Hakikat ust_banner

sol_blok

Ana sayfa
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<< Tamamını Oku >>

Apokrif Kitaplar

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz."

(Âl-i İmran S., 64)

Sarhoşlara dahi Hoşgörülüydü...

Hoşgörü; bir insanın güzel/müsbet yanlarını öne çıkarmak ve ondan hareketle o insanda güzelliğin ve iyiliğin ha­kim olmasını sağlama yöntemidir. Allah Resulü, kusur aramak, çirkin olanı teşhir etmek yerine hep güzeli yakalamak ta­raftarıydı. O'nun bu tavrı, insan dışındaki varlıklar için de geçerliydi:

1 Ashabdan bazılarıyla giderlerken, yol kenarında bir köpek leşine rastladılar. Ashabın, yüzünü ekşitmeleri, tik­sinmeleri ve; "ne kadar kötü!" demelerine karşılık Allah Re­sulü, tebessümle; "dişleri ne kadar güzel!" buyurdu.

Bir cîfede dahi güzellik arayan Rahmet Peygamberi'nin insanlara yaklaşımı nasıl olabilirdi?..Bir örnekle anlamaya çalışalım:

1 Buhari'nin naklettiği bir hadise göre; "Hz.Peygamber zamanında Abdullah b. Nuayman isminde birisi vardı. Bu adam, halk arasında ‘himar(eşek)' diye anılırdı. Çünkü çok içki içer, hemen hemen daima sarhoş dolaşırdı. Ancak bu adam, hoş sohbet biri olduğundan Peygamber Efendimiz onu çok sever, hatta zaman zaman onu aratır, onunla sohbet ederdi. Içtiği zamanlar, yakalanıp huzura getirildiğinde de hadd-i şirb(içki cezası) uygulatırdı.

Yine birgün Abdullah, sarhoş bir halde Allah Resu­lü'­nün huzuruna çıkarılmış ve cezalandırılmıştı. Orada bulunanlardan Hz.Ömer , Abdullah'a lanet okuyup; "Bu adam ne kadar da içiyor; şunun boynunu vuralım daya iyi!" diye celallendi. Bunu duyan Allah Resulü, Hz.Ömer'i azarlayarak şöyle buyurdu:

- "O'na lanet okuma ey Ömer! Allah'a yemin ederim ki; onun hakkında kesin olarak bildiğim bir şey varsa, o da Allah ve Resu­lü'­nü çok sevdiğidir." (Tecrid-i Sarih Tercümesi, c.12, Hds.2086)

1 "Buhari şârihi Kirmâni , Abdullah 'ın garip bir hareketini şöyle bildiriyor: Abdullah, bir keresinde; veresiye bir tulum yağ, bir tulum da bal alarak Resulullah'a hediye getirmişti. Bir süre sonra satıcı, malların bedelini istemiş, Abdullah da ödemeyi yapamadığından, satıcıyı alıp doğruca Hz.Peygamber'in huzuruna getirmiş ve aynen şöyle demişti:

- Ey Allah'ın Resulü; adamın parasını öde!..

Allah Resulü, bu durumdan çok hoşlanmış ve uzun süre tebessüm ederek malların tutarını ödemişti. Resuller Sul­tanı'nın tanıklığıyla vicdanı Allah ve Resulüllah aşkıyla dolu olan Abdullah'ın, Peygamber'i güldüren davranışları hep böyle latif idi." (Tecrid Tercümesi, c.12, s.253-254)

Evet, bir sarhoşun da, Allah ve Resulü'nü sevme hakkı var­dı. Abdullah b. Nuayman'ın sarhoş olması ve her defa­sında dayak yemesi, sevgisine mani olamamıştı. O, hata­sı­nın, saplandığı kötü alışkanlığın farkındaydı. Cezalan­dı­rıl­sa da, toplum ona 'himar' diye hakaret etse de, onun Allah'a ve Resulü'ne sevgisi zerre kadar azalmıyor; bilakis artıyordu. Parası olmadığı halde, kendinin ödeyemeyeceğini bile bile borçlanarak Allah Resulü'ne hediye götürüyor, O'nun sevgisini kazanmak istiyordu. Rahmet ve Şefkat Peygam­be­ri, bu ulvi sevginin farkındaydı ve ona hoşgörüyle muamele edi­yordu. Çünkü; Allah'ı ve Resulü'nü kim ger­çekten sev­miş ise, önünde sonunda kurtuluşu hak edecekti...

Insanların kusurlarını görmek, hatalarını sayıp-dökmek ko­laydır; zor ve makbul olan, onlara kurtuluşa sevk edecek yumuşak yaklaşımı göstermektir. Bakınız, Cenab-ı Hak, sev­gili peygamberini, yumuşak davranışlarından dolayı nasıl övü­yor ve yol gösteriyor:

" Allah'ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak (hoşgörülü) davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çev­­renden dağılır giderlerdi. Öyleyse, onlar(ın kusurla­rın)­dan geç; onlar için mağfiret dile ." (Âl-i Imran, 159)
 
alt_banner