisi ayrılıp sağ yanında olan başın altına kondular.
25*Ve diğer dördü kendi yerrinde durdular. Hem baktım da işte kanatlar altında olan yelekler kalkmak ve egemen olmak istiyorlardı.
26*Ve baktığımda işte biri kalktı; ama çabucak görünmez oldu.
27*Sonradan gelenler de öncekilerden daha çabuk görünmez oldular.
28*Bir kez daha baktım da kalan ikisi, kendi kendilerine egemen olacaklarını sanıyorlardı.
29*Ama onlar o düşüncedeyken işte dinlenen başlardan biri; yani o ortadaki uyandı ve bu baş iki baştan daha büyüktü.
30*Ben iki başın birbirlerine bitişik olduğunu gördüm. 
31*Ve işte o baş, bitişik olan başlarla dönüp kanatlar altında olan ve: ‘yönetelim!’ diyen iki yeleği yuttu.
32*Böylece bu baş, tüm yeryüzünü çok korkuttu! Ona ve yaşayanlarına çok kötülük yapıp zorbalık yapıyordu.  Ve tüm önceki kanatlardan daha çok egemen oldu. 
33*Ondan sonra baktım ki, işte ortada olan baş da kanatlar gibi görünmez oldu.
34*İki başlar kalkmışlardı ki onlar da dünyaya ve üzerinde yaşayanlara zorbalık yaptılar.
35*Sonra baktım ve işte sağda yanda olan baş, sol yanda olan başı yedi. 
36*Ve bir ses duydum ki: -Önüne bak ve gördüğünü iyi düşün, diyordu.
37*Ben de baktım ve işte bir nesne ki insan sesiyle çağırıp kartala söyledi ve dedi ki:
38*-Dinle de sana yüce Rab’bin dediğini söyleyeyim:
39*Sen o dört hayvandan kalan değil misin? Onları benim dünyama egemen kıldım ve onlara da zamanlarının sonunu getirdim.
40*Dördüncü olan sen ise gelip tüm geçen hayvanları yendin; dünyaya büyük korkuyla ve tüm dünyaya büyük zorlukla yönettin. Hem bunca zamandır tüm dünyada hileyle mekan tuttun.
41*Dünyayı doğrulukla tutmadın.
42*Alçak gönüllü kişileri incittin, dürüstlere sıkıntı verdin; yalancıları sevdin, ürün getirenlerin yerlerini bozdun ve sana zarar vermeyenlerin surlarını yıktın.
43*Senin haykırışın ta yüce Rab’be ve kibirin ta büyük Allah’a çıktı.
44*Yüce Rab da kibirin zamanlarına baktı ve işte tükendiler ve onun alçaklıkları tamamlandı.
45*Bu yüzden sen ey kartal artık görünme! Ne sen ne senin görkemli kanatların; ne senin yaman tüyceğizlerin, ne senin yavuz başların, ne senin kötü pençelerin ne de bütün boş gövden.
46*Ta ki tüm dünya sevinsin ve zorundan kurtulmuşa dönsün. Hem onu yaratanın adalet ve merhametine ümit bağlasın.

     On İkinci Bâb
1*Bu kez aslan bu şeyleri kartala söylerken baktım.
2*İşte kalan baş ve ona geçip de egemen olmaya kalkan kanatlar görünmediler. Onların yönetimi az ve azgınlıkla doluydu.
3*Baktığımda işte görünmez oldular ve kar­talın tüm gövdesi yandı! Tüm yeryüzü çok korkmuştu. O zaman ben o gürültüden ve ak­lımın şaş­kınlığından, hem büyük korkudan uyandım da Ruhuma dedim ki:
4*-Sen bana bunu yaptın ve yüce Rab’bin yollarının içyüzünü incelettin.
5*İşte artık yüreğim yorgun ve ruhum çok güçsüzdür. Bu gece çektiğim korkudan ötürü gücüm de kalmadı.
6*Şimdi yüce Rab’be yalvarayım ki bana ta sona dek güç versin.
7*Ondan sonra dedim ki: -Ey efendi beyim! Eğer katında lütuf buldumsa, yanında birçoklarından daha çok dost oldumsa ve gerçek durum üzere duam önüne çıktıysa;
8*Bana güç ver, kuluna bu görüntülü rüyanın yorumunu ve anlamı­nı tümüyle açıkla ki gerçekten canımı avutsun. 
9*Çünkü beni layık gördüğün için bana son zamanları gösteriyorsun.
10*O da bana bu rüyanın anlamı budur, dedi.
11*Denizden çıkar gördüğün kartal, kardeşin Daniyel’e rüyada görünen egemenliklerdir.
12*Ona açıklanmadı; ama şimdi ben onları açıklıyorum:
13*İşte günler geliyor ki, yeryüzüne bir egemenlik kalkacak ve onun korkusu ondan önce olan tüm saltanatların korkusundan daha çok olacak.
14*Birbiri ardınca gelen oniki kral üzerinde egemen olacaklar. 
15*Ama ikincisi yönetimi alıp; on ikisinin her birisinden daha çok zaman egemen olacak.
16*Gördüğün on iki kanatların yorumu budur.
17*Sana kartalın başlarından çıkmayıp da gövdenin ortasından çıkıp söyleyen seslerin yorumu budur:
18*Yani o egemenliğin zamanından sonra küçük olmayan kavgalar olacaktır. Şöyle ki düş­meye yüz tutsun; ama o zaman düşmesin. İlla yine önceki durumunda kararlaşmış olsun.
19*Kanatların altında kanatlara bitişik gördüğün sekiz tüyceğizin yorumu budur:
20*İçinde sekiz kıral kalkacak, onların zamanları kısa olacak ve yılları çabuk geçsin ki onlardan ikisi yok olsun.
21*Ama zamanın yarısı yaklaşacak yerde durdu ve bir zamana dek saklandı. Öbürünün zamanı yaklaşmaya başladığı anda ki onda tükenecektir. Ama ikisi son için saklanacak.
22*Dinlenir gördüğün üç başın yorumu budur: 
23*Onun son zamanlarında yüce Rab üç yönetime izin verecek ve onlara birçok başka krallıklar katacaktır. Onlar yere ve orda yaşayanlara, tüm onlardan önce olanların yaptıklarından daha çok kötülükle zorbalık yapacaklardır. 
24*Bu yüzden kartalın başları diye adlandırıldılar.
25*Çünkü bunlar onun zulmünü topluyorlar ve onun tam sonuna neden oluyorlar.
26*Ve görünmez olduğunu gördüğün büyük başın yorumu budur:
27*Sonunda onlardan biri kendi döşeğinde acılarla ölecektir. Ama kalan ikisi kılıçtan yok olacaktır.
28*Çünkü birinin kılıcı diğerinin yok edecek. Ama sonunda o da kılıçtan düşecektir.
29*Sağ yandan, başa takılı gördüğün kanat altında olan iki tüyceğizin yorumu budur:
30*Yüce Rab’bin kendi sonu için sakladığı bunlardır. Gördüğün gibi onların egemenliği kısa ve acıyla dolu olacaktır.
31*Ormandan çıkan, koşan ve bağıran gördüğün -ki kartala söylüyordu- işittiğin gibi tüm sözleriyle onu zulümleri için azarlıyordu.
32*Bu rüzgârdır ki onu yüce Rab üzerlerine ve onların kötülükleri üzerine son zamanlar için saklamıştır. O da onları azarlayacak ve onlara yaptıkları yırtıcılıklarını yüzlerine vuracaktır.
33*Çünkü onları capcanlı deliler olarak yargılayacak ve gerektirdiği gibi cezalandıracak.
34*Çünkü sınırlarımda korunup kalan halkımı sıkıntıdan kurtaracaktır. Onu -ki önceden size söylediğim son- yani; ‘Din günü’ gelinceye dek sevindirecektir. 
35*Gördüğün düş budur. Yorumları da bunlardır.
36*Şimdi bu yüce Rab’bin sırrını bilmeye ancak sen layık oldun.
37*Bundan böyle bu gördüğün şeyleri bir kitaba yaz ve onları sakla
38*Onları halkının bilgelerine öğret. Çünkü onların yüreklerinin bu şeyleri anlamaya ve bu gizemi saklamaya güçlerinin yettiğini bilirsin.
39*Ama yedi gün daha burada kal ki, sana her neyi yüce Rab göstermeye uygun görürse gösterilsin. Ondan sonra benden ayrıldı.
40*Tüm halk yedi günün geçtiğini ve benim dönmediğimi duyunca; hepsi büyükten küçüğe varıncaya dek toplandılar ve bana gelip şöyle söylediler:
41*-Biz sana ne kötülük yaptık; sana ne tuzak kurduk ki, bizi bıraktın ve burada duruyorsun?
42*Çünkü sen bize tüm kavimden; bağdan bir salkım gibi, karanlıkta bir kandil gibi, liman gibi ve fırtınadan kurtulmuş bir gemi gibi kaldın.
43*Bize olan bunca kötülük yetmiyor mu?
44*Şimdi eğer sen bizi bırakırsan; hepimizin Sion yangınında yanmış olması daha iyi olmaz mıydı? 
45*Çünkü biz orada ölenlerden daha iyi değiliz. Böylece yüksek sesle ağladılar. 
46*Ben de onları yanıtlayıp dedim ki: -Ümit et ey İsrail; ve sen ey Yakup evi kaygı çekme!
47*Çünkü yüce Rab’bin hatırındasınız ve kudretli Allah, sizi belanızda unutmadı.
48*Ben de sizi bırakmadım ve sizden ayrılmadım. Ancak bu yere Sion’un yıkımı için dua etmeye geldim ki Tapınağımıza olan kötülüklere merhamet dileyim.
49*Şimdi herkes kendi evine gitsin. Ben de bu günlerden sonra yine size geleceğim.
50*Böylece halk onlara dediğim gibi şehire gitti.
51*Ben de meleğin bana dediği gibi yedi gün daha bozkırda kaldım ve kırın çiçeklerinden yedim. O günlerdeki yemeğim sebzeydi

     On Üçüncü Bâb
1*Bu kez yedi günden sonra ben bir gece düş gördüm.
2*İşte denizden bir rüzgâr kalkıyor ve tüm dalgalarını çalkalıyordu.
3*Ben de baktığımda; işte o adam! Göktekilerin binlercesiyle  güçleniyordu. Ve nereye bakmak için yüzünü çevirdiyse, ordaki  her görünen şey titriyordu. 
4*Nerde ağzından ses çıkardıysa; sesini duyanlar yanıyordu. Aynen toprağın ateşe doyduğu an yandığı gibi.
5*Bundan sonra sayısız kalabalıkları -göğün dört rüzgârından önce- denizden çıkan adamı bozguna uğratmak için toplanırlarken gördüm.
6*İşte bakıyorum, önünde büyük bir dağ kesti ve üzerinde uçtu.
7*Ben de o yönü ve yeri -ki dağ oradan kesilmişti- görmek istedim; ama göremedim.
8*Ondan sonra baktığımda; işte onunla sa­vaşmak için toplananlar çok korktular! Yine de cenk etmeye cesaret ediyorlardı.
9*O da gelen kalabalıkların saldırışını gö­rün­ce el kaldırmadı ve ne mızrağı, ne de başka bir silahı vardı.
10*Aynen gördüğüm gibiydi: Ağzından ateş soluğu gibi, dudaklarından alev üfürüğü gibi bir şey ve dilinden kıvılcımlı sağanaklar çıkıyordu.
11*Bu türlü şeylerle; yani ateşli soluk, alevli üfürük ve sağanakların şiddeti bile karışıp, o cenge hazır olan kalabalıklar üzerine erişince tümü yandılar. O derece ki bir an içinde o sayısızca duran kalabalıklardan dumanın kokusundan başka bir şey kalmadı. Ben bunu gördüğüm anda çok korktum
12*Ondan sonra yine o adamı gördüm; dağdan iniyordu ve yanına başka barışçıl bir cemaati çağırıyordu.
13*Bir sürü insan: Kimi sevinçli, kimi üzgün, kimi bağlanmış, kimi armağanlar getirenler gibi O’na geliyorlardı. Ben ise büyük korkumdan çok bitkinleştim ve uyanıp dedim ki:
14*Sen bu harikaları kuluna önceden gösterdin ve beni uygun gördün ki duam kabul olsun. 
15*Şimdi bana bu düşün yorumunu da açıkla.
16*Çünkü aklımca sanıyorum ki, vay o zamanlara kalmışlara ve kalmışlara daha çok vay olsun!
17*Çünkü kalmamış kimseler üzülecekler.
18*Şimdi son günler için saklanmış, onlara hem de kalmamışlara olacak şeyleri anlarım.
19*Çünkü bu düşlerin gösterdiği gibi; bu yüzden büyük korkulara ve birçok zorluklara gelmişlerdir.
20*Sonuçta dünyada bulut gibi geçmektense; o son zamanda olacak şeyleri görmek, bu korkulu günlerde olanlara daha iyidir.
21*O da bana yanıtlayıp dedi ki: Bu rüyayı da sana yorumlayayım ve söylediğim şeyleri de sana açıkça göstereyim.
22*Çok kalacakları andın; işte yorum:
23*O zamanda tehlikelerden sakınan, kendini korumuş olur. Tehlikede düşenlerse yüce Rabbe işleri ve imanı olanlardır.
24*Şimdi bil ki kalanlar ölmüş olanlardan daha çok mutlu olsunlar.
25*Rüyanın yorumu budur: Deniz ortasından çıkar gördüğün adam...
26*Odur ki; yüce Rab onu uzun zamanlardan beri saklıyor ki tek başına kendi yaratıklarını kurtaracak ve kalanların da kaydını görecek.
27*Ağzından ateş soluğu ve sağanak gibi çıkar gördüğün şey;
28*Ve elinde mızrağı veya başka bir silahı yoktu. İlla kendi hücumu ile üzerine cenk etmeye gelen kalabalıkları bozdu. Onun yorumu budur
29*İşte günler geliyor ki yüce Rab dünyada olanları kurtarmaya başlayacak.
30*Sanki ‘O’ yeryüzünde olanlara aklını şaşırıp yetişsin.
31*Birbirlerini; bir şehir bir başkasını ve bir yer diğer bir yeri aldatmak isteyecek. Bir millet diğer bir millet ve bir ülke başka bir ülke üzerine cenk edecek.
32*Bu şeyler olduğu zaman o önceden sana söylediğim işaretler de yerine gelecek. O zamanda insan şeklinde çıkar gördüğün oğlum size gelecek.
33*Öyle ki tüm milletler O’nun sesini işittiği zaman, herkes kendi ülkesinde diğerlerine karşı yaptıkları savaşları bırakacak. 
34*Büyük, sayısız bir kalabalık toplanacak ve sanki cenge gelmek isteyecekler.
35*O ise Sion dağının tepesinde duruyor.
36*Sion artık gelsin; hepsine hazır ve bayındır görünsün. Nasıl ki dağı
ellerin işi olmaksızın kesilmiş görüyorsan...!
37*O, ‘Ben’im oğlum! Milletlerin önyargılarıyla zulümlerini azarlasın ve kötü düşünceleri için üzerlerine sağanak gelsin. Onlarla; şu aleve benzeyen azaplarla cezalandırılsınlar.
38*Onları ateşe benzeyen ‘Tanrı Yasası’yla’ emek vermeksizin yok etsin.
39*Başka barışçıl bir kalabalığı toplar gördüğün şey...
40*Bunlar şu Hoşea adlı kral zamanında sürgünlüğe götürülen o on oymaktır. Onu Asur kralı Şalmenaser tutsak etti ve halkı ırmağın ötesine götürerek vatanından uzağa sürdü.
41*Ama onlar kendi aralarında bu görüşmeyi yaptılar: Halkın çoğunu bırakıp hiç insan türü yaşamayan başka bir bölgeye gitmeliydiler.
42*Böylece kendi vilayetinde gözetmedikleri kesin buyrukları orada gözetecekler.
43*Bu kez dar geçitlerden Fırat nehrine girdiler.
44*Çünkü yüce Rab -onlara o zaman mucizeler göstererek- ta onlar nehiri geçinceye dek nehirin kaynağını kuruttu
45*Çünkü o bölgeye gidecekleri yol uzaktı; yani birçok yıllık yol ve o vilayete Arsaret derler.
46*O zamandan beri orada ta son zamana dek yaşadılar ve dönmeye başlayacakları zaman;
47*Yüce Rab yine nehirin kaynaklarını kurutacaktır ki geçebilsinler. Bu yüzden sen bu barışçıl çoğunluğu gördün.
48*Ama halkından kalanlar onlardır ki sınır­larım arasında bulunuyorlar.
49*Böylece toplanan milletlerin kalabalığını yok etmeye başladığı zaman halkından kalanları koruyacaktır.
50*Ve o zaman onlara çok daha büyük mucizeler gösterecektir.
51*Ben de dedim ki: -Ey efendi beyim! Bunu bana göster. O adamı niçin denizin ortasından çıkarken gördüm?
52*O da bana dedi ki: -Nasıl ki sen deniz dibinde olan şeyleri bilemiyorsan; böylece
kimse oğlumu yerde göremeyecek. Onunla bile olanlar da, O’nu ta o günün zamanına dek göremeyecek.
53*O gördüğün ve onunla yalnız aydın­la­n­dığın bu düşün yorumu budur.
54*Çünkü sen kendi dinini bırakıp benimkini benimsedin ve onu araştırdın.
55*Yaşamını akıllıca düzdün ve bilgeliğe anandır dedin.
56*Bundan ötürü yüce Rab’bin yanında korunan mükâfatını gösterdim. Ama üç günden sonra sana başka şey söyleyeyim ve sana büyük, harika şeyler açıklayayım. 
57*O zaman ben ayrıldım. Bir bozkıra gidip yüce Rab’bin önceden yaptığı şaşılası işleri ve zamanı içinde olması gereken şeylerin tasarıları için, çok övgülerle şükrettim. Orada üç gün oturdum.

    Ondördüncü bâb
1*Üçüncü günde ben bir meşe ağacı altında otururken; işte böğürtlenden  bana bir ses çıkıp: -Ezra, Ezra! dedi.
2*Ben de: -Buyur ya Rabbi! dedim ve ayak üstüne kalktım.
3*O söyleyen bana dedi ki: -Ben önceden böğürtlende göründüm ve halkım Mısır’da köleyken Musa ile söyleştim.
4*Onu gönderdim ve halkımı Mısır’dan çıkardım. Onu Sina dağına götürdüm ve onu yanımda belli bir zaman alıkoydum.
5*Ona çok deliller gösterdim; hem ona zamanların gizemlerini ve sonu bildirdim.
6*Ona buyurup dedim ki: “Bu sözleri apaçık söylemelisin ve bu diğeri gizlemelisin!’’.
7*Ben de şimdi derim ki; sana gösterdiğim delilleri, gördüğün düşleri ve işittiğin yorumları yüreğinde sakla.
8*Çünkü tümünün arasından sen alınasın ve yaşıtlarınla kalkıp benim tasa­rılarım üzerine geçinesin; ta zamanlar bitinceye dek.
9*Çünkü dünya kendi gençliğini yitirdi ve zamanlar yaşlanmaya yaklaşıyor.
10*Zaman on iki parçaya ayrıldı ve onlardan onuyla on birincinin yarısı geçti.
11*Onlardan ancak on birincinin yarısından sonra gelen kalıyor.
12*Hadi şimdi evinin gereksinimini gör, halkına sıkıyı ver ve onun düş­künlerini avut. Bundan sonra kötülükten kaçın.
13*Kendinden dünya düşüncesini bırak ve üzerinden insan yükünü at.
14*Zayıflık bağlarını sök, sana zor gelen kaygıları bir yana at ve bu zamanın şeylerinden çabuk ayrıl.
15*Çünkü şimdiye dek olağan gördüğün belalar daha kötü geleceklerdir. 
16*Dünya kendi yaşlılığından ne kadar eskirse; üzerinde yaşayanlara da o kadar çok belalar gelecektir.
17*Doğruluk gide gide uzaklaşır ve yalan yanaşırsa; artık gördüğün düş telaşla olmaya başlar.
18*Ben de şöyle yanıtl verdim: -Ya Rabbi! Ben kendimi senin önüne getireyim.
19*Çünkü işte bana buyurduğun gibi gideyim ve hazır olan halkı uyarayım. Ama sonra ge­lecekleri kim uyaracak?
20*Çünkü dünya karanlıkla kaplanmıştır ve onun insanları ışıktan yoksundur.
21*Dinin yanmıştır. Bu yüzden senden yapılmış ve şimdiden sonra yapılacak şeyleri kimse bilmiyor.
22*Ama eğer yanında lütuf buldumsa içime kutsal ruhunu sal ki tüm dünyada önceden yapılmış ve Tevrat’ında yazılmış olan şeyleri yazayım. Böylece insanlar doğru yolu bulabilsinler ve son zamanda gelmek isteyenler yaşasınlar.
23*O da bana yanıt verip dedi ki: -Git, halkını topla ve onlara seni kırk güne dek aramamalarını söyle.
24*Sen kendine şimşir ağacından çok sayıda tahtacıklar hazırla ve çubuk yazabilmeye alışmış beş kişi al. Yani; Seraya’yı, Debariya’yı, Şalmiya’yı, Ahonom’u ve Uziya’yı.
25*Ondan sonra buraya gel, ben yüreğinde anlayış ışığını yakayım, yazmaya başladığın şeyler bitmeyinceye dek sönmesin.
26*Tamamlandıkları zaman bazısını bilgelere açıkça ve bazısını da gizlice ver ve sabahleyin bu saatte yazmaya başla.
27*Ben de o nasıl buyurduysa gittim ve tüm halkı topladım ve: -Ey İsrail! Bu sözleri dinle; dedim.
28*Atalarımız Mısır’da yabancıydılar; oradan kurtuldular.
29*Yaşam dinini aldılar; ama onu gözetmediler. Siz de onu onlardan sonra zorladınız.
30*Bölge ve Sion dağı size mülk verildi; ama atalarınız ile siz  yaramazlık yapıp yüce Rabbin size ısmarladığı yollarına uymadınız.
31*Bu yüzden ‘O’ adil bir yargıç olduğundan size bağışladığını bu zamanda almıştır.
32*Şimdi sizler burdasınız, kardeşleriniz de aranızdadır.
33*Şimdi eğer siz nefsinize buyurup yüreğinizi düzeltirseniz; canlı kalırsınız ve ölümden sonra huzura girersiniz.
34*Çünkü ölümden sonra yaşama geri döndüğünüz zaman; dindarlığınız olsun ki o zaman iyilerin adları ve kötülerin işleri apaçık belli olsun.
35*Şimdi bana kimse gelmesin ve beni kırk günden önce aramasın. 
36*Ben de bana buyrulduğu gibi o beş kişiyi alıp o bozkıra gittik ve orada durduk
37*Ertesi gün bir ses bana şöyle seslendi: -Ey Ezra! Ağzını aç ve sana içireceğim şeyi iç.
38*Ben de ağzımı açtığım ve işte bana suya benzeyen; ama rengi ateş gibi bir şeyle dolu olan kupa sunuldu.
39*Ben de onu alarak içtim. Onu içtikten sonra yüreğim anlayışla sıkıldı ve göğsümde bilgi arttı çünkü aklım ezberlemek için güçlendirildi. 
40*O zaman ağzım açıldı ve bir daha kapanmadı.
41*Yüce Rab da o beş kişiye akıl verdi; gece söylenilen anlamadıkları rüyaları yazdılar.
42*Geceleyin yemek yiyorlardı; ama ben gündüz söylerdim ve gecede susmazdım. 
43*Kırk günün içinde iki yüz dört kitap yazıldı.
44*Kırk gün tamamlandıktan sonra yüce Rab şöyle söyledi: -Önce yazdığın kitapları apaçık koy ki onları liyakat ehli olanlar ve liyakat sahibi olmayanlar okusun.
45*Ama sonraki yetmiş kitabı sakla ki onları halkının bilgelerine  veresin.
46*Çünkü aklın kökü, bilgeliği ve ilmin kaynağı onlardadır. Ben de böyle yaptım

    On Beşinci Bâb
1*Rab bana dedi ki: -Ağzına koyacağım peygamberliğin sözünü halkının kulaklarına söyle. 
2*Onları kağıta yazdır. Çünkü onlar doğru ve gerçektir.
3*Sana olan kötü amaçlardan korkma ve sana karşı söyleyenlerin inançsızlıkları sana acı vermesin.
4*Çünkü her imansız kendi inançsızlığında ölür.
5*İşte yüce Rab der ki: ‘‘Ben dünyanın üzerine yıkımlar getiriyorum: Kılıcı, kıtlığı, kırgını ve ölümü.’’
6*Çünkü kötülük tüm yerküreyi çok kirletti ve insanın zararları başa çıktılar.
7*Bu yüzden yüce Rab der ki: “Artık onların dinsizlikle yaptıkları yaramazlıklarına suskun kalmam ve kötülük ettikleri şeylere sabretmem.
8*İşte suçsuz ve sadık kan bana bağırıyor ve iyilerin canları durmadan çağırıyor.
9*Elbette öcümü alacağım der yüce Rab ve onlardan tüm suçsuz kanı kendime alayım.
10*İşte halkım koyun sürüsü gibi ölüme götürülüyor. Şimdi artık Mısır’da yaşamalarına da razı değilim.
11*İlle onları güçlü elle, yüksek kolla çıkarayım ve o bütün ülkeyi eskiden olduğu gibi dertle vurup bozayım.
12*Mısır yas çeksin, onun temelleri yüce Allah’ın üzerlerine göndereceği dertler ve acılarla vurulsun”
13*Çift süren çiftçiler yas çeksinler. Çünkü onların tohumları kuraklıktan, doludan ve korkutan sarılıktan eksilsinler.
14*Vay! Bu dünyaya ve içinde oturanlara.
15*Çünkü kılıcı ve kırgını olan bir millet, diğer bir millet üzerine eli kılıçlı olup cenge kalkacak.
16*İnsanlar arasında karar olmayacak. Çünkü birbirleri üzerine güçlenip ne krala, ne beylere bakacaklarr. İşleri ve amaçları güçlerine göre olacak.
17*Bazısı şehre varmak isteyecek; ama gidemeyecek. Çünkü kibirleri yüzünden şehirler sıkıntı çekecek.
18*Evler yıktırılacak, insanlar korkacaklar!
19*Ve insan kendi yakınına acımayacak. Ekmek kıtlığından, hastalıklardan, evleri kılıçla bozulacak ve malları yağmalanacaktır.
20*‘İşte ben yeryüzünün tüm egemenlerini toplayacağım’ diyor yüce Rab! Ta ki kendimi batıya, güneye, doğuya ve Lübnan’a doğru olanlara görkemle gösterip, birbirlerinin üstüne döndüreyim de onlara beylerime karşı yaptıklarını ödeyeyim
21*Onlar bu güne dek beylerime ne yaptılarsa; onlara da böyle yapayım ve onların koynuna vereyim.
22*Yüce Rab Allah! Böyle diyor: ‘Sağ elim günahkârlara bağışlamaz; kılıcım da yeryüzünde günahsız kan dökenleri vurmaktan geri kalmaz.’
23*Öfkesinden ateş çıktı da yerin temellerini yaktı ve günahkârları saman gibi tutuşturdu.
24*‘Vay günah işleyenlere ve buyruklarımı gözetmeyenlere!’ diyor yüce Rab. Ben onlara bağışlamam.
25*Ey  oğullar! Kötülükten vaz geçin ve kutsal yerimi kirletmeyin.
26*Çünkü yüce Rab kendine günah edenleri hep biliyor. Bu yüzden onların ölümlerine göz yumdu.
27*Ve tüm yeryüzüne belalar geldi ki siz onlarda olasınız. Çünkü yüce Allah siz O’na günah ettiğiniz için sizi kurtarmayacaktır.
28*İşte O’nun görünüşü görkemlidir ve O’nun yüzü doğudan geliyor.
29*Evet çöl arabalarının milletleri, birçok arabalarla çıkacaklar ve onların kalabalığı yeryüzüne rüzgâr gibi getirilecek. Şöyle ki onları işitenler hep korkup titreyecek.
30*Bu yüzden Kirmanlılar öfkeden delirerek, ormandan domuzlar gibi çıkacaklar ve büyük askerle gelip üzerlerine cenge duracaklar ki, Asur ülkesinin bir bölüğünü yok etsinler.
31*Bundan sonra çölde yaşayanlar kendi oluşumlarını anımsayıp güçlenecekler ve sözleşerek onları kovalamak için büyük askerle dönecekler. 
32*Onlar da onların askerlerinden bozulup yenilecekler ve dönüp kaçacaklar.
33*Asur ülkesinden saldırgan bir kişi gelip onları kuşatacak ve onlardan birini bozup onların askerlerinde korkulu titreyiş ve kralları üzerine çekişmeler olacaktır.
34*İşte doğudan ve kuzeyden ta güneye dek bulutlar geliyorlar ki, görünüşleri çok korkunç, gazapla dolu ve hareketlidir.
35*Birbirleriyle çarpışacaklar. Yeryüzüne birçok yıldızları ve onların yıldızlarını da düşürecekler. Kılıçtan dökülmüş kan ta karnına dek hem insan insan tersi develerin kulaklarına dek erecek.
36*Yeryüzünde büyük korkuyla titreme olacak. O öfkeyi görenler ürkecekler ve onları dehşet kaplayacak.
37*Ondan sonra kuzeyden ve güneyden büyük bir ürperti ki batıdan harekete geçsinler.
38*Rab’bin kendi öfkesine uyardığı bulutu çatlatmak için doğudan şiddetli rüzgârlar çıkacak ve doğuyla batı rüzgârını korkutan yıldız bozulacak.
39*Öfkeyle dolu büyük ve güçlü bulutlar kalkıp harekete geçecek; tüm yeryüzünü ve orda yaşayanları korkutacak.
40*Her büyük ve yüksek yer üzerine kaçışmak için sağanaklar; ateş, dolu ve uçuşan kılıçlarla büyük sular dökecek. O denli ki bozkırlar ve çaylar onların doluluğu ile dolacak
41*Şehirleri, surları, dağları, tepeleri, ormanların ağaçlarını, çayırların otluğunu ve tarlaların tahıllarını yıksınlar.
42*Ondan sonra sürekli bir akın ile ta Babil’e dek geçecekler ve onu silecekler.
43*Onu toplanıp kuşatacaklar; üzerine kendi dehşetini ve öfkesini dökecekler. Toz ve duman göğe dek çıkacak; tüm çevresindekiler onun için yas çekecekler.
44*İçinde kalanlar da onu yıkanlara kölelik edecektir.
45*Ve sen ey Asya! Ki ümitte ve huzurun görkeminde, Babil’in bir eşisin.
46*Vay sana ey miskin! Ona benzedin ve kız­larını seninle daima zamparalık etmeyi seven aşıklarınla birleştirip, övgüyle fahişeliği süsledin.
47*Sen onu -ki tüm işlerinde ve icatlarında kötüydün-  taklit ettin.
48*Bu yüzden yüce Rab der ki: -Ben üzerlerine belalar, ölümler göndereyim. Dulluğu, yoksulluğu, kıtlığı, kılıcı ve vebayı ki, evlerini müthiş ölümle yok etsinler.
49*Ve üzerine bırakılacağı zaman gelince; gücünün onuru çiçek gibi solsun. 
50*Üzgün, acı içinde, düşkün bir kadın gibi olasın ki, hiç bir kadına böyle olmamıştır. Güçlülerle senin aşıkların bile sana dokunmasınlar.
51*Ben bu kadar gayretle sana böyle mi yapacaktım? Diyor yüce Rab. Eğer sen her zaman ellerini vurmak için kaldırıp yöneticilerimi öldürmemiş olsaydın;
52*Ve sevinçli olduğun zaman -onların ölümünde- yüzünün güzelliğini bize dememiş olaydın ki;
53*Ahlâksızlığının mükâfatı koynundadır; onun için cezanı alasın.
54*Sen yöneticilerime nasıl yaptıysan -diyor yüce Rab- seni de böyle belaya uğratacaklar.
55*Oğulların açlıktan ölsünler, sen de kılıç­tan düşesin. Şehirlerin yıkılsın ve senin tüm boz­kırlarda yaşayanların kılıca yem olsun.
56*Dağlarda olanlar da açlıktan ölsünler: Ekmek açlığından, suyun suszluğundan kendi etlerini yesinler ve kendi kanlarını içsinler.
57*Denize giresin ey kutsuz! Ama yine belalar çekesin.
58*Çünkü geçerken yıkık kente uğrasınlar ve ülkenin bir bölüğünü yıksınlar ve görkeminin bir payını bozup gene yıkılmış olan Babil’in üstüne el sallasınlar.
59*Sen de yıkıldığın zaman onlara ustubi yerine olasın. Ama onlar ise sana ateş gibi olsunlar.
60*Seni, şehirlerini, vilayetini ve dağlarını yaksınlar. Tüm ormanların ve meyvedar ağacın ateşte yansın.
61*Oğullarını sürgün etsinler, gelirlerini yağmalasınlar ve yüzünün güzelliğini bozsunlar.

    Onaltıncı Bâb
1*Vay sana ey Babil ve Asya; vay sana Mısır ve Suriye! 
2*Çuvallar ve çullar kuşanın. Oğullarınıza ağlayıp yas çekin. Çünkü kırgınınız yakındır.
3*Üzerinize kılıç gönderildi onu kim döndürebilir?
4*Üzerinize ateş salındı onu kim söndürebilir?
5*Üzerinize belalar gönderildi onları kim çevirebilir?
6*Bir kimse ormanda aç aslanı durdurmaya veya keten çöpü samanında ateşi yanmaya başladığı zaman kim söndürebilir?
7*Güçlü bir okçudan atılmış oku geriye kimse döndürebilir mi?
8* ‘Her şeye gücü yeten Rabb’ belalar gönderse onları kim engelleyebilir?
9*O’nun öfkesinden ateş çıksa onu kim söndürebilir?
10*Yıldırsa kim korkmaz, gürlese kim şaşmaz?
11*Yüce Rab tehdid etse O’nun yüzünden kim kırılmaz?
12*Yer ve onun temelleri titriyor, deniz ve onun dalgaları dibinden kımıldıyor. Balıklar, Rab’bin önünden ve gücünün görkeminden karmakarışık oluyor.
13*Çünkü O’nun yay çeken sağ kolu güçlüdür, O’nun attığı oklar sivridir ve dünyanın sonuna atılmaya başlandığı zaman eksilmezler.
14*İşte belalar gönderildi de yeryüzüne gelmeyince geri dönmezler.
15*Ateş tutuşur ve dünyanın temellerini tam yakmayınca sönmez. 
16*Nasıl ki güçle okçudan atılmış ok geri dönmezse; yeryüzüne gönderilecek belalar da böyle geri dönmezler.
17*Vay bana, vay bana! Beni o günlerde kim kurtarır?
18*Acıların başında çok iniltiler olsun, kıtlığın başında çok ölümler olsun. Cengin başlangıcında krallar korksun ve belaların başlangıcında tümü titresin.
19*Bu belalar gelince ne yapayım?
20*İşte kuraklık, hastalık, kötülük ve darlık; iyileştirmek için  kırbaç gibi gönderildiler.
21*Gene de insanlar bu gibi şeylerle kendi yaramazlıklarından tövbe etmediler ve o kırbaçları daima anmadılar.
22*Bak yeryüzünde tahıl ucuz oluyor. Şöyle ki insanlar kendilerine esenlik ve huzur gönderildiğini sanacaklar. Ama o zaman belalar, kılıç kıtlık ve büyük kargaşa filizlenecek.
23*Çünkü dünyada yaşayanların çoğu açlıktan ölecek ve diğer açlıktan kurtulanları kılıç yok edecek.
24*Ölüler tezek gibi ıssız yerlere atılacak ve merhamet eden kimse bulunmayacak. Çünkü yer viran bırakılacak ve şehirler yıkılacak.
25*Yeri süren ve içine ekin eken hiç kimse kalmayacak.
26*Ağaçlar meyvelerini çıkaracak; ama onları kim toplasın?
27*Üzüm olacak; ama onu kim sıksın? Çünkü tüm yeryüzünde büyük yıkım olacak.
28*Bir kimse başka birini görmeyi ve onun sesini işitmeyi özleyecek.
29*Çünkü bir şehirden on ve bir kasabadan ancak iki adam kalacak ki; sık ormanlarda, kaya yarıklarında gizlenmiş olacaklar.
30*Nasıl ki bir zeytinlikte, her ağaçta üç dört zeytin tanesi kalmışsa;
31*Veya bozulmuş bir bağda bağ bozucular bazı salkımları alıkorlarsa;
32*Aynen öyle o günlerde evleri kılıçla araştırılanlardan ancak üç dört kişi kalacak.
33*Ama yeryüzü yıkıntı olacak, tarlalar eskiyecek; tüm yollar ve patikalar dikenlerle dolacak. Çünkü insanlar oralardan geçmeyeceklerdir.
34*Kızların sevgilisi olmadığı, kadınların kocaları olmadığı ve onların kızlarına kurtuluş olmadığı için yas çekecekler.
35*Sevgilileri savaşta öldürülmüşler ve kocaları açlıktan kırılmışlar.
36*Ama siz ey Rab’bin kulları! Bu şeyleri işitin ve onları anlayın!’
37*İşte yüce Rab’bin sözü onu kabul edin ve yüce Rab’bin onlar için söylediği o ilahlara inanmayın!
38*İşte belalar yaklaşıyorlar ve gecikmiyorlar.
39*Bir hamile kadın doğuracağı zaman -nasıl ki bebeğini dokuzuncu ayda doğuracağı saat yaklaşırken- iki üç saatten önce karın ağrıları çekmeye başlar ve bebek rahimden çıkıp bir an bile gecikmezse;
40*Böylece yeryüzüne belalar gelmeye gecikmeyecekler. Dünya inleyecek ve onu her taraftan sancılar tutacak.
41*Ey halkım! Bu sözleri dinleyin, hazır olun ve belalarda dünyanın misafirleri gibi olun.
42*Satan kaçkın gibi olsun, satın alan da kaybedecek gibi olsun.
43*Tüccarlık eden yarar sağlamayacak gibi olsun. Yapı yapan kendi yapısında oturamayacak gibi olsun.
44*Ekin eken biçemeyecek gibi olsun, bağı bozan bağ bozamayacak gibi olsun.
45*Evlenenler çocukları olamayacak gibi olsun ve  evlenmeyenler dullar gibi olsunlar.
46*Çünkü emek verenler sevmeye emek veriyor.
47*Ama onların ürünlerini yabancılar toplayacak, mallarını yağmalayacak, evlerini yıkacaklar ve çocuklarını sürgün edecekler. Çünkü çocuklarını esirlik ve kıtlık için doğuracaklar.
48*Kandırarak tüccarlık edenler, ne kadar çok şehirlerini, evlerini, mülklerini ve bedenlerini donattırlarsa;
49*O kadar çok çabayla onların günahları için hakkından geleyim der yüce Rab.
50*Nasıl ki namuslu ve çok temiz bir kadın fahişeyi sevmezse; 
51*Böylece adalet kötülüğü, bezendiği zaman sevmez ve yeryüzüne her suçu arayan ‘Öç alıcı’ geldiğinde ondan yüzyüze yakınacaktır.
52*Bu yüzden ona ve onun işlerine uymayın.
53*Az bir zaman içinde kötülük yeryüzünden kalkacak ve adalet sizde egemen olacak.
54*Günahkâr günah etmedim demesin! Çünkü her kim Rab’bin ve O’nun görkeminin önünde ‘Ben suç yapmadım!’ derse; kendi başında ateş korlarını yakar.
55*İşte yüce Rab insanın bütün işlerini, tasarılarını, düşüncelerini ve yüreğini biliyor.
56*Çünkü ‘yer olsun’ dediği gibi yer oldu ve ‘gök olsun’ dediği gibi de gök oldu.
57*Yıldızlar da O’nun sözüyle yerleştiler ve onların sayısını biliyor.
58*Derinlikleri ve onun hazinelerini araştıran O’dur. Denizi ve içinde var olanı kim ölçtü?
59*Denizi suların ortasında kapadı ve kendi sözüyle sular üzeri­ne yeri astı.
60*Göğü yay gibi yaptı ve onu suların üzerine yerleştirdi.
61*Çölde su kaynaklarını ve dağların başlarında göller yaptı ki yeri sulamak için yüksek kayalardan ırmaklar akıtsın.
62*Adem’i yoktan var etti. Ona gövdenin ortasında kalbi koydu ki ona yaşam soluğu akıl ve ‘Her Şeye Gücü Yeten’ Allah`ın ruhunu verdi.
63*Her şeyi yaptı ve yerin gizli yerlerinde olan şeyleri hep inceler.
64*O sizin tasarılarınızı ve yüreğinizdeki dü­şünceleri biliyor. Günah edersiniz ve günahlarınızı örtbas+ edersiniz. 
65*Bu yüzden yüce Rab, tüm işlerinizin kökenine erdikten sonra tümünüzü utandırır.
66*Günahlarınız insanların önünde apaçık ve yaramazlıklarınız o günde şikayetçiler gibi açıklandığı zaman şaşırasınız.
67*Ne yapacaksınız? Günahlarınızı yüce Allah’ın ve meleklerinin önünde nasıl gizleyebilirsiniz? 
68*İşte yüce Allah yargıçtır. O’ndan korkun, günahlarınızdan vazgeçin, yaramazlık yapmayı sonsuza dek unutun ki yüce Allah sizi kurtarsın ve sizi her kötülükten çıkarsın.
69*Çünkü işte büyük bir kalabalığın alevi üzerinize tutuşur ki sizden bazısını kavrasın ve putlara kurban olunmuş şeylerden yuttursun.
70*Onlara razı olanlar; onlara alay, utanç ve eziliş için olsunlar.
71*Çünkü orada burada ve yakın şehirlerde Rab’den korkanlar üzerine büyük hareketler olacak.
72*Düşmanları kuduz gibi olup kimseye bağışlamayacak. İlle Allah’tan korkanları yağmalayıp, bozup darmadağın edecekler.
73*Çünkü onların mallarını yıkıp yağmalayacak ve kendi evlerinden kovacaktır.
74*O zaman yöneticilerimin ateşle saflaştırılmış altın gibi sınavı belli olsun.
75*Rab diyor ki: -Dinleyin ey sevgililer! İşte sıkıntı günleri yakın­dır. Ama ben sizi kurtaracağım, korkmayın ve şaşmayın. Çünkü yüce Allah başkanınızdır.
76*Siz de buyruklarımı ve kesin emirlerimi gözetirseniz, diyor yüce Rab. Bakın günahla­rınız sizi sarmasın ve kötülükleriniz üstünüze çıkmasın.
77*Vay onlara ki kendi günahlarından daralmış ve kendi yaramazlıkları ile kaplanmışlardır.
78*Şu tarla gibi ki çalı çırpı ile dolmuş ve yolu dikenlerden tıkanmış olup -şöyle ki, bir adım geçemeyecek kadar- işte yakılmak için nasıl bırakılmışsa, onlar da böyle olacaklar.

?Âzdrânı? ikinci kitâbı ki ??a ?Âzdrâyı râbi? derler tamam oldu mim (1665)
                                                                               mim

     mukâbelillah
Finito A.D 29/8 Nouemb: Decem. 1664
 (Orijinal Ali Bey’in notu)

 

                                                              
                    EL HAK Lİ-KİTÂB-I ESTER
                    ESTER’İN HAK KİTABI

     Evvelki Bâb
1*Büyük Ahaşveroş’un egemenliğinin ikinci yılında, Nisan ayının ilk gününde Bünyamin kuşağından Hiş, Semi ve Yazir oğlu Mordekay adındaki Yahudi adamı Suşan şehrinde yaşıyordu. Kralın sara­yında emekçi olan bu büyük adam bir gün bir düş gördü.
2*Bu diyorum ki; Babil kralı Nabukadnezar’ın kutsal Kudüs’ten Yahuda kralı Yekonya’yla tutsak götürülenlerden idi.
3*Düş buydu: “Gürültünün, gürlemenin, depremin ve yeryüzünde büyük kargaşalıkların sesi! İki büyük ejderha dövüşmeye hazır olup dışarıya çıktılar ve çok büyük ses verdiler.
4*O derece ki onların sesinden tüm milletler cenge hazırlandılar ki dost milletle savaşsınlar.
5*O gün karanlık ve dumanlıydı. Yeryüzünde büyük belalar, sıkıntılar ve kaygılarla acılar geldi
6*Dost milletin tümü kendi belalarından korkup şaştı! Artık onlar yok olmaya hazırlanıyorlardı.
7*Bu yüzden yüce Allah’ı çağırdılar. Onların çağrışından sonra sanki küçük bir pınardan büyük bir ırmak ve çok su oldu.
8*Işıkla güneş döndü, düşkünler yükseldi ve büyük görkemde olanları yuttular.’’
9*Ondan sonra bu düşü ve yüce Allahı’ın ne yapacağını gören Mordekay uyanıp aklında tuttu.
10*Bunun ne olduğunu bilmek isteyip o gece boyunca böyle durdu.

     İkinci Bâb
1*Bu kez Mordekay kralın iki hizmetçisi ve sarayın bekçilerinden olan Bagata ve Tara’yla sarayda uyuyordu.
2*Ve onların konuşmalarını işittiğinde on­ların sözlerinden ne planladıklarını anladı. Öğrendiğine göre onlar kral Ahaşveroş’a suikast hazırlığındaydılar. Ama krala haber verdi.
3*Kral ikisini de soruşturdu. Onlar da suikastı doğrulayıp idam edildiler.
4*Kral bu olayı kayıt defterlerine yazdırdı  Mordehay da onları yazdı.
5*Ondan sonra kral Mordekay’ın kendi sarayında hizmet etmesini buyurdu ve ona bunun için armağanlar verdi.
6*Bu kez kralın yanında onurlu biri olan Amadata oğlu Haman, Mordekay’a, onun halkına ve kralın iki hizmetçilerine kötülük yapmaya fırsat kolluyordu. Kral mektuplarının kopyası budur:

     Üçüncü Bâb
1*“Büyük kral Aheşveroş, Hindistan’dan Habeşistan’a dek yüz yirmi yedi eyaletin yöneticilerine
ve halkı paşalarına bu şeyleri yazıyor. 
2*Çünkü birçok milletlerin egemeniyim ve tüm dünya yönetimim­dedir. Diledim ki, mutlak yetkime dayanıp kendimi yüceltmeyim. Ama daima her türlü adalet ve sevecenlikle halkımı yöneteyim ki zaman zaman huzurla, rahat bir yaşam sürsünler. Şöyle ki; refahta ve ticarette güvevine sığınılan bir ülke olarak tâ dünyanın sonuna dek tüm insan­lardan istenen huzuru yeniden kurabileyim.
3*Şimdi bu şeyler nasıl olabilir? Diye vezirlerime danışıp; Haman adındaki kimse ki yanımızda akıllıca yürüdü. İyi, değişmez sevgisinin, sağlam gerçekliğinin bazı örneklerini gösterdi ve ülkede ikinci adam oldu.
4*Bize bildirildiğine göre kötü hevesli, her milletin dinine karşı kralın buyruğunu her zaman reddeden bir millet; tüm dünyanın milletleri arasına karışmıştır. Bu şekilde bizden iyi olması gereken yönetimin ve yenilenen egemenlik birliğinin bir arada olması olanaksızdır.
5*Böylece biz biliyoruz ki yalnız bu millet tüm insanlara karşı, bir şekilde yabancı ve tüm diğerlerinden başka din gözetiyor, hem işlerimize kötü bakıyor, kötülükler ediyor. Ta ki ülkemiz rahat ve huzurda olmasın.
6*Buyurdum ki işleriniz erimez. Onurumuz olan Haman’ın mektuplarıyla bildirilmiş olunanlar tüm kadınları ve çocuklarıyla acımasızca bu yılın on ikinci ayının; yani Adar ayının on dördüncü gününde düşmanca kılıç­lardan geçirilsinler.
7*Böylece bize önceden ve şimdi düşman olanlar bir günde büyük bir acıklı ölümle mezara insinler. Bu şekilde durumumuz huzur içinde bozulmadan olur.”
8*O zaman Mordekay yüce Rab’bin tüm işlerini anarak O’na dua etti.
9*Ve dedi ki: “ -Ya Rabbi, ya Rabbi! Ve ‘Her Şeye Gücü Yeten Kral’ tüm eşya senin elin­dedir. Eğer sen İsrail’i kurtarmak istiyorsan sana kimse karşı gelemez.
10*Çünkü sen yeri göğü ve gök altında olan her şaşılası şeyi yarattın.
11*Sen her şeyin Rabbi’sin ve sen ki Rabbi’sin! kimse karşı koyamaz.
12*Her şey sence biliniyor. Biliyorsun ki ya Rabb! Bunu ne yalanla, ne kibirle, ne de böbürlenmek için istedim ve dik başlı Haman’a baş eğmedim.
13*Çünkü İsrail’in kurtuluşu için can ve dilden ayaklarının tabanlarını öperdim.
14*Ancak bunu bu yüzden yaptım ki bir insanın onurunu yüce Allah’ın onuruna tercih etmeyim. Hem senden başkasına hiç tapmam. Ama bunu kibirlenmeden yapmam. 
15*Şimdi ya Rab Allah ve ey kral! Halkını bağışla. Çünkü düşmanlarımız bizi yok etmeye çalışıyorlar ve başlangıçtan senin olan mirasını yok yıkmak istiyorlar. 
16*Senin payını göz ardı etme! Çünkü onu Mısır’dan salıverdin.
17*Duamı kabul et ve kendi yapına çok bağışla ve yasımızı sevince döndür ki yaşayıp adını analım. Ya Rab! Gel sana şükredenlerin ağzını kapatma. 
18*Tüm İsrail var gücüyle yalvardı. Çünkü yok olmaları gözlerinin önündeydi.
 
    Dördüncü Bâb
1*Kraliçe Ester de kendisinin zorunlu olması gerektiğini görüp Rab’be sığındı.
2*Kendi övünç giysilerinden soyunup keder ve yas giysilerini giydi; mis kokulu yağlar sürüneceğine, başına külle tezek saçıp bedenine çok güçlük verdi; ve bedeninin tüm güzel yerlerini lüle lüle saçlarlarıyla doldurdu.
3*Ve İsrail Tanrısı Rab’be yalvarıp dedi ki: -Ya Rab’bim! Sen yalnız kralımızsın, bana yardım et, kimsesizim ve senden başka   belirginim yoktur.
4*Çünkü benim ölümüm hemen şimdiden…
5*Ben doğalıdan beri atalarımın oymağında duydum ki sen ya Rabbi! Tüm milletler arasında İsrail’i ve atalarımızı -ondan öncekiler arasından- sonsuz mülk için benimsedin ve onlara dediğin gibi yaptın.
6*Şimdi biz senin önünde suçlu olduk. Bu yüzden düşmanların elinde tutsağız. 
7*Çünkü onların putlarına eğildik. Doğrusun ya Rab! 
8*Şimdi köleliğimizin acılığı yetmediği gibi; bir de ellerini putperestlerin elleri üzerine koyup and içtiler:
9*Ağzından çıkan sözü bozmak, mirasını yok etmek, sana açılan ağızları susturmak ve kendi ‘Evi’nin hem mezbahının onurunu söndürmek için...
10*Putperestlerin ağızlarını açarak putperestlerin güçlerini  anlatsınlar ve bedenin arzularıyla dolu bir kralı sonsuza dek putlaştırsınlar.
11*Ya Rabbi! Değersiz olanlara yöneticiliğini verme ve düşkünlüğümüzle alay etmeği kurma. Ama kesinlikle sözbirliği ettikleri şeyleri kendi başlarına döndür ki, bu üzerimize kinin sebepçisini dünyaya bir ders yap.
12*Ya Rabbi! Bizi an ve sıkıntılarımız zamanında kendini bildir. Ey milletlerin kralı ve her ülkenin beyi! Bana güç ve yürek ver. 
13*Ağzıma düzenli sözler koy ki aslanın önünde söyleyeyim ve onun yüreğini üzerimize cenk edenlere karşı çevir ki o ve onun yalancıları yok olsunlar.
14*Bizi kendi elinle kurtar, bana ki yalnızım ve senden başka imsem yoktur yardım yetiştir.
15*Ya Rabbi! Sana her şey açıktır. Biliyorsun ki ben kötülerin onurlandırılmasını sevmem. Sünnetsizlerin ve her yabancının yatağından iğrenirim.
16*Sen çektiğim zorunlu sıkıntıyı biliyorsun. Çünkü kendimi göstermem gereken günlerde, başımda taşıdığım gurur tacından tiksiniyorum.
17*Ondan adet bezinden tiksindiğim gibi nefret ediyor ve onu resmî olmayan günlerden başka hiç bir günde taşımıyorum.
18*Ben cariyen, Haman’ın sofrasında hiç yemedi ve kralın ziyafetlerine katılmadı. Onların döküş kurbanlarının şarabından içmedi; hem genç kızken buraya getirildiğim günden beri senden başka biriyle sevinmedi. İbrahim’in Tanrısı yüce Rab.
19*Ey Allah! Sen ki tümünden daha güçlüsün; umutsuzların sesine kulak ver de bizi kötü işçilerin ellinden ve beni de korkumdan kurtar.

     Beşinci Bâb
1*Ondan sonra Ester üçüncü günde duayı bıraktı. Yas giysilerini çıkardı ve onur giysile­rini giydi.
2*Ve tam takır donanıp ‘Her Şeyi Bilen Has Dost’a yöneldi. Sonra yanına iki hizmetçi kızı da aldı.
3*Biriyle nazlı nazlı konuşup yaslanıyordu.
4*Öbürü de eteğini kaldırıp ardınca gidiyordu.
5*Kendisi al yanaklı, çok güzel ve güleç yüzlü; sanki aşıkmış gibi duruyordu. Ama yüreği korkudan sıkılmıştı.
6*Bu kez tüm kapıları geçtikten sonra kralın önünde durdu. Kendisi görkemli tahtı üzerinde oturmuştu. En güzel, tüm altından, kıymetli taşlarla bezenmiş ve parlak giysilerle giyinmiş çok görkemliydi.
7*O hiddetli berrak yüzünü kaldırıp kraliçe Ester’e öfkeyle baktı. Kraliçe de yere düşüp, rengini değiştirerek bayıldı ve önünde giden hizmetçinin başına eğildi.
8*Ama yüce Allah, kralın ruhunu ağırbaşlılığa döndürdü ve dikkat­le tahtından sıçradı. Onu koltuğuna aldı, aklı başına gelince onu  güzel sözlerle avutuyordu.
9*Ona: -Ne var ya Ester? Ben kardeşinim korkma! Sen ölmeyeceksin, buyruğumuz halkadır; yanaş, dedi.
10*Sonra altın değneğini kaldırıp boynuna koydu. 
11*Ondan sonra onu kucaklayıp: -Söyle bana? Dedi.
12*O da dedi ki: -Ey efendi! Ben seni Allah’ın bir meleği gibi gördüm ve görkeminin korkusundan yüreğim sıkıldı.
13*Ey efendim! Çok şaşkınlık yarattınız ve yüzünüz sevecenlikle  doludur.
14*O böyle söylerken yine bayılıp kendinden geçti.
15*Kral da sıkılıyordu. Tüm hizmetçileri de onu avutuyorlardı.
 
     Altıncı Bâb
1*“Büyük kral Aheşveroş, Hindistan’dan Habeşistan’a dek yüz yirmi yedi eyaletin paşalarına ve vilayetin yargıçlarına ve tüm iş arkadaşlarına;
2*Nasıl ki birçok güçlü kişiler başbuğlarının armağanlarından şımararak böbürlenirler. 
3*Yalnız halkımıza zarar vermekle kalmazlar; ama aç gözlülükten kendi kralına da kötülük düşünüyorlar.
4*İnsanlar arasından gerekli olan şükran duygusunu kaldırmaları yetmiyormuş gibi; devletten çok, her şeyi gören ve kötülüğü sevmeyen yüce Allah’ın öcünden kurtuluruz, diyorlar.
5*Birçok kez beğlik hizmetlerinde olanların ve sevgili sultanlarının vekilliğini kendine gü­venlere bırakması, birçok kişileri suçsuzların öldürülmesine ortak etti. Bu çeşit insanların edepsiz entrikalarında adı anılan kralların temiz yüreğini iyileşmez dertlere uğrattılar.
 (6)*Şimdi bu dediğimiz şeyleri eski naklettirilenlerden aramak olanaksız. Nerde görüldü ki başkentimizde, hak etmedikleri halde  egemen kişilerin edepsizliğinden zulmedilsin?
 (7)*Böylece bundan sonra -ülkemizi tüm insanlara- huzur ve barışla yaşatmak için önlem almak gerekiyor.
8*Değişiklik yapalım ve görünen şeyleri  temyiz edip her şeye adaletle yaklaşalım. 
9*Çünkü Persler’le bir ilgisi olmayan Makedonya’lı Amadat’ın oğlu Haman dostluğumuzdan uzak yanımızda misafirken;
10*Her millete yaptığın iyilik ve yüce gönlünüzle geçiniyordu. O derece ki ‘babamız anılıyor!’ herkes ona eğiliyor ve tahtımızda ikinci söz sahibi kişiydi.
11*Kendi yüksek rütbesinde yetinmedi. Bizi egemenliğimizden ve  yaşantımızdan yoksun bırakmaya çalıştı.
12*Bizi canımızdan kurtaran ve kendisinin bize her türlü iyiliği dokunan Mordekay'ı ve ülkemizin dürüst kraliçesi Ester’i tüm halkıyla birlikte çeşitli hilelerle yok etmeye çalıştı.
13*Çünkü bizi bu şekilde tutup ve güçsüz kılıp, Pers egemenliğinin  Makedonyalılar’a geçmesini plânladı.
14*Sonunda anlaşıldı ki o kötülük kaynağı adamdan yok edilmek istenen Yahudiler, kötülük yapanlar değiller. Kesinlikle ‘Tanrı Yasası’ ile etkendirler.
15*O büyük ‘Yüce’ ve diri Allah’ın çocuklarıyız. Bize ve bizden öncekilere ülkemizi iyi duruma soktu.
16*Eğer Amadat oğlu  Haman’ın gönderdiği mektuplara göre bir şey yapmazsanız iyi edersiniz.
17*Çünkü bu şeylerin yapan tüm ev halkıyla birlikte Susan kentinin kapılarında idam edildiler. Her şeyin Rabbi yüce Allah ona hak ettiği cezasını vermiştir.
18*Şimdi bu mektupların kopyalarını her yerde apaçık koyalım ve Yahudilere serbestçe kendi dinlerini yapmalarını serbest bırakalım.
19*Ve onlara yardım edin ki, sıkıntıları zamanında; yani olan on ikinci ayın -ki Azar ayıdır- on üçüncü gününde, hemen o günde onlara kötülük yapanlardan öç alsınlar.
20*Çünkü her şeyin Rabbi yüce Allah, onlara; o seçkin soyun yok olmaması için bu sevinci vermiştir.
21*Şimdi siz ey Yahudiler! Kutsal bayramlarınız arasında bu günü her sevinçle bayram edin.
22*Ta ki şimdi ve şimdiden sonra, bizim iyi niyetli Perslerimizin  kurtuluşunun ve bana karşı kin tutanların yok edilişinin anısı olsun.
23*Halkın herhangi bir şehiri veya ilçesi buna uymamış olursa; ateş kılıçlarıyla yıkılsın. Salt insanlara değil; ama  hayvanlara ve davarlara da yıkıntı olup çağlar boyu sevilmesin.
 
      Yedinci Bâb[+]: Bak 5. Ayetten itibaren 1664 çevirisinde numaralandırılmıştır.
       (1664-1665 çevirilerinde 1. ayetten 4. ayete kadar eksiktir.)

        ve Mordekay bunlar Allah’tan olmuştur dedi.
 (5)* Çünkü bunlar hakkında gördüğüm düşü anımsıyorum ki onlardan hiç bir şey olmaksızın geçmedi.
6*Nehire dönen küçük bir ırmak vardı! Işık ve güneş ile çok su vardı. Bu ırmak diyorum ki Ester’dir. Onunla kral evlenip kraliçe yaptı. 
7*O iki ejderha ise ben ve Haman’ız.
8*O milletler Yahudilerin adını yeryüzünden silmek için toplanmışlardı.
9*Benim soyum ise İsrail’dir ki yüce Allah’ı çağırıp kurtuldular. Çünkü yüce Rab kendi halkını kurtardı ve efendi de bizi tüm bu kötülüklerden kurtardı. Böyle bir şey milletler arasında olmamıştır.
10*Onun için iki pay koydu: Birini Allah’ın halkı için ve diğerini de milletler için.
11*Bu iki pay bir saat ve anda tüm milletler arasında olacak olan ‘Din Gününde’ Tanrı’nın önüne geldiler.
12*Çünkü yüce Allah kendi halkını ekti ve kendi mirasına doğruluğu verdi.
13*Bu yüzden onlar Adar ayının günlerinde. Yani o ayın on dördüncü gününde, birlikte, sevinçle, çoşkuyla; kuşaklar boyu ve yüzyıllarca yüce Allah’ın önünde, halkları arasında şölen yaptılar.
14*Ptolemi ve Keleopatra’nın egemenliğinin dördüncü yılında; Dosito adındaki kişi -ki imam ve Levi geçinirdi- ve oğlu Ptolomi  bu ‘Purim’ * yani kura mektubunu verir ve kutsal Kudüs’te olan Ptolemi’nin oğlu Lisiyaho onu çevirdi, dedi.

*: Purim: İbranicede Şubat ile Mart arasındaki bayram.             

Elhâk-Li Ester tamam olmuşdur

Bi’t-tevfîk Allah
 (1664 Ali Bey’in el yazması notu)
               

EL HAK-Lİ KITÂB DÂNİYÂL 
ÜÇ GULÂMI? GUNNESİ
DANİYEL’İN HAK KİTABI VEYA ÜÇ
İLAHİCİ GENCİN EZGİSİ

1*Onlar yüce Allah‘a şükran ve yüce Rab’be bereket dileyerek alevin arasında geziyorlardı.
2*Azarya ateşin içinde ayağa kalkarak şöyle dua etti:
3*“-Ey! Atalarımızın Rab’bi Allah kutsal ol. Adın sonsuza dek övülsün.
4*Çünkü bize tüm yaptığın işlerde adalet timsalisin. Tüm işlerin doğru, yolların sağlam ve egemenliğin gerçektir.
5*Bize ve atalarımızın kutsal şehiri Kudüs üzerine getirdiğin şeylerde egemenliğin
doğrusun. Çünkü tüm bu şeyleri suçlarımız için üzerimize getirdin ve biz hak ettik.
6*Biz senden ayrılmakla günah ettik ve yaramazlık edip her şeyde düşmanca davrandık.
7*Buyruklarını dinlemeyip gözetmedik ve senin bize buyurduğun gibi yapmadık ki bize iyilik gelsin.
8*Senin üzerimize getirdiğin ve tüm bize yaptığın bu şeyler için biz bunu hak ettik.   
9*Böylece bizi zalim düşmanların, kötü asilerin ve yeryüzündeki tüm kötülerden daha kötü olan adaletsiz bir kralın ellerine verdin.
10*Şimdi ise ağzımızı açacak gücümüz kalmadı. Kullarına ve sana tapınanlara utançla yerildik.
11*Adın için cömert ol, bizi sonsuza dek bırakma ve antlaşmanı bozma.
12*Bizden merhametini uzaklaştırma. Dostun İbrahim’in, kulun İshak’ın ve kutsalın İsrail için.
13*Sözüne göre onların soyunu, göğün yıldızları ve deniz kenarında olan kum gibi çoğaltayım dedin.
14*Çünkü ya Rab! Biz di­ğer milletlerden yaramaz olduk ve günahlarımız için bugün dün­yanın en aşağı halkıyız.
15*Şimdiki zaman; ne kral, ne peygamber, ne yargıç, ne yakmalık kurban ne adak kurbanı, ne armağan ve ne de tütsü var.
16*Ne önünde ‘omuz budu’ nun paylarını sunacak, ne senden merhamet alınacak yeri var. Sonunda sana kırık yürek ve istekli ruhla geldiğimiz an bizi kabul et.
17*Güya koçların, boğaların kurbanlarıyla ve binlerce besili ku­zuyla bugün de kur­banımız ve sana
18*Şimdi biz sana tüm yüreğimizle uyuyor, senden korkuyor ve yüzünü arıyoruz.
19*Bizi utandırma; ama iyiliğine ve merhametinin çokluğuna göre bize yap.
20*Bize harikalarına göre yap, adını yücelt ya Rabbi!
21*Kullarına kabalık edenlerin tümü dehşete uğrasın, kudretinden düşüp utansınlar ve güç­­leri kalmasın.
22*Herkes bilsin ki, sen Rabblerin Rabbi tek Allahsın. Bütün evrende ulusun.’’
23*Tam bu sırada, onları fırına atan kralın köleleri, durmadan onu ham petrol, kükürt karışımı ve süpürge çalısı ile kızıştırıyorlardı.
24*Alev fırının üstüne kırk dokuz arşın çıkıyordu.
25*Oradan dışarı çıkıp fırın çevresinde olan tüm Kedanileri yaktı.
26*Rab’bin meleği Azerya ile yoldaşlarının arasına inmişti.
27*Ateşten alev çıkıyordu; ama fırının içinde meltem gibi bir esinti olmuştu. Şöyle ki; ateşin onlara hiç bir şekilde zararı dokunmadı ve onlara hiç bir zorlukla acı vermedi.
28*O zaman o üç kimse akıllıca fırında yüce Allah’a övgülerle bereket dilemeğe başladılar ve şöyle dediler:
29*“Yücesin ey atalarımızın Rab’bi ulu Allah! Artık her şeyden çok sana sonsuza dek yücelikler gerekir; yüzünün kutsal ismi yüceliktir. Artık her şeyden çok sonsuza dek yücelik olacaktır.
30*Kutsal görkeminin Tapınağında yücesin ve her şeyden artık sana sonsuza dek yücelik gerekir.
31*Sen yücesin. Kerubi üstünde otururken en aşağı yerleri görüyorsun. Artık her şeyde sana yücelik gerekir.
32*Sen mülkünün tahtında yücesin. Artık sana her şeyde yücelik gerekir.
33*Göklerde yücesin! Sana her şeyde yücelik gerekir.
34*Ey sizler ki, yüce Rab’bin yapılarısınız! Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden da­ha çok yüceltin.
35*Rab’bin melekleri Rab’ten bereket dileyin. Artık O’nu her şeyden çok yüceltin.
36*Ey gökler Rab’ten bereket dileyin! yüceltin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
37*Ey! Gök üstünde olan bütün sular! Rab’ten bereket dileyin. O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
38*Siz ki Rab’bin gücüsünüz. Hep yüce Rab’­den bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
39*Güneşle ay; Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok  yüceltin.
40*Göğün yıldızları; Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
41*Yağmurlar ve çiyler Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
42*Bütün rüzgarlar; Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
43*Ateş ve kızgınlık; Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
44*Soğukluk ve sıcaklık; Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin. 
45*Çiyler ve kırağılar; Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.  
46*Günler, geceler; Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin
47*Işık ve karanlık; Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yüceltin
48*Don ve soğuk; Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
49*Siz buzlar ve karlar; Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
50*Yıldırımlar ve bulutlar; Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yü­celtin.
51*Yer, Rab’ten bereket dile! O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
52*Dağlar ve tepeler; Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
53*Yerin bitkileri; Rab’ten bereket dileyin. O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
54*Ey su kaynakları! Rab’ten bereket dileyin. O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
55*Denizler ve nehirler; Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
56*Ey büyük balıklar ve suda hareket eden bütün şeyler! Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
57*Hava kuşları; hep Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
58*Canavarlar ve hayvanlar; hep Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
59*Ey Ademoğulları! Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
60*Ey İsrail! Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
61*Ey Rab’bin imamları! Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
62*Ey Allah’ın kulları! Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin. 
63*Doğruların ruhları ve canları; Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
64*Ey azizler ve alçakgönüllüler! Rab’ten bereket dileyin, O’nu her şeyden daha çok yüceltin.
65*Ananiya, Azerya ve Mesayel; Rab’ten bereket dileyin, artık O’nu her şeyden daha çok yüceltin ki bizi mezardan çıkardı, ölümden kurtardı ve yanan alevli fırının içinden kurtardı. Ateşin ortasından kurtuluş bulduk.
66*Rab’be hamdlerle ezgiler söyleyin ki yüce gönüllüdür ve merhameti sonsuzdur.
67*Siz ki Rab’be tapıyorsunuz; tüm ‘İlâh­ların İlâhı’ndan bereket dileyin ve övgü sunun ki O’nun merhameti sonsuza dek durur.

 

                SÛSANNANI? HİKÂYATI

1*Babil’de yaşayan Yoakim adında bir adam vardı.
2*Bu adam Helkiya kızı Suzanna adındaki çok güzel ve günahtan sakınan bir kızla evlenmişti.
3*Çünkü onun annesi ve babası iyi kişilerdendi ve kızcağızına Musa’nın Tevrat’ını öğretmişlerdi. 
4*Yorakim zengin bir adamdı. Evi yanında güzel bir bahçesi vardı ve Yahudiler sık sık evine gelerek toplanıyorlardı. Çünkü o saygın bir kişiydi.
5*Bu kez, o yılda Yahudi halkından iki şeyh yargıç olmuştu. Onlar için yüce Rab dedi ki: -Kötülük Babil’den şeyh yargıçlardan çıktı. Onlar halkı yönetiyormuş gibi görünüyordu. 
6*Bunlar devamlı Yoakim’in evinde oluyordu ve her kimin bir davası varsa onlara geliyordu. 
7*Bir gün öğleye yakın insanlar gittikten sonra Suzanna kocasının bahçesine girip gezi­niyordu.
8*O şeyhler onu her gün orada gezinirken görüyorlardı ve ona tutuldular.
9*Onlar akıllarını şaşırıp gözlerini çevirdiler ki, göğe bakmayıp doğru kararları anımsamasınlar.
10*Her ikisi de ona vurgundu. Ama birbirlerine derdini açamıyorlardı.
11*Çünkü kendi şehvetlerini ve onunla yatmak istediklerini söylemeye utanıyorlardı.
12*Ama onu görmek için her gün dikkatlice gözetliyorlardı.
13*Bir gün birbirlerine dediler ki: -Hadi ve gidelim! Çünkü öğle yemeği zamanıdır.
14*Sonra çıkıp birbirlerinden ayrıldılar ve birazdan yine o yere döndüler. Ondan sonra birbirlerine arzularını açıkladılar ve o zaman onu yanlız bulmak için bir zaman kararlaştırdılar.
15*Uygun bir gün gözeterek beklediler. Su­zanna önceden olduğu gibi iki hizmetçi köleyle bahçeye
girdi ve çok sıcak olduğundan gönlü bahçede yıkanmak istedi.
16*Orada hiç kimse yoktu. Ama o iki yaşlı kafadar gizlenmiş onu gözetiyorlardı.
17*Kadın kendi kölelerine dedi ki: -Bana yağ ve sabun getirin ve bahçe kapılarını kapayın ki, yıkanayım.
18*Onlar da dediği gibi bahçe kapılarını kapadılar ve gizli  kapıdan kendilerinden istenilen şeyleri getirmek için çıktılar. Ama şeyhleri görmediler; çünkü gizleniyorlardı.
19*Hizmetçileri çıktıktan sonra o iki yaşlı kafadar kalkıp Süsniye’ye doğru yürüdüler ve dediler ki:
20*-İşte bahçe kapıları kapalıdır ve bizi kimse görmez. Biz ise senin aşkınla yanıyoruz! Şimdi gel bize razı ol da bizimle yat.
21*Eğer bunu yapmazsan sana karşı tanıklık yaparız; seninle bir genç olduğunu ve senin bu yüzden hizmetçilerini gönderdiğini söyleriz.
22*Süsniye de ah! ikisinden de sıkıldım, dedi. Eğer bunu yaparsam ölüm bana kaçınılmaz; yapmazsam  ikinizden de bana kurtuluş yok.
23*Ama Rab’bin önünde suçlu olmaktansa; olmayıp elinize düşmek daha iyidir.
24*Böylece Suzanna büyük sesle bağırınca; o şeyhler de onun sesine bağırdılar!
25*Onlardan biri gidip bahçe kapılarını açtı.
26*Evde olanlar da bahçedeki gürültüleri du­yunca; ne oldu, bakalım!? Diye gizli kapı­dan içeri koştular.
27*Yaşlılar istedikleri şeyleri söyledikten sonra hizmetçiler çok utandılar. Çünkü böyle şey Suzanna için hiç söylenmemişti.
28*Ertesi günde halk, kocası Yoakim’in yanında toplanmıştı O iki şeyh Suzanna üzerine iftiralarla geldiler. Onu öldürmek istiyorlardı.
29*Halkın önünde şöyle dediler: -Yoakim’in karısı, Helkiya’nın kızı Suzanna’yı içeri gönderin! Ve gönderdiler.
30*O da babası, annesi, çocukları ve tüm
31*Akrabalarıyla geldi. Suzanna ise kibar ve güzel yüzlüydü. 
32*O övgüyle duranlar baş örtüsünün açılmasını istediler. Çünkü baş örtülüydü, bu yüzden güzelliğine bakıp doymak istiyorlardı.
33*Yanında olanlar ve onu görenler ağlıyorlardı.
34*O zaman o iki şeyh halkın arasında durup ellerini onun başına  koydular.
35*O da ağlayarak göğe baktı. Çünkü yüreğinde yüce Rab’be ümidi vardı.
36*O iki yaşlı dediler ki: -Biz bahçede gezerken bu kişi iki hizmetçisiyle girdi ve bahçe kapılarını kapayıp hizmetçileri gönderdi.
37*O zaman ona gizlenmiş olan bir genç gelip onunla yattı.
38*Biz bahçenin bir köşesindeyken bu kötülüğü görüp üzerine yürüdük.
39*İşte bunların da olduğunu gördük; ama genci tutamadık.  Çün­kü bizden güçlüydü ve kapıları açarak dışarıya kaçtı.
40*Ama bunu tutup o genç kimdir diye sorduk. O söylemek iste­me­di. Biz bunlara ta­nığız.
41*Halk da onlara; şıhlara, halkın yargıç­larına inanılır gibi inandılar ve kadını ölümle suçladılar.
42*Suzanna da yüksek sesle bağırıp dedi ki: -Ya Rabbi, ya sonsuz, ya evrenin sırrı. Sen her şeyi olmadan önce biliyorsun.
43*Bunların bana karşı yalan yere tanıklık yaptıklarını biliyorsun. Şimdi ben, bunların beni haksız yere suçladıkları şeyi yapmadan ölüyorum.
44*Yüce Rab da onun sesini duydu.
45*O taşlanmaya götürüldüğü zaman yüce Allah Daniyel adın­daki bir genç oğlanın ru­hunu uyandırdı.
46*O genç yüksek sesle bağırarak: -Ben bunun kanına girmiyorum! Dedi. 
47*Tüm halk ona doğru dönerek ona: -Bu söylediğin nasıl sözdür? Dediler.
48*O da aralarında durup dedi ki: -Ey İs­railoğulları! Deli misiniz ki İsrail kızı hakkında hiç araştırmadan ve gerçeği bilmeden yargılıyorsunuz?
49*Mahkemeye dönün. Çünkü bunlar onun hakkında yalancı tanıklık yaptılar.
50*Böylece bütün halk aceleyle döndü. Yaşlılar ona dediler ki:  -Gel aramızda otur ve kararını söyle. Çünkü yüce Allah bilgelerin ilgilenmesini istemiştir.
51*Daniyel de onlara dedi ki: -Siz bunları birbirlerinden ayırın ki ben onları inceleyim.
52*Ve birbirlerinden ayrıldıktan sonra onlardan birini çağırıp dedi ki: -Ey edepsizlik günleriyle yaşlanmış! Şimdi önceden yaptığın günahlarının cezası geldi.
53*Haksız yargılayarak suçsuzlar üzerine kesin karar veriyorsun ve suçluları; eğer yüce Rab “Sadık ve suçsuzu öldürme”dediyse de serbest bırakıyorsun.
54*Şimdi eğer sen bunu kadını suç işlerken gör­düysen; söyle bana nasıl bir ağacın dibinde zina ederken gördün? O da: -Sakız ağacının dibinde, dedi.
55*Daniyel de: -Güzeel! dedi. Kendi başının üzerine yalan söyledin. Çünkü işte Allah’ın meleği, yüce Allah’tan buyruk alıp seni ortadan biçecektir.
56*Ondan sonra onu bir yana çekerek diğerini çağırdı ve ona dedi ki: -Ey Yahuda değil; ama Kenan soyu! Güzellik seni azdırdı ve şehvet yüreğini saptırdı.
57*İsrail kızlarına böyle mi davranıyorsunuz? Onlar da korkudan sizinle buluşu­yorlar mıydı? Ama Yahuda kızı kötülüğünüze dayanamadı.
58*Şimdi bana söyle nasıl bir ağacın dibinde zina ederken yakaladın? O da: -Mazı ağacı dibinde, dedi.
59*Daniyel de: -Güzeel! Dedi. Sen de kendi başının üstüne yalan söyledin. Çünkü Allah’ın meleği seni ortadan biçmek ve sizi karşılamak için elinde kılıcı tutup katlanır.
60*Tüm topluluk da yükses sesle O yüce Allah’tan bereket dilediler. Çünkü O’na ümitvar olanları kurtardı.
61*Sonra tüm halk o iki kişinin üzerine çullandı. Çünkü Daniyel onların yalancı tanıklığını kendi ağızlarıyla yakalamıştı.
62*Onlar Musa’nın yasasına göre hemen o şekilde öldürüldüler. Çünkü onlar yaklaşmak için kötülük tasarlamışlardı. Onları öldürdüler ver böylece o gün suçsuz kan kurtulmuş oldu.
63*Halekiya ile karısı, kendilerinin kızı ve kocası Yoakim’le tüm akrabaları için ki, onlarda hiçbir suç bulunamamıştı;  yüce Allah’a şükrettiler. 
64*O günden sonra Daniyel halkın içinde büyük bir adam oldu.

     Hikâyat-ı Sûsannâ tamam oldu

BELİ? VE EJDERHÂNI? HİKÂYETİ

1*Kral Sitah öldükten sonra Pers kralı Kureş onun ülkesini aldı.
2*Daniyel onun sofrasından yiyor ve bütün arkadaşlarından  daha çok seviliyordu. 
3*Bu sırada Babilliler’in Bel adında bir putu vardı. Ona her gün on iki “Artabe’’ dedikleri ölçülerle nişasta, kırk koyun ve altı matra şarap haraç veriliyordu.
4*Kral ona tapıyor ve her gün ona tapınmaya gidiyordu. Daniyel ise kendi Allah’ına secde ediyordu ki, kral: -Niçin Bel’e tapmıyorsun? Dedi.
5*O da dedi ki: -Çünkü ben insan eliyle yapılmış putlara tapmam. Kesinlikle o diri Allah’a ki, yeri ve göğü yarattı hem de insanlar üzerine egemendir.
6*Kral da ona dedi ki: -Sen Bel’in de canlı bir Tanrı olduğuna katılmıyor musun ve onun her gün ne denli şey yediğini görmüyor musun?
7*Daniyel de gülerek dedi ki: -Ey kral; aldanma! Çünkü bu Bel içi kil ve dışı bakırdır; ne yer ve ne de içer.
8*O zaman kral çok öfkelendi. Onun kâhinlerini çağırdı ve onlara şöyle söyledi: -Eğer bana bu haraçların kimin yediğini söylemezseniz öleceksiniz.
9*Ama eğer bana onların Bel’in yediğini gösterirseniz Daniyel ölecek. Çünkü Bel konusunda küfretti. Daniyel de buyruk kralımın olsun, dedi.
10*Böylece Bel’in kâhinleri -eşleri ve çocukları olmadan yatmışlardı- kralla ve Daniyel ile Bel’in put evine geldiler.
11*Ve kâhinler dediler ki: -Şimdi biz hepimiz dışarıya çıkalım ve sen ey kral! O yiyecekleri getirt, karışık şarabı önüne koysunlar ve kapıları kapatıp kendi yüzüğünle mühürle.
12*Yarın put evine gelip her şeyin Bel tarafından yenilmiş olduğunu görmezsek biz ölelim. Ama Daniyel’in yalan  söylediğini anlarsan o ölsün, dediler.
13*Ama onların eksikliği yoktu. Çünkü sofra altında gizli bir kapı yapmışlardı ve her zaman oradan girip o şeyleri götürüyorlardı.
14*Onlar(Kâhinler) gittikten sonra kral o yiyecekleri Bel’in önüne koydu. Daniyel de kendi hizmetçilerine kül getirmelerini söyledi ki onu kralın önünde put evinin her yerine serpsinler. Ondan sonra dışarıya çıktılar ve kapıları kapadılar.  Orayı kralın mühürüyle mühürledikten sonra gittiler.
15*Kâhinler de adetleri üzere kadınları ve çocuklarıyla gece girip her şeyi yediler. On­dan sonra da dışarı çıktılar.
16*Sabah erkenden kral, Daniyel’le oraya gitti.
17*Kral dedi ki: -Ey Daniyel! Mühürler sağlam mı? O da evet kralım sağlamdır, dedi.
18*Kapılar açılır açılmaz kral sofraya baktı ve yüksek sesle bağırıp: -Ey! Bel sen büyüksün ve sende
bir hile yoktur, dedi.
19*Daniyel ise gülerek kralı içeri girmekten alıkoydu ve: -Döşemeye bak, bu izler kimindir bil; dedi.
20*Kral: -Ben de görüyorum. Bunlar erkek, kadın ve çocukların izleridir, dedi.
21*O zaman kral öfkeye kapılıp kâhinleri, kadınlarını ve çocuklarını tutuklattı. Onlar da gizli kapıyı gösterdiler ki oradan girip sofra üzerine konulan şeyleri yiyorlardı.
22*Kral da onları öldürttü ve Bel’i Daniyel’e bağışladı o da onu put eviyle yıktı.
23*O yerde büyük bir ejderha vardı ve Babilliler ona tapıyordu.
24*Kral Daniyel’e: -Bu da bakırdandır, diyebilir misin? Bak canlıdır; yiyor ve içiyor. Bunun canlı ilâh olmadığını söyleyemezsin; gel ona tap, dedi.
25*Daniyel de dedi ki: -Ben yüce Rab Allah’a taparım. Çünkü diri ilâh O’dur.
26*-Şimdi ey kral! Bana izin ver de ben ejderhayı kılıçsız ve değneksiz öldüreyim. Kral da: -Verdim, dedi.
27*O zaman Daniyel zift, donyağı ile kıllar alarak bir arada kaynattı ve yoğurarak ejderhanın boğazına attı! Bu yüzden ejderha çatladı ve Daniyel: -İşte ilâhınız, dedi.
28*Bu kez Babilliler bunu duyduklarında çok incindiler ve kral için şöyle dediler: ‘Kral Yahudi oldu, Bel’i bitirdi, ejderhayı öldürdü ve kâhinleri yok etti.
29*Ondan sonra krala gelip dediler ki: -Daniyel’i elimize ver. Yoksa hem seni hem de ev halkını öldürürüz.
30*Kral da onların çok sıkıntı verdiklerini görünce; ister istemez Daniyel’i onların eline verdi.
31*Onlar da onu aslan mağarasına attılar. Orada altı gün durdu.
32*O mağarada yedi aslan vardı. Onlara günde iki leş bedeni iki ve koyun veriliyordu. Ama o zaman onlara Daniyel’i yemeleri için hiç bir şey verilmemişti.
33*O sırada Yahuda bölgesinde Habakuk peygamber vardı. O bir çorba pişirmiş ve bir kapa ekmek doğramıştı. Onları orakçılara götürmek için tarlaya gidiyordu.
34*Ve Rab’bin meleği Habakuk’a dedi ki: -Hazırladığın öğle yemeğini Babil’e, aslanların mağarasına Daniyel’e götür.
35*Habakuk da: -Ya Rab, ben Babil’i hiç görmedim ve aslanların mağarası nerededir bilmiyorum. 
36*Rab’bin meleği de onu başının tepesindeki perçeminden tutup Babil’e götürdü ve aslanların mağarası üzerine bıraktı.
37*Habakuk da çağırıp: -Daniyel, Daniyel! Yüce Allah’ın sana gönterdiği öğle yemeğini al, dedi.
38*Daniyel de: -Hele beni andın ya Allah! Seni arayanları bırakmadın, dedi.
39*Ondan sonra Daniyel kalkıp yedi. Rab’bin meleği de çabucak Habakuk’u kendi yerine döndürdü.
40*Yedinci gün kral Daniyel’e ağlamak için mağaraya geldi ve içeriye bakınca; işte Daniyel oturmuş duruyor!?...
41*Kral da sesi çıktığı kadar bağırarak: -Ey Daniyel’in Rab’bi yüce Allah! Sen büyüksün ve senden başka Tanrı yoktur, diyerek onu dışarı çıkardı.
42*Onun öldürülmesi için çabalayanları mağaraya attırdı. Onlar da gözlerinin önünde onu çabucak yediler.

El-hâkk-li Dâniyâl tamam oldu
Daniyel’in kitabı bitti.

A.D. 17/7 Decembru 1664
(İ.S. 17/7 Aralık 1664)

 

               
BAŞ İMAM ŞEMON’UN KİTABI
(Kİ BİR ÇOĞU  ONA 3. MAKABELİLER DİYOR)

    Evvelki Bâb
1*Filopator dönen kimselerden Antiyoko’dan ele geçirdikleri yerlerin alındığını haber aldı ve bunu kendi yaya ile süvarilerine bildirdi.
2*Bunun üzerine kızkardeşi Arsino’yu da alıp Rafaye vilayetlerine yakın olan yerlere yürüdü. Çünkü Antiyoko’nun askerleri orada orduyu kurmuşlardı.
3*Teudoto adındaki kişi, bu işi pusuyla bitireceğini sanıyordu. -Ptolemo ona(Arsino’ya) bıraktığı usta silahçıları almıştı- gece Ptolemo’nun çadırını bastı ki onu habersiz iken öldürsün ve cengi bitirsin.
4*Ama Drisilo oğlu Dosito adındaki kişi ki, Yahudi soyundan idi; ama sonra dinden dönek ve atalarının sünnetlerinden uzak kaldı.  Onu başka bir yere götürüp çadırda bir alçağı yatırdı ve onun yerine cezasını çekti.
5*Ondan sonra çok büyük cenge giriştiler. Antiyoko tarafından çok şiddetli dövüşülürken, Arsino askerlerin çevresinde saçı başı dağılmış ve gözleri yaşlarla dolmuş olarak dolaşıyor; kendisine, çocuklarına ve kadınlarına bağışlamalarını yalvarıyordu. Eğer galip gelirlerse onların her birisine ikişer mına altın vereceğini söyledi.
6*Bundan sonra düşmanlar döğüşte bozuldular ve onların birçoğu da tutsak oldu.
7*Ondan sonra o pusulara galip olup yakın olan şehirlere gitti ve onlara öğüt vermeyi uygun buldu. Bunları yaptıktan ve kalelere hediyeler verdikten sonra halkın gönlünü kazandı. 
8*Yahudiler, akiller meclisinden Filipotor’a ‘şeyhler’ gönderip ona selam etmelerini ve armağanlar vererek bu olay için kutlamalarını istedi ki onlara çabucak gitmek istiyordu.
9*Böylece kutsal Kudüs’e gelip büyük Al­lah’a kurbanlar sundu ve şükrederek o yerin ayinlerine göre bazı işleri yerine getirdi.
10*O yere geldiğinde; ününe ve süslemelerine hayret etti! Ve Tapınağın sanatsal yapısına şaşırıp içeriye girmek istedi.
11*Onlar da: ‘Buna izin yok! Çünkü ne halkımızdan olanlara, ne de imamlara izin var.’ dediklerinde yine de kabul etmedi.
12*Önünde Tevrat okunduysa da: ‘Kesinlikle oraya gireceğim, diye içeriye sokulmaktan vazgeçmedi ve: -Eğer onlar bu onurdan yoksun olsalar bile bu beni bağlamaz. Çünkü şimdiye dek herhangi bir vilayete gittiğimde, put evlerine girmeme neden bana kimse engel olmadı, dedi.
13*Oradakilerden biri umursamaksızın ya­nıt­layıp: -Eğer böyle olmuşsa!? Deyince, o da:  -Neden gönlümce girmeyim ki? Dedi.
14*Bunun üzerine tüm imamlar, giysileriyle kendilerini yere attılar ve büyük Allah’a dua ettiler ki onların büyük gereksimine büyük kurtarış versin. İçeriye zorla girmek isteyenin eylemini kurutsun. Ve Tapınağı acı ağlayışla doldururken, şehirde kalanlar şaşırıp ne olduğunu bilmeden sıçradılar.
15*Evde saklanmış kızlar da emzikli kadınlarla dışarıya dökül­düler. Başlarına toz ve kül saçarak sokakları acı ağlayışlarla dolduruyorlardı.
16*Diğerleri yeniden salıverilmişlerdi. Kendilerini karşılamaya hazır olanları ve kendilerine ait utançları bırakarak şehirde karmakarışık koşuşuyorlardı.
17*Yeni doğum yapmış, analar ve çocuk bakıcıları tazecik çocuklarını orada burada bırakıp kimi evden eve, kimi de sokaklardan büyük Tapınağa engellenemez yürüyüşle toplanıyorlardı.
18*Onun yasak şeye el uzattığına karşı bir yere toplanmış insanların duası türlü türlüydü.
19*Bu yüzden şehirliler cesaretle onun direnmesine ve niyetini tamamlamasına dayanamayıp silahlandılar. Vatanları ve Tanrı yasası için mert olmalarını söyleyip o yerde büyük çaprışmayı yeğlediler.
20*Ama imamlardan ve yaşlılardan güçlükle yatıştırılarak, önceden dua ettikleri yere döndüler. 
21*Şimdi halk önceden yaptığı gibi duayla oyalanıyordu. Kralın çevresinde olan şeyhler
ise onun kibirli yüreğini ve her türlü niyetinden vazgeçirmeye çalışıyorlardı.
22*O ise inatla onları küçümsedi: ‘Kesinlikle gireceğim. Bir kez söylediğim söz yerine gelmelidir’ diyordu.
23*Bu yüzden kralın çevresinde olanlar bu durumu görünce; bizimkilerle beraber, O tüm hükümetlerin sahibinden, bu duruma yardım edip yasaklanmış olan, bu kibirli eyleme dur demesini istiyorlardı.
24*Sonunda, çok kavgalarla halkın izdihamının tuhaf sesinden, acayip bir çağrıya dönüşmüştü.
25*Yalnız insanlar değil, belki duvarlar ve tüm yeryüzü sanki çınlıyordu. Çünkü hepisi o yerde namusları kaybetmektense ölmeyi yeğliyordu.
 
     İkinci Bâb
1*Başkâhin Şimon kutsal Tapınağın kar­şısında diz çöktü ve dümdüz ellerini kaldırıp şöyle dua etti. 
2*-Ey! Yüce Rab Allah, Göklerin Kralı, tüm yaratıkların efendisi, kutsalların kutsalı ve Her Şeye Gücü Yeten Kralların Kralı; bize bak! Büyük kibir ve güçle dikbaşlı bir zulmedici pis kişiden acı çekiyoruz.
3*Her şeyi yaratan Adil Bey ve her şeyin kralı. Zulüm baskı yapanları yargılayacak olan sensin.
4*Sen eski zalimleri ki, güç ve cesaretlerine güvenen zorbalar onların arasındaydılar; büyük tufan ile yok ettin.
5*Sen böbürlenenleri ve her türlü kötülükle ünlü Sodomlular’ı, gelecek kuşaklara bir ders olsun diye yakıp yok ettin.
6*Sen o inatçı Firavunu ki, o kutsal İsrail halkına kölelikle sıkıntı veriyordu; çeşitli belalarla vurarak kendi büyük gücünü gösterdin.
7*Senin halkının peşinden arabaları ve birçok atları ile kovalayanı derin denizde boğdun. Sen ki, her şeyin efendisisin; dayananları güvenlikle esenliğe çıkardın. Onlar bu işin senin elinden olduğunu bilerek sana ki, ‘Her Şeye Gücü Yetensin’ övgülerle şükrettiler.
8*Sen ey kral! Sonsuz ve sınırsız yerin egemeni; kendi adına bu şehiri ve bu yapıyı seçtin. Eğer senin hiç bir şeye gereksinmen olmasa bile onu kutsadın, güçlü yüceliğinle aydınlattın ve büyük kutsal adına içinde yücelmek için emanet ettin.
9*Eğer sana karşı durursak ve bundan ötürü bize sıkıntı gelirse; İsrail Evi’ni sevdiğin için bu yere girip dua ettiğimizde duamızı kabul edeceğine söz vermiştin.
10*Gerçekten adil ve dürüstsün. Çünkü birçok kez atalarımız sıkıntıdayken onları düşkünlüklerinde büyük belalardan kurtardın.
11*İşte şimdi ey kutsal Kral! Büyük ve çok günahlarımız için acı çekiyoruz. Düşmanlarımıza aşağılanıp
güçsüzlüğümüzden azalıp gidiyoruz.
12*Biz bu durumdayken, bu haddini bilmez dinsiz kişi, burada kutsal adın için belirttiğin ‘Kutsal Mekan’ına zulüm etmeye çalışıyor.
13*Çünkü meskenin olan göklerin en uzak yerine Ademoğulları varamaz. Ama bu halkında görkemini kurup bu yeri kutsamak, kutsal isteğin oldu. 
14*Bizden bu murdarlarla öcünü alma, bize bu dinsizlerle acı çektirme ki zalimler yürekleriyle övünmesinler ve kibirli dilleriyle böbürlenip: Bak biz o ‘Kutsal Evi’ put evlerinin basıldığı gibi bastık, demesinler.
15*Günahlarımızı yok et ve kusurlarımızı sil. Şimdi merhametini göster, senin merhametini bize çabuk yetiştir. Bize esenlik verip düşkünlerin ve yüreği kırık olanların ağızlarına duayla şükürler doldur.
16*Böylece ‘Her Şeyi Gören, her şeyden çok kutsal Allah. Bu makbul duayı kutsal yerde haklı saydı ve o böbürlenen inatçı zorbayı sağdan soldan rüzgâr kamışı sallar gibi sallayıp vurdu. O derece ki, yere serilmişken hiç bir şey yapmaya gücü yetmedi. Bedeni öyle çözüldü ki hak ettiği acıdan sesini çıkaramıyordu.
17*Bu yüzden onun dostlarıyla subayları, ona gelen şiddetli acıyı görüp çok korktular; can çekişiyor sandılar ve büyük kaygıyla çekip dışarı çıkardılar.
18*Ondan sonra aklı başına geldiğinde; o denli acı çekmiş olsa da hiç tövbe etmedi ve daha kötü kelimeler söyleyerek gitti.
19*Mısır’a geldikten sonra daha çok kötülük yapmaya başladı. O dediğimiz her doğruluktan uzak dost ve yoldaşların yardımıyla yalnız sayısız şehvetlerine doy­madı. O derece cesaret etti ki, her yerde halka sövmeye başladı. Birçok dostlar bile kralın hatırını gözetip onun isteğine uydular.
20*Yahudi halkını tüm dünyaya rezil etmeye niyet etti. Saraya bitişik bir kuleye yakın bir taş direği diktirip bu yazıyı kazıttı: “Kurban kesmeyenlerden birisi Mısırlılar’ın put evlerine girmesinler. Kesinlikle tüm Yahudilere vergi ve kölelik teklif olunacak ve kim buna karşı gelirse yakalanıp öldürülecek.
21*Haraca bağlananların bedenleri üstüne, damga için ‘Baküs’ ilâhının işareti olan sarmaşık yaprağı dövmesi dağlansın. Sonra ayrılıp belirtilen işlerde kullanılsınlar.’’
22*Ama herkese kasıtlı görünmemek için altına da şöyle yazdırdı: “Eğer bir kişi kutsal ayinleri gözetenlerin arasında konuşmak isterse İskenderiye halkının yasasıyla bir tutulsunlar’’.
23*Böylece bazıları kenlerinin emredilen dininin ayinini sevmediler ve kralla yapacakları dostluktan büyük onur duyarız diyerek kendilerini kolayca teslim ettiler.
24*Bazısı ise güçlü yürekleriyle bağlı olup dinden ayrılmadılar. Kesinlikle kendi yaşamları için çekinmeden para döküp kendilerini yazdırmaktan kurtarmaya çalışıyorlardı. Bu umuda güvenip bir zaman;
25*Kurtulacaklarını düşünüyorlardı. Kendilerinden ayrılanlara lanet ediyorlar, onları kendi halkının düşmanları gibi görüyorlar ve dostluklarından yararlanamıyorlardı.

Üçüncü Bâb
1*O zalim kral bunu duyunca çok öfkelendi. Yalnız İskenderiye’de olanlara değil, diğer tüm vilayetlerde olanlara da  çok düşmanlık ediyordu. Çabucak hepsini bir yere toplamayı ve kötü bir ölümle yeryüzünden silmeyi tasarladı.
2*Bu yapılırken ki, o kötü iş için antlaşan adamlara amaçları için fırsat veriliyordu;  halka böyle bir düzmece haber yayıldı; şöyle ki güya bazı Yahudiler onları kendi dinlerinden engellemeye çalışıyorlarmış.
3*Oysa Yahudiler, krallara iyi niyeti ve değişmez hakikatı koruyorlardı. Ama Allah’a ibadet ve O’nun yasasında durdukları için, bazıları kendileriyle ilgili şeyleri reddediyorlardı. Bu yüzden bazı kimselere düşmanları gibi görünüyorlardı. Çünkü doğru ve temiz işleriyle kendi alışkanlıklarını bezeyip tüm insanlara beğendirmişlerdi.
4*Böylece bu dinsizlik haberi ki, onu halk için herkes yayıyordu; bu yabancı ulusu hiç saymıyorlardı.  İlla onları tapınmalara ve geleneklere ait kurallara sokmak...! Bu adamlar ne krallara, ne yargıçlara razıydı; kesinlikle düşmandılar ve kamu yararına karşılar, diyerek ve suçluyorlardı
5*Bizden kötülük görmeyen şehirde yaşayan Yunanlılar bu adamlar üzerine birdenbire gürültü patırtı ve ansızın izdihamlar olduğunu görüyorlardı; ama yardım edemiyorlardı. Çünkü zalim kralın buyruğu böyleydi.
6*Bunlar gücüne gidip onları avutuyordu. Bunların değişeceğini umuyorlardı. Çünkü böyle uygunsuz işler çok sürmezdi.
7*Komşulardan, dostlardan ve yakınlardan bazıları onları gizlice kabul ettiler ki, gerekli yardım.
için el uzatsınlar ve yardım etmeye çalışsınlar.
8*O ise hazır kibriyle böbürlenip, yüce Allah’ın kudretine bakmadan, işlerini daima bu şekilde yürütebileceğini sanarak Yahudiler konusunda bu mektubu yazdı:
9*“Ptolomi Filipotor adlı kral Mısır’da ve her yerde olan kumandanlara ve askerlerine selam edip iyilikler diler. Ben ve durumumuz da iyidir.
10*Asya’ya yürüdükten sonra kendinizin de bildiği gibi ilâhların anlaşılmaz yardımlarıyla plânımıza göre işi bitirdikten sonra, niyetimiz Kili-Suriye ve Fenikiye halkını silah zoruyla değil; ama güzellikle ve cömertçe hoşnut olup onlara daima iyilik ederiz.
11*Böylece şehir, şehir tapınaklara gelirler verdik. Kutsal Kudüs’e de geldik ve o kendi deliliklerinden vazgeçmeyen halkın Tapınağına da yardım edelim dedik.
12*Onlar bu gelişimizi sözde onayladılar. Ama eski övgüleriyle yalan söyleyip kendi Tapınaklarına girmememize engel oldular. Biz ise onu büyük ve güzel armağanlarla donatmak istiyorduk.
13*Bu şekilde tüm o adamlara yaptığımız iyilik için gücümüzü görmediler. Ama bize kötülüklerini gösterdiler. Onlar sert bir halka benziyor. Krallara kibirli ve iyi olanlara başkaldırıcı olup hiç bir uygun şey yapmazlar.
14*Biz ise bunların deliliklerine ses çıkarmadık ve zaferle Mısır’a dönüp tüm milletlere hak ettikleri iyilikleri yaptık.
15*Bu yüzden onların tüm soylarına zayıf unutkanlıklarını bildirip; ister yoldaşlık, isterse onlara önce temiz dille -bir çok işlere inandığımız için onları değişikliğe hırslandırmağa cesaret edip- İskenderiye şehrinin özgürlüğünü bağışlamayı ve sonsuz kâhinlik ayinlerimize katılmalarını kabul etmek istedik.
16*Bunlar bunu kendilerine karşı buldular ve iyi şeyi kötü kişiliklerinden uzaklaştırıp daima yaramazlığa kaydılar. Yalnız bu şehirin  büyük özgürlüğünü reddetmediler. Ama onlardan bazıları söz ve eylemlerden iğreniyorlar. Böylece daima yerdikleri ayinlerde dü­zelttiklerimizi değiştireceğimizi umarak, bize iyilik ettiklerini sanıyorlar.
17*Bu yüzden bu şeylerden anlaşılıyor ki bunlar bizi her zaman kötü sanıyorlar. Görüyoruz ki bir zaman ansızın baş kaldırabilecek olan bu dinsiz hainler, bize ardımızdan kötü düşman olmasınlar.
18*Bu mektuplar elinize geçer geçmez içeriğine göre tüm kadınları ve çocuklarıyla birlikte yakalayıp zorla demir zincirlere bağlanmış olarak gönderin ki, çaresiz ve ayıplı bir ölümle kötü adamlara yapıldığı gibi kaldırılsınlar.
19*Çünkü bunlara böyle ceza verildikten sonra ümit ediyoruz ki belli bir zaman için, daha iyi durumda ve güvende olacağız.
20*Eğer bir kişi Yahudilerden birini; yaşlı olsun, genç olsun veya emziktekini kayıracak olursa; o kişi
bütün ev halkıyla birlikte kötü acılarla cezalandırılacaktır.
21*Ama bir kişi birini ele verirse; o kişi suçlunun malını alacak ve bundan başka kralın parasından iki bin dirhem gümüşle özgürlük tacını alacaktır.
22*Her nerede sığınmış bir Yahudi tutulursa; o yer yıkılıp ateşe verilecek ve büsbütün son zamana dek tüm canlılara yararsız olacaktır.’’ Mektubun içeriği böyleydi.
 
    Dördüncü Bâb
1*Her nereye bu yazı gönderildiyse, tüm putperestlerden sevinç ve coşkuyla şölen
oluyordu. O derece ki yüreklerinde biriktirilmiş düşmanlık o zaman, o izinle belli oldu. 
2*Yahudiler ise devamlı yas içinde, büyük ağlayış ve gözyaşlarıyla inleyerek tüm yürükleri yanıyordu. Çünkü üzerlerine ansızdan, birdenbire ölüm emri verildiği için ağlıyorlardı.
3*Hangi yargıçlık makamları, şehirler, yerleşkeler ve hangi yollar onların ağlayışla sızlayışlarından dolmasın ki!...
4*Çünkü birçok şehirde olan yargıçların kötü ve acımasız yargısıyla hepisi birden sürgün ediliyordu.
Düşmanlardan bazıları bile bu ola gelmemiş siyasetler için, o sürgün edilenleri gözleri önüne getirip ve bu yaşam değişikliğini anımsayıp onların güçsüz düşkünlüklerine ağlıyorlardı.
5*Çünkü birçok ak saçlı, yaşlılıktan eğri ve ağır ayaklı yaşlıları; hiç utanmadan zorlu ve tehditkar sözlerle: ‘çabuk olun!’ diye sıkıştırıyorlardı.
6*Yeni gerdeğe girmiş kızlar sevinç yerine yas çekiyorlardı. Güzel kokulu yağlar sürülmüş saçlarına toz saçıp ve duvaksız götürülüp bir ağızdan ezgilerinin yerine ağıt çekiyorlardı. Çünkü yabancılar onları acınacak duruma getirmiş ve yırtık giysileriyle apaçık bağlı olarak zorla geminin iskelesine sürükleniyorlardı.
7*Genç kocalar gençlik çelenkleri yerine, gençlik zamanlarını zincirlerle boyunlarından bağlanmış olarak ve gençlik zevklerinin yerine geri kalan düğün günlerini yas ile geçiriyorlardı. Çünkü artık mezarlarını ayaklarının önünde kazılmış görüyorlardı.
8*Çünkü onları hayvanlar gibi demir bağlarla ve zorla çekip sürüklüyorlardı. Kimi gemilerin kenarlarına boyunlarından çivilenmiş ve kiminin de ayakları çözülmez bağlarla bağlıyken üzerlerinde;
sık tahtalarla yapılmış güverte olduğu için, gözleri karanlıktakdı. Tüm bu deniz yolculuğunda hainler gibi acı çektiler.
9*Bunları bu şekilde gemiye götürdükten sonra, o şehrin dışında olan at meydanındaki çadırlara konulmalarını buyurdu. Öyle ki oraya gelen yolcularla vilayete giden kimselere ders olmaya uygundu ve onlar ne kendi askerleriyle konuşabilirler, ne de birlikte surlara kabul edilebilirlerdi.
10*Bu olduktan sonra kral onların soyundan olan bazılarının gizlice şehirden dışarı çıkıp, iki de bir kardeşlerinin utançlı dertlerine ağladıklarını duyunca öfkelendi.
Dikkatle onlara bunlara yapıldığı gibi yapılmasını ve hiç bir şekilde onlara uygulanan siyesetten geri kalınmamasını buyurdu. Ayrıca halkı isim isim yazdırdı.
11*Çünkü demin bildirdiği zor işlerin köleliğini yaptıracak değildi.  Ama kesinlikle bildirdiği siyasetler ile acı verip bir günde kökünü kazıyacaktı.
12*Şimdi katı bir tavırla, tahtının devamı için bunların yazılması gün doğduktan sonra gün batımına dek sürdü ve kırk günde de bitirilemedi.
13*Kral ise büyük ve daim bir sevinçle dolu olup tüm putların
yanında şölenler veriyordu. Aklı halktan ırağa sapmıştı. O pis ağzıyla konuşmaktan ve yardımdan yoksun olan o dilsiz ‘putları’ övüyordu. Büyük Allah’a ise söylenmeyecek şeyleri yansalıyordu.
14*Yukarda anlatılan zamanın dolmasından sonra yazıcılar, krala artık Yahudileri yazamayacaklarını bildirdiler. Onların kalabalık ve vilayette çok?sayıda olduklarını; bazıla­rının evlerinde ve bazılarının da çeşitli yerlerde yaşadıklarını ki Mısır’da olan tüm yöteticilere bunu yaptırmak mümkün olamayacaktı.
15*Kral da onları sıkıca tehdit etti. Bundan ötürü onları kaçırmak için rüşvet yediler. Ama bu şeyde yüreği tatmin oldu. Çünkü onlar güçlü deliller gösterdiler. Yani kullanacağımız kağıt ve kalemleri tükettik, dediler.
16*Bu ise o Yahudilere, gökten yardım yetiştiren, yenilmez Tanrı’nın yiğit savaşçılığı idi.

    Beşinci  Bâb
1*O zaman kral, Hermon adındaki fıl bakıcısını çağırdı ve çok öfkeli bir şekilde bağırarak şöyle emretti: -Ertesi gün bol avuçlar  ile günlük ve çok saf şarabı beşyüz file içireceksin ki o çok şaraptan kudurup Yahudileri katletmek için içeri getirilsinler.
2*Bunu dedikten sonra Yahudilere kin tutan dostlar ve kumandanlarıyla sohbet toplantı­sına döndü. Fil bakıcısı Hermon ise   buyruğu bir güzel yerine getirdi. 
3*Onların hizmetçileri akşam üzeri çıkıp zavallıların ellerini bağladılar. Tüm gece onların diğer kötü arzuları için çalışıyorlardı. Çünkü onların birden yok edileceklerini?sanıyorlardı.  
4*Yahudiler her taraftan bağlandıkları için tüm putperestlere yardımdan uzak görünüyorlardı. Herkes ‘Her şeye gücü yeten Rab’be, her kralın sahibi Allah’a ve ‘Esirgeyen Baba’ya sürekli yakararak gözyaşlarıyla çağırdılar ki üzerlerine olan zalim planı değiştirsin ve onları ayakları önünde hazır olan  ölümden,  kendine özgü işiyle kurtarsın.
5*Şimdi bunların alçakgönüllü yalvarışları sesi göğe dek çıkıyordu. Hermon ise azgın filleri çok şarap içirmekle doldurdu ve günlük ile doyurmuştu. Sabah kralın sarayına gitti ki krala bu şeyleri bildirsin.
6*Ama: Bu dünya yaratıldığından beri gece gündüz güzel olan iş; her işittiğine bol bol verenden gelir. Yani uykunun payı krala gönderildi. 
7*Böylece kral Rab’bin emriyle tatlı ve derin uykusundan alıko­nuldu. Gerçi kötü amacından çok düşmüş; ama değiştirelemez beladan çok aldanmıştı.
8*Yahudiler ise -o belirli zamanı geçirdikten sonra- kutsal Allah’a şükrediyorlardı. O merhametliye tekrar dua ederlerdi ki kendi elinin kudretli gücünü o böbürlenen milletlere göstersin.
9*Onuncu saatin yarısında davet eden, davette olanların izdihamına görüp yaklaştı ve kralı güçlükle uyandırdı. Toplantının geçmekte olduğunu söylerken kral uyandı ve o yere gidince toplantıya gelenlere karşısında oturmalarını söyledi.
10*Onlar da bunu yaptıktan sonra, kral zevkle eğlenmelerini ve toplantıyı sevinçle geçirmelerini istedi.
11*Konuşmalar çok uzayınca kral Hermon’u çağırdı ve ona şiddetle şöyle sordu: -Bu Yahudileri niçin yaşattınız? Dedi.
12*O da tüm gece emredilen şeyleri bitirdiğini ve dostlarının da buna tanık olduklarını, bu günün Falaris’in kötülüğünden daha kötü olacağını ve Yahudilerin uyudukları için şükretmeleri gerek­tiğini söyledi.
13*-Sen gecikmeden yarınki güne Yahudiler’in katli için gene filleri hazırla.
14*Bunu kral söyledikten sonra istekli olanlar da herkesle birlikte kendi evine gitti. Orada o gece o kadar çok uyumadılar. Çünkü zamanlarını, o zavallılara yapılabilecek her türlü soytarılığı icat etmek için geçirdiler.
15*Böylece sabah horoz  öttüğünde, Hermon büyük bir meydanda silahlı canavarları kızıştırıyordu. Tüm şehir halkı da o kaygılı kalabalığı seyretmeye üşüştü. Gün doğuşunu bekliyorlardı.
16*Yahudiler ise tüm zamanlarını can korkusuyla geçirip, göz­yaşlarıyla yakarıp, ağlayıp sızlayarak, göğe ellerini uzatıyor ve yüce Allah’a dua ediyorlardı ki, onlara en kısa zamanda yardım etsin.
17*Tam güneş ışıkları dağılmamıştı ki kral dostlarını kabul ettiği sırada Hermon, kralın gönlüne göre her şeyin tamamladığını ve bunu çıkıp kendi gözleriyle görmesini duyurdu.
18*Kral bunu duyunca bu yaman hazırlıktan şaşırdı; çünkü unutmuştu! Ve: -Niçin bunları böyle emekle yaptın? Diye sordu. Bu olay her şeyin egemeni yüce Allah’ın bir yazgısıydı ki, onun aklına  getirdiği tüm bu şeyleri unutturdu.
19*Hermon ve tüm dostları bunu duyunca: -Ey kral! Bu canavarlar ve askerlerler sizin gayretli arzunuza göre hazırlandılar.
20*Bu sözlerden çok öfkelendi ve Allah’ın isteğiyle bu türlü şeyleri anımsayamıyordu. Sonra öfkeli bakışıyla dedi ki:
21*-Ne kadar yakınların ve çocukların gelirse ki, bu kötü canavarlara yol yemeği hazırladılar. O suçsuz Yahudilerin yerini tutsunlar. Bana ve benden önce olanlara değişmez gerçeği tam gösterdiler. Ama eğer birlikte yetiştirilmemiş, hizmetin olmamış ve gönlüm seni sevmemiş olsaydı şimdi onların yerine senin yaşamın sona ererdi.
22*Bu şekilde Hermon, beklenmedik tehdit edici sözleri işitince yüzü değişti ve çok korktu! Dostları da birer birer üzgünce sıvıştılar ve orada toplanan herkesi kendi işine gönderdiler.
23*Yahudiler, kralın bu söylediklerini duyunca; kralların kralı, sevgili Rab Allah’a şükrettiler ve bu kurtuluşu O’ndan dilediler.  
24*Ondan sonra kral eski geleneğine göre yine bir şölen düzenledi. Herkesin eğlenmesi için Hermon’u iyice tehdit etti ve onu yanına çağırdığında dedi ki: -Ey işe yaramaz adam! Bir iş için sana kaç kez
buyurultu vermek gerekiyor. Bari şimdi, yarınki güne dek Yahudileri yok etmek için filleri hazırla.
25*O zaman orada oturan yakınları bu güvenilmez akla şaştılar ve böyle dediler: -Ey kral! Bizi deliler gibi kaç kez sınıyorsun? Şimdi üçüncü kez onları yok etmek için buyuruyorsun ve tam işin bitirileceği zaman tasarını unutup verdiğin kararı bozuyorsun.
26*Bu yüzden şehir halkı ortada kalıp acı çekiyor ve birçok gruplara ayrılma olasılığı verdır.
27*Bu yüzden delilikle dolu olan kral ikinci Falaris, Yahudilerin korunması için yüreğin­deki değişikliğe hiç aldırış etmeden;
28*Kaba bir yeminle, bunları geciktirmeksizin canavarların dizleri ile ayakları altında çiğnetip ölümüne saldırtacağına, ondan sonra Yahuda bölgesi üzerine asker çıkarıp onu çok geçmeden ateşli kılıçlarla yıkacağına, oraya kendine girilmesine izin verilmeyen ve daima kurban kestikleri Tapınağı ateşe vereceğine ant içti.
29*O zaman dostlarıyla akrabaları oradan sevinerek ve inanarak gidip, güvenlik için kentin önemli yerlerine askerlerini yerleştirdiler.
30*Fil bakıcısı canavarları, çok kokulu içkilerle ve günlükle karıştırılmış şarapla bayağı deli etti! Hem de gösterişli süslemelerle donattı. Artık gün ağarıyordu ve tüm şehir halkının sayısız kalabalığı at meydanının yakınını doldurmuşken, kralın sarayına girip onu hazırlanmış olan bu işe katılmaya çağırdı.
31*O zalim yüreğini büyük öfkeyle doldurup ve her türlü zorlu canavarlarla çıkıp; kötü bir yürekle
ve gözlerinin içiyle, o yukarda dediğimiz yaman ve dertli sonu görmek istedi.
32*Yahudiler kapılardan çıkan filleri, ardından gelen  silahlı askerleri ve halkın ayaklarından çıkan tozları gördüler. Yabancı dillerle sesleri işitip, kendilerinin başına gelen bu anı yaşamlarının ve kederli bekleyişlerinin sonu sandılar. Kendilerinin merhametine ve yasına dönüp birbirlerini kucaklayarak öpüyorlardı. Babalar oğullarını, analar kızların boyunlarına sarılıyor; kimi de yeni doğmuş olan bebeklerine son sütünü içsinler diye bağırlarına basıyordu.
33*Sonunda bunlar gökten gelen yardımları anımsayıp, hepsi birlikte kendilerini yüzüstü yere attılar. Çocukları emzirmekten ayırarak ‘Her şeyin Kralı’nı yüksek sesle çağırdılar.
34*Kutsal görünüşüyle ortaya çıkması için yakardılar. Çünkü ölümün kapılarına gelmişlerdi ki merhamet etsin.
 
     Altıncı Bâb
1*Elazar adında o yörenin imamlarından olan ünlü ve yaşlı biri ki, tüm bu yaşamı içinde her türlü erdemle bezenmişti. Kutsal Allah’ı  yönelmek için çevrede olan erdemli kişileri toplayıp böyle
dua etti:
2*-Ey sevgili Kral ve ‘Her şeye gücü yeten yüce Allah!’ Sen her yaratılmış şeyi her zaman acıyarak korursun. İbrahim soyunu, kutsal Yakup’un soyunu; yani sana kutsanan payın halkını, bu yabancı ülkede haksız yere yok ediyorlar. Kimsesize bak ey Baba!
3*Sen bir zamanlar, Mısır’ın arabaları çok olan Firavun adındaki kralını; büyük cesaret, büyük böbürlenme ve kibirli askerleriyle denize gömerek yok ettin. Tüm İsrail’i esirgeyerek aydınlattın.
4*Sen bir çok askerlerle gelen Asurlular’ın büyük kralı Sanherib’i ki, tüm ülkeyi kendi etkisine alıp aşağılamıştı. Kutsal kent üzerine kötü konuşup, kibirle cesaret ederek kötü söz­ler söylemişti. Sen ya Rabbi! Onu bir çok milletlere, kendi gücünü gösterip kırdın.
 (5*)Sen Babil’de üç ‘peygamber’ dostunu ki, boş şeylere inanmamak için coşkuyla canlarını ateşe bıraktılar. Yanar fırını çiy ile ıslatıp kurtardın. Şöyle ki kılına bile zarar gelmedi ve alevi tüm düşmanlar
üstüne saldın.
6*Sen Daniyel’i ki, kıskançlıklardan ve iftiralardan ötürü aslanlara, o canavarlara yenilsin diye atılmıştı. Sapasağlam aydınlığa çıkardın. Yunus’u da ki, denizde ata balığının karnında birçok günler geçirmişti. Tüm evinin halkına sağ ve esen gösterdin ey Baba!
7*İşte şimdi zulmü sevmeyen esirgeyicimiz, tüm evrenin sahibi; çabuk bu İsrail soyundan olanlara ve iğrenç zalim milletlerden vah! çekenlere görün.
8*Eğer bu yabancı yerdeki yaşantımızda dine karşı şeyler yapmış olduysak; bizi düşmaların ellerinden kurtar da istersen bizi öldür veya yok et ya Rabbi!
9*Çünkü bunlar boş şeylerden başka bir şey bilmezler. Senin sevgililerinin yok edilmesi için boş şeyler arzulayıp demesinler ki: ‘Onların Allahı’nın bile onları kurtarmaya gücü yetmez’
10*Ama sen ey başlangıçsız! Tüm güçler ve tüm kudretler elindedir.
11*Şimdi bize acı. Zalimlerin haksızlığı yüzünden hainler gibi yaşamımız bitiyor.
12*Putpererstler bu gün yenilmez gücüne şaşsınlar. Ey! sevgili Allah ve Yakup soyunun kurtuluşu için güç sahibi.
13*Tüm bu çocuklara; onların bu ana-babaları gözyaşlarıyla yalvarıyorlar. Tüm milletler bilsin ki, ya Rabbi! Sen bizimlesin ve bizden yüzünü çevirmedin.
14*‘İlla ki onları, düşmanlarının elinde olduğu zaman bırakmam!’ dediysen böyle yap ya Rabbi!
15*Elazar duasını bitirir bitirmez, kral canavarlarla ve tüm askerlerinin gürültüsüyle at meydanına yakın geçiyordu.
16*Yahudiler bunu gördüğü gibi yükses sesle göğe doğru bağırıyorlardı. Öyle ki yakında olan dereler bile yankılanarak, tüm askerleri ister istemez ağlattı.
17*O, celal sahibi, ‘Her Şeye Gücü Yeten Adil Allah’ kendi yüzünü gösterip gökteki kapıları açtı. Onlardan iki bezenmiş ve büyük melek indi. Onları Yahudilerden başka herkes gördü.
18*Bunlar düşman askerlerine karşı durup büyük korku ve acı verdiler. Onları öyle bağlarla bağladılar ki, bağlarını kımıldatamadılar. O zaman kralın bedeni vuruldu; onun bu güne dek tutuşmuş cesaretli öfkesini unutkanlık kapladı.
19*Canavarlar(azgın filler) da ardınca gelen silahlı askerler üzerine dönüp onları çiğneyerek öldürdüler.
20*Bunları gören kralın öfkesi acıma hissine ve göz yaşına döndü. Önceden planladığı bu şeyler için ağladı. 
21*Çünkü acı bağırmaları ve tümünü ölümleri için yüzüstü yere düşmüş görünce; gözyaşı döküp dostlarına öfkeyle şöyle seslendi: 
22*-Ey kötülükte zalimlere galip kişiler! Ülkeyi kötülükle yönetiyorunuz. Bana bile ki bağışlayıcınızım! Ülkeye yararı olmayan şeyler düşünüp, egemenliği ve yaşamı almaya çalışıyorsunuz.
23*Bunlar ülkemizin surlarında doğrulukla duruyordu. Her birini kendi evlerinden çıkarıp usülsüzce buraya kim topladı? 
24*Bunlar eskiden beri büyük çoğunlukla, bize olan iyilikte tüm milletleri geçtiler ve birçok kez insandan olan kötü sıkıntılara düştüler. Bu olmayacak siyasetlere, bunları kim uğrattı?
25*Çözün bu haksız yere olan bağları, çözün ve onları kendi evlerine esenlikle gönderin! Hem önceden olan şeyler için dilek dileyin. ‘O’ Her şeye gücü yeten göğün diri Allah’ının oğullarını salın ki, bizden öncekilerin çağlarından bu ana dek işimize sıkıntısız durumu bağışlar.
26*Kral bunları söylerken ve onlar da çabucak çözülmüşken; ölümden kurtuldukları için kutsal kurtarıcılarını överek bereket diliyorlardı.
27*Ondan sonra kral şehire dönüp masraf vergisi memurunu çağırdı. Ona, Yahudilere yedi güne dek şaraplar ve diğer sohbet meclisine uygun şeylerden verilmesini buyurdu. Bu buyrukla ‘yok oluyoruz!’ dedikleri yerde, bü­yük sevinçle kurtuluş gününün şölenini yapsınlar.
28*O zaman önceden utançla ölüme yakın olan o kişiler -belki artık ölüme girmişlerdi- acı ve yaslı ölümün yerine şifalı sohbet meclisini kurup, kendilerine mezar olacak olan o yeri, sevinçle doldurup sohbet şölenine döndürdüler.
29*Ağlayışlı ağıtları bitirip, atalarının ilahileriyle ‘Şaşkınlık yaratan kurtuluş Allah’ına şükrettiler ve her türlü ağlayışla sızlayışı bırakıp esenlikli sevinç gösterileri yapıp dans ettiler.
30*Kral da bu şeyler için onlara büyük şölenler yaptı. Kendine gelen bu kurtuluş olayı için
durmadan göğe bakıp, böylece yüce Allah’ı onurlandırıp  şükretti.
31*Bundan önce onları, sevinçle ölüme ve kuşlara yem için kayda geçiren atanmış kişiler; yüreğindeki utanca bakıp o yakıcı cesaretlerinin onursuzca söndüğünü görünce, inim inim inlediler.
32*Şimdi dediğimiz gibi Yahudiler; danslarla şölenler tertip edip, sevinç tebrikleri ve şar­kılarla vakit geçirdiler. 
33*Bu konuyla ilgili toplum için töre koyup, tüm bölgede soylarına belirtilen günleri sevinçle kutlamalarını uygun gördüler. Bunu yemek ve içmek için değil; ancak yüce Allah’tan kurtuluş verildiği için (yaptılar).
34*Ondan sonra kralın yanına gidip vatanlarına geri gönderilmeleri için yalvardılar. 
35*Onların geri kalan kaydı Paşon ayının yirmi beşinci gününden Epif ayının beşinci gününe kadar oldu. Onların öldürülmeye çalışılması ise Epif ayının beşinci gününden yedinci gününe dek; yani üç günün içinde buyrulmuştu ki, ‘Her Şeyin Egemeni’ onlarda kendi yüce merhametini göstersin ve tümünü birden esenlikle  kurtarsın.
36*Onların kraldan tüm gereksinimleri kar­şılandı ve ta on dör­düncü güne dek  şölenler düzenlediler. O gün özgürce bırakılmaları için gittiler. Kral da onları överek, tüm şehir yöneticilerine onlar için alta yazılan mektubu bu şekilde yazdı:

   Yedinci Bâb
1*“Ptolemi Filopator adlı kral, Mısır ülkesinde olan valilere ve tüm yöneticilere iyilik dileyerek selam ediyor! Biz de çocuklarımız ile iyiyiz.
2*Büyük Allah işlerimizi dilediğimiz gibi yaparken; bazı kötü ahlaklı dostlarımız üstü­müze ısrarla geldiler ve ülkemizin halkı olan Yahudileri bir yere toplayıp, başkaldırıcılar gibi onlara siyaset gütmemizi istediler.
3*Bunu bahane edip onların tüm ulusuna yaptığı düşmanlık için, bu iş tamamlanmayınca işlerimiz iyi olmaz.
4*Onları esirler ve hainler gibi bağlayıp ‘dünyadan ilişkisini keserek’ buraya getirdik. Hiç bir araştırmada bulunmadan İskitler denilen halkın geleneklerinden daha çok şiddetle kötülük yapıp yok etmeye çalıştılar.
5*Bu yüzden biz bunlara iyice azarlayıp tüm milletlere yaptığımız adalete göre onlara güç ile yaşam bağışladık. Göğün Allah’ının, babalar oğullarına yaptığı gibi Yahudileri koruduğunu araştırıp bildik. Onların bize ve bizden öncekilere değişmez sevgi ve iyiliğini düşündükten sonra, onları adaletle her cinayetten, ne şekilde olduysa aklarız.
6*Ve nerede olursa olsun herkesin kendi işine dönmesini buyururuz. Onları hiç kimse yadırgamasın ve onların başına gelen bu şeyleri onların yüzüne vurmasın.
7*Eğer biz onlara edepsizce bir kötülüğe gayret edersek veya onlara bir şekilde tasa yaparsak, bizden insan değil; ama tüm güçlerin kralı yüce Allah -her şeyde bu yaptı­ğımız işler için- kesintisiz kaçınılmaz öcünü alacağını bilin. Esenlikle kalın!” 
8*Ama Yahudiler bu mektubu aldıktan sonra çabuk gitmeye uymadılar. İlla bundan başka Yahudilerin milletinden her kim kendi isteğiyle kutsal Allah’ı ve ‘O’nun dinini bırakırsa; hak ettiği cezasını çekmesini kraldan istediler.
9*Delil gösterilerek, her kim kendi boğazı için Allah’ın buyruğunu bırakırsa; kralın buyruklarında hiç dürüst olmayacaktır.
10*O da: ‘Gerçektir!’ diye onları gözetip yar­gıladı. Kralın buyruğu gereği Allah’ın di­nini bırakanları, korkmadan ülkenin her yerinde pratik bir şekilde yok etsinler.’’
11*Bu kez onların imamları ve tüm cemiyet bile, krala gerektiği şekilde iyilik diledi ve ‘Haleluyah!’ diye çağırıp sevinçle gittiler.
12*Kendi milletinden yolda karşılaştıkları her dinden çıkanı cezaları için, dünyaya ibret olsun diye öldürüyorlardı.
13*O gün üç yüz kişiden daha çok öldürdüler. O dinsizleri katlettikten sonra sevinçle şenlik yapıyorlardı.
14*Yüce Allah’a ölüme dek bağlı kalanlar, kurtularak ödülü hak ettiler ve şehirden yola koyuldular. Her türlü kokulu çiçeklerle taçlanarak, sevinçle ilahiler söylüyor ve güzel seslerle atalarının ilahı, İsrail’in kutsal kurtarıcısını anarak hamdediyorlardı. 
15*Yerin konusu için ‘Rodofelo’(Gül hamalı) dedikleri Ptoloma’ya geldikleri zaman, nerde olurlarsa onların alayları bir kararda onları bekliyordu.
16*Orada kurtuluş şölenini kutladılar. Kral onların herbirine kendi evlerine dönmek için gerekli şeyleri vermişti.
17*Orada şunu yasal olarak düzenlediler: Evlerine esenlikle dönenler, o günleri tüm yaşamları boyu sevinçle kutlasınlar.
18*Onları bereketledikten ve şölen yerinde bir sütun diktikten sonra bir adak kararlaştırdılar. Esenlik ve sevinçle; karadan, denizden ve nehirden evlerine gittiler. Kralın buyruğuyla korundukları için, düşmanları onları eskisinden daha çok güçlü görüp korkmuştu.
19*Hiç kimse kendi mülkünden kovulmadı. Herkes yazıldığı gibi kendinin olanı aldı. Şöyle ki bir kimsede başkasının bir şeyi varsa onları büyük korkuyla geri veriyordu. Çünkü yüce Allah onların kurtuluşu için büyük işleri tamamlıyordu.
20*İsrail’in kurtarıcısı sonsuza dek yücelensin. Amin.

 

Kitâb-ı Şem?on ya?nî Makâbbî sâlis tamâm oldu

mim (1664).

 

“Finitu’ogus totu
A.D. 27/17 Dezembre 1664”

(İ.S. 27/17 Aralık 1664’te bitti.)

 
 
alt_banner