Hakikat ust_banner

sol_blok

Ana sayfa
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<< Tamamını Oku >>

Apokrif Kitaplar

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz."

(Âl-i İmran S., 64)

Allah Resulü Neyi Hoşgörmez / Affetmezdi

Fatıma-i Mahzume hırsızlık yapmış ve Allah Resulü, eli­nin kesilmesine karar vermişti. Fatıma , Kureyş Kabi­le­sin­den soylu bir kadın olduğu için elinin kesilmesine razı ol­ma­yan bazıları, Peygamber Efendimizin çok sevdiği Üsame (r.a)'yi aracı yaparak affedilmesini istemişlerdi. Allah Resu­lü, kendi kabilesi için de olsa adaletten ayrılmadı. Hemen bir hutbe irad ederek şöyle seslendi:

"Ey insanlar! G eçmiş milletlerin ne yüzden yollarını sapıtıp (helak olduklarını) biliyor musunuz? Onlar, asilzadeleri(soylula­rı) birşey çalarsa, onu bırakırlar; zayıfları çalarsa, onu cezalan­dı­rır­lardı. Allah'a yemin ederim ki; kızım Fatıma da hırsızlık yapmış olsaydı, muhakkak onun elini keserdim!" (Buhari, Müslim)

Demek ki; hoşgörü(müsamaha); dini esaslardan, adaletten fedakarlık anlamına asla gelmez. Bir toplumda hırsıza, caniye, zaniye, rüşvetçiye, zalime müsamaha gösterilirse; o top­lumda huzur ve barıştan bahsedilemez. Hele, Allah Re­su­lü'nün işaret buyurdukları gibi; makam-mansıb, şöhret ve zenginlik sahibi olanlar aynı suçu işlediği zaman dokunulmaz; zayıf ve güçsüz olanlar suç işlediklerinde cezalan­dı­rı­lırsa, artık o toplum yaşanmaz bir karmaşaya ve helaka sürüklenir.
 
alt_banner