Hakikat ust_banner

sol_blok

Ana sayfa
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<< Tamamını Oku >>

Apokrif Kitaplar

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz."

(Âl-i İmran S., 64)

RAMAZAN ŞUURU

Sonbahar yağmurlarının yeryüzünü tertemiz yıkama­sı... Ve yeryüzünün, güneşin hararetiyle yanıp kavrulması...

Evet, bunlar size neyi hatırlatıyor?..

Gönül yüzünüzü yıkayacak rahmet yağmurlarını, gü­nah­larınızı yakıp yok edecek o rahmet güneşini hatırlamadınız mı?..

Hatırlamak da ne demek? Siz bunları bizzat yaşıyorsu­nuz...Sağanak sağanak yağan rahmet yağmurlarıyla temiz­leniyor ve nezih varlığınızı terkeden kirleri rahmet güneşi altında yakıp-yok ediyorsunuz...Yani siz, mevsimine eriş­ti­ği­nizde Ramazan'ı yaşıyorsunuz!..

"Onbir ayın sultanı" demişler...

Allah'ın Resulü; "Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azad" demiş; boşuna değil...

Insanlar arasında peygamberler, beldeler arasında Ha­rem-i Şerif ne ise aylar arasında Ramazan da odur.

Ramazan ayını "sultan" yapan, onu kutsal kılan en bü­yük özelliği elbette bilmek gerekir...Bırakalım Kur'an'ın ken­­disi söylesin: " Ramazan, öyle bir aydır ki; bu ayda Kur'­an, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu aya erişen oruç tutsun ..." (el-Bakara, 185)

Insanlığın tek hidayet kaynağı, hakkı batıldan ayırıcı tek belge olan Kur'an-ı Azimüşsan, bu ayda nâzil olmaya baş­la­mıştır. Ve bu aya erişen her mükellef, oruç tutmalıdır. Çün­kü Kur'an'ı, kendi nefsine ve hayata hakim kılmanın yolu oruçtan geçiyor.

Oruç öyle mühim bir farîzadır ki, hiçbir ümmet ondan muaf tutulmamıştır. Ayet-i kerimede şöyle beyan ediliyor: " Ey iman edenler, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki takvaya ulaşırsınız ." (el-Bakara, 183)

Oruç, ümmeti takvaya eriştiriyor. Öyleyse, "takva" ne de­mek­tir? Oruç bu işi nasıl başarıyor?..

Takva; 'sakınmak, korunmak' gibi manalara geliyor.

Oruç, güçlü bir irade eğitimi sayesinde ferdi ve toplumu kötülük ve günahlara düşmekten koruyor, Allah'a yaklaş­tı­rıyor. Insan, nefsinin şerrinden; cemiyet de, insanın şerrinden emin olursa; işte, özlenen toplum böylece oluşturulmuş oluyor. Oruç ve Ramazan şuuru, Allah'ın razı olduğu ce­miyeti oluşturmaya ve korumaya yetiyor.

Oruçlu, Allah'ın emrine uyarak şehvetlerini terk ediyor; Allah'ın her an kendisini murakabe ettiği inancı içinde sab­retmeyi öğreniyor. Ve bu durum; kulda, bütün hayatını ku­şa­tan bir meleke halini alıyor. Artık böyle insanlar ve onlardan müteşekkil toplumlar; hile ve kötülük, adaletsizlik, hak­­­­­ka te­cavüz, zulüm ve işkence...kavramlarına ne kadar da ya­bancıdırlar!

Kötülüklerin; içki, kumar, fuhuş, faiz, dolandırıcılık, hır­sızlık, gıybet, iftira, yalan, zulüm ve işkencelerin Islam âle­mini de kasıp kavurması; 'Ramazan şuuru' yoksunluğunun davet ettiği belalar değil midir? Kutsal açlığı, kutsal çileye dö­nüştüremeyişin getirdiği musibetler değil midir?..

Mücahede olmadan, gerçek mücadele yapılamaz. Nef­siy­le mücahede savaşını kaybetmiş insanların, zahir düşmana kar­şı Allah yolunda savaşmaları ve galip gelmeleri müm­kün değil­dir...

Büyük müfessir ve muazzez şehit Seyyid Kutub 'un dediği gibi; "Allah'ın nizamını yeryüzüne hakim kılmak ve beşeriyete ku­mandan olup insanlar üzerine şehadet etmek için; 'Allah yolunda cihad' emrinin farz kılındığı ümmete, orucun da farz kılınması gayet tabii idi." Allah'ın nizamını kendi nefsine hakim kılamayan, nefsine kumandan olamayan, o yüce nizamı yer­yü­züne nasıl hakim kılabilir?..Insanlığa nasıl kumandan olabilir?..

Herşeyden evvel, ruhun cesede hakim olması gerekir. Bunun için de oruç, etkin bir formüldür. Alman profesör Cehardet , iradenin takviyesi konusunda yazdığı kitabında orucu tavsiye ederek;

"Insanın, maddi meyillerinin esiri olmaması, nefsinin dizginlerine malik bir hayat yaşaması için, ruhun cesede hakimiyetini temin edecek en tesirli yol oruçtur," diyor. Yani oruç; 'büyük cihad' ı başarabilmek için elzem bir eğitimdir.

"Oruç; mü'minlere Allah için iş yapma, menfaat beklemeksizin meşakkat ve mahrumiyetlere göğüs germe ve inanılan mukaddes değerleri hakim güç kılma uğrunda mücadele eğitimi yaptıran bir ibadettir.

Oruç; nefsi arzuları söndürüp, behimi gücü zayıflattığı, ruhu kuvvetlendirip kemal yollarını açtığı ve ibadetler içinde samimi bir gönülle yapılmaya müsait olan olduğu için, mü'mini Allah sevgisi­ne erdiren ve melekleştiren bir ibadet" tir. (Bkz.: A. R. Demircan, Is­lam Ni­za­mı, c.1)

Ramazan Bayramı ise, nefsiyle savaşı kazananların zafer şenliğinden başka birşey değildir...

Ramazan ve Oruç; zengin-fakir, kadın-erkek, genç-ihtiyar her mü'mine aynı duyguları yaşatan kutsal bir mekteptir ki; o mektepte kazanılan terbiye, mü'minlerin bütün za­man ve hayatını kuşatmalıdır.

Ve Oruç, materyalizme ve ateizme vurulan etkin bir dar­bedir. Çünkü Oruç, fert ve toplumu, maddeye esaretten ve nefsi arzularını ilah edinmekten kurtarıyor. Merhamet duy­gularını kamçılayarak, Allah için yardımlaşma ve infak has­le­tiyle Allah'a kulluk şuurunu artırıyor.

Oruç, sadece manevi ve sosyal bakımdan mı faydalıdır? Çağ­daş Tıp Bilimi; "Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız," ha­di­si­nin ilmi hikmetlerini deşifre edercesine hayreti mucip keşiflerle mü'minlerin imanını kamçılıyor... Prof. Dr. Paul Trüb , Tıp Dünyasına arzettiği bir raporunda; "Oruç, kan­sere karşı bir çeşit kalkan rolünü oynamakta, kanser hücrelerinin ço­ğalmasını önlemektedir," diyor.

Yine Tıp Dünyasından öğreniyoruz ki; Oruç tutan bün­ye, adeta bir revizyona giriyor; Oruç, iç organları saran yağı eritiyor; hücrelerin metabolizmasında büyük değişiklikler oluyor; vücudun zindeliği ve mukavemeti artıyor; böbrek, ka­raciğer, şeker ve kalp hastalıklarına karşı bünyeye direnme gücü veriyor.

Bunun içindir ki, dünyanın birçok bölgesinde oruçla te­davi yapılan hastaneler dahi açılmıştır. Dr. Henry Lah­man '­ın, Saksonya 'nın Dresden şehrindeki hastanesi bunlardan sa­dece birisidir.

Fazla söze ne hacet; Allah(c.c.) kullarına faydasız olanı hiç emreder mi?! Öyleyse, her ibadet gibi Oruç da sadece Allah rızası için tutulmalıdır. Ramazan, Allah için yaşanmalıdır. Çünkü, Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; "Allah, yaptığı işi, 'ibadet ediyorum' şuuruyla sağlam ve güzel ya­pan kullarını sever."
 
alt_banner